close

Enter

Log in using OpenID

PDF SAYI 91 - Hayat Online

embedDownload
Sayfa: 06
Sayfa: 18
Sayfa: 11
Sayfa: 16
T.C. Köln Başkonsolosluğundan Seminer
Gençlik Daireleri ve Sorunları
Masaya Yatırıldı
İhsan ÖNER Yeniden
ATİB Genel Başkanı
Somali’deki Denizcilik ve Balıkçılık
Enstitüsü Binası Eğitime Hazır
Çanakkale Şehitleri Muhteşem
Bir Programla Anıldı
Hayat
Gerçekler “Hayat”ın Ýçinde Gizlidir
Aylık Ücretsiz Gazete / Kostenlose Monatliche Zeitung • S ay ı / N r . : 9 1 • Yıl/Jahre: 11 • Nisan / April 2014 / Cemaziye'l Ahir 1435
HELAL KAZANÇ HELAL LOKMA
Ehl-i
Beyt
Denilince!..
Dr. Yusuf IŞIK
Göç
Kültürümüz
05 Mahmut AŞKAR
Yitirilen
Masumiyet
ve
İnsanlığın
Ölümü
Murat KUBAT
Velhasıl
Ev
Kadınlarına
Borçlanma
Kalkıyor mu?
15 Erhan NACAR
Gurbet
Mektupları
4
M.Salih AYDIN
07
21 Mustafa KASALAK
20
Portakal
Renginde
Montu
Olan
Adam
18
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
Helal Kazanç
Helal Lokma
[email protected]
Impressum / Künye
S
Sinan AKTÜRK
üzerlerindeki bilgiler doğrultusunda helal
veya haram diye dikkat ettiğimiz mamüllerdir. Bu bilgilere de ne kadar güvenebileceğimiz meçhuldür. Pekçok Alman firması verdikleri bilgilerde güvenilirliklerini kanıtlamışlardır. Ama yine de arada bazı firmaların
bilgilerinin doğruluğu tartışmaya açıktır.
Almanya`da ve Avrupa`daki müslümanların helal gıda noktasındaki hassasiyetlerini
dikkate alan veya kazanç olarak buraya gözlerini diken firmalar bu kitleye hitap eden
mamüllerinin üzerlerine helal damgasını vurarak piyasaya sürüyorlar. Peki bu noktada
bu firmaların bu damgalarının doğruluğunu
denetleyen kuruluşlar mevcut mu? Mevcut
ama bu firmalar buradan gerekli denetimlerden geçiyor mu? İşte sorun burada başlıyor.
Sizlere burada bazı muşahhas örnekler
vermek istiyoruz. Mesela ismi bizde saklı
olan ve Avrupa`nın en büyük et üreticilerinden olan ve bildiğimiz kadarı ile günlük kapasiteleri yüzlerce tonu bulan bir firma, mamüllerinin üzerine helal damgasını vurabiliyor. Bu noktada pekçok medya organının
kendilerinden talepte bulunmasına rağmen
fabrikalarının gezilmesine ve kesim usüllerinin kontrol edilmesine izin vermiyorlar. Bu
baskılar zamanla fazlalaşınca özellikle Almanya`nın kuzeyinde bulunan birkaç Arap
kökenli müslümanların işlettiği müesseselerde kesimler yaptırarak ve buralardan aldıkları helal sertifikalarını da mamüllerinin kartonlarının içerisine koyarak müşterilerine
göndererek bu şekilde bir çıkış yolu bulmaya çalıştılar. Peki bu kesim miktarı toplam
üretimin ne kadarına denk geliyordu. Bunu
da dikkate almamız gerekiyor. Maalesef pek
çoğumuz bu mamülleri gönül rahatlığı ile
yiyoruz. Hatta izin dönemlerinde Türkiyedeki akrabalarımıza bile götürüyoruz.
Galiba biraz da bu gibi hassasiyetlere olan
ilgimiz azaldığı için sürekli huzursusuz, sürekli mutsusuz. Evlatlarımızdan pekçoğumuz sikayetçiyiz. Bundan önce pekçok mamülü alırken üzerindeki bilgilere dikkat ediyor veya bu noktada güvendiğimiz kişilere
sorarak alıyor ve evimize götürüyorduk. Ga-
Çocuklarımıza bulundukları toplumda
illa da maddi mevkilere gelmeleri noktasında telkinlerde bulunmanın yanında
asıl daha önemli olan onların manevi değerlerine çok daha sıkı şekilde sahip çıkmalarını anlatmalı ve göstermeliyiz.
liba son zamanlarda bu hassasiyetimizi yitirdik. Amaan zaten üzerinde helal logosu varya diyerek kendimizi kandırıyoruz gibi. Helalligine ve kesim usüllerine güvendiğimiz
mamülleri de biraz fiyatları pahalı olduğu
için eleştiriyoruz veya satın almıyoruz. Bunun pratik sıkıntılarını bazı firmalarda bizzat yaşadık.
Musevilerin özellikle helal kesim ve helal
gıda noktasındaki hassasiyetlerinin onda biri
son zamanlarda inanın ki bizlerde yani Almanya`da yaşayan müslümanlarda mevcut
değildir.
Galiba bizler hassasiyetlerimizi kaybettiğimiz için hem buradaki nesillerimiz hakkında şikayetlerimiz çoğaldı ve yina galiba
dünya üzerindeki müslümanlar helal kazanç
ve helal lokma prensibini sadece bir edebiyat
terimi gibi görmeye başladılar.
İnandığımız değerleri hayatımıza uygulamaz isek dünyanın pekçok yerinde görüldüğü gibi üçüncü dünya ülkesi insanları gibi
oradan oraya savruluruz. Bizi biz yapan değerler maddi değerler değil manevi değerlerimizdir. Çocuklarımıza bulundukları toplumda illa da maddi mevkilere gelmeleri
noktasında telkinlerde bulunmanın yanında
asıl daha önemli olan onların manevi değerlerine çok daha sıkı şekilde sahip çıkmalarını anlatmalı ve göstermeliyiz.
Rahmetli Erbakan Hocamız ne güzel söylemişti. “Önce Ahlak ve Maneviyat”.
Önceliğimizi ahlak ve maneviyata verirsek, maddiyat zaten kendiliğinden arkadan
gelir. Unutmayalım herşeyin helaline dikkat
edersek, neslimiz de helal üzere olur.
Bu vesile ile Cenab-ı Allah çalışmalarımızı bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
Not: Kıymetli Ufuk Ulun Bey`in BABASININ ve Kıymetli Mehmet Dal Bey`in ANNESİNİN vefatını teessürle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhum ve Merhumeye Cenab-ı
Allah`tan rahmet, kederli ailelere sabr-ı cemil
niyaz ediyoruz. Merhum ve Merhume için birer Fatiha rica ediyoruz.
HAYAT
Yayın Kurulu
Aylık Ücretsiz Gazete
Nisan - April 2014
Cemaziye`l Ahir 1435
Dr. Yusuf Işık, Mehmet Ateş, Bilal Demiroğlu, Fikret Ekin,
Mustafa Uyanık, Mahmut Aşkar, Yaşar Cimşit, Cengiz Şahbaz,
M. Salih Aydın, Habib Yazıcı, Gülsen Aktürk, Sinan Aktürk,
İskender Güngör
Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Sinan AKTÜRK
editör
Gazetemizde Yayınlanan Yazıların ve Reklamların İçeriğinden Sorumlu Değiliz.
hasbihalhasbihal hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal
evgili dostlar!
Büyüklerimiz helal kazanç ve
helal lokma önemlidir derler her
zaman. Niye önemlidir diye baktığınızda;
bir neslin düzgün yetişebilmesi için sağlıklı
besinler kadar yenilen o besinlerin kazanılma şekli ve üretilme şeklinin de bir o kadar
daha önemli olduğunu anlıyorsunuz.
Babalarımız evlerine getirdikleri herşeyin
helal olmasına dikkat ederler, annelerimiz de
o helal kazançların helal şekilde vücudumuza girmesine aynı şekilde dikkat ederlerdi.
Biz bu şekilde gördük. Babalarımız hiç bir
zaman hakettiklerinden fazlasını yanlışlıkla
da olsa kabul etmezler, annelerimiz de eve
giren şeylerin kazanç şeklinin yanında hazırlanış usüllerine de dikkat edip inanç değerlerimizin usüllerine uymazsa asla ev halkına
yedirmezlerdi. Mesela yolda bulunan bir paraya asla sahip çıkılıp ev ihtiyaçlarına kullanılmazdı. Muhakkak sahibi aranır veya resmi makamlara teslim edilirdi. Veya komşunun külü dahi olsa izin alınmadan kullanılmazdı.
Bu örnekleri niçin mi veriyorum: Biz
böyle bir inancın ve kültürün hamuruyla
yoğrulmuş insanlarız da onun için. Bizler
büyüklerimizden onlar da kendi büyüklerinden bu şekilde gördükleri için evlatlarını hep
bu prensipler ışığında yetiştirmeye gayret etmişlerdir. Zaman zaman mali zorluklarla
karşılaştıklarında bile herhangi bir şekilde
bu prensiplerini çiğneyerek yanlışa yönelmemişlerdir.
İnsan fıtratının hassas olduğu şeylerden
biri de yediği şeylerin helalliğidir. Yediğimiz
şeylerin nasıl üretildiğini ve hangi usüllere
göre hazırlandığını bilmez isek bu belki kısmen vücuda zarar vermez ama vücudun
ayakta durmasını sağlayan ruh sağlığını zamanla etkiller hale getirir.
İçinde bulunduğumuz toplumda belki
kazanç yönünden helallik ile alakalı sıkıntılarımız biraz az olsa da; helal gıda noktasındaki sıkıntılarımız büyük oranda bizi etkilemektedir. Malumunuz hepimizin dikkatli
olarak almaya çalıştığımız gıda mamülleri
❬
❬ 03 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
Merkez
Königsbergerstr. 16
61169 Friedberg
Tel: 06031-162411
Fax: 06031-738644
E-Mail: [email protected]
Web: www.hayatonline.eu
Baskı: Sunprint GmbH Offenbach
HAYAT
Irkçılıkla Mücadele
Haftaları:
Cami Dernekleri Örnek
Çalışmalarda Bulunuyor
slam Toplumu Millî Görüş (IGMG)
Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, 21 Mart, Uluslararası Irkçılıkla
Mücadele Günü dolayısıyla bir açıklamada
bulundu. Açıklamasında, “Irkçı motivasyonlu şiddet olayları ve günlük yaşantımızda karşılaştığımız ayrımcı tutumlar çoğalarak devam etmektedir. Irkçı ve ayrımcı saldırıların giderek arttığını büyük bir endişe
ile gözlemlemekteyiz. Böyle bir durum karşısında, ‘Irkçılıkla Mücadele Haftaları’ kapsamında çeşitli faaliyetler düzenlemek suretiyle her türlü ırkçılık ve ayrımcılığa karşı
geniş bir dayanışma oluşturulması, çok daha büyük bir önem kazanmaktadır.” ifadelerinde bulunan Yeneroğlu, sözlerine şöyle
devam etti:
“Almanya Kültürlerarası Konseyi ile yapılan işbirliği çerçevesinde, bu yıl birçok cami derneği, ‘Müslümanlar sizi davet ediyor.’ (Muslime laden ein) kampanyası kapsamında kendi proje ve eylemlerini uygulama fırsatı buldular. Dr. Buhmann Vakfı ve
Robert Bosch Vakfı’nın kampanyayı aktif
bir şekilde teşvik etmeleri de özellikle anlamlı ve sevindiriciydi.
Söz konusu kampanya çerçevesinde sadece IGMG çatısı altında 27 cami derneği
açık oturumlar, sunumlar ve daha birçok
faaliyet düzenleyerek davette bulunmaktadır. Örneğin geçen hafta sonu Hannover’de
düzenlenen açık oturuma 100’e yakın kişi
katılmıştır. Gelecek günlerde de cami cemaatleri farklı birçok faaliyet düzenleyeceklerdir. Yapılan etkinlikler bağlamında bazı somut problemlerin ele alınacak oluşunu da
özellikle vurgulamak gerekir; örneğin Berlin’de politikacılarla, ev ve iş ararken karşılaşılan ayrımcı tutumlar hakkında görüşülecektir. Farklı birçok faaliyet çerçevesinde
de, günlük yaşamda karşılaşılan ayrımcılığın değişik şekilleri ele alınıp tartışılacaktır.
Cami derneklerinin söz konusu faaliyetlerinin yoğun rağbet görmesi aynı zamanda
çok farklı insanların ırkçılığa karşı dayanışma içinde olduğunu gösteren umut verici
bir işarettir. Bu sebepten dolayı, bu tür faaliyetleri gelecekte arttırmak ve cami derneklerinin ırkçılık ve ayrımcılık gibi toplumsal
sorunların çözümüne ilişkin çalışmalara katılımlarını teşvik etmek istiyoruz.
Zira ancak kuvvetlerimizi birleştirerek
ve karşılıklı dayanışma ile ırkçılığa karşı
güçlü bir tavır ortaya koyabiliriz. Bu toplumun bir parçası olarak, toplumun şekillenmesinde aktif rol almamız en doğal görev ve
hakkımızdır. Bu sebeple, Irkçılıkla Mücadele Haftaları’na katılımda bulunan ve bulunacak olan herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sizler olağanüstü etkileyici güce sahip rol modellersiniz ve geleceğe ümitle
bakmamızı sağlıyorsunuz.”
İ
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 04 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
Anayasa Mahkemesi’nin ZDF Kararı: Çeşitliliğin Korunması
Hükmü, Anayasanın Öngördüğü Şekilde Uygulanmalıdır
slam Toplumu Millî Görüş
(IGMG) Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu,
Anayasa Mahkemesi’nin vermiş
olduğu ZDF devlet anlaşması
kararı dolayısıyla “Yasama organından, kamusal medya organlarının teftiş heyetlerini anayasaya
uygun hâle getirmesini talep ediyoruz.” açıklamasında bulundu
ve ekledi:
“Almanya’da 4 milyonun üzerinde Müslüman yaşamaktadır,
bu da toplam nüfusun yaklaşık
%5’ine tekabül etmektedir.
Müslümanlar, ödedikleri yayın
vergileriyle kamusal medya organlarını finanse etmekte, ancak
bu organların heyetlerinde temsil edilmemektedirler. Bu sebeple, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar son derece
İ
memnuniyet vericidir.
Hâkimler, haklı olarak, heyetlerin anayasanın öngördüğü
çeşitliliği koruyucu hükme göre
düzenlenmesi gerektiği konusunda uyarıda bulunmaktadır.
Hâkimler ayrıca devlet kurumlarından bağımsız, özellikle sivil
toplum temsilcilerden müteşekkil heyetlerin oluşturulmasını talep etmektedirler. Bu durumda,
Almanya’da İslam’ın Hristiyanlık’tan sonra en fazla mensubu
bulunan din olduğu gerçeğini
dikkate almak gerekmektedir.
Bu bağlamda, hâkimlerin de
belirttiği üzere, çoğunluğun görüşünün baskın bir şekilde yansıtılması durumunun çeşitlilik
lehine değiştirilmesi gerekmektedir. Yakın bir süre sonra heyetlerin belirleneceği göz önünde
bulundurulursa, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar,
yasama organı için tarihî bir fırsattır. Kamusal medya bu konuda iyi bir örneklik teşkil etmek
durumundadır.”
T.C. Berlin Büyükelçiliği Duyurusu: Yurtdışında Oy
Kullanma/Yurtdışı Seçmen Kütüğüne Kaydolma
Değerli vatandaşlarımız,
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, ülkemizde yapılacak Cumhurbaşkanı seçimi, milletvekili genel seçimi ve halkoylamalarında bulundukları ülkelerde açılacak sandıklarda oy
kullanabilmelerine ilişkin hazırlıklar sürmektedir. Bu çerçevede
düzenlenecek ilk seçimlere kadar, bu konudaki önemli güncel
hususların düzenli olarak yapılacak duyurularla dikkatinize getirilmesine devam edilecektir.
Yurtdışında yaşayan seçmen
niteliğine sahip vatandaşlarımızın seçim döneminde oy kullanabilmeleri için “Yurtdışı Seçmen Kütüğü”ne kayıtlı olmaları
gerekmektedir. Yurtdışı Seçmen
Kütüğünde yer almanın tek yolu, yurtiçinde nüfus müdürlüklerine, yurtdışında ise konsolosluklarımıza başvurarak “adres
beyanı”nda bulunmaktır. (Başkonsolosluklarımıza konsolosluk
işlemi yaptırmış olmanız, adres
beyanlı kaydınız bulunduğu ve
dolayısıyla seçimlerde oy kullanılabileceğiniz anlamına gelmemektedir).
