close

Enter

Log in using OpenID

Mısır - NUD - Mısır Şurubu

embedDownload
Ekim-Kasım-Aralık 2014
Sayı 1
ISSN: 2148-807X
Azteklerin hediyesi,
Sarı Maden:
Mısır
Dosya
Röportaj
Tarımsal Üretimde
Bursa Pastacılar Odası Başkanı
Verimlilik Artacak
Necip Daş
Beslenme
ve Sağlık
Tarladaki Ecza Deposu
içindekiler
4
10
Ekonomi
Dünya mısır durumu
Haberler
12
Kapak
“Azteklerin Hediyesi Sarı Maden: Mısır”
Bilimsel
Tarımsal teknoloji
16
22
Dosya
Bakan Eker: “ Tarımsal
Üretimde Verimlilik
Artacak”
26
Beslenme ve sağlık
Tarladaki ecza deposu
Tarım ve
hayvancılık
Mısır yetiştiriciliği
30
Röportaj
18
Bursa Pastacılar Tatlıcılar
Süt ve Süt Ürünleri
Şekerciler Odası Başkanı
Necip Daş
Yayının Adı
: Koçan Dergisi
Yazı İşleri
: Kıvanç Yarangümeli, Mehmet Ali Çıtak
İmtiyaz Sahibi
: Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği Adına Rint Akyüz
Grafik Tasarım
: Figen Kocaman
S. Yazı İşleri Müdürü
: Murat Tarakçıoğlu
Baskı
: Elma Teknik Basım, Matbaacılık Çatal Sokak No:11/A
İdare Merkezi
: Kısıklı Cad. Tekin Ak İş Merk. No:3/7 K:2 Üsküdar İstanbul
İçerik ve Tasarım
0 216 651 86 81
: Comart Kurumsal İletişim Hizmetleri Ltd. Şti.
Yayının Türü
Maltepe - ANKARA
Tel: 0312 229 92 65 Fax: 0312 231 67 06
: Yaygın, Süreli
Yayın Tarihi: Eylül 2014
Rint Akyüz
Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Hayatın her
alanında
S
abah dişlerimizi fırçalarken kullandığımız diş macunundan, gece
yatmadan önce okuduğumuz kitaba
kadar hayatımızın her alanında önemli
bir rol oynuyor mısır. Günlük hayatımıza derin bir etkisi var ve biz bu etkiyi
apaçık göremesek de artık o olmadan
hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı
kesin.
Kompozisyonunda taşıdığı besin maddeleri nedeniyle, öncelikle temsil
ettiğimiz nişasta ve glikoz üreticilerinin, yanı sıra bitkisel yağ sanayi ile son
yılların çevre kirliliği ile mücadele araçlarından biri haline gelen biyoyakıt
üretiminin de ham maddesi oldu.
Mısırdan elde edilen yüzlerce ürüne
baktığımızda; bundan sonra mısıra sadece bir tahıl gözüyle değil, güçlü bir
endüstri bitkisi gözüyle bakmamız gerektiği ortada.
Önceleri sadece insan ve hayvan beslenmesi için düşünülüyordu mısır
taneleri. Bugün de halen tüm dünyada
üretilen mısırın büyük kısmı yem sanayisinde kullanılmaktadır. Ancak mısır,
kendisine yüksek oranda katma değer
kazandıran sanayimizin de yegane ham
maddesidir. Sanayimiz ise ülkemizde
faaliyete başladığı 1935 yılından günümüze kadar önemli bir yol kat ederek,
başta gıda endüstrisi olmak üzere pek
çok endüstri dalı için vazgeçilmez bir
konuma geldi.
Sağladığımız istihdam, ülke ekonomisine katkımız ve üretim hacmimiz ile her
geçen gün büyüyor, hizmet verdiğimiz
onlarca sanayi kolunun da büyümesinde önemli rol üstleniyoruz.
Sektörel iş birliğini ve paylaşımı geliştirmek amacı ile 1995
yılında kurduğumuz Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD), yarım
milyar dolara yaklaşan bir yatırımla,
halen yürürlükteki 4634 sayılı Şeker
Kanunu kapsamında üretim yapan 5
nişasta üreticisi kuruluşun temsilcisi
olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yerli mısır üreticimize pazar yaratmanın
yanı sıra yüksek kalitede üretim yapılması hedefi ile hareket ediyoruz.
sırdan elde edilen ürünlerle ilişkili tüm
konularda eğitim kurumları, araştırmacılar ve tarım sektöründe yer alan tüm
paydaşlarımız için nitelikli bilgi kaynağı
olmayı hedefliyoruz.
İlk sayısını elinizde tuttuğunuz KOÇAN,
bu hedef doğrultusunda hayata geçirdiğimiz bir iletişim platformu olmayı
hedefliyor. Dergiyi hazırlarken ilkemiz,
tarım, gıda, ekonomi, biyoteknoloji ve
çevre gibi disiplinlerarası bakış açılarını özendiren bir tutum izlemek oldu.
Böylece, çiftçisinden tüketicisine kadar günümüzde varolan ya da ileride
önümüze çıkabilecek çeşitli sorunlara
dar açıdan bakma yanlışlığından kurtulabileceğimizi düşündük. Gerçekten
de bu dar bakış açısının yaşadığımız
kimi olayları ve krizleri analiz etmemizi güçleştirdiği, hatta bazen çözüm
üretmemizi geciktirip, engellediği
kanısındayız. Biz, okurlarımız ve paydaşlarımızla; objektif, bilimsel ve
bütüncül bir yaklaşımı paylaşmak
arzusundayız; hemen herkesin de özlediğini düşündüğümüz bu yaklaşımı
KOÇAN ile yakalamayı ümit ediyoruz.
Bunu gerçekleştirmek için, mısır ve mı-
3
www.nud.org.tr
Fruktoz kardiyovasküler hastalık
belirteçlerini etkilemiyor
Bakan Eker: “Kasım
ayında Afrika-Türkiye
Zirvesi planlıyoruz”
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı
Mehdi Eker, Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da gerçekleştirilen 23.
Afrika Birliği Zirvesine katıldı. Zirvede konuşan Bakan Eker, Kasım ayında
Türkiye’de Afrika-Türkiye Zirvesi düzenlenmesinin planlandığını söyledi.
Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da
“Tarım ve Gıda Güvenliği” temasıyla düzenlenen 23. Afrika Birliği
Zirvesi’nde konuşan Bakan Eker, “Kasım ayında Afrika - Türkiye Zirvesi
düzenlemek istiyoruz, gelişimin bir
amacı da bu” dedi.
Güçlü ekonomisi bulunan Türkiye’nin
Afrika ülkeleri ile planlı işbirliği yapabilecek oturmuş bir sanayiye sahip
olduğuna dikkati çeken Bakan Eker,
“Gıda güvenliği ve gıda ürünlerinin geliştirilmesi için projelerimiz var ancak
bu projelerin temalarını belirlemek
için önce Afrikalı ortaklarımızla görüş
alışverişinde bulunmak istiyoruz” diye
konuştu. Bakan Eker, “Başka ülkelerle
yarışmak için burada değiliz. Amacımız
birçok alanda Afrikalılara yardım etmek” ifadelerini kullandı.
4
Atherosclerosis dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre,
fruktozun kendisi, kardiyovasküler
hastalıkların yeni bir işareti olduğu
düşünülen trigliserit miktarına etki
etmiyor.
Kanada St. Michael’s Hastanesi Klinik Beslenme ve Risk
Faktörü Modifikasyon Merkezi’nden
araştırmacılar fruktoz tüketiminin
kanda yer alan ve trigliserit adı verilen yağlar üzerinde etkisini konu
alan bilimsel araştırmaları kapsayan
bir meta-analiz çalışması yürüttü.
Yemek sonrasında kandaki trigliserit
oranlarının ölçülmesi, halen yaygın
şekilde kullanılan kan şekeri ölçümünden sonra kardiyovasküler hastalık
risklerini belirlemek için kullanılmaya
başlayan yeni bir yöntem.
9. Uluslararası Çin Nişasta Fuarı
Nişasta ve nişasta ürünlerine yönelik en büyük fuarlardan Çin Nişasta
Fuarı 2014, Şangay’da düzenlendi.
Asya’daki en büyük nişasta sektörü etkinliği olan Çin Nişasta Fuarı,
26-28 Haziran 2014 tarihleri arasında Şangay New International Expo
Center’da gerçekleştildi.
Nişasta, nişasta bazlı şekerler, endüstriyel kullanım alanları gibi farklı
konuları içeren fuar, katılımcı ve ziyaretçileri ile tüm nişasta sektöründeki
ticari zincire ev sahipliği yaptı.
Dokuz yıldır başarıyla düzenlenen fuarın sonuncusu, aralarında Türkiye’nin
bulunduğu 30’dan fazla ülkeden sektör uzmanlarına ev sahipliği yaparak
sektörün barometresi haline geldi.
Nişasta Fuarı 2014, 10 bin metrekare
alanda kuruldu ve 200’den fazla firmayı ağırladı. Fuar ziyaretçi olarak 66
ülke ve bölgeden 45 binden fazla profesyoneli aynı çatı altında buluşturdu.
Ziyaretçiler nişasta üretimi, işlenmesi,
yenilikçi ürünler, son teknoloji teknikler ile artan tüketim ihtiyacının
karşılanması konularında tanıtımlara
katıldılar.
haberler
Küresel nişasta talebi artacak
Her ne kadar sağlık profesyonelleri bu metot
konusunda henüz hemfikir
olmasalar da araştırmanın
başındaki Dr. John Sievenpiper elde edilen
kanıtlardan oldukça emin.
Fruktozun da vücudu glukoz, bal, şeker, nişasta ve
diğer karbonhidrat kaynakları gibi
sadece kalori yönünden etkilediği yönünde kanıtların biriktiğini söyleyen
Dr. Sievenpiper, metabolizmada gözlenen değişikliklerin de sadece ekstra
kaloriden kaynaklandığını belirtiyor.
Yağ yerine mısır lifi
Biocatalysis
and
Agricultural
Biotechnology’de yayınlanan son çalışmaya göre hamur işi tariflerinde yer
alan unun beşte birinin mısır kepeği ile
değiştirilmesi, kullanılan yağ miktarını
ve kaloriyi azaltmayı sağlıyor. Ayrıca lif
içeriğini de artıran bu ikame kalite faktörlerini de etkilemiyor.
Uluslararası pazar araştırma şirketi
Global Industry Analysts’in raporuna
göre küresel nişasta tüketimi 2018 yılında 133,5 milyon tona ulaşacak. Bu
artışı sağlayan en önemli faktör, nişastanın gıda ve gıda dışı sektörlerdeki
sayısız uygulama alanı olacak.
“Nişasta: Küresel İş Raporu” adını
taşıyan çalışmaya göre ekonominin
iyileşmesi, kişi başına düşen tüketimin
artması ve gelişmekte olan ülkelerde
nişasta ürünlerine olan talebin yükselmesi sektör için parlak bir geleceğe
işaret ediyor.
