close

Enter

Log in using OpenID

incele - Tusem

embedDownload
Klinik Bilimler / T 36-4
KLİNİK TIP BİLİMLERİ TESTİ AÇIKLAMALI CEVAPLAR
1.
Aşağıdakilerden hangisi aort yetmezliği ile ilgili olarak
yanlıştır?
1. LDH1/LDH2: Myokard zedelenmesi lehine bir bulgudur.
A) ARA en sık nedenidir
3. LDH2: Eritrositlerde, meninkslerde ve kaslarda
B) Erken diyastolik üfürüm duyulur
4. LDH3: Akciğerlerde
C) En sık rastlanan semptomu çarpıntıdır
5. LDH4: Kaslarda ve karaciğerde
D) Nabız basıncı daralmıştır
6. LDH5: Sadece karaciğerde
2. LDH1: Daha çok kalpte
E) Her sistolde tırnak kapillerlerinde pulsasyon alınır
1-D
3.
En sık rastlanan semptomu çarpıntıdır. Erken diyastolik üfürüm
dediğimiz dekresendo tarzı üfürüm duyulur. En sık nedeni ARA
dır.corrigan nabzı ,hill belirtisi,pistol shot bulgusu,durozies cift
üfürümü,de musset belirtrisi, Quincke nabzı,uvula hareketi,
pulsus altus et celer gibi periferik bulguları vardır. Nabız basıncı genişler (sistolik basınçları yüksek diyastolik basınçları
düşük hastalardır. Tansiyonları genelde 150/50 mmhg ölçülür.
A) Eward işareti
B) Santral venoz basınçda progresif azalma
C) Sinus taşikardisi
D) Sistol ve diastol arası basınç farkının azalması
E) Pulsus paradoksus Myokart enfarktüsü sırasında bir hastanın kanında en
erken yükselen enzim aşağıdakilerden hangisidir?
2.
A) Kreatin kinaz
B)
C) LDH
D) AST
3–B
Myoglobin
Perikard tamponadında sağ kalbe venöz dönüş mekanik olarak kısıtlanır ve buna bağlı venöz basınç progresif olarak artmaya başlar. Santral venöz basınçdaki progresif artma pulsus
paradoksus ile birlikte tamponadın en değerli klinik bulgularıdır. Sistol ve diastol arası basınç farkı yani nabız basıncı aort
yetmezliğinde artar, tamponadda azalır. Eward belirtisi sol
skapula altında alınan matite olup perikardial sıvı belirtisidir,
tamponadda da görülebilir.
E) Kreatin kinaz myokart bandı
2-E
Myoglobin en hızlı yükselen kardiyak belirteçtir. Ancak soruda
enzim olarak sorulduğu için en erken yükselen ve kalp için en
spesifik olan cpk –mb’dir. LDH en geç yükselen ve en uzun süre
yüksek kalan enzimdir.
-
Myoglobin: MI sonrası ilk 1 saat içerisinde yükselir. En erken yükselen serum markırıdır. 24 saat yüksek kalır.
-
CPK-MB: Serum düzeyleri 4-6 saatte yükselir, 2-3 gün yüksek kalır. CPK-MB2 fraksiyonu daha belirgin yükselir.
4.
Yetmiş bir yaşında bir bayan hasta eforla gelen göğüs
ağrısı ve senkop yakınmalarıyla başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 110/80 mmHg, nabız 85/dakika ve
zayıf olarak bulunuyor. Oskültasyonda apikal bölgede
3/6 sistolik ejeksiyon üfürümü duyuluyor. EKG de V1-2
S, V4-6 R voltajında belirgin artma saptanıyor.
Bu hasta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
1. CPK- MM: iskelet kası
2. CPK- MB: kalp kası
3. CPK- BB: beyin ve böbrekte
-
Kardiyak spesifik troponin T ve I (cTn T ve I): MI sonrası
yaklaşık 4 saat içerisinde serumda artar. CPK-MB ile
genellikle birlikte yükselir ancak daha uzun süre yüksek kalırlar. cTn-I kalp için daha spesifiktir.
1. Küçük akut MI’de, CK-MB normal iken, troponinler artar.
Küçük infarktları gösterme açısından daha güvenilirdir.
AST (SGOT): Serumda 6-12 saatte yükselir. 5-7 gün
yüksek kalır.
-
LDH: 24 saat içinde yükselir, en uzun süre yüksek kalan markırdır. MI sonrası 7-9 gün süreyle kanda saptanabilir. LDH1 izoenzimi kalp için daha spesifiktir.
A) Mitral yetmezliği B)
C) Aort yetmezliği D) Mitral darlığı
Aort darlığı
E) Koroner arter hastalığı
4–B
2. Yarı ömürleri daha uzun olduğu için (7-14 gün), prognozu
gösterme ve geç MI tanısında tanı değerleri yüksektir.
-
Yoğun bakım ünitesinde travma sonrası nefes darlığı
nedeniyle izlenen hastada aşağıdaki bulgulardan hangisi perikard tamponadını düşündürmez?
Bu vakada verilen EKG sol ventrikül hipertrofisine uymaktadır.
Hastanın klinik bulguları ve sistolik ejeksiyon üfürümü de düşünülürse aort darlığı için tipikdir. MY’de tüm prekordiyuma yayılan pan sistolik üfürüm, AY’de erken diastolik üfürüm, MD’de
middiastolik rulman beklenir. Ayrıca sol ventrikül hipertrofisi
MD’de olmaz, AY ve MY’de ise daha çok dilatasyon beklenir.
www.tusem.com.tr
33
Klinik Bilimler / T 36-4
5.
Akciğer embolisi nedeniyle warfarin tedavisi alan bir
hastada gelişen akciğer tuberkulozu için verilebilecek
asağıdaki ilaçlardan hangisine bağlı olarak yeni bir emboli riski artar?
6.
