close

Enter

Log in using OpenID

“Gökyüzünün yarısını kadınlar taşır...”

embedDownload
Osmangazi Belediyesi’nin KADIN Dergisidir
Yıl:1 Sayı:1 Ağustos & Eylül 2014
“Gökyüzünün yarısını kadınlar taşır...”
[email protected]
BAŞKAN’DAN
Osmangazi’nin Değerli Hanımları,
Toplumsal değerlerimizi, örf ve ananelerimizi, inaçlarımızı yaşatan,
yayan ve koruyan toplumumuzun mimarı siz kadınlarımıza özel bir
dergi hazırlamanın ve sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Bizim sizlerle daha fazla buluşmamızı sağlayacak talep ve isteklerinizin yer alacağı, hizmetlerden haberdar olmanızı kolaylaştıracak
dergimiz, iki ayda bir siz kıymetli hanımlarımız ile buluşacak. Biliyoruz
ki, sağlıklı, modern ve gelişime açık toplumlar, kadına olması gereken
değeri veren toplumlardır.
Özgüveni yüksek, girişimci ve başarılı bireyleri yetiştiren toplumun
mimarı kadınlarımızdır. Dolayısı ile kadının başarısı ülkenin başarısıdır. Bu nedenle bizler de kadınlarımızın sosyal hayatta birey olarak
saygı görmeleri, ekonomik özgürlüklerini kazanabilmeleri için okuma
yazma kurslarından, el becerilerini geliştirmeye, sanatsal ve kültürel
faaliyetleri arttırmaya yönelik faaliyetler düzenliyoruz.
Kadınlarımızın, bir yandan kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri,
özgüvenlerini destekleyen eğitim alanları oluşturuyor, diğer yandan
da üretken faaliyetler ile ekonomik özgürlüklerini destekliyoruz.
Böylece toplumsal hayata katılan, üreten ve mutlu bir kadın profili
oluşturmayı hedefliyoruz.Bildiğiniz üzere, belediyemiz Eşitlik Birimi
kurarak ‘Kadın Dostu’ belediyeler arasında yer aldı.
Kadınlarımız için çalışma hayatını kolaylaştırıcı değişiklikler yapılmasını sağlamak, motivasyon arttırıcı faaliyetlerde bulunmak ve en
önemlisi de Kadın Sığınma Evi kurarak ihtiyacı olan kadınlara sığınma
imkanı sağlamak birimimizin ve belediyemizin hedefleri arasında yer
alıyor. Özel alanda da kamusal alanda da kadınlarımızın hak ettiği
değeri ve yeri bulması için sizlerin de desteği ile Gülpembe Dergimiz
ile bir platform oluşturarak projelerimizi birlikte yürüteceğiz ve kısa
sürede hedefimize ulaşacağız. Kadınları ile daha güçlü bir Osmangazi
için çalışıyoruz.
OSMANGAZİ BELEDİYE BAŞKANI
EDİTÖR’DEN
Merhaba,
Osmangazi Belediyesi’nin bir süredir üzerinde çalıştığı kadın dergisi
GÜLPEMBE’nin ilk sayısı ile karşınızdayız.
Sanattan kültüre, modadan trende kadar kadınlarımızı ilgilendiren, kadına dair her şeyi bulacağınız bir GÜLPEMBE hazırladık.
Dergimizin, pratik bilgileri, tarifleri, el sanatları ile de hanımlarımızın
vazgeçemeyeceği bir rehber olması için çalıştık.
Bu sayımızda neler var;
Osmangazi Belediyemizin kariyer ve eğitim kursları OSMEK’i inceledik.
Yaz mevsimi için en iyi stiller, trend ve moda renkler ile rengarenk yazın
sırlarını paylaştık.
Her sayımızda başarılı kadınlarımızın hikayelerine yer vereceğimiz
dergimizin ilk konuğu Anneler Ölmesin Derneği Başkanı Hülya Özdemir
ile ilgiyle okuyacağınız bir söyleşi yaptık.
Yaz hastalıkları, sağlıklı beslenme, ilginç bilgiler ve nefis tarifler gibi keyifle
okuyacağınız birçok konuyu bir araya getirdik.
Her sayımızda evde yetiştirebileceğimiz bir çiçeğin bakımını anlattığımız
köşemizin ilk çiçeği tabi ki Gül oldu.
Gül kokulu kadınlarımız için hazırladığımız GÜLPEMBE’yi tüm
kadınlarımızın beğenisine sunuyoruz.
Keyifle hazırladık, keyifle okunması dileği ile
Sağlıkla kalın…
İÇİNDEKİLER
08 Osmangazi’den
Kadın Semazenler
Halk Eğitimi’ne Osmangazi Damgası: OSMEK
16 Trend
Moda: En Yeni Trendler - Gelinlikte Trend Renk Krem Tonları
Stil: Yaz Mevsimi Için En Iyi Stiller
& Sanat
22 Kültür
Fotoğraf / Sinema
Kitap & Müzik
& Yaşam
28 Sağlık
Dikkat / Psikoloji & Hamilelik
Spor & Dans / Güzellik & Makyaj / Yüzme / Aile Sağlığı
39 Kariyer
İş Dünyası
Kadının Iş Hayatındaki Yeri
Sırları
40 Doğanın
Lezzet Durağı: Ispanaklı Rulo Börek Tarifi
Gezi: Bursa Hamam ve Kaplıcaları / Püf Noktalar
44 Mekan
Tarihi: Ördekli Kültür Merkezi
İmtiyaz Sahibi
Mustafa DÜNDAR
Genel Yayın Yönetmeni
Gülşah CEBELLİ ÖNCEL
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Arzu KARADAŞ
Katkıda Bulunanlar
Mesut YILDIZ
NAİL KAHRAMAN
Ömer KOŞUKAVAK
Sevcan YAMAN
Adres
Santralgaraj Mah.
Ulubatlı Hasan Bulvarı
No: 6 Osmangazi / BURSA
T. 0 224 444 16 01
F. 0 224 270 70 63
Bitki
50
Röportaj
52
Gül Bakımı: Sevginin ve Aşkın
Simgesi Olan Gül Bitkisi
Anneler Ölmesin, Meme Kanseri ve Hastalıkları Platformu Başkanı
Hülya ÖZDEMİR
Köşe
58
Dekorasyon
60
Çocuk Ailenin Aynasıdır
Psikolog Melike ORUÇ
Yaratıcı Fikirler: Kendin Yap Ki Daha Kıymetli Olsun!
Mimari: Çiçeklerle Dekorasyon
Bakış Açısı
Kişilik
62
Analizleri
İlginç Bilgiler
Bunları Biliyor Muydunuz?
64
Saat Neden Sağa Doğru Döner?
Sizden Gelenler
Kremalı Islak Kek Tarifi
Tasarım
Kalyon Medya
Konak Mh. Yıldırım Cd. No. 152 D. 68
Genç Arslanlar İş Merkezi Nilüfer/BURSA
T. 0 224 452 10 50 F. 0 224 452 10 54
66
Baskı
Furkan Ofset
Yeni Yalova Yolu 6.km Panayır Mevkii
No:490 Osmangazi/BURSA
T. + 90 224 211 04 04
F. + 90 224 211 20 25
[email protected]
Hizmet Masası
0 224 444 16 01
Osmangazi Belediyesi’nin yayın organıdır.
Bu dergide yayınlanan haberler kaynak
gösterilerek kullanılabilir.
Yıl:1 Sayı:1 Ağustos & Eylül 2014
OSMANGAZİ’DEN
Osmangazi’den
KADIN
SEMAZENLER
Yıl 1993... İlk kadın semazenler toplum önünde sema
gösterisine katıldıkları zaman büyük bir gürültü kopmuştu. Kimileri buna karşı çıkmış, kimileriyse desteklemişti.
Aradan geçen zaman içinde bu konu hakkında neredeyse
söylenmedik görüş kalmadı gibi. Ancak kadın semazenler hâlâ sema etmeye, törenlere katılmaya, her ortamda
olmasa da rengârenk tennureleri içinde erkeklerle beraber devran etmeye devam ediyorlar. Bugün sayıları
çığ gibi artmasa da 21 yıl önce ilk semaya duran Didem
Edman’dan sonra bu yola devam eden kadınların sayısı
10’ları çoktan geçmiş durumda.
Mevlana’nın felsefesine baktığımızda, kadın-erkek ayrımı
olmadığını görürüz. Çünkü ”Allah katında ikisi de birdir.” der
Mevlana. Hz. Muhammed de Kâbe açılışını erkeklerin yanında kadınlarla beraber yapmıştır. Nasıl ki Hac’da kadın-erkek
beraber Kâbe’yi tavaf edip, beraber el açıp Allah’a yakarıyorsa,
semazenler de başlarına sikkelerini geçirdikleri zaman erkek
ya da kadınlıktan sıyrılmış olurlar. Çünkü Mevlevilikte sema,
bir zikirdir. Sema esnasında sağ ayaklarını yere vuran semazenler, kalpleriyle Allah’ı zikrederler.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 8
Mevlana döneminde de hanımlar sema yapmış ama erkeklerden ayrı olarak dönmüşlerdir.
”GÖSTERİ DEĞİL, MANEVİYATI KUVVETLENDİRME”
Mevleviliğe, semazenliğe ilgi duyan kadınlar açısından durum
tabii ki erkeklerden farklı değil; belirleyici olan genellikle maneviyat ya da maneviyatı kuvvetlendirme arayışı.
Sema etsin etmesin tüm Mevleviler, sema töreninin folklorik
bir gösteriden ibaret olmadığını, yapılanın tamamen bir ibadet olduğunu belirtiyorlar. Kadınların renkli tennureleri ise
Hz. Mevlana’nın gül bahçesini temsil ediyor.
Sema etmeden önce semazenlere; insan olmak, insanlığa
yakışır vasıfları temsil ediyor olmak yönünde bir eğitim veriliyor. Bu nedenle sema etmek, kişisel olarak insana huzur
ve sağlık verirken, toplumsal olarak ise sorumluluk yüklüyor.
”SEMA ETMEK BİR İBADETTİR”
Cumhuriyet döneminin ilk kadın semazeni Didem Edman
sema etmeyi; “Sema etmek bir ibadet... Sema bizim için Allah’la rabıta kurduğumuz, Hakk’ın sevgisini ruhumuzda hissettiğimiz, kendisini onun huzurunda bulduğumuz bir andır.”
şeklinde tanımlıyor.
”SEMAYA ÇIKARKEN DÜNYAYA KULAKLARIMIZI TIKIYORUZ”
”Semaya çıkarken başımıza sikkemizi geçirip kulaklarımıza kadar çektiğimizde dünyanın seslerine kapanmış oluyoruz” diyen
Didem Edman, ”Biz sema ederken kendimizi gökyüzünde, bulutların arasında hissediyoruz. Dünyaya ait her türlü duygudan
sıyrılıyoruz. Kısacası dünyadan kopuyoruz. Bizim için sema
dünya ile bağımızı koparan bir ibadet. Semadan sonra bütün
sıkıntı ve günahlarımız üzerimizden kalkmış gibi kelebek hafifliğine bürünmüş hissediyoruz.” diyerek anlatıyor duygularını.
Bursa’da da Karabaş-i Veli Kültür Merkezi semazen
eğitimi vermektedir. Dört yılda 37 kadının eğitim aldığı derneğin semazen eğitimleri, halen sürmektedir.
2006’da Mevlevilikle tanışan ve 2007’de sema eğitimi
alan Bursa’nın ilk kadın semazeni İnci Gönülal, Bursa’da
kadın semazenlerin yetişmesine öncülük etmektedir.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 10
HALK EĞİTİMİNE OSMANGAZİ
DAMGASI: OSMEK
Osmangazi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK) 5 yılda binlerce kişiyi meslek sahibi yaparken,
sertifika alan yüzlerce kursiyere de iş imkânı sağlıyor.
İşsizliğin azalmasına katkı sağlamak, insanları meslek sahibi yapmak, yeni bir vizyon kazandırmak, yeni sosyal alanlar oluşturmak,
kendilerinde var olan yetenekleri görmelerini sağlayarak psikolojik ve sosyolojik destek sağlamak amacıyla yola çıkan OSMEK,
her yıl ihtiyaca göre açtığı kurslarla binlerce insana umut oluyor.