Yüzde 20 oranında mısır kepeği ile yapılmış 20 cm çapında 6 dilimlik iki katlı
bir pastanın bir dilimi yaklaşık 5 gram
lif içeriyor. Sadece beyaz unla yapılmış
kekte bu miktar 1 gram.
Nişasta ve ürünleri günümüzde gıda ve
içecekten kozmetik ve ilaç endüstrisine
kadar birçok alanda kullanılmakta. Halen dünya çapında en büyük kullanım
alanı ise gıda sektörü. Bunun büyük
bölümünü tatlandırıcı uygulamaları
oluşturuyor.
Araştırmacılar bu yöntemle tarifte yer
alan yağın sadece dörtte birini kullanarak daha yumuşak, daha süngersi,
daha uzun süre nemini kaybetmeyen
kekler üretebildiklerini açıkladılar.
Food Product Design sitesinin haberine göre yaşam standartlarının
yükselmesi nişasta ve bağlı ürünlerinin
gıda dışı sektörlerde kullanımını artıracak, ancak yine de gıda sektörü küresel
nişasta pazarının ayakta kalmasını sağlayan sektör olmaya devam edecek.
Biyoteknoloji alanında yaşanan gelişmeler ve yenilikler ve gıdalarda doğal
bileşenlerin kullanımını destekleyen
politikalar da gıda sektörünün nişastaya olan talebini körükleyecek gibi
duruyor.
Sıvı ve modifiye nişastanın giderek
artan tüketimi, pazarın durgunluktan
sonra yeniden büyümeye başlamasının bir numaralı etkeni olacak.
Ekonominin iyileşmesi ile işlenmiş ve
hazır gıda tüketiminin artması sonucu, bu gıdalarda yüksek miktarlarda
kullanılan modifiye nişasta 2018’e kadar %7’lik yıllık bileşik büyüme oranı
ile pazarın lokomotifi olacak. Etanol,
izoglikoz ve diğer şurup bazlı ürünlerin ham maddesi olan sıvı nişasta ise
en büyük payla pazardaki egemenliğini sürdürecek. Rapora göre dünyanın
en büyük nişasta tedarikçisi ABD. Bunu Çin takip etmekte. Son dönemde
küresel nişasta pazarındaki büyüme
özellikle Asya-Pasifik ülkerinde gelişmekte olan pazar tarafından sağlandı.
5
www.nud.org.tr
misirsekeri.com
soru işaretlerini gideriyor
Şeker, gıda ve içeceklerden lezzet almamızı
sağlayan temel unsur. Gıdalarda doğal olarak
bulunan ve tatlı tadı veren
glukoz, fruktoz ve sakaroz
benzeri maddeler, ‘şeker’
olarak adlandırılıyor.
Türkiye’de şeker pancarından ‘sakaroz - çay
şekeri’ ile mısırdan ‘fruktoz - glikoz karışımı mısır şekeri’ üretiliyor. Yanlış bilinenin
aksine sakaroz da kimyasal olarak yarı yarıya glikoz ve fruktozdan oluşuyor.
Mısır şurubu; gıda ve içeceklere lezzet, yapı ve tatlılık kazandıran çok yönlü bir bileşen. Şekerlemelerde viskozite sağlamak,
lezzeti geliştirmek, doku ve nem tutucu özellik kazandırmak,
tatlılık vermek ve renk kaybına direnci arttırmak amacıyla mısır şekeri kullanmak, şekerleme sanayi için bir zorunluluk.
Diğer birçok gıdada kullanımı da çok sayıda avantaj sağlayan
mısır şekerinin insan sağlığına etkileri bakımından da çay şekerinden farkı yok. Aynı yoğunlukta tatlılık sağlayan çay şekeri
ile mısır şekerinin 1 gramı vücuda 4 kilokalori enerji veriyor.
Üstelik her ikisi de vücut tarafından aynı şekilde metabolize
ediliyor, emiliminde farklılık olmuyor.
Mısır şekerine ilişkin bilinen bu gerçeklere rağmen çeşitli
iddialarla toplumda kafa karışıklığı yaratılıyor. Bilimsel gerçeklerle tüketiciler bilgilendirilerek, kafa karışıklığını gidermek
amacıyla NÜD’ün desteğiyle hazırlanan misirsekeri.com yayın
hayatına başladı.
Mısır şekeri konusunda oluşturulan kafa karışıklığına karşı bilimsel temelde gerçeklerin ortaya konulmasına yönelik site
sürekli güncelleniyor.
6
Lifi arttırmak, kalp hastalıkları
riskini düşürüyor
British Medical Journal’da yayınlanan son araştırmaya
göre, günde fazladan bir porsiyon tam tahıl ve daha fazla
sebze ve meyve tüketmek kalp damar rahatsızlıkları riskini düşürüyor.
İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nden araştırmacılar literatürde yer alan, sağlıklı toplumlar ve diyet lifi tüketimi
üzerine 1990 yılından itibaren yapılan birçok çalışmayı incelediler. Çalışmada altı elektronik veri tabanından ABD,
Avrupa, Japonya ve Avustralya bölgelerine dair verileri
alınarak, lif tüketimi değerlendirildi. Değerlendirmede
lifler çözünmeyen (tam tahıl, patates kabuğu gibi), çözünebilen (baklagiller, kuruyemişler, yulaf, arpa gibi) lifler,
tahıl, meyve, sebze ve diğer kaynaklardan gelen lifler şeklinde gruplara ayrıldı.
Yapılan analizler toplam, çözünmeyen, meyve kaynaklı ve
sebze kaynaklı lif tüketimindeki artışın kardiyovasküler ve
koroner kalp rahatsızlıkları ihtimalini azalttığını gösterdi.
Çözünebilen lifte kardiyovasküler rahatsızlık riski koroner
kalp rahatsızlığı riskine göre daha düşük olurken, tahıl
kaynaklı lifleri tüketenlerde ikincisinin riski daha düşük
olarak bulundu.
Tahıllar arasında mısır önemli bir lif kaynağı olarak öne
çıkıyor. Mısırın içerdiği çözünür ve çözünmez lifler mısıra
tok tutucu özelliğini veriyor. 150 gram mısırda ortalama
10 gramdan fazla faydalı lif olduğu biliniyor.
haberler
Yorgun kaslara şeker
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) yorgun kasların kendine
gelmesi için şekeri, enerji için B Vitaminini destekledi.
EFSA son sağlık bildirimi paketinde, spor sonrası kas fonksiyonlarının geri kazanılması için karbonhidratları, enerji için B
vitaminlerini desteklediği yönünde görüş bildirdi.
EFSA’nın Diyet Ürünler, Beslenme ve Alerjenler (NDA) Paneli, pantotenik asit (B5 vitamini) ve riboflavinin (B2 vitamini)
“normal enerji metabolizmasına” katkı sağladığını onayladı.
Bu bildirim, AB beslenme ve sağlık bildirimleri düzenlemesinin 14’üncü maddesi altında B vitaminlerinin “sinir sisteminin
normal işleyişine”, “normal ruhsal/psikolojik işleyişe”, “yorgunluğun ve bitkinliğin azaltılmasına” katkı sağladığı yönündeki
bildirimlerin yanında yerini aldı. NDA’nın onayladığı bir diğer
sağlık bildirimi glisemik karbonhidratlar ve yoğun egzersiz sonrasında normal kas fonksiyonlarının geri kazanılması arasındaki
bağlantı ile ilgili. 13.5 numaralı madde altında şu bilgiye yer
verildi: “Özellikle yoğun egzersizi takip eden ilk saatlerde
tüketilen glisemik karbonhidratların, iskelet kası glikojen
depolarını takviye ederek normal iskelet kas fonksiyonunun (kasılma) geri kazanılmasını sağladığı bilinmektedir.”
Yeni Mısır Hasat Tablası Teknolojileri
Amerikan tarım ekipmanları üreticisi DragoTec, yeni seri
mısır hasat tablaları ile zor koşullarda daha yüksek verim
sağlamayı hedefliyor.
DragoTec USA Satış Müdürü Tom Shafer yeni Kernel Capture
Technology (tane yakalama teknolojisi) sayesinde Drago Series II hasat makinalarının diğerlerinde olmayan bir özelliğe
sahip olduğunu söylüyor: Otomatik olarak aralık ayarı yapan
tablalar. Shafer bu yeniliğin, mısır verimini hektar başına 10
buşele kadar artırabileceğini belirtiyor.
Standart tablalarda aralık operatör tarafından sürekli kontrol
ediliyor. Aynı anda birçok başka iş yapan operatörün ayrıca
tahmini olarak tablaları ayarlaması zaman zaman hatalı kararlarla sonuçlanıyor. Shafer’e göre 3 milimetrelik bir ayar hatası
bile 4 buşele kadar mısırın tarlaya düşmesine neden olabiliyor.
Bunun yanında, standart hidrolik sistemlerde tablanın sadece
bir yanı hareket ediyor. Mısır sapının tam ortalanamamasına
yol açan bu durum, bitkinin kırılmasına ve düşmesine neden
olabiliyor.
Drago Series II hasat tablaları mısır sapına zarar vermeden
otomatik olarak mümkün olan en sıkı aralığı ayarlıyor. Her tablanın bağımsız olarak çalışması yine verimi artıran bir özellik.
Bunların yanında endüstri standardından 6 derece daha aşağıda olan toplama başlıkları yere yakın koçanların da hasadını
garantiliyor.
Oynar yapısı sayesinde kendisini temizleyen tablaları ile Drago
Series II mısır hasat makinaları, bu alanda da yeniliklerin bitmeyeceğinin bir göstergesi.
7
www.nud.org.tr
Mısır şekeri, Avrupa şeker pazarının %30’una hakim olacak
Agribenchmark adlı bağımsız
araştırma kuruluşunun raporuna göre mısır şekeri, Avrupa şeker
kotalarının kalkacağı 2017 yılından
sonra pazarın %30’luk bölümünde hakimiyet kurabilir.
Şu anda Avrupa şeker kotası sistemi
mısır şekeri (glukoz-fruktoz şurubu,
yüksek fruktozlu mısır şurubu) üretimini toplam şeker kotasının %5’i ile
sınırlıyor. ABD’de bu şeker çoğunlukla
mısırdan üretiliyor ve piyasanın yaklaşık %50’lik bölümünü
oluşturuyor.
Pancar şekeri ya da sakaroz kullanıcıları
için mısır şekeri büyük oranda tasarruf
sağlama potansiyeli içeriyor. Ayrıca bu
ürün üretim işlemleri sırasında daha
kolay kullanılabiliyor. Bu nedenle mısır
şekeri, özellikle sıvı şeker kullanan işletmeler için çok cazip bir ürün olarak
ortaya çıkıyor.