Yurtdışında yaşayan ve seçmen niteliğine sahip olan vatan-
daşlarımız, Yurtdışı Seçmen Kütüğü’ne kayıtlı olup olmadıklarını ve hangi Temsilciliğimizin görev bölgesinde kayıtlı olduklarını, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı’nın
internet
sitesinden((https://www.ysk.gov.
tr/ysk/YurtDisiSecmenSorgu.ht
ml) kontrol edebilirler (Seçmen
listeleri fiziki ortamda asılmayacak olup, vatandaşlarımızın
“yurtdışı seçmen kütüğü”ne kayıtlı olup olmadıklarını mutlak
surette bahsekonu siteden kontrol etmeleri gerekmektedir).
Yurtdışında yaşayan ve seçmen niteliğini taşımakla birlikte,
Yurtdışı Seçmen Kütüğü’nde kayıtlı olmadığını tespit eden vatandaşlarımızın, aşağıdaki yöntemlerden biriyle adres beyanında bulunmaları gerekmektedir.
1. Bağlı bulunduğunuz Başkonsolosluğa şahsen müracaatla
“Adres Beyan Formu” doldurmak suretiyle, veya,
2. T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü’nün internet sitesinden((http://www.nvi.gov.tr/Hak
k i m i z d a / Pr o j e l e r , A k s . h t m l ?p a gei ndex=11) indirebilecekleri
“Yurtdışında Yaşayan Vatandaş-
larımız İçin Adres Beyan Formu-B (ön ve arka sayfa)”yı eksiksiz doldurduktan sonra, nüfus
cüzdanlarının önlü/arkalı fotokopisiyle birlikte posta yoluyla
bağlı bulunduğunuz Başkonsolosluğa göndermek suretiyle, veya,
3. T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü’nün internet sitesinden((http://www.nvi.gov.tr/Hak
k i m i z d a / P r o j e l e r , A k s. h t m l ? p a g ei ndex=11) indirebilecekleri
“Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımız İçin Adres Beyan Formu-B (ön ve arka sayfa)”yı eksiksiz doldurduktan sonra, nüfus
cüzdanlarının önlü/arkalı fotokopisiyle birlikte posta yoluyla
İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne ya da nüfus kayıtlarının
bulunduğu Nüfus Müdürlüğüne
göndermek suretiyle adres beyanında bulunabilinir.
Diğer yandan, vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde
kurulacak sandıklarda oy kullanmalarının yanısıra gümrüklerde
oy kullanma uygulaması da devam edecektir.
Saygıyla duyurulur.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
Ehl-i Beyt
Denilince!..
[email protected]
slâm Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)
25 yaşındayken, o sırada 40 yaşlarında olan
Hz. Hatîce ile evlendi. Onunla son derece
mutlu bir evliliği oldu.
Hz. Hatice 620 yılında vefat etti. Bu sırada Peygamberimiz 50 yaşındaydı. Beraberlikleri 25 yıl sürmüş ve örnek bir aile hayatı sergilemişlerdi. Vefakâr
hayat arkadaşının ölümü Hz. Peygamber için büyük
bir üzüntü kaynağı oldu. Hz. Alî’den gelen bir rivayete göre; Peygamberimiz Hz. Hatice hakkında;
-“Bu ümmetin kadınlarının kendi zamanındakilerinin en hayırlısı Hüveylid kızı Hatîce’dir.” buyurmuştu.
Hz. Muhammed (s.a.v)’in Hz. Hatîce validemizden ikisi erkek ve dördü kız olmak üzere altı çocuğu
oldu. İsimleri; Kasım, Abdullah, Zeynep, Rukayye,
Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır.
Bunlardan başka, sonradan evlendiği eşlerinden
biri olan Mariye’den ise, İbrahim doğdu.
En küçük kızı Fâtıma hariç, bütün çocukları Peygamberimizden önce ölmüşlerdi. Hz. Fâtıma ise babasından altı ay sonra vefat etti.
Hz. Fâtıma, Hicretin ilk yıllarında Hz. Alî ile evlendi. Peygamberimiz, kendi evinde ve terbiyesinde
yetişen amcasının oğlu Alî ile kızını evlendirmekte
tereddüt etmemişti. Bu evlilikten Hz. Hasan, Hz.
Hüseyin, Zeynep ve Ümmü Gülsüm dünyaya geldiler. Böylece Peygamberimizin soyu Hz. Fâtıma ve çocuklarıyla devam etti.
Hz. Hasan soyundan gelen Alî evladına “Şerîf”,
Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere de “Seyyid” adı
verildi. Bu ünvanı taşıyanlar çeşitli İslâm Ülkelerinde
yaşamaya devam etmektedirler.
Kur’an-ı Kerîm’de geçen “Ehl-i Beyt” deyimi Hz.
Peygamberin aile halkı için kullanılır.
Ehl-i Beyt; “Ev halkı” demektir. Bu konuda
Kur’ân-ı Kerîm’deki bir ayette şöyle buyurulmaktadır;
-“Evlerinizde oturun, eski cahiliyye âdetinde olduğu
gibi açılıp saçılmayın. Namaz kılın, zekât verin, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab: 33)
Peki öyleyse, Ehl-i Beyt kimdir? Bu terimin kapsamına kimler girmektedir? sorularına değişik cevaplar verilmiştir. Rivayet edilen bir Hadîsi Şerîfe göre,
anlamını aktardığımız ayet indiğinde Hz. Peygamber, kıldan yapılmış siyah bir aba giymiş ve kızı Hz.
Fâtıma’yı, damadı Hz. Alî ile torunları Hz. Hasan ve
Hz. Hüseyin’i abasının altına alarak şöyle duâ etmişti;
-“Ey Allah’ım! Bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir;
bunların kusurlarını gider, kendilerini tertemiz yap!”
Bu Hadîs-i Şerîf ’e bakarak Ehl-i Beyt’in Hz. Peygamber ile Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyinden meydana geldiği ifade edilmektedir.
Ehl-i Beytin sınırlarını daha geniş tutan ve bu terimin, Peygamberimizin bütün eş ve çocuklarını içi-
İ
❬
❬ 05 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
Dr. Yusuf IŞIK
dosya
Necip Milletimizin İslâm’a bağlılıkları Hz.
Muhammed (s.a.v) ve Ehl-i Beyt sevgisiyle daha
da güçlenmiştir. “Adı güzel kendi güzel Muhammed” in aşkıyla O’na layık Müslümanlar olabilme endişesi hep kendilerine rehber olmuştur.
“Muhammed” adının olur olmaz yerlerde kullanılmasına gönülleri razı olmadığından onu
“Mehmed”e çevirmiş ve milletimizin en fazla
kullandığı isim olmuştur.
ne aldığına inananlar da vardır. Peygamberimizin
Selmân-ı Fârisî hakkında;
-“Selman bizden ve Ehl-i Beyt’tendir.” buyurması,
Hz. Peygamberin diğer hanımları ve onlardan olan
çocuklarıyla eşlerinin de Ehl-i Beyt kapsamına girebileceklerini göstermektedir. Fakat, bir gelenek olarak
Ehl-i Beyt denilince, Hz. Peygamber ve O’nun çevresindeki bu dört kişi, yani Hz. Fâtıma, Hz. Alî, Hz.
Hasan ve Hz. Hüseyin akla gelir.
Diğer Müslüman Milletlerde olduğu gibi Necip
milletimizde de Ehl-i Beyt anlayışı ve sevgisi bambaşka bir sevgidir.
Allah (c.c) Tevbe Sûresi 24. ayette; Allah ve Resûlünü, babalarımızdan, çocuklarımızdan, kardeşlerimizden, ailelerimizden, kabîlemizden/mensubu bulunduğumuz milletimizden, mal ve kazancımızdan,
kısaca her şeyden daha çok sevmemiz gerektiğini haber vermiştir.
Peygamberimiz de;
-“Hiç biriniz, ben kendisine çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça îman
etmiş olmaz.” buyurmuş ve Peygamber sevgisinin
Müslümanlar için ne kadar önemli olduğunu bildirmiştir.
Hz. Muhammed (s.a.v)’i sevmenin bir yolu da
O’nun sevdiklerini sevmektir. Peygamberimizin öncelikle Ehl-i Beyt’ini sevdiğinde ise hiç şüphe yoktur.
Bunu çok iyi bilen ecdadımız tarih boyunca gönüllerinde derin bir Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisi
taşımışlardır. Necip Milletimizin İslâm’a bağlılıkları
Hz. Muhammed (s.a.v) ve Ehl-i Beyt sevgisiyle daha
da güçlenmiştir. “Adı güzel kendi güzel Muhammed”
in aşkıyla O’na layık Müslümanlar olabilme endişesi
hep kendilerine rehber olmuştur. “Muhammed” adının olur olmaz yerlerde kullanılmasına gönülleri razı
olmadığından onu “Mehmed”e çevirmiş ve milletimizin en fazla kullandığı isim olmuştur.
Bir çok Hadis-i Şerif ’te Ehl-i Beyte sevgi beslememiz istenmiş ve bu husus Hz. Peygamberi sevmenin
bir gereği sayılmıştır. Bu sebeple Peygamberimizin aile ve yakın akrabası, Müslümanlar tarafından üstün
bir konumda görülmüş ve onları sevmek dînî bir yükümlülük olarak değerlendirilmiştir.
Bu durum Hz. Peygamber ile birlikte kızı Hz. Fâtıma, damadı Hz. Alî, torunları Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin’in de aynı şekilde sevilmesine sebep olmuştur.
Namazlarda “Allahümme salli alâ Muhammedin
ve alâ âl-i Muhammed” diye salâvat getiririz. Buradaki “Âl-i Muhammed” Ehl-i Beyt demektir.
Bütün Müslümanlarda olduğu gibi, Milletimizin
Ehl-i Beyt sevgisinin odağında Hz. Peygamber bulunur. O’nu Hz. Fâtıma, Hz. Alî, Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin kuşatır. Hz. Ali’nin küçük yaştan itibaren
Peygamberimizin evinde, O’nun terbiyesi altında büyümesi kendisinin Ehl-i Beyt kültürü içinde önemli
bir yere sahip olmasına sebep olmuştu. Ecdadımız
Hz. Fâtıma’dan nasıl “Fatma anamız” diye söz ederlerse, Hz.Alî’ye de “Allah’ın Arslanı”, “Şâh-ı Merdân”, “İlim beldesinin kapısı” diye anarlar. Çünkü O
âlim, cesûr ve kahraman bir insandır. Doğruluğu,
adaleti ve İslâm’a hizmeti ile gönüllerde taht kurmuştur.
Bütün bu konularda tüm İslâm Ümmeti hem fikirdir. İstismarcılar hariç. İfrat veya tefride düşenler
hariç...
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 06 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
T.C. Köln Başkonsolosluğundan Seminer
Gençlik Daireleri ve Sorunları
Masaya Yatırıldı
Ailede Duyguların Dili ve Medyanın Etkisi
edagog Nurcan Ulupınar`ın konuşmacı olarak katıldığı ve
IGMG Raunheim Cemiyeti ve
IGMG Hessen Eğitim Başkanlığının
birlikte organize ettiği Aile Eğitim Seminerinde “Ailede Duyguların Dili ve
Medyanın Etkisi” konusu ele alındı.
Pedagog Nurcan Ulupınar`ın konuşmacı olarak katıldığı seminerde “Aile ve Medya” etkileşimi değerlendirildi.
Endüstrileşme ile başlayan süreç ile aile
kavramının da değiştiğini bildiren Ulupınar, ailenin temel işlevlerine değindi.
“Ailenin işlevselliğini koruyabilmesi,
psikososyal yönden sağlıklı bireylerin
oluşması için en önemli faktörün aileiçi
iletişim ve etkileşimden oluştuğunu”
açıkladı.
P
.C. Köln Başkonsolosluğunda
STK temsilcileri ve vatandaşlarımızın geniş katılım sağladığı
Gençlik Daireleri ve Sorunları başlıklı
bir seminer verildi.
Köln Belediyesi Çocuk Gençlik ve
Aile Dairesi bölüm başkanı Peter Völmeke’nin de sunum yaptığı konferans
yoğun ilgi gördü.
Proğram başında selamlama konuşması için kürsüye gelen T.C. Köln Başkonsolosu H. Emre Engin, "Umut Yıldızı Derneğinin yaptığı çalışmaları takdirle karşıladıklarını belirterek bu tip
organizasyonların sayılarının artması
temennisinde bulunduğunu belirterek
biraz sonra sunum yapacak Völmeke’ye
sorular sorup burdan döndükten sonra
da bu konuyla alakalı burada öğrendiklerinizi toplumumuza aktarmakta aracı
olmanızı istiyorum" dedi.
T.C. Köln Başkonsolosu H. Emre
Engin eşi Meral Engin de yaptığı kısa
selamlama konuşmasında Gençlik
Daire Başkanına katılımından dolayı
teşekkür ederek, konunun dikkatlice
takip edilmesini temenni etti.
Kürsüye seminerci Peter Völmeke
gelerek belediyede bulunan sorumlu
birim olan Aile ve Gençlik Dairesinin
çalışmaları hakkında bilgiler verdi.
Völmeke konuşmasında şu ifadelere
yer verdi.
"Köln belediyesinin en büyük dairesi gençlik dairesidir. Gençlik dairesi 5
bölümden oluşuyor. Sosyal pedagojik
bölümü, burada ailelerin isteklerinin
ele alındığı, ikinci bölüm gençlik parkları çocukların bulunduğu noktalar
hakkında çalışmalar yapar, diğer bölümde ana okulları ele alınır, Köln Be-
T
lediyesinde 600 anaokulu var bunların
300 tanesi özel diğerleri belediyeye
bağlı okullardır. Bir diğer bölüm dış
temsilciliklerdir. Köln bölgesinde 9 tane bölge gençlik dairesi oluşturulmuştur. Bunların hepsi birlikte çalışırlar.
Aile sosyal destek hizmetleri bölümü
burada çocuğunuzla ilgili desteğe ihtiyacınız olduğunu bildirdiğinizde yardımcı olur. Bu dairemize 24 saat ulaşabilirsiniz.
Bizler gençlik dairesi olarak ailelerle
birlikte çalışmak istiyoruz. Sorunu onlarla birlikte çözmek istiyoruz. Çocukların kesinlikle aileden koparılmamasını eğer sorun varsa önceden başvurulmasını ona göre birlikte çözüm bulalım istiyoruz. Gençlik dairelerinin asıl
amacı onları (çocukları) aileden koparılmaması için çalışmaktır.
Seminerin ilerleyen bölümünde katılımcıların sorularını cevaplayan
Gençlik idaresi sorumlusu bir vatandaşın dairenin çalışmasının işleyişi hakkında verilen soruya şu cevabı verdi.
"Aile bize gelir öncelikle yer durumu
incelenir, Kalacağı yerin müsaitliği başka ailenin çocuklarla her hangi bir kıskançlık gibi faktörler dikkate alınır.
Gizli tutma durumu da göz önünde
tutularak başka özel kurumların ilgilenmesi de müdahil olması da tabi ailenin müsadesiyle olabilir. Gençlik dairesini şikayet edebileceğiniz bir mekanizma var. Herhangi bir durum olduğunda mağduriyet söz konusu varsa dile
getirilir, bu gibi durumlarda kontrol
ederiz, ona göre yapmamız gereken durumlar var mı ona göre hareket ederiz"
dedi.
Proğram çeşitli soru ve cevaplarla
sona erdi.
“Duygu nedir? Duygu, akma ihtiyacı olan bir fenomendir” tanımlamasını
yapan Ulupınar, doğudan gelen ve batıdaki duygu dillerinin arasındaki farka
dikkatleri çekti. İnsani duyguların öğrenildiği ve geliştiği kurum “Aile”de, medyanın aile bireylerini etkisi altına alan
güçlü bir etken olduğunu belirten Nurcan Ulupınar, ailenin işlevini yürütebilmesi için aile fertlerinin “beslenmesi ve
geliştirilmesi gereken duygular” üzerine
önemle durmaları gerektiğini vurguladı.
Bu prosedürde “din” olgusunun büyük
rol oynadığına değinen Ulupınar “dinin, duygularımızı aktif hale getirip,
beslediğini ve duygu ihtiyacını giderdiğini belirtti.
IGMG Freiburg Donau Bölgesi
Kadın İdarecileri Eğitim Toplantısı
GMG Freiburg-Donau Bölgesi Kadınlar Teşkilatı tarafından düzenlenen bir proğramla kadınlar idarecileri "BET Birim Eğitim Toplantısı"nı
yeni bölge merkezinde gerçekleştirdiler.