OSMEK’e 2013 -2014 Eğitim döneminde toplam 155 kurs açıldı
.7186 müracaat yapıldı,2120 kursiyer sertifika almaya hak kazandı. OSMEK ve Osmangazi Belediyesi’nin oluşturduğu İŞ-KUR
Masası işbirliğinde 300’ü aşkın kişiye istihdam imkanı sağlandı.
DİL KÖPRÜSÜ
OSMEK’te dil öğrenmek isteyen ya da dilini geliştirmek isteyenler
için de birçok dilde eğitimler sürüyor. İngilizce, Fransızca, Arapça,
Almanca, Rusça öğrenmek isteyenlere ücretsiz kurs imkânı sağlanıyor. Ayrıca OSMEK bünyesinde son yıllarda büyük ilgi gören
Osmanlıca dil kursları da düzenleniyor ve büyük rağbet görüyor.
OSMEK kurslarına her dönem yoğun ilgi gösteriliyor. Toplam 15
kurs merkezinde 33 branşta kurs veriliyor .Talepler değerlendirilerek istekler doğrultusunda uygun kurslar açılıyor. OSMEK misyonu olan eğitimli ve becerilerinin farkında olan toplum oluşturma gayreti ile çalışıyor.
BİLGİSAYAR KURSLARI
OSMEK, Bilişim Teknolojileri Kursu ile hem bilgisayar, hem de
modern çağın iletişim teknikleri üzerine eğitim veriyor. Bilgisayarlı muhasebe kursuna katılan kursiyerler, kısa sürede iş imkânına kavuşuyor. Bilgisayar kurslarına katılarak sertifika alan
kursiyerlerden yüzde 75’i meslek sahibi oluyor.
OSMEK’TE ENGEL YOK
Osmangazi Belediyesi, engellilerin hayatını kolaylaştıracak fiziki şartları iyileştirme çalışmalarının yanısıra, OSMEK Kursları ile
de ihtiyaçlara cevap veriyor. Engelliler resim, satranç, diksiyon ve
işaret dili kursları ile sosyal hayata karışıyor.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 12
EL EMEĞİ GÖZ NURU
OSMEK’in, geleneksel el sanatlarına yönelik kursları da özellikle
mahallelerde ev kadınlarının gözdesi durumunda. Kurslarda ev
mefruşatı, tığ işi, el sanatları, geleneksel el sanatları, giyim üretimi gibi sanatlar, halı dokuma, tel kırma gibi birçok alanda katılımcılar kendilerini geliştirebiliyor.
YENİ MÜZİSYENLER OSMEK’TE YETİŞİYOR
Geleceğin müzisyenleri de OSMEK kurslarında yetişiyor. OSMEK,
keman, bağlama ve gitar kursları ile müziğe ilgi duyan, yeteneği
olan gençleri ve müzik severleri teşvik ediyor. Uzman eğitmenler
eşliğinde devam eden kurslar, tüm yaş gruplarından yoğun ilgi
görüyor.
GÜZEL SANATLAR OSMEK’TE
OSMEK, güzel sanatlara yönelik kurslarıyla da fark yaratıyor. Resim, ebru gibi büyük emek isteyen sanat dallarıyla OSMEK kursları vatandaşların ayağına gidiyor. Ebru Sanatı OSMEK kursları
ile canlanırken, resim kursları da yeni sanatçılar ortaya çıkıyor.
HALK İÇİN SANAT OSMEK’TE
Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları, sadece mesleki alanda değil kültür ve sanata yönelik kurslarıyla da vatandaşların ihtiyaçlarına cevap veriyor. OSMEK bünyesinde ebru, tiyatro,
drama, diksiyon ve filografi kursları ücretsiz yürütülüyor.
EV HANIMLARINDAN
GÖZ KAMAŞTIRAN SERGI
Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kurslarına (OSMEK) katılan kursiyerlerin eserleri göz kamaştırdı.
Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK) tarafından düzenlenen kurslara katılan ve 8 aylık eğitim dönemini
başarıyla tamamlayan kadınlar, eserlerini Ördekli Kültür Merkezi’nde görücüye çıkardı. Kursiyerlerin el emeği ve göz nuru dökerek yaptığı, keçe işlemesinden el nakışlarına ve tablolara kadar
birçok eserin yer aldığı sergi, büyük ilgi gördü.
Sergi açılışında konuşan OSMEK sorumlusu Güler Nalbant, ”Başkanımız Mustafa Dündar’ın destekleriyle açılan kurslara katılan
kursiyerlerimiz, bir yandan unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı öğreniyor, bir yandan da meslek sahibi oluyor. Bu gün de onların
eserlerinin yer aldığı sergi ile bu kursu taçlandırmış oluyoruz” dedi.
OSMEK kurslarında öğrendiği bilgilerle hazırladığı kıyafetler büyük takdir toplayan 2 çocuk annesi Yasemin Özkaynak, kursun
kendisini meslek sahibi yaptığını söyledi. Hazırladığı mahalli
kıyafetlerin çevresi tarafından çok beğenildiğini ve kendisine dışarıdan siparişlerin geldiğini söyleyen Özkaynak, ”Bugün burada
sergilenen kıyafetleri daha önce görüyordum, ancak dikebileceğime inanmıyordum. Aldığımız eğitimlerin sonunda hazırladığımız
kıyafetleri beğenen yakınlarım, benden kendileri için de kıyafetler
dikmemi istedi. Bu gün kursta öğrendiklerimle diktiğim kıyafetleri satarak, inanın çok iyi para kazanır hale geldim. Eğer imkanım olursa kendime bir atölye açmayı düşünüyorum” dedi.
62 yaşındaki Emine Hoşkondu ve Nermin Bilaç, kursun kendileri için adeta bir terapi merkezi olduğunu söylediler. Katıldığı ev
mefruşatı kursunda hazırladığı eserleri büyük bir heyecanla tanıtan Hoşkondu, ”4 torun sahibiyim. Artık torunları büyüttüm ve
kursa geldim. Bu kurs adeta bir terapi merkezi. Stresi, sıkıntısı
olanlar hem gelip bu stresten kurtulsun, hem de bir şeyler öğrensinler. Özellikle genç kızlarımız, burada öğrendikleri ile çeyizlerini
hazırlayabilirler. Bize böyle fırsatlar sağladığı için Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyorum” dedi.
OSMEK el sanatları hocası Sahime Adalan, ”Sergide ev hanımları,
emekliler ve iş kadınlarının yaptığı çalışmalar yer alıyor. Filografi,
akrilik, keçe, el nakışları gibi çalışmalar, kadın kursiyerlerimiz tarafından titizlikle yapıldı. Kurs süresince yoğun emek harcadılar
ve ortaya çok güzel işler çıkardılar. Amacımız, kadınları daha çok
iş hayatına sokup, kendi gelirlerini kazanmalarını sağlamaktır”
diye konuştu.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 14
TREND
TREND
Moda
En Yeni Trendler
Sandaletler
Yaz aylarının sıcak günlerinde güzel kıyafetlerinizin altına kombine ettiğimiz güzel ve hoş
sandaletlerimizden vazgeçemiyoruz. Hem estetik hem de rahat olan sandalet modelleri
oldukça iyi bir görünüm sağlamakta. İyi bir kombin tamamlayıcısı olan sandaletler her ne
kadar renkleriyle, desenleriyle ve modelleriyle alıcıların kafalarında soru işaretleri bıraksada
çoğu kadının tercih ettiği bağlamalı sandalet modelleri oluyor.
Ojeler
2014’ün bahar ve yaz aylarında, makyaj bütünlüğümüzü tırnaklarımız ile tamamlarken, estetik
açıdan önemli olan ojeler ile modaya daha uyumlu bir görünüm yakalayabiliyoruz.
Gözlükler
2014 ilkbahar/yaz trendleri arasında aksesuar olarak diğerlerinden farklı bir yere sahip olan
aynalı ve rengarenk güneş gözlükleri ön planda... Geçen yıl da popüler olan bu gözlükler, bu yıl
ünlülerin ve moda bloggerlarının çok fazla kullanmasıyla popülerliğini arttırmış durumda.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 18
Gelinlikte Tercih Krem Tonları
2014 ilkbaharının gelmesiyle evliliğe adım atanlar düğün hazırlıklarını hızlandırmaya başladı. Gelinlikte yeni modeller vitrinlerdeki
yerini aldı. 2014 yazında gelinlik modellerinde trend renk, krem tonları oldu. Yeni model gelinliklerde dantel kol boyları ve olabildiğince
açık sırt dekolteleri dikkat çekiyor. Her genç kızın rüyasını süsleyen çeşit çeşit gelinlikler, mağazalarda gelin adaylarını bekliyor.
TREND
Stil
Sonbaharı karşılarken
en iyi stiller
Şık bir görünüm elde etmek her zaman önemli.
Fakat çok pahalı olmamalı. Bunu başarmak için hem bize yakışan
hem de en ekonomik kıyafetleri almak gerek.
Yaz sezonu kıyafet trendlerinde çiçek, dijital baskılılar ya da tropikal desenli parçalar moda ekseninden kolay kolay düşmez. Peki
dolabımızdaki parçalarla modaya nasıl uyum sağlayabiliriz?
Hangi aksesuar ve kıyafetlerle bu mümkün acaba?
BEYAZ TİŞÖRT
ÇİZGİLİLER
Klasik ceketlerin içine veya rengarenk eteklerin üzerine
kolaylıkla uyum sağlayacak bir parça... Her kadının dolabında olması gereken, belki de birden fazla olan beyaz
tişörtler büyük beden ve dar modelleriyle her kombine
uyabilir.
Enine çizgiler, Fransız kadınlarının çabasız şıklığının en
büyük sırrı!
Beyaz renk bir tişörtü sınırsız sayıda kombinasyonun
içinde kullanırken ister gece, ister gündüz hemen her çeşit
giysi ile tamamlayabiliriz.
Özellikle bahar ve yaz aylarında şık bir stil yakalamak
istiyorsanız tercihiniz mutlaka enine çizgilerinden yana
olmalı.
Çizgili bluzlarınızı mini etekler, şortlar, jeanler ve aklınıza gelebilecek daha birçok parçayla kombinleyebilirsiniz.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 20
ELBİSE
Yazın bir diğer kıyafet trendi bohem elbiseler. Arkası
uzun önü kısa versiyonları, midi boyları ve uzun modelleriyle rahat bir yaz geçirmeyi garanti ediyor.
CÜZDAN
Cüzdanların boyutları büyüdü hatta yaz günlerinde
çanta yerine kullanmaya başladık. 2014 renk trendlerini
kıyafetlerinizde yansıtmaya çekiniyorsanız, aksesuarlarınızı konuşturun.
RENKLİ PANTOLONLAR
Renkli pantolon, kapri ve şortları da unutmamak lazım.
Bahar aylarından itibaren giymeye başladığımız capcanlı pantolonlar, kimi zaman desenleriyle bize eşlik etmeli.
DOLGU TOPUK
BOHEM BİLEKLİKLER
Hasır dolgu topuklular yaz aylarında hemen herkesin
ayağında. Rahatlığıyla babetlerin pabucunu dama attıran bu ayakkabılar, neon ve sezonun enerjisi yüksek
renkleriyle vitrinlerdeki yerini aldı.
Renkgarenk yaz bileklikleriyle kollarımızı doldurma vakti
geldi. Neon ve pastel renkler birleşiyor, turkuazlar ortaya
çıkıyor. Bu şirin bilekliklerle aksesuar kutunuzu yenilemeyi
unutmayın.