Rapora göre mısır şekeri ekonomik açıdan
oldukça rekabetçi bir
ürün. Ancak teknik nedenlerden dolayı pazarın %30’luk
bölümü mısır şekeri kullanmaya
geçebilir. Bu da pancar şekerinin
pazar payını bir süre daha koruyabileceği anlamına geliyor.
Raporda yer alan bir başka bilgiye göre, pancar şekeri üreticilerinin mısır
şekeri ile rekabet edebilmek için kar
marjlarını %40 oranında düşürmeleri
gerek. Ancak bu gereksinim iki şekerin
karşı karşıya geleceği %25-30’luk pazar
için geçerli. Mısır şekeri kullanımına
geçmeyecek kesimde marjların düşmesine gerek kalmayacak.
Tüketicilerin kafası içeceklerdeki şeker konusunda karışık
Nutrition Journal adlı bilimsel dergide yayınlanan bir araştırmaya göre
meşrubatlar, sütlü içecekler ve %100
meyve suları gibi içeceklerde hangi
şekerin ne miktarda bulunduğu konusunda tüketicilerin aklı karışmış
durumda.
Florida Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü online anket, 18 yaş ve
üzerindeki 3 bin 361 Amerikalı yetişkini içeriyor.
Sonuçlara göre tüketiciler içeceklerdeki şeker türleri konusunda ciddi
boyutta hatalı bilgiye sahip. Katılımcıların büyük bölümü “şekerli” terimini
8
dışarıdan eklenmiş şeker içeren içeceklerle ilişkilendiriyor. Ancak yaklaşık
%40’lık bir kesim %100 meyve sularını
şekerli olarak tanımlıyor. Bir kısım tüketici içeceklerde, özellikle de süt ve
%100 meyve suyunda bulunan şeker
türlerini hatalı biliyor. Genel olarak
içecek seçimleri toplam, dışardan
eklenmiş ve doğal şekerlerle ilgili endişelerle tutarlı şekilde
gidiyor. Ancak, dışarıdan eklenmiş şekerlerin ve şekerle
tatlandırılmış içeceklerin azaltılması önerilirken katılımcıların
%40’ından azı eklenmiş şekerleri
dikkat edilmesi gereken birinci husus olarak görüyor.
haberler
“Serbest ticaretin anahtarı tarım”
Amerikan Türk Konseyi (ATC), Türk
Amerikan İş Konseyi (TAİK) ve Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) işbirliği
ile düzenlenen ABD-Türkiye İlişkileri
33. Yıllık Konferansı, 1-4 Haziran 2014
tarihleri arasında Washington’da gerçekleştirildi. Bu yılki teması, “Değişen
Dünya İçin Kritik Ortaklık” olarak belirlenen konferans kapsamında 2-3
Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen
Tarım ve Gıda oturumlarında; “Şekerin Gelecek 10 Yılı” ve “Ticaret,
Yatırım ve Ortaklık” konulu paneller
yer aldı. Paneller, TAİK Gıda ve Tarım
Komitesi ve Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Başkanı Rint Akyüz ile
Amerikan-Türk Konseyi Tarım ve Gıda
Endüstrileri Komitesi Başkanı Joseph
Lukitsch’in başkanlığında gerçekleştirildi. AB ile Türkiye arasında bulunan
Gümrük Birliği Anlaşmasından dolayı, AB’nin 3. ülkelerle yaptığı serbest
ticaret anlaşmalarının dolaylı olarak
Türkiye’nin aleyhine çalıştığının altını
çizen NÜD Başkanı Rint Akyüz, şunları
söyledi:
“Bu çerçevede ABD ile AB arasında
imzalanması planlanan Transatlantik
Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmasının, Türkiye dahil 3. ülkeler için refah
seviyesini azaltıcı olacağı öngörülmektedir. Bu açmazdan çıkabilmek için
3 alternatifimiz var: AB giriş sürecinin olabildiğince çok hızlandırılması,
AB’ye girip söz konusu anlaşmanın etkilerinden kurtulmak ya da ABD ile
paralel olarak serbest ticaret anlaşmasını eşzamanlı olarak gerçekleştirmek.
Tüm bunlar olamadığı takdirde son
alternatif ise AB ile olan Gümrük
Birliği Anlaşması’nı, Serbest Ticaret
Anlaşması’na çevirmek.”
AB ile ABD arasındaki görüşmelerin
tarım konusunda kilitleneceğini de
vurgulayan Akyüz, tarımın, anlaşmanın
en zor tarafı olacağını ve bu nedenle
görüşmelerin uzayabileceğini de sözlerine ekledi.
“Karaciğer yağlanmasının nedeni şeker değil”
Gastroenterology dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, alkole bağlı
olmayan karaciğer yağlanmasının nedeni, eskiden sanıldığının aksine şeker
değil, yüksek kalori içeren beslenme.
Araştırmacılar bu sonuca, sağlıklı ancak merkezi yağlanma nedeniyle fazla
kilolu olan 32 erkek denek üzerinde
yapılan bir çalışmada ulaştılar. Çalışmada, iki çeşit şekerin (glukoz ve fruktoz)
yüksek oranda tüketiminin kiloyu sabit tutmaya yönelik (orta seviye kalori
içeren) ve kilo aldırmaya yönelik (yüksek
kalori içeren) beslenme şartlarında etkileri gözlendi. Toplam enerjinin %25’ini
karşılayacak şekilde glukoz ve fruktoz
alan iki grup denek, ilk iki hafta boyunca
izokalorik bir diyete, bunu takip eden altı
haftalık bir temizlenme sürecinden sonra
da iki haftalık hiperkalorik bir diyette tabi
tutuldular.
Araştırmanın yazarlarından, Nottingham Üniversitesi Tıp ve Sağlık Bilimleri
profesörü Ian A. Macdonald bulguları
değerlendirerek, alkole bağlı olmayan
karaciğer yağlanmasının önüne geçilmesi için düşük fruktoz ya da düşük glisemik
içerikli diyetler önermenin anlamlı olmadığını vurguladı. Macdonald bir hastaya
verilecek en iyi tavsiyenin, diyet ve egzersizle sağlıklı yaşam tarzını koruması
olduğunu vurguladı.
9
www.nud.org.tr
ekonomi
a
y
n
ü
ddurumu
r
ı
s
ı
m
Uluslararası Hububat Konseyi, IGC; 31 Temmuz 2014
tarihli son raporunda, 2013/14 sezonu sonunda 974
milyon ton miktarda gerçekleşeceğini öngördüğü dünya
mısır üretiminin, Temmuz 2014/Haziran 2015 döneminde, 26 Haziran 2014 tarihli öngörüsünden 6 milyon ton
yüksek ancak 2013/14 sezonundan 5 milyon ton düşük,
969 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesini beklediğini
açıkladı.
Konsey; 2014/15 sezonu küresel mısır üretimi öngörüsünde geçen aydan yapılan artışın AB, Rusya, ABD ve
Hindistan’daki iyileşen üretim görünümlerini yansıttığını
ve üretimde öngörülen yıldan yıla yaklaşık %1 oranındaki azalmanın çoğunluğunun Ukrayna, Brezilya ve Kanada
için daha düşük öngörülere atfedildiğini belirtti.
IGC; 2013/14 sezonu sonunda 937 milyon ton miktarda
gerçekleşeceğini öngördüğü dünya mısır tüketiminin,
2014/15 döneminde, Haziran ayı öngörüsünden 1 milyon ton ve 2013/14 sezonundan 14 milyon ton yüksek,
951 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesini beklediğini
de açıkladı.
Konsey; dünya mısır talebinin 2014/15’de yem, gıda
ve endüstriyel kullanımlardaki öngörülen artışlar ile
yeni bir rekora yükselmesinin beklendiğini belirterek
kullanımda öngörülen geçen aydan az bir artış ile toplam talebin geçen senenin düzeylerinin %2 oranında
10
Prof. Dr. Hikmet Boyacıoğlu
Okan Üniversitesi
Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı
[email protected]
üzerine yerleştirildiğini kaydetti. Raporda; 2014/15 sezonunda hayvan
yemi için mısır kullanımının yıldan yıla %1 oranında yüksek (2013/14’deki
542 milyon tondan 545 milyon tona)
ve toplam kullanımın %59’una eşdeğer olarak öngörüldüğü belirtildi.
Benzer şekilde, endüstriyel kullanımın
ise genel talebin %28’ine karşılık gelecek şekilde (2013/14’deki 256 milyon
tondan 259 milyon tona yükselerek)
beş yıllık ortalamaya oldukça paralel
miktarda öngörüldüğü açıklandı. İlaveten, mısırın 2013/14 sezonunda 103
milyon ton miktarda olan gıda olarak
kullanım talebi de 2014/15’de rekor
106 milyon ton olarak öngörülüyor.
IGC, 2013/14 sezonu sonunda 120
milyon ton miktarda gerçekleşeceğini öngördüğü dünya mısır ticaretinin,
2014/15 döneminde, Haziran ayı öngörüsünden 1 milyon ton yüksek ancak
2013/14 sezonundan 4 milyon ton
düşük, 116 milyon ton düzeyinde gerçekleşeceğini tahmin etmekte. Konsey;
et ve nişasta için büyüyen talebe karşın, bol ihraç edilebilir arzlar ile birlikte
küresel mısır ticaretinin 2015’de beş
yıllık ortalamanın yaklaşık %16 oranında üzerinde öngörüldüğünü belirtti.
Raporda, bu öngörüye rağmen, AB ve
Çin’e olan çok daha az yükleme beklentileri dikkate alındığında, 2014/15
toplam mısır ticareti hacminin önceki
sezonun rekorunun %4 oranında altında görüldüğü de not edildi.
IGC, 2013/14 sezonu sonunda 169
milyon ton miktarda gerçekleşeceğini
öngördüğü dünya dönem sonu mısır
stoklarının, 2014/15 döneminde, Haziran ayı öngörüsünden 7 milyon ton
ve 2013/14 sezonundan 18 milyon ton
yüksek, 187 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesini bekliyor.
Konsey, 2014/15 sonu dünya mısır
devir stoklarının 27 yılın en yüksek düzeyine yükselmesinin öngörüldüğünü
belirtmiş ve genel olarak talepteki son
zamanlardaki genişlemeyi aşan dünya
arzlarındaki büyüme ile stokların 129
milyon ton olduğu 2010/11 sezonundan beri birikmekte olduğu yorumunu
yapmıştı.
Başlıca mısır ihracatçısı
ABD, Arjantin, Brezilya
ve Ukrayna’da 2013/14
sezonu dönem sonu mısır
stokları 61 milyon ton
düzeyinde gerçekleşecek.
IGC; başlıca ihracatçıların (ABD, Arjantin, Brezilya ve Ukrayna) 2013/14
sezonu sonunda 49 milyon ton miktarda gerçekleşeceğini öngördüğü
dünya dönem sonu mısır stoklarının,
2014/15 döneminde, Haziran ayı öngörüsünden 6 milyon ton ve 2013/14
sezonundan 11 milyon ton yüksek, 60
milyon ton düzeyinde öngörüldüğünü
belirtti. Konsey; 2014/15’de başlıca ihracatçıların devir stoklarının eğilimin
üzerinde stok/kullanım oranı ile nispeten rahat olarak öngörüldüğünü de
kaydetti.