Evde klima temizliği yapan ve ertesi sabah nefes darlığı
ve hışırtılı solunumla uyanan 60 yaşındaki bir kişide ateş
balgam çıkarma ve ince raller saptanıyor. Akciğer grafisinde yama tarzında infiltrasyonlar gözleniyor.
A) Rifampisin
B)
Bu hasta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
C) Pirazinamid
D) Etambutol
İzoniazid
A) Akut eozinofilik pnömoni
B) Kronik eozinofilik pnömoni
E) Streptomisin
5-A
C) Hipersensitivite pnömonisi
Rifampisin
• Bakterisidaldir.
• INH ile birlikte hepatit ve AST’de geçici yükselmeler yapabilir. Nadiren 150’yi geçer ve sarılık olur.
• Yan etkileri:
o Idrar, ter ve gözyaşını portakal-pembe renge boyar.
o GIS bulguları en sık yan etkidir. - Döküntü, kaşıntı olabilir.
o Konjiktivit, akneiform lezyonlar olabilir.
o Soğuk algınlığı benzeri tabloya yol açabilir.
o Trombositopeni yapabilir.
• Karaciğerde mikrozomal enzim sistemi ile yıkılan ilaçların
metabolizmasını hızlandırır (Varfarin, oral hipoglisemikler,
antikonv., antiaritmikler, teofilin, ketakonazol) Metadon
kullananlarda yoksunluk semptomları oluşturabilir. Aminosalisilik asit RIF’nin emilimini azaltır.
• Oral kontrasepsiyonu başarısızlaştırır.
INAH
• Bakterisidal
• Hepatit (en önemli yan etkisidir ve yaşla artar) - Periferik
nöropati (Pridoksin ile önlenebilir)
• Psikoz, konvülziyon - Artralji, agranülositoz
• Hemolitik anemi (G-6-PDH eksikliği olanlarda) -Döküntü
Prazinamid
• Bakterisidal
• Hepatit, artralji, hiperürisemi, gut, sideroblastik anemi,
• Hiperürisemiye bağlı nefropati yapabilir
• Gebelerde tercih edilmez.
Streptomisin
• Bakterisidal
• 8. sinir toksisitesi (vestibüler kısmı daha sık) ve renal toksisite
• Gebelikte kontrendikedir.
Etambutol
• Bakteriostatik
• Retrobulber nörit ve optik atrofi (ilaç başlanmadan önce
oftalmolojik muayene gereklidir)
• Gebelerde kullanılabilir
D) Akut atakta astım
E) Akut atakta kronik bronşit
6-C
HİPERSENSİTİVİTE PNÖMONİSİ (Extrinsik allerjik alveolitis)
Tanım: Duyarlı kişilerde organik tozların yada başka maddelerin
inhalasyonu sonucu oluşan; alveol duvarı ve terminal hava yollarını tutan inflamasyondur. Astımdan farkı, inflamasyonun bronşlarda değil alveol düzeyinde olmasıdır. Total akciğer volümü, akciğe kompliansı ve diffüzyon kapasitesi azalmıştır ve ağırlıklı olarak
restriktif bir akciğer hastalığıdır. Maruz kalınan tüm antijenler ortak bir klinik ve patolojik seyir gösterirler. Termofilik aktinomiçes
maruz kalınan en önemli ajandır.
Klinik:
Akut; Maruz kalınan antijeni takiben 4-8 saat içerisinde ateş,
öksürük, titreme dispne ve konstitusyonel şikayetlerle giden
bir reaksiyon,
Subakut; Haftalar içerisinde ilerleyen öksürük, dispne ve siyanoz,
Kronik; Progresif olarak yıllar içerisinde artan öksürük ve ekzersiz dispnesi, tipik interstisiyel akciğer hastalığı kliniği. Gecikmiş hipersensitivite reaksiyonu.
AC Grafisinde yamalı infiltrasyonlar, diffüz infiltrasyonlar, nodüler infiltrasyonlar olabileceği gibi normal de olabilir.
Solunum fonksiyon testleri restriktif patern gösterir. Difüzyon
bozuktur.
Bronkoalveolar lavajda T lenfositlerinde artış (erken dönemde helper, iyileşme döneminde supresor) ve Mast hücre artışı görülür. Serum Ig G, M ve E düzeyleri artabilir. Lökositoz,
sedim, CRP artışı saptanabilir. Eozinofili beklenmez. Serumda
sorumlu antijene karşı antikor saptanabilir.
Tanı: Klinik ve diğer bulgularla beraber biyopside interstisiyel alveolar infiltrasyon (plazma hücresi, lenfosit, eozinofil, nadir nötrofil ve granülom oluşumu vardır) görülmesi kesin tanıyı sağlar.
Tedavi: Antijenlerin eliminasyonu ve steroid tedavisi uygulanır.
www.tusem.com.tr
34
Klinik Bilimler / T 36-4
7.
Plevral sıvıda adenozin deaminaz düzeyinin ölçülmesi
hangi hastalığın belirlenmesi için kullanılır ?
8-D
İmmun yetmezlikli hastalarda canlı aşılar kontrendikedir. Seçeneklerden canlı aşı olan BCG aşısı olup attenue bakteri aşısıdır.
Tetanoz aşısı bakterinin ekzotoksininden elde edilen toksoid aşı,
pnömokok aşısı bakterinin polisakkarit yapıdaki kapsülünden hazırlanan kapsül aşısı, influenza aşısı ise inaktive virus aşısıdır. A) Kalp yetmezliği
B) Romatoid plörözi
C) Malign pleural mezotelyoma
D) Tuberkuloz plörezi
E) Parapnomonik efuzyon
9.
Yirmi altı yaşında bir kadın hasta, yaklaşık 6 aydır devam
eden el eklemlerinde ağrı, tutukluk ve şişlik yakınmaları ile
başvuruyor. Fizik muayenede artrit bulgularına eşlik eden
oral ülserler saptanıyor. Laboratuar incelemede romatoid
faktör, antinükleer antikor ve anti-Sm pozitif bulunuyor.