KÜLTÜR & SANAT
KÜLTÜR & SANAT
Fotoğraf
PROFESYONEL BEBEK
FOTOĞRAFÇILIĞI
Türkiye’de bilinirliği son yıllarda giderek artan “Yenidoğan” çekimleri ile aileler, minik bebeklerinin hayatlarına dahil olduğu ilk günleri
ölümsüzleştirerek, mutluluk hikayelerini fotoğraflandırıyorlar. Son
yıllarda adından sıkça söz edilen ve yeni bir sektör olan ‘’Yenidoğan
fotoğrafçılığı‘’ artık Türkiye’de de çok yaygın bir kullanım alanına
sahip. Fotoğraf çekimi, minik modelin hassasiyeti sebebi ile çok
titiz geçen bir süreç. Anne karnından sonra bebek için en güvenli
yerde, annesinin yanında, evinde bir yandan fotoğraf için uygun
ışığı, bir yandan bebek için uygun sıcaklığı takip ediliyor. Bu hassas
çekim süreçleri en fazla 3-4 saat süreyle yapılıyor. Bebeğin keyfinin yerinde olması çok önemli bir nokta. Çünkü tüm süreç onun
huzurlu uyku durumuna göre yönleniyor. Henüz yeni doğum yapmış ve çok hassas duygularla bebeğinin üzerine titreyen annenin
güveni de çok önemli. Dünyaya henüz gelmiş ve bağışıklık sistemi
daha güçlenmemiş bebek için gerekli tüm hijyenin sağlanmasına
çok dikkat ediliyor. ‘’Yenidoğan çekimleri’’ doğumdan sonra ilk 1015 gün içerisinde, bebeğin anne karnındaki kıvrımlarını henüz kaybetmemişken yapılan çekimlerdir. Yurt dışında çok yaygın olan ve
”newborn çekimleri” olarak anılan bu tarz fotoğraflar, doğum fotoğraflarından belgesel yapısından farklı olarak gösterildiği çekimlerdir. Çekim süreci hem çekim öncesinde, hem çekim anında titizlikle çalışmayı gerektiriyor. Küçük prodüksiyonlar ve bu konsepte
uygun aksesuarlar hazırlanıyor. Çekimler anne ve bebeğin kendini
en güvendiği ortamda yani evinde gerçekleştiriliyor. Böylece bebeğin uykusu ve beslenmesi de bölünmüyor. Rahatça uyuduğu anlar
sabırla beklenerek çekim yapılıyor. Sürekli olarak annenin bebeği
ile teması sağlanıyor. Bebeklerin göz refleksleri henüz gelişmediğinden, çekimlerde bebek asla flaşın ani ve güçlü ışığına maruz
bırakılmıyor ve buna çok özen gösteriliyor. Bu nedenle çekimlerde
kesinlikle flaş kullanılmıyor. Çekim için genellikle evin en çok şık
alan odası tercih ediliyor. Tüm çekimler annenin ve bebeğin düzeni
bozulmadan, hijyeni ve her türlü hassasiyeti gözetilerek yapılıyor.
Çekimler hassas ve oldukça zor olmasına rağmen sonuçlar her zaman insanın içini ısıtıyor.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 24
KÜLTÜR & SANAT
Sinema
SİZİN İÇİN SEÇTİK
YEŞİL YOL
Bir hapishanede gardiyanlık yapan Paul Edgecomb’un görevi, hücrelerinden alınan idam
mahkumlarını, elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına kadar olan bir millik yeşil
yoldan götürmektir. Edgecomb yıllar boyunca bu yoldan sayısız idam mahkumu nakleder.
Ama hiçbirisi onu John Coffey kadar etkilemez. Oldukça iri yarı biri olan Coffey, iki küçük
kızı öldürmek suçundan idama mahkum olmuştur. Ürkütücü görünümünün aksine oldukça
duygulu ve karmaşık bir iç dünyası olan Coffey, bazı doğa üstü güçlere sahiptir. Edgecomb
onunla yakınlaştıkça artık hiç beklenmedik yerlerde mucizelerin olabileceğine inanmaya
başlayacaktır.
VİZYONDAKİ FİLMLER
Galaksinin Koruyucuları
Keşke Burada Olsam
Eyjafjallajökull
Attila Marcel
01 Ağustos 2014
01 Ağustos 2014
01 Ağustos 2014
01 Ağustos 2014
A Most Wanted Man
Dragon Nest: Rise of
the Black Dragon
Ninja Kaplumbağalar
Life After Beth
05 Eylül 2014
05 Eylül 2014
05 Eylül 2014
05 Eylül 2014
KÜLTÜR & SANAT
Kitap & Müzik
Murat Dalkılıç’tan
Yeni Albüm
Murat Dalkılıç “Daha Derine”
isimli yeni albümüyle müzik
marketlerde yerini alıyor. 13
şarkıdan oluşan albümün müzik direktörlüğünü bir önceki
albümde olduğu gibi yine başarılı müzisyen Ozan Çolakoğlu
üstlendi.
Murat Dalkılıç yeni albümünde
Gülşen, Harun Tekin, İskender
Paydaş, A.Emir Batkan ve Alper
Erinç gibi bir çok önemli isimle çalıştı.
Albümün çıkış şarkısı olan, “Bu Nasıl Aşk”ın söz ve müziği Oğuzhan Koç’a, aranjesi ise Ozan Çolakoğlu’na
ait. İlk klibini bu şarkıya çeken Dalkılıç, çekimleri 30
kişilik bir ekiple Antalya Belek’te 2 günde tamamladı.
Klip için Sedat Doğan yönetmen koltuğuna otururken,
kamera karşısında ise Dalkılıç’a Finlandiyalı güzel
Heidi Hautanen eşlik etti.
Barbaros Altuğ
Biz Burada İyiyiz
Ben kimseyi üzmek için yazmıyorum; sadece kendimi iyileştirmek için yazmaya başladım.
Başka bir hikâyeydi bu üstelik
ilk başta; kendi başlarına büyüyen üç çocuğun hikâyesi.
Anasız babasız ama sokaklarda da değil; başka bir dünyanın olabileceğine dair bir umut
hikâyesi. İnsan yazdıkça kendi
içindeki kuyulara çekiliyor bilmeden; kazdıkça, derine indikçe siyahlaşıyor suları o
kuyuların da.
Yaşamın savrulup gitmiş zamanları vardır. O zamanlar bazen bir şehrin öyküsüne denk gelir ve onun içine
karışıp gider. Şehirler taşır artık o öyküleri... Biz burada iyiyiz, üç genç insanın kendi hikâyelerini bir başka
şehirde Berlin’de, yaşamaya çalışmalarının öyküsü...
Albümde kendisine ait 6 parça bulunan Dalkılıç “Daha
Derine” ile ilgili “Uzun zaman alan çok çılgınca bir titizlikle ve mesaiyle hazırladık bu albümü, müzikseverlerin arşivinde en güzel köşelerinden birinde yer alacağına inanıyorum.” yorumunu yaptı.
En Çok Satanlar
En Çok Satanlar
1. Demet Akalın - Rekor
1. Elif Şafak - Ustam ve Ben
2. Sıla - Yeni Ay
2. Uğur Koşar - Allah De Ötesini Bırak
3. Ahmet Kaya - Bir Eksiğiz
3. Ahmet Ümit - Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
4. Sibel Can - Galata
5. Nazan Öncel - Bazı Şeyler
6. Yıldız Tilbe - Şivesi Sensin Aşkın
4. Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna
7. Manga - Işıkları Söndürseler Bile
7. John Verdon - Peter Pan Ölmeli
8. Hande Yener - Mükemmel
8. Gabriel Garcia Marquez - Yüzyıllık Yalnızlık
9. Gökhan Türkmen - En Baştan
9. Gabriel Garcia Marquez - Kırmızı Pazartesi
10. Duman - Darmaduman
10. Emrah Serbes - Deliduman
5. Sarah Jio - Son Kamelya
6. John Green - İlk Aşk
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 26
SAĞLIK & YAŞAM
SAĞLIK & YAŞAM
Dikkat
DIYABETLILERIN SAĞLIKLI
BESLENMESI IÇIN
PRATIK ÖNERILER
Diyabet sayısı ülkemizde ve dünyanın genelinde hızlı bir şekilde artıyor.
Yaşam için beslenmek şart ama bu beslenme ihtiyacımızı düzenli ve dikkatli bir şekilde giderirsek bu problemi yaşamak zorunda kalmayız. Bunu için bütün besin gruplarından yararlanmamız gerekiyor. Diyabet ile mücadele eden
insanlara beslenmeleri ile ilgili bir kaç önerimiz olacak;
Ölçüyü kaçırmadığınız sürece hiçbir besin (şeker dahil) yasak değildir.
Eğer doktorunuz veya diyetisyeniniz önerirse ve insülin kullanmıyorsanız, ara öğünlerinizi aksatmayın ve öğün atlaması yapmayın. Yediklerinizi aynı saatte ve aynı miktarda tüketmeye
özen gösterin.
Hamurdan yapılan tatlılar yerine meyveli ve sütlü olanları tercih
etmelisiniz.
Doymamış yağlar damar sertliği tehlikesini azaltır. Yemeklerinizde zeytinyağı ile yarı yarıya kullanın.
Lif bakımından zengin besinler tüketin.
Diyabetliler için üretildiği söylenen ürünler düşünüldüğünün aksine kalori aldırıp kilo vermenizi zorlaştırır.
Eğer insülin kullanıyorsanız cebinizde birkaç tane kesme şeker
bulundurun.
Hazır gıdaları mümkün olduğunca tüketmemeye çalışın.
Kan şekeri değerinizin hangi aralıklarda sağlığınızı tehdit etmeyeceğini öğrenin.
Alkol alışkanlığınız varsa bu içeceklerin ölçüleri düşürün.
Günde 1.5-2 litre su içmeye özen gösterin.
Hayatınızda tuzu azaltın.
Egzersiz yapıyorsanız öncesinde mutlaka kan şekeri ölçümünüzü yaptırın.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 30
SAĞLIK & YAŞAM
Psikoloji & Hamilelik
YAZ AYLARINDA
ANNE ADAYLARI İÇİN
ÖNERİLER
Yaz mevsimi, insanların tatil planları yaptığı bir dönemdir ve çoğu anne
adayı stresli iş yaşamlarından uzaklaşmak için bu tatili bir fırsat olarak
görür.
Tatil yapmak her anne adayının hakkıdır
ve bebeğin doğmasına az bir sürenin kaldığı dönemlerde enerji toplamak için çok
iyi bir fırsattır. İşte anne adaylarına yaz
ayları ve tatil için öneriler:
7. aydan sonra 4 saatten daha uzun süren uçak yolculukları damarsal sorunlara
neden olabileceği için önerilmez. Mutlaka
gerekli ise uzun uçak yolculuklarında doktorunuzun önerisiyle varis çorabı kullanın
ve uçak içinde 2 saatte bir ayağa kalkarak
10 dakika dolaşın.
Gebelik muayenenizi tatile çıkmadan kısa
süre öncesine alın. Bebeğinizin ve kendinizin iyi olduğu onaylandığında doktorunuzun da görüşünü alarak tatile çıkabilirsiniz.
Güneş anne adaylarının kemik sağlığı için
son derece önemlidir ancak güneşe uzun
süre maruz kalmak cildinizde kalıcı lekelenmelere neden olabilir. Bu nedenle
güneşe maruz kalan bölgelerinize güneşten koruyucu özelliği çok yüksek
olan krem kullanmaya dikkatle özen
gösterin.
Tatil yapacağınız yerin tıbbi olanaklarını
araştırın. En yakın hastanenin yerini öğrenin
ve gerekli tıbbi belgelerinizi yanınıza alın.
Güneşlenme için en iyi saatler, sabah ve
öğleden sonraki saatlerdir. Gölgede güneşlenmek ise en idealidir.
Tatile otobüsle gidecekseniz, molaları otobüsten dışarı çıkarak yürüme ve dolaşım
sisteminizi rahatlatma fırsatı olarak kullanın ve bunu her molada mutlaka yapın.
Kendi arabanızla yola çıkacaksanız, 2 saatte bir vereceğiniz molalarda 10’ar dakikalık yürüyüşler yapın. Yolculuk esnasında emniyet kemerinizi mutlaka kullanın.
Uçak yolculuklarında genellikle 7. aydan
itibaren uçağa kabul için doktor onayı
istenecektir. Doktorunuzdan bu belgeyi
mutlaka alın.
Yaz sıcağı vücudu susuz bırakır. Bu nedenle sıvı alımınıza dikkat edin. Vücudunuzun susuz kalması bebeğinize zarar
vermez ancak sizi aşırı halsiz bırakabilir.