11
www.nud.org.tr
:
n
e
d
a
m
rı
a
s
i,
s
e
iy
d
e
Azteklerin h
mısır
14
kapak
Yağ, şeker ve un gibi birbirine zıt ürünleri bağrından
çıkarabilen başka ürün yok gibi. Mısırözü yağı, mısır şekeri
ve mısır unu ile nişastası pek çok ülkenin mutfağında
olduğu kadar gıda sanayinde de kendine tartışmasız bir
yer edinmiş durumda. Mısır şekeri ise neredeyse tüm
meşrubatların tatlandırılmasında kullanılıyor.
M
ısır yeryüzünde en fazla incelenmiş bitki türü. İnsan
kültürleri ve bağımlı oldukları bitkiler
arasındaki ortak yaşam ilişkisini inceleyen bilim dalı olan etnobotanik,
ilk ıslah edilen mısırı ve sonrasında
dünyaya yayılmasını derinlemesine
araştıran bilim dallarından sadece biri.
Etnobotanikçiler, arkeologlar, antropolojistler, taksonomistler, gıda ve tahıl
bilimciler, beslenme uzmanları, genetikçiler, biyoteknoloji uzmanları, sanat
tarihçileri ve daha birçokları mısırın
gelişimi ve yayılımı ile ilgili sorulara
cevaplar arıyor. Bu kadar bol ve farklı
renklerde bilimsel kaynak haliyle mısırın doğal ve kültürel tarihi hakkında
birçok bilgi sunuyor.
Yeni dünyanın bilinen en eski bitkisi ve
adeta bir altını andıran sapsarı taneleriyle insanoğlunun tüm mevsimlerde
severek yediği mısır, eski Mısır Uygarlığı ile boy ölçüşebilecek hatta ondan
daha uzun bir tarihe sahip. Mısır bitkisinin yaklaşık 9.000 yıldır yetiştirildiği
sanılıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; Meksika’da Tehuacán ile Yucatán
arasındaki bölgede 5.500 yıl önce mısır
ekimi yapılıyormuş ve mısır bitkisi otsu yabani bir bitkiden türetilmiş. Orta
Amerika’da ortaya çıkan ilkel mısır türleri hızla ıslah edilerek Kuzey Amerika
ve And dağlarının doğu etekleri yoluyla Güney Amerika’ya yayılmış. Peru’da
bulunan ilk mısır örnekleri M.Ö. 6070
yılına dayanıyor.
Mısırın yabani bitkiden yenilebilir
mısır bitkisine dönüşme hikâyesi bugün hala tam olarak bilinemiyor. Bu
konuda ortaya atılan farklı görüşler
de yetersiz kalıyor. Kesin olan tek şey
bugün bildiğimiz mısırın eski atalarından çok farklı olduğu. İlk mısır bitkileri
arasında tırnak kadar küçük koçanı
olanlar, hatta mısır tanelerinin bugünkü gibi altın sarısı yerine, kapkaradan,
kıpkızıla, masmaviden, mosmora kadar değişen renkleri vardı.
İtalyanlar “Türk Tahılı”, Macarlar
ise “Türk Buğdayı” diyor
Amerika’nın keşfiyle mısır ekimi
dünyanın diğer taraflarına da yayılmış.
Ancak mısır bitkisinin Kolomb’dan çok
15
www.nud.org.tr
Aztekler
Aztekler bugün Meksika’nın bulunduğu bölgede 14 ve 16’ncı yüzyıllar arasında hüküm sürmüş bir uygarlıktır.
Bu insanların kültürü
ve tarihi hakkındaki
bilgiler yapılan kazılardan, eski el yazmalarından ve İspanyol
fatihlerin güncelerinden
kaynaklanmak-
tadır.
Üç yüz yıl boyunca
Meksika vadisinden başlayarak tüm
körfeze yayılan Aztek İmparatorluğu, Hernán Cortés önderliğindeki
İspanyollar ve yerlilerden oluşan bir
ordunun başkent Tenochtitlan ele
geçirmesi ile 1521’de son bulmuştur.
Azteklerin en önemli besin maddesi
mısırdı. Mısırla yapılan türlü yiyeceğin
yanında fasulye, çeşitli tahıllar ve fermente içecekler; vitamin ve mineral
açısından zengin, ortalama düzeyde
Aztek insanları için sağlıklı ve dengeli bir beslenme tarzı oluşturuyordu.
Bunların yanında Aztek egemenliğindeki bölgede yetişmeyen, bu nedenle
dışarıdan getirilen kakao ile yapılan
bir içecek lüks gıdalar arasında yer
alıyordu. Bu içeceğin Aztek dilindeki
söylenişi bildiğimiz çikolataya ismini
vermiştir.
16
kapak
Mısır Avrupa’ya ulaştığında
halihazırda üretilen
buğday, arpa ve yulaf
gibi tahıllardan daha az
besleyici olduğu söylentisi
ile karşılanmış. Buğdaya
göre daha yüksek verimli,
daha hızlı yetişen, zor
koşullara daha kolay
adapte olmasına rağmen
mısırın sadece hayvan yemi
ve fakir halkın yiyeceği
olması uygun görülmüş.
önce yayılmaya başladığı da söylentiler
arasında. Bu iddiaya göre yaklaşık
1000 yılında Amerika kıtasından
Polinezya’ya geçen mısır, oradan
Güneydoğu Asya ülkeleri ile tanışmış.
Yıllar sonra Hindistan’dan Arap
tacirlerle Ortadoğu ve Anadolu’ya
gelmiş ve oradan da Batı dünyasına
geçmiş. Bu hikayenin hangi kısmı
doğru bilemiyoruz ancak Venedik
limanlarına ilk mısırın kesinlikle
batıdan değil doğudan geldiğini
biliyoruz. Bu nedenle İtalyanlar
mısıra “Türk tahılı” anlamına
gelen “Grano Turco” adını münasip
görmüşler. Macarlar, mısır bitkisini
Türklerden öğrenmişler ve halen
mısıra “Türk Buğdayı” demektedirler.
Balkanlarda mısırın yaygın olmasının
sebebi de Osmanlı Devleti olmuş.
hızlı yayılmasının en önemli nedeni.
Ayrıca mısır bitkisi yeryüzündeki en
yararlı ve en fonksiyonel tarım ürünlerinden biri. Mısırdan birbirinden
tamamen farklı pek çok ürün elde ediliyor. Yağ, şeker ve un gibi birbirine zıt
ürünleri bağrından çıkarabilen başka
ürün yok gibi. Mısırözü yağı, mısır şurubu ve mısır unu ile nişastası pek çok
ülkenin mutfağında olduğu kadar gıda
sanayinde de kendine tartışmasız bir
yer edinmiş durumda.
Tarihte pek çok ülke varlığını mısıra
borçlu. Orta Amerika medeniyetleri
adeta mısır bitkisi ile yoğrulmuş. Eski Maya tapınaklarında başköşe mısır
tanrısına ayrılırmış. İnanışa göre yarı
tanrı Quetzalcoatl mısır bitkisini Azteklere armağan etmiş. Eski İnka takvimi
mısır ekiminin ve hasadının tarihlerine göre ayarlanır, mevsimler de buna
göre düzenlenirmiş. Avrupa’da mısırın
kültürel, ekonomik ve politik etkileri,
tahılın kıtaya ulaşmasını takip eden
nüfus patlaması ile kendini göstermiş.
Mısır yaprakları döşekleri doldurmaktan hasır örgüye kadar pek çok
işe yarıyor. Mısır yaprağından oyuncak bebek yapımı Amerika’da yaygın
bir halk sanatı. Koçanı ise hayvanları
beslemede kullanılıyor. Mısır taneleriyle Afrika’da açlar doyuyor. Fransa’da
zengin sofralarını süsleyen kazların
yiyeceği oluyor ve mısırla beslenen
kazların ciğerleri lüks sofralarda baş
tacı ediliyor. Kaz ciğeri ezmesi ‘Foie
gras’ tadının gizini mısır tanelerinden
alıyor.
Özellikle buğday yetişmesine elverişli
olmayacak kadar nemli iklimlerde ve
pirinç ekilemeyecek kadar kuru bölgelerde yetişebilmesi, ekimden hasada
geçen sürenin kısalığı, buğdaya göre
iki kat verimli olması mısırın bu kadar
Mısır ile ilgili son bir gizemi de sizinle paylaşalım; bir mısır koçanındaki
sıra sayısı, her zaman çift sayıda oluyor. Her soyduğunuz koçanın sıralarını
sayın, eğer tek sayılı sırası olan mısır
bulursanız tarihe geçersiniz.
Mısırdan elde edilen ve çok yaygın
kullanılan bu ürünler dışında mısır
bitkisinin tanesinden koçanına, püskülünden, yaprağına kadar her yeri
kullanılıyor. Mısır püskülü prostat ve
böbrek hastalıklarına iyi geliyor, zayıflamak isteyenlerin kurtarıcısı oluyor.
15
www.nud.org.tr
Biyoteknoloji
Piyasaya çıktıkları günden bu yana güvenli bir şekilde
kullanılan biyoteknoloji ürünü ekinler, çiftçilerin ve diğer
nüfusun sağlığı ve refahını etkileyecek faktörlerden sadece
biri.
Genleri bir organizmadan diğerine aktarmaya genetik modifikasyon, genetik
mühendisliği veya genetik iyileştirme
denilmektedir. Bu işlem hastalığa karşı
direnç gibi kullanışlı özelliklerin genler
yoluyla bir bitki, hayvan ya da mikroorganizmaya aktarılması ile yürütülür.
Bunun dışında genetik mühendisliğinden ıslah, doku kültürü gibi alanlarda
da yararlanılır.
Islah
Tarımsal Biyoteknoloji Nedir?
Tarımsal biyoteknoloji; bitkileri, hayvanları ve mikroorganizmaları geliştirmek
için kullanılan bilimsel tekniklerin bir toplamıdır. Bilim insanları, DNA hakkındaki
bilgilerimize dayanarak tarımsal verimliliği artıracak çözümler geliştirmişlerdir.
Ekinlerde bazı avantajlı yönleri iyileştirebilecek genleri tanımlama ve bu özellikler
üzerinde çok hassas şekilde çalışabilme
yetisi ile biyoteknoloji ekin ve hayvan ıslah çalışmalarını hızla ileri götürmüştür.
16
Geleneksel ıslah çalışmaları bitki ya da
hayvanların gözle görülür ya da ölçülebilir özelliklerine göre seçilmesine
dayalıdır. Buna karşın bilim insanları
gözle görülür olmasa da bir bitki veya
hayvanın istenilen bir özelliği taşıyıp
taşımadığını organizmadaki genetik
moleküler markörleri inceleyerek belirleyebilmektedirler. Bu şekilde ıslah
daha hassas ve etkili olmaktadır.