71 idarecinin ve Bölge Yürütme
Kurulu üyelerinin (14) toplam olarak
85 idarecinin hazır bulunduğu toplantıya IGMG Genel Merkez Kadınlar
Teşkilatından Hatice Şahin (IGMG
Kadınlar Teşkilatı Başkanı) Zehra Dizman (IGMG Kadınlar Teşkilatı Eski
Başkanı) Tünay Ermiş (IGMG Kadınlar Teşkilatı İrşad Başkanı) Nefiye Ermiş (IGMG Kadınlar Teşkilatı Teşkilatlanma Başkanı) Handan Yazıcı (IGMG
Kadınlar Teşkilatı Eğitim başkanı) Nermin Şeker (Genel Merkez Görevlisi)
katıldılar.
I
Proğram, Kur`an-ı Kerim okunması ile başlarken, yoklamanın ardından,
Ayşe Hümeyra Ergün (IGMG Freiburg
Donau Bölge Badınlar Teşkilatı Başkanı)nın açılış konuşması oldu. Ergün
konuşmasında, katılımcıları selamlayarak, eğitimin önemine dikkat çekti.
IGMG Kadınlar Teşkilatı Başkanı
Hatice Şahin'in 1.5 saatlik "Teşkilat yapısı" seminerinin ardından, birimler
ayrı ayrı toplantı salonlarında eğitimciler tarafından eğitildiler.
Proğramın sonunda IGMG Freiburg Donau Bölge Başkanı Ahmet Ölmez de katılarak bilgilendirmelerde bulundu.
Proğram Kur`an-ı Kerim okunması
ve ikram ile son buldu.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
Velhasıl Göç
Kültürümüz
Mahmut AŞKAR
[email protected]
ıyafet kültürümüz: Görüntü müslümanı, görünen müslüman
Trene binenler arasında tepeden tırnağa siyahlara bürünmüş bir kadın dikkatimi
çekti. Silüetinden zayıf ve kısa boylu bir insan olduğu belli oluyordu. Uzakdoğulu, muhtemelen
Japon bir genç kadınla karşılıklı oturdular. Siyahlar içindeki kadın karşısındakine habire birşeyler
anlatırken, o da bazen gülümseyerek kafa sallıyor,
bazen de bir-iki kelimelik mukabelede bulunuyordu. Yerlerde sürünen iki kat siyah çarşaflı, siyah eldivenli, siyah gözlüklü ve yüzü peçeli bu
kadının hangi lisanı konuştuğunu merak ettiğimden kulak kabarttım: Pürüzsüz ve akıcı bir
Almanca’yla konuşuyordu.
Etrafta oturan ve ayakta yolculuk yapan herkesin zaten dikkatini celbeden bu kadın bir ara
sesini öyle bir yükseltti ki, kendi aralarında konuşanlar bile sustu... Karşısındaki Japon kızın
adeta şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Çarşaflı kadın; kendisine sataşma olduğunu (muhtemelen
yan koltuklarda oruran yaşlı kadınlar kendi aralarında bu kadınla ilgili birşeyler konuşmuş olabilirler), bunu insan hakları ve toleranslıkla bağdaştıramayacağını, (yan koltukta oturan yaşlı Alman kadınlara dönerek) zaten İkinci Dünya Savaşı’nda da bu zihniyetin insanları katlettiğini,
yüksek sesle ve düzgün bir Almanca’yla söylerken; bazen de sözlerine İngilizce olarak devam etmeği ve satır aralarında kendisinin tıp sahasında
olduğunu vurgulamayı da ihmal etmedi.
Trenden indikten sonra kalabalığın içinde bir
hayalet gibi görünen ve zaten İslâm’a karşı son
derece önyargılı olan yerli halkın nezdinde Müslümanları bu derece sevimsizleştiren şu “dini bütün müslüman kadını” görmeye, deşifre etmeğe
çalıştım. Nafile... Türk mü, Arap mı veya Alman
mıydı? Gerçekten kendine göre çok dindar olduğundan mı, yoksa müslümanı Batı toplumu içinde sevimsizleştirmek için görevlendirilmiş provakatör müydü, anlayamadım... Bir nokta kadar
bile çehresini görmek mümkün değildi. Yerlerde
sürünen siyah çarşafın altındaki spor ayakkabılarını görebildim sadece...
Bazı din kitaplarına bakarsanız veya özellikle
Arap ve Pakistanlı kimi din adamlarına sorarsanız, peçe (Türkiye’deki haliyle ‘yaşmak’) çarşaf (genellikle siyah tek parça kadın giysisi) veya Afganistan’daki haliyle ‘Burka’, Müslüman kadının iffet ve
namusunu erkeklere karşı korumanın tam ve en
doğru aracıdır. Etnolojik ve antropolojik olarak, siyah tek parça kadın giysisi olarak çarşaf ve köken
itibariyle çölde insanların kum esintisinden korunmak için yüzün örtülmesinden kaynaklanan peçe,
İslam’ın doğduğu coğrafyaya, asra hatta ta gerilere
K
❬
❬ 07 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
dosya
Avrupa Türklerinin yeni nesil kadınları arasında da giderek yaygınlaşan örtünme, bir görüntü (şov) müslümanlığına dönüşmemeli... İster kadın, ister
erkek olsun; kıyafet kültürü, bir toplumun olduğu kadar kişilerin de inanç
kültürünün dışa yansımasıdır.
(Hititlere, Mısırlılara) götürülebilir. (...) (İlhami
Güler, Direniş Teolojisi, s. 121-122)
Bu olaydan birkaç gün sonra yine trene bindim. Kendime oturacak bir yer ararken üniversite öğrencisi kız yeğenimi gördüm ve geçip onun
yanındaki boş koltuğa oturdum. Sağdan solda
sohbet ederken, karşımızda oturan başörtülü ve
gayet sade ve asil giyimli genç kadının bize bakarak hafiften tebessüm ettiğini fark ettim. Türk olduğuna kanaat getirerek doğrudan (Türkçe) olarak nereye gittiğini sordum. Yanılmamıştım; hemen tatlı bir sohbete dalıverdik yol boyunca.
Köln Üniversitesi’nde Alman Dili ve Edebiyatı
üzerine doktora yaptığını, son derece kibar bir
Türkçe konuşmaya gayret ederken, kendisini Almanca olarak daha rahat ifade edebildiğini de itiraf ediyor.
Almanya’da yetişen, inancına göre giyinen,
eğitimli, aynı dine mensup iki farklı müslüman
kadın: Birisi; uzaklaştıran, korkutan, sevimsizleştiren, kişiliğinin üzerine siyah örtü çeken, diğeri;
şahsiyeti, yerli topluma göre kapalı görüntüsüne
rağmen zerafeti, ağırbaşlılığıyla gören herkesin
imrendiği, tavırlarıyla kendini kabul ettirdiği,
kendi şahsında Müslüman Kadın’ı hakkıyla temsil edebilen birisi.
Birisi; kenar, uç noktadaki (marjinal) müslüman kadın, diğeri merkezdeki, ortayol, hayatın
içinden müslüman kadın tipi. Özellikle İslâmHıristiyan bağlamında bilerek canlı tutulan “kültürler/medeniyetler çatışması” nın odak noktasında (müslüman) kadın olduğu gözardı edilmemelidir. Avrupa Türklerinin yeni nesil kadınları
arasında da giderek yaygınlaşan örtünme, bir görüntü (şov) müslümanlığına dönüşmemeli... İster kadın, ister erkek olsun; kıyafet kültürü, bir
toplumun olduğu kadar kişilerin de inanç kültürünün dışa yansımasıdır. Yukarıdaki karşılaşmalarda anlatmaya çalıştığımız iki farklı kadın arasındaki asıl fark şudur: Birisi, “Görüntü Müslü-
manı” izlenimi verirken, diğeri; “Görünen Müslüman” kanaati uyandırıyor.
Eğlence kültürümüz
Her toplumun kendine özgü eğlenme usûlü
ve üslûbu vardır. Türkiye’nin dört bir yanından
bazı Avrupa ülkelerine göç etmiş olan Türklerin
evlenen yeni nesilleri artık ağırlıklı olarak yaşadıkları ülkelerde düğünlerini yapıyorlar. Anadolu’da, yörelere göre değişiklikler arz etse de, üç
aşağı beş yukarı, oturmuş bir düğün kültürümüz
var.
Özellikle buradaki genç neslimizin yegâne eğleneceği yer, düğün salonlarıdır. Artık 1970’li ve
80’li yılların Almanya’sındaki Türk düğünlerinden de fazla eser kalmadı. Düğün salonları, yemeği, orkestrası ve kirasıyla birlikte ailelere ciddi
bir maddî külfet getirirken, bazen düğün eğlencesi, çalınan müziği ve oyunuyla disko havasına
dönüşüyor.
Avrupa Türklerinin düğünleri, biraz da ailelerin hayat tarzına göre şekilleniyor. “Gurbet Düğünleri”mizin bazıları Türk töresi ve inanç dairesi içinde yapılırken, bazıları da gerçekten çığırından çıkan ve çılgınca bir eğlenceye dönüşen hâl
alır.
Bunların dışında; cami bünyesinde yapılan ve
cenaze merasimini aratmayacak türden “düğünlerimiz” de var. Mersiyeyle arasında pek fark göremediğimiz “ilahiler”in okunduğu çok “düğünler” gördük...
Halbuki (bize göre çok farklı) bir kültür coğrafyasında yapacağımız düğünler, müziği ve folkloruyla, düğün adetleriyle, kendi eğlence kültürümüzün sahnelendiği çok önemli sosyo-kültürel
icraatler seviyesinde görülmelidir.
Bizi Avrupa kültür coğrafyasında yarınlara taşıyacak olan ve gelecek nesillerimiz için hayatî
bir önem arz eden kültürel varlıklarımızın başında; görüntümüz ve eğlencemiz gelmektedir.
YTB Başkanı Bülbül Davutoğlu’nu Ziyaret Etti
urtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanı Doç.
Dr. Kudret Bülbül, Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etti.
YTB Başkanı Doç. Dr.
Kudret Bülbül’e yeni görevinde
başarılar dileyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Yurtdışı Türkler ve Akraba
Topluluklar Başkanlığı son yıllarda kurduğumuz, çok büyük
Y
bir ihtiyaca hizmet eden ve süratle
de kurumsallaşan önemli bir devlet
birimimiz. Şu anda sorumluluk
alanlarına baktığımızda yurtdışındaki vatandaşlarımız, soydaşlarımız
ve ayrıca akraba topluluklarımızla
yakın temas içindeyiz. Devlet olarak tarihi mirasın bugünkü emanetini üstlenmiş durumdayız. YTB
de bunun hakkını vermek üzere
kurulmuştur ve sizin de bu hakkı
vereceğinizden eminiz.”
Konuşmanın ardından YTB
Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül,
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na iyi dilekleri için teşekkür etti.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 08 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
Okul Derslerinde Tüm Dinlerin İbadethaneleri Gezilerek Çocuklara Öğretilmeli
ünya
Irkcılıkla
Mücadele
Günü
münasebetiyle IGMG derneklerince Avrupa`nın pek çok ülkesinde forum ve toplantılar icra edildi.
Bu çerçevede IGMG Köln Bölge Başkanlığı Troisdorf cemiyetindeki toplantıya resmi kurumlar üst
düzeyde iştirak ettiler.
TC Köln Baş Konsolosluğunu temsilen Nursel
Özbek, IGMG Genel Merkez adına Engin Karahan,
D
Troisdorf Belediye Başkanı Heralt Schlieker, Emniyetden Jurgen Weisberg, Kiliseler Birliğinden İnjo j.
Zöllich, Evangelische Kilisesinden Dietmar Pistorius, Belediye Aile Masasından Brigitte Wiesse, Troisdorf Juguntamttan (Gençlik Dairesinden) Julıa
Schuster, CDU Uyum Sorumlusu StefanJeanski toplantıya iştirak ettiler.
Proğramı organize eden Troisdorf Uyum Meclis
Üyesi Abdurahman Köylüoğlu açılışta yaptığı selam-
Avrupa’nın
En İyi Havayolu
Merhaba Nürnberg
Wingo gelir, memleket özleminizi giderir.
İstanbul: 175 EUR*
Samsun: 255 EUR*
Ankara: 225 EUR*
Adana: 255 EUR*
İzmir: 225 EUR* Diyarbakır: 295 EUR*
Antalya: 225 EUR*
Ercan: 304 EUR*
31 mart tarihine kadar başlayacak seyahatler için geçerlidir.
Uçuştan 14 gün önceye kadar biletlenmiş olmalıdır.
Parkur ve tarih değişikliğine, iadeye izin vermemektedir.
Sınırlı sayıda koltuk için geçerlidir.
Tüm vergiler dahil, gidiş-dönüş web sitesi ücretidir.
facebook.com/Wingo
Uçmanın en keyifli ve akıllı yolu o!
Skytrax Passenger Choice ödüllerinde Avrupa’da 2013 yılının en iyi havayolu seçildi.
lama konuşmasında geçtiğimiz günlerde camiyi hedef alan provokatif olayı anımsatarak başladığı
konuşmasına; “bu tip saldırıların böylesi proğramları sıklıkla yapmak zorunda olduğumuzu bizlere gösterdi. Biz burada üç kuşaktır huzurla yaşıyoruz. Kanaatimizce hiç kimsenin bu huzur ve güven ortamını bozmaya hakkı yoktur. Burada yaşanan bazı olayları organizeli olmayan provokatif bireysel girişim
olarak kabul ediyoruz. Zira biz buradaki Alman mercileriyle karşılıklı uyum içerisinde anlaşıyoruz. Bu tip
proğramları sıklıkla yaparsak daha da verimli olucağı
kanaatindeyim’’ diyerek katılımcılara teşekkür etti.
Günün en uzun konuşmasını yapan IGMG Genel Merkezden Engin Karahan kısaca şunları söyledi:
“Irkçılık her toplumda görünmen bir hastalıktır. Bunun burada konuşulması Almanya`nın yabancılara
ya da Türklere tutumu diye algılamamız doğru olmaz. Her toplumda görünen bir yaklaşımdır. Irkcılığı gizleyerek küçümseyerek değil bizat bireylerin birbirleriyle konuşarak müzakere ederek çözecekleri sorunudur’’ diyerek sözlerini sürdürdü.
Emniyetden katılan Jürgen Weisberg; “Büyüklerdeki önyargıların giderilmesi hakikaten güç. Bunun
izole edilmesi için de çocuklara okul derslerinde her
türlü dini ve ibadet yerlerini, başta cami, kilise olmak
üzere ibadethaneleri gezdirerek onları eğiterek bu sıkıntıdan kurtulabiliriz. Mecburi müfredata konulan
ders proğramlarıyla onlara uygulamalı anlatmalı ve
yetiştirmeliyiz. Ayrıca Polis teşkilatında yabancıları
daha çok görmek istiyoruz” diğerek sözlerini sürdürdü.
Belediye Başkanı Heralt Schlıeker, burada yaptığı
konuşmada, Troisdorf`ta başka eyalet ve şehirlere kıyasla Irkcılığın fazla gözükmediğini bunda yapılan
çalışmaların etkili olduğunu, bundan sonrada yapılması gerektiğini aktardığı konuşmasında proğramdan dolayı IGMG`ye teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Evangelisch Kilisesi temsilcisi de ırkcılığın dindarlardan değil dinden uzaklaşan insanlarda görüldüğünü ifade etti.
Cemiyet Kadın Kolları Başkanı Fadime Arı; “Biz
cami olarak elimizden geleni yapıyoruz. Buradaki
okullar zaman zaman bizleri ziyarete gelirler bizler de
kapılarımızı onlara her zaman açarız. Entegrasyona
daha ana sınıfı kurarak başlamakla samimi olduğumuz sizlerin takdiridir. Orta öğretim üniversiteliler
birimi gibi kapsamlı bir çalışmalarla bu toplumla
uyum içerisindeyiz” dedi. Arı minareli camiye sahip
olmaları hasebiyle camilerine sıklıkla ziyaretci geldiğini sözlerine ekledi.
T.C. Köln Konsolosluğu adına Nursel Özbek
önemli bir konunun müzakere edildiğini, herkesin
üzerine düşen vazifeyi yapmasıyla zaten bu tip sıkıntıların kendiliğinden izole olacağını belirterek iyi bir
toplantı yapıldığını proğramı hazırlayanlara teşekkür
etti.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 09 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
dosya
Aile ve Dini Eğitim
Rümeysa AYDIN
Aile: Toplumun özü çekirdeği
Aile: Toplum demek, toplum devlet demek
Aile: Devletleri ayakta tutacak nesiller demek.
Aile: Nesillerin devamı demek
Aile demek huzur ve mutluluk demek
Aile demek sevgi ve saygı ortamı demek
Aile demek günahlara karşı bir sığınak demek.
