4. Efsane-İskender PALA

Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
“EFSANE- İskender PALA” Değerlendirmesi
---Tarihi Açıdan Değerlendirme---
Yazarları kitaplarında kullandıkları dilden ve kurgudan dolayı eleştirmemiz doğru olmamakla
birlikte içinde geçmişte yaşamız ve yaşantısı bilinen karakterler barındıran kitapları, tarihi
açıdan gerçeklere uygun mu diye değerlendirebilir, eğer yanlış varsa bu yanlışı bulup,
doğrusunu, yaşayan kişinin yaşanmışlığına saygı olarak, belirtebiliriz.
“Efsane” kitabı da Oruç ve Hızır reisleri barındırdığı için, tarihin köşe taşlarına yerleşmiş bu
kişiler hakkında yazılmış yanlışları ortaya çıkarmak ve doğrularını yazmak, bu alanda
dünyadaki en deneyimli kişi olarak bana düşmektedir. Bunu için “Efsane” kitabı Oruç ve
Hızır reislerin gerçek yaşantıları dikkate alınarak değerlendirilmiş ve içinde barındırdığı
yanlışlar bulunmuş ve doğruları yazılmıştır. Bunu yapmamdaki amaç ise Oruç ve Hızır reisler
hakkındaki bilinene yanlışları düzeltmek ve sadece gerçek bilgilerin ortada kalmasını
sağlamaktır.
“Efsane” kitabının ilk 163 sayfasının tarihi açıdan değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan
yanlışlar ve doğruları şöyledir:
1. Bir “Barbaros” Romanı, içindeki Hızır Reis’in boy resmi altında “Barbaros Hayreddin
Paşa” ibaresi. Dünya üzerinde tek bir “Barbaros” vardır, o da Oruç Reis’tir. Hızır Reis hiçbir
zaman Barbaros lâkabını kullanmadığı gibi kimse ona Barbaros da demedi kendi zamanında.
Bu ifadenin “Hızır Hayreddin Paşa” olması tarihi açıdan daha doğru olurdu. Ancak yazarı
bunun için eleştirmemiz yanlış olur çünkü bu gerçek 125 yıl sonra “Oruç Barbaros Sultan”
kitabı ile ortaya çıkmıştır.
2. “Efsane” 1511 yılı itibarı ile başlıyor ve o zamana kadar olan bütün olaylar tarih
belirtilmeden bir özet geçiliyor, ancak verilen bilgilerin çoğu yanlış.
3. Sayfa 3. “Efsane”de; geçmişten bahsedilip Oruç Reis’in denize gemi indirdiği ve ticarete
başladığı belirtiliyor, 8 levent ve 24 forsa çalıştırıyor, bu sayfada. İskender PALA, Oruç
Reis’in ilk denize nasıl çıktığından habersiz olduğu için kitabına uydurma bir masalla
başlıyor. [Oruç Reis’in ilk kez nasıl ve ne zaman denize çıktığı ayrıntılı bir şekilde “Oruç
Barbaros Sultan” kitabından öğrenilebilir.]
4. Sayfa 4. Oruç Reis’in bir yıl içinde 3 gemiye sahip olduğu, yazıyor. İmkânsız olay!
[Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Bu tarih 1494’den öncedir ve Oruç Reis’in o zaman sadece
bir tane 10 metrelik çektirmesi vardır.]
5. Sayfa 4. Hızır Reis’in 26 yaşında ticaret için Girit’e sefer yaptığı, yazıyor. Hızır hiçbir
zaman Girit’e ticaret için sefer yapmadı. Yanlış veri! [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Hızır
1494 yılında 26 yaşında idi ve Midilli’de çömlekçilikle uğraşıyordu.]
6. Sayfa 5. Genel Bilgi: Sidi Alkala nam-ı Seyyid Muradi, romanın asıl kahramanı ile ilgili
asıl gerçek: Seyyid Muradi, Oruç Reis’in filosuna 1517 yılı itibarı ile Cezayir’de katılmıştır.
Muhtemelen Anadolu’dan levent toplandığı sırada Oruç Reis’in namını duyup gelmiş kişiler
arasında yer alıyordu ve ozandı. İyi söz söylemesi Hızır Reis’in kulağına kadar gitmiş ve
1
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
leventler arasında birlik ve bütünlüğü sağlaması için ve de yeni katılan leventleri
cesaretlendirmesi için görevlendirilmiş bir kişiydi. [Kaynak: Oruç Barbaros Sultan]. İskender
PALA’nın söylediği gibi (uydurduğu gibi) son Endülüs Sultanı’nın oğlu değildi ve dolayısıyla
Endülüslü (müdeccen) değildi. Hatta 1523 yılına kadar İspanya kıyılarını dahi görmemiştir.
İskender Pala’nın “Efsane” romanının tarihi açıdan kurgusal olarak çöküşünün ve
gerçeklikten yoksun uydurma bir masal olduğunun ilk ve ana delilidir bu. Keşke geçmişi
bilinen Seyyid Muradi yerine, gerçekte olmayan bir karakter uydursa idi kendine ki hem tarihi
hem de kurgusal açıdan ilk baştan romanını çökertmese idi.