Bu hastalıkların ayırıcı tanısında öncelikle aşağıdaki
hastalıkların hangisi düşünülmelidir?
7-D
Plevral sıvının özelliklerine göre muhtemel nedenler
Glukoz düşüklüğü
Ph düşüklüğü
Romatoid plörezi
Parapnömoni
Tüberküloz
Malign effüzyon
Ampiyem
Mezotelyoma
A) Behçet hastalığı B) Viral artrit
Ampiyem
Ösefagus rüptürü
Romatoid effüzyon
Tbc
Travma
Karsinomlar
C) Akut romatizmal ateş
D) Wegener granülomatozu
E) Sistemik lupus eritematozus
9-E
RF pozitifliğinin ayırt edici bir özelliği yoktur. Tam tersine RF
negatifliği daha önemli bir bulgudur.
Amilaz artışı
Özefagus rüptürü
Pankreatit
Malign hastalıklar
Şilöz Efüzyonlar (Trigliserid
düzeyleri 100mg/dl<)
Ductus torasikus travmalarında
Tümör
Tbc
Tüberoz sklerozis
• Gut
SLE (%80)
RA (%40-60)
Karsinomlar
Pnömoniler
Tbc
• Reiter sendromu
Kompleman düşüklüğü Hemorajik efüzyon
(Eritrosit sayısı 100,000/dl<)
Lökosit sayısının 20,000/dl< ADA aktivitesinde artış
RF (-) durumlar (GO-PARİS)
• Osteoartrit
• Psoriyatik artrit
• Ankilozan spondilit
• İBH-ilişkili artrit
• Still hastalığı
• Septik artrit
ANA ve anti-Sm antikorloarının pozitifliği SLE düşündürmelidir. Öyleki ANA; SLE tanısında sensitivitesi en yüksek; anti-Sm;
SLE tanısında spesifitesi en yüksek otoantikordur. Oral ülserlerin olması Behçet hastalığı ile ilgili olarak çeldirici olabilir. Oral
ülserler; Behçet hastalığında ağrılı iken SLE vakalarında genelde ağrısızdır. SLE hastalarının tanı kriterleri;
Travma
Tümör
Asbeste bağlı efüzyon
Pankreatit
Pulmoner emboliye bağlı enfarkt
Parapnömonik efüzyonlar
Ampiyem
Lökemik efüzyonlar
1. Malar rash.
2. Diskoid rash (en sık yüz ve kafada yerleşir)
3. Fotosensivite
4. Oral ülserler (genelde ağrısız)
Tüberküloz
Malign hastalıklar
5. Non-erozif artrit
6. Renal bozukluk (proteinüri-teleskopik idrar)
7. Nörolojik bozukluk (konvülziyon yada psikoz)
8.
İmmun yetmezliği olan bir hastada aşağıdaki aşılardan
hangisinin yapılması kontrendikedir?
A) Tetanoz aşısı
B)
C) İnfluenza (Grip) aşısı
D) BCG aşısı
8. Serozit (plörit, perikardit)
9. Hematolojik: (Hemolitik anemi, Lökopeni, Trombositopeni, Lenfopeni)
10. İmmünolojik bulgular: Anti-DNA, Anti Sm, ve/veya anti-fosfolipid
Hepatit B aşısı
11. ANA (+)
Bu kriterlerinden 4 veya daha fazlasının pozitif olması ile tanı
konulur.
E) Pnömokok aşısı
www.tusem.com.tr
35
Klinik Bilimler / T 36-4
10. Aortit aşağıdaki hastalıkların hangisinde beklenen bir
bulgu değildir?
A) Mikroskopik polianjit B)
C) Dev hücreli arterit
D) Behçet hastalığı
12.
Aşağıdaki hastalıkların hangisinde immün hemolitik
anemi görülebilir?
Ankilozan spondilit
A) Akut lenfoblastik lösemi
B) Akut myeloblastik lösemi
E) Takayasu arteriti
C) Kronik myeloid lösemi
10 - A
D) Talasemi majör
Vaskulitik sendromlar tuttukları damarların çapına göre üçe
ayrılır;
Büyük damar vaskulitleri;
• Takayasu arteriti
• Temporal arteriti
• Kogan sendromu
Orta damar vaskulitleri;
• Poliarteritis nodosa
• Kawasaki
• Romatoid vaskulit
• Buerger
Küçük damar vaskulitleri;
• Wegener granülomatozu
• Churg – Strauss sendromu
• Mikroskopik polianjiitis
• Henoch – Shönlein purpurası
Behçet hastalığının çok önemli bir özelliği vardır; hem arter,
hem veni tutan, her çaptaki damarda vaskulit yapan tek patolojidir. Takayasu ve dev hücreli (temporal) arterit büyük damarda
vaskulit yapar. Ankilozan spondilitin 4 A bulgusu vardır;
• Aort yetmezliği
• Apikal pulmoner fibrozis
• IgA nefropatisi
• Amiloidoz
Mikroskopik polianjiitisin tutulumu küçük damarlar ile sınırlıdır. Aortit yapması beklenmez.
E) Hodgkin lenfoma
12 - E
Otoimmün hemolitik aneminin en sık nedeni idiyopatiktir.
Sekonder nedenler ise nadirdir. En sık sekonder nedenler ise
SLE, KLL ve lenfomadır (Hodgkin ve NonHodgkin lenfoma).
13. Aşağıdakilerden hangisi ADP (P2Y12) reseptör blokörüdür?
A) NSAİD
B)
Dipiridamol
C) Tiklodipin
D) Absiksimab
E) Anagrelid
13 - C
Erken (primer) hemostaza etki eden ajanlar ve bloke ettikleri
enzim veya reseptörler;
• Steroid à Fosfolipaz enzimi
• NSAİD à COX enzimi
• Absiksimab, Eptifibatid, Tirofiban à Gp IIB/IIIA reseptörü
• Tiklodipin, Klopidogrel à ADP (P2Y12) reseptörü
• Anagrelid àTromboksan sentetaz enzimi
14. Heparine bağlı trombotik trombositopeni geliştiği düşünülen bir hastada antikoagulasyon açısından aşağıdaki ajanlardan hangisi kullanılabilinir?