Eğitimin en iyi gerçekleşeceği yer ailedir. Sağlam karakterli, ahlaklı, dindar, eğitimli sosyal bireyler ve sağlıklı nesiller ancak güzel bir aile ortamında neşet edebilir. Dinimizin evliliğin gayesi
olarak gösterdiği hedef de bu değil mi?
İslam nazarında çocuk, Allah`ın insanlardan
dilediğine (Şura: 49-50) bahsettiği bir lütuf insan
için dünyada imtihan vesilesi (Enfal-28) Dünya
hayatının tatlı bir süsü (Kehf: 46) ve Allah`ın insanlara emanetidir. Kur`an-ı Kerim bize çocuklarımızın birer emanet olarak verirken aynı zamanda onları ateşin azabından korumamızı da emretmektedir (Tahrim: 6) Çocuklarımızı ateşten korumanın yolu ise onlara dini, ahlaki terbiye vermekle mümkündür.
“Mutluluk kaynağımız, gönlümüzün meyvesi,
gözümüzün nuru evlatlarımızı dini bütün, ahlaklı bilgi ve terbiye ile büyütmek birinci vazifemizdir.”
Bu anlamda Hz. Ömer, Peygamberimiz
(s.a.v)e sorar: “Kendimizi ateşten koruruz ama çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
Peygamberimiz: Allah`ın size yasakladığı şeylerden onları engellersiniz size emrettiği şeyleri
emredersiniz böylece onları korumuş olursunuz.
(Hak Dini 7/5122) diye cevap vermiştir.
Efendimiz başka bir hadisinde ise “hepiniz çobansınız ve güttüğünüzden sorumlusunuz…”
(Buhari-Ahkam) buyurmuştur.
Başka bir Hadis-i şerif de şu mealdedir; “Bir
baba çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakmış olamaz” (Tirmizi-Birr/33)
Evet terbiye en büyük miras. Nedir terbiye?
İnsan olduğunun farkına vardırılması, kul olduğunun farkındalığı ve bireye amaçlı bir yaşama bilinci vermek suretiyle başıboşluğun önüne geçmektir. Peki evlatlarımızı nasıl terbiye edeceğiz,
nasıl davranacağız, nasıl öğretip eğiteceyiz. İşte sorunumuz burada. Bizler kendi anne babalarımızın, bizi yetiştirme tarzını beğenmeyip şikayet
ederken, kendimiz anne baba olduğumuzda, kendi çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimiz konusunda
fazla bir bilgi birikimimiz, fikrimiz veya hazırlığımız yoktur. Buna zaten vaktimiz de yoktur. Hayatın içinde gelişi güzel kendiliğinden ola gelen sıradan bir ebeveynlik, ya da bilinç altımıza yerleşmiş,
kendi anne babalarımızdan öğrendiklemizi uygulamakla yetiniriz.
Daha anne karnına düştüğü ilk günden itibaren çocuğumuzun beşiğini, odasının rengini, bir
aşısı ya da bir mamasını önemsediğimiz kadar,
ruhsal doyumunu fizyolojisi kadar psikolojisini,
Allah`ı ve Peygamberi nasıl tanıtırım derdine düşmedik, düşemedik. Bu vurdumduymazlığın, basite almanın maazallah bize hem dünya da hem de
ahirette çok pahalıya mâlolacağının hesabını iyi
yapamadık. Bizler hayırlı evlatlara sahip olmak is-
tiyorsak -ki bunu dünya ve ahiret selametimiz için
elbette hepimiz isteriz- O zaman bu isteğimizi: evladımızın din eğitimi için on onbeş yaşını bekleyerek değil taa… başta eş seçiminden başlamalıyız. Anne karnında temelleri atılıp en büyük öğretmenlik olan bilgi dolu dindar bir annenin şefkat dolu kollarında salevatlarla salladığı, abdestli
emzirerek büyüttüğü, helalini, haramını gözeten
hassasiyetli bir anne aynı zamanda kendimiz içinde saliha bir eş seçimini yaparak ebeveynlik haklarımızı büyük ölçüde yerine getirmiş olabiliriz.
Evlilik, dini hassasiyetlerimiz ön plana çıkarılmadan yapıldığı takdirde çocuğun ilk ve temel
okulu olan evde, taşların hiçbir zaman yerli yerine
oturmayacağı gözden uzak tutulmamalıdır.
“Beşiği sallayan el, dünyaya hükmeder!” sözü
unutulmamalıdır.
Bu anlamda “Altı yaş altın yaş” sözünü söyleyen pedagoglar bütün karakter gelişiminin altı yaşında tamamlandığını, bu dönemin çekirdek dönem, bir kodlama dönemi olduğunu açıklıyorlar.
Çocuğun körpe zihnine yapılan bir telkin, tavsiye,
dini bir nasihat taşa yazılan bir yazı gibi kalıcı
olup, yıllar onu silemeyecektir.
Bediuzzaman Said Nursi`nin; “Annemin bir
yaşındaki telkinleri seksen yaşında vardığım hakikatlerde çekirdeği oluşturdu” dediği gibi.
“Ağaç yaş iken eğilir” dedikleri gibi insan da
tazecik fidan iken bir şekle, istenen eğitim tarzına
alıştırılabilir. Yıllar sonra onu eğmeye çalışmak,
bir çınar ağacını eğmek kadar zor olacaktır.
İmam Gazali`nin ifadesi ile hayrı da şerri de
kabul edebilecek kabiliyette yaratılmış olan çocuk
ana-baba onu nasıl yönlendiriyorsa hangi yöne
sevk ediyorsa o yönde yol alacak o yavru için hayatının temelleri aile ocağında atılacaktır.
Onlar bizlere verilen birer emanettir. Onların
bomboş saf temiz kalpleri ve dimağları işlenmeye
elverişli bir cevher gibidir. Bu cevheri işleyecek
olan siz ustalarsınız.
Selam ve Dua ile...
DİTİB Federal Kadın Birliği'nden Genel Başkan Prof. Dr. Er'e Ziyaret
İTİB Federal Kadın Birliği Yönetim Kurulu
üyeleri, DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. İzzet Er'i ziyaret etti.
DİTİB tarafından 30 Kasım 2013 tarihinde Almanya'da ilk olarak kurulan Federal Kadın Birliği,
faaliyet planlamaları ve 2014 yılı çalışma programı kapsamında üç günlük çalıştay vesilesiyle Köln
DİTİB Genel Merkez’de bir araya geldi. Derya
Şahan başkanlığında hazır bulunan Federal Kadın
Birliği Yönetim Kurulu üyeleri, DİTİB Genel
Başkanı Prof. Dr. İzzet Er'e nezaket ziyaretinde
bulunarak, kadınlara yönelik hizmetlerdeki desteğinden dolayı teşekkür etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren
DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. İzzet Er, kadınların baş tacı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
D
“Kadın her şeyden önce bir annedir ve neslimizin yetişmesinde onların rolü çok büyüktür. Bu sebeple kadınlarımıza yönelik ne kadar hizmet versek azdır.
DİTİB olarak, yapacağınız bütün faaliyetlerinizde sizin yanınızdayız ve sizi de yanımızda görmekten
mutluluk duyarız. Baş tacımız olarak gördüğümüz
hanımlarımızı, toplumumuzda hak ettikleri en iyi ve
en güzel yere getirmek için el birliği ile çalışacağız.
Yeni kurulan birliğin teşkilatımıza, Almanya'da yaşayan insanlarımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni
eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.”
DİTİB Federal Kadın Birliği, Derya Şahan
başkanlığında Yönetim Kurulu üyeleri Aysun Pekal, Gülşah Çınar, Sergül Tanrıver, Nurten Afat
ve Şeyda Can, Genel Başkan Prof. Dr. Er'e desteklerinden ve iyi dileklerinden dolayı teşekkür
ettiler.
Ziyarette, DİTİB Yönetim Kurulu Üyeleri
Kazım Türkmen ve aynı zamanda DİTİB Federal
Kadın Birliği Yönetim Kurulu üyesi de olan Dr.
Emine Seçmez hazır bulundu.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 10 ❭
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
IGMG Düsseldorf Bölgesi Hadis Yarışması
Duisburg Kültür Merkezinde Yapıldı
GMG Düsseldorf Bölgesi İrşad
Başkanlığının düzenlemiş olduğu
şubelerarası 2014 Hadis yarışması,
yoğun bir katılımla, Duisburg Kültür
Merkezi camiinde gerçekleştirildi.
Yarışmayı sunan İlhan Türkkahraman program akışını ve kurallarını
açıkladıktan hemen sonra açılış
Kur´an-ı Kerim´ini Oğuzhan Urgun
okudu.
IGMG Düsseldorf Bölge Başkan
Başdanışmanı Mustafa Bildik Açılış
konuşmasında öncelikle uzaktan ve
yakından programa iştirak eden bütün
misafirlere teşekkürlerini iletti ve şöyle devam etti: “Başta yavrularımızın
anne-babaları ve hocaları olmak üzere
yavrularımıza çalışmalarında emeği
geçen herkese canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum dedi. Bildik, yavrularımız buraya gelerek ve yarışmaya
katılarak en büyük fedakarlığı ve cesareti göstermişlerdir ve aslında şimdiden gönlümüzde birinciliği hak etmişlerdir. Cenab-ı Allah onlardan razı olsun diyorum ve hepinizi sukunet içinde onları dinlemeye davet ediyorum”
dedi.
Jüri heyeti şu hocaefendilerden
oluştu. Düsseldorf Bölge Halkla İlişkiler Başkanı İlhan Türkkahraman,
Velbert Camii, İmam Hatibi Tahsin
Özhan ve Muharrem Doğan.
Üç ayrı yaş grubu altında yapılan
yarışmada
9-12 grubuna katılan M.Gladbah
Camiinden Furkan Şimşek birinci oldu. 2. Duisburg Osman Cankara, 3.
Krefeld Hacı Bayram Camiinden Yıldıray Karacaelap oldular.
13-15 Yaş grubunda
Bu grupda ise Duisburg Hacı Bayram cemiyetinden katılan Habil Yıldırım birinci oldu. 2. Willich Oğuzhan
I
Yalçın 3. Rheinhausen Ahmet Yahşi
Camiinden Emrullah Civak oldular.
16-18 Yaş grubun da ise Mülheim
Abdulhamit Enes Efe birinci oldu. 2.
Oberhausen Akşemsettin Camiinden
Selman Karahan, 3. Rheinhausen Ahmet Yahşi Camiinden Oğuzhan Urgun oldular.
Yaşları arası üç kategoride gerçekleşen yarışmada, gençler birbirinden
güzel hadisler okudular.
Selamlama konuşması yapan,
IGMG Düsseldorf Bölge Başkanı
Bayram Kılıç konuşmasına şöyle devam etti, “Bu yavrularımızın hepsi
bence birincidir” dedi. Jüri heyetine
seçilen hocaefendiler hadis konusunda
ehil ve de uzman olmaları hasebiyle
kendilerinin adaletli bir şekilde yani
hakkaniyet doğrultusunda hiç ayırım
yapmadan karar verdiklerini vurguladı.
“Çocuklarımızın annelerine babalarına ve emeği geçen hocalarına ve de
özveri ve büyük emek harcadıkları için
kendilerine teşekkürlerimi arz ediyorum. Geleceğimiz yavrularımızın
avuçları arasındadır. Yavrularımızın
ellerine neyi bırakırsak onu yaşar ve
yaşatırlar. Eğer ki geleceğimizin daha
parlak daha barış dolu huzur dolu geçmesini istiyorsak, onların yüreklerine
ektiğimiz tohumlara dikkat” diyerek
sözlerini noktaladı.
Bölge İcrasından Mustafa Bildik
başkanlığında gerçekleştirilen yarışmanın nihayetinde, bütün katılımcılara; Bölge İcrası tarafından belge ve hediye takdim edildi. Jüri heyetinin titiz
bir şekilde değerlendirme ve puanlama yaptığı program Velbert Camii,
İmam Hatibi Tahsin Özhan Hocaefendinin okumuş olduğu Kur`an-ı
Kerim ile program sona erdi.
IGMG Blumberg Fatih Cemiyeti Anaokul
Öğrencilerine Gezi Düzenledi
GMG Freiburg Donau Bölgesine
bağlı Blumberg ve çevresine hizmet
veren Fatih Cemiyeti Anaokul öğrencilerine gezi düzenledi.
Eğitmenlerden; Kübra Arslan, Betül
Altun, Nuriye Aslan’ın eşliğinde 34 öğrenci, Lauchringen Berolino Kinder-
I
park’ı ziyaret ettiler. Çocuklar neşeli bir
gün geçirirken, gezi için hocalarına ve cemiyet yöneticilerine teşekkür ettiler.
Blumberg cemiyetinde Pazartesi, Salı,
Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri 36 yaş, 7-9 yaş ve 10-12 yaş arasında öğrenciler ders almaktalar.
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, YTB Başkanı Doç.
Dr. Kudret Bülbül’ü Çankaya Köşkü’nde Kabul Etti
4 Şubat 2014 tarihi itibariyle Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar
Başkanı olarak göreve başlayan
Doç. Dr. Kudret Bülbül, Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül tarafından
Çankaya Köşkü’nde kabul edildi.
YTB Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül, Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül’e
kurum hakkında bilgiler verdi.
2
Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül,
göreve atanmasından dolayı YTB Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül’ü tebrik etti.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın stratejik öneme sahip
bir kurum olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül, kurumun faaliyet alanı ve çalışmaları hakkında
önemli tavsiyelerde bulundu.
Walldorf Mevlana Camiinde Sabah Namazı
GMG RNS Bölgesi kalabalık bir cemaat topluluğu ile Walldorf Mevlana camiinde sabah namazında buluştu.
Bölgedeki vatandaşlarımızın büyük
bir ilgiyle takip ettikleri sabah namazı
programları tüm canlılığı ile sürüyor.
Kılınan namazın ardından Mevlana
I
Camii İmam Hatibi Davut Meraklı cemaati selamladı. Yapılan kısa zikirin ardından sözü IGMG RNS Bölge Başkanı
Şerif Aslan aldı ve cemaata katılımlarından dolayı teşekkür ederek teşkilat çalışmalarını ilgiyle takip etmelerini önerdi.
Daha sonra ev sahibi cemiyetin verdiği kahvaltıdan sonra vedalaşıldı.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 11 ❭
haber
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
İhsan ÖNER Yeniden ATİB Genel Başkanı
vrupa Türk- İslam Birliği (ATİB) 22. Dönem genel
Kurulunu gerçekleştirdi.
ATİB Genel Merkez Binası salonunda, 22 Mart 2014
tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul, yüzlerce delegenin
iştirakiyle gerçekleşti. Sadece delegelerin iştirakiyle gerçekleştirilen genel kurula Kurucu Genel Başkan Musa
Serdar Çelebi ve Eski Genel Başkanlardan Selahattin Saygın da katıldı.
Divan Başkanlığına Selahattin Saygın’ın ve yardımcılıklarına ATİB Gençlik Kolları Başkanı Süleyman Yıldırım ile Kız kolları Başkanı Nurhan Aksoy’un seçilmesinden sonra, gündem maddelerine geçildi.
ATİB Genel Merkez Camii Din Görevlisi Seyit Lüleci’nin Kur’an tilavetinin ardından İstiklal Marşı okundu.
Bölge Başkanı Harun Kılıç’ın selamlama konuşması-
A
nın ardından Genel Başkan İhsan
Öner açış konuşmasını yaptı. Bütün
delegelere katılmalarından dolayı teşekkür eden Genel Başkan, geçen
genel kuruldan bugüne iki yıllık süreçteki çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu ve kendilerine hiçbir desteğini esirgemeyen dernek yöneticilerine teşekkür etti.
Disipline edilmemiş hiçbir hareketin başarı şansı ol-
madığını belirten Öner, daha organizeli ve disiplinli çalışmayı prensip haline getirmeliyiz dedi.
Genel Sekreter Mahmut Aşkar’ın, ATİB 21. Dönem
Faaliyet Raporu’nu okumasından sonra, Genel Muhasip
Abdullah Uzun da muhasebe raporunu okudu.
Daha sonra Denetleme Kurulu Başkanı Mehmet
Akbul, denetleme kurulu raporunu sundu.
ATİB Genel Başkanlığına tek aday olarak teklif edilen İhsan Öner, oy birliğiyle yeniden iki yıllığına ATİB Genel Başkanlığına seçildi.
Genel Başkanlığa seçilmesinden dolayı delegelere hitaben kısa bir teşekkür konuşması yapan İhsan Öner, “Sizlerin güvenine layık bir Genel Başkan olarak, önümüzdeki 22. Faaliyet Dönemi’nde
daha güçlü bir ATİB için gayret edeceğim” dedi.