Doku kültürü
Doku kültürü bitkilerin laboratuvar
ortamında hastalıksız bitki parçalarından yeniden üretilmesidir. Bu teknik
dikilmeleri için hastalıksız ekin fideleri
yetiştirmek için kullanılmaktadır. Doku
kültürü kullanılarak üretilen ekinlere
örnek olarak narenciye, ananas, avokado, mango, muz ve kahve verilebilir.
bilimsel
Tarım ve Gıda Üretimi
2003’te %85’inden fazlası
Biyoteknoloji ürünü ilk gıdalar enzim
ve maya yoluyla 1990’da üretilmiştir.
1995’ten beri çiftçiler genetik mühendisliği ürünü ekinler yetiştirmektedir.
2003’te çoğu gelişmekte olan ülkelerde kaynak sıkıntısı çeken çiftçiler olmak
üzere 18 ülkeden 7 milyon çiftçi biyoteknoloji ürünü bitkileri ekmekteydi.
gelişmekte olan ülkelerde kaynak
Tarımsal Biyoteknolojinin Etkileri
diğine dair sertifika istenir. Bunun
yanında garanti olması için güncel
GDO test sonucu da talep edilebilir.
Tohum alımı sırasında el değiştiren
sertifika, fatura ve bunun gibi tüm belgelerin asılları, aslı olmayan belgelerin
kopyaları dosyalanarak saklanır.
Piyasaya çıkmalarından beri biyoteknoloji ürünü ekinler güvenli bir
şekilde kullanılmaktadırlar. Tarımsal
biyoteknoloji özellikle gelişmekte
olan ülkelerdeki çiftçilerin ve diğer
nüfusun sağlığı ve refahını etkileyecek
faktörlerden sadece biridir. Biyoteknoloji sürekli geliştiği için halkın bu
konulardaki yargısı da biyoteknolojinin
toplumda oynayacağı rolün belirlenmesi üzerinde daima etkili olacaktır.
Kontrollü ithalatı izinli, kontrolsüz
ekimi yasak: GDO
Ülkemizde genetiği değiştirilmiş bitki ekimine Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığınca izin verilmemektedir.
Doğal türlerin korunmasından, uygun
kontrol sistemlerinin oturtulamamış
olmasına kadar birçok nedenle uygulanan olan bu yasağa rağmen yine de
GDO tohumlarla karşı karşıya gelme olasılığı her zaman bulunmaktadır. Fark
etmeden genetiği değiştirilmiş tohum
ekerek ceza alma riskinden korunmak
için çiftçilerimizin uymaları gereken
kurallar aşağıda verilmiştir:
Tohum alımında:
Tohum alırken ürünün GDO içerme-
sıkıntısı çeken çiftçiler olmak
üzere 18 ülkeden 7 milyon çiftçi,
biyoteknoloji bitkileri ekmekteydi.
Tohum ekiminde:
GDO içeren tohum ekilmiş bir tarladan
ya da bir şekilde doğaya karışıp çimlenmiş tohumlardan tozlaşma yoluyla
GDO bulaşısı olabilir. Tarlalar arasında
ürünün türüne uygun tampon şerit
oluşturulması, rüzgar kesici panolar ya
da çit görevi görecek bitkiler ekilmesi
bir yere kadar bu riski engeller.
Özellikle ortak kullanılan ya da kiralanan tohumlama araçları, pulluk, traktör
gibi ekipmanları iyi temizlenmelidir.
Temizleme tarlaya uzak yerlerde yapılmalıdır. Temizleme sonucu araçtan
çıkan tohumlar yeniden ekilmemelidir.
Hasatta:
Dönem dönem, en kötü ihtimalle hasattan önce ürün test ettirilmelidir.
Eğer bulaşıdan şüpheleniliyorsa tarla bölümlere ayrılarak her bölümden
alınan örnekler ayrı ayrı saklanmalı ve
test ettirilmelidir. Ayrıca her örnek için
şahit örnek alınması gerektiği unutulmamalıdır. Bu şekilde, varsa bulaşının
kaynağı daha kolay tespit edilebilir.
Hasat araçları temizlenmiş olmalıdır.
Temizlemeye rağmen içinde bitki parçaları sıkışan araçları temizlemek için
öncelikle küçük bir alanda temizleme
hasadı yapılır.
Depolar iyi incelenmiş ve temizlenmiş
olmalıdır. Çünkü daha önceden kalan
GDO tozları ve parçaları bulaşıya neden olabilir.
Taşıma için kullanılacak kamyon, tır,
konteynerin incelenmesi ve temizlenmesi sorumluluğu çiftçiye aittir. Taşma
yapılan araçlar ve alınan hizmetler kayıt altına alınmalıdır.
Her aşamada:
GDO bulaşı kaynakları çok sınırlıdır.
Çapraz döllenme, tohumda karışma
ve insan hataları bunların en önemlileridir. Her aşamanın kayıt altında
tutulması, olası bir bulaşının kaynağının belirlenmesi için çok önemlidir. Bu
konuda sorumluluk çiftçiye aittir.
17
www.nud.org.tr
20
röportaj
Bursa Pastacılar Tatlıcılar Süt ve Süt Ürünleri Şekerciler
Odası Başkanı Necip Daş:
“Kayıt dışı halk sağlığını
tehdit ediyor”
Röportaj: Metin Ertunç
B
“Gıdada kayıt dışının farklı
boyutları var. Ekonomik
boyutunun yanında halk
sağlığı da riske giriyor. Aynı
zamanda kayıtlı üyelerimiz
de haksız rekabet nedeniyle
mağdur oluyor. Yaptığımız
araştırmalarda Bursa’da
200’e yakın kayıt dışı
üretim ve satış yeri tespit
ettik. Ancak oda olarak
bir yaptırımımız yok; ilgili
mercilere durumu bildirip,
takibini yapıyoruz.”
ursa’nın tarihi dokusunu yansıtan
bir caddedeyiz. Burası Cumhuriyet
Caddesi. Şehrin ünlü tramvayı, bu ünlü
caddeyi bir baştan öbür başa kadar kat
ediyor. Caddenin devamında Bursa’nın
ünlü iş ve alışveriş merkezlerinden Zafer Plaza yer alıyor. İlk defa geldiğimiz
cadde muhtemelen öğleden sonra
bir vakit olması nedeniyle hayli kalabalık. Birilerine değmeden yürümek
neredeyse mümkün değil. Tam köşede Tarihi Bursa Tatlıcısı var. Nihayet
aradığımız yeri bulduk. Burası, Bursa
Pastacılar Odası Başkanı Necip Daş’a
ait. Bize yolu tarif ettiğinde bu kadar
zahmetli olacağını tahmin etmemiştik.
Başkan gülümseyerek; “Bursa’nın trafiği ile tanışmışsınız, belli” diyor.
Dükkânın girişinde birbirinden güzel
tatlılar gözümüze çarpıyor. Necip Daş,
burada en çok halka tatlısı, bunun yanında tulumba, taş kadayıf ve buna
benzer aperatif tatlılar diyebileceğimiz, vatandaşın ayaküstü ya da hemen
tüketebileceği tatlıların revaçta olduğunu söylüyor. Öğrendiğimize göre,
Başkan Daş, aslında halka tatlısının
ustası; “Benim mesleğim bu tatlıyı öğrenmekle başladı” diyor ve daha biz
sormadan hemen ekliyor, “Herkes öy-
le zannediyor ama baba mesleğim
değil tatlıcılık.” Niğde Çamardı’nın Celaller Köyü’nden ilk defa gurbete çıktığı
Kayseri’de öğrenmiş bu tatlıyı.
“Bağdat tatlısı çok ünlü”
Bir de Bağdat Tatlısı var. İsmini ilk kez
duyduğumuz bu tatlı için, “Bursa’dan
başka yerde bulamazsınız” diyor Necip
Bey; “İçinde irmik, un, yumurtanın beyazı var. Herkes kıvamını tutturamaz, o
nedenle her yerde bulamazsınız. Dayanma süresi de uzun. Ama Kestane
Şekeri gibi ismi duyulmuş bir tatlı değil. Fakat Bursa halkı çok iyi biliyor.”
Düzce, Adana, Bursa hattı
Kayseri’de geçirdiği 5 yılın ardından,
abisiyle önce Düzce’ye, ardından
da Adana’ya yerleşmiş. “O günden
beri hep ticaretle uğraştım” diyor.
Adana’da 5 yıl kaldıktan sonra kız kardeşinin daveti ve cesaretlendirmesiyle
Bursa’ya geliyor. Daş, o ilk günleri şöyle anlatıyor: “Onlar vesile oldular, bu
sayede buraya yerleştim. 96 senesine
kadar seyyar el arabalarıyla çalıştım. O
yıl önce karşıdaki dükkanı (konuştuğumuz dükkanın tam karşısında küçük bir
unlu mamuller işletmesi de var Necip
Bey’in) devraldık. O zamanlarda da bu-
19
www.nud.org.tr
“Odamızın kayıtlı 430 üyesi bulunuyor. Yaptığımız araştırmalarda Bursa’da 200’e yakın kayıt dışı üretim ve satış yeri
tespit ettik. Düşünsenize neredeyse üye sayımızın yarısı ka22
dar kayıt dışı var.”
röportaj
Bursa’da tatlı tüketimi
zannedildiği kadar çok
değil. Ancak Ramazan’da,
kandillerde ve diğer özel
günlerde tüketim artıyor.
rada dükkan bulmak mucizeydi. 20 bin
mark hava parası verdim, 30 bin marka
yakın da tadilat masrafı. Uzun zaman
karşıdaki yeri işlettim. Sonra burayı da
devraldık. Şimdi iki dükkanda yürütüyorum tüm işlerimi.”
Aklınızda başkan olmak düşüncesi
var mıydı? Yoktu. Çünkü o zamana kadar, yani oda
yönetimine seçildiğim 2002 yılına kadar bu tip işlerle hiç ilgilenmemiştim.
Ama şöyle bir durum var; bizim burada
200’e yakın dondurmacı var ve çoğu
Çamardı’lı. Hepsiyle de görüşüyorum,
ahbaplığımız var çoğuyla. Arkadaşlar, ‘Abi neden sen başkan olmayasın,
aday olursan seni destekleriz’ dediler.
Başkanlık işi de böyle başladı. 8 yıldır.
Üçüncü döneme hazırlanıyoruz. Şu
ana kadar başka bir aday görünmüyor.
Ama son dakikaya kadar belli olmaz.
Benim yerine geldiğim başkanımız,
Allah rahmet eylesin, 20 yıl başkanlık
yapmıştı.
Epey zorlu bir iş öyküsü sizinki…
Evet, öyle… Tatlıcılık, benim çocukluk
mesleğim. Bu işin mutfağından geldim
ben. Yani her türlü çilesini, sıkıntısını,
yokluğunu görerek geldim bugünlere...