A) Düşük molekül ağırlıklı heparin
B) Warfarin
11. Aşağıdaki monoklonal antikorlardan hangisi B lenfositlerdeki CD 20 reseptörüne bağlanır?
A) Basiliksimab
B)
C) İnfliksimab
D) Rituksimab
C) Aspirin
Transtuzumab
D) Heparin
E) Argatroban
E) Alemtuzumab
14 - E
11 - D
Basiliksimab
CD 25
Graft versus host hastalığı
Heparine bağlı tromotik trombositopeni geliştiği düşünülen
(HITT) bir hastada F10 inhibitörleri yada direkt trombin inhibitörleri kullanılabilinir. Direkt trombin inhibitörleri;
Gemtuzumab
CD 33
AML
TNF-A
• Argatroban
İnfliksimab
IBH, RA, SLE, AS, Psöriazis
Rituksimab
CD 20
Lenfoma
• Bivaluridin
Alemtuzumab
CD 52
KLL, Lenfoma
MONOKLONAL ANTİKOR
HEDEF
KULLANILDIĞI HASTALIK
• Desiluridin
• Lepirudin
www.tusem.com.tr
36
Klinik Bilimler / T 36-4
15. Yetmiş sekiz yaşında metastatik prostat kanseri tanısı ile
takip edilen bir erkek hasta konfuze, letharjik olarak saptanıyor. Yapılan muayenede hastada uyarı azalmış cevap görülüyor. Serum kalsiyum değeri 13 mg/dl olarak saptanıyor.
17. Sivas ilinden gelen 40 yaşında erkek hasta, boyunda şişlik şikayetiyle müracaat ediyor. Anamnezinde 2 ay önce
boğaz ağrısı, ateş şikayetlerinin olduğu ve 10 gün süreyle
penisilin tedavisi kullanmasına rağmen yakınmalarının
geçmediği, kaynak suyu kullandıkları öğreniliyor. Fizik
muaynede ön servikalde 2x1cm boyutlarında iki adet
lenfadenopati saptanıyor.Lenf nodu biyopsisinin incelenmesinde granülomatöz reaksiyon rapor ediliyor.
Bu hastanın tedavisinde aşağıdakilerden hangisine gerek yoktur?
A) Normal salin B)
Pamidronate
C) Furasemıd D) Kalsitonin
E) Deksametazon
15 - E
Serum kalsiyum değeri 8.5 – 10.5 mg/dl aralığındadır. Maligniteye bağlı hiperkalsemide nörolojik semptomlar (mental
konfüzyon, letharji, konfüzyon..) saptanabilir. Malign hiperkalseminin tedavisi;
• izotonik sıvılarla hidrasyon
• zorlu diürez (furosemid + SF)
• bifosfonatlar
• kalsitonin
• mitramisin, galyum nitrat
• diyalizden oluşur.
Maligniteye bağlı hiperkalsemide etyoloji temel olarak vitamin D sentezinde artış ve dolayısı ile intestinal kalsiyum reabsorbsiyonundaki artıştan sorumlu değil ise steroid tedavisi
daha geri planda kalır. Hatta böyle bir etyolojide steroid tedavisi nörolojik durumu ağırlaştırır.
Tanı
Labaratuvar Testi
A) Bruselloz
yonu
Standart tüp aglütinas-
B) Tularemi
Aglütinasyon testi
C) Tüberküloz
tüberküloz kültürü
Lenf nodu biyopsisinin
D) Kırım Kongo Kanamalı
Ateş(KKHA) KKHA Polimeraz zincir
reaksiyonu testi
E) Leptospiroz
Mikroaglitinasyon testi
17 - B
Soruda tanımlanan olgu orofarengeal form tularemi ile uyumludur. Tularemi Türkiye’de pek çok ilde (Edirne, Düzce, Sivas,
Çorum, Çankırı, Bursa, Ankara) endemik olarak görülebilmektedir. Tularemi tanısında anamnezde kaynak suyu kullanımı, beta-laktam grubu (penisilin, sefalosporinler, aztreonam, karbapenemler) antibiyotik tedavisine yanıtsızlık önemli özelliklerdir.
Tularemi lenf bezlerinde granülomatöz reaksiyona neden olur.
Tanısı aglütinasyon testi, mikroaglitinasyon testi veya polimeraz
zincir reaksiyonu ile konur. Tedavide streptomisin ilk seçenekdir. Tetrasiklin grubu antibiyotiklerden doksisiklin, kinolon grubu antibiyotikleden siprofloksasin alternatif ilaçlardır.
16. Periferik yaymada lökositlerin sitoplazmalarında bazofilik
çubuklar saptanan, t (15;17) translokasyonu bulunan lösemi hastasına oral indüksiyon tedavisi verilen 72 yaşında bir
erkek hastanın tedavisinin 9. gününde yüksek ateş, ödem,
plevral effüzyon, hipotansiyon ve lökositoz gelişiyor.
Bu hastada en olası tanı ve tanıda kullanılacak laboratuvar testi aşağıdakilerden hangisidir?
Bu hastada bu aşamadan sonra en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?
18. Alkolik siroza bağlı portal hipertansiyon gelişen bir hastada aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisi beklenmez?