Daha sonra Genel Yönetim Kurulu (GYK) ve
Denetleme Kurulu üyeliklerinin yanısıra Genel
Başkan Danışmanlarının seçimi yapıldı.
Dilek ve temennilerden sonra ATİB Kurucu
Genel Başkanı Musa Serdar Çelebi, yaptığı konuşmada “ATİB doğru yolda çalışmalarını devam
ettiriyor, bunu görmekten mutluyum’’ dedi. Başkanı olduğu UKİT’in Balkanlarda yürüttüğü çalışmalarından da bahseden Çelebi, Genel Kurula
başarılar diledi.
IGMG Köln Bölge Başkanı
Mehmet Dal’ın Annesi
İçin Taziye Merasimi
GMG Köln Bölge Başkanı Mehmet Dal’ın annesi Hakk`ın rahmetine kavuştu. IGMG Köln
Bölge Başkanı vefatından önce iki defa kendini
ziyarete gidip, helallaşmasının ardından daha oradan ayrılmadan ruhunu teslim ettiği annesinin, Tokat`ta geniş bir katılımla cenazesi defnetti. Annesini
rahmete uğurlayan IGMG Köln Bölge başkanına,
Köln Bölge cemiyet başkanları cemiyet hocaları ve
Mehmet Dal’ın tanıdıkları Köln Bölge salonunda
yapılan taziye merasiminde Dal’a başsağlığı dilediler.
IGMG Genel Merkez Teşkilatlanma Başkanı
Murat İleri, Hasene Genel Başkanı Mesut Gülbahar, Fatih, Siegen, Köln Kuba, Troisdorf, Neuwied,
Barbaros, Ömeru`l Faruk, Meschenısch, Weidenpesch, Bürühl, Ehrenfeld, Achen Basweiler, Kerpen,
Gumersbach, Leverkusen, Stolberg, Basweiler, Opladen, Sıensieg ve tüm bölgeye bağlı şubelerden Başkan ve hoca efendiler olmak üzere geniş bir tanıdık
gurup taziyede bulundu.
Taziye proğramının sonunda topluca yapılan
duaya hatimler de katılarak rahmete kavuşan tüm
müminlere Fatihalar gönderildi.
I
Mannheim’da Alemlere Rahmet
Hz. Muhammed (s.a.v) Programı
GMG İslam Toplumu Milli Görüş RNS Bölgesi muhteşem bir katılımla Alemlere Rahmet
Hz. Muhammed programını Mannheim şehrinin sayılı salonlarından Rüya Düğün salonunda
gerçekleştirdi.
Sunuculuğunu Erkan Ergün`ün yaptığı program Frankenthal Hicret Camii İmam Hatibi Murat Altun hocaefendinin okumuş olduğu açılış
Kur`an-ı Kerimi ile başladı.
Ardından selamlama konuşması yapan IGMG
RNS İrşad Başkanı Özer Demiral; "böyle bir günde Peygamberimiz (s.a.v)in anıldığı bu programda
burada bulundunuz, Allah-ü Teala da sizleri cennette Peygamber Efendimize komşu eylesin diyerek
çalışmaların çok hızlı bir şekilde sürdüğünü söyledi.
Daha sonra IGMG RNS Bölge Başkanı Şerif
Aslan mikrofona geldi. Aslan katılan herkese teşekkürlerini sunarak böyle bir müstesna günde burada
bulunmaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.
Bölge olarak vatandaşlarımıza her alanda faydalı ve
yararlı olmaya çalıştıklarını eğitimde, sosyal hizmetlerde, cemiyetlerdeki faaliyetlerde her zaman
yanlarında olmaya çalıştıklarını söyleyerek yapacağımız çalışmalarla daha çok insanımıza ulaşmamız
gerektiğini aktardı.
IGMG RNS Bölge Başkanının konuşmasından sonra hizmetler klibi izlendi.
Sanatçı Engin Titiz ve Grubu Muhabbet güzel
ilahileri ile dinleyenleri oldukça etkiledi.
I
Ve beklenen ses Kari Hafız İshak Danış salavatlar eşliğinde mikrofona gelerek dinleyen kitleye o
mübarek mesajları güzel sesi ile okudu ve adeta
Kur`an Ziyafeti verdi. Duygulu anların yaşandığı
gözlerden kaçmadı. İkindi namazı ve molanın ardından Zehra Ilıca ve Rumeysa Aslan`ın "40 Yaşındasın" şiirini muhteşem anlatımları ile aktarmaları
büyük alkış aldı.
Değerli hatip Mahmut Toptaş kendine has uslubu ve anlatım şekli ile salonda bulunanların dikkatini her zaman olduğu gibi çekmeyi başardı. Neredeyse her konferansında dinleyenlere bir hadis bir
ayet öğretmeye çalışan Toptaş, Müslümanların yaşadıkları toplumda kendilerine çok dikkat etmeleri
gerektiğine vurgu yaparak örnek olmaları için azami gayret göstermelerini tavsiye etti.
Programın ilerleyen dakikalarında kapanış
Kur`an-ı Kerimini ve duayı Walldorf Mevlana Camii imam hatibi Davut Meraklı yaptı.
et
mı
Ey Peygamber! Biz Seni Bir Şahit,
Bir Müjdeleyici, Bir Uyarıcı;
Allah'ın İzniyle Kendi Yoluna Çağıran
ve Karanlıkları Aydınlatan Bir Projektör
Olarak Gönderdik.
(Ahzab:
45-46)
IGMG Genel Başkan Başdanışmanı
Mustafa MULLAOĞLU
IGMG Hessen Bölge Başkanı
Gazeteci-Yazar-Müfessir
Mahmut TOPTAŞ
Bilal KAÇMAZ
as usn dik. Nedis bir
n yameleri
n azapanış
a Ca-
KÂRİ / Güney Afrika
Abdurrahman SADİEN
KÂRİ / Türkiye
KÂRİ / Almanya
İshak DANIŞ
Bünyamin AKDAĞ
05.04.2014
KONGRESSHALLE GIEßEN
ALEMLERE RAHMET
HZ. MUHAMMED VE
Berliner Platz 2 • 35390 Gießen
(s.a.v)
lavateye o
adeta
ndığı
n arYaşınmaları
KUR'AN'DAN
ZiYAFET
Giriş: 17.00
Program: 18.00
Bilet:
10 Euro
İrtibat Tel: 0173-8570804
12 Yaşından Küçüklerin
Getirilmemesi Rica Olunur
Stand Kiralamak İçin: 0171-1970212
PROGRAM ANA SPONSORU
Filiale Gießen
Hardtallee 2-4 35398 Gießen
Tel. 0641-969 695 96
Fax. 0641-969 695 97
Filiale Wetzlar
Nauborner Strasse 60
35578 Wetzlar
Tel. 06441-926 602
www.igmg.org | [email protected]
@igmg.org |
igmgo
igmgorg
HESSEN
BÖLGESİ
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 14 ❭
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
Düsseldorf’ta Avrupa’da Müslüman Aile Paneli
GMG Düsseldorf Bölge Eğitim Başkanlığının düzenlediği “Avrupa’daki Müslüman Aileler, Sorunları
ve Çözüm Yolları” konulu panele katılım yoğundu.
IGMG Düsseldorf Bölge Eğitim Başkanlığının önderliğinde, Düsseldorf İslami İlimler Kursu, Gençlik ve
Kadınlar Gençlik Teşkilatlarının yardımlarıyla tertip
edilen panel, Düsseldorf İslami İlimler Kursu Müdiresi
Sultan Balkaya’nın açılış konuşmasıyla başladı. “Bu
I
çapta bir programı düzenleyebilmek için sarf edilen çaba ve emek, bizlere büyük bir ailenin parçası olduğumuzu tekrar hatırlatıyor.” diyen Balkaya’nın ardından
IGMG Düsseldorf Bölge Eğitim Başkanı Şaban Malkoç
selamlama konuşması yaptı.
Osnabrück Üniversitesi İlahiyat Enstitüsü Araştırma ve Öğretim Görevlisi olan Hüseyin Uçan’ın moderatörlüğünde başlayan panelde sözü Erzurum Atatürk
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mustafa Ağırman aldı. Ağırman sözlerine şu cümlelerle başladı: “Allah (c.c.), Hz.
Adem’i cennete koymuş, ona ‘Bu cennet, burada gördüğün köşkler, saraylar, ağaçlar senin.’ demiştir. Hz. Adem
ise, ‘Ya Rabbi, her şey mükemmelin
de ötesinde. Fakat ben bu güzellikleri
paylaşacak bir eş arzu ediyorum.’ demiştir. Bir erkek, cennette olsa, ama
yalnız olsa o cennet ona tat vermez.
Dünyanın en zengini, yakışıklısı, sosyal statüsü en yüksek olanı, eğer yanında eşi yoksa yoksuldur, çirkindir.
Kral da, şah da olsa eşi olmayan bir erkek köledir.”
Hz. Peygamber’in, “İki şeyde acele
edin: Ezan okunur okunmaz namazı
kılmakta ve evlatlarınızı evlendirmekte.” tavsiyesine dikkat çeken Ağırman’ın ardından Hüseyin Uçan söz
aldı. Uçan, “Kişi, dayandırıldığı kişiden şeref kazanır. Biz de Hz. Peygamber’in vasıflarını devşirme gayreti içindeyiz. Bu, aile konusundaki tavsiyeleri için de geçerli.” sözlerinde bulundu.
Panelde İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç.
Dr. Ahmet Küçük ise şu sözlerde bulundu: “Allah, yeryüzünde olan bitenlere seyirci kalmamak, bu gelişmelere aktif bir özce olarak katılmak üzere halife olarak insanı yeryüzüne göndermiştir. İslam’da
aile kurmak ve onu yürütmek de bu anlamda ibadet
olarak değerlendirilmiştir. Kur’an, Hz. Adem ile Havva’nın oluşturduğu aileye, onların aile olarak geçirdikleri imtihan sürecine, bu süreci nasıl atlattıklarına vurgu
yapar. Bunun yanında İmran, Hz. İbrahim, Firavun,
Hz. Şuayb ve Hz. Yusuf ’un ailelerinden örnekler verir.
Bütün bu örneklerden Kur’an’a göre aile, birinin diğerine emanet edildiği eşler, ‘öf ’ bile denilmemesi gereken
anne-baba, dünya hayatının süsü, göz aydınlığı ve imtihan olan çocuklar, nene ve dede olmak üzere üç kuşaktan oluşan huzur ve sükun ortamdır. Nesli korumak,
hayatı korumaktır; nesli korumanın yegâne yolu da aile kurmaktır.” Katılımcılara soru yönelten Küçük,
Kur’an’da geçen aile örneklerinden hareketle şunu belirtti: “Bugün kaç erkek, Hz. Nuh’un eşinin yaptığı gibi bir sebeple yuvasını bozuyor? Kaç kadın Asiye gibi
bir Firavun’un zulmünden kaçmak için eşinden ayrılıyor?”
Moderatör Hüseyin Küçük ise, geleneksel aileye
vurgu yaparak şunları belirtti: “Geleneksel aile, din eğitiminin verildiği mekândı. O ailede Subhaneke, ezan
gibi temeller çocukların dinleyerek, görerek öğrendikleri şeylerdir. Dolayısıyla aile kavramında niyete dikkat
edilmelidir. Bir zincirin sağlamlığı, en zayıf halkanın direnci kadardır. Bizim aile kurmakta niyetimiz Allah rızası değilse huzur ve sükundan uzaklaşırız. Bu zincirin
ilk ucu Allah rızasıdır.”
Sosyal Pedagog ve Sistematik Aile Terapisti olan
Meryem Bayrak ise Almanya’da değişen aile kavramına
vurgu yaptı: “Almanya’daki Müslüman aile ilk başta
‘misafir aile’ idi, sonra ‘yabancı aile’, şimdi ise ‘yabancı
kökenli aile’ olarak geçiyor. Bizler bu toplumu etkiliyoruz, bu toplumdan da etkileniyoruz; aile de buna dahildir.” Türkiye vatandaşlarında boşanma istatistikleri hakkında bilgi veren Bayrak, aileyi ayakta tutabilmek için
ruh sağlığı, maneviyat ve sosyal çevre gibi ayakların sağlam olması gerektiğine değindi.
Katılımcıların memnun kaldığı ve yeni bilgiler edindikleri panel, soru cevap kısmıyla sona erdi.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 15 ❭
Yitirilen
Masumiyet ve
İnsanlığın Ölümü
[email protected]
nsanın en masum halini
yansıtır çocukluk hali.
Çocuk, sevimliliği, masumiyeti ve doğallığı ile ilgi çeker,
dikkatleri üzerinde toplar. Sevecenliği ile sevdirir kendisini. Çocuğu olan kimse daha da farklı bakar çocuklara. Adeta cennet kokusu taşır ilk yaşlarında. Çocuklarımızın üzerine hassasiyetle eğiliriz.
Hasta olması, başına bir sıkıntı
gelmesi karşısında üzülür, onun
yerine sıkıntıları biz göğüslemek
isteriz.
İslamiyet gelmeden önce Mekke’nin karanlık çağında, doğan kız
çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi hiç görülmez mi Hak tarafında. Ölümün adı, dayıya götürmek olmuştu o zamanda. Bir
anne nasıl dayanırdı buna! Baba
yüreği de dayanmazdı muhakkak
ama, algı ve düzen böyle kurulmuştu bir kere, çaresizlik, gelecek
kaygısı ve gelenekler adına. Ve
Kur’an müdahele etti âna, zamana
Diri diri toprağa göve çağlara: “D
mülen kıza sorulduğunda, ‘Hangi
günahtan dolayı öldürüldün?’ diye.” (T
Tekvir 8 – 9) O günün insanına yaptığı yanlış davranış sorulsaydı, kız çocuklarına dönük
olumsuz toplumsal algı, gelenek
ve görenekler, çaresizlik olarak
izah edecekti belki, bahane üreteceklerdi kendilerince makul. Ya
bugünkülerin hali, mazereti ve gerekçesi? İktidar kavgası, gücün
sultası, hakimiyetini koruma tasası... Hiçbir devlet bir masumu katletmenin üzerine koruyabilir mi
meşruiyetini?
Çocuk sevgisi başkadır. O sevgiyi, Peygamber Efendimiz
(s.a.v.)’in torunlarına karşı ilgi ve
şefkatinde görürüz en güzel. Peygamber’imizin torunu Hasan’ı
öperken gören biri, on çocuğu olduğunu ve çocuklarını bir kere dahi öpmediğini söyleyince EfendiAllah senin
miz’den aldığı cevap, “A
kalbinden merhameti almışsa, ben
ne yapabilirim?”deyişi gelir aklımıza. Kuşu ölen bir çocağa baş
sağlığı dilerken verdiği önemi, ço-
İ
Murat KUBAT
cuklarla şakalaşırken onların Efendimiz’in dünyasında ne ifade ettiğini anlarız. Merhamet timsali
Efendimiz’in Hz. Fatıma hariç diğer çocuklarının tamamını kendisi hayatta iken kaybetmiştir. Oğlu
İbrahim’i kaybettiğinde, yaşlar süzülmüştür gözlerinden bir baba
olarak.
Bugün Suriye’de öldürülen çocukların fotoğraflarına baktığımızda kendi çocuklarımızı öpemez hale geldik. Savaşta ölen çocuklara dair görmüş olduğumuz
fotoğraflar karşısında tüylerimizin
diken diken olmaması, yüreğimizin parçalanmaması, çocuklarımızı severken gözlerimizin dolmaması mümkün değil. Fotoğrafını
görmüş olduğumuz her bir çocuk
insanlığımızdan adeta birşeyler
alıp götürüyor. Bu kirli savaşta,
vicdan sahibi insanlar olarak, çocukların, kadınların ve ihtiyarların, masum sivil insanların hunharca katledilmesinin durmasını
istiyoruz. İnsanlığın bu tablo karşısında sessiz kalması, sesini çıkarmaması, masumiyeti kaybedişin
bir ifadesidir. Masumiyetini bütün olarak yitiren her şeyini yitirmiştir. İnsan biraz da masumiyetini koruduğu sürece insan değil
midir!
Babaların ve annelerin çocuklarını kaybetmesi büyük bir acıdır
muhakkak. Suriyeli bir annenin
çocuğunun kanlar içerisindeki cesedini kucağına alışında, bir babanın çocuğunun cansız bedenini
❬
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
bağrına basışında bir kez daha anlıyoruz ki, masumiyeti öldürüyorlar acımasızca, insafsızca ve pervasızca. Dünyanın gözleri önünde
cereyan eden bu hadiseler karşısında, insanlık vicdanının harekete geçmesi gerekirken neden ciddi
adımlar atılmaz, 3 seneden fazla.
Ölen her bir çocuk bizlerden bir
şeyler alıp götürüyor adeta. Masumiyetimizi kaybederek kazandığımız hiçbir şey kazanç değildir asla.
