close

Enter

Log in using OpenID

ŞAHİKA

embedDownload
haziran 2014 Yıl: 3 sayı:30
KARADA GİDİYOR
HAVADA UÇUYOR!
Altın kemer Akdeniz’den
Karadeniz’e geçti
sahamızda Avrupa’ya
meydan okuyacağız
MARMARAY’DA BİR DALGIÇ
ŞAHİKA
ERCÜMEN
İlklerin Kupası
Brezilya 2014 ve Spor
Yazarlarının Görüşü
Hünerli Ellerde Hayat
Bulan Sanat;
Camın Ateşle Dansı
Pistlerin
Harika Çocuğu
Asrın Rodi
İçindekiler
GENÇLİK SPOR DERGİSİ
32
ankara gençlik hizmetleri spor kulübü
adına sahibi
Prof. Dr. H. Güçlü Yavuzcan
Genel Yayın Yönetmeni
Bilal Yakınbaş
Marmaray’da bir dalgıç:
Şahika Ercümen
Yayın EditörÜ
Akif Bülbül
YAYIN KURULU
Bekir Alper Büyükarslan, Bilal Yakınbaş,
Faruk Özçelik, Mehmet Baykan, Mehmet Kasapoğlu, Prof. Dr. Recep Kaymakcan, Sinan
Aksu, Ömer Faruk Gölen, Sami Dadağlıoğlu,
Bora Selek, Oğuzhan Kıran
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Sertaç Aksan
Yazı İşleri
12
Hanife Usta Demir, Nilüfer Gevenoğlu,
Sertaç Aksan, Aykut Çebi, Doğukan Gezer,
Gökay Baz
Podyumların
küçük devi
Fotoğraf
Ahmet Dişbudak,
Aytaç Ünal, Ali Balıkçı
Tasarım
Deniz Çakmak, Yunus Aslan
Yayın Türü: Ulusal Süreli Yayın
Yayın Süresi: Aylık
Yayının İdare Adresi:
Belpa Buz Pateni Sarayı, Akdeniz Cad. No:57
Bahçelievler/Ankara
Tel: 0(312) 215 68 71
10
BASKI-CİLT
Parkurda
kendimle yarışıyorum
Bilnet Matbaacılık
Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş.
Tel: 0(216) 444 44 03
www.bilnet.net.tr
BASKI TARİHİ:
HAZİRAN 2014
Gençlik Spor dergisi ile ilgili öneriler için
[email protected]
adresine mail gönderebilirsiniz.
07
“Azmim ve
inancım bana yeter”
2
HAZİRAN 2014
M A R M A R AY ’ D A BİR D A LGIÇ :
Ş A HİK A E R C Ü M E N 3 2
Haziran 2014 Sayı: 30
Milli serbest dalış sporcusu Şahika,
Avrupa ve Asya kıtalarını birleştiren
Marmaray ile İstanbul Boğazı’nın metrelerce altına daldı. Hem de bu kez
nefesini tutmadan.
Gençlik Spor Dergisi
/ gsbgenclikspor
/ gsbgenclikspor
dergi.gsb.gov.tr
90 - ÇENGEL bulmaca
24
Sahamızda
Avrupa’ya meydan
okuyacağız
42
08
Roger Federer mi,
Rafael Nadal mı?
Pistlerin
harika çocuğu
6
Ayın Fotoğrafı
8
Pistlerin Harika Çocuğu
15
Altın kemer Akdeniz’den Karadeniz’e geçti
16
Kısa Kısa
20Etkinlik
56
Katıldığı uluslararası spor organizasyonlarında elde ettiği derecelerle ülkemizi başarıyla temsil eden
milli atlet Ömer Oti, Erzurum’daki
tesisleşme hamlesinin yansımalarını ve spor geleceğine yönelik
umutlarını dergimize anlattı.
58
Cömertlikle cimrilik
arasındaki hassas nokta
Yardımseverlik
60
Hünerli ellerde hayat
bulan sanat: Cam Sanatı
72
Karada gidiyor
havada uçuyor
24
Sahamızda Avrupa’ya Meydan Okuyacağız
28
Madalya Üzerine Madalya…
30
Uzayı Yakın Eden Kamp
38İlklerin Kupası Brezilya 2014
40
Spor Yazarlarının Favorisi Brezilya
42
Kim Daha İyi?
48
Bir Başarı Hikayesi...
50
Rakamlarla Türkiye
52
Dünyayı Kıskandıran Proje!
54
Amatörün Sesi
58
Yardımseverlik
64
Foto Hikaye
76
Giderek Yok Olan Kültür; Halk Oyunları
80
Dağarcık
82
Sağlık
84
Öğrenci Yemekleri
86
Sinema
88Kitaplık
HAZİRAN 2014
3
Takdim
Akif Çağatay Kılıç
Gençlik ve Spor Bakanı
twitter.com/ackilic76
Sporda ‘marka’ ülke
olma yolunda ilerliyoruz
Türkiye’nin spor tarihine isimlerini altın harflerle
yazdırmış efsane şampiyonlarla bir araya geldik.
Onların engin bilgi ve tecrübelerinin, bu toprakların
marka bir spor ülkesi olması yolculuğunda bizlere
önemli bir kılavuz olacağına inancım tam.
Sevgili Gençler,
Yaz aylarının sıcak günlerini
iyiden iyiye hissetmeye başladığımız bu güzel Haziran
ayında hepinizi en derin
duygularımla selamlıyorum.
Öncelikle, 7’den 70’e tüm
vatandaşlarımızın Ramazan-ı
Şerif’ini tebrik ediyorum. Bu
bereketli topraklarda ruhlarımıza bereket getiren, maneviyatımızı en üst noktaya
taşıyan, yardımlaşmamızı,
bir olmamızı, birlik olmamızı
arttıran bu güzel ayın milletimize, İslam âlemine ve tüm
insanlığa hayırlar getirmesini
temenni ediyorum.
Değerli Kardeşlerim,
Sayın Başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan ile bir takım
resmi ziyaretlerde bulunmak ve Avrupa’da yaşayan
vatandaşlarımızla bir araya
gelmek adına Almanya, Avusturya ve Fransa’yı ziyaret et-
4
HAZİRAN 2014
tik. Ülkelerinden, evlerinden,
ailelerinden uzakta 50 yıl
boyunca ter döken vatandaşlarımızla bir araya gelmenin
getirdiği heyecan ve mutluluk gönül telimizi titretti.
İnşallah sizler, sadece Almanya, Avusturya ve Fransa’da
yaşayan genç kardeşlerinizle
değil, dünyanın dört bir yanına yayılmış vatandaşlarımızla
çok daha koordineli bir şekilde ortak bir Türkiye geleceği
için ter dökeceksiniz.
Sevgili Okuyucularımız,
Geride bıraktığımız ay bizler
için o kadar heyecanlı, dolu
dolu ve gurur vericiydi ki sizlere bunu kelimelerle ifade
etmem zor. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan
ile İstanbul’da yapılacak 3.
Havalimanı’nın temelini attık.
Bu tören sadece bir temel
atmanın ötesinde, Türkiye’nin
her alanda daha da ileriyi
hedefleyen, sadece bugünü
değil 2023’ü, 2053’ü, 2071’i
hedefleyen vizyon sahibi bir
yönetim anlayışının vücut
bulmuş hali olması açısından
da son derece önemlidir.
Proje tamamlandığında 150
milyon yolcu taşıma kapasitesi ile dünyanın en büyük
havalimanı unvanını alacak.
Sadece bizlere, sizlere değil,
gelecek nesillerimizi de uzun
yıllar hizmet verecek çok
büyük bir havalimanına sahip
olması, ülkemizin geleceği
yolunda döşenen önemli bir
mihenk taşıdır.
Maalesef bu güzellikler
bazı dönemlerde içimizi burkan üzüntülerle perdelenebiliyor. Bazı şer odaklarının
bizi bize bırakmamak için
oynadığı oyun, kendilerine
kanan genç kardeşlerimizin, çocuklarımızın o yolda
maşa olması sonucunu da
beraberinde getiriyor. Bu
kapsamda, bayrak şuuruna
sahip olmayanların nasıl hainlikler içerisine düşebileceğine
üzülerek şahitlik ettiğimiz günleri beraber yaşadık. İnanın o
günlerde içimde hissettiğim
acı ve üzüntüyü tarif etmem
imkansız. Ama geçtiğimiz
günlerde ‘Kariyer Zirvesi’ kapsamında bir araya geldiğimiz
cıvıl cıvıl kardeşlerimiz, 81 ilin
her karış toprağına, bayrağımıza, dilimize, dinimize sonuna
kadar sahip çıkacaklarının
mesajını gözlerindeki azim ve
inançla, sözlerindeki kararlılık
ve vizyonla, beden dillerindeki
güvenle bizlere vermeleri geleceğe güvenimizi tazeledi.
Gençler,
Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak yine başarı ve gurur dolu
bir ayı geride bıraktık. Genç
Erkek Güreş Milli Takımımız,
Polonya’da tarih yazdı. Toplamda 6 madalya kazanan
sporcularımız Avrupa şampiyonu oldu. 1998 yılından bu
yana ilk kez Gençler Avrupa
Şampiyonası’nda zirvenin rengi kırmızı-beyaz yapan sporcu
kardeşlerimin hepsini alınlarından öpüyorum. Aynı tarihlerde
Genç Kadınlar Güreş Milli Takımımız da Avrupa üçüncü olma
başarısını göstererek bizleri
gururlandırdı.
Bu ay ayrıca kültürümüzün en önemli miraslarından
biri olan yağlı güreşleri de
Edirne’de başarıyla icraa ettik. Bu vesileyle Kırkpınar’da
başpehlivanı olan hemşehrim
Fatih Atlı’yı da bir kez daha
sizlerin huzurunda tebrik ediyorum. Ayrıca, organizasyonda
ter döken tüm sporcularımıza
da teşekkürlerimi sunuyorum.
Sporseverlerin mücadele dolu
müsabakaları izlerken duydukları büyük heyecana, er
meydanında bizzat şahit olmak
çok güzeldi.
Kardeşlerim,
Geçtiğimiz ay, tarihi günlerden
birini yaşadık. Bakanlığımızın
başlattığı ‘Efsaneler Onur Konuğumuz’ programımız kapsamında, halen faal spor hayatı
devam eden sporcularımızla,
2004-2012 yıllarında Avrupa
ve Dünya şampiyonlarından
madalyayla dönen kardeşlerimizle ve bu nesillere örnek
olan, Türkiye’nin spor tarihine
isimlerini altın harflerle yazdırmış efsane şampiyonlarla
bir araya geldik. Onların engin
bilgi ve tecrübelerinin, bu toprakların marka bir spor ülkesi
olması yolculuğunda bizlere
önemli bir kılavuz olacağına
inancım tam. Sporcularımızın
da bir bütün olarak bizlere bu
yolda destek olacağını görmek, beni ziyadesiyle memnun etti.
Yeni sayımızda yeniden
sizlerle bir araya gelebilmek
ümidiyle, esen kalın...
HAZİRAN 2014
5
Ayın Fotoğrafı
Kocaeli’nde Boşnak Böreği, Dzeko
Forması ve Bosna Hersek Rüzgarı
6
HAZİRAN 2014
FOTOĞRAF: AA, Melih Palas
Boşnak vatandaşlar, ülkelerinin Dünya Kupası’na ilk kez katılmasının heyecanını yürekten yaşadı. Bu heyecanın yansımalarından biri de Kocaeli’nde hayat buldu. İşte kentte yaşayan
Boşnakların, Bosna Hersek forması, Boşnak böreği ve Hurmasice tatlısıyla birlikte objektiflere yansıyan maç keyfi.
Haber
Gerek pistlerde gerekse zorlu maraton
parkurlarında mücadele eden bedensel
engelli sporcumuz Hamide Kurt, Avrupa
şampiyonluğunu ikinci kez kazanmak için
azMİNE ve inancına güveniyor.
Hanife Usta Demir
“AZMİM VE
İNANCIM BANA YETER”
Milli Takım forması ile Türkiye’yi
temsil eden Bağcılar Belediyesi Engelliler Spor Kulübü Sporcusu Hamide Kurt, İngiltere’de 18-23 Ağustos
tarihinde yapılacak olan Avrupa
şampiyonasına hazırlanıyor. Daha
önce 2012 yılında katıldığı Avrupa
şampiyonasında, kendi branşında
ilk madalyasını ülkemize kazandıran
genç sporcumuz, başarısını tekrar
etmek için azim ve inançla hazırlıklarını sürdürüyor.
“Avrupa’da ikinci kez
şampiyon olmak istiyor”
2008 yılından beri pistlerde 200,
400 ve 800 metrelerde mücadele
eden ve önemli maraton başarıları
bulunan Hamide Kurt, 2014 Avrupa
Şampiyonası için günde 4 saat antrenman yaparak hazırlıklarını sürdürüyor. Antrenmanlar için Atatürk
Olimpiyat Stadını mesken edinen
Hamide Kurt , Avrupa’da ikinci kez
şampiyon olmak için piste çıkacak.
En büyük hayali
antrenörlük
Tüm sporcular gibi Dünya, Avrupa
ve paralimpik oyunlarında kürsüde
olma hayali kuran Hamide Kurt’un
düşlerini süsleyen en önemli şey
antrenörlük. Aldığı eğitimlerle bu
yolda ilerlemek isteyen genç sporcu,
spora tutkun başarılı sporcular yetiştirip onların madalyalarıyla gurur
duymak istediğini belirtiyor.
20 altın, 12 gümüş, 8 bronz madalya
kazandı.
6 Türkiye Şampiyonluğu (200-400800 m)
Dünya Şampiyonası: 1 gümüş, 2
bronz
2012 Avrupa Şam. 200 m. altın
madalya
2010 - 2013 Avrasya Maratonu
birincisi
HAZİRAN 2014
7
Dosya
Hanife Usta Demir
Pistlerin
Harika
Çocuğu
Yaşından büyük şampiyonluklar ve
başarılar elde eden Asrın Rodi Pak,
son olarak Romanya’da düzenlenen
Avrupa Süpermoto Şampiyonası’nda
şampiyonluk kürsüsüne çıktı. Gözünü
dünya şampiyonluğuna diken ve henüz
14 yaşında olan genç sporcu, anne ve
babasıyla şampiyonadan şampiyonaya
koşuyor. 99 numarayla pistlerde boy
gösteren ve şimdiye kadar katıldığı
şampiyonalarda 200’e yakın kupa kazanan Asrın Rodi Pak, Motokros ve supermoto kategorilerinde mücadele eden
yetenekli sporcu Kenan Sofuoğlu’nu
örnek alıyor.
Katıldığı tüm kategorilerde
şampiyonluğu var
Çok genç bir yaşta pistelerde mücadele
etmeye başlayan Asrın Rodi Pak, yaşına
göre hep üst gruplarda mücadele etti.
Şimdilerde ortaokul son sınıfta okuyan
genç sporcu, katıldığı tüm kategorilerde de şampiyon olmayı başarmış.
7 yaşında 65cc, 9 yaşında 85cc ve 12
yaşından beri 250cc de yarışan Asrın
Rodi Pak, 2011 yılında da Türkiye’ye ilk
kez junior kategorisinde Avrupa 3.lüğü
getirmiş.
5 Kilometre koşu 25 kilometre
bisiklet
Önümüzdeki üç yıl içinde motokros
kategorisinde Avrupa Şampiyonu olmak
isteyen genç sporcu, uzun vadede de
8
HAZİRAN 2014
Piste çıktığında henüz
beş yaşında bile değildi.
Rakiplerinin ve motor
sporları camiasının “Pistlerin
harika çocuğu” olarak
çağırdığı Asrın Rodi Pak,
başarıları ile adını bundan
sonra da çok sık duyuracağa
benziyor. Genç sporcu,
antrenman, konsantrasyon
ve inançla başarıyı
yakaladığını belirtiyor.
dünya şampiyonluğunu hedefliyor.
Sezon hazırlıkları çok yoğun geçen
yetenekli sporcu günde 5 kilometre
koşuyor, ardından 25 kilometre bisiklet
biniyor. Beynini ise yarışlara imgeleme
denilen yöntemle hazırladığını belirten
genç sporcu, antrenman, konsantrasyon ve inançla başarıyı yakaladığını
belirtiyor.
Başarılı ve örnek bir öğrenci
Spor hayatıyla öğrencilik hayatını birlikte yürüten ve okulda da oldukça başarılı olan Asrın Rodi Pak, sporun hayatına
kazandırdığı disiplini gerçek hayatına
yansıtıyor. Önemli sınavlarda heyecanını yenmek için yarış deneyimlerinden
faydalanan genç sporcu, normal hayatında da karşılaştığı her olaya ve etkinliğe rahatlıkla adapte olduğunu belirtiyor. Motor sporlarının konsantrasyon
ve hızlı düşünüp bilincini geliştirdiğini
belirten Asrın Rodi Pak, sporun hayatını
olumlu yönde etkilediğini söylüyor.
En büyük destekçisi ailesi
Kısa zamanda önemli başarılara imza
atan 14 yaşındaki sporcu, yarışlara, tasarımını kendisinin yaptığı karavanıyla,
anne ve babasının eşliğinde gidiyor.
“Çekirdek aile”den oluşan takımın
antrenörlüğünü, mekanikerliğini ve
şoförlüğünü baba Mümtaz Pak, fotoğrafçılığını, psikolojik danışmanlığını ve
aşçılığını ise anne Gülten Pak yapıyor.
HAZİRAN 2014
9
Haber
Parkurda kendimle
yarışıyorum
10
Slovenya’da düzenlenen 2014 Avrupa
Gençler ve Yıldızlar Açık Hava Okçuluk Şampiyonası’nda altın madalya
kazanan Yeşim Bostan, bu başarılı
sonucA üç yıllık bir süreDE ULAŞMIŞ.
Sporla hayatının değiştiğini belirten
başarılı sporcunun çok da ilginç bir
hikAyesi var...
HAZİRAN 2014
Hanife Usta Demir
solak olan Yeşim Bostan, solak okçular için
üretilen malzemeleri PAHALI OLDUĞU İÇİN temin edemediğiNDEN, uzun bir süre sağ koluyla atış yapmaya çalışmış ve bir süre sonra
bu durum ONUN EN BÜYÜK AVANTAJI OLMUŞ.
Lise arkadaşlarının aldığı eğitimler sayesinde okçulukla tanışan
ve çok kısa bir sürede milli
takıma seçilerek uluslararası
müsabakalarda mücadele etmeye başlayan Yeşim Bostan, üç
yıllık spor geçmişiyle Avrupa’da
deneyimli rakiplerini geride
bırakmayı başardı. Solak olmasına rağmen sağ eliyle yaptığı
atışlarla bu başarıyı yakalayan
genç sporcu, aldığı sonuçlarla
önceleri destek görmediği ailesini de yanına çekmeyi başardı.
Avrupa Şampiyonası’nda kazandığı başarılı sonuçla dikkatleri
üzerine çeken Yeşim Bostan’la
spor hayatı üzerine bir söyleşi
gerçekleştirdik.
Spor nasıl hayatınıza girdi?
Ben bundan üç sene öncesine
kadar okçulukla alakası olmayan,
spora karşı ilgisiz biriydim. Okul
arkadaşlarım okçuluk yapmak
amaçlı eğitimler almaya karar
verdiler ve beni de davet ettiler.
Önceleri sıcak bakmadım fakat
eğitim veren hocamızın da desteğiyle atışlar yapmaya başladım
ve bir daha bırakamadım. O günden sonra sosyal yönüm arttı,
yeni insanlar tanıdım, kendimi
ifade etme yöntemimi buldum,
kısacası spor hayatımı değiştirdi.
Okçuluk yaş tabusunu
yıkan bir spor
Üç yıl Avrupa’da iyi bir derece almak için çok az bir zaman dilimi
değil mi?
Okçuluk yaş tabularını yıkan bir
spor. Tabi ki herhangi bir spor
branşına başlamak için en ideal
dönem çocuk yaşlar fakat okçulukta bu durum çok daha farklı
işliyor. 7’den 77’ye herkesin aldığı eğitimler doğrultusunda yapabileceği ve yetenekleri doğrultu-
sunda başarı elde edebileceği bir
spor branşı.
Normalde solaksınız fakat sağ
elinizle atışlar yapıyorsunuz diye
biliyoruz bu zor olmuyor mu?
İlk eğitimlerimi almaya başladığım zaman hocam solak sporcular için tüm atış malzemelerinin
diğer sporculardan farklı özelliklerde üretildiğini söylemişti.
O dönem bu malzemeleri temin
etmek maliyet açısından pek
mümkün olmadı ben de sağ
elimle atışlar yapmaya başladım. İlk başlarda oldukça zorlandım fakat bu işi sevdiğim ve
bırakmak istemediğim için kısa
zamanda uyum gösterdim.
Avrupa’da takım ve bireysel
dallarda katıldığınız müsabakalardan 3 madalya ile
döndünüz. Aldığınız sonuçlar
nelerdir?
Üç ayrı dalda mücadele ettik
bireysel, bayan takım ve bayan
erkek karışık takım. Ben bireysel makaralı yayda 1. olup altın
madalya kazandım. Bayan erkek
karışık dalında mücadele ettiğimiz müsabakalarda Avrupa
2.si, bayan takımda ise Avrupa
3’ncüsü olduk.
Avrupa Şampiyonası’nı sizin için
unutulmaz yapacak şeyler neler?
Aldığımız başarılar çok güzeldi
fakat bunun dışında bazı hoş
ilginçlikler yaşadım. Bireyselde
finale çıkmak için mücadele ettiğim elemelerde rakiplerimin üçü
de Danimarkalı sporculardı. Bu
çok ilginç bir tesadüf oldu. Ben
üçünü de eleyerek finale çıktım.
Diğer yandan her hedef atışım istisnasız 144 oldu. Tüm atışlarımda bu sayıyı yaptım ve şampiyon
oldum. Hiç şüphesiz bu detaylar
Avrupa Gençler ve Yıldızlar Açık
Hava Okçuluk Şampiyonası’nı benim için unutulmaz kıldı.
Çalışmak başarıda önemli
bir faktör
Bu başarıya ulaşmak için nasıl
bir süreçten geçtiniz?
Açıkçası çok kolay olmadı. Çalışmak başarıda çok önemli bir
faktör, fakat mücadelenizi kendinizle sürdürdüğünüz zaman bu
süreç çok daha hızlı ilerliyor. Ben
bu durumun farkına çok erken
vardım. Mücadele etmek için
parkura çıktığım zaman rakibimi
geçmektense yapabileceğim en
iyi atışı yapmak için uğraşıyorum. Bu durumda motive oluyorum ve daha iyi iş çıkarıyorum.
HAZİRAN 2014
11
Gökay Baz
Röportaj
Ayşegül Çoban, bundan 9 yıl önce, 2005
yılında küçücük bir kızken tanıştı halter
sporuyla. Ardından da büyük başarılar,
madalyalar gelince halterde genç neslin
en önemli sporcularından biri olarak
tanınmaya başladı.
Neden halter? Seni teşvik eden birileri
var mıydı?
2005 yılında yatılı ilköğretim bölge
okulunda kalıyordum. Beden eğitimi
öğretmenimim teşvikiyle başladım.
2005’ten bu yana aktif olarak spor
hayatımı devam ettiriyorum.
Ailen destek oldu mu spora başladığın
dönemde?
Bu konuda ben şanslıydım. İlk başladığımızda birçok arkadaşımız halter bayan
sporu olarak görülmediği için çok sıkıntı
yaşadılar. Sporu bırakmak zorunda
kaldılar. Ya da bırakmasalar da sıkıntılı
dönemler geçirdiler. Bu dönemde benim ailem her zaman benim destekçimdi. Çünkü diğer söylentilere karşı kulak
tıkayıp bunu bana hiç belli ettirmeden
spora devam etmemi sağladılar. Tabi
bende tüm söylenenlere kulak tıkadım.
Aileme çok baskı yapmışlardı o dönem.