Gerekirse şu an mutfağa girip bulaşığı
yıkayabilirim, temizlik yapabilirim;
bundan da hiç gocunmam, iftihar
ederim. Genellikle hafta sonları önlüğü giyer, tezgâhıma geçerim. Müşteri
ile birebir ilgilenmeyi seviyorum. İşimi
her zaman severek yaptım. Bu nedenle
bugün temsil etmiş olduğum esnafa da
en güzel hizmeti veriyorum. Türkiye’de
Bursa Pastacılar Odası’nın ismini duyurdum, hamdolsun. Her yıl fuarlara
giriyorum; amacım odamızı en güzel
şekilde temsil etmek. Üyelerimizin 7
gün 24 saat hizmetindeyiz.
Üyelerinizin sorunlarından
bahsedelim biraz… da
Üyelerimizin mevzuattan, prosedürlerin çokluğundan kaynaklanan
bazı sıkıntıları var. Örneğin; bir ruhsat
almak isteseniz, akla karayı zor seçiyorsunuz. Bu noktada görevlilerden doğru
yönlendirme ve daha iyi bir yaklaşım
bekliyoruz. Tabii, bir de merdiven altı
diye tabir ettiğimiz kayıt dışı çalışan
yerler var ki en büyük sorunlarımızdan birisini teşkil ediyor. Bu soruna her
platformda, gazete ve televizyonlara
yaptığım açıklamalarda muhakkak dikkat çekiyorum. Evet, vergi ödemiyor,
işçisinin sigortasını ödemiyor, hijyen,
iş güvenliği bunların hiç biri yok. Devlet kaybediyor. Aynı zamanda kayıtlı
üyelerimiz de haksız rekabet nedeniyle
mağdur oluyor. Ama gıdada kayıt dışının, merdivenaltının çok daha farklı
boyutları var. Ekonomik boyutunun
yanında halk sağlığı da riske giriyor.
Odamızın kayıtlı 430 üyesi bulunuyor.
Yaptığımız araştırmalarda Bursa’da
200’e yakın kayıt dışı üretim ve satış
yeri tespit ettik. Düşünsenize neredeyse üye sayımızın yarısı kadar kayıt dışı
var. Ancak oda olarak bir yaptırımımız
yok; ilgili mercilere durumu bildirip,
takibini yapıyoruz.
Şeker ve sağlık gündemde. Siz ne
söylersiniz bu konuda?
Ben hem tüketicinin hem de esnafımızın daha fazla doğru bilgiyle
bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu konuda kafa karışıklığı
olduğunu görüyorum. Biz Oda olarak
şunu söylüyoruz: ‘Tüketici bilinçli olmalı.’ Esnafımıza da dönüp; “Gıdada
hijyene önem verelim” diyoruz.
21
www.nud.org.tr
tacak
lilik ar
m
i
r
e
v
e
d
retim
Tarımsal ü
k
a
c
a
k
a
e
iy
m
o
n
17 milyar lira eko
Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önlenmesini ve toplulaştırılmasını öngören
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, mülkiyet
sorunlarından kaynaklanan yıllık 17 milyar liralık ekonomik kaybı önlemeyi amaçlıyor.
24
dosya
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın
9 yıldır üzerinde çalıştığı ve tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin
önlenmesini ve toplulaştırılmasını
öngören Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun, 15 Mayıs 2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Kanun,
tarım arazilerinin miras yoluyla küçük
parsellere ayrılmasının engellenmesini ve bu yolla mülkiyet sorunlarından
kaynaklanan ve yıllık 17 milyar lira
olduğu hesaplanan ekonomik kaybın
önüne geçmeyi amaçlıyor.
küçük belirlenemeyecek. Bakanlık,
asgari tarımsal arazi büyüklüklerini
günün koşullarına göre arttırabilecek.
Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen
alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi
özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan
bitkilerin yetiştiği alanlarda, arazi
özellikleri nedeniyle belirlenen asgari
tarımsal arazi büyüklüğünden daha
küçük parsellerin oluşması gerekli
olduğu takdirde, Bakanlığın uygun
görüşü ile daha küçük parseller
oluşturulabilecek.
Mülkiyetin devri esas alınacak
Tarımsal üretimde ölçeği büyütecek
yeni Kanuna göre, asgari tarımsal
arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin
toplumsal, ekonomik, ekolojik ve
teknik özellikleri gözetilerek Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca
belirlenecek.
Belirlenen
asgari
büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler,
bölünemez eşya niteliği kazanacak.
Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak
tarım arazileri, marjinal tarım arazileri
ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili
tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı
tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan
Tarımsal üretimde ölçeği
büyütecek yeni Kanuna
göre, asgari tarımsal
arazi büyüklüğü, bölge
ve yörelerin toplumsal,
Mirasa konu tarımsal arazi ve yeter
gelirli tarımsal arazilerde mülkiyetin
devri esas olacak.
ekonomik, ekolojik ve
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanması halinde, mülkiyeti devir
işlemleri mirasın açılmasından itibaren bir yıl içerisinde tamamlanacak.
Mirasçılar, miras bırakanın ölümünden
sonra terekede bulunan tarımsal arazi
ve işletmenin mülkiyeti hakkında; bir
mirasçıya veya yeter gelirli tarımsal
arazi büyüklüklerini karşılaması durumunda birden fazla mirasçıya, Türk
Medeni Kanunu’na göre kuracakları
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
teknik özellikleri gözetilerek
Bakanlığı’nca belirlenecek.
25
www.nud.org.tr
Mirasa konu tarımsal
işletmenin kendisine
devrini talep eden
mirasçı bulunmadığı
aile malları ortaklığına veya kazanç
paylı aile malları ortaklığına, mirasçılarının tamamının miras payı oranında
hissedarı oldukları Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları bir
limited şirkete ve mülkiyetin üçüncü
kişilere devrine karar verebilecek.
Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, mirasçılar sulh hukuk
mahkemesi nezdinde dava açabilecek.
Sulh hukuk hakimi, tarımsal arazi veya
işletmenin mülkiyetinin; tespit edilen
ehil mirasçıya devrine, birden çok ehil
mirasçının bulunması halinde öncelikle asgari geçimini bu işletmeden
sağlayan mirasçıya, bunun bulunmaması halinde bu mirasçılar arasından
en yüksek bedeli teklif eden mirasçıya
devrine, ehil mirasçı olmaması halinde
mirasçılar arasından en yüksek bedeli
teklif eden mirasçıya devrine karar verebilecek.
itibaren 20 yıl içerisinde bu işletmeye ait arazilerden tamamının veya bir
kısmının tarım dışı kullanım nedeniyle
değerinde artış meydana gelmesi durumunda; arazinin değeri tarım dışı
kullanım izni verilen tarihe göre yeniden hesaplanarak, aradaki fark diğer
mirasçılara payları oranında arazinin
mülkiyetini devir alan mirasçı tarafından ödenecek.
Kamu kurum ve kuruluşları ile finans
kurumları, tarımsal işletme mülkiyetinin belirtilen sürede devredilmediğini,
Bakanlığa bildirecek. Bakanlık mirasçılara 3 aylık süre verecek. Verilen süre
sonunda devir olmaması halinde, Bakanlık resen veya bildirim üzerine bu
yerlerin istemde bulunan ehil mirasçıya, ehil mirasçı olmaması durumunda
en fazla teklifi veren istekli mirasçıya
devri, aksi halde üçüncü kişilere satılması için ilgili sulh hukuk mahkemesine
dava açabilecek.
Hakim satışa karar verebilecek
Mirasa konu tarımsal işletmenin kendisine devrini talep eden mirasçı
bulunmadığı takdirde, hakim, satışına
karar verebilecek. Bu suretle yapılacak
satış sonucu elde edilen gelir, mirasçılara payları oranında paylaştırılacak.
Tarımsal işletme mülkiyetinin mirasçılardan birine devredilmesinden
24
Tarımsal arazilerin satılması halinde,
sınırdaş tarımsal arazi malikleri de önalım hakkına sahip olacak.
Bakanlık, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün
altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek veya bu düzenleme kapsamında
takdirde, hakim satışına
karar verebilecek. Bu
suretle yapılacak satış
sonucu elde edilen gelir,
mirasçılara payları
oranında paylaştırılacak.
kamulaştırabilecek. Toplulaştırma uygulamalarında, tahsisli araziler asgari
tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki
arazilerle birleştirilerek yeter gelirli
tarımsal arazi büyüklüğünde yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek.
Bu suretle oluşturulan araziler;
öncelikle toplulaştırma veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine,
bu kişiler satın almadığı takdirde asgari
büyüklükte tarım arazisi bulunmayan
yöre çiftçilerine Maliye Bakanlığı’nca
doğrudan satılacak.
Kanunun yayımı tarihinden itibaren
2 yıl içinde yapılacak devir işlemleri
harçlardan müstesna olacak.
dosya
25
www.nud.org.tr
Tarladaki Ecza Deposu
Mısır, bağırsak
hareketlerine yardımcı
olan liflerden, kansere
karşı vücudumuzu koruyan
fenolik maddelere kadar
birçok besini bünyesinde
barındırıyor.
Ü
lkemizde ilk zamanlarda daha
ziyade yemlik olarak ve ekmek
yapımı için yetiştirilen mısır son yıllarda nişasta, nişasta bazlı şeker, yem
sanayi ham maddesi gibi endüstriyel
kullanım alanlarındaki hızlı gelişme ile
en çok yetiştirilen
üçüncü tahıl konumuna gelmiştir.
Endüstriyel gelişmelerin yanında mısırın
mısır unu, haşlanmış
mısır, közde mısır,
patlamış mısır, mısır
kavurgası, mısır çerezi, bardakta mısır,
çorba ve salatalarda
mısır gibi çok çeşitli şekillerde gıda
olarak tüketimi de
artmıştır. Bu yönüyle mısırın gizli bir sağlık besini olarak
anılması hatalı olmaz. Mısır, diğer tahıllarla karşılaştırıldığında besin değeri
anlamında hak ettiği konuma gelememiştir. Besin değeri açısından da çok
renkli bir tahıl olan mısır, bağırsak
hareketlerine yardımcı olan liflerden
kansere karşı vücudumuzu koruyan fenolik maddelere kadar birçok bileşeni
bünyesinde barındırmaktadır.
Mısırın sayısız faydaları arasında, içerdiği
vitaminler ve mineraller ayrı bir yer
tutmaktadır.
28
Enerji Kaynağı Olarak Mısır
Mısır yüksek oranda karbonhidrat
içermektedir. Bunların bir kısmı sindirilebilir nişasta ve şekerlerden, kalan
kısmı ise sindirilemeyen lif karbonhidratlardan oluşmaktadır. Sarı tatlı mısırın
150 gramı yaklaşık 130
kalori
içermektedir.
Toplam kalori miktarı,
günlük enerji ihtiyacının önemli bir kısmını
karşılayabilmektedir.
Sindirilemeyen Besin: Lif Mısırda bol miktarda lif bulunmaktadır.