Sessiz kalanların çocukları yok mu
yoksa?! Masum yüzleri ve ufacık
elleri kanlar içerisinde olan çocukların fotoğrafları ne çağrıştırır onlara? Yoksa ölümü hakettikleri mi
düşünülüyor pervasızca. Masumların ölümü karşısında, ellerimiz
açılıyor semaya.
Mekke cahiliyesinde kız çocuklarını diri diri gömerlerdi. Bugün
ise Suriye’de erkek olsun, kız olsun, masum çocuklar varil bombaları altında korkunç bir şekilde
can veriyor; insanlığın vicdanı buna sessiz kalıyor. Nâzik tenleri parçalanmış o çocuklara ahirette
Hangi suçunuzdan dolayı öldü‘H
rüldünüz?’ sorusu sorulduğunda
ve sorumlular huzura toplandığında ne cevap verilecektir? Bir insanı
diriltmek insanlığı diriltmek gibidir inancının temsilcileri olarak,
öldürmeyi ve yok etmeyi değil, yaşatmayı temsil eden dinin mensupları olarak masumların ölümüne sebep olanları, destekleyenleri
ve sessiz kalanları kınıyoruz.
dosya
Gıda da Farklı Bir
Girişim Başlatıldı
Avrupa’daki Türk gıda sektörü dönüşemezse
yok olmayla karşı karşıya!
İşadamı Dernekleri Federal Birliği BUV KRV
Koordinatörü Tekin Ataç, Avrupa’daki Türk toplumunun tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiğini hatırlatarak, Türk gıda sektörünün gerekli dönümüşü sağlayamaması durumunda yok olmayla
karşı karşıya olduğunu söyledi. Ataç, 3-4 Mayıs
tarihlerinde düzenleyecekleri Lemit Deutschland
2014 Gıda Fuarı’nı bir basın toplantısıyla tanıttı.
22 işadamı derneğinin çatı kuruluşu olan
BUV’un KRV Koordinatörü Ataç, “Almanya’da
çok etkin olduğumuz, rekabet ettiğimiz bir piyasa gıda sektörü. Sektördeki işadamlarımızı dinlerken elimizde olan bir değeri yavaş yavaş kaybetmekte olduğumuzu fark ettik. Gıda ürünlerinin
satışı bu haliyle gelecek vadetmiyor. Maalesef bizim kendimizi geliştiremediğimizden dolayı bu
sektör elimizden kayıp gidiyor. Eksiklerimizi araştırdık özetledik. Öncelikle insanların tüketim
alışkanlıklarında bir değişiklik var. Artık çocuklarımız bizim tükettiğimiz; mesala kurufasülye, nohut, mercimek tüketmiyor, sevmiyor. Yeni ürünler arayışına girmek zorundayız” dedi.
Türk gıda sektörünün hazır gıda, ambalaj gibi
yeni ürün arayışına girmesi, pazarlamaya önem
vermesi gerektiğini vurgulayan Ataç, “Acaba ayrı
ayrı şirketler bir araya gelerek bazı ürünleri daha
ucuza alarak, piyasa gücümüzü arttırabilir miyiz
dedik. Üçüncüsü ise kalifiye eleman. Malesef verime dayalı kalifiye çalışan çalıştıramıyor, her gün
bir değer kaybediyoruz. Ayrıca enerji verimliliği
konusunda da firmalarımızın önemli kayıpları
var” dedi. Uzmanlarla da buluşup yaptıkları bu
çalışmaları Almanya’nın diğer bölgelerinde gıda
sektöründeki insanlara açmak, ürünleri de tanıtma fikri ile Lemit Gıda Fuarı’nın doğduğuunu
aktaran Ataç, “3-4 Mayıs’ta Düsseldorf ’taki Hilton otelinde iki günlük fuarımız gerçekleşecek.
Gıda sektöründeki 60 firma stand açacak. Forum
kısmında ise uzmanlar tarafında konuşmalar yapılacak. Almanya’nın da deneyimlerinden istifade
için Toptancılar Birliği (Einzelhaldelnverband) ile
buluştuk, bizi dinlediler. Fuar için bize partner oldular. 42 bin üyeleri var. Bunlara Edeka ve REWE de eklendi. Fuarı bu şekilde gerçekleştireceğiz” dedi.
Standların yarısının şimdiden dolduğunu,
fuara katılmak isteyenlerin acele etmesi gerektiğini bildiren Ataç, “Firmalar kendini tanıtma fırsatı bulacak. Sektörü tanıyacak, yeni pazarlama teknikleri, ürünler hakkında bilgilenecekleri gibi,
kendilerine yeni pazarlar da bulacaklar. Türkiye’den geleceklere stand vermiyoruz, sadece gözlemci olacaklar. Stand alımını 30 Mart’ta kapatacağız. Gıda üretici ve satıcıları katılabilir” dedi.
BUV KRV’yi oluşturan Rhein-Ruhr İşadamları
Derneği müdürü İsmail Kırcalar, UVIDE İşadamları Derneği müdürü Yücel Tosun, BNWL
Müdürü İhsan Öksüz’ün de katıltığı toplantıda,
RBP Derneği Müdürü Aykut Yener ise “Gıdaya
harcamada bir kısıtlama yok ama gittiği yer değişme var, Alman marketlerine kayıyor. 3 bine yakın
Türk marketin satışı düşüyor” dedi.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 16 ❭
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
haber
Somali’deki Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü Binamız Eğitime Hazır
GMG Sosyal Yardım Derneği Hasene’nin Somali’de
2013 yılında inşasına başladığı Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nün binası yeni eğitim dönemine hazır. Geçtiğimiz sene temeli dönemin T.C. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, T.C. Kalkınma Bakanı Cevdet
Yılmaz, Somali Dışişleri Bakanı Fevziye Yusuf H. Adam
ve Somali Maliye Bakanı Mohamud Hassan Suleiman
Awil’in katıldığı bir programla atılan Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nün binası tamamlandı ve Eylül ayında eğitim vermeye başlayacak. Hint Okyanusu’nun hemen kıyısında inşa edilen Enstitü, Türkiye’nin Mogadişu’daki büyükelçilik binasının yanında bulunuyor.
5 bin m²’lik bir arsa üzerinde iki katlı bir yapıda inşa edilen Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nde yaklaşık
450 öğrenci eğitim görecek. Denizcilik üzerine teorik
bilgiler ve pratik uygulamarın verileceği okul iki binadan oluşuyor. Üç katlı inşa edilen ilk binanın ilk iki katında yönetici ofisleri, labaratuvar, konferans solanları
ve 16 sınıf bulunuyor. Üçüncü katta ise Hasene Derneği’nin ofisi, misafirhane ve kafeterya var. İki kattan oluşan ikinci binada ise muhasebe, mescit, ilkyardım odası
ve yine 16 sınıf bulunuyor. Enstitünün bulunduğu yerde 30 sene öncesine kadar faaliyette olan ama iç savaşın
etkisiyle atıl kalmış ve harabeye dönmüş bir balıkçılık
okulu vardı. Hasene Derneği harabeye dönmüş bu yeri
temizletip tekrar amacına uygun, ülke insanına balık
verme değil, balık tutmasını öğretecek Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nü inşa etti. Enstitüden yetişen çocuklar gerekli kalifiyeyi elde ettikten sonra Somali’nin kalkınmasına büyük katkı sağlayacak.
2011 yılında yaşanan kuraklıkla dünya gündemine
bir kez daha gelen Somali 1991 yılından bu yana iç savaşın istikrarsızlığını ve güvensizliğini yaşıyor. Yıllardır
süren iç savaşın ülkeye ve bölgeye kaybettirdiği şey ise
çok büyük.
İç savaş güvensizlik ve istikrarsızlık oluşturdu
Somali, 19cu yüzyılda İngiltere ve İtalya’nın ülke
üzerinde hakimiyet kurmasıyla birlikte kuzey bölgesi
İngilizler’in, güney bölgesi ise İtalyanlar’ın kontrolünde
kaldı; bağımsızlığına ise 1960 yılında kavuştu. 23 yıldır
süren savaşın ülkede yolaçtığı tahribatı her yerde görebiliyorsunuz. Başkent Mogadişu’da mermilerin izlerini binaların üzerinde görmek sıradan bir durum. Ülkede
kaybolan devlet otoritesi ve istikrarsızlık ve bunların doğal bir sonucu olan güvensizlik ülkenin kendi kaynaklarını kullanamaz hale getirdi.
Afrika boynuzu olarak ifade edilen bölgede bulunan
ve Afrika Kıtası’nın en doğusunda yer alan Somali kıtanın en uzun sahil şeridine sahip olmasına rağmen sefalet yaşıyor. Aden Körfezi gibi stratejik alanlara yakınlığı
gerek siyasi gerekse de ticari açıdan ülkeyi önemli bir
konumda tutarken, iç kargaşa ülkenin enerjisini boş yere tüketiyor. Somali deniz ürünleri açısından zengin bir
I
ülke fakat sahip olunan imkânlardan istifade edemiyor.
Ülkenin Hint Okyanusu’na olan yakınlığına rağmen
balıkçılığın çok yaygın olmamasının sebebi iç çatışmaların sebep olduğu güvensizlik ortamı. Ülke, hayvancılık
ve tarım alanları açısından zenginleştirilebilecek bir potansiyele sahip. Mango ve muz gibi tropikal meyvelerin
bol olduğu bir ülke ama ne tarımda ne de hayvancılıkta
kendi kendine yetecek üretimi iç savaşın sebep olduğu
ortamdan dolayı bir türlü gerçekleştiremiş.
City Üniversitesi’yle birlikte anlaşma imzalandı
Somali City Üniversitesi yetkilileri ile T.C. Mogadişu Büyükelçiliği’nde bir araya gelen Hasene Derneği
Başkanı Mesud Gülbahar Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsünde verilecek eğitim için anlaşma imzaladı. İstanbul
Şehir Üniversitesi ile işbirliği içerisinde olan Somali
City Universitesi Hasene’nin başkent Mogadişu’da inşa
ettirdiği Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nde eğitim
verecek. Enstitü’de Somali City Üniversitesi müfredatı
uygulanacak. City Üniversitesi’nin Mogadişu’da Denizcilik ve Balıkçılık Fakültesi olarak eğitim verecek okul 3
yıl sonra ilk mezunlarını verecek. Hem teorik hem de
pratik alanda eğitim verilecek olan Enstitüde kalifiyeli
bir şekilde mezun olan öğrenciler ülkenin denizcilik
sektöründeki imkanlarını ülke insanı için kullanabilecek bir donanıma sahip olacak.
Ülkenin fakir çocuklarının okuması için kontenjan
ayrıldı ve imkanı olmayan bu çocuklar Hasene Derneği
tarafından desteklenecek. Enstitüde ilk derslerin Eylül
ayında başlanması planlanıyor. İlk 6 aylık süreçte yüzmeden, balıkçılıkla ilgili temel bilgilere kadar uygulamalı dersler verilecek. City Üniversitesi Hasene Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü’nde gözetleme kulesi, eğitim
amaçlı yüzme havuzu, botların yanaşması için iskele, geceleri denizcilerin yönlerini bulabilmelerine yardımcı
olacak deniz feneri, deniz suyundan tuz üretecek olan
tuz havuzları gibi hizmetlerin de hayata geçmesini planlıyor.
İmza töreninde konuşan T.C. Somali Büyükelçisi
Cemalettin Kani Torun şunları söyledi: “Bugün Mogadişu City Üniversitesi ile Hasene Derneği arasında
önemli bir anlaşma imzalandı. Hasene Derneği’nin katkılarıyla inşa edilen bu Enstitü, City Üniversitesi’nin su
ürünleri ve balıkçılık fakültesi olarak eğitim verecek.
Çok başarılı birer kurum olarak Somali halkına ve Müslümanlara hizmet edecek. Ben bu çalışmasından dolayı
Hasene Derneği’ni ve tüm bağışçılarını kutluyorum.
Tüm bağış yapanlardan Allah razı olsun. Onların bağışları sayesinde bu hayır kurumu ortaya çıktı. Bu okulun
ayakta kalması için de yardımlarının devam etmesini rica ediyorum.”
City Üniversitesi adına imza atan Prof. Abdullahi A.
Barise ise imza töreninde şunları konuştu: “Hasene Derneği yetkilileri balıkçılık ve denizcilik alanında eğitim
vermemiz hususunda isteklerini bize iletti. Bu isteğin
bir sonucu olarak işbirliği anlaşmasını imzaladık. Anlaşmada bir mutabakata vardığımız için mutluyum. Biz
Hasene Derneği ile verimli bir işbirliği arzusundayız.
Somali halkına, Somalili gençlere hizmet imkanı doğmasından ötürü ayrıca mutluluk duyuyorum. Bu anlaşmaya aracılık eden ve destek olan T.C. Büyükelçisi Kani Torun’a da teşekkür ediyorum. Hasene Derneği ile
olumlu bir çalışma ortaya koyacağımıza inanıyorum. Bu
girişimin Somali için güzel sonuçlar vermesini arzuluyorum.”
Aynı zamanda City Üniversitesi’nin mütevelli heyeti içerisine alınan Hasene Derneği Başkanı Mesud Gülbahar imza töreninde şunları söyledi: “Avrupa’daki vatandaşlarımızın Somali’deki Müslüman kardeşlerine
yapmış oldukları desteği bir kalıcı proje haline getirip
okulumuzun inşaatını tamamladık. Ve City Üniversitesi ile bir işbirliği sözleşmesi imzaladık. Herşeyden önce
bu birlikteliğin hem buradaki toplumun hem de dünyadaki barış ve huzura katkı sağlamasını, hayırlar getirmesini Allah’dan temenni ediyorum. Bu güzel oluşumda
bizlere destek sağlayan sayın Büyükelçimize de teşekkür
ediyorum. Kendilerinin katkısı ile böyle bir işbirliği sözkonusu oldu. Bundan sonra gerek Hasene Derneği gerekse de City Üniversitesi buradaki halkın tekrar ayağa
kalkabilmesi için, kaybolmuş ümitlerin tekrar yeşerebilmesi için elimizden gelen fedakarlığı göstereceğiz.
Önemli olan buradaki insanların kendi imkanlarını
kendilerinin kullanabilecek bir aşamaya gelmesidir.”
Yardım çalışmaları hususunda taşıma suyla değirmen dönmeyeceğini, kalıcı projelerin önemli olduğuna
değinen Gülbahar Enstitü için ayrıca şunları söyledi:
“Bu tür çalışmaları önemsiyoruz. Mesele balık vermek
değil, balık tutmasını öğretmektir. Yaptığımız çalışmalar
içerisinde acil yardımlar geçici yardım statüsünde iken,
ülkelerin kendi imkanları ile kendi ayakları üzerinde
durabilmeleri için kalıcı ve kalkındırıcı projeler yapmayı önemsiyoruz. Somali sahip olduğu potansiyel açısından zengin bir ülke. Hint Okyanusu’na uzun bir sahili
var, deniz ürünleri açısından zengin bir bölge ama insanları açlıktan ölüyor. Denizcilik ve Balıkçılık Enstitüsü gibi projeler bunun önüne geçebilecek en uygun projelerdir. Bu projelerle oluşan bu kurumlarda yetişen nitelikli insan eliyle ülkenin tabii zenginlikleri ortaya çıkacaktır.”
Hasene Derneği Başkanı Gülbahar Somali’deki Denizcilk ve Balıkçılık Enstitüsü ile Avrupa’daki ilgili üniversiteler arasındaki bağlantıları kurma noktasında yardımcı olacaklarını ve Avrupa’dan Somali’ye denizcilik ve
balıkçılık alanında gerek eğitim almak gerekse eğitim
vermek hususunda talep edenleri değerlendireceklerini
söyledi.
[email protected]
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 17 ❭
haber
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
İBADETE DAHA FAZLA
ZAMAN AYIRIN DİYE...
HACI ADAYLARININ DİKKATİNE
HEDİYELİK HAC MALZEMELERİNİ
HİZMETİNİZE SUNUYORUZ
Daha Pek Çok Çeşit Hediyelik Hac Malzemesi İle Hizmetinizdeyiz
www.hacdunyasi.de
- HAC'DA YÜK
PROBLEMİNE SON
11.90
- KALİTE GARANTİSİ
- İADE GARANTİSİ
- LÜX HEDİYELİK PAKET
- 20 SET VE ÜZERİ
SİPARİŞLERDE POSTA
ÜCRETİ BİZDEN
Daha fazla bilgi için sayfamızı ziyaret edin veya bizi arayın:
Schützenstraße 5
64283 Darmstadt
zum Festnetztarif. Mo. - Fr.: 10:00 - 17:00 Uhr
*Gilt nur in Verbindung mit einem 24 Monate Laufzeitvertrag. Alle Preis inkl. 19% MwSt. Druckfehler, Änderungen und Irrtümer vorbehalten.