Daha çok hani zor bir spor, gerçekten
ağırlık kaldırmak çok zor bir şey. Ancak
aileler şunu bilmiyor, bütün branşlar
halter kaldırarak performanslarını
sağlıyorlar. Yani belirli bir ağırlık kaldırma süreci bütün branşlarda var. Biz
onu sadece tek olarak ağırlık kaldırma
branşı olarak devam ettiriyoruz.
Başarılar nasıl geldi?
2007 yılında ilk yıldızlar Avrupa 2.’si
oldum. 2008–2009 yıllarında yıldızlarda Avrupa şampiyonu oldum. 20092010’da gençlerde Avrupa şampiyonu,
2011’de Avrupa ikincisi oldum. İlk kez
büyüklerde madalyamı Avrupa ikincisi
olarak 2011 yılında aldım. 2012 yılında
yine gençlerde ikinci oldum. 2013 yılı en
parlak dönemimdi. Büyüklerde Avrupa
ikincisi oldum. Akdeniz Oyunları’nda
altın madalya aldım. Üniversite oyunlarında hatta üçüncülük elde ettim.
Başarılan saymakla bitiremeyeceğiz
sanırım. Şimdilerde neler yapıyorsun?
Yeni hedefin ne?
2014 yılında büyükler Avrupa şampiyona-
12
HAZİRAN 2014
PODYUMLARIN
KÜÇÜK DEVİ
halterle ilk tanıştığı günlerde ailesi
destek olmasa VE komşularından gelen
“kızlardan halterci olur mu?” sözlerine
kulak tıkamasa, bugün Türkiye Ayşegül
Çoban’ın başarılarıyla gururlanamayacaktı. bu SATIRLARDA küçük ama halter
podyumlarında devleşen bir genç kızın
hikâyesini bulacaksınız...
Konyalı Ayşegül, kısıtlı
imkanlarla da bir şeyler
başarılabileceğinin en
güzel bir kanıtı aslında.
Çevreden gelen baskılar
vardı. “Halter boy kısaltır
diyorlardı...” Tüm bu söylentileri aşarak şampiyon
olan Ayşegül, üzerine
basa basa söylüyor;
insanlar yanlış biliyor
halter boy kısaltmaz.
sında ilk büyükler Avrupa şampiyonluğumu elde ettim. Şu anda kasım ayında
düzenlenecek olan büyükler dünya
şampiyonasına hazırlanıyorum. Daha
sonraki hedefim 2016 Olimpiyatları’nda
ülkemi temsil etmek.
Peki nasıl hazırlanıyorsun, antrenmanlar yoğun mu?
Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi
Öğretmenliği Bölümü’nü bu yıl bitirdim.
Öğretmenliğe başlayacağım inşallah
önümüzdeki dönemde. Şu an olimpiyat
hazırlıklarını Konya’da devam ettiriyorum. Sıkı bir program ile çalışıyoruz.
Milli takım kampı dışında da sürekli milli
takımla yarışmaya hazırlanıyor gibi bir
program izliyoruz. Günde üç antrenman
yapıyoruz. Fitness, kondisyon ve ağırlıklı
çalışıyoruz. Daha sonra milli takım hazırlık kamplarımız açılıyor.
Ülkemizin halterdeki başarıları diğer
branşlara göre daha parlak. Geçmiş başarılar seni nasıl etkiliyor?
Geçmişimizin çok parlak olması benim için
büyük bir avantaj. Şu anda da kendimi daha
çok örnek bir sporcu olarak görmek, gençlerin Ayşegül ablası olmak istiyorum. Spor
yönünden, ahlaki yönden örnek sporcu
olmak istiyorum.
Nasıl örnek bir sporcu olunur sence?
Sadece sportif başarı yetmiyor. Yani
olimpiyat şampiyonu olsam kimse beni
sevmedikten sonra ya da ahlaki yönden
düzgün olmadıktan sonra bir işe yaramıyor. O yüzden hem ahlaki yönden hem de
başarı yönünden örnek bir sporcu olmaya
çalışıyorum.
Spor hayatınızdaki dönüm noktaları
nelerdi?
İlk sınavımı Büyükler Avrupa
Şampiyonası’nda verdiğimi düşünüyorum. Çok başarılı bir performans
sergilediğime inanıyorum. İkinci
büyük sınavım ise; Olimpiyatlar için
Kasım ayında düzenlenecek Dünya
Şampiyonası olacak. Orada elde
edilecek başarı, alacağım madalya
ile olimpiyatlarda kendime kürsüde
yer bulmaya çalışacağım. 2016
olimpiyatları için aday sporcuyum ve
inşallah başaracağım…
Gelecek için planların neler?
Öğretmen olduktan sonra da belli bir
süre spora devam etmek istiyorum.
Bıraktıktan sonra ise hala sporun
içinde yer alıp ekmek yediğim bu
alana çok büyük hizmetler yapıp,
daha nice nice büyük başarılı
sporcular yetiştirmek istiyorum.
Gerek Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda
gerekse antrenör olarak bilimsel
çalışmalarda, kısacası sporun her
alanında bulunmak isterim.
Türkiye’de halter sporu yapmak
için uygun ortam var mı?
Biz madalya almaya başladığımız
2007-2008 yıllarında daha yalnızdık.
Adeta başarılarımızı kendi halimizde
sürdürüyorduk. Şimdi ise bakanlığımız ve federasyonumuz sayesinde,
daha temiz ve ferah ortamlarda,
profesyonelce çalışma imkânı buluyoruz. Türkiye Olimpiyat Merkezi’nin
açılmasıyla bize daha çok destek veriliyor. Daha çok imkânlara kavuştuk,
beslenme düzenimiz daha sağlıklı.
İnsanlar neden spor yapmalı?
Her şeyden önce sporu sağlık için
çocuklarına teşvik etmeli aileler.
Küçük yaşta başlatmalılar spora.
Sıradan bir vatandaşken, spora
başladıktan sonra, sizlerle röportaj
yapabilecek, Sayın Bakanımızla
ve mevki olarak yüksek insanlarla
görüşebilecek konuma geldim.
Devletimiz, madalya aldığımız
takdirde bizlere çeşitli ödüller
veriyor. Madalya aldığımız takdirde,
üniversiteye girişte ve atamalarda
bir çok kolaylık sağlanıyor, yani bir
anlamda geleceğimiz garanti altına
alınıyor. Spor yapmanın çok büyük
avantajları var. Sorumluluk sahibi
oluyorsunuz, bilinçleniyorsunuz.
HAZİRAN 2014
13
Sosyal Medya
SPOR
DÜNYASINDAN
AYIN
TWEETLERİ
Hazırlayan: Doğukan Gezer
14
HAZİRAN 2014
Altın kemer
Akdeniz’den
Karadeniz’e
geçti
Şenay Güner
Haber
Geçen yılın Antalyalı başpehlivanı İsmail Balaban, final müsabakasında Samsunlu Fatih
Atlı’ya boyun eğdi. Böylece Antalya, 5 yıl aradan sonra altın kemeri Samsun’a kaptırdı. 3
gün süresince er meydanında mücadele eden
Pehlivanlar, 15 kategoride 15 altın, 15 gümüş
ve 29 bronz madalya almaya hak kazandı.
“653. Tarihi Kırkpınar Yağlı
Güreşleri”nde başpehlivanlığı kazanan
Samsunlu Fatih Atlı, Antalyalı güreşçilerin üstünlüğüne son verdi. Geçen yılın
başpehlivanı İsmail Balaban’ı finalde
mağlup eden Atlı, “653. Tarihi Kırkpınar
Yağlı Güreşleri”nin başpehlivanı olarak
altın kemerin sahibi oldu. Müsabaka
kapsamında toplam 59 madalya da
sahiplerini buldu. 3 gün boyunca 15
kategoride kıyasıya mücadele eden pehlivanlar, 15 altın, 15 gümüş ve 29 bronz
madalya almaya hak kazandı.
“500 Cumhuriyet altını”
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay
Kılıç, Er Meydanı’nda yaptığı açıklamada, yağlı güreşlerin Türk kültürünün
en önemli parçalarından biri olduğunu
söyledi. Ata sporu olan güreşlere büyük önem verdiklerini belirten Bakan
Çağatay Kılıç, ‘’Kültürel mirasımız olan
bu geleneğin nesilden nesile devam
etmesini diliyorum. Yağlı güreşler, içerisinde birçok anlamda taşıyor. Attığınız
düğüm bile bir anlam ifade ediyor. Ata
sporumuz olan bu geleneğe büyük önem
veriyoruz’’ diye konuştu.
Bakan Çağatay Kılıç, öte yandan, yarı final güreşlerinin büyük çekişmeye sahne
olduğunu ifade ederek, “Sporseverlerin
mücadele dolu müsabakaları izlerken
duydukları bu büyük heyecana şahit olmak çok güzel. Kültürel açıdan kökü en
eski dönemlere kadar uzanıp, günümüze
gelen bu sporun icrası bizler için de çok
önemli. Bakanlık olarak bu yıl dereceye
giren güreşçilere toplamda 500 Cumhuriyet altını hediye edeceğiz” dedi.
HAZİRAN 2014
15
Kısa Kısa
Röportaj
Hazırlayan: Nilüfer Gevenoğlu
‘FETİH’
MOBİL OYUN OLDU
İstanbul’un fethi, oyun olarak
mobil ortama taşındı. İstanbul
Büyükşehir Belediyesi tarafından
üretici bir firmaya yaptırılan ‘Fetih
İstanbul’ oyunu kullanıcılarının
beğenisine sunuldu. 53 gün süren
İstanbul’un fethi, kronolojik olarak
oyunda yer alıyor. 78 bölümden
oluşan oyun kullanıcılar tarafından
ücretsiz indirilebiliyor. Mehter
Marşı’nın kullanıldığı oyunda,
mobil cihaz kullanıcıları başta
Fatih Sultan Mehmet olmak üzere,
Ulubatlı Hasan’dan, Baltaoğlu
Süleyman Bey’e, Serdengeçti’den
Tokatçı Osman’a kadar birçok
tarihi karaktere bürünebiliyor.
KULAKLIKLA MÜZİK
DİNLEYENLER DİKKAT!
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Muhammet Özlü, cihazın sesini fazla açarak
kulaklıkla müzik dinleyenlerin ileride
işitme cihazı kullanmak zorunda kalabileceklerine dikkati çekti. Özlü,
kulaklıkla yüksek seste müzik
dinlendiğinde, kulağın sesin
şiddetinin haricinde basınca
da maruz kaldığına işaret
ederek, “Bu da kulağa
zarar veriyor. Kısa müddet
yüksek sese maruz kalınan geçici işitme kayıpları
tedaviyle giderilebilir ama
işitme kaybı kalıcı hale
gelmişse bunu düzeltmek için bir tedavi
yöntemi maalesef yok. İşitme kaybının
günlük hayatımızı engellememesi için
bazı tedbirler alınabilir. Özellikle gençler
kulaklık kullanırken sesin şiddetine iyi
ayarlamalı ve uzun süre kulağında tutmamalıdır” diye konuştu.
16
HAZİRAN 2014
İŞE BİSİKLETLE GİDENE PARA
Danimarka, Hollanda, Belçika,
Almanya ve İngiltere gibi
Avrupa’nın birçok ülkesinde
işe bisikletle gitmeyi teşvik
edici adımlar atılıyor. Bisiklet
kullanana bu kolaylıklar, vergi
kolaylığı, kilometre başına
ödeme, finansal destek gibi
şekillerde sağlanıyor. Son olarak
Fransa, bisiklet kullanımını artırarak
hava kirliliği ve fosil yakıt tüketimini
azaltmayı amaçlayan 6 aylık bir
projeyi uygulamaya koydu.
Fransız hükümeti, çalışanlara
işe giderken bisiklet sürmeleri
karşılığında para vererek,
ülkedeki bisiklet kullanımını
artırmaya çalışacak.
12 BİN KİŞİ GOOGLE’DA
‘UNUTULMAK’ İSTEDİ
Google’ın ‘unutulma hakkı’ dolayısıyla
hazırladığı web formuna ilgi büyük. Avrupa
Birliği Adalet Divanı kısa bir süre önce, bazı
internet kullanıcılarının kendi adlarını içeren
sorgulara ait sonuçları, bu sonuçların yetersiz,
alakasız veya artık alakalı olmayan ya da
aramaların işlenme amacını aştığı durumlarda
arama motorlarından kaldırmalarını
isteyebileceklerine ilişkin bir karar vermişti.
Reuters’un haberine göre bu form üzerinden
Google’a ‘unutulma’ talebi gönderenlerin
sayısı ilk günden 12 bini aşmış durumda.
AZMİN ZAFERİ: 60’INDA ÜNİVERSİTEYİ BİTİRDİ
Kütahyalı Osman Zengin, gençliğinde yapamadığı üniversite
tahsilini 60 yaşında yapmanın mutluluğunu yaşadı. Dumlupınar
Üniversitesi Gediz Meslek Yüksekokulu Pazarlama Bölümü’nden
mezun olan Zengin, okumanın yaşı olmadığının altını çizdi. Zengin,
“Ben 1970’li yıllarda Uşak Ticaret Lisesi’nde okudum. O zaman
memlekette anarşi vardı. Maalesef bu konulardan dolayı biz
okuyamadık. Ama bugüne nasipmiş. Bugün üniversitemizden mezun
oldum. Çok gururluyum. Ve gençlerin de her zaman çalışmasını,
okuyabildiklerinin en iyisini okumalarını istiyorum” diye konuştu.
ABD’DE İLK TÜRK ÜNİVERSİTESİ
ABD’nin başkenti Washington D.C. artık bir Türk üniversitesine de evsahipliği
yapıyor. Beyaz Saray’a sadece 200 metre uzaklıktaki BAU International
University, Eylül ayında eğitime başlayacak. Üniversitede lisans seviyesinde
Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi ile Ekonomi-Finans bölümleri bulunuyor.
Toplam 3 bin öğrenci kapasiteli üniversiteye ilk etapta 150 öğrenci alınacak.
ENGELLİLERE
ENGELSİZ TELEFON
Görme engelliler için üretilen ve
dünyanın ilk Braille alfabesinin
(kabartılmış noktalardan oluşan harfler
sistemi) kullanıldığı telefonu satışa çıktı.
OwnFone firması, satışa çıkardığı Braille
alfabesi tasarımlı telefonları için daha
önce de çalışma yaptıklarını ancak satışa
ilk kez sunduklarını açıkladı. Söz konusu
telefonu satın alabilmek için firmanın
sitesine girerek alfabe seçeneğinde,
Braille’yi tıklamak yeterli. Engellilere
engelsiz bir teknolojik hizmet sunan bu
ürün çok rağbet göreceğe benziyor.
BEYİN GÜCÜYLE
UÇAK İNDİRİLDİ
Alman bilim insanları, geleceğin uçakları
için dev bir adım attı ve sadece zihinlerinden
verdikleri komutlarla bir uçağı indirmeyi
başardı. Almanya’nın Münih Teknik Üniversitesi Uçuş Sistemi Dinamikleri Enstitüsü’nce
yürütülen çalışmalarda, beyin dalgalarının
kontrol komutu olarak çevrilmesine yarayan
bir program geliştirildi. Aralarında daha
önce hiçbir kokpit deneyimi bulunmayan bir
kişinin de bulunduğu yedi katılımcının yer aldığı denemelerde, uçakların başarıyla inmesi
sağlandı. Gönüllü pilotlar, el ve ayaklarını
kullanmayıp sadece zihin güçleriyle uçağın
inişini yönetti. Birkaç pilot, görüş mesafesinin düşük olmasına rağmen inişi tamamlarken, bir pilot da park çizgisine sadece birkaç
metre farkla iniş yapmayı başardı.
HAZİRAN 2014
17
Kısa Kısa
GRAMOFON VE TAŞ PLAK MÜZESİ
Kütahya’da, emekli bir astsubayın açtığı ‘Gramofon ve Taş Plak
Müzesi’ büyük ilgi görüyor. Emekli Astsubay Fikret Pak’ın,
Paşam Sultan Mahallesi Ulu Camii Caddesi üzerindeki işyerinde
tamamen kendi imkanlarıyla oluşturduğu müzede, 16
gramofon ve yaklaşık 600 taş plak sergileniyor. Müzede,
ziyaretçilerine Türk Sanat Müziği eserlerini dinleterek, adeta
onları zaman tünelinde yolculuğa çıkaran Pak, sergilediği
gramofon ve taş plaklara, bu kültürü hiç yaşamayan gençlerin
daha fazla ilgi gösterdiğini dile getirdi.
BEYNİ GENÇ TUTMANIN
EN KESTİRME YOLU
ŞARJ SORUNUNA SON
Genç bilim insanından cep telefonlarının
şarj sorununu kökten çözecek, teknolojide
yeni bir sayfa açacak devrim niteliğinde
buluş geldi. Gediz Üniversitesi’nden Yrd.
Doç. Dr. Merih Palandöken, havadaki
elektromanyetik dalgalardan elektrik
üretilip depolanmasını sağlayan bir proje
geliştirdi. TÜBİTAK’ın da desteklediği
çalışmayla, cep telefonu gibi birçok cihaz
bataryasız kullanılabilecek, kalp pillerinin
enerji sorunu ortadan kalkacak.
Edinburgh Üniversitesi’nin araştırması,
yabancı dil öğrenmenin, beyin yaşlanmasını yavaşlattığını ortaya koydu. Araştırma
çerçevesinde, kentte doğan 262 kişiye 11
yaşında yapılan zeka
testleri, bu kişiler
70’li yaşlarındayken
tekrarlandı. 20082010 yıllarında yapılan araştırmada,
hepsi İngilizce’nin yanı
sıra en az bir dilde daha
iletişim kurabilen bu kişilerin 70’li yaşlarında bilişsel yetilerinin ne ölçüde değiştiği
incelendi. Araştırmanın bulguları, iki ya da
daha fazla dil konuşanların, kendilerinden
beklenenden çok daha iyi bilişsel yetilere
sahip olduğunu ortaya koydu.
GÖZLERİ RENKLİ OLANLARA UYARI
Uzmanlar, açık gri ve mavi gözlerin güneşin zararlı ışınlarından en çok etkilenen
gözler olduğunu belirtti. Op. Dr. Birgi Sönmezer, yaz mevsiminde güneş ışınlarının
şapka ve güneş gözlüğü takmayan kişilerde kalıcı görme hasarı oluşturabileceği
uyarısında bulundu. Op. Dr. Sönmezer, “Açık renkli gözlerde melanin pigmenti
azdır. Melanin pigmenti vücudumuzu ultraviyoleye karşı koruyan bir yapı taşıdır.
Bu nedenle açık tenli, açık renk gözlere sahip kişilerde koruma mekanizması
zayıftır. Güneş ve güneş ışınlarına karşı çok daha fazla hassastırlar. Açık gri ve
mavi gözler güneşin zararlı ışınlarından en çok etkilenen gözlerdir.” dedi.
İLK YERLİ UYDUNUN MİMARLARI BELLİ OLDU
Türkiye’nin ilk yerli mühendislik ve tasarımla yapılacak uydusu
TÜRKSAT-6A, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü
önderliğinde TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI), Aselsan ve
diğer yerli sanayi kuruluşlarının desteğiyle yapılacak. Yaklaşık
250 milyon dolarlık uydunun maliyetinin, Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığı ile TÜBİTAK tarafından karşılanması
planlanıyor. Tamamen yerli mühendislik ve tasarımla yapılacak
uydunun 2020’de uzaya fırlatılması hedefleniyor.
18
HAZİRAN 2014
YAKITSIZ ÇALIŞAN
MOTOSİKLET
Amasya Üniversitesi Teknik Bilimler
Meslek Yüksekokulu Elektronik
Otomasyon Bölümü öğrencisi Hasan
Mahmut Aydın, güneş enerjisiyle
çalışan motosiklet yaptı. Elektrikle
çalışan motosikletinin şarj sorununu
motosikletin üzerine monte ettiği
güneş paneliyle gidermeyi başaran
Aydın, “Projemde 4 tane 40 vatlık
panel kullandım. Bu paneli aküye
depolayarak enerjiyi 220 volt şebeke
elektriğine çevirerek motorumu
çalıştırıyorum” dedi. Motosikletin
üzerindeki güneş panellerini görenlerin
kendisini pizzacılara benzettiğini
anlatan 25 yaşındaki Aydın, tam şarj
olduğunda saatte 50 kilometre hızla
70 kilometre kadar gidebileceğini,
ayrıca okuluna bağışladığı güneş
enerjili motosikletinin geliştirilip engelli
araçlarında da kullanılabileceğini
belirtti.
GENÇLER, GELECEĞİN
TÜRKİYESİ İÇİN BULUŞTU
Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Genç Türkiye Zirvesi, ‘İnovatif Düşün, Geleceği
Yönet’ ana teması ile İstanbul Lütfi
Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi
Sarayı’nda düzenlendi. On
binlerce başvuru içerisinden seçilen 3 bin stratejik
vizyon sahibi genç; sivil
toplum kuruluşları,
iş dünyası temsilcileri, sanatçılar,
yazarlar, gazeteciler ve bakanlar
ile bir araya
geldi. Gençliğin
yeni vizyonunun belirlendiği
zirvede ‘Türkiye’nin Çıkış Yolu
İnovasyon’, ‘Stratejik Sektörler,
Savunma, Uydu ve Uzay Teknolojileri’,
‘Kentsel Dönüşüm ve Yaşanabilir Türkiye’, ‘Ulaşım Teknolojileri ve Denizcilik’,
‘İnovasyon Ekonomisi’ konuları ele
alındı.
TÜRK ÖĞRENCİNİN RESMİ AY’DA
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA)
desteğiyle düzenlenen ‘Uluslararası Gençlik Sanat
Yarışması’nda ‘En Yaratıcı Resim’ dalında birinci
olan 13 yaşındaki Bozkurt Selvi’nin resmi, radyo
dalgaları aracılığıyla Ay’a yollandı. 52 ülkeden 2
bin eserin katıldığı yarışmada, Ay’a gönderilecek
10 eserden biri seçilen Selvi’nin ‘Mission Europa’
isimli eseri, radyoteleskopla dünyanın uydusuna
gönderildi. Jüri değerlendirmesi sonucu eserinin
ilk 20 resim arasına girdiğini dile getiren Selvi,
daha sonra bu resimlerin sosyal paylaşım sitesi
üzerinden oylamaya sunulduğunu ve resminin en
çok oyu alarak birinci seçildiğini ifade etti.
BAVUL TAŞIMAK
TARİH OLUYOR
Çinli mucit He Liangcai, saatte 20
kilometre hız yapabilen ve elektrikle çalışan ‘bavul motosiklet’ icat
etti. 6 kiloluk eşya taşıyabilen bavul
motosikletle 59 km yol gidilebiliyor.
Özel bir eğitim almayan ve çiftçi
olan He’nin ürettiği bavul motosiklet şarj edilebilen küçük bir batarya
ile çalışıyor. Bavulda yolculara
yardım etmesi için navigasyon ve
hırsızlığa karşı alarm özelliği de bulunuyor. He, icadını ise 1999 yılında
kazandığı ödülü almak için gittiği
ABD’de bavulunu unutması sonucu
planladığını ve gerçekleştirdiğini
dile getirdi.
SELFİE’LERDEN
YENİ BİR
DÜNYA
HAYAT KURTARAN
BATTANİYE
Kayseri’de bir tekstil mühendisi, araçlarda çıkabilecek
olası yangına daha kolay
ve çabuk müdahale imkanı
sağlayacak bir ürün geliştirdi.
Bilgehan Ülger tarafından
Erciyes Teknoloji Transferi
Ofisi’nde (ETTO) geliştirilen
battaniye, yanmama, ve ısı
yalıtımı özelliğine sahip.
Aynı zamanda antibakteriyel
özelliği de bulunan battaniye,
yaralıların üzerinin örtülmesinde de kullanılabiliyor.
Söz konusu battaniye sahip
olduğu ısı yalıtımı özelliğiyle
kış mevsiminde dağcılar veya
araçlarıyla yolda kalanların
donma tehlikesine karşı da
kullanılabilecek.