150 gram mısırdan alınan lif, kadınlarda
günlük ihtiyacın %17’sini erkeklerde %11’ini
karşılar. Suda çözünmeyen, bu nedenle de sindirilemeyen lif yapıları suyu
emer ve yapılarında hapseder. Bu özellikleri ile kabızlık ve hemoroidi önler.
Liflerin bağırsak kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir.
Bu etkinin lifler sayesinde bağırsaktan
geçişin hızlanması yanında besinlerdeki kanserojen maddelerin seyrelmesi
sonucu olduğu tahmin edilmektedir.
Vitamin Kapsülü
Mısırın sayısız faydaları arasında içerdiği vitaminler ve mineraller ayrı bir
yer tutmaktadır. Vitaminlerin bir kısmı
beslenme ve sağlık
vücudumuz tarafından üretilebilirken
bazıları besinler yolu ile alınmak zorundadır. Bu noktada mısır çok önemli
bir kaynak olarak ortaya çıkmaktadır.
Mısırda bulunan vitaminlerin en önemlileri B grubu vitaminler, özellikle
tiamin (B1) ve niasin (B3) vitaminleridir. Bunun yanında mısır bünyesinde
birçok başka vitamin ve minerali de
barındırır.
Tiamin, karbonhidratların hücreler
tarafından enerjiye çevrilebilmesini
sağlar, kalp, kaslar ve sinir sisteminin düzgün çalışmasını sağlar. Enerji
üretimi sinir ve beyin hücreleri için önemlidir. Bu yönüyle tiamin, algılama
kapasitesi üzerinde önemli rol oynar.
Niasin sindirim sisteminin, cildin ve
sinirlerin düzgün çalışmasına yardımcı
olur. Gıdaların enerjiye çevrilmesinde
de rolü vardır. Elli yıldan uzun süredir
kandaki iyi kolesterolün yükseltilmesi
amacıyla kullanılan bu vitaminin kalp
damar rahatsızlıklarını bir nebze engellediği düşünülmektedir. Gıdalarla
niasin alınmaması ishal, dermatit, pellegra hastalığına yol açar.
Mısırda bulunan önemli bir diğer vitamin folik asittir. Özellikle hamilelik
beklentisinde olan kadınların düzenli
alması gereken bu vitaminin, homosistein birikimini önleyerek kalp ve
damar hastalıklarına karşı koruyucu
etki sağladığı da düşünülmektedir.
Bunlar yanında mısırdan sağladığımız
diğer vitaminler karbonhidrat, yağ ve
protein metabolizmalarında yer alan
pantotenik asit, A vitamini hammaddesi beta karoten, hücre oluşumu için
gerekli E vitamini ve bunun gibi bir antioksidan olan C vitaminidir. Mısırda
ayrıca fosfor, magnezyum, mangan,
çinko, demir ve bakır gibi mineraller
ve selenyum gibi eser elementler de
vardır.
Tansiyona Karşı Mısır
İçerdiği fenolik bileşenler sayesinde
hipertansiyona karşı koruyucu olduğu
düşünülen mısırda bulunan yağların ,
kandaki kötü kolesterol seviyesini düşürdüğü ortaya koyulmuştur.
Mısır yağının damar tıkanıklığını önleyen bu olumlu etkisi, mısır bitkisini
kalp damar sağlığı için çok önemli bir
hale getirmektedir.
27
www.nud.org.tr
Uzmanlar,
mısır
şekerinin
sağlığa
etkileri
üzerinde
hemfikir
ABD’de bir grup bilim
adamı tarafından yapılan
ve sonuçları Uluslararası
Obezite Dergisi’nde
yayınlanan yeni bir
araştırmaya göre, Yüksek
Fruktozlu Mısır Şurubu’nun
spesifik olarak obeziteye
yol açtığını gösteren hiçbir
kanıt yok!
28
beslenme ve sağlık
1
8 Eylül 2013 tarihili Uluslararası
Obezite Dergisi’nde (International
Journal of Obesity) yayınlanan “HFCS’yi
obezite salgınının nedeni olarak
göstermek için yeterli kanıt yok”
başlıklı bilimsel araştırma makalesi,
Amerika’da son yıllarda gittikçe yaygınlaşan obezite salgınından Yüksek
Fruktozlu Mısır Şurubu’nun (HFCS)
sorumlu olduğunu gösterecek hiçbir
kanıt bulunmadığını ortaya koydu.
ABD’li 4 bilim adamı, dergiye yazdıkları
makalede, HFCS üzerine yapılmış araştırmalara göre mısır şurubunun, beyaz
şekerden beslenme açısından hiçbir
farklılığa sahip olmadığını gösteren birçok kanıta ulaştıklarını belirttiler.
Bu sonucun Amerikan Tıp Kurumu
ile Amerikan Beslenme ve Diyetetik
Akademisi’nin açıklamaları ile örtüştüğünü belirten araştırmacılar sakkaroz
(beyaz şeker, çay şekeri) ve HFCS’nin
kimyasal yapıları arasında fark olmadığını ve insan vücudunda aynı şekilde
sindirildiğini ifade ederek, toplumda
HFCS tartışmalarının aynı şiddetle süreceğini ve bu konuda araştırmaların
devam edeceğini eklediler.
Makalede HFCS ile ilgili şu değerlendirme yer alıyor: “HFCS kullanımı
Medyada yer bulan “obezitenin mısır şurubundan kaynaklandığı” iddialarının asılsız olduğu bildirildi.
1970-1999 arasında büyük artış gösterdi, 1999’dan sonra düşmeye başladı.
En fazla kullanıldığı yıl olan 1999’da
bile sofra şekerine göre kullanımı düşüktü. Şu anda sofra şekeri dünya
çapında en fazla kullanılan tatlandırıcıdır (HFCS’nin 9 katından yüksek). Sofra
şekeri ve HFCS’nin fruktoz/glukoz olarak bileşimleri çok benzerdir (50/50’ye
karşı 55/45 gibi). Sofra şekeri ince
bağırsakta fruktoz ve glukoza ayrılır,
HFCS’de bunlar zaten ayrıdır. İki şeker
de insan sindirim sisteminde benzer
şekilde emilir. HFCS ve sofra şekeri eşdeğer tatlılık ve kalori içermektedir.
Geçen on yılda yapılan araştırmalarda
HFCS ve sofra şekerinin insanlardaki kan şekeri, insülin, leptin ve grelin
değerleri üzerinde kısa dönem etkilerinde fark olmadığı görülmüştür. Bu
çalışmalar iki cinsiyetten hem zayıf
hem obez kişilerde yapılmıştır. Amerikan Tıp Birliği ve Amerikan Beslenme
ve Diyetetik Akademileri HFCS’nin tek
başına bir obezite sebebi olmadığını
açıklamışlardır.
Klinik deneylerin yanında şu veriler de
vardır: HFCS kullanımının son on yılda
düşmesine rağmen çoğu bölge ve ülkede obezite aynı kalmış ya da artmaya
devam etmiştir. ABD’de sofra şekeri en
büyük fruktoz kaynağıdır. HFCS kullanılmayan ya da az kullanılan Meksika,
Avustralya, İngiltere gibi ülkelerde de
obezite ve şeker hastalığı salgını vardır.
Bilimsel tartışma sona erdi
Bilimsel anlamda neredeyse bir uzlaşmaya varıldı ancak toplumsal
tartışma sürüyor. Her iki şekerin eşdeğer olduğu yönündeki devasa bilimsel
kanıtlara rağmen internette HFCS obezite arasındaki farazi bağlantıya ve
birçok başka metabolik anormalliğe
değinen binlerce sayfa ve HFCS yerine
sofra şekeri kullanmaya yönelen birçok
üretici var.
HFCS obezite ilişkisi ile ilgili bilimsel
tartışma bitse de şimdi de HFCS ve
sofra şekerinin eşdeğer olduğu ve her
ikisinin de obezite salgını ve metabolik
anormalliklerle ilişkili olduğu teorisi ortaya çıktı. Bunun nedeni her iki
şekerde bulunan fruktozun metabolizmayı bozduğu inancı. Bu argüman
da büyük oranda çoğunlukla fruktoz,
glukoz, HFCS ve sofra şekerinin çok
yüksek oranda kullanıldığı epidemiyolojik çalışmalar ve hayvan deneylerine
dayanmaktadır.
Şunu belirtmek lazım, normalden fazla
bile olsa fruktoz ya da şekerli içecek tüketimlerinin obezite ile ilişkisi olduğu
sonucuna varılamadı. Yine de şekerli
içeceklerin yasaklanması, kısıtlanması
ya da yüksek vergi uygulanması gibi
çağrılar var. Bu tartışmalar halk sağlığını ilgilendiren kararların şu anda
elimizde bulunandan daha ciddi kanıtlara dayanması gereksinimine rağmen
hızla devam etmekte.”
29
www.nud.org.tr
M
ısır tipik bir sıcak iklim bitkisi-
gundur. Bitkinin gelişimi hafif asitli veya
dir. En uygun çimlenme sıcaklığı
nötr toprakta daha iyi olmaktadır.
Mısır yetiştiriciliği
18°C’nin üzerindedir. En uygun büyüme
30
Gıda Tarım ve
Hayvancılık
sıcaklığı 25-30°C olan mısırın olgunlaşma
Mısır Ekimi
ve hasat tarihi de sıcaklığa bağlıdır.
Her bölgenin iklim ve toprak koşullarına
uygun melez tohumlar geliştirilmiştir.
Uygun olan en erken tarihte ekim yapılmalıdır. Genel ekim zamanı olarak
10 Nisan-15 Mayıs arası düşünülebilir.
İkinci ekim yapılan Akdeniz bölgesinde bunun için ideal zaman buğday
hasadından sonra, yani Haziran’ın
ikinci yarısıdır. Ekim zamanı toprak sıcaklığına göre belirlenmelidir. 10°C’nin
altında mısır çimlenmez. Uygun ekim
derinliği ekim zamanı ve toprağın nemi
ile ilgilidir. Genel olarak 5-8 cm verilen
ekim derinliği hafif topraklarda ideal
olarak 6 cm, ağır topraklarda 4 cm’dir.
Toprak yüzeyinin kuru ve sıcaklığının
yüksek olduğu durumlarda ise normalden daha derine ekim yapılabilir. Ekim
sıklığı olarak sıralar arasından 50-100
cm olması gerektiği söylenebilir.