7. Sayfa 8. “Efsane”de; annelerinin öldüğü yıl olduğunu belirtip, İlyas ile Oruç’un İskenderiye
limanına gitmiş olduğunu ve dönüşte Rodos Şövalyelerine yakalanıp, Oruç’un esir, İlyas’ın
şehit düştüğünü, yazıyor. Tarihi açıdan tamamen yanlış bilgi! [Doğrusu: Oruç Barbaros
Sultan: Annelerinin ölümü 1493 yılıdır ve anlatılan bu olayla bir ilgisi yoktur. Oruç ve
İlyas’ın Rodos Şövalyelerine yakalanması 1503 yılında olmuş, İskender PALA’nın yazdığı
gibi İskenderiye’den dönüşte değil, Selanik’ten Şam Trablusu’na giderken olmuştur.]
8. Sayfa 9. “Efsane”de Yakup Ağanın Oruç ve İlyas’ın Rodoslulara yakalanıp esir ve şehit
haberlerini duyduğu için öldüğünü yazıyor. [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Yakup Ağa
1501 yılında Fransız-Venedik donanmasının Midilli kalesini kuşattığı zamanda bir düşman
hücumunu karşılarken şehit olmuştur.]
9. Sayfa 9. “Efsane”de; Oruç Reis’in Rodoslulardan kurtulup 3 gemi ile Midilli adasına
geldiğini, yazıyor. Arada birkaç cümle ile olup bitenleri anlatıyor ama tam olarak ne olup
bittiğinden habersiz. Tarihi açıdan yanlış! [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Oruç Reis
Rodoslulara esir düştükten sonra ilk kez Midilli adasına 1511 yılında geliyor ve yanında
Şehzade Korkut’tan aldığı 2 gemisi vardır.] [1503-1511 yılı arası olaylarını ayrıntılı bir
şekilde “Oruç Barbaros Sultan” kitabından okuyabilirsiniz. Çünkü bu tarihler arasında Oruç
Reis’in yaşadığı olayları tarihleri ve konumları ile birlikte dünya üzerinde anlatan tek kitap
Oruç Barbaros Sultan’dır.]
10. Sayfa 9. “Efsane”de; İshak Ağanın Oruç Reis’in filosuna levent olarak yazılıp onunla
seferlere çıktığı, yazıyor. Tamamen tarihi açıdan yanlış! [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan:
İshak Ağa 1516 yılına kadar Midilli’de baba ocağında kalıyor. Eşinin ölmesi ve Oruç ile
Hızır’ı özlemesi üzerine Tunus’a (Halkulvad) gidiyor.]
11. Sayfa 11-19. “Efsane”de bu sayfalar arsında; Hızır’ın Sultan Selim’in tahta çıkmasıyla
korktuğu ve Cerbe’ye Oruç’un yanına gitmek için belirttiği bir rotada (rotası bile yanlış)
denizde yol alırken Girit açıklarında bir Ceneviz gemisiyle karşılaşıp, hararetli bir savaştan
sonra onu ele geçirdiğinin macerasını anlatıyor. Tarihi açıdan tamamen uydurma bir olaydır
çünkü Hızır Reis ömrü hayatında böyle bir olay yaşamamıştır. [Doğrusu: Oruç Barbaros
Sultan: 1512’de aynı sebeple Selanik’ten yola çıkan Hızır, önce Trablus’a uğruyor, sonra
Preveze’ye gidiyor ve ancak 1513 yılında Cerbe’ye ulaşıyor. Zaten 1512 yılında Oruç Reis
Cerbe’de değil İskenderiye’de idi. Oruç Reis Cerbe’yi üs olarak edinmemiş, adaya Hızır
Reis’ten birkaç ay önce gelmiş ve adaya yeni yeni yerleşmeye çalışıyordu.] [1511-1513 yılları
arasında Oruç ve Hızır Reislerin yaşadıkları olayları doğru bir biçimde tarihleri ve konumları
ile birlikte “Oruç Barbaros Sultan” kitabından öğrenebilirsiniz.]
2
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
12. Sayfa 15. “Efsane”de 11. Maddede belirttiğimiz olayda; Aydın Reis’in Hızır Reis ile
birlikte aynı teknede olduğunu, yazıyor. Olayın uydurma olduğu buradan da anlaşılabilir.
[Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Hızır Reis ilk olarak Aydın Reis’le Cerbe’de Oruç Reis’in
yanında 1513 yılında tanışıyor.] Yanlış üstüne yanlış!!! Anlatılan bu olay “Efsane”de 1511
yılındaki olan olaylar içinde verilmekle beraber belirtilmese de 1512 yılında olduğu ima
ediliyor. Kurgusal olarak zamanlama yanlışı, çünkü tarih 1511 ve 1512 yılı olayından
bahsediyor İskender PALA. Katmerli yanlış!!!
13. Sayfa 19. Sayfa 11’de Oruç Reis’le birleşmek üzere Midilli’den Cerbe’ye doğru giderken
Girit açıklarında iken tarihte olmamış bir savaş anlatılıyor ve daha önce 2 Floransa gemisini
ele geçiren Cenova savaş gemisine karşı ilk savaşına ticaret gemisiyle giren Hızır kazanıyor.