Bakteriyolojik tetkikleri yapılmış olması
koşuluyla, hem havuzdan hem de denizden rahatlıkla faydalanabilirsiniz.
Sudan çıktıktan sonra ıslak mayoyla dolaşmak, idrar yolu ve mantar enfeksiyonu
riskini artırır.
Sıcakta gıdaların hızla bozulması, yazın
ishal ortaya çıkma riskini önemli derecede
artırır. Kural olarak 24 saatten daha uzun
süren ishaller ve süresine bakılmaksızın
her türlü bulantı ve kusma tıbbi değerlendirme gerektirir. Gıda alımı konusunda
son derece hassas olmalısınız.
SAĞLIK & YAŞAM
Spor & Dans
DANS EDEREK ZAYIFLA,
KALORİ YAK VE EĞLEN!
Keyif alarak kilo vermek ve bölgesel fazlalıklarınızdan kurtulmak istemez misiniz?
Sürekli pazartesi ile başlayıp salı biten diyetlerden ve spor salonlarında zayıflamaya çalışmaktan bıkanlar, “dans ederek zayıflama” sizin için değişik, aynı zamanda eğlenceli bir alternatif
olacak. Son zamanlarda dans etmek sadece bir sanat etkinliği
olarak değil, aynı zamanda iyi bir fitness ve kalori harcama egzersizi olarak da alternatif bir yöntem olmasıyla öne çıkmakta-
dır. Dans etmek bizi hem mutlu eden, hem de vücudumuzu zinde
tutmaya yarayan bir etkinliktir. Özellikle fit bir vücuda sahip olmak isteyen kadınlar ”zumba”ya başvurmaktadırlar. Dans ederek zayıflama, hem eğlenceli hem de oldukça enerji dolu olmanızı
sağlayacaktır. Üstelik 10 dakika gibi kısa bir zaman diliminde 100
kalori yakabilirsiniz.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 32
SAĞLIK & YAŞAM
YAŞAMGüzellik & Makyaj
YÜZÜ İNCE GÖSTEREN
MAKYAJ TÜYOLARI
Makyaj, günlük hayatımızın vazgeçilmezlerinden biri... Çoğumuz yüzümüzün güzel olan yanlarını ön plana çıkartmak için makyaj yaparken, bazılarımız kusurlarını kapatmak ya da daha az görünür kılmak için makyajdan yardım
alır. Makyajdan yararlandığımız en önemli noktalardan biri de yüz hatları... Yüz hatlarınızın daha ince ve zarif
görünmesi için makyajdan yararlanabilirsiniz.
Koyu renk, kavisli kaşlar
Kavisli ve koyu renkli kaşlar
yüzü olduğundan daha ince
gösteriyor. Eğer kaşlarınızda
kavis yoksa en azından rengini koyulaştırarak yüzünüzü
daha ince gösterebilirsiniz.
Bunun için kaş boyalarından
faydalanabilir ya da kaş farlarıyla bir kaç ton daha koyu
renge boyayıp, kaşlarınızı
daha belirgin bir hale getirebilirsiniz.
Göz altlarını aydınlatın
Göz altı morluklarınız varsa
bu bölgeleri mutlaka aydınlatmalısınız. Çünkü yorgun
gözler, yüzünüzde daha şiş ve
dolgun bir görünüme sebep
olabilir. Makyaj yapmasanız
bile mutlaka cilt renginize
uygun bir göz altı kapatıcısıyla
morluklarınızı kapatın. Göz
kapaklarında ve burun kısımlarında karanlık bölgeler varsa
bu bölgeleride aydınlatın.
Gözlerinizi daha
büyük gösterin
Büyük gözlerin yüzü daha ince
gösterdiğini söylemek gerekiyor. Gözlerinizi biraz daha
büyük göstermek için; takma
kirpik kullanabilir, hem alt
hem üst kirpiklerinize maskara uygulayabilir ve göz kalemi,
eyeliner gibi makyaj malzemelerini kullanabilirsiniz.
Kontürleme uygulayın
Yüzü ince göstermenin en
profesyonel yolu, makyajla
kontürleme uygulamaktır.
Çene üzerinde açık, çene altında koyu tonlamalar yapmak
etkili olabilir. Gölgelemenin
elmacık kemikleri, burun ve
alında yoğunlaşması yüzünüze daha ince bir görünüm
verecektir.
SAĞLIK & YAŞAM
Yüzme
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 34
OSMANGAZİ’DE DÖRT
MEVSİM HAVUZ KEYFİ
2010 yılından bu yana Osmangazi Belediyesi Havuzlarında düzenlenen yüzme kursları ile,
her yıl 10.000 bayan su ile buluşuyor.
2013 yılında ‘Bayanlar Yüzme Yarışması’ adı altında başlatılan
ve her yıl geleneksel olarak sürdürülen yarışmaya, Osmangazi
Belediyesi havuzlarında yüzme öğrenen bayanlar katılıyor. Yarışmada dereceye girenlere devamlılıklarını sağlamak amacıyla,
yıllık, üç aylık ve aylık olarak yüzme aktivite programları hediye
ediliyor. Böylece bayanlara hem yaşam boyu spor alışkanlığı ve
kültürü kazandırılıyor, hem de bu konuda onların öncülük yapmaları sağlanıyor.
Sağlıklı yaşamı ilke edinmiş Osmangazili tüm kadınlarımızı, zaman kaybetmeden havuzlarımıza bekliyor ve bu ayrıcalıklı eğitim
programlarından yararlanmalarını tavsiye ediyoruz.
Spora önem veren ve yüzmeyi seven bayanlar, özellikle kış döneminde Osmangazi Belediyesi’nin Karaman, Fatih, Soğanlı, Atıcılar
ve Demirtaş havuzlarına yoğun ilgi gösteriyor.
Bayanlara özel program düzenleyen Demirtaş Yüzme Havuzu,
Aralık- Ocak- Şubat ve Mart döneminde ortalama 500 bayana
hizmet veriyor. Sabah saat 10 ile akşam 17 arasında yapılan
programlarda, serbest yüzmenin yanı sıra, yüzme eğitimi de veriliyor. Yazı yüzerek geçirmek isteyen bayanlar için yaz dönemi
eğitim programları devam ediyor.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 36
Yüzmenin önemini bilen ve yüzmeyi seven bayanlar, özellikle kış döneminde Osmangazi Belediyesi’nin Karaman, Fatih, Soğanlı, Atıcılar ve Demirtaş havuzlarına yoğun ilgi gösteriyor.
Osmangazi Belediyesi, 365 gün havuz keyfi uygulamaları ile her yıl 10.000 bayanı su ile buluşturuyor.
Osmangazi Belediyesi, kadınlarımıza yaşam boyu spor alışkanlığını ve kültürünü kazandırıyor ve ayrıca bu konuda onların da öncülük yapmalarını sağlıyor. Demirtaş Yüzme Havuzu tesisleri sadece havuz olarak değil, fitness salonu ile de hizmet veriyor.
SAĞLIK & YAŞAM
Dr. Sevcan Yaman
Sağlık İşleri Müdürü
KADINLAR
ÖZELDİR
Kadınlar erkeklerden bir çok yönden farklıdırlar. Erkek ve kadın
genleri arasında küçük bir fark bulunmakla beraber, bu fark, cinsiyeti ve cinsiyete bağlı özellikleri belirliyor. Bir çok organ, fiziki
görünüş ve hormon farkı da bunlara bağlıdır. Dolayısı ile bu farklılıkların getirdiği bir çok durum ve sonuç bulunuyor.
Kadınların doğurganlığı da bunlardan biridir. Başımıza gelen o
en güzel eylem, farkımızın en büyük göstergesidir. Doğurganlığın
başlaması ile beraber, henüz doğurmadan hatta hamile bile kalmadan, kadınların vücudu ile ilgili sorumlulukları başlıyor. Çünkü
doğurabilmek için dahi vücudumuzdaki organların, hormonların
uyum içinde düzenli çalışması gerekiyor.
Herhangi bir aksaklık durumunda, daha çocukluk çağında biz
kadınları jinekoloğa götüren sebeplerin yanında, belli bir yaştan
sonra rutin olarak tarama ve takiplerimizi yaptırmak zorundayız.
Seviks (Rahim ağzı) kanserinin erken teşhisi amacı ile evli kadınlarda yapılan smear taramasının yanında, bu yıl Sağlık Bakanlığı
tarafından başlatılan HPV (Human Papilloma Virüs) taramasının,
Bursa’daki 30-65 yaş arası 183.475 kadına 5 yıl içinde yapılması planlanıyor. Bursa’da taramayı gerçekleştiren KETEM (Kanser
Araştırma Merkezi) taramaları, Aile Hekimleri aracılığı ile organize ederken biz de Osmangazi Belediyesi olarak, kadınların Muradiye‘deki birime ulaşmalarını sağlıyoruz.
5 yılda bir yapılması gereken smear testinin yanında KETEM, 4069 yaş arası 123.258 kadının iki yılda bir meme mamografilerini
bünyesinde çekmeyi, Ali Osman Onkoloji Hastanesi ise meme
ultrasound grafilerinin çekilmesini hedefliyor.
Ayrıca KETEM Bursa’da bulunan 50-70 yaş arası 67.768 kadına
Gaitada gizli kan testi yaparak Kalın Bağırsak kanseri taraması
yapmayı hedefliyor.
Osmangazi Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü olarak kadınların
kanser taramalarına aracılık etmekten, böyle önemli bir konuya
destek vermekten son derece mutlu oluyoruz.
Bu taramalarda çalışanlarımız fazlası ile fedakar davranarak
emek veriyorlar. Bizim dileğimiz, tüm kadınlarımızın, bu konunun ciddiyetini anlayıp, işlerinden bir günlerini ayırarak, tedavi
imkanı olan bu tür kanserlerin erken teşhisi için bir adım atarak,
son derece meşakkatli olan tedavi aşamasına gelmeden korunmalarıdır.
Kutsal anneliğin, kadınlığın getirdiği bu tür sorumlulukları görmezden gelmeyip, vücudumuza iyi bakmalıyız.
Kadınlar çok değerli ve özeldir.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 38
KARİYER
İş Dünyası
KADININ
IŞ HAYATINDAKI YERI
Son yıllarda kadınların aktif çalışma hayatındaki rolü gittikçe
artış gösteriyor. Bunun en büyük nedeni ise, aldıkları eğitimden
kaynaklanıyor. Önceki yıllara bakıldığında kadınların eğitim seviyeleri, şimdilere nazaran daha düşük olduğu için kendilerini iş
hayatına hazır hissedemiyorlardı. Fakat son yıllarda kadınların
eğitim seviyelerindeki yükselişle beraber çalışma hayatındaki
rolleri de arttı.
Bugün baktığımızda, en köklü şirketlerin yöneticilerinden tutun
da taksi şoförlüğüne kadar, kadınları her işte görmek mümkün
oluyor. Bundan önceki dönemlerde kadınlar ev hanımı rolünden
fazla bir statü kazanamazken, son üç-dört yıldır kadınları çalışma hayatında artık erkeklerden daha önemli pozisyonlarda görmeye başladık.
Eğitimini tamamlamış kadınlar artık evde oturup ev işleri yapmak yerine, çalışma hayatına katılıp kendi ayaklarının üzerinde
durmaya çalışıyorlar.
Sözün özü, eğitim imkânlarını yeterince kullanıp iyi bir meslek
edinme eğilimine sahip olan kadınlara, bu imkânların mümkün
olduğunca sağlanması, çalışma alanında sahip oldukları eşitsizlikleri aşmanın en büyük çözüm yolu oluyor. Bu tür bir gelişme
istihdamın niteliğini de artıran ‘kalıcı’ bir etki yaratıyor. Son yıllarda kamu ve özel sektör kuruluşları tarafından yürütülen ‘Haydi
Kızlar Okula’, ‘Kardelenler’, ‘Baba Beni Okula Gönder’ gibi proje ve
kampanyalar bu anlamda atılan en önemli adımlardır. Uzun vadede bu gibi girişimlerin sadece sosyal ve kültürel değil, kadınların kariyerlerine ve işgücünün toplam ekonomik verimliliğine de
önemli katkı sağlayacağı ortadadır.