Siparişlerinizi bir telefonla kapınıza teslim ediyoruz
Hanau
Edisonstr. 6 . 63457 Hanau
Tel: 06181-9456821
HEDİYELİK SETİMİZDE
BULUNAN MALZEMELER
seccade - takke - kina - tesbih - esans
- misvak - sürme - namaz başörtüsü
iTiBAR
EN
euro'dan
HE D
HAC S İYELİK
ETLER
İMİZ
Bonner Straße 40 . 65428 Rüsselsheim Tel: 06142-2309224
Web: www.hacdunyasi.de . E-Mail: [email protected]
Frankfurt (Frischezentrum)
Josef-Eicher-Str. 10 . 60437 Frankfurt
Tel: 0163-2022024
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 18 ❭
Portakal Renginde
Montu Olan Adam
[email protected]
evgili okurlarım. Selamlarımı iletir, Allah’tan
sizlere mutlu ve huzurlu
yarınlar dilerim. Rabbim gönlünüze göre versin.
-Geçenlerde sevgili dostlarım
ve kardeşlerim Ahmet Yazıcı ve
Hanau İslam Cemiyet Başkanı
Yılmaz Yavuz’larla beraber bir
muhabbet esnasında saf olduğumu ima ettim. Yazıcı yüzüme
baktı (SEN MİSİN SAF OLAN?)
güldü güldü inan hiç de gülesim
yoktu dedi. Nafile ne dediysem
saf olduğumu ispatlayamadım.
Sağolsun Yılmaz yaşça küçük olduğu için iddia etmedi. Ama o da
pek inanmadı gibime geldi. En
azından onları o gün ikna edemedim. Bir gün illa da ikna edeceğim. Gelelim konumuza.
-Yıl 1998 Gelnhausen Cemiyet başkanlığı yaptığım dönemlerde yaşadığım bir olayı sizlerle
paylaşacağım.
Güneşli ve de güzel bir Cuma
günü. İş yerinde hazırlığımı yapıp
zamanlı bir şekilde camiye geldim. Her zaman olduğu gibi hızlı
bir şekilde caminin içinden geçip
idare heyetine girdim. Namazdan
önce bir iki ilanı hazırlamak için
not alırken idare kapısı vuruldu.
Başkan yardımcım. Selametlik
Yusuf Güzel abi selam vererek yanında acaip tipli biri olduğu halde içeri girdiler. Yusuf abi kısaca
yanında süklüm büklüm duran
üzerinde nereden buldu ise portakal renginde bir mont bulunan
adamı bana tanıştırdı. Özetle adamın durumunu izah etti. Yani bir
şekilde Türkiye`den Almanya`ya
gelmiş, üç dört yıldır Azul için
başvurmuş ve reddedilmiş işleri
hep ters gitmiş v.s. bir sürü tefarruat. Adam karar vermiş memlekete dönmeye beş altı tane çocukları varmış ve çok özlemiş. Netice
itibarı ile bugünkü Cuma Cemaatinden dönüş bileti için yardım talebinde bulunuyor.
-Tabi hisli bir insan olarak
içim cız etti. Bu durum karşısında
S
Mustafa KASALAK
empati yaptım ve Allah`a tekrar
halimden şükrettim. Mübarek
Cuma günü o ki gelmiş bir hal çaresine bakarız inşaallah dedim.
Allah var çok ama çok acıdım.
Hem Cemiyetlerin asli görevlerinden birisi de kimsesiz, yolda
kalmış bi çare insanlara maddi ve
manevi sahip çıkmak değil mi!
- Kendisine Cemiyetin bir
prensibi olarak ferdi konuları direkt cemaate götürmediğimizi,
ancak kasadan cemiyet imkanlarımızı zorlayarak o zamanlar henüz
Mark iken besmele ile 400DM’yi bir zarfın içine koyup eline besmele ile teslim ettim. Ve şu
Cuma namazı yüzü suyu hürmetine Rabbim seni salimen çoluğuna çocuğuna kavuştursun diyerek
sırtını sıvazladım. Portakal renkli
montlu adam elimi öpmek için
eğildi Allah senden razı olsun
ağam diyerek dua ede ede geri geri çıkarken. Yolcu duası kabul
olur kardeş bizler için dua et dedim.
-Selametlik Yusuf abi, başkan
Allah senden razı olsun beni kırmadın yolda kalmış garib adamın
işini gördün diye teşekkür etti.
Estağfirullah abi lafı mı olur esas
vesile olduğun için ben sana teşekkür ederim. Bilahere Cuma
namazı için okunan ezanla yerimi
almak için hem ileri doğru ilerliyorum hem de cematin içinde o
portakal renginde montu olan
adamı gözümle arıyorum. İç huzuru ve rahatlığı ile mikrofondan
cemaate duyuru ve ilanlarımı
yaptığım surece cemaatin içinde o
renkli çeketi olan adamı göremedim. Heralde abdest alıyordur diye düşündüm. Cuma namazının
farzından sonra daha millet dağılmadan tekrar şöyle bir nazar ettim nafile o portakal rengindeki
montu olan adamı hala göremedim. Seri bir şekilde camiden ayrılıp Saat 16:00’da kapanacak
olan Frankfurt İş bankasına yetişmek için hareket ettim. Saat
15:45 gibi arabamı Parkhaus`a
❬
dosya
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
park edip, koşar adımlarla yüksek
binaların arasından banka şubesine gidiyorum. Bir binanın köşesini döneceğim anda, o da ne? Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Beynimde şimşekler çaktı. Adım atamadım adeta mıhlandım. Binanın
içinde sırtını cama dayanarak
oturan adama baktım ve baktım.
İşte bu o adam yani demin Cuma
namazında kendine teberru yaptığımız adam, yani portakal renkli
montlu adamın ta kendisi. Kendimi rüyada sandım. Bu olay üç
beş saniyede gerçekleşti. Renkli
boyalarla ve dekorlarla bezeli
camdaki yazıyı okuyuverdim.
SPIEL CASINO yani kumarhane
işte dizlerimin bağının çözüldüğü
an işte tüm Cuma sevabını ve abdestini bıraktığım o an artık aklımda ne nerde olduğum ne de gideceğim özel işim için yetişeceğim İş bankası kaldı. Bir hamle ile
içeri daldım. Labirent gibi olan
salonun içinde bir bir localarına
girip o portakal rengini arıyorum.
Nihayet...! Locada harıl harıl çalışan kumar otomatik ses ve ışıkları arasında göz göze geldik. Sanki
Lut kavmindeki edepsiz insanları
Allah`ın putlaştırdığı gibi putlaştı. Karşısında heyecandan kurumuş olan ağzıma. Allah belki de
bana ilk defa öyle bir tükürme fırsatı verdi. Süzülen tükürüğü silemeyecek kadar putlaşmıştı.
- Ve ALLAH bir insanı nasıl
putlaştırdığını görmeyi bana o an
nasip etti. Çünkü gözünden ve
yüzünden aşşağı sızan tükürükleri
elini kaldırıp silemeyecek şekilde
putlaştı. Geri dönerken portakallı
puta dedimki;
-Sen tükürüğe değmezsin ama
ben 400-DM verdim. Bu tükürük cemaat adına!
Şimdi anladınız galiba benim
saf olduğumu.
NOT: İnşallah sizler bu yazımı
okurken ben UMRE’den sizlere
dua edeceğim.
Sevgilerimle...
Çanakkale Şehitleri Muhteşem Bir Programla Anıldı
üsseldorf DİTİB Eyalet Bölge Birliği
tarafından Krefeld’de Çanakkale Şehitleri anma günü muhteşem bir programla icra edildi.
Anma programına; DİTİB Genel Başkanı
Prof. Dr. İzzet Er, Düsseldorf Din Hizmetleri
Ataşesi Ramazan Ilıkkan, Tarihçi-Yazar Dr. Ali
Söylemezoğlu, Düsseldorf Eyalet Bölge Birliği
Başkanı Hayrettin Kahraman, NRW Eyalet
Birliği Başkanı Ersin Özcan, din görevlileri,
dernek yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.
Sunumunu sanatçı Ahmet Baydaroğlu’nun
yaptığı anma programı; Kur’an-ı Kerim tilaveti
ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Düsseldorf Eyalet Bölge Birliği Başkanı
Hayrettin Kahraman ve NRW Eyalet Birliği
Başkanı Ersin Özcan açılış ve selamlama konuşmalarında, Çanakkale ruhunu bizlere tekrar yaşatan herkese teşekkür ettiler.
Günün önemine değinen Düsseldorf Din
Hizmetleri Ataşesi Ramazan Ilıkkan, “Toprağa
düşen 250 bin şehidi anmak için, onlara dua etmek için buraya geldiniz, hepinize teşekkür ediyorum. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı
yazdırmasın, Çanakkale Savaşı yaşatmasın” dedi.
Çanakkale’nin ziyaret edilmesi gereken bir
mekan olduğunu söyleyen DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. İzzet Er de konuşmasında; “Çanakkale‘de bir çok gencimizi ve insanımızı kaybettik. Şehit oldular. Bayrağımız şehidimizin kanıdır, Onun için kırmızıdır. Bizler gençlerimize
Çanakkale ruhunu unutturmamalıyız. İzin sezonu yaklaşıyor, izine gittiğinizde anne ve babanızı ziyaret ettikten ve dualarını aldıktan sonra
Çanakkale‘ye gidiniz, şehitlerimizi muhakkak
ziyaret ediniz. Onlara dua ediniz. Programı düzenleyen Düsseldorf DİTİB Eyalet Bölge Birliğimize ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.
Programa konuşmacı olarak katılan TarihçiYazar Dr. Ali Söylemezoğlu, Çanakkale konulu
bir sunum yaptı. Dr. Ali Söylemezoğlu, “Çanakkale bizim için önemli olduğu kadar tüm
dünya için de önemlidir. Manevi üstünlük sayesinde elde edilen bir zaferdir Çanakkale. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkalım” diyerek tüm
katılımcılara teşekkür etti.
Programa Türkiye‘den davet edilen tiyatro
sanatçısı Ahmet Yenilmez’in Çanakkale türküleri eşliğinde sahnelediği Çanakale‘de yaşananlar, Yozgatlı Kınalı Hasan ile Mehmet Muzafferi piyesleri gözyaşları
ile izlendi.
Duygulu anların yaşandığı anma programı yapılan dua ile sona
erdi.
D
HAYAT
sağlık köşesi
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
❬ 19 ❭
Gerçekler “Hayat”ın
İçinde
Gizlidir
Sağlıklı Beslenme
Doktor Nuray ERDEMİR • [email protected]
ağlıklı beslenme sorusunu bir çok araştırmacı daha henüz net olarak cevaplıyamıyor. Besinlerin insan vücudundaki aldığı
yol geniş kapsamlı araştırmalara rağmen, hala
son derece karmaşık ve anlaşılır değildir. Çünkü: Her insanın vücudu farklı yapıya sahiptir.
Hiçbir yiyecek gerekli tüm besinleri içermez,
ancak farklı gıdaların kombinasyonu sonucunda besin ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bitkisel gıdalara bilhassa tahıllar, meyve ve sebzeler büyük
önem arz ediyor. Onlar değerli lif, karbonhidrat, vitamin ve mineralleri sağlar. Yüksek kaliteli protein ve diğer gerekli vitamin ve mineraller
mümkün olduğunca vücudumuz hayvansal
yağlardan alır. Hayvansal yağ içerikli gıdaların
az tüketilmesi önerilir. Sıvı yağların tüketilmesi
kısıtlı olması gerekir. Günde en az 1.5 litre su
tüketilmesi önerilir.
Alman Beslenme Cemiyetinin (Deutsche
Gesellschaft für Ernährung) formüle etmiş olduğu 10 temel kuralı sizlere sunmak istiyorum.
1) Sağlıklı beslenme çeşitli yiyeceklerin kombinasyonu ile sağlanır. Besin oranı yüksek ve kalorisi düşük gıdalar tercih edilmelidir. Seçiminizi bitkisel gıdalardan yöne kullanın.
2) Ekmek, makarna, pirinç tüketiminde tercihinizi kepekli tahıllardan yöne kullanın. Kepekli tahıllar bol miktarda vitamin, mineral ve
lif içerir. Bu gıdaları az tüketin. Uzmanlar günde en az 30 gram posa (Balaşstoff ) vücuda alınmasını öneriyor. Bol miktarda tüketildiğinde,
çeşitli beslenme ile ilgili hastalıkların önüne geçilmiş olunur.
3) Günde en az 5 porsiyon taze meyve ve
sebze tüketin. Sebzeleri hafif buğulanmış şekilde tüketebilirsiniz. Böylece vücudunuza bol
miktarda vitamin ve minarel depolamış ve bir
S
çok hastalık riskini düşürmüş olursunuz
4) Günlük taze süt ve süt ürünleri tüketin.
Haftada en az iki defa balık tercih edin ve kısıtlı şekilde et ve yumurta tüketin. Bu gıdalar
önemli besin maddeleri içerir. Sütte bol miktarda kalsiyum bulunur, balık iyot ve omega yağları içerir. Haftada en fazla 300-600 gram arası et
tüketilmesi gerekir. Et ile vücudumuz gereken
mineralleri ve B1, B6 ve B12 vitaminlerini karşılamış olur. Tercihen bunlarında az yağlı olanını kullanın.
5) Genel olarak yağ ve yağlı ürünleri az miktarda kullanın. Tercihinizi bitkisel yağlardan
kullanın, misal olarak zeytinyağı. Çok fazla
doymuş yağ asitleri kardiyovasküler hastalıkların oluşumunu tetikler ve dışlıpidemi riskini artırabilir. Et, süt ürünleri, pasta ve şekerlemelerde bulunan görünmez yağlara dikkat edin.
Günlük 60-80 gram yağ toplam yeterlidir.
6) Şeker ve tuzu kısıtlı şekilde tüketin. Yemeklerinize daha çok baharat ile tat verin.
7) Günlük en az 1,5 litre su içiniz. Saf şu veya asitli şu tercihiniz olsun. Şekerli içeceklerden
uzak durun. Fazla miktarda alınan şeker vücutta yağ olarak depolanıyor ve böylece obezite
hastalığına sebep olabiliyor
8) Yemek hazırlarken düşük derecede, az
miktar su ile hazırlayın. Böylece doğal tadını ve
besin maddeleri korumuş olursunuz. Bir önemli husus da taze gıdalar kullanın ve aşırı çöp üretimini bireyler olarak düşürmüş oluruz.
9) Yemek yediğinizde kendinize zaman ayırın ve tadını çıkartın. Böylece hem midenize
hem de kendinize iylik yapmış olursunuz.
10) Dengeli beslenme ve egzersizi bir arada
uyum içinde uygulayın. Günde 30-60 dakika
arası yapılan egzersiz sayesinde kilonuzu dengede korumuş olursunuz.
Yeterli ve Dengeli Beslenen Kişiler Nasıl Görünür?
Sağlıklı beslenen kişiler sağlam bir vücuda,
sağlıklı ve pürüzsüz bir cilde, parlak saçlara,
güçlü kol ve bacaklara, temiz ve sağlam dişlere,
kolay hastalanmayan bir bünyeye sahip olurlar.
Sağlıksız beslenen kişilerin dış görünüşleri de
sağlıksız olur. Yavaş hareket ederler, iştahsız ve
hep yorgun olurlar.
Beslenme tabağımızdaki gıdalar
Beslenme tabağımızdaki yiyeceklerin oranları alttaki gibi olursa, yeterli ve dengeli besleniyoruz demektir:
dem ekti
ri:
Köln’de Konuşma Dili Çokluğu Seminere Konu Oldu
lmanya'nın Köln kentinde düzenlenen bir toplantıda “Eğitimde
göç ve çok dilliliğin getirdiği fırsatlar” konusu masaya yatırıldı. Müslüman Kadınlar Danışma ve Eğitim Merkezi'nde (BfmF) düzenlenen toplantıda konuşan Göç ve Eğitim Uzmanı Prof. Dr.
Erika Schulze, ebeveynleri Alman eğitim
sistemi, göçmen kökenlilerin sorunları ve
çok dillilik konusunda bilgilendirdi. Prof.
Dr. Erika Schulze, çocuğun dil gelişiminde anadilin önemine vurgu yaparak çok
dilliliğin çocuğun eğitim ve meslek hayatında getirdiği avantajlar hakkında bilgiler verdi.