NASA 22 Nisan Dünya Günü’nde yaptığı çağrı ile milyonlarca insanı tek bir
fotoğraf karesi içerisinde toplamayı başardı. Dünya Günü’nde, “Yeryüzünün şu an neresindesiniz?” sorusunu yönelten NASA, katılımcılardan
bulundukları yer bilgisi ile bir adet ‘selfie’ çekmelerini istedi. NASA, söz
konusu fotoğrafların oluşturulacak dev dünya görselinde kullanılacağını
açıklayınca, kısa sürede bolca fotoğraf elde etmeyi başardı. Ve toplanan
fotoğraflarla tıpkı dünyaya bezeyen bir resmi oluşturmayı başardı.
HAZİRAN 2014
19
Etkinlik
Gençlere kısa film
desteği
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi
Başkanlığınca (AFAD), afetlerle mücadele
ve farkındalığın artırılması çalışmaları
kapsamında ‘Afete Hazır Türkiye, Afete
Hazır Gençler Kısa Film Destek Programı’
başlatıldı.
Programa, üniversite yönetimince tanınan öğrenci kulüpleriyle iletişim ve görsel sanatlar fakültelerinde eğitim gören
öğrenciler en az 2 kişiden oluşan proje
gruplarıyla başvuru yapabilecek. TRT ve
Film Yapımcıları Meslek Birliği’nin desteklediği AFAD Kısa Film Destek Programı
ile ilgili ayrıntılı bilgiye ‘www.kısafilmdestek.com’ adresinden ulaşılabilirsiniz.
SON BAŞVURU TARİHİ: 10 Haziran
Türk Dünyası
Sultanahmet’te
yarışacak
‘Türk Dünyası ve Türkiye Misafiri
Üniversite Gençliği 14. Bilgi Yarışması’ bu sene; İstanbul/Sultanahmet
Meydanı’nda ve Başbakanlığın himayelerinde, 7-8 Haziran 2014 günü yapılacak.
Bu yılki etkinlik Balkanlar, Afrika ve
Latin Amerika ülkelerini de kapsayacak
şekilde daha büyük bir organizasyon
olarak gerçekleştirilecek. Programda 25
ülke ülkelerini tanıtıcı stantlar açacak,
10 ülkenin folklor ekipleri folklor gösterileri gerçekleştirecek, 20 ülke mensubu gruplar ise; ses-müzik gösterilerinde
bulunacak. 40’a yakın ülke grubu ise
ödüllü bilgi yarışmasına katılacak.
20
HAZİRAN 2014
Etkinlik
Venezüella Gençlik
Orkestrası İstanbul’da
Müziğin gücüne duyulan inancı
tazelemek için bir araya gelen ve 240
kişiden oluşan ‘Venezüella Teresa
Carreno Gençlik Orkestrası’, 10
Haziran’da Zorlu Center’da. Venezüella Teresa Correno Gençlik Orkestrası, Simon Bolivar Müzik Vakfı’nın
orkestra eğitim programının en öne
çıkan bileşenlerinden biri.
Bugüne kadar dünyanın birçok yerinde konser vererek dinleyicilerini kendilerine hayran bıraktı. El Sistema’nın
içinden yetişmiş yeteneklerden
biri olan müzik direktörü Christian
Vasquez’in yönetiminde 240 kişilik
devasa orkestra, müziğin gücüne
duyulan inancı tazelemek için, renkli
ve güçlü enerjisine sizin de dahil
olmak isteyeceğiniz bir programla
İstanbul’da.
Gençler, Sanat
Bienali’de
buluştu
Türkiye’nin en büyük çocuk ve gençlik
sanat organizasyonu olan ‘3. İstanbul
Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’ başladı. 3.
kez düzenlenen bienal, çocukların ufkunun
genişlemesine ve yeteneklerini keşfetmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.
5 bin genç ve çocuğun performanslarına ev
sahipliği yapan bienalin bu seneki konukları arasında KKTC, Nepal, Hollanda ve
İsveç’ten çocuklar bulunuyor. Tüm etkinlik
ve girişlerin ücretsiz olduğu bienal, şehir
hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy
iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi,
Galata SALT, Kadıköy meydanı ve Doğuş
Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.
HAZİRAN 2014
21
Etkinlik
Yarış Değil Festival
Amerika’da başlayıp tüm dünyaya
yayılan 5 km renkli koşusu şimdi
Türkiye’de... Sports International
sponsorluğunda yapılacak Color Sky
5K ile stresinizi bir kenara atacak,
hayatınıza renk katacak, daha önce
hiç yaşamadığınız bir deneyim yaşayacaksınız.
15 Haziran 2014’de Ankara Atatürk
Sahil Parkı’nda başlayacak olan
etkinliğe her yaştan, her bedenden
insan katılabilecek. Katılanların eğlenerek tamamlayacağı renkli koşu
yarış değil, bir koşu festivali.
2. Bilişim
Teknolojileri
Konferansı
İstanbul Üniversitesi, 25 Haziran
2014 tarihinde ‘2. Bilişim Teknolojileri
Konferansı’na ev sahipliği yapıyor. İstanbul Üniversitesi IEEE öğrenci kulübü
Computer Society departmanı tarafından düzenlenen ‘Bilişim Teknolojileri
Günleri (BİLTEG)’ etkinliğinde bu sene
‘Siber Güvenlik’ teması işleniyor.
Alanında uzman profesyonellerin katılımıyla gerçekleşecek oturumlarda ‘Siber
Güvenliğe Giriş’ ve ‘Siber Güvenlik Uzmanı Nasıl Olunur?’ gibi temel konulara
ağırlık verilecek. Konferansa, bilişim
alanındaki akademisyenlerin, eğitim
uzmanlarının, lisans ve lisansüstü öğrencilerin çalışmalarıyla ya da dinleyici
olarak yoğun katılımı beklenmektedir.
22
HAZİRAN 2014
Dosya
24
HAZİRAN 2014
Sahamızda
Avrupa’ya meydan
okuyacağız
Genç Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası 24 Temmuz - 3 Ağustos tarihİNDE Konya’da yapılacak. A milli
basketbol takımımızın da mücadele edeceği şampiyonada, sporcularımız kendi sahalarında RAKİPLERİNİ yenmek için mücadele edecek. —Hanife Usta Demir
HAZİRAN 2014
25
Dosya
24 Temmuz - 3 Ağustos tarihinde Konya’da yapılacak olan
2014 Gençler Avrupa Basketbol
Şampiyonası için yoğun bir
kamp dönemi içine giren genç
erkekler, şampiyona için antrenman hazırlıklarını sürdürüyor. Şampiyonanın Türkiye’de
olmasından dolayı çok istekli ve
motive bir şekilde çalışmalarını
sürdüren milliler, ilk olarak 12
gün sürecek Bolu kondisyon
kampında ter dökecek. Bolu
kampının ardından önemli rakiplerle 4 uluslararası turnuva
oynayacak olan 12 Dev genç
Adam, toplam 14 hazırlık müsabakası ile şampiyona hazırlığını
tamamlayacak.
Sahaya madalya için
çıkacaklar
Bu yıl ülkemizde düzenlenecek olan şampiyona Konya’da
yapılacak. Kendi evinde mücadele edecek genç milliler,
sahaya madalya almak için
çıkacak. Madalya dışında genç
sporcuların hedefi ilk 5’e girerek 2015 yılında yapılacak
olan Dünya Gençler Basketbol
Şampiyonası’na katılmayı garantilemek olacak.
Grupta güçlü rakipler var
Avrupa’dan en iyi 16 ülke takımının katılacağı organizasyonda, genel olarak grupların
mücadelesinin dengeli olması
bekleniyor. A millilerin İlk gruptaki rakiplerini Çek Cumhuriye-
26
ti, Bosna Hersek ve Yunanistan
oluşturuyor. Genç basketbolcular açısından jenerasyonun
dikkat çeken isimlerini kadrolarında bulunduran ve gurubumuzda yer alan rakipler, güçlü
takımlardan oluşuyor. Fakat bu
durum geçen yıl Hırvatistan’ı
yenerek Avrupa’nın en iyi takımı olduğunu kanıtlayan genç
millilerin gözünü korkutmuyor.
Avrupa’nın en iyisi
Konya’da belli olacak
Avrupa’dan katılım gösterecek
16 milli takımın mücadele
edeceği Genç Erkekler Avrupa
Basketbol Şampiyonası, Konya
Büyükşehir Belediyesi Spor ve
Kongre Merkezi içerisinde yer
alan iki farklı spor salonunda
eş zamanlı olarak oynanacak.
500 civarında yabancı
spor adamı gelecek
Genç Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası esnasında
500’e yakın yabancı heyetin
Konya’da olması bekleniyor.
Şampiyonadan birkaç gün öncesinde müsabakada mücadele edecek sporcular, antrenörler ve teknik heyetler kente
giriş yaparak antrenmanlarını
tamamlayacak. Tüm bunların
dışında müsabakaları an ve an
medyaya iletecek olan yerli ve
yabancı basın görevlileri ve
oyuncu yakınları da şampiyona boyunca Konya’da konaklayacak.
C GRUBU
Türkiye
Yunanistan
Bosna Hersek
Çek Cumhuriyeti
A GRUBU
İtalya
Polonya
Belçika
Letonya
B GRUBU
Fransa
Hırvatistan
İngiltere
Litvanya
D GRUBU
Sırbistan
İspanya
Karadağ
Rusya
Sporcuları şampiyonaya hazırlayan
teknik ekip ve idari kadro;
Orhan Demirel; Takım Menajeri Ömer Uğurata; Teknik direktör
Gökmen Güner; Yardımcı Antrenör Ozan Havuzlu; Yardımcı Antrenör
Hasan Serbest; Yardımcı Antrenör
HAZİRAN 2014
Geleceğin
yıldızları
kendini
ispatlayacak
Ulaşım ağı ve elverişli
konaklama imkanlarının
bulunduğu kentte 11
gün boyunca geleceğin yıldızları mücadele
edecek. Finale çıkan ilk
beş takımın dünya şampiyonasını garantilediği
organizasyonu spor camiası da yakından takip
edecek. Şampiyonayı
yakından takip etmek
isteyen izleyiciler müsabakaların yapılacağı
spor salonlarına ücretsiz
olarak giriş yapabilecek.
HAZİRAN 2014
27
Haber
Bir Paket Krakere
Madalya Üzerine
Madalya…
28
HAZİRAN 2014
Gökay Baz
İşte yalnızca birkaç paket çubuk
kraker ile motive olan, şampiyon
Münevvere’nin hikâyesi…
Down Sendromlu, Münevvere
Yılmaz 1994 doğumlu. Spora olan
yatkınlığı 2005 yılında okul turnuvasında keşfedildi. Münevvere’nin annesi
o gün engelleri sporla aşabileceğine
inandı ve o günden sonra kızının spor
yaşamında en büyük destekçisi oldu.
Spora başlanan ilk günler zordu. Kızını
bir süre kendi çalıştıran Anne Yılmaz
“aylarca sırtımda kilolarca gülleyle
stadyuma gittik geldik’’ sözleriyle dile
getiriyor, o zor günleri.
Çubuk krakerle gelen motive
hikayesi de o günlerde başlamış.
Önceleri aile derslerine çalışsın diye
çubuk kraker veriyor Münevvere’ye. Bu
alışkanlık spora başladığında da devam etti. Anne Yılmaz, Münevvere’nin
spor yaşamında da krakeri motivasyon
kaynağı olarak kullanmaya başladı.
Anne, Münevvere’nin kraker sevgisini şu sözlerle anlatıyor;
“Bizler normal geliri olan bir aileyiz. Büyük hediyeler alacak gücümüz
yok. O yüzden yerine getirebileceğimiz
sözler verdik. Mesela çubuk kraker
sözü verdik çocuğumuza… Münevvere
çok severdi krakeri. Bizim bakkal
dükkânımız var. Münevvere küçükken de krakeri kaptığı gibi kaçardı.
Münevvere’ye bir şey yaptıracağımız
vakit sana sunu söyle yaparsan çubuk
kraker vereceğiz derdik…”
Münevvere ilk büyük başarıyı 2008
yılında Türkiye şampiyonu olarak yaşadı.
2009 yılında ise anne Hanife Yılmaz’ın, ‘O günden sonra
Münevvere’nin hayatı değişti’ dediği
olay yaşandı. Artık Münevvere halen
birlikte çalıştığı antrenörü Oğuz Özovar ile çalışmaya başlamıştı. Münevvere o günden beri antrenmanlarda
her gün en az 3 kilometre koştu. Her
antrenman sonunda ise ödül olarak bir
paket çubuk krakerin sahibi oldu.
Hocası da Münevvere’nin krakere
olan düşkünlüğünü kullandı. Bu sayede
antrenmanlarda Münevvere çok sevdiği krakerlere kavuşma umuduyla daha
çok çalıştı.Adım adım şampiyonluğa
yaklaştı... Ve yoğun çalışma sonunda
meyvesini verdi. Münevvere 2012
yılında Portekiz’de düzenlenen Dünya
Şampiyonasında Dünya üçüncülüğü
elde ederek dikkatleri üzerine çekti.
Son olarak ise bu yıl Avrupa Şampiyonasında Münevvere, gülle atmada
birinci liği kazanırken, 800 metre ve
En son Portekiz’de
kürsüye çıkARAK,
gülle atmada şampiyon olAN Down
sendromlu, Münevvere Yılmaz
Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli
engelli sporculardan biri. Ailesi
de antrenörleri
de Münevvere’nin
en büyük destekçisi. ancak
Münevvere’nin bir
motivasyon kaynağı daha var çok
sevdiği çubuk kraker. Gözü ne altında, ne parada…
4x100 metre bayrak yarışında bronz
madalya aldı. Madalya kazandığı için
onlarca paket krakerin de sahibi oldu.
Münevvere şimdilerde gözünü
olimpiyatlara dikti. Anne Yılmaz,
verilen desteğin devam etmesi halinde
kızının olimpiyat şampiyonu olacağına
inanıyor. Münevvere bu kez de şampiyon olduğu taktirde bol bol kraker
yemenin mutluluğunu yaşayacak.
HAZİRAN 2014
29
Dosya
‘Uzay’ı
Yakın
EDEN
KAMP
Sözlükte uzay, ‘Bütün gök
cisimlerinin içinde bulunduğu
boşluk’ olarak tarif ediliyor. İnsanoğlu
tarih boyunca belki de enerjisinin büyük
çoğunluğunu bu zihnine sığıştıramadığı
boşluğa adadı. Bir zamanlar kahinlerin ilham
kaynağı olan uzay, gelişen teknolojiyle her gün yeni
bir yanını keşfettiğimiz halde halen büyük bir muamma.
Bu büyük muammanın çözülmesi konusunda Türkiye’de de
çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmayı yapan kurumlardan biri de
İzmir Ege Serbest Bölgesi’nde bulunan ‘Uzay Kampı Türkiye.’
İşadamı Kaya Tuncer tarafından 2000 yılında kurulan
Kampı Türkiye’, ağırlık olarak
kampın açılışını NASA’da çalışan ilk Türk mühendisi
7-15 yaş grubuna eğitim verse de
İsmail Akbay ve uzaya ilk giden yedi astronottan
yetişkinler için programları da mevcut.
biri olan Scott Carpenter gerçekleştirdi.
Kamp, eğitimlerinde katılımcılarınUzay, uzay bilimleri ve teknolojileri
da dolaylı olarak liderlik, takım çalışması,
alanında eğitim vermek için kurulan,
problem çözme, doğru iletişim kurma gibi
dünyada ABD ve Kanada’dan sonra
meziyetlerin geliştirilmesini hedefliyor. Yılın değişik
üçüncü uzay kampı olan ‘Uzay
zamanlarında farklı programlar sunan kampın yaz
döneminde İngilizce ve Türkçe sunulan 6 günlük program
çocuklar için ideal.
Kamp eğitimlerinde yaparak ve yaşayarak öğrenme
metodu esas alınıyor. Katılımcılara, NASA tasarımlı simülatörlerle; Ay’da yürüme, ağırlıksız ortamda hareket
etme gibi eğitimler veriliyor. Eğitimlerde gerçeğinin
birebir kopyası uzay mekiğinde sanal uzay
uçuşu yaptırılıyor. Bu yıl müfredata eklenen
sanal Mars keşif aracı “Mars Gezgini”yle
Mars’ın yüzeyinde sanal gezintiye
çıkma imkanı buluyor.
Kurulduğu günden bugüne
55 ülkeden 150 bini aşkın
kişiye eğitim veren ‘Uzay
Kampı Türkiye’ bu yıl
NASA ASTRONOTU RICHARD
LINNEHAN’I AĞIRLAYACAK.
30
HAZİRAN 2014
‘Uzay Kampı Türkiye’ NASA
ile ortak çalışmalara da imza
atıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu ile
2003 ve 2004’te gerçekleştirilen canlı telefon bağlantısı ile NASA üzerinden uzaydaki
istasyonda bulunan astronotlarla canlı görüşme
gerçekleştirildi.
Kampta video konferans yöntemiyle NASA’daki uzmanlardan da bilgi alınıyor. Bu yılın Mayıs ayında NASA’yla
gerçekleştirilen 100’üncü video konferansta, Marshall Uzay
Merkezi’nde görevli uzman Scott Anderson Mars’a yapılacak
insanlı uzay uçuşları hakkında bilgi verdi.
Kurulduğu günden bugüne 55 ülkeden 150 bini aşkın kişiye eğitim veren ‘Uzay Kampı Türkiye’nin bu
yıl da çok özel misafirleri var. NASA Astronotu
Richard Linnehan, ‘Uzay Kampı Türkiye’ye
gelerek uzay meraklısı öğrencilerle
buluşacak.
HAZİRAN 2014
31
Röportaj
Marmaray’da
bir dalgıç
ŞAHİKA ERCÜMEN
Milli serbest dalış sporcusu Şahika, Avrupa ve
Asya kıtalarını birleştiren Marmaray ile İstaNbul
Boğazı’nın metrelerce altına daldı. Hem de bu kez
nefesini tutmadan.
Fotoğraf: Ali Balıkçı
32
HAZİRAN 2014
HAZİRAN 2014
33
Röportaj
Asrın projesi Marmaray
ile her gün binlerce kişi,
İstanbul Boğazı’nın derin
sularında seyahat etme
fırsatı buluyor. Şahika
Ercümen de Gençlik Spor
Dergisi’yle bu fırsatı ilk
kez değerlendiriyor ve
dalışını heyecanla gerçekleştiriyor, üstelik rahatlıkla nefes alabilirken.
34
HAZİRAN 2014
29 Ekim 2013 tarihinde hizmete
giren asrın projesi Marmaray,
sadece Asya ve Avrupa kıtalarını
birleştirmiyor. Aynı zamanda
medeniyetler arasında da köprü
kuruyor. Biz de Gençlik Spor
Dergisi olarak İstanbul Boğazı’nın
metrelerce altına ‘dalmak’ için
dünya rekortmeni serbest dalışçı
Şahika Ercümen ile Marmaray’ın
Sirkeci İstasyonu’nda buluşuyoruz.
İstasyonun merdivenlerinden
inerken Şahika Ercümen dalış
öncesi hazırlık sürecini anlatıyor:
“Rekor denemelerinden 2-3
hafta öncesinde her gün dalış
antrenmanlarımız oluyor. Ama
sadece dalış yapmak bu spor için
yetmiyor. Suya dalmadan önce
yoğun bir çalışma programımız
var. Nefes egzersizlerimizi yapıyor
ve konsantre oluyoruz. Akciğerlerimizin yanında karın bölgesi
ve üst ciğerlerimizi de havayla
dolduruyoruz. Çünkü sadece tek
nefes hakkımız var.”
Dalış öncesi mental çalışmalarına da dikkat çeken Ercümen,
“Psikolojik açıdan da önemli çalışmalarımız oluyor. Konsantre olmaya çalışıyoruz. Çünkü düşünsel
anlamda kafanız karışık olursa 10
metre bile dalmakta zorlanabilirsiniz. İyi günlerimizde ise limitleri
zorlayabiliyoruz” diyor.
Rekor denemeleri öncesindeki
son gün büyük bir baskı olduğunu
dile getiren Şahika Ercümen, “Tüm
senemizi sadece 2-3 dakika sürecek dalış anına adıyoruz. Çünkü
her ne olursa olsun o an dalışımızı
gerçekleştirmemiz gerekiyor”
şeklinde konuşuyor.
“Marmaray’la İlk Kez Deniz
Altında Nefes Alıyorum”
Guinness
Rekorlar
Kitabında
Şahika Ercümen, 11 Şubat
2011 tarihinde Avusturya’da
buz altından tek nefeste
110 metrelik bir mesafeyi
katederek hem erkekler
hem de kadınlarda Buzaltı
Yatay Dalış dünya rekorunu
kırdı ve Guinness Rekorlar
Kitabı’na girdi.
Sirkeci’den Üsküdar’a doğru
seyahatimiz başladığında Ercümen
heyecanını paylaşıyor:
“Her zaman nefesimi tutarak
suyun altına iniyordum. Şimdi
ise asrın projesi Marmaray ile su
altındayız, üstelik rahatlıkla nefes
alabiliyoruz. İnsanların şehir içi
ulaşımında bu derece kolay bir
şekilde seyahat etmesi çok güzel.
Ben de ilk kez bindim ve çok keyif
aldım.”
Suyun altının çok büyülü
bir dünya olduğunu ve insanı
bambaşka bir ortama taşıdığına
işaret eden Şahika Ercümen, “En
önemlisi oradaki fizyolojik ortama
uyum sağlamanız. Örneğin;
nabzınızı yavaşlatmanız gerekiyor.
Böylelikle oradaki canlılarla uyum
sağlıyoruz” diyor.
“Gençlik ve Spor
Bakanlığı’na teşekkürler”
Marmaray ile ‘dalışı’ tamamlayan
Ercümen, 3 tarafı denizlerle çevrili
ülkemizde, 14 yaş üstü çocukların
doğru eğitimler ile risksiz bir
şekilde bu sporu yapabileceğinin
altını çiziyor.
23-25 Temmuz tarihlerinde
Kaş’ta Dünya rekoru denemesi
yapacak olan Ercümen, Türkiye’yi
uluslararası arenada temsil
HAZİRAN 2014
35
Röportaj
etmenin gururunu yaşıyor ve şöyle
devam ediyor:
“Türkiye son yıllarda bu
branşta önemli derecelere imza
atıyor. Bu nedenle dünyanın
gözü ülkemizde. Gençlik ve Spor
Bakanlığı’na da olimpik olmayan
bu branşa ilgisinden dolayı
teşekkür ediyorum. Ben de rekor
denememde Türk bayrağını dalgalandırmak adına elimden geleni
yapacağım.”
Serbest Dalış
Nedir ?
İnsanın inanılması güç
derinliklere nefesini tutarak
daldığı serbest dalış sporunun
tarihi çok eskilere dayanır. Sualtı
avcılığı ile insanların geçimini
sürdürmeleri amacıyla başlayan
bu spor sualtı avcılığının çok
ötesine geçip günümüzde
limitlerini keşfetmek isteyen bir
grup serbest dalıcı tarafından
ayrı bir boyut kazanmıştır. Bu
sporun ilginç yanı adrenalin
peşinde maceracı gençlerle,
bilimadamlarını aynı anda
dehşete düşürmek gibi diğer
sporların sahip olmadığı bir
ayrıcalığa sahiptir. Sualtında
sınırlarını zorlayan ve bu
olağanüstü derinliklere inmeyi
başaran dalgıçlar, balina ve
yunuslarda da gerçekleşen,
basınç altında vücudun
çökmesini engelleyen eşsiz bazı
adaptasyonları yaşıyorlar.
Bu nedenle rekortmen
serbest dalıcılar yalnızca çok
yetenekli sporcular degil, kendi
içlerinde ayrı bir tür gibidirler.