A) Antrasilin + Glukukortikoid
B) İmipenem + Amikasin
C) Arsenik trioksid
A) Hipoalbuminemi
D) Taze donmuş plazma + Heparin
B) Trombositoz
E) Plazmaferez
C) Protrombin zamanında uzama
16 - A
D) Hipergamaglobunemi
Soruda ifade edilen hastanın tanısı Akut Myeloid Lösemi
M3’dür. Sitoplazmada görülen bazofilik çubuklar ise Auer rodlarıdır. Soruda ifade edilen durum ise retinoik asit sendromudur. AML M3 (promyelositik lösemi) hastasına ATRA verilmesi
sonrasında meydana gelir. Retinoik asit tedavisi ise steroidden
oluşur. B seçeneğini febril nötropenide, C seçeneğini ATRA tedavisi sonrası relapsta, D seçeneğini ise DIC geliştiğinde kullanırız; bu seçeneklerdeki tüm ilaçların, farklı endikasyonlarda
AML M3’de yeri vardır.
E) Hipoglisemi
18 - B
Karaciğerin geri dönüşümsüz fibrozisi ve karaciğer fonksiyonlarında bozulma ile karakterize klinik tablo siroz olarak
tanımlanır.Fibrozis portal vene karşı direnç artışına sonuçta
portal hipertansiyona yol açar.Hepatositlerin nekroinflamasyona bağlı hasarı sirotik hastalarda karaciğer enzimlerinde artışa (nedeni ne olursa olsun siroz gelişmiş bir kawww.tusem.com.tr
37
Klinik Bilimler / T 36-4
20. Alkol alımı sonrası gece uykudan uyandıran kuşak tarzında sırta yayılan şiddetli ağrı bulantı-kusma yakınması
nedeni ile acile gelen hastanın fizik muayenesinde rebaund- defans saptanmıyor.Hastanın kan amilaz ve lipaz
düzeyleri yüksek olarak bulunuyor.
raciğerde AST artışı ALT artışından tıpkı alkolik hepatit te
olduğu gibi daha fazladır) neden olur.Siroz hastalarında ayrıca
hipoglisemi,pıhtılaşma faktörlerinin sentez kusuruna bağlı PT
zamanında uzama,hipoalbuminemi ve hipergammaglobulinemi saptanır(sirozlu hastaların protein elektroforezinde betagama köprüleşmesi olarak görülür)
Portal hipertansiyona bağlı gelişen splenomegali hipersplenizme yol açar.Hipersplenizimde pansitopeni görülebilmekle beraber ilk ortaya çıkan kan sayımı değişikliği trombositopenidir.
Bu nedenle portal hipertansiyon gelişmiş sirozlu bir hastada
trombositoz beklenmez.
Bu hastanın takibinde aşağıdaki sorunlardan hangisinin gelişmesi beklenmez?
Akut tubüler nekroz
A) Hiperglisemi
B)
C) Ani körlük
D) Sepsis
E) Hiperkalsemi
20 - E
Pankreas enzimlerinin prematür aktivasyonu bağlı olarak
pankreas dokusunda değişik nedenlerle ortaya çıkan pankreas hasarına akut pankreatit denir. Akut pankreatitin birçok
nedeni olmakla beraber alkol ve safra kesesi taşları en sık rastlanılan nedenlerdir. Bununla birlikte birçok ilaç hipertrigliseridemi ve hiperkalsemi gibi metabolik nedenler akut pankreatit
yapabilir. Akut pankreatit ödematöz ve nekrotizan olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkabilir.
19. Aşağıdakilerden hangisi orofarinjeal disfaji (transfer
disfajisi) nedeni değildir?
A) Plummer-Wilson Sendromu
Akut ödematöz pankreatit : Tüm akut pankreatitlerin yaklaşık
%80’i bu formdadır. Pankreas makroskopik olarak ödematöz
bir görünüme sahiptir, pankreatik inflamasyon hafif olup, kendi kendini sınırlar, parankimal hasar minimaldir. İnflamasyonun düzelmesinin ardından, organ sekel bırakmadan iyileşir
Mortalitesi çok düşüktür.
B) Psödobulber paralizi
C) Polimiyozit
D) Zencer divertiküli
E) Diffuz özefagus spazmı
19 - E
Akut nekrotizan pankreatit: Tüm akut pankreatitlerin yaklaşık
%20 kadarını oluşturur. Eskiden akut hemorajik pankreatit
olarak da bilinirdi. Burada inflamasyon ilerleyerek,gland ve
çevre dokuları koagulasyon nekrozuna götürür. İntra ve ekstrapankreatik yaygın yağ dodokusu nekrozu vardır. Retroperitoneal alanda hematomlar bulunabilir. Glandda hemoraji
bulunabilir. Vasküler inflamasyon ve trombozlara sıklıkla rastlanır. Mortalitesi %30 lara çıkabilmektedir.
Disfaji; ağız, farinks ve üst özofagus sfinkterinin çizgili kaslarını etkileyen nöromüsküler mekanizmalarda anormallik
(orofaringeal disfaji), özofagusun düz kaslarını etkileyen çeşitli bozukluklar (özofageal disfaji) veya mekanik nedenler
sonucunda gelişebilmektedir. Orofaringeal disfaji genellikle
yutma eylemini başlatmada ve gıdaların özofagusa transferinde zorluk olarak tanımlanır. Bu hastalardaki temel şikâyetler
boğazda gıda takıntısı, yutmayı başlatamama, nazofaringeal
regürjitasyon ve yutma sırasında öksürük olup, bunlara disartri ve burundan konuşma eşlik edebilir. Orofaringeal disfajinin
başlıca nedenleri arasında yapısal faringoözofageal lezyonlar
(Zenker divertiküli,plummer wilson sendromu, kitle basısı) ve
nöromuskuler hastalıklar (Serebro vasküler olay, M. greves,
polimiyozit, polio, parkinson) yer almaktadır.