Bakanlığı’nın
Toprak Hazırlığı
Türk Traktör’ün
Mısır üretiminde çok çeşitli toprak
işleme sistemleri kullanılmaktadır. Geleneksel toprak işlemede bir önceki
hasattan kalan bitki bölümleri parçalanarak pullukla toprağa gömülür. Erken
sonbaharda yapılan bu işlemden sonra
ilkbaharda ekim öncesinde tohum yataklarının açılması için toprak ikinci kez
işlenir. Bu yapılırken toprağın yüzeyi
toz halinde ufalanmamalı, küçük kesekler halinde bırakılmalıdır. Erozyona
katkılarıyla
hazırladığı Çiftçi
Eğitim Seti’nin
dördüncü kitabı
mısır yetiştiriciliği
üzerine. Mısır
ekiminden
sulamasına,
da neden olabilen bu yöntemin yerine
zararlılarından
uygulanan metotlardan bitki artıklarının
hasadına kadar
her konuda bilgiler
veren kitapçık titiz
bir çalışmanın
ürünü. Yazımızda
bu kitaptan bir
özet bulacaksınız.
toprak yüzeyinde bırakılmasına dayanan
örtülü malç sisteminin ise toprak sıcaklığını azaltması gibi dezavantajları vardır.
İşlemesiz sistemde ise sadece tohum yatağı açılarak bozulmamış toprağa ekim
Yetişme Dönemleri
yapılır. Bu yöntemde yabani ot ilaçla-
Her tohum gibi mısır da ekildikten
ması yapılmalıdır. Mısır killi toprağa
sonra bir çimlenme dönemi geçirir, bu
ekilecekse drenaj çok önemlidir. Serin
dönemde bitki sürgün verirken geçici
ve nemli bölgelerde ağır toprak yerine
kökler oluşur. Mısırın toprağa tutunduğu
hafif topraklar çabuk ıslanmaları ve su
bu devre bitkinin gelişmedeki ilk kritik
geçirmeleri nedeniyle mısır için daha uy-
devredir. 4-5 hafta içerisinde tüm
tarım ve hayvancılık
yaprakların taslağı oluşur, kök sistemi
Bunun devamında taneler kurumaya
otlarla rekabete başlar, 30-35 gün sonra
hızlı bir gelişme gösterir, kök boğazından
başlar ve bunun sonucu tanelerde siyah
bunlardan az etkilenir hale gelir. Yabancı
çıkan ikincil bir sistem toprağın içine
bir tabaka ortaya çıkar. Tanelerin %75’in-
ot kontrol metotlarının başında kültürel
yayılır. Bitkinin köklerinin iyi gelişmesi
de siyah tabaka bulunması mısırın
ve kimyasal mücadeleler gelir. Kültürel
verimle doğrudan ilgili olduğu için
olgunlaştığını gösterir. Koçan kavuzları
mücadele ekim nöbeti ve tarlanın sü-
çapalama ve gübreleme işlemi kökler
kuruyup tane rutubeti %30’un altına
rülmesi gibi yöntemleri içerir. Kimyasal
bitkilerin arasını doldurmadan önce
düştüğünde hasat yapılabilir.
mücadele için yabancı ot çeşidinin iyi
yapılmalıdır. Ekimden 30-45 gün sonra
belirlenmesi önemlidir. Kimi durumlarda
yeterli gübreleme ve sulama gerektiren
Sulama ve Gübreleme
hızlı bir gelişim başlar.
Sıcak mevsimde yetişen mısır, bol
kontrolü sağlamak için bu iki yöntem birlikte kullanılır.
miktarda suya ihtiyaç duyar. Verimi
Mısır bitkisinin erkek ve dişi çiçekleri
etkileyen dört önemli sulama za-
aynı bitki üzerinde, ancak farklı yerler-
manı ara çapası ve seyreltmeden
de çıkar. Polenleri taşıyan tepe püskülü
sonra bitkiler 10-15 cm
genellikle dişi çiçek olan koçan püskülün-
yüksekliğe
den 5-10 gün önce ortaya çıkar. Tozlaşma
üst gübrelemeden sonra
ve döllenmenin gerçekleştiği bu dönem-
bitkiler 40-50 cm boyun-
kültürel ve kim-
de havanın bulutlu olması, sık ekilmiş
dayken, tepe püskülü çıkışının
yasal olarak ikiye
bitkilerin birbirini gölgelemesi, kuraklık
hemen öncesinde ve süt olum dö-
ve yetersiz besin verim düşüklüğüne ne-
nemindedir.
Zararlılarla
cadeleler
zararlı
ulaştığında,
den olabilir.
müde
çeşidine
göre değişkenlik göstermekle
ları
birlikte
ayrılır.
Kültürel
mücadele
metot-
tarlanın
işlenmesi,
sap
Tarımsal Araştırma Ensti-
artıklarının kaldırılması, sulama
Döllenme sonrasında tanelerin olu-
tüleri tarafından yürütülen
ile toprağın doyurulması yanında
şum dönemi başlar. Bu dönemde koçan
çeşitli araştırmalarda ekono-
mücadelenin doğal düşmanlara
püskülü solar, koçan büyür.
Önce su
mik olarak optimum verimin 18-24 kg/
damlacıkları gibi görünen taneler son-
da N, 7-9 kg/da P2O5 gübre kullanıldı-
raki iki hafta içinde çok hızlı gelişir, bitki
ğında elde edildiği görülmüştür. Mısıra
Mısırda zararlı, hastalık ve yabancı otlara
aktivitesi tamamen besin depolamaya
azotlu gübrenin yarısı ve fosforlu gübre-
karşı kimyasal mücadelede kullanılacak
yönelir ve mısır oluşur. Tozlaşmadan iki
nin tamamı ekimden önce ya da ekimle
ilaçlar, dozları ve uygulama şekilleri için
ay sonra mısır taneleri ulaşabilecekleri
beraber verilmelidir.
gerekli bilgiler İl ve İlçe Tarım Müdürlük-
en yüksek kuru ağırlığa ulaşır ve nişasta
Zararlı ve Hastalık Mücadelesi
lerinden temin edilebilir.
depolanması durur.
Mısır gelişiminin ilk 10 gününde yabancı
bırakılmasını da içerir.
31
www.nud.org.tr
Tarımın Üzerindeki Kara Bulut:
Anız Yangını
Yasak olmasın rağmen
çiftçiler tarafından sıklıkla
gerçekleştirilen anız yakma
eylemi nedeniyle meydana
gelen yangınlar, her yıl
milyarlarca liralık maddi
hasara neden oluyor.
A
dana İl Gıda Tarım ve Hayvancılık
Müdürlüğü’nün anız yakılmasına
karşı hazırladığı bir sirküler, konuyla
ilgili faydalı bilgiler içeriyor.
Bölgede ikinci ürün ekimi için kısa sürede toprağı hazırlamak, toprağı kolay
işlemek, hastalık ve zararlılarla mücadele etmek ve yabancı ot kontrolü için,
hasat sonrası artıkların ekonomik bir
değer taşımadığı düşüncesi ile veya sadece alışkanlıktan dolayı yaygın şekilde
anız yakılıyor.
Yasak olmasına ve uyarılmalarına
rağmen çiftçiler tarafından sıklıkla gerçekleştirilen bu eylem orman
yangınlarına, telefon ve enerji iletim
hatlarının yanmasına, sis oluşumu
nedeniyle trafik kazalarına, hasat
edilmemiş komşu tarlalara yangın sıçramasına, yakın köylerdeki hayvan
barınaklarının ve yerleşim birimlerinin
yanmasına ve benzeri pek çok risk ve
tehlikeye yol açıyor. Anız yangınları
her yıl milyarlarca liralık maddi hasara
neden oluyor.
32
Anız yakmanın tarıma da çiftçiye de
zararının büyük olduğu vurgulanan sirkülerde şu uyarılar yer alıyor.
• Anız yakmak toprak içerisinde bitkilere faydalı canlıların ve organik
maddenin yanarak yok olmasına neden olur.
• Yangınla topraktaki besin maddeleri
azalır, toprağın verimliliği düşer, daha
fazla gübreleme ihtiyacı oluşur.
• Su ve rüzgar erozyonu artar, toprağın
en değerli üst katmanları yok olur, toprak kaybı yaşanır.
• Doğal denge bozulur, zararlı böcekler
ve hastalıklar anız yakılmasından önceye göre artarak geri gelir.
Anız yakılmasına gerek duyulmaması
için yapılması gerekenler basittir:
• Biçerdöver hasadı toprak yüzeyine
yakın yapılmalıdır. Böylece kalan sap
miktarı az olacak, mikroorganizmalar
tarım ve hayvancılık
Eğer çitçilerimiz anız yakmanın
faydadan çok zarar verdiğini
anlayabilirlerse hiçbir güç
çiftçiye anız yaktıramaz.
tarafından parçalanması kolaylaşacaktır. Biçerdöver hasadından sonra kalan
sap ve saman sap parçalama makinası
ile parçalanıp bunlar tırmıkla toplanmalıdır.
Organik
Maddelerin
Toprağa Kazandırdıkları
• Organik maddelerin ayrışma ürünü
• Hasat sonrası anız parçalayıcı bir aletle toprak karıştırılmalıdır.
olan humus bitkilerin gelişmesi için gerekli olan bitki besin maddelerinin bir
kısmının kaynağını oluşturur.
• Anızların daha çabuk organik maddeye dönüşmesi için tarlaya kalan sapın
%1’i kadar azot dengeleme gübresi verilmelidir.
• Yabani ot ve haşerelerin yok edilmesi
için anız yakmak yerine ilaçlı mücadele
yapılmalıdır.
• Anız parçalama makinası ile anız
parçalandıktan sonra ekim yapılırken
sapların ekim makinasının ayaklarını tıkamaması için balta ayaklı ekim
makinaları yerine diskli ayaklar kullanılmalıdır.
Anızın yakılmayıp toprağa karıştırılması ile toprağın organik madde içeriği
artar, toprakta bitkiye yarayışlı besin
maddeleri artar, erozyona karşı toprak
direnci artar, toprakta tutulan su miktarı artar böylece bitkiler kuraklıktan
daha az etkilenirler.
• Organik maddeler toprakta yağış sularının tutulmasını ve emilmesini sağlar.
• Toprakta kümeleşmeyi temin ederek
erozyona karşı koruma sağlar.
Anız yakmak, Mahalli Çevre Kurulu
kararınca yasaklanmıştır. Yasaklara uymayarak anız yakanlar hakkında 2872
sayılı Çevre Kanunu’nun 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve Türk Ceza
Kanunu’nun 383 ve 526. maddesi uyarınca cezai işlem yapılmaktadır.
Çukurova Üniversitesi’nin konuyla ilgili hazırladığı broşürde şu ifadeler
yer almaktadır: “Eğer çitçilerimiz anız
yakmanın faydadan çok zarar verdiğini
• Toprağın iyi havalanmasını sağlar.
anlayabilirlerse hiçbir güç çiftçiye anız
yaktıramaz. Bütün sorun bunun inandırıcı şekilde anlatılmasındadır. Çiftçilik
bir gönül mesleği olmasa bunu yapacak insanları bulmak bu kadar kolay
olmazdı. Çiftçi anız yakmak suretiyle
geçim kaynağı olan toprağı fakirleştirip
öldürmektedir. Bunu görmeli ve anız
yakmayı bırakmalıdır.”
www.kocandergi.com
çiftçimizin emeğine değer katıyoruz...
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
14
File Size
7 905 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content