Dünya rekorları resmi olarak
1949 yılında başladı. O zamandan bu yana ancak parmakla
sayılabilecek sayıda erkek ve
bayan sporcu rekorların seçkin
kitabına isimlerini yazdırmayı
başardılar. Tarihin gördüğü ilk
rekor 30 metre iken, bundan
52 yıl sonra şu an rekorlar 150
metre gibi bir derinliğe ulaşmış
durumda…
36
HAZİRAN 2014
“Rekor denemelerinden 2-3 hafta
öncesinde her gün dalış antrenmanlarımız oluyor. Ama sadece
dalış yapmak bu spor için yetmiyor.
Suya dalmadan önce yoğun bir
çalışma programımız var. Nefes egzersizlerimizi yapıyor ve konsantre
oluyoruz. Akciğerlerimizin yanında
karın bölgesi ve üst ciğerlerimizi
de havayla dolduruyoruz. Çünkü
sadece ‘tek nefes’ hakkımız var.”
Başarı öyküsü
Türkiye Şampiyonu, Serbest Dalış Takımı ile 2004
Fethiye-Türkiye
Türkiye Rekoru ve Türkiye
Şampiyonluğu,
Serbest Dalış, 2007 AnkaraTürkiye Avrupa Üçüncüsü,
Sualtı Hokeyi Türk Milli
Takımı ile 2008
İstanbul-Türkiye Türkiye
Şampiyonu,
Serbest Dalış Takımı ile
2008 Kemer-Türkiye Türkiye
Şampiyonu,
Serbest Dalış, 2009 Ankara-Türkiye Türkiye Rekoru,
Serbest Dalış, Serbest
Ağırlık 65 Metre, 2010 KaşAntalya Dünya Rekoru,
Guiness Dünya Rekorları,
Buz Altı Yatay Dalış, 110
Metre, 2011 Weissensee-Avusturya Dünya Rekoru,
Serbest Dalış, Sabit Ağırlık,
70 Metre, 2011 Şarm ElŞeyh, Mısır Dünya Rekoru,
Paletsiz, Değişken Ağırlık,
60 Metre 2011 Şarm El-Şeyh,
Mısır Yeni Dünya Rekoru,
Paletsiz, Değişken Ağırlık 61
Metre, 2013 Van Gölü
Fair Play Sportif Tanıtım
Büyük Ödülü- TMOK (Türkiye
Milli Olimpiyat Komitesi) 2014
HAZİRAN 2014
37
Dünya Kupası
İlklerin Kupası:
Brezilya
2014
38
HAZİRAN 2014
Doğukan Gezer
Dünya Kupası, 13-30 Mayıs 1930 tarihlerinde
Uruguay’da gerçekleşti ve o günden bu yana 4 yılda
bir düzenlenen bir futbol şöleni halini aldı. Bu şölen,
her turnuva döneminde yeniliklere tanıklık ederek,
dünya kupası futbol kültürünün oluşmasını sağladı.
Diego Maradona’nın 1986 FIFA Dünya Kupası’nda
Tanrı’nın Eli olarak anılan golünden Güney Afrika
kültürüne ait olan ve 2010 Dünya Kupası’nın bir
parçası haline gelen Vuvuzela’ya, Brezilya’nın efsane
kaptanı Cafu’dan Roberto Carlos’a attığı çalımla
yürekleri ağıza getiren İlhan Mansız’a…
Dünya Kupası düzenlendiği her dönem futbol dünyasında yeni bir rüzgar estiriyor, futbol tarihine yeni
notlar düşüyor. 2014 Brezilya Dünya Kupası da çok
farklı yenilikleriyle başladı ve tüm dünyayı etkisi altına
aldı. İşte futbolun kalbi Brezilya’dan ilkler…
Kaybolan Köpük
Çocukluk dönemlerimizde o meşhur mahalle
maçlarında atış, baraj ve kale çizgilerini belirlerken tebeşiri alır ve itinayla çizgileri çizerdik.
Çizgiler ezberlendiğinde unutulur, koşturdukça
kaybolurdu. 2014 Dünya Kupası’nda kullanılmaya
başlanan kaybolan köpük uygulaması da biraz o
dönemlere götürüyor futbol severleri.
Kupa tarihinde ilk kez kullanılan bu uygulama
ile hakemler serbest vuruşta baraj mesafesini
ayarlamak için kaybolan köpük boya ile yer
belirliyor. Sprey ile saha çizgilerine benzer bir iz
oluşturarak, baraj mesafesinin korunmasında yarar sağlıyor. Kirlilik bırakmayan köpük 45 saniye
ila 2 dakika içerisinde yok oluyor.
Gol çizgisi teknolojisi
“Gol müydü? Değil miydi?” Bu soru üzerine yürütülen yüzlerce belirsiz soru, her dünya kupasında
yuvarlanan bir kartopu misali büyüyerek önemli bir
boyut aldı. 30 Haziran 1966’da Londra’da oynanan
İngiltere Almanya finalinde uzatmalar oynanırken
101.dakikada İngiliz futbolcu Hurst’un vurduğu top
üst direğe vurup yere çarptı. Maçın hakeminin, yardımcısının kararına uyarak verdiği gol, maçın üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala tartışılmakta.
Özellikle, 2010 Dünya Kupası’nda İngiltere’nin
Almanya’ya 4-1 mağlup olduğu karşılaşmada, İngiliz Frank Lampard’ın golünün sayılmaması üzerine
yeni bir teknoloji geliştirildi: Gol çizgisi.
İlk kez bu yıl Brezilya’da kullanılan bu teknoloji
ile her iki takımın da golünü kaydedebilecek özelliğe
sahip yüksek hızlı 14 kameranın yer aldığı bir sistem
geliştirildi. Bu kameralar gol çizgisine yaklaşan topun
pozisyonunu, sürekli ve otomatik bir şekilde X, Y ve Z
koordinatlarını kullanarak üç boyutlu yakalıyor. Top,
çizgiyi tamamen geçtiğinde, hakemin saatine 1 saniyeden kısa bir sürede “Gol” yazılı sinyal gönderiyor.
40 Yıl Sonra Türk Hakem
Doğan Babacan, Almanya’da 1974 yılında düzenlenen Dünya Kupası’nda önemli maçları yöneterek
Türk hakemlik tarihine altın harflerle geçmişti.
Türkiye’de sporseverlerin gururla takip ettiği
Babacan, Dünya Kupaları tarihinde ilk kırmızı kart
gösteren hakem olarak da adından söz ettirmişti.
O günlerden tam 40 yıl sonra bir Türk hakem
daha Brezilya’da görev aldı. Cüneyt Çakır. Ev sahibi
Brezilya ile Meksika arasında oynanan karşılaşmada
kusursuz bir maç yöneten Cüneyt Çakır’ın yardımcılıklarını ise Bahattin Duran ve Tarık Ongun yaptı.
İlk Kez Bosna Hersek
Bosna Hersek futbol tarihine baktığımızda çok
da gerilere gitmeye gerek kalmıyor. Uzun yıllar
Yugoslavya Milli Takımı forması giyen Bosna Hersekli futbolcular, ilk kez 1995 yılına gelindiğinde
Bosna Hersek adıyla, formasıyla ve taraftarlarıyla
top koşturan bir takım halini aldı.
Bugüne dek uluslararası alanında büyük başarılar
yakalayamayan Bosna Hersek, 2014 Dünya Kupası’na
katılma hakkı kazanarak seyircilerine haklı bir gurur
yaşattı. Turnuvaya ilk kez katılmanın heyecanını yaşayan sporcular ve antrenörler hazırladıkları kısa filmle
Türkiye’deki futbolseverlerden de destek istedi.
86’dan Sonra İlk Kez Güney Amerika’da
Brezilya, Arjantin gibi Güney Amerika ülkeleri, futbol tarihi boyunca önde gelen sporcular yetiştirmiş
ve milli takımlar düzeyinde de büyük başarılara
imza attı. Başarılı futbolcu fabrikası gibi sürekli
olarak dünya liglerine sporcu gönderen bu ülkeler,
futbol alanındaki organizasyonlara ev sahipliği
konusunda ise en son 1986 Meksika’da düzenlenen
Dünya Kupası’na kapılarını açmıştı.
Brezilya’nın 2014 Dünya Kupası’nda ev sahibi ülke
olması ise 1986’da noktalanan ev sahipliği konusunun
devamlılığını sağladı. Bu kapsamda Brezilya hem
28 yılın ardından Güney Amerika’da düzenlenen ilk
turnuvaya hem de 1950 yılının ardından ikinci defa bir
Dünya Kupası organizasyonuna ev sahipliği yaptı.
HAZİRAN 2014
39
Dünya Kupası
Spor yazarlarının favorisi
UĞUR MELEKE
İspanya
Brezilya
FUAT AKDAĞ
İtalya
Brezilya
OKAY KARACAN
Brezilya
Almanya
40
Arjantin
Almanya
HAZİRAN 2014
Arjantin
Arjantin
AHMET ÇAKAR
Brezilya
Almanya
CAN ÇOBANOĞLU
Brezilya
Almanya
METİN TEKİN
Arjantin
Hırvatistan
İspanya
Almanya
MEHMET DEMİRKOL
İspanya
SERDAR ALİ ÇELİKLER
Arjantin
Brezilya
Brezilya
Arjantin
Brezilya
ERCAN TANER
Arjantin
Brezilya
Almanya
20. Dünya Kupası heyecanı başlıyor. Açılış maçı, 12 Haziran’da
ev sahibi Brezilya ile Hırvatistan arasında oynanacak.
Yanıtı en çok merak edilen soru ise dünya kupasında zafere
hangi ülkenin milLi takımının ulaşacağı. Biz de ‘Gençlik
Spor Dergisi’ olarak spor dünyasının önemli isimlerine
kupa tahminlerini sorduk. Kimi spor adamı ilk üçü hemen
sıraladı. Kimi de yarı final ve final tahminlerini söyledi.
Çoğunluğunun favorisi ev sahibi Brezilya. Son şampiyon
İspanya’ya şans tanıyanlar da azımsanmayacak sayıda.
İşte Türkiye’nin tanınmış spor yazarlarının kupa tahminleri.
—Doğukan Gezer
HAZİRAN 2014
41
Kim Daha İyi?
TENİSTE
EFSANE REKABETİN
GALİBİ KİM?
42
HAZİRAN 2014
Rafael Nadal ve Roger Federer, 2004 yılında ilk defa karşılaştıklarında aralarında hiç bitmeyecek ezeli bir rekabeti başlattıklarını bilemezlerdi. Yıllar boyunca tenisseverler tarafından ilgiyle takip
edilen Nadal-Federer maçları oldu. İkili arasında 2008 yılında oynanan
Wimbledon finali kimi tenis otoriterlerince tarihin en heyecanlı maçı olarak gösterilir. Peki hangisi daha iyi ? Bu konuda yorumu her zaman olduğu gibi size bırakıyoruz.
—Gökay Baz
HAZİRAN 2014
43
Kim Daha İyi?
“Eğer bir gün
yerimi birisi alacaksa
bu Rafa'dır.”
-Roger Federer
‘EKSELANS’
federer mi ?
44
HAZİRAN 2014
“Roger, sen tarihin gördüğü
en büyük şampiyonlardan birisin
ve seninle oynamak
benim için büyük bir onur.”
-Rafael Nadal
‘TOPRAK KORTUN KRALI’
nadal
HAZİRAN 2014
mı ?
45
Kim Daha İyi?
4
1
7
5
17
302
24
2012
14
2006
Avustralya açık’ı
kazandığı sayı
Fransa açık’ı
kazandığı sayı
Wımbledon’ı
kazandığı sayı
Amerıka açık’ı
kazandığı sayı
Grand slam şampiyonluk sayısı.
Erkekler tenis
tarihinde
bu seviyeye
ATP Dünya
Sıralamasında
Birinci sırada art
arda kalarak rekor
kırdığı sayı
Federer’in Grand
Slam finali
oynadığı sayıdır.
Bu tarihte Amerika
Açık’ta 23. kez 1
numaralı seri başı
olarak Pete
Ulusal şampiyon
olduğu yaştır.
Yılında sezonu
zirvede tamamlayan
Federer, teklerde
katıldığı 17
turnuvanın 12′sini
kazanmayı başardı.
FEDERER
Roger Federer bir çok kişi tarafından tarihin gelmiş geçmiş en iyi
tenis oyuncuları arasında görülmektedir. ‘Ekselans’ lakaplı sporcu
dünyanın en zengin sporcularından biridir. Enfes bir oyun zekası,
el becerileri ve yetenekleri, zarif tek elli backhand ve soğuk
kanlılığı onu diğer tüm oyunculardan ayıran ve efsaneler arasına
yerleştiren en önemli özelliklerinden biridir.
1. Federer en çok sert
kortlarda başarılı.
2. Atakları çok etkili bu
alanda dünyanın sayılı
tenisçilerinden
3. Federer tek el
backhand ile oynuyor.
4. Enfes bir oyun
zekasına sahip
5. Roger Federer
abartı derecedeki
soğukkanlılığıyla
tanınıyor. Soğukkanlılığı
kendisine bir çok maç
kazandırdı.
KARŞIT GÖRÜŞLER
K a r iy e r i n d e ki 3 ö n e m l i o l a y
1.
Futbol tenis
kararsızlığı
Spor yaşamına futbol ve
tenis oynayarak
başladı. Çok zorlansa da on
üç yaşında tenisçi olarak
spor yaşamına devam etmek
istediğine karar verdi. Bu
karar onun tenis efsaneler
arsına girmesini sağladı.
46
2.
Yardım vakfı kurdu
Roger Federer, tenis kariyerinin yanı
sıra, 2003 yılında, amacı özellikle
Güney Afrika’daki çocuklar yararına
üretilen projelere destek sağlamak
olan Roger Federer Foundation’ı kurdu. 2005
yılında Tsunami bölgesindekilere yardım için
tenis oyuncularını maç yapmak için harekete
geçirdi. UNICEF yararına imzalı raketlerini
satışa çıkarttı. Federer, 2011 yılında Güney
Afrika’da Nelson Mandela’ dan sonra ikinci en
çok güvenilen ve saygı duyulan kişi seçilmiştir.
HAZİRAN 2014
3.
Çocukları onun
her şeyi
Roger federer ve mirka çiftinin 4 çocukları
var. Çiftin ikiz 2 kızı ve
ikiz 2 erkek çocukları var. Çiftin
kız çocukları Charlene ve Myla
23 Temmuz 2009’da, ikiz erkek
çocukları Leo ve Lenny ise 6 Mayıs 2014 dünyaya geldi. Çocukları
efsane sporcunun her şeyi.
Hayranları ise teknik açıdan
Federer’in daha iyi olduğunu düşünüyor. onlara göre Nadal sadece
hırsıyla var. Nadal’ın toprak kortun
kralı unvanı da Federer hayranları
için negatif bir gösterge. Onlar
Nadal’ın sadece toprak kortta iyi
olduğu görüşünde.
1
9
2
2
14
Avustralya açık’ı
kazandığı sayı
Fransa açık’ı
kazandığı sayı
Wımbledon’ı
kazandığı sayı
Amerika açık’ı
kazandığı sayı
Grand slam
şampiyonluk
sayısı
8
63
Çiftlerde
Tekler de şampiyon
şampiyon olduğu
olduğu sayı
sayı
1
2008
2005
2004
Olimpiyat
teklerdeki altın
madalya sayısı
Wimbledon
tenis turnuvasını
kazandı.
İlk Grand Slam’i
kazandığı tarih
Yılında toplam
11 turnuvada
şampiyonluk elde
etti.
NADAL
1. Nadal toprak kortlarda
dünyanın en iyi
sporcularından biri.
2. Savunması çok iyi. Bu
alanda iyiler arasında.
3. Nadal, klasik çift el
backhand ile oynuyor.
4. Efsane tenisci
muhteşem bir fiziksel
kuvvete sahip. Bu alanda
ATP’nin bir numaralı ismi.
5. Rafael nadal sınır
tanımaz hırsı ile tanınıyor.
Hiç vazgeçmiyor çetin bir
mücadeleci.
KARŞIT GÖRÜŞLER
Hayranları Nadal’ın tenisin altın
çağında kortlara çıktığını düşünüyor.
Yani rakipleri çok güçlüydü çünkü
Nadal, Federer’in yanında Novak
Djokovic ve Andy Murray gibi önemli
isimlerle aynı dönemde kortlardaydı. Federerin ise Andy Roddick ve
Lleyton Hewitt gibi nispeten daha
zayıf rakiplerle çıktığı düşünüyorlar.
Dolayısıyla onlara göre Nadal’ın
başarıları daha anlamlı.
Tenisin Efsanelerinden Rafael Nadal “Toprağın kralı” olarak biliniyor.
Rafael Nadal, tenis dünyasının en başarılı tenisçilerinden biri. Kendisiyle
özdeşleşmiş “backhand” vuruşları ve uzandığı 13 “Grand Slam”
şampiyonluğuyla adını şimdiden tenis efsaneleri arasına yazdırdı. Rafael
Nadal, yalnızca dünyanın en başarılı tenisçilerinden birisi değil. Milyonların
kendisine idol olarak benimsediği, reklamlarda, tanıtım filmlerinde yüzü
sık sık görünen, adeta bir fenomen haline gelmiş bir spor adamı.
K a r iy e r i n d e ki 3 ö n e m l i o l a y
1.
Amcalarının Sayesinde
Spora Başladı
Amcalarından birisi
eski bir profesyonel
tenis oyuncusuyken, bir
diğer amcası hem Barcelona hem
de İspanya Milli Takımı’nda forma
giymiş bir isim Miguel Angel Nadal.
Nadal’ın sporcu genlerini aldığı
amcaları Nadal’ı küçük yaşlarda
sporla tanıştırarak efsane ismi tenis
dünyasına kazandırdı.
2.
Kariyerinin
En Zor Seçimi
12 yaşında babası
genç Nadal’ı bir
seçim yapmaya
zorlayana kadar hem futbol
hem de tenisle ilgilendi.
Nadal’ın seçimi ise tenis
yönündeydi. Bu seçim ona
elliden fazla şampiyonluk ve
dünya çapında bir kariyerin
yolunu açtı.
3.
En Uzun süren tenis maçı
Rafael Nadal, 2009’da yılın ilk
Grand Slami Avustralya Açık
yarı finalinde 5 saat 14 dakika
ile turnuvanın en uzun maçını
oynadı. Bu maç ayrıca Nadal’ın oynadığı
en uzun maç oldu. 5 saat 14 dakikanın sonunda Fernando Verdasco’yu
yenerek kariyerinde ilk kez turnuvanın
finaline çıkmayı başardı. Finalde Roger
Federer’i yenerek ilk Avustralya Açık
şampiyonluğunu kazandı.
HAZİRAN 2014
47
Dosya
Veleyboldan Voleybola...
2003 yılında Ankara’da oynanan
Avrupa Şampiyonu finalinde
‘Filenin Sultanları’nın aldığı
başarı Türk Voleybolunun
kırılma noktası oldu. Altyapıya
olan ilgi ve buralarda
yetişen yetenekler sayesinde
Türk voleybolu, dünya spor
camiasında uzun yıllar adından
söz ettirecek gibi.
48
HAZİRAN 2014
Doğukan Gezer
Bir başarı hikayesi...
Tesisleşme hamlesi kapsamında
inşa edilen dev tesisler ve amatör sporcuların gelişimine ilişkin
olarak hayata geçirilen projeler
Türk voleybolunun dünya markası
olması yolunda önemli katkılar
sağlıyor. 1970’lerden bu yana Türk
voleybolunun katettiği aşamayı,
sporculardan ve antrenörlerden
dinledik.
Çok değil, 2000’li yıllardan
önce ismi dahi doğru telaffuz
edilemeyen bir spor branşıydı voleybol. Türk kulüp takımlarının ve
Milli Takım’ın Avrupa kupalarında
üst sıraları göremediği o dönemin
ardından bu ibre tersine döndü
ve Türk voleybol tarihinde başarı
dolu yeni bir sayfa açıldı.
Türk bayrağını uluslararası
organizasyonlarda dalgalandıran
kulüpler, voleybolda Türkiye’nin
dünya markası olması yolunda
önemli adımlar atıyor. Türk Milli
Takımı da “Filenin Sultanları” ile
bu adımlara sıçrayışlarıyla katkıda
bulunuyor.
Amatör Sporcular,
Başarıları Örnek Alıyor
Amatör voleybolcu Murat Sarpkaya henüz 16 yaşında ve 17.
Akdeniz Oyunları için inşa edilen
Mersin Voleybol Salonu’nda ge-
leceği için hazırlanıyor. Mersin’de
bulunan tesisten yararlanmak için
Kayseri’den gelen sporcu, gözlemlerini şöyle anlatıyor; “Gençlik ve Spor
Bakanlığı’nın tüm Türkiye’de olduğu
gibi Mersin’de de önemli bir spor
yatırımı var. Sporcuların yararlanabileceği önemli bir tesis. Ben de bu
fırsattan yararlanmak için elimden
geleni yapıyorum.”
Sporcuların Fiziksel Yapısı
Gelişiyor
1970’li yıllarda o dönemde revaçta
olduğu için futbol ile spora adım atan
İbrahim Çelik, 20 yaşında profesyonel olarak bu branşta mücadele
etmeye başladığını söylüyor.
Bugün gelinen noktayla geçmiş
yıllar arasında çok büyük farklar
olduğuna işaret eden İbrahim Çelik,
“Bizim dönemimizde ben 1.95’lik
boyumla en uzun sporculardan biriydim. Şimdilerde ise en kısa voleybolcu 2 metre. Bunun temel nedeni
ise bizim fizik olarak değil de teknik
olarak çalışmamızdı” diyor.
Milli voleybolcu Çelik, geçmiş
dönemler çeşitli sıkıntıların yaşandığını ifade ediyor ve ekliyor; “Bir antrenörümüz vardı ve antrenörlüğün
yanı sıra koçluk ve kondisyonerlik de
yapardı. Ayrıca malzemecimiz bile
yoktu. Şimdilerde ise sporcular herhangi sağlık sıkıntılarında aynı anda
fizyoterapistine dahi danışabiliyor.”
Türk Voleybolunda 2003
Öncesi - 2003 Sonrası Dönem
Milli voleybolcu Özlem Özçelik, 90’lı
yıllarda spora başlayan bir sporcu
olmasının ötesinde Türk voleybolundaki yükselişin en yakın tanıklarından
biri. Çünkü 2003 yılında Ankara’da
oynanan Avrupa Şampiyonası finalinde
Filenin Sultanları’nın aldığı başarıda
rolü büyük. Özçelik, bu başarının kırılma noktası olduğuna işaret ediyor ve
o tarihten sonra voleybolda önemli bir
ivme kazanıldığını belirtiyor.
Milli voleybolcu, gelinen noktayı
şöyle yorumluyor; “Ligimizde kalitenin
artmasıyla birlikte Türkiye bu alanda
önde gelen ülkelerden biri oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın da desteğinin
artmasıyla birlikte Türk voleybolunda
profesyonellik adına önemli adımlar
atılmaya başlandı.”
“Başarı, Voleybol Camiasının”
Son yıllarda uluslararası arenada çok
önemli başarılara imza atan Vakıfbank
Spor Kulübü’nün Yardımcı Antrenörü
Ferhat Akbaş ise Türkiye’de voleybol
branşında büyük bir yükseliş yaşandığını dile getiriyor. Söz konusu başarıyı,
verilen emeklerin sonucu olarak yorumlayan Akbaş, “Belli bir takımın değil tüm voleybol camiasının katkısıyla
bu noktaya gelindi. Altyapıya olan ilgi
ve orada yetişen yetenekler sayesinde
uzun yıllar Türk voleybolunun iyi yerlerde olacağı fikrindeyim” diyor.
Plaj Voleybolu da Yükselişte
Geçtiğimiz yıl Mersin’de düzenlenen 17. Akdeniz
Oyunları’nda Türk Milli Takımı’nın plaj voleybolunda altın madalya kazanmasında büyük
emeği olan milli voleybolcu Murat Giginoğlu,
kazandıkları bu başarıyla plaj voleybolunda
da Türk voleybolunun markalaşması yönünde
önemli bir başarıya imza attıklarını söylüyor.