Akut pankreatit tanısı klinik uygun karın ağrısı olan birisinde
amilaz ve lipaz yüksekliğinin saptanması ile rahatlıkla konabilir. Akut pankreatit tanısında en değerli görüntüleme yöntemi bilgisayarlı tomografidir. BT ödematöz ve nekrotizan
pankreatiti ayırmada da oldukça etkilidir. Akut pankreatit
seyrinde komplikasyon olarak akut böbrek yetmezliği, ARDS,
yağ embolisi, lökosit agregasyonuna bağlı ani körlük (Purtscher retinopatisi), GİS kanam, splenik ven trombozu gibi birçok komplikasyon görülebilir. Labaratuar tetkiklerinde insülin
rezervindeki düşüşe sekonder hiperglisemi, karaciğer enzimlerinde artış, gelişen yağ nekrozuna sekonder hipokalsemi
tesbit edilir. Kalsyum düşüklüğü akut pankreatitte nekrozun
indirekt bir göstergesi olduğundan kötü prognoz kriteridir.
Diffuz özefagiyal spazm ise özefagus 2/3 düz kaslarını ilgilendiren idiopatik nonkordine artmış peristaltik aktivite ile
ilşkili motor disfaji hastalığıdır. Burada katı ve sıvı gıdalara karşı paradoksik disfaji vardır. Baryumlu grafide DÖS da
tribüşon(psödodivertikülozis )görüntüsü vardır.İdiopatik bu
hastalıkta en sık sekonder neden amyotrfik lateral sklerozdur.
www.tusem.com.tr
38
Klinik Bilimler / T 36-4
21. Masif alt GİS kanama nedeni ile görülen hastanın vital
bulguları düzeldikten sonra etiyoloji açısından hangi
tetkikin akut dönemde yapılması uygun değildir?
panhipopituitarizm adı verilir. Nedenleri oldukça fazla ise de,
erişkinlerde en fazla hipofiz adenomu, hipofiz cerrahisi veya
radyoterapiye bağlı olarak gelişir. Hipofiz yetmezliği tanısı; bazal ve uyarılmış hormon düzeylerine bakılarak konulur. Sadece
bazal hormon düzeylerinin ölçümü yeterli olmaz. Çünkü, bazen
bazal değerler normal görünür ama uyarı karşısında hormon
artışında kusur saptanabilir. Hipofiz hormon kapasitesini değerlendirmede en önemli test İnsülin tolerans testidir. Bu testle
hasta insülin perfüzyonu ile hioglisemiye doğal olarak strese
sokulur ve stres hormonlarının strese yanıtı ölçülür. Bu testle
GH,ACTH Kortizol ve prolaktin düzeylerinde artış beklenir. Beklenen artışın olmaması hipofizer yetmezlik lehinedir. Synacten
testi primer sürrenal yetersizliği saptamada en önemli testtir.
Metirapon testi ise hipofizer ACTH rezervini, Arjinin perfüzyonu
ise GH rezervini ölçmede kullanılabilen testlerdir.
A) Nasogastrik sonda
B) Kolonoskopi
C) Anjiografi
D) Baryumlu kolon grafisi
E) Sintigrafi
21 - D
Trietz ligamentinin distalinden olan kanamalara alt GİS kanaması denir. Alt GİS kanamalarının çoğu spontan olarak
durur. Alt GİS kanamasına bağlı mortalite üst GİS kanamalarına bağlı mortaliteye göre belirgin olarak daha düşüktür.
Yaşa göre alt GİS kanama yapan nedenler farklılık gösterir.
Tüm rektoraji nedenleri içerisinde en sık rastlanan hemoroid, anal fissür gibi anarektal hastalıklardır. Bu hastalıklarda
kanama, miktar olarak az olduğundan minör hemetokezya olarak adlandırılır. Majör hematokezyada ise yaşa göre
sıklık nedenleri değişmektedir. Adölesanlarda Meckel divertiküli gençlerde kolit 60 yaş altı divertiküloz 60 yaş üstü
anjiodisplazi en sık nedendir. Alt GİS kanamaların %10-20
nedeni masif üst GİS kanamaya bağlı olabileceğinden tanıda ilk yapılması gereken nazogastrik sondadır. NGS kanlı
geldiğinde sorun üst GİS kanamadır. NGS temizse kanamalı
hastanın genel durumu stabilize edildikten sonra kanama
etiyolojisi açısından kolonoskopi, anjiyografi, sintigrafi yapılarak neden araştırılır. Akut kanamada baryumlu kolon
grafisi gerek tanısal gücünün düşük olması gerekse kolonoskopi işlemi için tanısal zorluk yaratacağından yapılmaz.
23. Yaklaşık bir aydır çarpıntı, kilo kaybı ellerde titreme yakınması olan hastanın fizik muayenesinde nabız 130v/
dk, TA:150/70, FT:3,9Pmol/l (N3.1-6.8), FT4:24Pmol/l,
TSH:10 (N:0.4-4) olarak bulunuyor.
A) Hipofiz MR
B) Tiroid USG
C) Tiroid sintigrafisi
D) TSI (Tiroid stimülan immünglobulin)
E) Tiroid biopsisi
23 - A
Hipertiroidi kliniği olan bir hastada T3,T4 yüksekliğine TSH yüksekliği eşlik ediyorsa hipofizer TSH salgılayan bir adenom düşünülmelidir. Primer hipertiroidi de T3,T4 artışı hipofizer TSH süprese eder ve TSH düşer. Soruda santral hipertiroidi laboratuvar
bulguları verildiğinden böyle bir hastada ilk yapılacak tetkik hipofiz görüntülemesidir. TSHoma lar hipofizer hiperfonksiyone
adenomları içerisinde en az rastlanılan adenom formudur.
22. Yirmi yaşında bayan hasta adet görememe, halsizlik yorgunluk yakınması nedeni ile doktora başvuruyor. Öyküsünde 10 yıl önce kraniofaringioma nedeni ile ameliyat
olduğu sonrasında radyoterapi gördüğü öğreniliyor. Biokimyasında Na:132, K:4.5, Glukoz:55 saptanıyor.
Bu hastaya bundan sonraki aşamada en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
Bu hastanın tanısı için altın standart tanı testi aşağıdakilerden hangisidir?