Ancak sayfa 19’da sayfa 11’de belirtildiği gibi Cerbe’ye Oruç Reis’in yanına gitmek yerine
bu seferin ticaret amacıyla yapıldığını ve savaşın sonunda Midilli’ye gidildiği yazılıyor. Zaten
tarihi açıdan yanlış bir olay olmasının yanında bu anlatılan uydurma olayın başı ile sonu
arasında da tutarsızlık bulunuyor. Bu da, İskender PALA’nın bu olayı her tarafını iyice
düşünüp kurgulamadan yazmış olduğunu (yoksa bir yerlerden parça parça olayın başı ile
sonunu kopyalamış mı demeliyim) ve gerçekte olmadığını, kendisinin bir uydurması
olduğunu üst üste yaptığı yanlışlarla bize bir kez daha kanıtlıyor. Eğer olay doğru olsaydı
zaten içinde yanlış bulunmazdı. İskender PALA’nın uydurduğu bu olay tarihi açıdan yanlış
olmasının yanında kurgu açısından da yanlış!
14. Sayfa 21-41arasında 1511 yılında yaşanmış olduğunun kurguladığı Malaga’da geçen
Beatrix-Saint Alkala (Seyyid Muradi) kahramanlığındaki kurgu-olay-aşk bölümünü kitabına
iliştiriyor İskender PALA. Yazarların kitaplarında böyle olaylar vermesi pek doğaldır. Burada
yanlış olan Seyyid Muradi’nin 1511 yılı itibarı ile İspanya’da değil de Anadolu’da bulunuyor
olmasıdır. Seyyid Muradi, Gazavat-ı Hayreddin Paşa’nın yazarı, gerçek kişisi yerine uydurma
bir Saint Alkala karakteri üzerinden anlatım yapılsa idi, kitabın bu kısmı tarihi açıdan doğru
sayılabilirdi ancak yapılan kurguda yanlış karakter seçimi yüzünden bu sayfalar arası da tarihi
açıdan yanlıştır. Belki de İskender PALA, “Efsane”de yazdığı uydurmaları Seyyid Muradi’nin
ağzından vererek okuyucuda gerçekmişler gibi bir his uyandırmak istiyor ve de başarılı
olduğunu da söyleyebiliriz okurun kitaba verdiği tepkiden.
15. Sayfa 42-65 arasında 1512 yılında geçtiğini belirttiği Hızır Reis-Andrea Doria arasında
konumu belli olmayan bir deniz savaşı anlatıyor İskender PALA. Tarihi açıdan anlatılan bu
olay olmamıştır ve uydurmadır. Büyük ihtimalle İngiliz yazarların yazdığı uydurma Barbaros
kitaplarından ana hatları ile kopyalamış ve kendine göre yeniden yorumlamıştır. Tarihi açıdan
bu olay olmamıştır ve tamamen uydurmadır! [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Hızır Reis
1512 yılı boyunca elindeki tek ticaret gemisi ile Selanik-Trablus-Preveze arasında yük
taşımıştır ve hiçbir savaş yapmamıştır. Hızır Reis’in 1513 yılına kadar hiçbir deniz savaşı
yoktur. ] [1512 yılında Hızır Reis’in yaşadığı olayları en doğru biçimde konumları ve tarihleri
ile birlikte “Oruç Barbaros Sultan” kitabından öğrenebilirsiniz.]
16. Sayfa 50’de kızıl bıyıklı ve kızıl sakallı gördüğü birinin Oruç Reis yani Barbarossa
olabileceğini zannediyor Saint Alkala ama 35 yaşlarındaki Hızır Reis çıkıyor. [Oruç Barbaros
Sultan: 1512 yılı itibarı ile Oruç 46, Hızır 44 yaşındadır. Oruç Reis 1512 yılında
3
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
İskenderiye’de olduğu için daha Barbarossa olmamıştır yani Barbaros namı ile denizlerde
dolaşan hiç kimse yoktur.] Hızır’ın bildiğimize göre sacı ve sakalı kızıl değildir. (Bazı
kitaplarda ise bu durum şöyle doğrulanıyor: Oruç öldüğünde Hızır Barbaros namını
devralmak ve ona benzemek için saçını ve sakalını kırmızıya boyuyor, deniliyor. Uydurma da
olsa Hızır Reis’in hiçbir yerde saçının ve sakalının kırmızı olduğuna delil yoktur.) Saint
Alkala’nın Hızır Reis’i karşısında görmesiyle onu Barbarossa sanması uydurması tamamen
tarihi gerçekler açısından kurgu dışıdır ve yanlıştır. Çünkü ne Hızır’ın saçı sakalı kızıldır ne
de Oruç Reis, Barbaros namını 1512 yılı itibarı ile kazanmıştır. [Oruç Reis’in ne zaman ve ne
şekilde BarbaRossa olduğu en iyi ve doğru bir şekilde zamanı ve konumuyla birlikte “Oruç
Barbaros Sultan” kitabından öğrenilebilir.]