Son yıllarda bu alanda önemli yatırımlar
yapıldığını ifade eden Giginoğlu, “Amatör
sporcularla plaj voleybolunu tanıştırmak adına
girişimlerde bulunuyoruz. Bu bağlamda yakın
gelecekte daha büyük başarılara imza atılabileceğini söyleyebiliriz” diyor.
“Fabrika Voleybol Projesi”
Türkiye, transfer bütçelerinde İtalya’nın ardında ikinci sırada yer alıyor. Ayrıca Gençlik ve
Spor Bakanlığı koordinesinde spor sevgisini ve
voleybolu küçük yaşlardan itibaren tüm ülke
geneline yaymak amacıyla hayata geçirilen
“Fabrika Voleybol Projesi” de Türk voleybolu
geleceği adına dikkati çeken projeler arasında.
HAZİRAN 2014
49
Rakamlarla Türkiye
Hazırlayan: Aykut Çebi
%18,3
Obeziteye dikkat!
Şişmanlığın yüksek olduğu bölgeler
sıralamasında Doğu Karadeniz yüzde
18,3 ile başı çekiyor. Ege Bölgesi'ndeki şişmanlık oranı ise yüzde 10,8.
Şişmanlığın düşük olduğu bölgeler ise
Kuzeydoğu Anadolu ve Güneydoğu
Anadolu'da yüzde 3,6, Doğu Anadolu'da
ise yüzde 4,2 olarak tespit edildi. İl
bazında şişmanlık oranı ise yüzde 12,4.
Türkiye'de toplanan inek sütü miktarı
3 milyon tona yaklaştı.
2 milyon
977 bin 361
18
Ocak-Nisan dönemlerinde 2013 yılında 2 milyon 704 bin 429 ton olan sanayiye aktarılan
inek sütü miktarı, 2014 yılında yüzde 10,09
artışla 2 milyon 977 bin 361 tona ulaştı.
MİLYON 52 BiN
Trafikteki araç sayısı 18 milyonu geçti
Trafiğe kayıtlı araç sayısı, bu yılın ocak ayı itibarıyla 18 milyon 52 bin 195'e
ulaştı. Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 18 milyon 52 bin 195 adet
taşıtın yüzde 51,9’unu otomobil, yüzde 16,4’ünü kamyonet, yüzde 15,1’ini motosiklet, yüzde 8,7’sini traktör, yüzde 4,2’sini kamyon, yüzde 2,3’ünü minibüs,
yüzde1,2’sini otobüs ve yüzde 0,2’sini ise özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
Doğalgaz ithalatı artıyor
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, ekonomideki büyüme ve artan nüfusa paralel olarak
Türkiye'nin doğal gaz ithalatı her geçen yıl artıyor. 2009 ve 2014 yılı verileri karşılaştırıldığında ithal edilen doğaz gaz
miktarının son 6 yıl içinde 11 milyon metreküpten 17 milyon metreküpe ulaştığı görülüyor.
50
HAZİRAN 2014
39.000.000
Türkiye, turizmde rekor peşinde
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) “2014 Turizm Sezonu Raporu”na göre, geçen yıl toplam 39 milyon turist Türkiye’yi
ziyaret etti. Turizm sektörü, yurt dışında yaşayan vatandaşlarla
birlikte bu yıl toplam 43 milyon kişiyi misafir etmeyi hedefliyor.
Turizm geliri 2013 yılında 32 milyar 310 milyon 424 bin dolar oldu.
Turizm gelirinin yüzde 78,9’u yabancı ziyaretçilerden, yüzde 21,1’i
ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi.
% 4,3
Türkiye ilk çeyrekte
yüzde 4,3 büyüdü
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine
göre Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 4.3 büyüdü. Büyüme rakamı
yüzde 4'lük beklentinin üzerinde gerçekleşti. Büyüme rakamları 2013'ün son çeyreğinde yüzde 4.4, 2013 yılının tamamında ise yüzde 4 olarak gerçekleşmişti.
142
bin
345 milyon 103 bin 668
Köprü ve otoyollar para bastı
Türkiye’de bu yılın 5 ayında köprü ve otoyollardan geçen 158 milyon 484 bin 333
araçtan 345 milyon 103 bin 668 lira gelir sağlandı. Karayolları Genel Müdürlüğü
verilerine göre, mayıs ayı itibarıyla köprü ve otoyolları 158 milyon 484 bin 333
araç kullandı. İstanbul’da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden bu yılın
beş ayında geçen 62 milyon 972 bin 520 taşıttan 98 milyon 589 bin 366 lira ücret
alındı. Aynı dönemde otoyolları kullanan 95 milyon 511 bin 813 araçtan ise 246
milyon 514 bin 302 lira gelir elde edildi.
Atatürk Havalimanı’nda
yeni rekor
İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yeni bir rekora
imza atıldı. 13 Haziran Cuma günü, 1294 uçak iniş ve
kalkış yaptı. 142 bin yolcuya hizmet verildi. Atatürk
Havalimanı’nda son olarak 9 Haziran Pazartesi
günü, 138 bin yolcu sayısına ve bin 272 uçak
trafiğine ulaşılmıştı.
882.000.000
Türkiye’den ihracat atağı
Türkiye'nin yılın ilk 4 ayındaki tüketim
malları ihracatı, geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 10,5'lik artışla 21,3 milyar dolar
oldu. Sadece Bursa, tekstil ürünlerinden 5
ayda 882 milyon dolar dış satım gerçekleştirdi.
HAZİRAN 2014
51
Haber
Dünyayı
kıskandıran proje!
İstanbul’a yapılacak 3. Havalimanının temeli Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenle atıldı.
2018’de tamamlanacak 3. havalimanının İlk etabı 29
Ekim 2017’de DEVREYE GİRECEK.
İŞTE dünyanın gıptayla baktığı O projeNİN DETAYLARI...
52
HAZİRAN 2014
İKİ KITA ARASINDA KÖPRÜ GÖREVİ
görecek OLAN DEV PROJE,
Türkiye’yi dünyanın hava trafiği
merkezi yapacak.
Tüm etaplar tamamlandığında, 165
yolcu köprüsü, terminaller arasındaki
ulaşımın raylı sistemle yapıldığı 4 ayrı
terminal binası, 3 teknik blok ve
hava trafik kontrol kulesi, 8 kontrol
kulesi, her türlü uçak tipinin operasyonuna uygun müstakil 6 pist, 16 taksi
yolu, 500 uçak park kapasiteli toplam
6,5 milyon metrekare büyüklüğünde
apron, şeref salonu, kargo ve genel
havacılık terminali, devlet konuk evi,
yaklaşık 70 bin araç kapasiteli açık ve
kapalı otopark, havacılık tıp merkezi,
oteller, itfaiye ve garaj merkezi, ibadethaneler, kongre merkezi, güç santralleri, arıtma ve çöp bertaraf tesisleri
gibi yardımcı tesislerden oluşacak.
İhtiyaçtan doğdu
Avrupa yakasında yer alan ve
Türkiye’nin en büyük havalimanı konumundaki Atatürk Havalimanı; 1953
yılından beri Türkiye ve dünya havacılığına hizmet veriyor. Ancak 61 yıl
boyunca yeni eklemelere ve tadilatlara
rağmen artık genişleme imkanı kalmadı.
Hal böyle olunca da İstanbul’un gerçek
havacılık potansiyelini ortaya çıkarmak
ve uzun vadeli bir çözüm ortaya koyabilmek için, İstanbul’un yeni bir havalimanına ihtiyaç olduğu sonucu ortaya çıktı.
Ve üçüncü havalimanı için Avrupa yakasında Yeniköy ve Akpınar yerleşimleri
arasında Karadeniz sahil şeridinde yer
alan yaklaşık 76,5 milyon m2 büyüklüğündeki alan bu proje için seçildi.
İhale bedeli rekor kırdı
Detaylar netleşti. Ardından yap-işletdevret modeliyle gerçekleştirilecek proje
için ihale süreci başladı. İhale 25 yıllık kira
bedeli için 22 milyar 152 milyon avro’luk
rekor bir bedelle sonuçlandı. Yatırım maliyeti ise 10 milyar 247 milyon avro oldu.
Neler kazandıracak?
Proje Türk havacılığının gelişiminde
önemli bir dönüm noktası olacak.
Havalimanı açıldığında Türkiye, Batı
Avrupa ile Uzak Doğu arasında önemli
bir transfer merkezi olacak. Bugün
Almanya’nın sahip olduğu hava trafiğindeki en yoğun ülke unvanına artık
Türkiye sahip olabilir.
3. Havalimanı, sadece havacılık sektörünün gelişmesine değil; aynı zamanda
hem aktive ettiği yatırımlarla, Türkiye
ekonomisinin gelişmesine de önemli
katkı sağlayacak.
İlk etap yatırımların başlaması ile inşaat dönemi süresince yılda ortalama
80 bin kişiye ek istihdam imkânı sağlanacak.
Havalimanının hizmete girmesi ile birlikte de yıllık ortalama 120 bin kişiye iş
imkânı doğacak.
Nasıl bir
havalimanı
olacak?
Yeni havalimanının en göze çarpan özelliklerinden biri yüksek
düzeydeki uçak ve yolcu trafiğini
kaldıracak, uzun yıllar hizmet verecek bir planla yapılacak olması.
Havalimanı, kendi enerjisini üreten, çevre ve doğa dostu, engelsiz, yeşil bir havalimanı olacak.
Proje tamamlandığında 150 milyon yolcu taşıma kapasitesi ile
dünyanın en büyük havalimanı
ünvanını alacak.
İnşaatında kullanılacak demir
çelik miktarının 350 bin tona, alüminyum malzemenin 10 bin tona,
camın ise 415 bin metrekareye
ulaşması beklenen proje, 4 etapta
tamamlanacak.
“İstanbul dünyanın
merkezi olacak”
Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan,
3. havalimanının
İstanbul’u dünyanın
en önemli havacılık
merkezlerinden biri haline getireceğini belirten Elvan, projeyle İstanbul’un
doğu ile batı, kuzey ile güney ülkeleri
arasında aktarma ve kesişme merkezi olacağını vurguladı. Elvan, kentin
transfer yolcuda pazar payı yüzde
66’yı bulan Avrupa-Asya-Afrika-Ortadoğu koridorunun merkezine yerleşeceğini ve bu pazardan en büyük payı
alacağını söyledi.
HAZİRAN 2014
53
Amatörün Sesi
Amatörün
sesi
Amatör branşlarda
bu ay neler yaşandı?
Hangi sporcularımız
ve takımlarımız kendi
dalında uluslararası
arenada yüzümüzü
güldürdü? Türkiye
ve yurt dışındaki
organizasyonlardan
haberler, duyurular,
sporcu profilleri
ve dahası... Amatör
branşlara dair
haberleri Gençlik
Spor farkıyla takip
edebilirsiniz.
Gençler Balkan Judo
Şampiyonası’nın ilk
gününde 13 madalya
Türkiye Judo Genç Milli Takımı,
Edirne’de düzenlenen Gençler
Judo Balkan Şampiyonası’nın
23 madalyayla tamamlayarak birinci oldu. 7-8 Haziran
tarihlerinde, 9 ülkeden 160
judocunun katıldığı organizasyonda Türkiye, şampiyonluğa
ulaştı.
Dünya Okçuluk
Şampiyonası
Antalya’da başlıyor
Dünya Okçuluk Şampiyonası,
Tesisleri’nde 15-20 Haziran
tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek. 100. Yıl Okçuluk
Tesisleri’nde Olimpik ve makaralı yay kategorilerinde yapılacak şampiyonaya, 50 ülkeden
yaklaşık 600 sporcu katılacak.
Dünyanın en önemli sporcularının yer aldığı şampiyona birçok
kanaldan naklen yayınlanacak.
54
HAZİRAN 2014
Türk takımları 119 kulübün katıldığı Avrupa Bölgeler Karate
Şampiyonası’nda 4 altın, 1 gümüş ve 7 bronz madalya kazanarak,
şampiyon oldu .Türkiye, elde ettiği 12 madalya ile şampiyonanın
en başarılı ülkesi olurken, 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalya
kazanan Rusya ikinci, 1 altın ve 1 gümüş kazanan Hırvatistan ise
üçüncü sırada yer aldı.
Bilardo’da Avrupa Şampiyonluğu
—Gökay Baz
Gelecek ay
Karatede Türkiye damgası
Avrupa Kupası’nda
milli atletlerimiz
şampiyon oldu
Makedonya’nın Üsküp kentinde
7 Haziran tarihinde düzenlenen
10.000 metre Avrupa Kupası
Şampiyonası’nda erkek milli
takımımız önemli bir başarıya
imza attı. Takım halinde şampiyonluğa ulaşan sporcularımız,
Türk Bayrağı’nı dalgalandırmanın gururunu yaşadı.
Rakiplerine karşı üstün bir
başarı gösteren Kemboi Arıkan
28:17.10’luk derecesiyle birinci,
Ali Kaya 28:17.70’lik derecesiyle
ikinci, Mehmet Akkoyun ise
28:55.35’lik derecesiyle yedinci
oldu. Kadınlarda yarışan milli
atlet Ümmü Kiraz serisinde birinci olurken, Burcu Büyükbezgin ise 34:19.07’lik dereceyle
üçüncü oldu.
3 Bant Bilardo Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda mücadele
eden Bahçelievler Belediyespor şampiyonluğa ulaştı. İstanbul
Bahçelievler’deki Siyavuşpaşa Spor Salonu’nda 6-8 Haziran
tarihlerinde düzenlenen 3 Bant Bilardo Avrupa Şampiyon
Kulüpler Kupası’nda, iki grupta 6 takım mücadele etti. Turnuvaya Türkiye’den Bahçelievler Belediyespor, Belçika’dan Deurne,
Fransa’dan Agipi, Portekiz’den Porto ve İspanya’dan Coral Colon
ile Alcantarilla ekipleri katıldı.
Milli Takımımız
Avrupa Ligi’ne
galibiyetle başladı
Türkiye A Milli Kadın Voleybol
Takımı, Avrupa Voleybol Federasyonu (CEV) tarafından milli
takımlar klasmanında düzenlenen Avrupa Bayanlar Ligi’ne
önemli bir galibiyetle başladı.
Mersin’deki Toroslar Voleybol
Salonu’nda . 7 Haziran’DA
yapılan karşılaşmada Türkiye,
Slovenya’yı 25-19, 25-13 ve
25-20’lik setlerle 3-0 galip
tamamladı.
Binicilikte büyük
başarı
Türkiye Binicilik Milli Takımı, Engel Atlama dalında dünyanın en
prestijli takım yarışması olan FEI
Milletler Kupası’nda birincilik elde
ederek önemli bir başarıya imza
attı. Polonya’nın Sopot kentinde
6 Haziran tarihinde düzenlenen
Furusiyya FEI Milletler Kupası,
dünyanın en başarılı binicilerini
ağırladı. Yarışmadan birincilikle
ayrılan milli takımımız, 2014’ün
Ekim ayında Barcelona’da düzenlenecek büyük finale katılma
hakkını da elde etti.
Sporcu profili
Ayşegül Çoban
(Halterci)
ENKA Avrupa
üçüncüsü
ENKA Spor Kulübü Bayan
Atletizm Takımı, Portekiz’de
24-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında düzenlenen
Avrupa Şampiyon Kulüpler
Şampiyonası’nda Avrupa
üçüncüsü oldu. Şampiyonada
5 birincilik, 3 ikincilik ve 2
de üçüncülük kazanan Enka
Spor Bayan Takımı, toplam
90 puanla Avrupa üçüncüsü
olurken, İspanya’dan Valencia Terra i Mar Takımı 111
puanla birinci, Portekiz’den
Sporting Clube Portugal ise
98.50 puanla ikinci oldu.
Oryantiring
Milli Takımımız
Azerbaycan’dan
birincilikle döndü
Türkiye, Azerbaycan’da düzenlenen Uluslararası Haydar
Aliyev Oryantiring Kupası’nda
takım halinde birinci oldu.
Milli sporcumuz Yaşar İsmet
Demiröz’ün elit erkekler
orta mesafede altın, uzun
mesafede ise bronz madalya
kazandığı organizasyona 12
ülkeden yaklaşık 200 sporcu
katıldı. Sporcumuz Fatih
İncebacak da orta mesafede
dördüncü sırayı aldı.
15.12.1998 Çorum’da 5 çocuklu bir ailenin 3. Çocuğu
olarak dünyaya geldi. Halter
sporuna ilkokul’da okurken
başladı. Katıldığı İlk müsabaka olan okullar arası
müsabakada 1. Oldu. Daha
sonra Şanlıurfa’da Türkiya
Şampiyonuluğu yaşadı.
En son katıldığı Yıldızlar
Avrupa Şampiyonasında 3
gümüş madalya kazanarak
Avrupa 2. si oldu.Halter kariyerine devam ediyor.
Kulüp kimliği
Taekwondo’da 5
Madalya
Dünya Üniversiteler Taekwondo Şampiyonası’nda
mücadele eden sporcularımız,
şampiyonanın ilk 4 gününde 1’i
altın olmak üzere toplamda 5
madalya kazandı.
Çin’in Hohhot kentinde 10
Haziran’da başlayan ve 14 Haziran tarihinde son bulacak olan
Dünya Üniversiteler Taekwondo Şampiyonası’nda ülkemizi
temsil eden milli sporcularımız
önemli başarılara imza attı.
1’i altın, 2’si gümüş ve 2’si
bronz olmak üzere toplamda 5
madalyaya ulaşan milliler, Türk
bayrağını göndere çektirmenin
haklı gururunu yaşadı.
İşitme Engelli
Millilerimiz Avrupa
Vizesini Aldı
İşitme Engelliler Milli Futbol
Takımı, Avrupa Şampiyonası
ön eleme grubu son maçında
İstanbul’da konuk ettiği
Macaristan’ı 5-0 yenerek
Almanya’da düzenlenecek
Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı.
Grubundaki ilk maçta
Hollanda’yı 4-2 mağlup eden
millilerimiz, Macaristan ile
yaptığı karşılaşmadan da
5-0’lık galibiyetle ayrıldı.
İstanbul’da gerçekleştirilen
müsabakayı çok sayıda futbol
sever izledi.
ASKİ Spor Kulübü
Kaç yılında kuruldu?
1990
Başkanı kimdir
Ahmet ERBAĞ
Ne kadar lisanslı ve milli sporcusu var?
Lisanslı 100 sporcu, 40 milli sporcusu bulunmaktadır.
Hangi branşlarda mücadele ediyor?
Yüzme, Masa Tenisi, Atletizm, Voleybol,
Futbol, Hentbol, Jimnastik, branşlarında
faaliyet göstermiş olup şu an Halter, Güreş ve Boks olmak üzere 3 branşta faaliyetine devam etmektedir.
HAZİRAN 2014
55
Röportaj
Ömer Oti’nin
Uluslararası
Başarıları
Hollanda’da 2013 yılında gerçekleştirilen Avrupa Gençlik
Olimpik Oyunları’nda 3000
metrede Avrupa ikinciliği.
İsrail’de 2014 yılında düzenlenen Dünya Liselerarası Kros
Şampiyonası’nda Dünya birinciliği
Azerbaycan’da 2014 yılında yapılan Yıldızlar Olimpiyatı Avrupa
Seçmeleri’nde 1500 metrede
birincilik.
56
HAZİRAN 2014
Katıldığı uluslararası spor organizasyonlarında elde
ettiği derecelerle ülkemizi başarıyla temsil eden milli atlet
Ömer Oti, Erzurum’daki tesisleşme hamlesinin yansımalarını
ve spor geleceğine
yönelik umutlarını
dergimize anlattı.
Dğukan Gezer
KarlI
Dağlardan
Modern Pistlere
Spora başladığı ilk dönemlerde çalışmalarını Erzurum’un zorlu doğa
koşullarında sürdüren Ömer Oti,
şimdilerde kente inşa edilen modern
atletizm tesisinden faydalanarak
20-26 Ağustos 2014 tarihlerinde gerçekleştirilecek 2. Yıldızlar
Olimpiyatları’na hazırlanıyor.
Atletizmle tanışma hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız?
İlköğretim okulumdayken amatör
yarışlara katılarak, koşuculukla
aramdaki bağı hissettim. Daha sonraları Gençlik ve Spor Bakanlığı’na
‘Bu branşta profesyonel olmak
istiyorum’ talebiyle gittim. Büyük bir
ilgi ve destekle karşılandım ve antrenör anlamında da yardım ettiler.
Kısa süre sonra Erzurum dışındaki
ulusal yarışlara katılma fırsatı yakaladım ve desteklerin karşılığını
vermek için elimden geleni yaptım.
Sonraları önemli başarılara imza
atarak milli takıma seçildim ve ülkemi uluslararası arenada başarıyla
temsil ettiğim atletizm serüvenim
başladı.
Yakın bir zamana kadar dağlardan
bayırlara kadar hemen her yerde
antrenman yapıyordunuz Şimdilerde ise modern tesislerde çalışıyorsunuz.Bu noktadan hareketle
tesisleşme hamlesinin sizin için
değerini açıklar mısınız?
Ülkemizde Gençlik ve Spor
Bakanlığı’nın inşa ettiği tesisler biz
sporcular için bir rüya gibi. Doğudan
Batıya, kuzeyden güneye yurdumuzun her bölgesinde ayrım gözetmek-
sizin yapılan tesisler bir bir hizmete
giriyor.Spora başladığım ilk yıllarda
modern pistlerin yanı sıra ayakkabı
bulmakta dahi zorlanıyorduk. Zorlu
doğa koşullarında sınır tanımadan
antrenmanlarımızı sürdürüyorduk.
Fakat tesisleşme hamlesiyle beraber
bu sorunları da dağlarda bırakarak,
pistlerde çalışmalarımı sürdürmeye
başladım. Bazıları bu kadar tesisin
gereksiz olduğunu ifade ediyor. Onları kış aylarında antrenman yapmak
üzere Erzurum’un dağlarına davet
ediyorum. İşte o zaman anlayabilirler.
Ülkemizi uluslararası spor organizasyonlarında başarıyla temsil
ettiğinizi görüyoruz. Peki, yarışlara
hazırlanırken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Hayatımın büyük bölümünü spora
ayırdığımı ve her sporcunun da böyle
yapması gerektiğini belirtmek isterim. Günümüze baktığımızda böyle
bir çalışma programının uygulamayonmasında da hiçbir engel çıkmıyor.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın her
kente en az bir adet kurduğu eğitim,
spor kamp ve tesislerinden dilediğimiz zaman faydalanabiliyoruz.
Bu destekler de tesis kadar bizler
için çok önemli. Çünkü biz sporcular
için sadece tesis yapılması yetmiyor.
Hazırlık sürecine dair de altyapının
oluşturulması gerekiyor. İçerisinde
bulunduğumuz dönemde de bu desteği fazlasıyla görüyoruz. Bu neden
Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Akif
Çağatay Kılıç’a da teşekkürlerimi
iletmek isterim.
HAZİRAN 2014
57
Dosya
Cömertlikle cimrilik arasındaki hassas nokta
Yardımseverlik
Her yardım,
cennete doğru
bir basamaktır.
H.Ward Beecher
Küçüklerin yardımı
olmaksızın hiçbir büyüğün başarıya ulaştığı
görülmez. Bu, ne küçüğü
büyütür, ne de büyüğü
küçültür.
Cemil Sena
Sevmek fiilinden
sonra gelen dünyanın
en güzel fiili
yardım etmektir.
V. Suttner
58
HAZİRAN 2014
Başkasına yararı
dokunan insan
en kusursuz insandır.
Sophokles
Akif Bülbül
Karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek huzurlu ve keyifli bir hayat sürdürmenin anahtarıdır.