24. Tiroidin nodüler hastalığı için aşağıdakilerden hangisi
yanlıştır?
A) İnsülin tolerans testi
B) Synachten testi
A) Soliter soğuk nodül veya multinodüler guatr da
dominant nodül varlığında malinite riski artmıştır.
C) GnRH uyarı testi
D) Arjinin perfüzyon testi
B) Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanır.
E) Metirapon testi
C) Ultrasonografik olarak nodül etrafında halo varlığı
malinite lehinedir.
22 - A
Hipopituitarizm hipofiz glandında üretilen bir veya birden fazla
hormonun ya da tüm hormonların yetersizliği sonucu gelişen
klinik tabloya verilen isimdir.Yalnız bir adenohipofiz hormonunun eksikliğine selektif veya izole hipopituitarizm, tüm adenohipofiz hormonlarının eksikliği sonucu gelişen klinik tabloya ise
D) Hipertiroidi ve sintigrafide sıcak nodül malinite
ihtimalini azaltır.
E) Ultrasonogarfide mikrokalsifikasyon ve santral
vaskülarizasyon malinite riskini artırır.
www.tusem.com.tr
39
Klinik Bilimler / T 36-4
24 - C
Palpe edilebilen tiroid nodüllerinin sıklığı %5-10 iken, ultrasonografi (USG) ile bu oran %20-50 arasnda değişebilmektedir.
Kadınlarda erkeklerden 4 kat daha fazla görülür ve yaşla birlikte sıklığı artar. Tiroid nodüllerinde kanser riski ortalama %5 tir.
Nodüllerin yaklaşık %50’si soliter, %50’si ise multinodülerdir.
Önceden malin potansiyelin, soliter adenomda multinodüler
guatra göre daha belirgin olduğu bilinmekte idi. Ancak son
çalışmalar malinite görülme sıklığı tek nodülle, multinodüler
guatrın dominant nodülünde benzer olduğunu göstermiştir.
Tiroid nodülünün yönetiminde en önemli adım nodülün malignite riskini belirleyebilmektir. Bunun için klinik değerlendirme ve ince iğne aspirasyon biyopsisi en uygun yöntemlerdir.
Tiroid nodülünde kanser riskini artıran öykü ve fizik muayene
bulgular şunlardır:
• Radyasyon öyküsü
• Aile öyküsü
o Medüller kanser
o Papiller kanser
• Familyal sendromlar
o Gardner sendromu
o Cowden sendromu
o Carney sendromu
• Hızlı büyüyen nodül
• 20 yaş altı, 70 yaş üstünde nodül
• Erkek hasta
• Malignensi olasılığını artıran lokal invazyon semptomları
o Sert, yapışık kitle
o Tek taraflı LAP, tiroidde nodül
o Tiroid nodülü ve aynı tarafta vokal kord
paralizisi
Tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde en önemli görüntüleme yöntemi USG’dir.
Ultrasonografik olarak nodülde malignite riskini gösteren bulgular şunlardır:
• Mikrokalsifikasyonlar
• Hipoekojenite
• Halonun yokluğu
• Nodülde santral vaskülarizasyon
• Çevre dokuya invazyon
• Şüpheli lenf nodları
25 - D
MODY (Gençlerin erişkin başlangıçlı diyabeti) otozomal dominant geçişlidir. Beta hücrelerinde disfonksiyona neden olan
tek gen mutasyonu söz konusudur. Diyabet hastalarının %1-5
de nedendir. 10 adet MODY tanımlanmış olmasına rağmen
en sık rastlanılan glukokinaz gen defektine bağlı MODY 2 ve
transkripsiyon faktör gen mutasyonlarıdır. HNF1 alfa genindeki mutasyon (MODY3) en sık görülen formdur. MODY 5 de görülen HNF1 betayı kodlayan gendeki defekt aynı gen böbrektede eksprese edildiğinden renal kistik hastalıkla birliktedir.
26. Kronik renal yetmezlikli hastalarda en sık ölüm nedeni
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kardiyo vasküler hastalık
B) Enfeksiyon
C) Üremik ensefalopati
D) Hiperpotasemi
E) İntra cerebral kanama
26 - A
Kronik böbrek yetmezliği (KBY), glomerüler filtrasyon değerinde azalmanın sonucu böbreğin sıvı-solüt dengesini ayarlama
ve metabolik-endokrin fonksiyonlarında kronik ve ilerleyici
bozulma hali olarak tanımlanabilir. Kronik böbrek yetmezliğinden etkilenmeyen organ veya sistem hemen hemen yok
gibidir. KRY’in en sık nedeni diyabettir. Akut renal yetmezlikli
hastalarda en sık ölüm nedeni enfeksiyonken KRY’i hastalarda
en sık ölüm nedeni kardiyo vasküler hastalıklardır bu nedenle
KRY tıpkı diyabet gibi korener arter eş değeri hastalık sayılır.
27. Aşağıdaki renal hastalıklardan hangisinin oluşturduğu
patoloji diğerlerinden farklıdır?
A) Pyelonefrit
B) Nefrojenik diabetes insipitus
C) Veziko üreteral reflü
D) Eklamsi
E) Lityum toksisitesi
27 - D
Eklamsiye bağlı renal problem glomerüler kapiler yumakta
patoloji yaratırken diğer nedenler tübüler ve tübülointerstisyel patoloji ile karekterizedir.
Primer tutulumun tübüller ve interstisyumda olduğu patololjilere tubülointerstisyel nefrit denir.
Akut pyelonefrit çoğu zaman alt üriner sistem enfeksiyonu ile
ilişkilidir. En sık E.coli ye bağlı olarak gelişir. En sık alt üriner
sistemden (asendan) daha az olarak da hematojen (septisemi,
infektif endokardit) yolla etken ulaşır. Böbrek transplantasyonu yapılan hastalarda, immünsüpresyona bağlı olarak polyoma virüs pyelonefriti görülebilir.Polyoma virüs enfeksiyonunda idrar sitolojisinde “Decoy hücreleri” görülmesi önemlidir.