17. Sayfa 54. İskender PALA, burada 16 yaşındaki Saint Alkala’nın usturlâp okumayı
bildiğini ama 44 yaşındaki Hızır’ın, [şimdiye kadar ömrünün 15 yılını denizlerde MidilliSelanik-Eğriboz-Trablus-Preveze limanları arasında geçiren Hızır Reis’in] “Usturlâp okumayı
bilmediğini öğrenmemden mahcup olmuştu.” cümlesini kullanarak ima ediyor. Hem de 16
yaşında daha önce hiç deniz tecrübesi olmayan birinin yani Saint Alkala karakterinin
ağzından. İskender PALA, burada uydurma “Efsane” masalında Hızır Reis’in uzun yol
denizciliğinin temeli olan bir şeyi bilmediğini 16 yaşındaki bir çocuğun ağzından
dillendirerek Hızır Reis’i aşağılıyor. [Uydurmalar olmadan tamamen gerçekler ışığında Oruç
ve Hızır Reislerin denizle nasıl tanıştığını en iyi bir şekilde dünyada bu alanda tek kaynak
olan “Oruç Barbaros Sultan” kitabından öğrenebilirsiniz.]
18. Sayfa 66-89 arasında 1512 yılına ait ve geçmiş Beatrix’in Malaga anıları ve Saint
Alkala’nın Malaga maceraları anlatılıyor ve bu sayfalar arasında Barbaros ile ilgili bir bilgi
verilmiyor. Bunun için bu arada tarihi açıdan değerlendirecek bir gerçekte yaşanmış olay
olmadığı için ve bu kısımlar kurgu yani uydurma olduğu için bir eleştiri yapmıyoruz.
19. Sayfa 90-92 arasında belirtilen 1514 yılı itibarı ile “Kadirkale, Hızır Reis’in karargahı idi.
Cerbe’ye Oruç Reis’in yanına gidiyorduk.” İfadesi tarihi açıdan tamamen yanlıştır. Çünkü
dünya üzerinde böyle bir yer yoktur. Her ne kadar tarif edilse de İskender PALA tarafından
kitabın arkasında verilen tek haritaya baktığımızda “Kadikale” denilen yerin Formentera
adasına düştüğü görülüyor ve buranın Hızır Reis’in üssü olduğu belirtiliyor ki tamamen
yanlıştır. Çünkü o tarihte Formentera adası ve civarı Endülüslü ve Mağripli Müslüman
esirlerin tuz madenlerinde çalıştırıldıkları yerdir. [Oruç Barbaros Sultan: Formentera adası
1516 Cezayir seferinde İspanya donanmasının ana toplanma merkezidir çünkü gemilere
oradan kolayca forsa bulunabilmektedir. Bu nedenle burada Hızır Reis’in karargâhı
bulunamaz. Kaldı ki 1513-1516 yılları arasında Oruç Reis ile Hızır Reis birlikte idiler. 1514
tarihinde Oruç Reis ile Hızır Reis Halkulvad’da birlikte bulunuyorlardı.]
20. Sayfa 92. 1514 yılı. “Efsane”de; Hızır Reis’in Kadirkale’den Cerbe’ye geldiği, yazıyor.
Bu ifade tarihi açıdan tamamen yanlıştır. [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: 1514 yılı itibarı ile
Oruç Reis ile birlikte Hızır Reis Halkulvad’da birlikte idiler. Oruç Reis’in Hızır Reis’le
birleşmesi 1513 yılında Cerbe’de olmuştur ve Hızır Reis Cerbe’ye Aya Mavri’den
gelmiştir.][1513-1514 yıllarındaki Oruç ve Hızır Reislerin yaşadıklarını doğru bir şekilde
4
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
zamanları ve konumları ile birlikte ayrıntılı bir şekilde “Oruç Barbaros Sultan” kitabından
öğrenebilirsiniz.]
21. Sayfa 93-95 arasında 1514 yılı itibarı ile Hızır Reis’in Kadirkale’den Cerbe’ye gittiği,
çünkü Oruç Reis’in Cerbe’de olduğunu yazıp sonra Oruç Reis’in kolunun koptuğunu ve
Tunus’a gittiklerini ifade edip bir ara Becaye Kalesi’nin önünden geçtikleri anlatılıyor.
İskender PALA, Oruç ve Hızır Reislerin gerçek hayatlarından o kadar habersiz ki yazdığı
“Esfane” masalında bu kısmı millete yutturmak için lâf kalabalığı yapıp insanların aklını
karıştırarak bu konudaki (Oruç ve Hızır Reisler) cahilliğini örtmeye çalışıyor ve kitabını tarihi
açıdan doğrulayan İdris BOSTAN da bu yanlışlara göz yumuyor. Kurgusu tutmayan bu
uydurmayı incelersek; Hızır’ın Kadirkale’den hareketi, Oruç’un Cerbe’de olduğunu ve sol
kolunu burada kaybettiğini ve de kolunun iyileşmesi için Tunus’a (Halkulvad) gittiklerini
anlıyoruz. Tarihi açıdan tamamen yanlışlar bütünü! [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Oruç ile
Hızır 1513 kışı itibarı ile Cerbe’den ayrılmış ve Halkulvad’a yerleşmişerdir ve 1514 yaz başı
Oruç ile Hızır yan yana çarpışırken Becaye kalesinden atılan arbeküz mermisi Oruç’un sol
kolunu yaralamış ve Hızır, Oruç Reis’i bizzat alarak (çünkü yanında) Halkulvad’a yani 1513
yılında Tunus Sultanı’ndan belli kaidelerle elde ettiği üsse götürüyor.] [1514 yılı olaylarını
doğru bir şekilde “Oruç Barbaros Sultan” kitabından öğrenebilirsiniz.]