Ama bu anahtarı kullanırken, yardım ettiğimiz kişinin
adını deşifre edİP onurunu kırmamamız gerektiğini de
hiçbir zaman unutmayalım.
akrabalarından ilgi bekler, yardım ve
Soyut yazılarda bu kez yardımselarımız boşuna dememişler; El el ile
iyilik umar. Ancak bu beklentisi boşa
değirmen yel ile diye...
verliği anlatalım dedik sizlere. Yarçıkabilir, akrabaları yüzüne bakmaİnsan gün geldiğinde başkadımseverlik öyle bir kavramdır ki,
literatürde belli bir yere koymakta
larının kendisine yardım etmesi
yabilir. Buna karşılık dost ve komzorlanırsınız. İnsanı boyutu var, dini
için mutlaka başkalarına yardım
şuları onu yalnız bırakmayıp, ilgi ve
boyutu var, sosyal/toplumsal ve evetmelidir. Atalarımız boşuna deyardımlarını esirgemezler. Atalarımız
boşuna dememişler; hayırlı dost, harensel boyutu var…
memişler; iyilik yap iyilik bul diye…
Bazıları hayırseverlik olarak niYardımsever insanlar herkese karşı
yırsız akrabadan yeğdir diye…
daha cömert daha eli açıktır. Böyle
İnsanlar bir arada yaşamak zotelendiriyor yardımseverliği, bazıları
insanlar toplum tarafından sevilir ve
da iyilikseverlik. Ama nasıl telaffuz
rundadırlar. Bu zorunluluk bir dayadaha fazla değer görürler. Atalarımız
edilirse edilsin, tek bir ortak paydası
nışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar.
boşuna dememişler; veren el alan
var o da; cömertlik ve insana verdiği
İnsanlar tek başlarına tüm işlerinin
elden üstündür diye, veren eli hermanevi haz...
üstesinden gelemezler. Diğer insanİhtiyaç sahibi fakir ve yoksul
kes öper diye, iyilik eden iyilik bulur
larla ilişki kurmak, işbölümü yapkimseleri tespit etmek, onları gözetdiye…
mak, iş birliğine geçmek zorundadırmek sıkıntılarına yardımcı olmak, geHayat şartları insanları bir arada yalar. Atalarımız boşuna dememişler;
yalnız taş duvar olmaz diye…
leceğe umutla bakmalar için katkıda
şamaya zorunlu kılmıştır. Bir arada
Toplu yaşama biçimi herkese
bulunmak dini ve insani bir görevdir.
yaşama sosyal hayatı, sosyal hayat
bir görev yükler. Bu görevlerin yaBir toplumda huzur, barış, sevgi ve
da karşılıklı olarak yardımlaşmayı
güven ortamı ancak yardımlaşma ve
beraberinde getirir. Önemsiz gibi
pılması bir yandan düzeni sağlar,
dayanışma ile mümkün olabilir.
görünen bir şeyin yokluğu, büyük bir
bir yandan da sıkıntıların ortadan
Yardımseverliğin temelinde sevişin aksamasına yol açabilir. Atalarıkalkmasını. Dolayısıyla karşılıklı
yardımlaşma esasına dayalı bu görev
gi, saygı ve dostluk bağlarının kuvmız boşuna dememişler; komşu komiyilikleri çoğaltır, toplumu güçlü kılar.
vetlenmesi yatar. Eğer, sivil toplum
şunun külüne muhtaçtır diye…
Atalarımız boşuna dememişler; el eli
kuruluşları üzerinden yapılıyorsa bu
Bir yardımda bulunacaksanız, bu bir
yıkar, iki el de yüzü diye…
yardımlaşma, toplumsal yardımlaşişe yaramalı; doyurucu ve karşı taHakikî dost, dostunun en sıkışık
madır. Eğer bu yardımlaşma başka
rafın ihtiyacını giderici olmalıdır. Gezamanında yardımına koşmaya hazır
ülke insanlarını da kapsar hale gellişigüzel, baştan savma, yarı buçuk
durumda bekler. Atalarımız boşuna
yapılan yardımlar pek işe yaramaz.
mişse artık evrensel boyuttan söz
dememişler; dost dostun eyerlenmiş
Atalarımız dememişler boşuna; veedebiliriz.
atıdır diye…
Yardımseverlik üzerine kısa bir
rirsen doyur, vurursan duyur diye…
Kimi yoksul kimseler birilerine
ufuk turu yapalım isterseniz, AtasözSıkıntıya düşen kişi, öncelikle
yardım ya da armağan
leri üzerinden;
olarak küçük de olsa bir
Birine yapılan
şey verirlerse bu onlar
yardım gizli olarak
için bir fedakârlıktır, yüyapılmalı, insanlara duyurulmamalıdır. Yardım
rekten, içten ve candanİnananların iyilik yapması ve yardımsever olması dinlerin
edildiği herkese göstedır. Zenginin yapacağı
temel prensibidir. Diğer dinlere göre bu konuda çok daha
yardım, fakirin yaptığı
rilirse yardım edilen kişi
hassas olan İslamiyet ise yardımseverliği Allah rızası için
yardımdan daha fazla
mahcup olabilir. Atalarıyapılan bir ibadet olarak görüyor. Yardım etmek, iyilik yapolabilir. Ancak bu onun
mız boşuna dememişler;
mak inananlara yüklenen bir sorumluluk. Bu sorumluluk
için fedakârlık sayılmaz.
Bir elin verdiğini öbür
zekât ve sadaka gibi ibadetlerle taçlandırılmış.
Çünkü ihtiyacından
elin görmesin diye…
İslamiyet’in dikkat ettiği başka bir husus da gizliliğe
fazla olan malından
Yel değirmesi nasıl
özen gösterilmesi, yardımın güler yüzle yapılması, yapılan
vermiştir. Atalarımız
yele ihtiyaç duyuyorsa,
yardımın başa kakılmaması...
boşuna dememişler; az
insanlar da bazı işlerini
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyuveren candan, çok vehalledebilmek için diğer
ruyor: Herkese iyilik etmek, sadaka vermek çok sevaptır.
Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır.
insanların yardımına
ren maldan diye…
ihtiyaç duyarlar. Ata-
Güleryüzle ve gizli...
HAZİRAN 2014
59
Dosya
60
HAZİRAN 2014
Hünerli ellerde hayat bulan sanat:
CAMIN ATEŞLE
DANSI
Binlerce figürün ateşle hayat bulduğu sıcak
cam sanatı, geçmişten günümüze insanın sabırla imtihanının en güzel temsilcisi olmaya devam
ediyor. Eriyik halde usta ellerde göze hitap
eden bu sanat sayesinde, evlerin en kıymetli köşeleri canlanırken, kadınlar kendilerine vazgeçilmez takılar bulabiliyor.
HAZİRAN 2014
61
Hanife Usta Demir
Dosya
Kimi zaman çok kırılgan, kimi zamansa soğuk ve katıdır cam. Madde olarak geçmişi 3000 – 3500
yıl önceye dayanan, yalnızca ehil
ellerde biçim bulan bu narin madde, dikkat, özen, ustalık ve hünerle
şekil alabiliyor. Sanatçının yorumlamasına göre gök kuşağının tüm
renkleriyle harmanlanabilen cam,
hayranlık uyandıracak ürünlerde,
yeniden hayat buluyor. Büyük
uğraşlar gerektiren atölyelerde
hazırlanan ürünler, özel sergilerde
satışa sunuluyor.
Televizyonda tanıştığı sıcak
cam sanatına gönülden bağlanan
ve bu yolda ilerlemeye karar verip
yıllar içinde ustalaşan Mustafa
62
HAZİRAN 2014
Kural’a, sıcak cam sanatını ve detaylarını sorduk.
den. Ufak atölye ortamlarında boş
boru üflemeciliği yapabiliyoruz.
Sıcak cam sanatı nedir?
Eriyik haldeki camın özel araçlar
yardımı ile şekillendirilmesine dayalı olarak sanatsal, süs ve dekorasyon amaçlı birçok çeşitte ürün
yapımıdır.
Sanatın tarihinden kısaca bahseder misiniz?
Türklerde geleneksel cam ürün
yapımı Selçuklu döneminden beri
var. Asıl gelişimi İstanbul’un fethinden sonraya dayanıyor. I. Mahmut döneminde Fransa’dan cam
ustaları getirtildiği, Mehmet Dede
ismindeki bir Mevlevi Dervişi’nin
III. Selim döneminde cam yapım
tekniklerini öğrenmek üzere
İtalya’ya gönderildiği bilinmekte.
Söylenildiği üzere, söz konusu
Mevlevi usta İstanbul Beykoz’da
bir atölye açmıştır ve çalışmaları
Nasıl icra edilir?
İki şekilde yapıyoruz. Biricisi, içi
dolu baget adı verilen camları
alevde yumuşatarak şekiller vermeye çalışıyoruz. İkinci olarak
kullandığımız teknikse, üfleme tekniği. Ürün üretmede üfleme tekniği
en çok başvurduğum yöntemler-
dum. 2000’li yılların ortasında
Cam Ocağı Vakfı’nın televizyondaki tanıtımını izledim ve
etkilendim. O günden sonra
cama olan ilgim artı. Cam atölyelerine yaptığım ziyaretlerde
camın alevle şekillendirilmesine
ilgi duydum. Sonrasında evde
oluşturduğum küçük bir atölyede çalışmalarıma başladım.
Çalışmalarımı bu yönde sürdürmek için Ankara, İstanbul,
Denizli’de cam ustalarından
dersler aldım. Şu anda Ankara Sanat Sokağı’nda bulunan
Atölye Camdan bünyesinde cam
sanatının gelişmesine katkıda
bulunmaya çalışmaktayım.
Cam sanatı ile ilgili anlatılması
ve bilinmesi gereken bir şey
var mı?
Cam sabır isteyen bir sanat, yapanı rehabilite eder, huzur verir.
Her çıkan obje diğerinden daha
farklı ve daha büyüleyicidir.
arasında en popüleri Çeşm-i Bülbül
olmuştur.
Sanat için gerekli olan malzemeler nelerdir?
Cam ocağı (Atölyelerde Şalomatüp-oksijen tüpü veya konsantratör) makas, cımbız, soğutma
kumu, şekillendirme çubukları,
grafit aparatlar-tavlama fırınları ve
camlar bu sanatı icra ederken kullandığımız başlıca malzemelerdir.
Bize biraz hayatınızdan ve camla
tanışmanızdan bahsedebilir
misiniz?
1963 yılında Balıkesir’de doğdum.
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi
Biyoloji bölümünden mezunu ol-
Günümüz cam sanatı ile
altın çağını yaşadığı dönemi
kıyaslar mısınız? Günümüz
Türkiye sinde bu sanata nasıl
bakılıyor?
Bana göre cam, şu an altın
çağını yaşıyor. Özellikle Cam
Ocağı Vakfı’nın yapmış olduğu
çalışmalar ve ülkemizde güzel
sanatlar üzerine eğim veren
fakülteler, Türkiye’de stüdyo
camcılığının gelişmesini sağlamış, böylece bu sanat geniş
kitlelerce tanınmış. Tüm bu çalışmalar bu sanatın tanınırlığını
arttırmanın dışında uygulayan
sayısını da artmıştır.
Yapmaktan en çok hoşlandığınız obje nedir? Nedenini
öğrenebilir miyiz?
Kuğu figürünü yapmaktan keyif
alıyorum. Camdaki ve kuğudaki
zarafetin birbirine uyumlu olduğunu düşünüyorum.
Cam sanatına ilgi duyanlara
ve merak edenlere mesajınız
nedir?
Cam ile ilgilenenlere merak
edenlere söyleyeceğim tek şey,
vakit geçirmeden cam eğitimi
veren ustalarla tanışıp öğrenmeye başlamaları.
HAZİRAN 2014
63
Foto Röportaj
64
HAZİRAN 2014
653. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri
Buyurun Er Meydanına
Ülkemizde düzenlenen en köklü sosyal ve
sportif etkinliklerinden biri olan Kırkpınar
Yağlı Güreşleri, ilk günkü heyecanıyla sürerken yaşattığı otantik kültürel mirasıyla
dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Rakip sporcuların “birbirini yüceltme
gösterisi”nin başka spor dallarında rastlamayan şekilde ifade bulduğu yağlı güreşte,
bu kültürel miras özenle yaşatılıyor.
Rakibine duyulan saygı figürleri, müzikle yapılan teknik uygulamalar; sözlerle
ifade etmenin güç olduğu, ancak gören ve
yaşayanların anlayabileceği muhteşem
keyifli ritüellerdir.
İşte Dergimizin objektifinden Kırkpınar...
—Ali Balıkçı
HAZİRAN 2014
65
Foto Röportaj
Bir spor branşı olarak günümüzde halen sürdürülen Tarihi
Kırkpınar Yağlı Güreşleri tarihsel kayıtlar incelenerek değerlendirildiğinde, sıradışı görüntü
ve uygulamalarla karşılaşılan,
çok köklü bir alan olarak karşımıza çıkar.
Yağlı güreş ve Kırkpınar’ın
temeli olan güreş sporu, insanlık tarihinde varolagelmiş
ve öncelikle insan gücünün en
üst seviyeye erişmesine hizmet
etmiştir. Bu güç, askeri amaçla
Asur ve Pers ordularında da
kullanılmıştır.
Anadolu’da Güreş
Anadolu Türk beylikleri döneminde güreşle uğraşan topluluklar olduğu bilinmektedir.
Güreşçi Alp Erenler, Sarı Saltuk
ve askerlerinin, Anadolu’dan
Avrupa’ya 1264 ‘te geçtiği ve
yeni yerleşimler tesis etmişlerdir. Bütün tarihi kaynaklarda,
bu geçişlerde yer alan akıncıların kendi aralarında güreştikleri
belirtilmektedir.
66
HAZİRAN 2014
Kırkpınar
Kıspet Kırkpınar
Güreşleri’nin
en karakteristik
figürlerinden.
Kıspetlerini giyinen pehlivanlar,
abdestlerini alıp
yağlandıktan
sonra peşreve çıkmaya hazır hale
geliyor.
Kırkpınar Güreşleri’ne dair
metinlere temel oluşturan yazılı
metin ve öyküler bunları destekler niteliktedir. Asıl ilginçlik,
bu güreşin günümüzde de
yaşayan uygulamalarında korunmuş görünen detaylarında
yer almaktadır. Bunlardan ilki
güreşe “yenişene” kadar devam
edilmesidir. Bu bazı kimselere
normal gibi görünse de antreman bilimiyle ilgilenen spor
bilimcilerin çok iyi bileceği gibi,
bu branşın diğer spor branşlarından çok daha tüketici ve dayanıklılık sınırlarını zorlayan bir
durum olduğudur. Yağlı güreşi
özel kılan “yağlanarak” rakibin
tutma, atma ve yıkma gibi temel eylem fonksiyonlarını daha
da güçleştiren bir spordur.
Kırkpınar Güreşleri’ni özel
kılan bir diğer faktör de vücudun insanın özellikle beden sağlığına katkı sağladığı kesinleşen
zeytinyağıyla yağlanmasıdır.
Bu konuda çok sayıda var olan
unsurlardan bir diğeri ise müsabakalarda müziğin yarışmanın
doğal bir parçası niteliğinde
oluşudur. Ayrıca motivasyon
sağlayıcı rolü ile yarışma öncesi müsabakaya davet eden
“cazgır”ların söylediği şiirsel
motifler de Kırkpınar’a hastır.
Kırkpınar Efsanesi
Rumeli’nin fethi sırasında Orhan Gazi’nin kardeşi Süleyman
Paşa 40 askeriyle Domuzhisarı
Kalesi ile birlikte birkaç kaleyi
ele geçirir. Bu birlik geri dönerken, bugün Yunanistan sınırları
içerisinde kalan Samona’da
mola verirler ve güreş tutuşurlar.İki güreşçi yenişemezler
ve haha sonra bir Hıdırellez
günü yani 6 Mayıs’ta yeniden
güreşe tutuşurlar. Güreş sabah
erkenden başlayıp gece yarısı
iki güreşçinin ölümüne kadar
sürer. Arkadaşları tarafından
orada bulunan bir incir ağacının
altına defnedilirler. Yıllar sonra
arkadaşları aynı yere tekrar
geldiklerinde iki pehlivanın gömülü oldukları yerde pınarların
aktığını görürler ve o bölge
“Kırkpınar” olarak adlandırılır.
Böylece Kırkpınar Yağlı Güreş
geleneği başlar.
HAZİRAN 2014
67
Foto Röportaj
Hüznün ve sevincin birarada yaşandığı er meydanındaki
tüm mücadele, başpehlivanlık kemerini takabilmek için...
68
HAZİRAN 2014
HAZİRAN 2014
69
Foto Röportaj
Rakibini yenmek için bütün oyunları deneyen ve güç sarf eden pehlivanların motivasyonunu yüksek tutmalarını sağlayan iki vazgeçilmez unsur;
müzisyenler ve cazgırlar…
70
HAZİRAN 2014
HAZİRAN 2014
71
Genç Başarı
72
HAZİRAN 2014
KARADA
GİDİYOR
HAVADA
UÇUYOR!
Aynı anda üç üniversiteden
başarıyla mezun olan azimli
genç Gökhan Göl, ‘Uçan Araba’
adını verdiği projesiyle yerden
ve havadan gidebilen bir
prototip yaptı. Gökhan Göl ile
Türkiye’de ilk olan bu projesi ve
hayatına dair keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik.
Fotoğraf: Ali Balıkçı
HAZİRAN 2014
73
Genç Başarı
Eskişehir’de bir araya geldiğimiz
Gökhan Göl, okuma azmi ile birçok
gence örnek olacak bir hayata
sahip. Göl, liseden mezun olduktan sonra 2010 yılında Anadolu
Üniversitesi Mühendislik Fakültesi
Elektrik Elektronik Mühendisliği
bölümünü kazanır. Aynı yıl aynı
üniversitede Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik
ve Elektronik bölümünde çift ana
dala (ÇAP) başlar. Siyasete ve yakın
tarihe olan ilgisinden dolayı yine
aynı yıl Açıköğretim Fakültesi’nde
Uluslararası İlişkiler bölümüne de
başlayan Göl, 2014 yılında eğitim
gördüğü bu üç bölümden de başarıyla mezun olur. Eğitim hayatı
dışında bilimsel çalışmalara da ilgi
duyan 23 yaşındaki Gökhan, başarılarını azmine ve sabrına borçlu
olduğunu söylüyor. Lise yıllarından
itibaren birçok projeye imza atan
Göl, son olarak ‘Uçan Araba’ adını
verdiği projesiyle yerden ve havadan gidebilen, otonom hareket
eden ve farklı ara yüzlerle kontrol
edilebilen bir prototip yaptı.
74
HAZİRAN 2014
Yerden ve havadan gidebilen İHA tasarımı
Başaramama, yapamama ve imkansız gibi kelimelerin hayatında
yer edinmediğini belirten Göl,
proje serüvenini; “Projemin tam
adı ‘Yerden ve Havadan Gidebilen
Otonom Hareket Edebilen Farklı
Arayüzler ile Kontrol Edilebilen
İHA Tasarımı’. Bu projenin ilk çıkış
noktası 4 rotorlu quadrotorlar ile
yapmış olduğum çalışmalardır.
Quadrotorları kullanarak gün
içerisinde belli saatlerde otonom
olarak istenen konumlardan basınç, güneş şiddeti, sıcaklık, nem
ve rüzgar hızı gibi verileri elde
ediyoruz. Bu veriler hava tahmini
için ve o bölgenin karakteristik
analizlerinin çıkartılmasında
kullanılmaktadır. Sonrasında
bu uçan alete kara aracı özelliği
kazandırarak otonom bir şekilde
hangara girmesini sağladım. Bu
yöntem sayesinde araç kalkış yapacağı konuma yerden gitmekte
ve o noktadan otonom bir şekilde
kalkış yapabilmektedir. Yani
sadece bir kişinin bilgisayar ya
da telefon üzerinden araca uçuş
yolunu göndermesi yeterlidir.
Aynı zamanda yerden ve havadan
gidebilmesi sayesinde bu araç
girilmesi tehlikeli mağara ve depo
gibi alanlara duruma göre yerden
ve havadan giderek o alanın anlık
görüntüsünü bilgisayar ya da
telefona iletebilmekte. Bu özellik
ise insan hayatının riske atılmasını
önlemektedir” sözleriyle ifade
ediyor.
Araç piste ihtiyaç duymadan iniş ve kalkış
yapabiliyor
Avrupa’da üretilen araçların
iniş ve kalkışlarda piste ihtiyaç
duyduğunu belirten Göl, şöyle
konuşuyor: “Benim yaptığım
sistemde araçlar herhangi bir
piste ihtiyaç duymadan oldukları
yerden kalkıp inebilirler. İleride
uçan arabalar hayatımıza girecek, dolayısıyla yeni bir pazar
oluşacak. En azından ülke olarak
bu pazara geç kalmadan girmek
Nilüfer Gevenoğlu
anlamlı olacaktır diye düşünüyorum. Yaptığım sistem bu amaç için
şu aşamada çok basit olabilir, ancak
geliştirilmesi ve destek sağlanması
durumunda hayata geçirilebilecek
bir proje. Slovakyalı mühendisin
tasarladığı uçan araba sabit kanatlı
olması dolayısıyla pist benzeri düz
bir yola ihtiyaç duymaktadır. Ancak
benim prototipin geliştirilmesi bunu
ortadan kaldıracak ve araç piste
ihtiyaç duymadan dikine iniş kalkış
yapabilecek.”
‘Uçan Araba’ projesi birçok
alanda kolaylık sağlayacak
Üzerinde çalıştığı birçok sistemde
öncelikle insanların ihtiyaçlarını
karşılamayı hedefleyen Göl, ‘Yerden ve Havadan Gidebilen Otonom
Hareket Edebilen Farklı Arayüzler
ile Kontrol Edilebilen İHA Tasarımı’
ile de insanların hayatlarını kolaylaştırmayı hedeflemiş. Bu durumu
ise şu sözlerle anlatıyor: “Proje
kapsamında iki farklı prototip geliştirdim. Biri iç ortamlarda daha etkili
oluyor, diğeri ise dış ortamlarda
fotoğraf ve görüntü çekebiliyor.
Aracı haritalama sistemlerinde,
sıcaklık değerlerinin ölçülmesinde,
ülkelerin savunma stratejilerinde
ve hava tahmini için veri elde edilmesinde kullanılabilir. Ülkemizde
hava tahminleri için meteorolojinin
çok yüksek paralar harcadığını
okumuştum. Projeye başladığımda
sistemin hava fotoğrafçılığı için
kullanılmasını ve insanların ek donanıma ihtiyaç duymadan kontrol
edebilmesini istedim. Ayrıca kişinin
çevresinin havadan görüntüsünü
izleyebilmesine olanak sağlamak
istedim.” Göl, çalışmasındaki ana
amacı ise; “Yerden ve havadan gidebilen ve basit kontrol arayüzleri
ve cihazları ile kontrol edilebilen bu
araç sayesinde savunma güçlerinin
tehlikeli bölgeleri izlemesi kolaylaşacak, herkesin sahip olduğu akıllı
telefonlar ile kullanılabilmesi ile de
insanların hava fotoğrafçılığı gibi
bir spor aktivitesine entegre olmasını sağlayacaktır. Bunun dışında
tabi nihai amaç uçan araba projesinin hayata geçirilmesidir” şeklinde
anlatıyor.
Azmiyle sayısız projeye
imza attı
Eğitim hayatında ve bilimsel çalışmalardaki başarısını azme ve işine
Sunum
yaptığı
uluslararası
konferanslar
Computer Science and
Artificial Intelligence of
the Internatinal Scientific
Conferance of Students and
Young Scientists Theoretical
and Applied Aspects of
Sybernetics (TAAC’13)
1st WSEAS International
Conferance on Intelligent
Control and Applications
(ICADE’13)
UACEE Future Trends In
Electronics and Electrical
Engineering (FTEE’13)
olan sevgisine bağlayan Göl, daha
önce geliştirdiği projeleri, “Mühendislik bölümünde eğitime başladıktan sonra yazılımla ilgilenmem
projelerimin başlangıcı oldu. Birçok
robot ve akıllı sistem geliştirdim ve
bunları satmaya başladım. Engelden
kaçan, ışık izleyen, sumo, uzaktan
kontrol edilebilen araç kontrolü,
android kontrollü araba, internet
üzerinden android kontrollü kombi
projeleri gibi şuan aklıma gelmeyen birçok proje gerçekleştirdim.