Son yıllarda yapılan yeni yasalarla kadınların hakları daha da iyileştirildi. Bu haklar, kadınların iş hayatındaki rollerinin artmasını
sağlayan en önemli unsurlar arasındadır.
DOĞANIN SIRLARI
DOĞANIN SIRLARI
Lezzet Durağı
ISPANAKLI
RULO
BÖREK
TARİFİ
Ispanak ve soğanları bir tencerede kavurun. Ispanaklar suyunu çekince ocaktan alın. Şeker, tuz ve
kaşar peynirini ekleyin. Sucukları da ilave ederek
iyice karıştırın. Hamur için gerekli olan malzemeyi
derin bir kapta karıştırın. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. İki parçaya ayırın ve
yarım saat üstünü kapatarak hamuru dinlendirin.
İki hamuru merdaneyle açın ve hazırladığınız harçtan içine koyun. Hamurları rulo şeklinde katlayın
ve bıçakla enlemesine kesin. Üstüne yumurta sarısı sürerek, 180 derecelik fırında 25-30 dakika kadar
pişirin. Ispanaklı rulo börek hazırdır.
Ispanak ile yapılan börekler tadına doyumsuzdur. Bu ay,
elde açılan hamuru ile kolay ve lezzetli bir tarif paylaşacağız.
Ispanaklı Rulo Börek Malzemeler ;
1 çay bardağı sıvı yağ,
1 çay bardağı margarin,
1 çay bardağı yoğurt,
1 çay kaşığı karbonat,
1 çorba kaşığı sirke
Alabildiği kadar un,
Üzeri için yumurta sarısı
Harcı için ;
500 gr. ıspanak,
1 adet soğan,
1 tatlı kaşığı toz şeker,
2 çorba kaşığı rendelenmiş peynir,
4 dilim kadar sucuk,
1 tatlı kaşığı tuz
Afiyet Olsun
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 42
DOĞANIN SIRLARI
Püf Noktalar
PÜF
NOKTALARI
Değersiz olarak gördüğünüz limon kabuklarını güneşli bi yere koyup kurutursanızi özellikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz.
Çileklerinizi ıslak bir muslin kumaşa sarıp birkaç kere hızla sallarsanız, çileklere buluşan kum ve toprakların muslin kumaşa
yapıştıklarını görürsünüz.
Gravyer peynirinin kurumaması için, daha evvel tuzlu suya batırılmış, nemli bir beze sararak muhafaza ediniz.
Ekmek içi hazırlanmış sandviçleri, üst üste koyarak, nemli ve
iyice sıkılmış bir peçeteye sararsanız, uzun zaman taze olarak
muhafaza edebilirsiniz.
Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.
Kuş üzümlerini ayıklamak için, onları bir avuç unla ovuşturunuz
ve kalın delikli bir süzgece atınız, un ile beraber çöpler de düşer.
Balığı seçerken son derece dikkatli olmalısınız. Gözleri pırıl pırıl
parlak, solungaçları ise pembe yada kırmızı renkte olmalıdır.
Limon sert ise, kesilmeden evvel bir iki dakika sıcak suya batırınız, daha sulu olur.
Buzdolabının iyi soğutması için içine bir torba tuz koyun. Tuzun
dolaptaki nemi aldığını göreceksiniz.
DOĞANIN SIRLARI
Gezi
BURSA’NIN
TARIHI
HAMAMLARI
Bursa, hamam ve özellikle kaplıcalar açısından dünyanın en zengin kentlerinden biridir.
Bursa hamamlarından günümüze ulaşanların birçoğu bugün
kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.
MEKAN
Tarihi
ÖRDEKLI HAMAMI’NDAN
KÜLTÜR SANAT
MERKEZINE
Bursa’da başta Ulucami olmak üzere İslam mimarisini yaşatacak camiler, külliyeler, medreseler,
hamamlar inşa ettiren Sultan Yıldırım Bayezid dönemine ait bir başyapıt da Ördekli Hamamı’dır.
Bursa’daki en büyük Osmanlı hamamı olma özelliğini taşıyan ve
planı itibariyle diğer Bursa hamamlarına benzemeyen Ördekli
Hamamı, kültür merkezi olarak yeniden hayat buldu. 600 yıllık
geçmişiyle tarihe tanıklık eden Ördekli Hamamı, kullanılamadığı son 150 yılın ardından, 2008 yılında Osmangazi Belediyesi’nin
çaba ve çalışmalarıyla yeniden Bursa’nın önemli kültür mirasları
arasına katıldı. Kullanım hakkı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden
Osmangazi Belediyesi’ne geçen tarihi yapı, restore edildikten
sonra kentin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir mekan
olarak hizmete sunuldu. Kısa sürede Bursalıların yeni kültürel
adresi olan Ördekli Kültür Sanat Merkezi, sergi, söyleşi ve konser
gibi pek çok organizasyona ev sahipliği yapıyor.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 46
BURSA KÜLTÜR HAYATINA YENİ BİR SOLUK
Osmangazi Belediyesi’nin titiz restorasyon çalışmasıyla ‘Çok
Amaçlı Kültür Merkezi’ olarak işlevlendirilen Ördekli Kültür Sanat
Merkezi, bünyesinde biri büyük, diğeri küçük iki adet toplam 200
kişilik seminer ve konser salonu, toplantı salonu, kütüphane, fuaye salonu, kahve salonu, sergi salonları, dinlenme salonları, geleneksel sanatlar kurs ve uygulama salonları ile Türk Mutfağı’nın
zengin yemek kültürünün sunulma imkanının sağlandığı 100 kişilik restoran bölümü yer alıyor. Toplam 1900m2 üzerine kurulan
ve bunun 1400 m2’si kapalı alan olan Ördekli Kültür Sanat Merkezi, Bursa kültür hayatına yeni bir heyecan ve soluk getirdi. Hat,
ebru, minyatür ve tezhip gibi geleneksel el sanatlarının icra edildiği sergi salonları yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor.
TARİHİ MEKANIN KUBBESİ ALTINDA EĞİTİM, SOHBET, SANAT
Tarihi mekanda her ay farklı konularda kültürel ve sosyal içerikli
program ile haftada bir olmak üzere her ay 4 sergi gerçekleştiriliyor. Ördekli Kültür Sanat Merkezi’nde iki dönemden oluşan Osmanlıca, İngilizce, Fransızca lisan kursları ile hüsnühat ve diksiyon
dersleri de veriliyor. Her ay 10 farklı müzik çalışma grubunun konser ve dinleti sunduğu tarihi mekanın kütüphanesinden de yüzlerce öğrenci ve vatandaş yararlanıyor. Ördekli Kültür Sanat Merkezi, restorasyon çalışmasından sonra öğrencilerin de adeta ikinci
adresi oldu. Merkezde oluşturulan ve yaklaşık 500 kitap ve ansiklopedinin bulunduğu kütüphanenin sessiz ve nezih ortamında
derslerinin yapan öğrenciler, burada gerçekleştirilen çeşitli sosyal
etkinliklere de katılarak hayatlarına yeni pencereler açıyorlar.
OSMANLI SARAY MUTFAĞININ ŞİFALI ÇAY VE ŞERBETLERİ
Kentin sosyal ve kültürel hayatına farklı bir tat katan Ördekli Kültür Sanat Merkezi, ziyaretçilerine sunduğu Osmanlı çayı, tarçınlı
salep ve 6 farklı lezzetteki şerbetiyle de büyük ilgi görüyor. Osmanlı döneminden kalma tatların özellikle de sarayda sultanlara
hazırlanan 6 çeşit şerbet, davetlilerin damak zevkine sunuluyor.
Yaz aylarında ahududu, böğürtlen, karadut, bal, reyhan, demirhindi gibi şerbetler sunulurken, kış aylarında ise pek çok hastalığa iyi geldiği bilinen farklı bitkilerin karışımından elde edilen
ballı Osmanlı çayı ve bol tarçınlı salep ikram ediliyor. Şifalı olduğu
bilinen bu şerbetlerden bal şerbeti boğaz için, demirhindi şerbeti bağırsakları çalıştırma özelliğiyle, reyhan şerbeti mide rahatsızlıklarına karşı, ahududu şerbeti kanı temizlemesi, böğürtlen
şerbeti ishale karşı, karadut şerbeti ise ağız ve diş iltihaplarına
iyi gelmesi sebebiyle büyük ilgi görüyor. Türkiye’de sadece Ördekli Hamamı’nda bulunan Osmanlı çayı da geleneksel olan bu
şerbetlere alternatif bir tat teşkil ediyor. 10 çeşit bitkinin farklı
oranlarda harmanlamasıyla elde edilen Osmanlı çayı, tatlandırıcı
olarak taze balla beraber ikram ediliyor. Elma, havlıcan, hibiskus,
ıhlamur,karanfil,limon,portakal,tarçın ve zencefilden yapılan çay
tam bir şifa kaynağı olarak biliniyor.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 48
TARİHÇE:
ÖRDEKLİ KÜLTÜR SANAT MERKEZİ, OSMANGAZİ BELEDİYESİ’NİN
ÇALIŞMALARI İLE KÜLLERİNDEN DOĞDU
Sultan Yıldırım Bayezid döneminde (1349-1402) yapımına başlanan Ördekli Hamamı Timur’un 1402’de Bursa’yı işgal etmesi
nedeniyle tamamlanamamıştır. Çelebi Sultan Mehmed devrinde bitirilen hamama oğlu Murat Bey’in adı verilmiştir. Hamam;
bölgede daha önce I.Murat tarafından yaptırılan Nalıncılar Hamamı’ndan sonra yaptırıldığından, zamanla Yeni Hamam ismini
almış; hamamların çoğalması ile de Eski Hamam olarak anılmaya başlamıştır. Ördekli isminin ise zaman içerisinde hamamda
bulunan havuz ve kurnalardaki figürlerden ötürü verildiği kaynaklarda yer almaktadır. Osmanlı mimarisinde çifte hamamlar
grubu içerisinde bulunan Ördekli Hamamı, Osmanlı tarafından
Bursa’da yaptırılan en büyük hamam olma özelliğini taşımaktadır. Hamamda külhandan gelen dumanın tabandan dolaştırılarak duvarlara geçirilmesi ile şekillenen bir ısıtma sistemi
uygulanmıştır. Ayrıca ısıtılan suyun duvarlarda dolaştırılması
suretiyle de iç mekanın ısıtılmasına katkıda bulunulmuştur.
Planı itibarıyla diğer Bursa Hamamlarına benzemeyen Ördekli
Hamamı, iç içe geçmiş 3-4 aşamalı odalardan oluşmaktadır. Birbirine benzeyen erkekler ve kadınlar bölümleri olan hamamın soğukluk kısmı sekizgen, sıcaklık kısmı ise dikdörtgen plan üzerine
oturtulmuştur. Üzeri kubbeler ile örtülmüş olan yapının duvarları
3 sıra tuğla 1 sıra kesme taş ile örülmüştür. Hamamın Bursa’yı
güney kuzey istikametinde kesen en önemli ve eski caddelerinden birisi olan Abdal Caddesi üzerinde yer alması ve tarihi İpek
Yolu deve kervanlarının geçiş yerine yakınlığından dolayı oldukça
yoğun kullanıldığı kaynaklarda yer almaktadır. Yapıldıktan sonra
1496 yılında kiraya verilen, 1620 yılında halvet ve soğukluk bölümleri onarılan Ördekli Hamamı, 1855 depreminde hasar görmüştür. Bir bölümü bütünüyle yıkılmış olan hamam Cumhuriyet
döneminde de onarımdan geçmiş, ancak Abdal Caddesi’nin genişletilmesi sırasında kısmen yıkılmış ve günümüze değin harap
bir vaziyette kalmıştır. Bir dönem depo olarak da kullanılan Hamam, bazı kurumların girişimlerine rağmen restore edilememiş,
150 yıla yakın bir süre metruk bir halde kalmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan yapı, Osmangazi Belediyesi’nin kültür mirasını koruma çalışmaları kapsamında 20 yıllığına belediyeye tahsis edilmiştir. Yapının Osmangazi
Belediyesi’ne 2005 yılındaki devri sonrasında başlayan hummalı
projelendirme çalışmaları(rölöve, restitüsyon ve restorasyon)
Bursa Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’nca onaylandıktan
sonra 2006 yılında restorasyona başlanmıştır. Özenle ve dikkatle
sürdürülen restorasyon 2008 Nisan ayında tamamlanmış ve ‘Çok
Amaçlı Kültür Merkezi’ olarak işlevlendirilen Ördekli Kültür Sanat
Merkezi hizmete açılmıştır. 600 yıl boyunca kapılarını hiç kapatmayan Ördekli Hamamı bu zaman içerisinde Bursa’dan yolu
geçen; Bursa’da yaşayan herkese; paşaya, kadıya, sadrazama ve
kervana hizmet etmiş ve bu insanların tertemiz hayatlarında pay
sahibi olmuştur.