22. Sayfa 95-100 arasında, “Efsane”de; 1514 yılı itibarı ile Oruç’un kolu kopmuş şekilde
Cerbe’den gelip Hızır, Tunus Sultanı’na başvurarak Halkulvad’ı belli koşullarla kendilerine
üs olarak istediğini, yazıyor. Tarihi açıdan tamamen yanlış! Nedeni 21. Madde açıklaması.
23. 104. Sayfada Hızır Reis’in 1514 yılında Tunus’ta söylediğini ima ettiği sözler aslında
Gazavat-ı Hayreddin Paşa incelenirse bunların 1515 yılında Hızır Reis tarafından Midilli’de
söylendiği görülür. İskender PALA, bu sayfada var olan ve 1515 yılında Midilli’de yaşanan
bir olayı 1514 yılında Tunus’ta yaşanmış gibi göstererek zaman ve mekân hatası yapıyor.
Tarihi açıdan, bilinen ve sabit bir gerçek olduğu için yapılan bu aldatmaca çok büyük hataya
giriyor!!! “Efsane”de 1515 yılı olayları bahsedilmediği için, 1515 yılı itibarı ile ilgili doğru
bilgilere “Oruç Barbaros Sultan” kitabından ulaşılabilir.
24. Sayfa 106. Yıl 1514. Hızır Reis’in Tunus’ta sultan konağında Sultan Muhammed’in
hanendesi (kanun-saz çalan) Cemayma’nın sesini duyup âşık olması ve ileriki zamanda
onunla evlendiği ve oğlu olduğu, yazıyor. Tarihi açıdan yanlış! Doğrusu: Hızır Reis 1517
yılında Cezayir’de önde gelen şeyhlerden birinin kızıyla evleniyor ve tek oğlu Hasan doğuyor.
Siyasî bir evlilik olduğu da söylenebilir.
25. Sayfa 109-125 arasında İskender PALA, Oruç Reis’in Cezayir Sultanı nasıl olduğu ile
Hızır Reis’in Halkulvad’da Papa-Cenova-Fransa-İspanya donanmalarını nasıl bozguna
uğrattığını anlatmak yerine Beatrix (Billure)-Saint Alkala (Sayyid Muradi) uydurma
karakterlerinin İspanya’da geçen aşk maceralarını anlatmayı tercih etmiş. Yazarın kitabında
yaptığı bu tercihe saygı duyuyoruz. Ancak şu da belirtilmelidir ki uydurma Hızır Reis-Andre
Doria savaş hikâyeleri yerine, Hızır Reis’in Haçlı donanmasını yendiği ve içlerinde Cenova
donanması Amirali Andrea Doria’nın bulunduğu bu gerçek savaşı anlatması kitabının isminin
“Efsane-Bir Barbaros Romanı” olması gereği daha uygun düşecekti. Ancak İskender Pala’nın
gerçekler yerine kitabında uydurmalara yer vermesini saygıyla karşılıyoruz. [1516 yılı itibarı
5
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
ile Oruç ve Hızır Reislerin gerçek yaşantılarını konum ve gün bazında tarih bilgisiyle birlikte
“Oruç Barbaros Sultan” kitabında bulabileceğinizi belirtmek istiyoruz.]
26. Sayfa 117. Yıl 1516. “Efsane”de; İspanya Kralı Carlos ile ünlü Amiral Andrea Doria’nın
bir toplantıda birlikte eğlendiği, yazıyor. Tarihi açıdan imkânsız bir olay! Çünkü o sırada
Andrea Doria, Halkulvad’da Hızır Reis ile savaşıyordu. Üstelik Andrea Doria 1529 yılında
Carlos’un hizmetine girmiştir. 1529 yılana kadar Andrea Doria, Cenova-Papa-Fransa
donanmalarında amirallik etmiştir ve İspanya’ya denizlerde çok zararlar vermiştir. Bu bilgi
bir kurgu içinde yer alsa bile 1516 yılı itibarı ile birbirlerine rakip ve düşman oldukları için
tarihi açıdan yanlıştır.
27. Sayfa 122. Yıl 1516. Hızır Reis’in Barbaros olduğunu İskender PALA “Barbaros Hızır
Reis adam topluyormuş.” cümlesi ile açıkça kabul ediyor. [Oruç Barbaros Sultan: 1516 yılı
itibarı ile Oruç Reis hayatta ve İspanyollar Oruç Reis’e Barbaros diyor ve üzerine 15 bin
askerle 60 gemilik bir donanma gönderiyor.] Gerçek Barbaros hayatta iken Hızır Reis’e
Barbaros denilmesi tarihi açıdan büyük yanlış!