Ayrıca Anadolu Üniversitesi’nde
Bilimsel Araştırma Projeleri’nde
yer almaktayım. Son iki senedir çok
motorlu döner kanatlı hava araçları
üzerine çalışıyorum. Bu sistemlerin
kontrolcülerinin tasarımı ve farklı
şekillerde, farklı cihazlarla kontrol
edilmesi üzerine yazılım ve arayüzler
geliştirmekteyim. Bunların dışında
şu anda takım kaptanlığını yaptığım
18-24 Haziran’ da üniversite desteğiyle uluslararası bir platformda,
Amerika’da düzenlenecek Öğrenci
İnsansız Hava Sistemleri SUAS
yarışmasına Elektrik Elektronik
Mühendisliği’nde açılan hexacopter
projesi ile katılacağız. Yarışmanın
içeriği ise belli bir bölgedeki hedeflerin otomatik tespiti ve otomatik uçuş
üzerine” sözleriyle ifade ediyor.
Yaşıtlarına başarılı olabilmeleri için azimle çalışmalarını ve her
gün kendilerini geliştirmeleri için
araştırma yapmalarını öneren 2014
Proje Fuarı Birincisi Göl’ün hedefi,
‘Uçan Araba’ prototipini geliştirip
kullanılabilir hale getirmek ve bu
alanda çalışmalara devam ederek ülkemizin ismini uluslararası arenada
duyurmak.
HAZİRAN 2014
75
Dosya
Giderek yok olan bir kültür;
HALK OYUNLARI
14 ülkede 113 gösteri. Bir Dünya Birinciliği, 3 Avrupa Kültür
Ödülü, 2 Asya kıtası “The Best Of Brilliant Show” ve “The
Most Amazing Performance” ödülleri, 8 Festival Özel Ödülü. Bu başarı, Konya’daki Selçuk Üniversitesi Halk Oyunları
Topluluğu’na (SÜHOT) ait. Anadolu’nun binlerce yıllık tarihi
ve kültürel değerlerini sahneye taşıyan SÜHOT, Gençlik Spor
Dergisi’nin bu ayki konuğu. —Oğuzhan Kıran
76
HAZİRAN 2014
Selçuk Üniversitesi Halkoyunları Topluluğu
ne zaman kuruldu? Böyle bir ekibin kurulmasındaki en büyük etken ya da ihtiyaç ne oldu?
2001 yılında Selçuk Üniversitesi Sağlık Kültür
ve Spor Dairesi Başkanlığına bağlı olarak ulusal ve uluslararası alanda, marka bir topluluk
olma parolasıyla topluluğumuz kurulmuştur.
Üniversitemizde farklı fakülte ve bölümlerde öğrenim gören ve ülkemizin farklı
şehirlerinden gelen öğrencilerimizin talepleri,
üniversite yönetimimizin ulusal ve uluslararası
platformlarda iz bırakacak anlayışla temsil
gücü yüksek bir ekip istemeleri, kültürel değerlerimizle öğrencilerimizin sosyal kültürel
ve akademik hayatlarına ışık tutma isteğimiz,
topluluğumuzun kurulmasındaki en önemli
etkenlerden bir kaçı olmuştur.
Ekibinizin Ulusal ve Uluslararası başarıları
nelerdir?
Topluluğumuz bugüne kadar ;
13 yılda 7420 dansçıyla çalışarak, 14 ülkede
113 gösteri ve ülkemiz de 430 Performans ser-
gileyerek, birçok derecenin sahibi olmuştur.
Uluslararası arenada;
1 Dünya Birinciliği, 3 Avrupa Kültür Ödülü, 2
Asya kıtası “The Best Of Brilliant Show” ve
“The Most Amazing Performance” ödülleri,
8 Festival Özel Ödülü alarak büyük bir başarıya imza atmıştır.
Ekibinize katılım şartları nelerdir? Halk
oyunları kültüründen faydalanmak isteyen
bütün öğrenciler bu gruba dahil olabilir mi?
Her yıl ekim ayında eğitim ve öğretim yılının
başlamasıyla birlikte, dansçılarımızı; üniversitemizde eğitim gören 80 bine yakın öğrencimizden aldığımız talepler doğrultusunda,
sühot dansçı seçimi yetenek sınavı yaparak
belirliyoruz. 3 aşamada gerçekleştirdiğimiz
yetenek sınavında;
Müzik yeterlilik (ezgi ve ritim algılama)
Oyun yeterlilik (oyun dans birikimibedensel ritim ve figür algılama-fiziksel
uygunluk)
Genel değerlendirme, gibi aşamalara
HAZİRAN 2014
77
Dosya
tabi tutuyoruz. Ve bu sınavlarda
başarılı olan 50 bayan 50 erkek
dansçıyla 100 kişilik kadromuzu
oluşturuyoruz. Sınavlarda başarı
sağlayamayan öğrencilerimize de,
farklı yörelerde hobi grupları oluşturarak, zengin kültürümüz olan
halk oyunlarımızı öğrenme imkânı
sağlamış oluyoruz.
Dansçı adaylarımıza, öncelikle
ülkemizi ulusal ve uluslararası platformlarda festival ve yarışmalarda
halk oyunlarımızı tanıtma ve temsil
etmenin önemini vurguluyoruz.
Aynı zamanda topluluğumuz sühot
prensipleri dâhilinde belirlediğimiz
yol haritasına yönelik, sabırlı ve
istikrarlı bir şekilde çalışmalarımızın gerçekleşeceğini ve katılmak
isteyen üniversite de eğitim gören
bütün halk oyunları sevdalısı öğrencilerimize kapımızın her zaman
açık olduğunu mutlak suretle ifade
ediyoruz.
Halkoyunlarının günümüzdeki yerini nasıl görüyorsunuz? Gençler
bu alana yeterince ilgi gösteriyor
mu?
Ülkemiz, tarihi ve kültürel zenginliklerle dolu köklü medeniyetleri
ve devletleri topraklarında barındırmış, bugünse değişen dünya
düzeni içerisinde geçmişin izlerini
hala muhafaza edebilen ve taşıyan
bir ülke konumundadır.
Binlerce yıllık geçmişe sahip
tarihi ve kültürel değerlerin bir
araya getirdiği ve atalarımızın
bizlere miras bıraktığı Anadolu’nun
tüm renklerini, kostümlerle ezgilerle oyunlarla tanıtılması ve daha
geniş kitlelere yayılması noktasında halk oyunlarımız önemli bir role
sahiptir
Günümüzde halk oyunlarımıza
olan talep, her ne kadar yapılan
başarılı çalışmalarla ivme kazansa
da maalesef ki yeterli olmamaktadır. Böylesine zengin bir kültüre
sahip ve 70 milyonun yaşadığı bu
topraklarda 3 milyona yakın halk
oyunları sevdalısı olması tabi ki
bizleri derinden üzmektedir.
Dünyadaki teknolojik gelişmeler, geleceğimizin teminatı gençlerimiz üzerinde bu tür faaliyetlere
zaman ayırma noktasında olumsuz
78
HAZİRAN 2014
etkiler bırakmaktadır. Günümüz
gençliğinin büyük bir zamanını sanal dünyada geçirmesi bu tür aktivitelere olan ilgiyi azaltmaktadır.
Bu ve bunun gibi bir çok sebepten
dolayı halk oyunlarımız maalesef ki
beklenilen ilgiyi görememektedir.
SÜHOT’u diğer gruplardan ayıran
en temel özellikler nelerdir?
“Başkalarının izinden yürüyenler
iz bırakamazlar’’ sözünü kendisine
amaç edinerek bu yolda emin
adımlarla ilerleyen, takipçi olmayı
değil, farklı bir bakış açısıyla yenilikçiliği benimseyen ve sistemini
sağlam temeller üzerine kuran bir
topluluk olması.
Aynı zamanda kuruluşundan
bu tarafa genişleyen kadromuz
ve artan deneyimlerimizle dansçı
sayımızı her gecen yıl artırarak
hedeflediğimiz 1500’lü rakamlara ulaşmamız ve bu tecrübeler
ışığında yetenek sınavıyla daha
Türk folklorunu
dünyaya tanıtan
SÜHOT’un kurucu
başkanı Kadir
Ersan Bilgin,
başarılarının sırrını Gençlik Spor
Dergisi’ne anlattı.
profesyonel bir kadroyla büyük bir aile
ortamını sağlamamız.
Her yıl başarılarımıza bir yenisini
eklememiz, uluslararası arenada
kazanmış olduğumuz ödüllerimiz,
istikrarlı eğitmen ve antrenör kadrosuna sahip olmamız ve ülkemizin halk
oyunları müziklerini icra eden ve bu
alandaki en büyük orkestrasını yöneten şef Öğr. Gör. Muhammet Koç ile
çalışmamızdır.
Halkoyunları kültürünün tanıtımı,
yaygınlaşması, korunması ve desteklenmesi açısından baktığımızda, ilgili
kurum ve kuruluşlardan yeterli ilgi
ve destek görebiliyor musunuz? Bu
konuda beklentileriniz nelerdir?
Maalesef ki ülkemizde halk oyunları
faaliyetlerini yürüten ve kültürel
hizmetler veren kurumlarımızda
yeterli kalifiye personelin olmayışı
kurumlar arasında koordinasyonun sağlanamaması, gerekli
işbirliği çalışmalarının yapılamayışı
ve kurumsallaşmanın tam olarak
gerçekleşmemesi beraberinde bir
çok sorunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu alanda faaliyet gösteren kurumlarımızdaki yaşanan sıkıntılar
haliyle aynı amaçlara hizmet edecek
topluluklara verilmesi gereken ilgi
ve desteği de olumsuz bir şekilde
etkilemektedir.
Kazandığımız başarılar sonrasında
ilgili kurumlarımızın bakış açısını biraz
olsun değiştirebilmekle birlikte gereken desteği henüz bulabilmiş değiliz.
Bağlı bulunduğumuz resmi kurumun
haricinde, diğer kurumlardan da
destek alınması, gereken ilginin gösterilmesi beraberinde ulusal ve uluslararası bir çok alanda ülke kültürünün
tanıtılmasında ve gelecek nesillere
aktarılmasında önemli bir role sahip
olacaktır.
Bu konudaki en büyük beklentilerimizden bir tanesi de, özellikle
halk oyunları federasyonu bünyesinde oluşturulan kurulların sadece
yarışmaya yönelik bir amaç doğrultusunda hizmet vermesinin önüne
geçilmesi, gençlerimizin sadece
yarışmaya odaklı organizasyonlarla
halk oyunlarından soğumalarının önlenmesi, federasyon tarafından kültürel zenginliklerimizin araştırılması
geliştirilmesi ve genç nesillere aktarılması, geniş kitlelere hitap edecek
sistemsel değişimler ve projelerin
hayata geçirilmesi noktasında gereken adımların atılması gerektiğini
düşünüyorum. Aynı zamanda kültür
bakanlığımız bünyesinde bulunan
arşivlerden tüm halk oyunlarına gönül vermiş herkesin faydalanmasının
önündeki engellerin kaldırılması, bakanlık tarafından bu alanda faaliyet
gösteren toplulukların gerekli ilgiyi
görmesi, önemsenmesi ve yurtdışı
organizasyonlarında bakanlıklar
arası koordinenin sağlanarak güçlü
bir tanıtım ve temsilin yapılması
noktasındaki yolların açılması olarak
özetleyebiliriz.
HAZİRAN 2014
79
Dağarcık
Bir besin ve bilinmeyenleri
Vitamin ve Mineral
Deposu Vişne
 İçinde bulunan
antosiyanin sayesinde kolesterol ve kan
şekerini düşürür.
 Hafıza gelişimi
için faydalıdır.
Sahip olduğu vitamin
ve minerallerle vücudu birçok hastalığa karşı korur.
 Ateşi düşürür ve
idrar söktürür.
 Mide ve karaciğerin
düzenli şekilde çalışmasına yardım eder.
 Uyku düzensizliğinde faydalıdır.
80
HAZİRAN 2014
 Eklem kireçlenmeleri ve gut hastalığında rahatlatıcıdır.
 Sindirim sistemi
sağlığı için yararlıdır.
 İçeriğinde bulunan
antosiyanin kolon
kanseri olasılığını
azaltır.
 Kan basıncını düzenler.
 Kalp ve damar
sorunlarına karşı
koruyucudur.
 Kas ağrılarının
hafiflemesine yardımcı olur.
 Hücrelerin yaşlanmasını ve damar
sertleşmesini önler.
 Karaciğerin yağlanmasını önler.
Neden uyuyoruz?
Bilim insanları, uykunun temel nedeninin gün boyu
beyinde biriken toksinlerin (canlı organizmalarda görülen zehir) temizlenmesi olduğunu ortaya koydu. New
York’taki Rochester Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, beyindeki hücreler uyku sırasında büzülüyor, böylece sinir hücrelerinin arası açılarak sıvının
beyni temizlemesine izin veriyor. Bugüne kadar uykunun temel nedenleri arasında, ‘hafızayı koruma ve
öğrenmeyi kolaylaştırma’ gibi nedenler gösteriliyordu.
Ancak son araştırmaya göre, uykunun en temel amacı
bu ‘atık temizleme sistemi’. Buna göre, düzensiz uyku
sonucu bu temizliğin düzgün yapılamadığı durumlarda
beyinde hastalık riski artıyor.
Giysilerinizde oluşan çay ve kahve lekelerinden kurtulmak istiyorsanız, lekeli bölgeyi karbonatla silerek çıkartabilirsiniz.
Cilt lekeleri ve sivilcelerden
kurtulmak istiyorsanız, her
gece yatmadan temiz cilde
limon sürüp yıkamadan yatabilir ve sabah kalktığınızda
yıkayabilirsiniz.
Doğru bilinen yanlışlar
Asansörler sanıldığından
daha da güvenilir
Asansörün asılı olduğu kablo ve halatların
kopması sonucu asansör boşluğunda serbest
düşüş yapmak ve zemine çakılarak ölmek
aslında sandığınızdan çok daha zor bir şey!
Öncelikle, asansörler genelde en az 4 sağlam
kabloyla çalışır ve acil durumlar için 2 frene
sahiptir. Bu güvenilir kablolar kolay kolay
kopmaz. Bir aksilik sonucu kablolar koparsa ilk
fren serbest düşüşü algılayıp otomatik olarak
devreye girer. O da işe yaramazsa ikinci fren
devreye girer. Yani asansör durup dururken
düşüp ölmenize neden olmaz.
Hazırlayan: Nilüfer Gevenoğlu
HAZİRAN 2014
81
Sağlık
Yaz mevsiminin
gelişiyle birlikte
sıcaklara alışmaya
çalışıyoruz. Çocuklar,
yaşlılar, kalp,
böbrek, akciğer
ve şeker hastalığı
olanların sağlıkları
ise bu aylarda ciddi
tehdit altında.
Ancak alınacak basit
önlemlerle yaz
hastalıklarından
korunmak mümkün.
Sıcak ve
neme dikkat!
82
HAZİRAN 2014
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Göğüs Hastalıkları Uzmanı
Vücudumuzun dış ortam ısısının
yükselmesine karşı en önemli
savunma araçları, derideki
damarların genişlemesi ve terleme ile sıvı kaybıdır. Terleme
devam ettiği sürece ve yeterince su ve tuz almak şartıyla çok
yüksek ısılara tahammül etmek
mümkündür.
Hava sıcaklığı ile beraber havadaki nem de artarsa ‘sıcak endeksi’ yani ‘hissedilen sıcaklık’
da artar. Sağlığımız bakımından
asıl önemli olan da budur. Hava
sıcaklığı 30 derece iken havadaki nemin miktarına göre hissedilen sıcaklık 35 dereceye hatta
daha büyük değerlere ulaşabilir. Dış ortam ısısı yükseldiğinde
derideki damarlar genişler ve
kan vücut yüzeyine yönelir. Beyin, kalp ve diğer iç organlara
giden kan miktarı azalır.
Sıcaklıkla beraber nem de yüksek ise terleme ile sıvı kaybı
etkisini kaybeder; çünkü hava
su buharına doymuş olduğu için
terin vücut yüzeyinden buharlaşması mümkün olmaz. Hatta
insanlar bunu “vücudum yapış
yapış oldu” sözleriyle ifade
ederler. Deride, damarların genişlemesi ve terleme ile yeterli
ısı kaybı sağlanamıyorsa vücut
iç ısısı yükselmeye başlar. Bu
da metabolizmanın hızlanması
ve daha çok oksijen ihtiyacını
doğurur.
Böyle dönemlerde kalp krizi,
yüksek veya düşük tansiyon,
böbrek ve solunum yetmezlikleri, sıcak çarpması gibi sebeplere bağlı ölümlerde artış olur.
Vücutları su kaybına daha hassas olan bebek, ileri yaşlılar ile
idrar söktürücü ilaç kullananlar,
ciddi kalp, akciğer, böbrek ve
şeker hastalarının zarar görme
ihtimalleri daha yüksektir.
Almamız gereken
önlemler neler?
Önce kendinize serin bir yer bulun:
Sıcak havalarda yapılacak en iyi
şey, zorunlu olmadıkça sokağa, güneşe çıkmamak. Evde ve iş yerinde
serin bir köşe, bağlık bahçelik yerde bir ağaç gölgesi bulun kendinize.
Kendi rüzgârınızı kendiniz yaratın:
Meselâ, evde hem ön tarafın hem
arka tarafın camlarını açıp cereyan
yaptırabilirsiniz. Yelpazeden veya
vantilatörden yararlanın.
Şemsiyesiz dolaşmayın: Güneş altında uzun süre kalmanız hele de
çalışmanız gerekiyorsa, başınızı sık
sık ıslatın veya mendilinizi ıslatıp
başınıza bağlayın, kurudukça tekrar ıslatın. Bulabilirseniz, Meksikalı
çobanların, kovboyların giydiği
türden geniş çeperli hasır şapkalar
kullanın.
Siesta yapın: Havanın sıcak ve
nemin fazla olduğu günlerde fazla
efordan kaçınmak gerekir. Yaşlılar
ve kalp hastaları buna daha çok
dikkat etmelidir. Kendinize serin bir
ortam bulun. Fırsat bulabilirseniz
‘siesta’ yapın, yani öğle uykusuna
yatın.
Az yiyin, suyu bol için: Bu sıcak havalarda etli ve hamurlu ağır yemeklerden kaçının. Ne çay kahve, ne de
gazoz ve kola gibi içecekleri tercih
edin. Bol bol su için.
Denize girin: Vakit buldukça denize
ya da havuza girin. Sık sık duş almak da faydalıdır.
İnce kıyafetler giyin: İnce, pamuklu,
açık renk ve bol kıyafetleri tercih
edin. Güneşe çıkması gerekenler
için güneş gözlüğü ve şemsiye de
çok gereklidir.
HAZİRAN 2014
83
Öğrenci Yemekleri
84
HAZİRAN 2014
Kolay
tarhana
çorbası
HER DERDE
DEVA BİR
LEZZET
Bazen yeşil mercimekli,
bazen domatesli, bazen
nohutlu... iç malzemesi
yapanına ve yöresine
göre değişiklik gösterse
de, tarhana günün her
saati derde dEva bir
lezzet olmaya aday.
Malzemeler
1 kase yoğurt
5 çorba kaşığı un
1 çorba kaşığı domates
salçası
6 su bardağı et suyu
veya su (Et suyu tablet
olabilir)
Tereyağı
Nane
2 diş sarımsak
Hazırlanışı
Nane sarımsak ve tereyağı dışındaki malzemelerin hepsini çırpıp bir
tencereye alıyoruz.
Çorbamız kaynadıktan
bir süre sonra nane sarımsak ve tereyağını bir
tavada yakıp çorbamızın üzerine döküyoruz.
—Mefharet Serap Bayçelebi
Fotoğraf: Ali Balıkçı
HAZİRAN 2014
85
Sinema
“Senaryo Filmin
Alın Yazısıdır”
Doğukan Gezer
spordan sanata KADAR çeşitli alanlarda KAZANDIĞI
Uluslararası başarılarla ADI sık sık anılan ülkemiz,
Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmiyle de 7. sanattaki
derecesini yükseltti. —Doğukan Gezer
Cannes Film Festivali’nin en prestijli
ödülü olan ve en iyi film derecesini
temsil eden Altın Palmiye, Nuri Bilge
Ceylan ve Ebru Ceylan’ın kaleme aldığı Kış Uykusu’nun oldu. 1982 yılındaki Yol filminden sonra ikinci kez elde
edilen bu ödül, Türk Sineması’nın
100. yılında imza atılan önemli bir
başarı oldu.
Filmin senaristi Ebru Ceylan,
senaryo yazım sürecinden Nuri Bilge Ceylan’ın sessizlikle yakınlığına,
fotoğraftan sinemaya geçen yaşamından gençlere vermek istediği
mesajlara dair soruları Gençlik Spor
Dergisi okurları için yanıtladı.
İlk olarak fotoğrafçılıkla başlayan
serüveniniz doğrultusunda yönetmenlik, oyunculuk ve senaristliğin
de yaşamınızda önemli bir yer
tuttuğu bir süreç yaşadınız. Bu
hikâyedeki kilometre taşlarını dinlemek isteriz?
Öncelikle şöyle başlamak gerek sanırım. Ben hayalleri, idealleri olan
bir gençtim ve bunları gerçekleştirebilmek adına çalışmam gerektiğinin
farkındaydım. Çünkü hayallerimle
bulunduğum yer arasındaki mesafe
çok uzundu. Sevdiğim işleri yaparak
yaşamak istiyorsam, bunun çalışmaktan başka hiç bir yolu yoktu. Ben
de çalıştım, hem de çok severek.
Ortaokul yıllarında başlayan
fotoğraf merakım gittikçe sinemaya
da kaydı. Bunun üzerine üniversite
sınavında Sinema-TV sınavlarına
girdim ve kazandım. Ve Ankara’dan
İstanbul’a taşındım. Benim gibi Ankara aşığı biri için hiç de kolay olma-
86
HAZİRAN 2014
Senarist ne yazarsa film onu yaşar.
dı bu ayrılık. Ama çok sevdiğim bir
bölümde okuyordum ve bunun için
her şeye değerdi. Önce kısa filmler
çektim. Çeşitli festivallere katıldım
ve ödüller aldım. Okul bittiğinde evlendim. Ve eşim Bilge ile çalışmaya
başladık. İklimler’de birlikte oynadık.
Çok zevkli bir deneyimdi. Daha sonra
diğer filmlerde bu iş ortaklığımız
devam etti. Halen de ediyor. Fotoğrafçılığa ve sergiler açmaya devam
ediyorum. Fotoğrafın yalnız üretilebilen bir sanat oluşunu kendi doğama daha yakın buluyorum.
Nuri Bilge Ceylan ile önemli bir
senaryoya ile imza atarak Türk
Sineması adına büyük bir ödül
kazandınız. Peki, senaryonun yazım
sürecine dair yaşananları bizimle
paylaşır mısınız?
Senaryo yazım süreci sinemanın
diğer bütün süreçleri gibi çok sancılı
bir süreçtir. Yaratıcı çalışmanın ilk
adımıdır. Pek çok yolu seçebileceğin
bir noktadasındır ve bir tercih yapıp
o yoldan devam etmen gerekir. İşte
asıl macera da burada başlar. Senaryo filmin alın yazısıdır bir bakıma.