BİTKİ
Gül Bakımı
GÜL BAKIMI
Sevginin ve aşkın simgesi olan gül bitkisi hem bahçelerde hem de ev ve
işyerlerinde çok güzel bir hava yaratır.
BAKIM: Dikiminden bir ay önce 40-50 santimetre derinlik ve 50 santimetre genişlikte çukurlar açılır. Buralardaki yabani otlar ve varsa iri taşlar temizlenir. Çukurlar
açılırken çıkan toprağın üst kısmı, fidan başına bir kova yanmış gübreyle karıştırılır. Yanmış gübre yoksa gül için hazırlanmış yavaş etkili bir suni gübre, fidan başına
bir avuç toprağa uygulanır. Dikkatle yan yatırılıp, dibine birkaç kez vurularak saksıdan çıkarılan fidan, özenle çukura oturtulur. Gübreli toprakla çukur doldurulur ve
toprak ayakla dikkatlice sıkıştırıldıktan hemen sonra sulanır. Gül bulunduğu yerde
başka cisimlerle temasta bulunmamalıdır.
SULAMA: Bol sulanan güller çok iyi gelişir ve çiçeksiz kalmaz. Buna rağmen dibinde
sürekli su beklemesi sağlıklı değildir. Balkonlarımızı süsleyen saksı gülleri, bahçe
güllerine oranla daha sık sulanmalıdır. Su toprağın her tarafına ulaştırılmalıdır.
Bitkiyi sularken kullanılan kap her sulamada aynı ölçüde, sulamalar aynı günde ve
aynı miktarda olmalıdır.
TOPRAK: Gül en sağlıklı olarak; demiri bol, hafif kırmızımsı, kumlu-killi toprakta
yetişir. Fazla kireçli topraklar, gül yetiştirmek açısından zararlıdır. Ağaç kökleri
fidanların gelişmesine izin vermediği için; yüksek çalı bitkilerinin altlarına, daha
önce gül yetişmiş topraklara veya eski gülfidanlarının yakınına yeni gül dikilmesi
uygun değildir. Yeni güller böyle yerlerde iyi gelişemez, hatta ölebilirler. Bu durum
“gül hastalığı” diye adlandırılır. Gülün toprağını her yıl gübrelemek, seyrine doyum
olmayan, güzelliklerin ortaya çıkmasına neden olur.
YETİŞTİRME: Doğrudan güneş ışığı istemeyen bu bitki dolaylı ışıklardan da yararlanabilir. Çok fazla soğuk ve sıcak havada bırakmak çiçeğin yapraklarına, çiçeklerine,
meyvelerine ve köklerine zarar verir. Saksı değişimi iki yılda bir olmak üzere sıcak
ayların başladığı zamanlarda yapılmalıdır.
ÜRETİM: Güllere her yıl düzenli bir şekilde budama yapılmalıdır. Böylelikle daha
çok gençleşip, ömürleri uzar. Gül budamak için öncellikle kaliteli bir gül makası ve
elleri koruyacak uygun bir eldiven gerekir. Gül budaması gülün cinsine göre farklılık
gösterir. Sürekli olarak açan güller, Ocak ve Mart ayları arasında, yılda sadece bir
kez açan güller ise çiçekleri geçtikten hemen sonra yaz mevsiminde budanmalıdır.
Baharda budanırlarsa o yıl çiçek açmazlar. RÖPORTAJ
GÜNEŞ
HEP DOĞAR
Anneler Ölmesin, Meme Kanseri
ve Hastalıkları Platformu Başkanı
Hülya ÖZDEMİR
Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer
almaktadır. Hayat boyu her 8 kadından birinin kansere yakalanma riski vardır.
Türkiye’de son 20 yılda 2 kattan fazla artış göstermiştir.
Meme Kanseri olan Hülya Özdemir doğru tedavi, umut ve yaşama sevinci ile bu
hastalığı nasıl yendiğini anlatıyor.
Anneler Ölmesin Derneği nedir?
Çocuğumun kahramanı olarak benim yaşadıklarım ve tanıdığım
bir kahramanı meme kanserinden kaybetmem sonucu, tanımadığım kahramanları kurtarmaya çabaladığım bir kahraman evidir.
Böyle bir dernek kurma fikri nasıl oluştu sizde?
2008 yılında meme kanserine maruz kalmam ve bu süreçte hastalığım dışında yaşadığım diğer zorluklar diyebilirim.
Peki bu durum sonucu başka bir doktora gitmeyi denediniz mi?
Evet, 40 derece ateşle gezdiğim günlerde ‘bu burada olmayacak’
diyerek Devlet Hastanesi’ne gittim. Muayenede sedyeye geçip
göğsümü açtığımda, birkaç dakika önce beni boş gözlerle dinleyen doktor, gördüğü manzara karşısında dehşete düştü. Hatta
“birkaç gün daha bekletip kangrenden öldürselermiş seni” şeklinde bir tepki verdi. Hemen ilaçlarımı yazıp, ertesi gün polikliniğe
gelmemi istedi.
Polikliniğe gittiğimde beni hemen ameliyata aldılar ve göğsümdeki apseyi boşalttılar. Diyabet hastalığım nedeniyle kontrol altında
olmam gerektiğinden, o gün hastaneye yatırdılar ve kalan apsenin boşalması için ‘diren’ taktılar. Ancak sağlık görevlilerinin yanlış
anlaması sonucu benim tüm itirazlarıma karşın diren, gerektiğinden daha kısa sürede çıkartıldı. Yaklaşık iki saat sonra sağ kasığımda korkunç bir ağrı başladı. Günlerce inanılmaz ağrılar çektim.
O kadar ki, hastanede verilenler yetmediği için, dışarıdan aldırttığım ağrı kesicileri karıştırıp kızımın yardımıyla kendi kendime enjekte ediyordum. Hastaneden çıktıktan üç gün sonra ayaklarımın
üzerine basamaz hale geldim. Yürüyemiyordum artık.
Bu rahatsızlığınızla baş etmek için neler yaptınız?
Beni bu duruma getiren sebebi öğrenmek için fizikten kadın doğuma kadar pek çok doktora gittim. Öneri ile gittiğim, fizik tedavide çok iyi bir bayan doktorun yaptırdığı kan tahlilleri, romatizmal değerlerimin olabilecek en üst seviyeye çıktığını gösterdi.
Çünkü dışarı akması gereken apseler, vücuduma akmıştı. Sağlık
görevlilerinin doktoru yanlış anlaması sonucu ‘diren’i erken çıkartmaları ve doktorun dikkatsizliği, yaşadığım sürece benimle
olacak bir hastalık sahibi yapmıştı beni.
Bunun için nasıl bir tedavi uygulandı?
Artık hiç yürüyemiyordum. Göğsümü unutup, bunun derdine
düştük. Romatizma için Uludağ Üniversitesi’nden randevu almaya çalıştığımız günlerde çaresizlik içinde kıvranırken, yıllardır
tanıdığım dahiliyecim Dr. Yunus Çolakoğlu’nu aradım. “Hocam
ben ölüyorum, iyi değilim” deyince hemen çağırdı beni. Muayene sonrasında doktorun ilk tepkisi “sen mezbahaya mı düştün”
oldu. Apse bütün vücuduma yayılmış, bırakın ayaklarımın altını,
gözlerime bile pıhtı atmış. İki gün sonra hastaneye yatıracağını
fakat bu süre içinde ayaklarımın üzerine basmam halinde beynime pıhtı atabileceğini ve beni öldürebileceğini söyledi. Hastaneye yatmadan önceki son iki gün hiç hareket edemez oldum,
sadece gözlerimi oynatabiliyordum. Kullanılan hiçbir ilaçtan etki
alamıyorduk. Bir gün Dr. Yunus Bey’e “ben artık iyileşemeyecek
miyim” diye sordum. Gözünden yaşlar süzülürken bana, “sana
bunu yapmayı hiç istemiyorum, diyabetin var, insilün kullanıyoruz ama son çare olarak yüklü kortizon uygulayacağız” dedi.
Bu rahatsızlığı nasıl fark ettiniz?
Göğsümde sarkma, kızarma ve apse başlamıştı.
Bu rahatsızlığınız ile birlikte neler olduğunu ve neler yaptığınızı
anlatır mısınız?
İlk olarak Onkoloji Hastanesi’ne gittim. Kontrolün ardından doktor biyopsi aldırttı. Ancak aradan üç hafta geçmesine rağmen
biyopsi sonucum çıkmadı. Zaman geçtikçe benim göğsüm aşağılara kadar simsiyah oldu ve artık kangren boyutuna geldi. Fakat doktor, biyopsi sonucu çıkmadan müdahale edemeyeceğini
söylüyordu.
Peki, bu tedavi sonrasında rahatsızlığınız gerileme gösterdi mi?
Aynı gün başlayan kortizon tedavisinden sonra yavaş yavaş hareket etmeye başladım ve iki hafta içinde toparlandım. Değerlerim ve hayatım normale döndüğü için rahatlamıştım, ancak
göğsüm durmuyor, ben hala pedlerle geziyordum.
Göğsünüzdeki hastalık ilerlemiş miydi?
Evet, araya bayram girdi ve benim göğsüm daha da kötü oldu.
Kendi kendime enjektörle göğsümdeki apseyi çekiyordum ama
bir türlü kurumuyordu. Bayram sonrasında iki hasta teyzemizi
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 54
fizik tedavi için Devlet Hastanesi’ne götürdüm. Göğsüm o kadar
apse ile dolmuştu ki ped değiştirmem için oradaki arkadaşlar
bana yardımcı olurken Genel Cerrah Dr. Ediz Bey girdi odaya.
Durumumu görünce, o ortamda diren olmadığından ameliyat eldiveni ile diren yapmaya çalıştı. Bunun çözüm olmadığını ancak
bayramı böyle geçirebileceğimi söyleyerek, bana yeni ilaçlar yazdı. Bayram süresince göğsüm daha kötü oldu. Bayramdan sonra
gittiğim Dr. Ediz Bey; “Açalım, çünkü apse dışında ciddi bir kitle
var burada. Göğsünün yarısını alabiliriz ama en azından sonuca ulaşırız” deyince kabul ettim. Kızım ortaokul çocuğu, oğlum
küçük ve benim onları bırakabileceğim kimse yok, bana bakacak
kimsem de yok. Kanser olabileceğime ihtimal veriyorum ama
üzülmemeleri için ailemle bunu paylaşamıyorum.
“Ameliyata girdim ve döndüğümde göğsümün yarısı yoktu.”
Koltuk altıma doğru bir boşluk olmuştu. Fakat asıl boşluk koltuk
altımda değil, ruhumdaydı. Patoloji sonucunu beklediğimiz süre
içinde toparlanıp ayağa kalktım. Patoloji sonuçlarını yine çok
bekledik. Oysa gelecek sonuca göre hızlı hareket etmemiz gerekiyordu. Ameliyattan bir ay sonra hastaneye gittiğimde görevli,
“bu sonuçlar pek iyi değil” diyerek bir elime patoloji raporunu,
diğer elime göğsümden alınan mumladıkları parçaları tutuşturdu. Hastaneden çıktım ve ne yapacağımı bilemeden yürümeye
başladım. Dr. Ediz Bey’i arayıp durumu anlattığımda, benden panik yapmadan raporu okumamı istedi. “Stres yapma Hülya, yeni
oluşmaya başlamış kanserli hücrelerden söz ediyor” dediğinde
ne duruma geldiğimi bir ben biliyorum. Sonuçlar elimde, saatlerce sokaklarda ağlayarak dolaştım.