28. Sayfa 122. Yıl 1516. “Efsane”deki ifadeyi aynen alıyorum: “Ben yanında yokken Hızır
Reis’in –belki bende ona Barbaros demeliyim- Tenes, Telemsen ve Oran’ı fethettiğini,
Halkulvad, Becaye, Kaderkale ile birlikte Akdeniz’de altı adet deniz karakoluna sahip Cezayir
Beyi olduğunu elbette çok iyi biliyordum.” 1516 yılını hatırlayarak sırayla açıklayalım:
Hızır=Barbaros=yanlış, Oruç=Barbaros=doğru. [Oruç Barbaros Sultan: Tenes 1517 yılında
önce Hızır Reis, elden çıkması sonucu Sultan Oruç (Barbaros) tekrar fethediyor. Tlemsan’ı ise
1518 yılında Oruç Reis, Cezayir Sultanı olarak fethediyor. Yani 1516 itibarı ile buraların
sahibi Hızır Reis olamaz. 1516’da Halkavud’da Hızır Reis Haçlı donanması ile ölüm-kalım
mücadelesi veriyor. Becaye’de isyan çıkmış. Formentera (uydurma Kaderkale) adasında ise
Cezayir’de sultanlığını ilân eden Oruç Reis’e karşı 60 gemilik İspanyol donanması toplanıyor.
Cezayir Beyi ise 1516 itibarı ile Hızır değil Oruç’tur.] Görüldüğü gibi İskender PALA’nın
Esfane’de 1516 yılı içinde kurduğu bu cümlede tek bir doğru yoktur, verdiği bilgilerin hepsi
yanlıştır. Efsane’nin Teşekkürler kısmındaki “… değerli makaleleriyle araştırmalarımıza
rehber olan ve romanımı deniz tarihi açıdan kontrol eden Prof. Dr. İdris BOSTAN’a …..
teşekkür ediyorum.” İfadesi gereği 2014 yılı itibarı ile deniz tarihi açısından Türkiye’nin önde
gelen profesörünün, yazılanların doğrulayıcısı ve doğruluğunun onaylayıcısı olarak Oruç ve
Hızır Reislerin gerçek hayatlarından bîhaber olduğu ve çok yanlış bilgilere sahip olduğu, satış
miktarı günümüz itibarı ile 150 bine ulaşmış Efsane’deki yazılı olan belirttiğim delillere
dayanılarak açıkça görülüyor. [Dünya üzerinde Oruç ve Hızır Reisler hakkındaki zaman ve
konum bilgileriyle birlikte 1478-1518 tarihleri arasını içeren tek doğru kaynak olan “Oruç
Barbaros Sultan” kitabını öğrendiğiniz yanlış bilgileri, doğruları ile düzeltmek için mutlaka
okumanızı tavsiye ediyoruz.]
29. Sayfa:122. Yıl:1516. "Meğer Oruç Reis'in adı Kancalı Korsan'a çıkarken, Hızır Reis de
koskoca Cezayir Sultanlığı'na yükselmiş, şöhreti Endülüs Müslümanları arasına kadar
gelmişti." Yapılan yanlışı, "Efsane"deki gibi delil olması amacıyla aynen aldım. 1516 yılı
başlığı altında verilen bu cümlede Hızır Reis'in Cezayir Sultanı olduğu yazıyor. Herhâlde
herkesçe bilinen 1516 yılında Cezayir Sultanı'nın Oruç Reis olduğunu bir İskender PALA bir
6
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
de tarihi açıdan doğrulayıcısı İdris BOSTAN bilmiyor ki böyle bir tarihi hataya ikisi birlikte
imza atıyor. Keşke Gazavat-ı Hayreddin Paşa'ya veya İskender PALA'nın kopya çektiği
"Padişahın Amirali Barbaros Hayreddin-Ernle Bradford" kitabına baksalardı da yanlışa
düşmeselerdi. Oruç Reis'e reva görülen Kancalı Korsan yakıştırması da kopya çektiği İngiliz
yazarların kitaplarındaki "gümüş kol" yakıştırmasına bir alternatif olarak kitabına renk katsın
diye bir yakıştırması idi herhâlde İskender PALA'nın. Tarihin gerçekliğinde ise Oruç Reis ne
kanca ne de Gümüş kol takmıştır. Bu sadece yazarların kitaplarını daha çekici yapmak için
Oruç Reis'e asılsız bir yakıştırmasıdır. Çünkü Kanca bilekten kopan kola takılır ki Oruç
Reis'in kolu dirsekten koptuğu için taksa bile kendine zarar verir. Gümüş kol ise dirsekten
takılacağı için yükten başka bir şey değildir insana. Oruç Reis'in beş vakit namaz kıldığını
bildiğimize göre kendinin beş vakit söküp takacağı kancayı veya gümüş kolu kendine neden
ağırlık edinsin. Bunun altında yatan neden filmlerde izlediğimiz sarhoş, kancalı
vurdumduymaz ve acımasız korsan imajını Oruç Reis'e yakıştırmak ve onun beynamaz
olduğunu ima etmektir ki bu ona yapılacak en büyük iftiradır. Bu ve belirlediğim 35 önemli
yanlış ve iftira dolu cümlelerden dolayıdır ki "Efsane" kadar Oruç ve Hızır Reisleri aşağılayan
bir kaynak ve kitap bu güne kadar görmedim. Ne yazık ki yanlış ve iftira dolu bu kitabı
Türkiye'de 150 bin kişi okumuş, dahası okullarda bu kitap öğrencilere zorunlu olarak gerçek
Barbaros'tur, gerçek Oruç ve Hızır Reislerin hayatıdır diye okutturulmuş. [Bu ve benzeri
"Efsane" ve diğer Barbaros kitaplarındaki yer alan ve okuyarak zihnimizde yer eden
yanlışların doğrularını öğrenmek için "Oruç Barbaros Sultan" kitabını okumanız tavsiyemdir
ki Oruç ve Hızır Reisler doğru bilinsin.]