“Her başarılı erkeğin arkasında
bir kadın vardır” diye çok bilinen
bir söz vardır. Siz ise hem bu sözü
destekler nitelikte hareket ediyor,
hem de bir sanatçı olarak bireysel
başarılar gösteriyorsunuz. Bu iki
süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben kendimi başarılı erkeğin arkasındaki kadın olarak konumlandırmaktan çok, yanındaki bir dost, meslektaş, ortak ya da hayat arkadaşı
gibi konumlandırmayı daha uygun
buluyorum. Kol kola yürünen yollar
daha kolay ve zevkli geçer çünkü.
Sayın Ceylan’ın gerek basında görüldüğü kadarıyla gerekse filmlerine
yansıttıklarıyla sessizliği seven
bir kişi olduğunu biliyoruz. Peki,
kendileri gündelik yaşantılarında da
sessizlikle olan bu ilişkisini devam
ettirebiliyor mu?
Bilge; sakin mizaçlı, anlayışlı ve
mantıklı bir insandır. Filmlerinde hissedilen o sükûnet özel hayatında da
vardır. Ama bir insanın iç dünyasında
olup bitenler, sadece tanrıyla kendi
arasında bir sırdır. Yorum yapabilmek çok da basit değil.
Dergimiz adına bugünün gençlerine
olan mesajlarınızı bizimle paylaşır
mısınız?
Benim, kendi adıma gençlere yönelik
en önemli mesajım şöyle: “En güzel
hayat, sevdiğin işi yaparak geçirdiğin hayattır. Sevdiğin işi bul ve çok
çalış.”
Filmin Hikâyesi
Aydın, emekli bir oyuncudur; aktörlüğü bıraktıktan sonra
Orta Anadolu’da kendi halinde küçük bir otelde çalışarak
günlerini geçirir. Hayatında ise iki kadın vardır: Kendisine her
anlamda uzak ve soğuk olan genç karısı Nihal ve boşanmış
olan kız kardeşi Necla. Kışın bastırması ve kar yağışının
artması bu küçük taşrada en çok Aydın’ın sinirlerine dokunur
ve onu uzaklara gitmeye teşvik eder.
Süresi: 3 saat 16 dakika Türü: Dram
Imdb Puanı: 9.9/10
Haluk Bilginer’den Demet Akbağ’a, Melisa Sözen’den Nejat
İşler’e KADAR çok sayıda usta ismi kadrosunda barındıran
FİLM, Türkiye’de 13 Haziran tarihinde beyazperdeye yansıyarak sanatseverlerle buluştu.
HAZİRAN 2014
87
Kitaplık
Eve Dönen
‘Büyük Göçmen Kuş’
Yazar, akademisyen Alim Kahraman, 30
yıllık bir birikimin ürünü olan ‘Büyük
Göçmen Kuş Yahya Kemal Beyatlı’ isimli
kitabıyla şiirimizin büyük adalarından
Yahya Kemal Beyatlı’nın hayatını kronolojik bir yöntemle anlatıyor. Kahraman, büyük emek verdiği çalışmasında
Beyatlı’nın hayatının yanında kültür tarihimize de önemli bir bakış sunuyor.
Büyük Göçmen Kuş
YAHYA KEMAL BEYATLI
Alim Kahraman
Büyüyenay Yayınları
Yahya Kemal Beyatlı, Türk şiirinin 20. yüzyıldaki
zirve isimlerinden biri. Öyle ki, Tevfik Fikret, onun
şiirini, “Çok yeni olan bu şiir bir îtibarla yeni değildir,
çünkü bu şiir bizim söylemek istediğimiz, lâkin bir
türlü vücûda getiremediğimiz şiirdir” diye tebcil
etmiştir. Türk edebiyatı üzerine önemli çalışmalara imza atan Alim Kahraman, Türkçenin bu büyük
şairini, ‘Büyük Göçmen Kuş Yahya Kemal Beyatlı’
adlı eserinde anlatıyor. Kahraman, 30 yıllık bir
çalışmanın ürünü olan eserinde Beyatlı’nın edebiyat,
medeniyet ve siyaset adamı kimliğini yıl sırasına
göre ele alıyor. Büyük bir emeğin ürünü olan eser,
henüz 19 yaşında gittiği Fransa’dan yeni bir dil, tarih
ve kültür anlayışıyla ‘evine dönen’ Beyatlı özelinde
kültür tarihimizdeki kimi noktalara da ışık tutacak
bir muhtevaya sahip. ‘Büyük Göçmen Kuş’, aydınımızın ve ülkemizin geçtiği eşikleri görme ve anlama
açısından önemli imkanlar sunuyor.
R aftakiler
Tarihin Akışını Değiştiren
Son Peygamber
Prof. Dr. Adnan
Demircan
Beyan Yayınları
88
HAZİRAN 2014
Sürgünde Bir Hakan II.
Abdülhamid’in Selanik
ve Beylerbeyi Günleri
Aydın Çakmak
Ötüken Neşriyat
Cumhurbaşkanlığı
Türkiye Bisiklet Turu’nun
50 Yıllık Öyküsü
Feyzi Açıkalın
Ege Yayınları
Tartışmalar
Jorge Luis Borges
İletişim Yayınları
Yüzler Hali Söyler
Mustafa bin Mustafa
Büyüyenay Yayınları
Mesnevî’nin Ruhu
İsmail Hakkı Bursevî
Büyüyenay Yayınları
Bir gün Bursevî’nin mâna kardeşlerinden biri, kendisinden
Mesnevî hakkında bir ders vermesini ister. Bursevî,
Mesnevî’nin birinci cildinden rastgele ve açtığı sayfada
şu söze denk gelir: “Şeyh kâmil idi ve talepte bulunan
iştahlı...” Daha sonra rüyasında, kendisine adı geçen cildin
şerhini ihtiva eden büyük bir cilt verildiğini görür. Bu
istek ve ilâhî işaret neticesinde, Mevlâna’nın ruhaniyetine
sığınarak “Ruhu’l Mesnevî” kitabını yazmaya yönelir. İşte
elinizdeki eser böylesine iki büyük ve kutlu buluşmanın
ürünü: Mevlâna ve İsmail Hakkı.
Çok satanlar
Yaşamak
Cahit Zarifoğlu
Beyan Yayınları
Operasyon
Selman Kayabaşı
Yakın Plan Yayınları
Kürk Mantolu
Madonna
Sabahattin Ali
Yapı Kredi Yayınları
Muhsin Yazıcıoğlu Suikasti
Selman Kayabaşı/
Orhun Ertuğrul Bozok
Yakın Plan Yayınları
Hayvan Çiftliği
George Orwell
Can Yayınları
Müziğin Kadim
Yolculuğu
Evren Bayramlı
Maya Kitap Yayınları
Ömrümden Uzun
İdeallerim Var
SUNA KIRAÇ
Mart Menekşeleri
Sarah Jio
Arkadya Yayınları
Cumhuriyet Efsaneleri
Mustafa Armağan
Timaş Yayınları
Kendi Everest’inize
Tırmanın
Nasuh Mahruki
Semerkant Uğurluel/
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
Kur’an İle Var Olmak
Cemalnur Sargut
Nefes Yayınları
Bana Allah Yeter
Uğur Koşar
Destek Yayınları
Film Çözümlemesine Giriş
Michael Ryan/
Melissa Lenos
De Ki Basım Yayım
LTD. ŞTİ.
Kumral Ada
Mavi Tuna
Buket Uzuner
GİZEM GİRİŞMEN’İN İLK 3’Ü
Kısa 20. Yüzyıl Tarihi
Sina Akşin
Türkiye İş Bankası
Yayınları
Hırsız ve Köpekler
Necib Mahfuz
Kırmızı Kedi Yayınları
HAZİRAN 2014
Taşlıcalı Yahya Beğ’in
Şehzade Mustafa
Mersiyesi
Ahmet Atilla Şentürk
Büyüyenay Yayınları
89
Bulmaca
ÇENGEL bulmaca
Büyük Sahra'da
bölge
Aynı batında
doğan
Nehir
5
Toprak bölgeyi
kuraklıktan
kurtarma
Abide
niteliğinde olan
Akla ve
gerçeğe
aykırı
Mavera
Mızmız,
sevimsiz kimse
1
Avrupa'da
ülke
Budala, saf
Safra
Tabi olanlar,
uyanlar
Cennet ile
cehennem
arasındaki bir
yer
Karakteristik
Avrupa'da bir
ülke
Uzun, hafif
tekne
Öğütme dişi
Kanmış,
inanmış
Er
Ölüm haberi
veren
En kalın
erkek sesi
10
Hısım
Sıtma mikrobu
taşıyan
sivrisinek
Eğilimi olan
İkiz ünlü
(dilbilgisi)
8
Bir tahıl ölçeği
Çok kesici, iyi
kesen
Mühlet
Paylama
Üzüm vb.
bitkiler
3
Küp biçiminde
oyun aracı
Sözün kısası
Canlıları
oluşturan
element
Değerli bir
taş
Parmak ile
yapılan hafif
vuruş
Kuru soğuk
Ufki
Puluçluk
Ruhsal gerilim
Avuç içi
Klasik Türk
müziğinde
bir makam
Gayrı
Dürülmüş kağıt
Uluslararası
spor
yarışmaları
Şarkıda
tekrarlanan
bölüm
16
12
11
İri, güçlü bir
yılan
Tümör,
yumru
Suçlama
Güzel kokulu bir taş
6
Müzikte
notaları
bağlayarak
çalmak
Akşam
eğlencesi
Tartışma
Henüz
bitmemiş
Bir ay adı
Güzel koku
Yönelmek
Sihir
Makine
Kimya
Endüstrisi
Geçinme
Eski dilde ay
Destansı
Kazak
başbuğu
unvanı
Eğme
Ferişte
Brezilya'da
sıradağ
Bahreyn
başkenti
Gösteriş,
çalım
13
9
Kırsal
kesimde
işbirliği
19
Babanın
kardeşi
18
Bağımlı
Kötü, fena
Cömert
İnce dantel
Uğraşılan şey
Cet
Şöhret
4
Akılsız
Kötülük,
fenalık
Küçük oda
Tanrı
tanımaz
Biyolojide
soluk borusu
Bildik, tanıdık
2
1
Buluş
14
Halk dilinde
çiftçi
Oyma
tezgahı
17
Bir ilimiz
Tavana asılı
süslü lamba
Beklenmedik iyi
davranış
15
Bir asal gaz
Sadist
Küçük davul
Kurtarma
kayığı
Tabii, natürel
Askerler
2
3
4
7
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
SUDOKU
1’den 9’a kadar olan sayıları her satır, her sütun ve kalın çizgilerle sınırlandırılmış 3x3’lük kutulara birer kere yazarak boş kutuları doldurun.
Kolay
6
5
3
2 3
7 6
2
5
6
7
4
5
8
8
3
2
6
3
7
9
4
3
9
5 8
1
1
8
1
7
5
9 7
7
6
8
4
3
1
5
7
6
8 2
7 5
8 3
8 2
7
3
5 6
8
4
6
4
9
8
8
3
8
1 2
4
2
1
7
4
9
7
8
5
6 9
9 4
5
2
2
3
6
Orta
1
6
5
7
2
2
4 5
4
1
1
5 3
4
9
8
4
1
3 4
9 8
4
1
6
4
3
5
9
9 7
2
4
8
3
8
2
6 4
3
7
8 5
3 4
8
5
5
7
5
1
4 8
9
7
2
3
8
6
5
4
9
5 9
5
3
7 9
6
1
8
2
1
9 4
6
6
4 6
1
7
Zor
6
2
7 4 5
4
5
6
8
7 6
9
3
6
6
2 1
3
2
4
9
4 1 5
3
9
1
3
6
4
1
5
8
1
2
7
7 9 5
8
5
3
4
7
1
7 6
2 8 4
6
5
2
7
5
8
6
3
7
8
3
6
7
2 9 4 1
2 9 6
4
4
8 7 3
9 6 2 4
8 6 3
6
8
KELİME AVI
Bulmaca
KELİME BULMACA
AŞAĞIdaki 30 kelime diyagramda yatay, düşey ve çapraz şekilde gizlenmiştir.
Ç P M
I
S K A R T A Ç D
I
T
Z
ABİYE
KRİTİK
Ç A Y İ T H İ T P N O B K C C
AÇMAZ
METABOLİZMA
AKÇAY
NATÜRMORT
ARENA
NİYAZ
DAYAK
OLASI
DEMİR
POLİKLİNİK
ERİKLİ
POTANSİYEL
ETNİK
RİYAD
GEÇİM
SESSİZ
HAVYAR
ŞİRKET
İHTİYAÇ
TANIK
İPİNCE
TELAMON
ISKARTA
TENAKUZ
KAHRAMANMARAŞ
YAYIK
G T T M Ç Y V N İ Y A Z S Z T
V B G V A E T N İ K İ R Y V D
E N M D K Ş G R K L L C R E Z
T Ş K Ş I S A L O Ğ K N M İ Ü
E S I J N H K A Ş M İ
İ S C V
K F Y C A İ Z U R P R S L K A
R A A V T U C A I E E Ü R O İ
İ L Y İ K L E Y İ S N A T O P
Ş A R A M N A M A R H A K A İ
R K N K D H O B N U B V Ç K N
J E M E T A B O L İ Z M A Ç C
T E L A M O N P Y L A E N A E
S L P Ü Ş U P E Y Z Ğ I F Y C
3 HARFLİLER
AHU
AKS
AKÜ
CAM
EBU
EGO
ISI
İFA
LAF
NOT
NUH
OVA
PİM
RAY
ŞEF
TER
TEZ
ULU
ÜTÜ
VİS
H U S U S
4 HARFLİLER
AĞIL
ALAY
ATIK
AVAL
AYIP
ÇARK
FARK
JUDO
KONT
KURU
NÜVE
OĞUL
OPAK
ÖMÜR
ÖYKÜ
ROKA
SIVA
SOPA
TUNÇ
VİZE
5 HARFLİLER
CÜSSE
ENDER
HUSUS
MEZUN
SARAÇ
ŞOFÖR
TARİF
TULUM
ÜRGÜP
YAĞMA
6 HARFLİLER
ACIKLI
JARGON
MİLFÖY
ÜTOPYA
Ö
Y
K
Ü
MOZAİK
Aşağıda parçalara ayrılmış bir bulmaca vardır. 3x3’lük parçaları uygun şekilde yerleştirerek
bulmacayı tamamlayın Artan parçadaki harfleri kullanarak şifre kelimeyi bulun.
O
Y
U
L
A
S
Ş
T
A
M
K
M
A
L
L
İ
A
A
S
L
A
M
İ
T
S
A
K
A
E
N
T
Y
E
L
U
K
E
S
E
E
M E
T
İ
M
E
T
N
N
C
A
A
H
İ
A
L
İ
A
L
T
T
A
K
T
A
S
A
I
O
T
N
İ
K
L
L
İ
C
A
R
Ç
L
U
K
A
R
A
G
E
N
İ
N
B
E
T
P
E
R
İ
A
N
E
K
T
I
M
M
L
İ
P
U
L
N
K
H
Ç
S
E
H
N
M
U
A
İ
U
N
B
A
A
Ş
İ
D
E
T
A
İ
L
A
A
R
E
Z
E
K
M
İ
R
S
E
K
E
M
A
N
A
M A
S
A
B
D
K
A
T
B
A
C
Y
E
DİKDÖRTGENLER
Bu bulmacadaki amacımız noktaları
2 bölgeler
2
9
birleştirerek dikdörtgen
oluşturmak.
2
Bunun için ipuçlarını kullanacaksınız. Verilen sayılar, kendisinin4de
içinde bulunduğu bölgenin kaç
4 kutu3
dan oluştuğunu gösteriyor.
Örnek
2
32 2 4
2
3 4
3 4
3
2
2
12
3
3
2
5
15
4 2
3
2
3
2
2
10
5
5 2
3
3
2
6
7
3 4
2
14
5
8
8
5
5 52
4
6
8
8
15 3
23
3
4
7
3
Bulmaca
SUDOKU
DİKDÖRTGENLER
3
14
5
3
2
6
10
5
5
3
8
8
5
2
6
15
3
3
4
MOZAİK
Fazla parça
İ
K
N
Ç
L
G
E
Şifre kelime:
7
GENÇLİK
3
KELİME AVI
6
8
7
3
1
9
2
4
5
4
2
1
5
6
7
3
9
8
5
3
9
2
8
4
6
1
7
8
5
6
9
7
2
1
3
4
1
4
3
8
5
6
7
2
9
7
9
2
1
4
3
8
5
6
9
7
4
6
2
1
5
8
3
2
6
5
4
3
8
9
7
1
3
1
8
7
9
5
4
6
2
2
5
8
7
6
1
3
9
4
7
3
1
9
5
4
8
6
2
4
9
6
8
3
2
1
5
7
3
6
9
5
8
7
4
2
1
8
1
7
4
2
6
5
3
9
5
4
2
3
1
9
6
7
8
1
7
5
2
4
3
9
8
6
9
8
4
6
7
5
2
1
3
6
2
3
1
9
8
7
4
5
6
9
4
7
8
3
2
1
5
3
2
5
9
6
1
7
4
8
1
8
7
4
5
2
3
6
9
5
3
2
8
1
7
6
9
4
9
4
1
3
2
6
5
8
7
8
7
6
5
9
4
1
2
3
2
5
9
6
7
8
4
3
1
4
6
8
1
3
5
9
7
2
7
1
3
2
4
9
8
5
6
9
6
5
4
7
2
3
1
8
1
7
3
5
9
8
6
4
2
2
4
8
6
1
3
9
5
7
3
5
9
7
8
4
2
6
1
6
2
4
3
5
1
8
7
9
8
1
7
9
2
6
4
3
5
5
3
1
8
4
9
7
2
6
7
9
6
2
3
5
1
8
4
4
8
2
1
6
7
5
9
3
5
1
3
4
6
7
9
2
8
9
4
2
3
8
1
7
5
6
7
8
6
2
5
9
1
4
3
2
5
4
9
7
3
8
6
1
8
3
9
6
1
2
4
7
5
1
6
7
8
4
5
3
9
2
4
9
1
5
2
8
6
3
7
6
2
8
7
3
4
5
1
9
3
7
5
1
9
6
2
8
4
5
3
8
7
6
4
2
1
9
6
1
2
9
3
8
5
7
4
7
4
9
1
5
2
8
3
6
2
6
1
8
9
3
7
4
5
9
7
4
2
1
5
3
6
8
8
5
3
6
4
7
9
2
1
1
2
7
4
8
9
6
5
3
3
9
6
5
7
1
4
8
2
4
8
5
3
2
6
1
9
7
3
2
8
4
1
5
6
7
9
5
1
7
8
9
6
2
4
3
6
9
4
2
3
7
5
1
8
9
6
1
3
8
2
4
5
7
4
3
2
7
5
1
8
9
6
8
7
5
6
4
9
1
3
2
7
4
3
5
6
8
9
2
1
1
5
6
9
2
3
7
8
4
2
8
9
1
7
4
3
6
5
3
4
6
8
1
2
9
5
7
8
1
7
3
5
9
4
2
6
5
2
9
6
4
7
1
8
3
1
8
5
7
9
6
3
4
2
4
6
2
1
8
3
7
9
5
9
7
3
4
2
5
6
1
8
6
9
8
5
3
4
2
7
1
7
5
4
2
6
1
8
3
9
2
3
1
9
7
8
5
6
4
3
5
2
8
6
7
1
4
9
9
1
6
5
4
2
7
3
8
8
7
4
3
1
9
2
5
6
1
6
5
7
2
4
9
8
3
4
3
8
9
5
1
6
7
2
2
9
7
6
3
8
4
1
5
7
4
3
2
8
6
5
9
1
5
2
1
4
9
3
8
6
7
6
8
9
1
7
5
3
2
4
ÇENGEL
Büyük Sahra'da
bölge
Toprak bölgeyi
kuraklıktan
kurtarma
İ
E
A K A R S
İ N G İ
A Z I
N
T R A
B A S
M
V A D E
F İ L İ K
Z
F İ
J E S T
T O M
T O R N A
L E G A
M İ S
D
M
M A
E P İ K
İ M E C
O Y A
A
A L I K
A T E
A
Aynı batında
doğan
Nehir
5
Abide
niteliğinde olan
Mızmız,
sevimsiz kimse
Avrupa'da bir
ülke
Öğütme dişi
Ölüm haberi
veren
En kalın
erkek sesi
Küçük davul
Tavana asılı
süslü lamba
Eğilimi olan
İkiz ünlü
(dilbilgisi)
Mühlet
Kurtarma
kayığı
KELİME YERLEŞTİRME
T U N Ç
U
U
L
H U S
U
L
M E Z U N
B
J U D O
A
V İ
R O K A
G
O
O
N Ü V
N O T
P
C
Y A Ğ M A
K
M
A C
H
U S
O
P
T A
E
Z E
G
Ş O
E
F A
V
A
İ L
I K L I
U
S
R
I
Ğ U L
A Ğ
R İ F
F
A T I
E
F Ö R
Y
C
R K
Ü R G
A
F Ö Y
A
I
A
K
S
Ü
T
Ü
Ö
Ç
R A Ç
R
A K Ü
L
T
A
O
Y I P
Y
I V A
İ
S S E
N
P
D
İ
E
M Ü R
3
Parmak ile
yapılan hafif
vuruş
Beklenmedik iyi
davranış
Ruhsal gerilim
Halk dilinde
çiftçi
Gayrı
Dürülmüş kağıt
Oyma
tezgahı
Uluslararası
spor
yarışmaları
16
S
U
L
A
M
A
Karakteristik
Er
Sadist
Bir ilimiz
Hısım
Sıtma mikrobu
taşıyan
sivrisinek
8
Çok kesici, iyi
kesen
Üzüm vb.
bitkiler
Canlıları
oluşturan
element
Kuru soğuk
Puluçluk
Şarkıda
tekrarlanan
bölüm
İri, güçlü bir
yılan
12
Suçlama
T
Ö
H
M
E
T
Yönelmek
Makine
Kimya
Endüstrisi
Destansı
Eski dilde ay
Eğme
Brezilya'da
sıradağ
Gösteriş,
çalım
13
Kırsal
kesimde
işbirliği
İnce dantel
Cet
Bildik, tanıdık
2
Güzel kokulu bir taş
6
Henüz
bitmemiş
Kazak
başbuğu
unvanı
Bahreyn
başkenti
9
Küçük oda
Ş
Tümör,
yumru
Bir ay adı
Akılsız
Tanrı
tanımaz
Bir tahıl ölçeği
Küp biçiminde
oyun aracı
A
S
M
A
Avrupa'da
ülke
Askerler
Tabi olanlar,
uyanlar
Müzikte
notaları
bağlayarak
çalmak
Güzel koku
Akla ve
gerçeğe
aykırı
Ö
A
T E B
T E R E
İ
A S
P E T
İ L
A
K E S K
Z A R
K E
A
A R A B
R
N A
B O A
O
N A
N M E K
A T A
A R
M
T A B
A
M E
H Ü C R
İ N A
Mavera
1
19
Babanın
kardeşi
Bağımlı
Cömert
Çengel Bulmacanın şifresi:
SEVGİ BİLMEKTEN DOĞAR
Uğraşılan şey
Şöhret
Biyolojide
soluk borusu
7
E
Uzun, hafif
tekne
Kanmış,
inanmış
K
A
N
İ
Sözün kısası
Değerli bir
taş
M
A
K
E
D
O
N
Y
A
Cennet ile
cehennem
arasındaki bir
yer
15
Bir asal gaz
17
Paylama
14
Buluş
Ufki
Avuç içi
Klasik Türk
müziğinde
bir makam
11
Akşam
eğlencesi
Tartışma
Sihir
Geçinme
Ferişte
18
Kötü, fena
Kötülük,
fenalık
Tabii, natürel
Safra
10
Y
A
K A
U R
T A
B
M A
A N
İ
Ş G
E
T R
B
Ö D
A N O
R
Ğ
A N A
F E L
O
A N İ
Z
C
A Y A
R A T
T
M A M
Ü Y Ü
N
S
A M A
K E M
A L E
Ş E R
A K E
Budala, saf
4
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
25
File Size
8 409 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content