“Düşündüğüm tek şey çocuklarım.”
Ağlama nedenim kanser oluşum değildi. İnsanlar rahatsızlanabilen hatta ölen varlıklardı. Benim asıl kabullenemediğim, çocuklarımın annesiz kalabileceği gerçeğiydi.
Kanser olduğunuzu öğrendikten sonra tedavi için neler yaptınız?
Ne yapacağımı bilemeden sokaklarda dolaşırken, tanıdığım eczacı bir ablamın yanına attım kendimi. O da sonuçlara baktı ve
Uludağ Üniversitesi’nden Prof.Dr. Şehsuvar Gökgöz’e gitmemi
istedi. Çok dolu olan doktordan ancak tanıdıklar vasıtasıyla randevu alabildik. Muayene için göğsümü açtığımda, gördükleri karşısında dehşete düşen Şehsuvar Hoca, “ne yaptılar sana, ne hale
getirmişler seni böyle” diye bağırarak inanılmaz bir tepki gösterdi. Sesimi çıkarmadan öylece oturuyordum. Kanser olduğuma
mı, romatik hasta olduğuma mı, hangi birine yanayım.
Doktorluğunun yanısıra çok iyi bir insan olan Şehsuvar Hocam
“Riske girmemek için göğsünü komple alıp, o bölgeyi temizleyeceğiz. Uzun bir sürece giriyoruz. Dimdik ayakta olacaksın ve biz
bunu atlatacağız” dedi. İki aşamalı bir operasyon geçireceğimi,
karnımı açarak oraya bir madde yerleştireceklerini, kısa bir süre
sonra meme pozisyonu alan bu maddeyi karın bölgesinden alarak yukarı taşıyacaklarını ve yeni bir meme yapacaklarını belirterek, “Eskisinden güzel olacak hiç merak etme, seni haziran ayına
bikini giyecek şekilde hazırlayacağım” dedi. Ondan sonra tedavi
sürecim başladı.
Tedavi sürecinizi bizimle paylaşır mısınız?
Bir sürü tetkiklerin ardından, altı saat süren ilk operasyonuma
girdim. Koltuk altımdaki nodülleri temizlediler ve karın bölgeme
meme pozisyonu alacak maddeyi yerleştirdiler. 15 gün sonra
girdiğim ve 13 saat süren ikinci operasyona Prof. Dr. Şehsuvar
Gökgöz ve Prof. Dr. Selçuk Akın’ın ekibi ile birlikte bir plastik cerrahi ve bir meme cerrahi girdi. Göğsümü tamamen temizledikten
sonra, karnımda meme pozisyonu alan maddeyi yukarı taşıyarak, yeni bir meme yaptılar. Çok başarılı bir operasyon oldu.
Yanık merhemi ile gelen şifa.
Hem karın bölgesi hem meme olunca 2 ay oturmak zorunda
kaldım. Karın bölgemin gerilmemesi için yatmak yasaktı. Ayrıca
diyabet olduğum için çok sıkıntılı geçti bu süreç. Karın bölgem
ve memedeki doku iyileşmediği için defalarca dikiş atıldı. Karnım
kocaman, göğsüm kese gibiydi. Zaman oldu doktorum ümidini
kaybetti, ben kaybetmedim. Sonra, pansumanlarda ilginç bir şekilde uygulanan yanık merhemi ile şifa buldum. Sabah bir tüp,
akşam bir tüp olarak karnıma boşaltılan yanık merhemi, dokuları yeniledi. Akabinde başlayan kontrollerim hala devam ediyor.
Şehsuvar Hocam hayatımdaki mucizevi insandır. Allaha çok şükür, göğsümdeki sıkıntım sona erdi. Fakat Şehsuvar Hocamla
karşılaşmadan önce yapılan yanlış uygulamalar nedeniyle oluşan romait artrit, hayatımı zorlaştırmaya devam edecek.
Peki Anneler Ölmesin Derneği nasıl oluştu?
Ben bir çocuğun kahramanıydım. Kendimi ihmal edebilirim ama
çocuklarımın elinden annelerini alamazdım. Bir çocuk için annenin nasıl bir ihtiyaç olduğunu çok iyi biliyordum. Evde hasta
yatarken, beni besleyen 9 yaşındaki oğlumun “annem ölebilir”
diyen gözlerle bana bakışını gördüm. Ona bu duyguyu yaşatmamak için elimden geleni yaptım, buna evden ayrılmak da dahil.
Bir anne ne olursa olsun çocuğunu bırakır mı hiç? Evden ayrılmam, belki çocuğumun kafasını kurcalayacaktı ama her dakika gözü önünde olup, ona bu korkuyu yaşatarak kalıcı hasarlar
vermeye hakkım yoktu. İşte bunun için dimdik ayakta olmak
zorundaydım. Ben ve ailem çok zor günler yaşadık ama hastayım diye kendimi köşeye çekip bunalıma girmedim. Tam tersine,
moralimi hep yüksek tuttum. Ama hamd ediyorum ve Rabbimin
bana bunu, çok iyi insanlarla tanışıp onlara rehber olmam için
yaşattığını düşünüyorum.
Ben kendimle uğraşırken, çok sevdiğim bir arkadaşımın meme
kanserinden öldüğü haberini aldığımda yaşadığım şokla koltuğa
çökerken, dilimden sadece “anneler ölmesin” kelimeleri döküldü. Hemen Şehsuvar Hocamı aradım ve ondan annelerimize bir
seminer vermesini istedim . Başımla beraber dedi ve bizim için
dernek serüvene başladı. Anneler Ölmesin Derneği böyle doğdu.
İlk konferansımızı Tayyare Kültür Merkezi’nde yaptıktan sonra,
Osmangazi Belediyesi’nin de desteğiyle çeşitli merkezlerde Şehsuvar ve Selçuk Hocamla pek çok seminer organize ettik. Otobüs
duraklarına afişler astık, davetiyeler dağıttık. Ulaştığımız insanlar içinde 4-5 hastaya rastladık. Bir tanesini bile yakalayabilmek
çok önemliydi. Dört-beş kişinin hayatını kurtardık ya, işte bu bizim için her şey demekti.
”Yaşamayan bilmez” diye çok doğru bir söz vardır. Yaşayan biri
olarak, bana destek veren pek çok kişi ile birlikte, çocukların kahramanlarını korumak ve kurtarmak için çırpınıyoruz. Buna karşın
insanlar çok duyarsız maalesef. Hangi özel ya da kamu kurumu
olursa olsun, bilinçlendirme adına “gelin, konuyu kamuoyuna aktarın” dendiği anda bizler de, çok yoğun olmasına karşın Prof. Dr.
Şehsuvar Hocam ve Prof. Dr. Selçuk Hocam da bu davetleri seve
seve kabul edip, hiç gocunmadan tekrar tekrar anlatıyoruz. Facebook’ta “Anneler Ölmesin” sayfamızı oluşturduk. İsteyen herkes
bana buradan ulaşabiliyor.
Toplumdaki her bireyin bu konuda yapabilecekleri var. İşinizi, yoğunluğunuzu bahane etmeyin. Yarın sizin bunları yaşamayacağınızın garantisi yok.
Anneler Ölmesin oluşumunda, bana yardımcı olan gönüllü güzel
insanlar var. Ayrıca Ketem Onkoloji Kanserle Savaş Derneği ve
Onkoday da bize her zaman destek oluyorlar.
Derneğin amacı nedir?
Öncelikli amaçlarımızdan biri, meme kanseri konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek. Diğer bir amacımız ise,
hastalık ilerlemeden ilk evrelerde yakalayıp, tedavi ve yaşam
şansını arttırmak. Bu amaçlar doğrultusundaki çalışmalarımız;
Herkesin düzenli tarama yaptırmasını sağlamak. Meme ile ilgili herhangi bir rahatsızlığı olanlara, zaman kaybetmeden doğru
teşhis ve tedavi için yol göstermek. Kadınlarımıza sonuçların
vehametini aktararak, erken teşhis, doğru tedavi ve inanç ile bu
hastalığı yenebileceklerini anlatmak.
Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Genel olarak hedefimiz, insan biriktirerek çok güçlü bir dernek
olmak ve kadın-erkek herkese ulaşmak, herkesi kucaklamaktır.
İnsanları dinleyeceğimiz, kendileri için neler yapabileceğimizi
anlatacağımız derneğimize ait bir yerimiz, hasta bakım evleri ve
gönüllü çalışanlarımız olmasını hedefliyoruz. Oraya gelenlerin
zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmek için hep birlikte el işleri yaparak, hastalarımız yararına satmayı planlıyoruz. Böyle bir
ortam, birbirlerinden güç alarak hayata daha fazla tutunmalarını
da sağlayacaktır.
Ayrıca biliyorsunuz ki çok pahalı bir hastalık. Bu konuda son derece hassas olan Prof. Dr. Şehsuvar ve Selçuk Hocamız ile Dr.
Ceyhun İrgil de, ekonomik durumu iyi olmayan hastalarımıza
mümkün olduğunca yardımcı oluyorlar. Manevi olarak bile bizlerin
yanında olmaları, onların gücünü hissetmek, bizler için çok önemli.
Sesimizi yükseltip tüm kadınlara duyurmak, sokak sokak dolaşıp kapıları çalarak, “hiç meme taraması yaptırdınız mı?” diye
sormak, yaptırmadılarsa yardımcı olmak istiyoruz. Doğru adresi
bulana kadar benim yaşadıklarımı, hiç kimsenin yaşamasını istemem. Ben iyi olduğum sürece koşacağım. Meme kanserini yenmek için benimle birlikte koşmak isteyen herkese kapımız açık.
Kadınlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Gerçekle yüzleşmekten kaçmayın! Göğsümü, saçımı kaybedeceğim korkusuyla tedavinizi ertelemeyin! Siz saçınızı ya da göğsünüzü kaybedebilirsiniz. Fakat emin olun, çocuğunuzun kahramanını kaybetmesinden daha iyidir.
Kanser amacına ulaşmadan, biz amacımıza ulaşalım.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Anneler Ölmesin Derneği bir “anne”dir
Anneler Ölmesin Derneği bir “çocuk”tur
Anneler Ölmesin Derneği “BİZİZ”
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 56
KÖŞE
Melike ORUÇ
Psikolog
ÇOCUK AİLENİN AYNASIDIR
“İnsan benliğinin en içteki gelişimi pek çoklarının zannettiği gibi kendimizle kurduğumuz ilişkiyle olmaz. Öteki tarafından mevcut kılınmakla ve onun tarafından mevcut kılındığımızı bilmekle olur.”
Martin Buber
Bebek dünyaya gözlerini açtığında ilk olarak anne-babanın gözleriyle temas eder. Ebeveynlerinin gözveren cümleler kurmak
leriyle dünyayı anlamlandırmaya çalışır. Eğer ebeveynler mutlu bakarsa mutlu olmayı; kaygılı bakarsa
çocuktaki itaat etme
kaygılı olmayı öğrenir. Aslında aile sadece çocuğu değil toplumu şekillendirme işlevine sahiptir. Aile
davranışını güçlendirerek
kavramı bilinen en basit tanımıyla toplumun temel yapısını oluşturan en küçük birimdir. Bu basit
kendini ve dünyayı keşfettanımıyla bile toplumu oluşturmak gibi çok büyük bir anlam üstlenmektedir. Dünyaya yeni gelen
me yetisini köreltir. Çocuğun
savunmasız bir çocuğun ilk toplumsallaşma sürecini oluşturan, karşılıklı ilişkileri belli kurallaöfke, kızgınlık gibi duygularını
ra bağlayan, anne-babanın bir parçası olmaktan “birey olmaya” giden yolculuğun yapıldığı en
açığa çıkarır. Anne-babaya bagüvenli yerdir aile. Biliyoruz ki tüm bu süreçlerde bireylerin aile içinde edindiği değerler daha
ğımlı, sağlıklı bir duygusal kopma
sonra toplumun değerleri haline gelmekte ve yine aile aracılığıyla toplum kültürü kuşaktan
yaşayamamış yetişkinlere baktığıkuşağa taşınmaktadır.
mızda karşılaştığımız manzara çoğunlukla; sıklıkla eleştirilen, yargılanan
Kuşkusuz sağlıklı bir aile yapısının oluşturulması ve sürdürülebilmesi, öncelikle eşler
ve öğütler verilen, hata yapma şansı
arasındaki ilişkinin saygı, sevgi ve güven temeline dayalı olması ile ve sağlıklı bir iletitanınmayan bir çocukluk dönemi hikaşim sürecini gerçekleştirebilmeleriyle mümkün olur. Var olduğumuz andan itibaren
yesi olmaktadır.