30. Sayfa123. Yıl 1516. İskender PALA bu sayfada ise Hızır Reis’e kazık atıp haritalarını
çalan Ernesto’nun hikâyesini anlatıyor. İskender PALA’nın “Efsane”de yazdığına göre 20 yıl
denizlerde dolaşan, iki kere Andrea Doria’yı deniz savaşından mağlûp eden, Cezayir Sultanı
Hızır Reis, ne yazık ki harita okumasını, rota çizmesini ve usturlâp kullanmasını bilmiyor
(barbar demek istiyor aslında) ve bunları yapması için Hızır Reis, Saint Alkala (Seyyid
Muradi) Beatrix aşkına kavuşmak için İspanya’ya kaçınca, Ernesto diye seyir kâtibi tutuyor.
Efsane’deki ifade “Çünkü haritaları çizip (rota çizmeyi kastediyor) usturlâbı okuyan
Ernesto… .” Tamamen tarihi açıdan yanlış! [Oruç Barbaros Sultan: Hızır Reis, harita
okumasını ve rota çizmesini ve de usturlâp kullanmasını 20 yıllık denizcilik tecrübesi
olduğuna göre gayet iyi biliyor.] Açıkça bu İskender PALA’nın Hızır Reis’e iftirasıdır, çünkü
gayet iyi bilebileceği bir işi; Bilmiyor, Hızır Reis cahildi, diyor.
31. Sayfa 123. Yıl 1516. “Efsane”den alıntı: “Barbaros, Grando Kaptan’ın İspanyol filosunu
kırdığı zaman hizmete girmişti…Ernesto.” İskender PALA, Ernesto hakkında bilgi vermek
için böyle yazıyor. Burada Barbaros denen Hızır Reis ve yıl “geçen sonbahardı” denilerek
1515 kastediliyor. Ancak şu anda yıl 1516. Tamamen tarihi açıdan uydurma! Çünkü Gazavatı Hayreddin Paşa incelendiğinde Grando Kaptan olayının 1519 yılında olduğu görülür. Yani
yine İskender PALA, daha sonradan olmuş yani 1519’da olmuş gerçek bir olayı 1515 yılında
olmuştur iması vererek tarihi açıdan çok ama çok büyük hata yapıyor! Ernesto denen kişi de
tarihte olmayan ve sadece Hızır Reis’e kazık atmak ve Hızır Reis’i aşağılamak için
uydurulmuş bir karakterdir ne yazık ki!
7
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
32. Sayfa 126-154 arasında tarihte olmayan ve olabilmesi de mümkün olmayan 1518 yılı
başlığı altında Ustica adası civarında konumlandırılan Hızır Reis-Andrea Doria savaşını
hararetle anlatıyor. Beatrix-Saint Alkala aşkı bu savaşta alevleniyor ve birbirine yakınlaşıp
tekrar ayrılıyorlar. Çünkü arkası dönük haritalarla oynayan kişiyi Beatrix, Saint Alkala
zannederken o kişi Piri Reis çıkıyor. Her ne kadar heyecan verici de olsa tarihi açıdan
olmamış bir olay. Tamamen yanlış, hem de katmerli!!! [Oruç Barbaros Sultan: 1518 yılında
Oruç Reis Kalaa’da Telemsan-İspanya ordusu kuşatması altında iken Hızır Reis de Cezayir’de
İspanyol donanmasın ablukasında idi, yani ikisi de kara savaşları yapıyordu.] Bunun içindir ki
her ne kadar heyecanlı olursa olsun tarihte Hızır Reis’in yaşamamış olduğu bir olay
anlatılmış, yani uydurma! Savaşın içindeki Piri Reis de Mısır seferinden yeni dönmüş
Gelibolu’da evinde dinleniyordu. Andrea Doria’da Cenova’da evinde Fransa donanmasına
amiral olmanın hesaplarını yapıyordu. Şunu bir kez daha belirtmeliyim ki 1529 yılına kadar
yani Andrea Doria’nın İspanyol donanmasının başına geçinceye kadar (1516 Halkulvad
kuşatması hariç-Cenova Amirali) Hızır Reis ile denizde bir savaşı yoktur. Tüm bunlar
bilinirken İskender PALA’nın anlattığı heyecan verici savaş masalı tarihi açıdan gerçek
olabilir mi? [Yine belirtmekte yarar var. 1517 ve 1518 yılında Oruç ve Hızır reislerin
yaşadıkları gerçek olayları konum ve zaman bilgileriyle doğru bir şekilde “Oruç Barbaros
Sultan” kitabından öğrenebilirsiniz.]