ALMAN EĞİTİM SİSTEMİ
TEK DİL ÜZERİNE KURULMUŞ
Derneğin Ebeveyn Danışmanlığı Sorumlusu
A
Necibe Dumanoğlu, Alman eğitim sistemini değerlendirerek konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
“Çok dillilik okullarda çocukların bir eksikliği gi-
bi görünüyor, çok dillilik çocuk için bir
eksiklik aksine değil avantajdır. Alman
eğitim sisteminin getirdiği olumsuzluklar
ile bu avantaj yeterince değerlendirilemiyor. Bu noktada velilere büyük bir iş düşüyor. Çocukları eğitim yaşamlarında
yalnız bırakmamak ve onlarla ilgilenmek
gerekiyor. Almanya'nın eğitim sistemi
farklı olduğu için aileler çocuklarını okula 'eti senin kemiği benim' diyerek başıboş bırakamazlar. Öğretmenler ne derse
kabul etmek yerine bazı şeyleri talep edip
istemek gerekiyor. Haklarımızı savunup
hakkımızı aramalıyız. Alman eğitim sistemi tek dilli bir eğitim sistemi olduğu
için çocukların ikinci dili göz önünde
bulundurulmuyor. Çocuk 5 dil bilse bile Almancası eksik olursa okulda sorunlar yaşıyor” dedi.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
Ev Kadınlarına
Borçlanma
Kalkıyor mu?
www.erhannacar.de
urtdışı borçlanma ilk olarak 2147 Sayı
Kanun ile hayatımıza girmişti.
Daha sonra Almanya Emeklilik Kasası ile Türkiye SGK aralarında hem Avrupa’da
yardım alarak Türkiye’de maaş almanın iki ülkenin zararına ve aynı zamanda çalışarak Türkiye’de
maaş almanın etik olmadığı yönündeki görüşler
üzerine 1980 yıllarından sonra 3201 Yurt Dışı
borçlanarak emekli olmak yasası genişletilerek bu
günkü mevcut hali ile TÜRKİYE’den emekli olmanın emeklilik şartlarını getirmesi ile Avrupa`da
yaşamakta olan vatandaşlarımıza bir nevi zorluklar çıkartılması ile emekli olmak için farklı farklı
yasal yollar ile davalar açmalarına sebep olmuşlardır.
17/10/2012 tarihinde Türkiye’de bir gazete ile
manşetten bir haber ile uyandık..
Haber manşeti şöyle idi; GURBETÇİNİN
DÖVİZİ SGK’NIN BAŞINA DERT OLDU...
şeklindeki haber Türkiye’de iki önemli bir konuda Bakan olan Maliye Bakanımız MEHMET
ŞİMŞEK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız
Y
❬
❬ 20 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
Erhan NACAR
haber
Ve 2007 yıllarında açılan dava 2012/11
kazanılması üzerine bir EMSAL teşkil
edeceğinden Avrupa’da EV HANIMLARININ/KADINLARININ Yurtdışı borçlanma yaparak emekli olmaları KALDIRILMASI pek yakında gündeme gelirse
şaşırmayalım.
FARUK ÇELİK %10 SGK açığının YURTDIŞI
BORÇLANMA yaparak emekli olanlardan geldiğini söylemeleri. Aslında Avrupa’da yaşamakta
olan vatandaşlarımızın tam hızla Türkiye’den
EMEKLİ müracatına hız vereceğini biliyorlar
mıydı.
Sebebi bu şekilde yapılan söylem Türkiye’de
emeklilik olmayı düşünmeyenleri bile düşünür
hale getirmiştir. Ve de bu söylendi halen Avrupa’da konuşulmaktadır.
Sosyal
Güvenlik
Uzmanı
Olarak
ANKARA/KIZILAY’ı bilenler TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NE yakın olduğunu
bilirler.. Her Salı Grup toplantılarına katılır ve
Sosyal Güvenlik ile ilgi li bilgileri almak için fısıltılar duyarım. Ve yurtdışı borçlanma kesinlikle
kaldırılamaz görüşüne vardım. Fakat ÖNEMLİ:
Türkiye’de bir ev kadınının mahkeme kazandı haberleri üzerine biraz araştırdım.
İSTANBUL’lu bir hanımefendinin yurtdışındaki teyzesinin Türkiye’den emeklilik işlemlerini
yapmış oldugu belge ile önce SGK yurtdışı servi-
sine ikametgah sürelerini borçlanmak istemesi ile
İLGİLİ söylemler. SGK tarafından RET edilmesi.
Ve 2007 yıllarında açılan dava 2012/11 kazanılması üzerine bir EMSAL teşkil edeceğinden Avrupa’da EV HANIMLARININ/KADINLARININ Yurtdışı borçlanma yaparak emekli olmaları
KALDIRILMASI pek yakında gündeme gelirse
şaşırmayalım.
Sebebi ise ev kadınları Türkiye’de İKAMETGAH sürelerine göre borçlanma yapamadığı gibi
EMEKLİ’de olamazlar. Böyle bir mahkeme kararı var ise bunu da YARGITAY onaylar ise işte
SGK da o zaman batar.
EV KADINLARI Türkiye’de vakit kaybetmeden SGK kayıtlarını AÇMALARI onların yararına olucaktır.
www.ilkeemeklilik.com
www.turkiyedenemeklilik.com
ÜCRETSİZ ÇAĞRI MERKEZİ
00 90 (312) 444 0 860
KURUMSAL
ÜCRETSİZDİR.
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
Gurbet
Mektupları-4
[email protected]
ahman ve Rahim olan ALLAH’ın adı ile.
En güzel dileklerimle mektubuma başlıyorum.
Zamanımızda zamanın dediklerine uymadan doğruya, iyiye, güzele hakikatin gerçekliğine inanarak sabırla
yürümeyi RABB’im cümlenize nasip etsin.
Dün gece yatarken, açlıktan uyuyamadığınız geldi
aklıma, ben de uyuyamadım, kalktım ağladım, ağladım.
Evet!
Ağladım.
Sonra sabah namazı vakti girdi.
Ama!
(Buralarda ezan sesine hasret olduğumuzu unutmayalım.)
Ne de zor geldi rahatı bırakarak yataktan kalkmak,
sıcak suyla abdest alıp namaz kılmak.
Pijamayla 4 rekat namazı kılıp biran önce hemen
yatmak.
Namazı bir kılsa idim, bir kılsa idim de, hemen yatsa idim artık.
Namazımı alelacele eda ederken açlıktan oturarak
namaz kılışınız geldi aklıma, halime nasıl da yandım.
Namaz bitmişti ama tesbih çekmek Yaradanı zikretmek nasıl da zor geldi.
Nefs ve şeytan dua etmeyi çok gördü, biran önce yatağı sevdirmek için çabaladı.
Ama “Kardeşlerime selam olsun” diyen yüreğiniz
geldi aklıma, içim cız etti.
Dualarınıza bizi de katışınız, hala kendinizi değil
ümmeti düşünüşünüz geldi aklıma ah ettim.
Eğdim başımı, utandım halimden, ağladım, ağladım, ağladım.
Evet!
Ağladım...
“Ümmetin hali ne olacak” diye seslenişiniz gelir gibi
oldu kulağıma.
Gözyaşlarınızın içinde kayboldum.
Biz bunlara değmeyiz dedim, halime baktım, ağladım, ağladım, ağladım.
Sustum, tefekkür ettim.
Nerede durduğumuzu gördüm, içim paramparça oldu.
Yine!
Ağladım!
Başımı önüme eğdim, bir suçlu olarak.
Sadece ağladım.
Ümmet bilincini kaybeden bir müslüman gibi.
Benim yitik kardeşlerim.
Unuttuklarımız, dünyanın herbir köşesindeki kardeşim dediklerimiz.
Yüreğimizdekileri, özümüzdekileri icraate döndürmek ne güzel.
Küçücük bir yavruyu sevindirmek, huzur verir insana.
Başını okşamak küçücük bir çocuğun.
R
❬
❬ 21 ❭ Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
M. Salih AYDIN
Suya kavuşturmak, susamış yürekleri.
Hayatın herbir parçasında bir sahne oluşuyor.
Bu sahnelerden birinde gülen bir yürek görerek huzur duymak ne güzel.
Bizim işimiz bu, iyiliğe teşvik etmek, yapılan bunca
iyilikleri görünce, huzur duymaktır.
Bir elif gibi hayata dik durarak kıyam etmektir.
Bir vav gibi, secdede yerimizi almaktır.
O’ nun emirlerini okuyarak ruhumuzdaki pası silmektir.
Oyalanmak için zamanı eritmek istemiyoruz, diyebilmek.
İşte burada kendimi alamadım, ve bir şiirimi sizlerle
paylaşmak istiyorum:
Yeter!
Uzaklarda görünen köye nasıl da yaklaştık,
Hasretin baharına çeyrek kalmıştı,
Günlerce yürüyüp ha, vardık derken,
Bir de engel çıkmıştı, hasrete bir kala.
Buralarda insanlar ot gibi yaşar,
Gögüslerinde yürek taşımazlar,
Her şey bir şeyle başlar, para,
Uzaklardaki köye nasılda yaklaşmıştık.
Izdırabın, acının ta ortasındayken,
Harcadığın zamanı sen bir düşün,
Ama yürek denen duygu seli erimiş,
Ruhsuz olmuş, ot gibi, odun gibi.
İçimdeki ruh halim, karmakarışık,
Yüreğim durgun, saplanmış bir noktaya,
Sanki, denizden çıkıyorum karaya,
Yaşayıp, yaşamadığımı bilemiyorum.
Salih etme ruhsuz bir dünya için kendini heder,
Düşünme, ne olacaksa olacak bu kadar keder,
Bu emanet olan vucudunu yakma yeter,
Uzaklarda görünen köye nasılda yaklaşmıştık....
Dostlarımla bunu mektubumda paylaşayım dedim.
İşte benden bu kadar.
İnşa-ALLAH gelecek mektubumda yazacaklarım
var.
İnşa-ALLAH sizleri memnun etmişimdir.
Her yaşamda, acı ve tatlı günler olduğu gibi, tefekkür ettiğiniz kendinizi hesaba çektiğiniz günler de olmalıdır, diye düşünüyorum.
Mektublarımla sizlerle dertleşiyorum.
Sorunlarımızı paylaşmaya devam edeceğim.
Tabii sizlerin her konuda e-maillerinizi bekliyorum.
Sizleri ALLAH’a emanet ediyorum.
Yeni bir mektupta buluşmak üzere.
Selam ve dua ile...
özel köşe
Göreve Yeni Atanan Yurtdışı
Türkler ve Akraba Toplulukları
Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül
Köln’de STK’ları Ziyaret Etti
öreve yeni atanan Başbakanlığa
bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba
Toplulukları Başkanı Kudret Bülbül ilk yurt dışı çalışma ziyaretinde bulunduğu, Almanya temasları kapsamında Berlin'den sonra Köln'de sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etti.
Bülbül Köln`de VIKZ İslam Kültür
Merkezleriyle başladığı ziyaretlerine sırasıyla IGMG ve ırk ve din farkı gözetmeksizin
nehre düşen iki çocuğu kurtarmak için kendini feda eden Ali Kurt’un evini ziyaret etti.
Vogalsangel Strasse`de bulunan (VIKZ)
binasında KRM`nin sözcüsü Erol Pürlü,
Seyfi Öğütlü ve idareciler tarafından karşılanan Bülbül’e çalışmalar hakkında bilgiler
verildi. Burada konuşan Yurtdışı Türkler ve
Akraba Toplulukları Başkanı Doç. Dr.
Kudret Bülbül, "Örf ve adetlerimize sahip
çıkmak için gençlerimiz anadillerine hakim
olmalı. Anadilin bilmeyen, kültürü ve tarihini de bilemez. Bu konuda hem velilere
hem de sivil toplum kuruluşlarına büyük
görevler düşüyor" dedi.
Bülbül’ün STK ları çalışma ziyaretleri
IGMG Genel Merkezini ziyaret ederek devam etti. Genel Başkan Kemal Ergün, Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri ve diğer üst
düzey yöneticiler tarafından karşılanan Bülbül’e , İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatlarının çalışmaları hakkında bilgiler verildi.
İkinci gün temasları, Tüm Sanayici ve
İşadamları Derneği (TÜMSİAD), Avrupa
Türk İslam Birliği (ATİB), Müstakil İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve Avrupa
Türk Demokratlar Birliği (UETD) derneklerini ziyaret ederek sürdü.
Bülbül ayrıca T.C. Köln Başkonsolosu
Hüseyin Emre Engin'in davetlisi olarak
Başkonsolosluk rezidansında yemeğe katıldı.
Almanya ziyaretinin üçüncü gününde
Bülbül Essen kentinde Türkiye Araştırmalar
Merkezi (TAM) ve Köln'de Diyanet İşleri
Türk İslam Birliği'ni (DİTİB) ziyaret etti.
G
HAYAT
Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir
❬ 22 ❭
Nisan · April 2014 · Cemaziye’l-Ahir 1435
bulmaca
Y
T
I
R CE
E
IV ZC
N
U DÜ
(!9!,,%2¡.¡:%
"¡:¡-,%§5,!¤).
&%%@úG6<6G6CIúAú
,BGFUFSZBNBSLFUFD[BOFWFCÓUÓOJIUJZB¾MBSéOé[IFNFOZBOéCBýéOé[EB
6OJWFS$*5:%Ó[DF&WMFSJlOEFBMéýWFSJýJOLFZêOJ¾éLBSéO
<c`kY`ipXþXd`ƒ`e#^ij\ckXjXiêdêe#df[\ieƒ`q^`c\i`e#b`þ`p\q\c
YXbêþXƒêjêeêed•b\dd\cbfdY`eXjpfel%Le`m\i:@KP;•qZ\<mc\i`%%
LEþM<I:þKP ;|Q:< <MC<Iþ
Bfili$Xcg 9\c\[`p\j` ;•qZ\ d\ib\q\
YXýcê )$* bd d\jX]\[\[`i% ;•qZ\
|e`m\ij`k\j`Êe\ ,'' dk% p•i•d\ d\$
jX]\j`e[\fclg# ;•qZ\|e`m\ij`k\j`Kêg
=Xb•ck\j`8iXþkêi$dX?XjkXe\j`e\+''
dk%d\jX]\[\[`i%
BþI8 >8I8EKþCþ K•d jfjpXc XcXe
XckpXgêcXiê _Xmlq# jgfi jXcfel# ZX]\#
i\jkXliXekm\[`ý\ik`ZXi`XcXecXiêYl$
cle[liXe,'''d)k`ZXi`XcXed\Zlk$
kli% ;•qZ\ |e`m\ij`k\j`Êe[\ (,%'''
ýi\eZ`fbl[lýle[Xeb`iX^XiXek`c`[`i%
("'
("(
)"(
*"(
*'d) ,(%'''KC
+.d) .0%0''KC
/'d) (*-%'''KC
(*,d) ))0%,''KC
()%.,'KCG\þ`eXk
(0%0.,KCG\þ`eXk
*+%'''KCG\þ`eXk
,.%*.,KCG\þ`eXk
;|BB8EC8I
,'d))''%'''KC ,'%'''KCG\þ`eXk
/'d)*)'%'''KC /'%'''KCG\þ`eXk
(*'d),)'%'''KC (*'%'''KCG\þ`eXk
(% jêeê] j\iXd`b m\
[lmXi bXýê[ê# m`ki`Óp\#
XebXjki\Y\pXq\þpXcXi#
X_þXg bXgêcXi# pXkXb
f[XcXiêe[Xm\jXcfecXi$
[Xbc`dX#\Y\m\pepXkXb
f[XcXiêe[X ^`pj` f[Xjê
`c\ \Y\m\pe YXepfjl
[\bfiXk`] Xp[êecXkdX
m\ Y`i`eZ` jêeê] GM:
[fýiXdX `c\ j`q\ c•bj
Y`ipXþXdjlelpfilq%% %
BXcXeê(%,0*KCO)+KXbj`k
BXcXeê)%+0-KCO)+KXbj`k
BXcXeê+%),'KCO)+KXbj`k
BXcXeê.%*/)KCO)+KXbj`k
)43&3©2
§§§§§§§§§§§§,!.3-!.!§I:%,§
iLK§§$!¨2%$%§§¨.$¨2¨-
BXcXeê-%),'KCO)+KXbj`k
BXcXeê('%'''KCO)+KXbj`k
BXcXeê(-%),'KCO)+KXbj`k
M8;<[email protected])+8P8M8I8EK8BJþKþ[email protected]
;ÿCIL98ĀÿIB<KC<I>IL9L
4"5*Ā0'ÿ4ÿ
=\mq`gXþX:X[%Ef1(*B1,=Xk`_$ÿjkXeYlc
nnn%[`cilYX^Xpi`d\eblc%Zfd
ÿ;
&3ÿ. &
%"ÿ3 "
%
61"/*/ ÿ.
0- 5&46
5"1
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
43
File Size
7 459 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content