çevreyle sürekli bir iletişim içine gireriz ve bu iletişimi devam ettirebildiğimiz sürece
var oluruz. Hayatta edindiğimiz ilk sosyal rol bir ailenin parçası olma rolüdür. Bu
Çocuk aileyi yansıtan bir aynadır; aile
yüzden iletişim becerilerini edindiğimiz ve bu becerilere en çok ihtiyaç duyduise toplumu… Anlaşıldım duygusunu
ğumuz alan aile ortamıdır. Sağlıklı iletişimin temellerini oluşturan faktörlerin
yaşamayan bir çocuk nasıl ki dış dünen önemlisi saygı ve güvendir. Saygı duymak; çocuğun varlığını koşulsuz bir
yada temas edeceği kişileri anlamakta
şekilde kabul etmek, onu olduğu gibi benimsemek demektir. Saygı çerçezorlanacaksa; aile içinde çözülemeyen
vesi içinde kurulan her diyalog çocuğun kendini değerli ve önemli hissether problemin, alınan her yaranın topmesine neden olur. İletişimi güçlendiren en önemli faktörlerden biri de
lumda bir yansıması muhakkak olaempatidir. Empati, birbirimizi anlama becerisidir. Bu duygu ortaklığı,
caktır. Bu yüzden anne-babalara ve
hemhal olabilmek, karşımızdaki kişinin iç dünyasına girebilmek, kihatta topluma hizmet eden her kurum
şiler arasındaki tüm duvarları yerle bir eder ve mesafeleri ortadan
ve birime (kamu kurumları, STK’lar vb.)
kaldırır. Yanlış anlaşılmalar azalır, samimiyet ve güven ortamı
bilinçli ve sağlıklı aileler inşa etmek
hızla gelişir, sorunlar ve problemler daha kolay dile getirilir ve
konusunda sorumluluk düşmektebu sayede daha çabuk ve kolay çözümler üretilir.
dir. Osmangazi Belediyesi Sağlık İşleri
Müdürlüğüne bağlı hizmet vermekte
İletişim, sadece duyduklarımızdan ya da konuştuklarıolan Aile Rehberlik Merkezi 06.03.2014
mızdan ibaret değildir. Etkin dinleme, duyduklarımızı
tarihinde hizmete açılarak toplumun
anlamayı, anladığımızı beden dili ve mimiklerimizle
tüm bireylerine sunulan psikolojik daifade etmeyi gerektirir. Özellikle çocuklar dinlennışmanlık hizmeti, hak temelli bilgime konusunda oldukça duyarlıdırlar. Dinlenmelendirme ve kurumlara yönlendirme,
diklerini hemen fark ederler ve anlaşılmak için
yapılması planlanan eğitim ve bilgikonuşmak dışında başka yöntemlere başvulendirme faaliyetleriyle varlığını devam
rurlar. Çocukların içe kapanma, saldırganlık,
ettirmektedir. Biliyoruz ki; kişinin bakendine ya da eşyalara zarar verme gibi
ğımsız bir birey olarak varlığının kabul
davranışları en sık rastlanılan “anlaşıledilmesi toplum ruh sağlığının temelini
mak istiyorum” isyanıdır. Dinlendiğini
oluşturur. Sağlıklı bir toplum için badüşünen çocuk kabullenildiğini ve seğımlılıktan ziyade aidiyet duygusunun
vildiğini düşünen çocuktur. Böylece
yaşatıldığı, mutlu çocuklardan yine
duygularını ifade etme ve sorunmutlu ve topluma faydalı yetişkinler
larını çözme becerisi gelişir. Sıkortaya çıkarabilecek sağlıklı ailelerin
lıkla emir cümleleri ve gözdağı
çoğalması gerekmektedir.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 58
DEKORASYON
Yaratıcı Fikirler
1
ölçüsünde bir çerçeve
Marangozdan aynanızın
ncakları çerçeveye
kestirin, tutkal ile tüm oyu
yapıştırın
i
fotoğrafta göründüğü gib
2
Da ha so
nra
istediğin
iz bir
renkte s
prey
boya ile
onu
boyayın
.
3
Nasıl muhteşem
göründüğüne
inanamayacaksınız
4
ve
iş
son te bud
a
hali
KENDIN YAP KI
DAHA KIYMETLI OLSUN!
Çocuk odaları için
oyuncaklı ayna tasarımı
Minik bebeğinizin eski oyuncaklarını ne yapacağınızı düşünüyorsanız,
işte size muhteşem bir kendin yap projesi. Oyuncakları atmayıp değerlendirerek, çocuğunuzun odasında kullanabileceği bir ayna tasarlayabilirsiniz. İster ayna çerçevesi, isterseniz bir pano çerçevesi olarak
planlayın. Bu projede bir ayna çerçevesi olarak tasarlandı.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 60
DEKORASYON
Mimari
ÇIÇEKLERLE DEKORASYON
Hayatınız çiçekler gibi güzel ve doğal olsun
Güzelliği tarif ederken kullanırız çiçekleri. Bazen sevdiğimizi çiçeklere benzetiriz, bazende papatyalar gibi doğal deriz. En güzel çiçek
isimleriyle süsleriz şiirlerimizi. Sevgimizi anlatırız çiçeklerle, sevdiğimizin güzelliğini anlatırız. En güzel anlarımızda, bir elimizde
çiçek olur duygularımıza tercümanlık etsin diye.
Aşık olduğumuzda bir demet kırmızı gül, evlenirken beyaz güller
şahitlik eder duygularımıza. Hayatımızı güzelleştirir çiçekler. Yaşadığımız yerleri de çiçeklerle güzelleştirebiliriz. Ev dekorasyonunda çok sıklıkla kullandığımız çiçeklerle yapılabilecek güzel dekorasyon örneklerine bu foto galerimizde yer verdik.
BAKIŞ AÇISI
Bursa sizin için ne ifade ediyor?
Osmangazi Bursa için ne ifade ediyor?
Osmangazi’de en keyif aldığınız mekan?
Osmangazi Belediyesi’nin sosyal tesislerinden yararlanıyor musunuz?
Osmangazi’de yaşamanın en güzel yanı nedir?
Osmangazi’de olmasını istediğiniz bir hayalinizi paylaşır mısınız?
Hikmet CANSEVER, 41 yaşında
Bursa sizin için ne ifade ediyor?
Osmangazi Bursa için ne ifade ediyor?
Osmangazi’de en keyif aldığınız mekan?
Osmangazi Belediyesi’nin sosyal tesislerinden yararlanıyor musunuz?
Osmangazi’de yaşamanın en güzel yanı nedir?
Osmangazi’de olmasını istediğiniz bir hayalinizi paylaşır mısınız?
Ayşe SEVÜKTEKİN, 27 yaşında
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 62
BAKIŞ AÇISI
Bursa sizin için ne ifade ediyor?
Osmangazi Bursa için ne ifade ediyor?
Osmangazi’de en keyif aldığınız mekan?
Osmangazi Belediyesi’nin sosyal tesislerinden yararlanıyor musunuz?
Osmangazi’de yaşamanın en güzel yanı nedir?
Osmangazi’de olmasını istediğiniz bir hayalinizi paylaşır mısınız?
İlker BÜLBÜL, 31 yaşında
Bursa sizin için ne ifade ediyor?
Osmangazi Bursa için ne ifade ediyor?
Osmangazi’de en keyif aldığınız mekan?
Osmangazi Belediyesi’nin sosyal tesislerinden yararlanıyor musunuz?
Osmangazi’de yaşamanın en güzel yanı nedir?
Osmangazi’de olmasını istediğiniz bir hayalinizi paylaşır mısınız?
Muhittin SARI, 69 yaşında
İLGİNÇ BİLGİLER
Bunları Biliyor muydunuz?
SAAT NEDEN
SAĞA DOĞRU
DÖNER?
İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle
doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.
Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip
etmekten ibaretti.
Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora
da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye,
yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve
yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.
Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi,
hatta sağa doğru dönüşler “saat yönüne dönüş” diye adlandırılır oldu.
Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola
doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep
ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 64
Sizden Gelenler
Müesser
ERTAN
TADINA DOYULMAZ
KREMALI ISLAK KEK
Kremalı Islak Kek için gerekli olan malzemeler
3 tane yumurta
2 su bardağı şeker
2 su bardağı un
2 su bardağı süt
Yarım paket margarin
1 paket kabartma tozu
2 paket kakao
1 paket vanilya
Kreması İçin:
1 paket krem santi
Yapılışı:
Yumurtalar iyice çırpılıp içine şeker ilave edilerek çırpılmaya devam edilir.
Çırpılan yumurtaların üzerine azar azar süt ilave edilip karıştırılır.
Kabartma tozu ve vanilya eklenip iyice çırpılır.
Eritilmiş margarin ve kakao ilave edilerek karıştırılır.
Karışıma un ilave edilip tekrar karıştırılır.
Hazırlanan karışım yağlanmış kek kalıbına boşaltılıp orta ısılı fırında
20–25 dakika pişirilip çıkarılır.
Pişen kekin üzerine 1 su bardağı süt dökülür.
Krem şanti hazırlanır kekin üzeri kaplanarak servis edilir.
Son aşama olarak desenli bir malzeme ile ( Dantel gibi ) şekil verilir.
Bu güzel tarif için Müesser Hanım’a teşekkür ederiz.
Yaptığınız el işi ve tariflerinizi [email protected] adresine
mail gönderin, dergimizde yayınlayalım.
Ağustos & Eylül 2014 GÜLPEMBE 66
ÖNEMLİ TELEFON NUMARALARI
Osmangazİ Beledİyesİ
444 16 01
Akpınar Kültür Merkezi
Ördekli Kültür Merkezi
Haraççıoğlu Medresesi
Gökdere Kültür ve Sanat Merkezi
Elmasbahçeler Kültür Merkezi
Karabaş-ı Veli Kültür Merkezi
Seyid Usul Kültür Merkezi
Gurabahane-i Laklakan Kültür Merkezi
Merinos Sosyal Tesisleri
Eskici Mehmet Dede Aş Evi
Osmangazi Belediyesi Engelliler Bakım Merkezi (OBAM)
Osmangazi Belediyesi Engelliler Merkezi (OSEM)
Hayvan Barınağı
Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK)
Kent Konseyi
Nikah Dairesi
Osmangazi Belediyesi Spor Kulübü
Sukaypark
Demirtaş Yüzme Havuzu ve Spor Kompleksi
Yeni Karaman Yüzme Havuzu
Atıcılar Yüzme Havuzu
Soğanlı Yüzme Havuzu
Fatih Çiftehavuzlar Yüzme Havuzu
Şantiye Santral
Emek Ek Hizmet Binası
Ambulans
Cenaze Hizmetleri
Sümbüllü Bahçe Konağı
www.osmangazi.bel.tr
243 73 43
221 80 69
224 19 66
220 31 15
250 01 40
222 03 85
220 78 37
225 51 50
251 53 33
224 84 67
232 24 76
256 52 27
241 41 05
270 71 16
270 70 20
271 24 44
243 73 43
211 27 07
262 38 89
245 45 01
216 04 52
234 56 16
252 07 05
234 54 80
262 20 08
270 70 85
270 70 97
221 90 02
www.osmangazi.bel.tr
444 16 01
“Tüm Kadınlarımıza”
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
20
File Size
12 851 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content