33. Sayfa 157. Yıl 1519. “Efsane”den alıntı: “Tuzağa göre Tlemsen’e varıp Oruç Reis’i
öldürecek, bu arada da Kaptan Doria kadırgalarıyla Hızır Reis’i oyalayacak, imdadına
gelmesine fırsat vermeyecekmiş. Bu plânın işlemeye başladığı günlerde Hızır Reis beni
Kanca’nın yanına göndermişti. Kanca o sırada Tlemsen, Oran ve Becaye’yi almış,
Halkulvad’daki merkezini Telemsen’e taşımış.” 1519 yılında olmasına rağmen 1518 yılının
özetini yapıyor. Tarihte olmayan Ernesto, Kanca diye nam salan Oruç Reis’in öldürecek, o
tarihte İspanya donaması başında bulunmayan Andrea Doria ise Oruç’a nam-ı diğer Kanca’ya
suikast olurken Hızır Reis’i denizde oyalayacakmış. Tamamen tarihi gerçek bilgilere aykırı!
Hızır Reis’in Barbaros namı ile Cezayir Sultanı olduğu ima ediyor, Kanca olarak nam salan
Oruç Reis’in ise Halkulvad’da bir beylik kurduğunu ve 1518 itibarı ile merkezini Tlemsen’e
taşıdığını, yazıyor. Bunlarda tarihte gerçek olmayan uydurmalar! Bir de bilinmesi gereken
gerçek şu ki Oran (Vahran) ne Oruç ne de Hızır zamanında fethedildi ancak 50 yıl sonraki
Cezayir Beylerbeyi tarafından Osmanlı toprağına kısa bir süre için katılabildi. Tarihi açıdan
hiçbir doğruluğu olmayan tamamen uydurmalarla dolu bir paragraf daha! “Deveye sormuşlar;
Boynun neden eğri? Deve de demiş ki nerem doğru ki!” İskender PALA’nın “Efsane”si de bu
hesaptan! [1518 yılı olaylarının hepsinin doğrularını zamanları ve konumları ile öğrenmek
için “Oruç Barbaros Sultan” kitabını okumanız tavsiyemizdir.]
34. Sayfa 157. Yıl 1519. Oruç Reis’in Telemsen’de İspanya-Mağrip Şeyhleri ordusu
tarafından kuşatıldığı belirtiliyor. [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: 1518 yılı ilkbahar ve
yazında Kalaa’da kuşatılmıştır.]
35. Sayfa 160-162 arasında Oruç Reis’in nasıl öldürüldüğü Ernesto’nun ağzından anlatılıyor.
Oruç Reis’in çokça yara aldıktan sonra karşılıklı boğuşmada savaştığı kişiyle birlikte kılıçları
karşılıklı olarak böğürlerine saplanıyor ve Salado Nehri’ne düştüklerini, yazıyor. Sonra
İspanyolların ertesi gün nehri ağlarla tarayıp Oruç Reis’in cesedini bulup başını kestiklerini
8
Değerlendirmeyi yapan: Dursun SARAL – 10.05.2014
belirtiyor. Sonra Saint Alkala’nın Oruç Reis’in İspanyollar tarafından ele geçirilmiş “Turna”
isimli ve Oruç Reis’i simgelemek için bordalarına kazıdığı kanca resimli gemisini limandan
kaçırıp (hangi liman-Tlemsan kuş uçuşu 50 km karadan içerde) Tlemsan burnu denilen yere
getirip, orada bırakıp, Salado Nehrine girip, ağlarla Salado Nehri’ni tarayıp, Oruç Reis’in
kesik başlı cesedini bulup, bendenini yarıp iç organlarını çıkartıp, kuru beden cesedi alıp
Cezayir’e getirip Casbah’daki (Cezayir’in merkezi) bir caminin avlusuna gömüyorlar. Bu olay
da diğerleri gibi uydurma ve diğerleri gibi gerçek dışıdır. Tarihte ki bu olay İskender
PALA’nın anlattığı gibi olmamıştır. [Doğrusu: Oruç Barbaros Sultan: Oruç Reis 1517 yılında
Cezayir’den kara yolu ile Tenes seferine çıkıyor ve fethediyor. Oradan Telemsen’e yollanıyor
ve orayı da fethediyor. Kalaa’nın İspanyollar tarafından ele geçirildiğini öğrenince Kalaa’yı
kuşatıp orayı da ele geçiriyor. 1518 yılında ise İspanya-Tlemsen ordusu Oruç Reis’i Kalaa’da
kuşatıyor ve 6 aylık bir savaştan sonra Oruç Reis Cezayir yolunda, İspanyollar sözünde
durmadığı için, yanındaki 60 kişi ile bin kişilik İspanya öncü ordusu ile cesurca savaşıp şehit
oluyor. Nehre de düşmüyor. Cesedi de Cezayir’e götürülmüyor, orada yaralı ama sağ kalanlar
tarafından gömülüyor. Şunu da belirtmek gerekir Oruç Reis’in şehit olduğu yer Cezayir’e 12
günlük mesafededir ve ay ağustostur. Yazın tam ortası Afrika sıcağı altında başı kesik, her
yeri delinmiş bir cesedi, 12 gün yolculuk ile Cezayir’e götürmez, sıcağa dayanmayacağı için
hemen orada defneder.] [Oruç Reis’in şahadeti ayrıntılı bir şekilde İspanyol belgeleri de
incelenerek, en doğru ve gerçek bir şekilde “Oruç Barbaros Sultan” kitabında anlatılmıştır.]
Oruç Reis’in hayatı ile ilgili veriler 163. Sayfada bittiği için gerisinin incelemesini daha
sonraya bırakıyoruz.
Dursun SARAL – 10.05.1014
9