25. Renal kistik hastalıkla birlikteliği olan MODY (Maturity
Onset Diabetes of the Young) cinsi hangisidir?
A) MODY 1
B)
C) MODY 4
D) MODY 5
MODY 3
E) MODY 2
www.tusem.com.tr
40
Klinik Bilimler / T 36-4
Nefrojenik D.I. ADH duyarsızlığı ile ortaya çıkan bir tablodur.TIN
yapan birçok faktör(VUR gibi) sekonder nefrojenik D.I nedenidir.
Affektif bozuklukların tedavisinde kullanılan lityumun tubuler
fonksiyonları bozarak
nefrojenik diabetes insipitus ve distal renal tubuler asidoz yapıcı etkisi vardır.
Eklamsi gebeliğin son trimesterinde ortaya çıkan hipertansiyonödem ve proteinüri ile karekterize tablodur.Eklamside temel renal patoloji glomerüllerdedir.Glomerülün mikroskopik
incelemesinde “glomerüller kapiller endoteliozis” saptanır.
30. Aşağıdakilerden hangisi, spontan intraserebral kanamaların en az rastlanan lokalizasyonudur?
28. Afazi - klinik eşleştirmelerinde aşağıdakilerden hangisi
yanlıştır?
• Klinik kanama miktarına bağlı değişir. Başağrısı ardından
hızla komaya gidiş sözkonusudur. Enfarktan ayrımı klinik
ile değil BBT ile mümkündür.
A) Putaminal B)
Serebellar
C) Pontin D) Talamik
E) Kaudat
30 – C
Primer intraserebral kanama
• Beyin kanamalarının en sık nedeni hipertansiyondur (milier-charcot bouchart anevrizması), olgular da serebral
arterlerin amiloidozisi de neden olarak düşünülmektedir.
A) Broca - konuşamaz
B) Transkortikal duyusal-tekrar eder
C) İletim- tekrar edemez
31. Aşağıdaki bulgulardan hangisi, deliryumun klinik tanısında yoktur?
D) Wernicke- anlamaz
E) Global- anlamaz, konuşur.
A) Algı bozukluğu
28 - E
B) Dikkat bozukluğu
AFAZİLER
o Broka disfazisi  konuşamaz ancak konuşulanları anlar.
Konuşmadığının farkındadır
o Wernicke disfazisi  hiç anlaşılmaz, hatta kendi bile anlamaz, ancak akıcı konuşma vardır. Hasta konuşmaları tekrar edemez veya yazamaz. Genellikle izoledir, ek nörolojik
bulgu yoktur.
o Global afazi  ses çıkarır ama konuşma hiç yoktur, sağ
hemiparezi ve anopsi ile birliktedir.
o Transkortikal afazi  SVH’da kortikal iskemi nedeniyle
oluşur, tekrar eder, hatta ekolalisi vardır.
o Kondüksiyonel- iletim-afazi  Broka ve Wernike alanlarını birbirine bağlayan arkuat tasikülün hasarında ortaya çıkar ve önemli özelliği tekrar yeteneğinin kaybıdır, anlama
ve konuşmada bir miktar etkilenmiştir.
o Nominal afazi  nesnelerin ismini söyleyemez, ne işe yaradıklarını söyler ancak isimlendirme bozuktur.
C) Yönelim bozukluğu
D) Bilinç bulanıklığı
E) Somatizasyon bozukluğu
31 – E
DELİRYUM (akut organik psikoz -ansefalopati - reversibl serebral disfonksiyon )
Yaygın beyin dokusu disfonksiyonu sonucu, başta bilinç olmak
üzere kognitif fonksiyonlarda, akut ya da subakut başlangıçlı,
gün içinde dalgalanmalar gösteren, reversibl bir organik ruhsal bozukluktur.
Deliryum- DSM-IV Tanı Kriterleri
A - Dikkati belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma, sürdürmede yetersizlikle giden bilinç bozukluğu.
B - Algı bozukluğunun ortaya çıkması ya da bilişsel değişikliklerin (bellek, yönelim, dil bozukluğu gibi) olması.
C - Tablonun kısa bir sürede gelişmesi (Genellikle saatler veya günler)
ve gün içinde dalgalanmalar göstermesi.
D - Anamnez, fizik muayene ya da laboratuvar verilerinden, tablonun
genel tıbbi bir durumun doğrudan etkilerine bağlı olduğunu gösteren kanıtların bulunması.
29. Multipl skleroz atağı sırasında görülme olasılığı en fazla
olan klinik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Parezi B)
C) Görme kaybı
D) Ataksi
Klinik:
Huzursuzluk, anksiyete, irritabilite, uyku bozuklukları gibi
prodromal belirtiler olabilir. Genellikle akut başlar, hasta şaşkın görünümdedir, anlamsız, amaçsız hareketler gösterir.
Parestezi
E) Afazi
-
Bilinç Bozukluğu: Deliryumun en önemli özelliği bilincin değişik derecelerde bozulmasıdır, gün içinde dalgalı ancak gece
alevlenen semptomlar vardır. Stupor ve koma gelişebilir.
-
Yönelim Bozukluğu: Deliryumun patogonomik bulgularındadır. Önce zamana sonra yere yönelim bozuktur. Bazı
deliryum olgularında kişiye yönelim de bozulabilir.
29 – C
MS’de optik nörit; en sık görülen tablodur, geçici unilateral
görme kaybı olur, papillit veya retrobulber nörit şeklinde tutulum görülür. Genellikle tek taraflı retrobulber nevrittir ve göz
dibi muayenesi normal oluşu ile papillitten ayrılır.
www.tusem.com.tr
41
Klinik Bilimler / T 36-4
-
Bellek Bozukluğu: Değerlendirilmesi güç olmakla birlikte
dikkatli muayene ile yakın bellek bozukuğu ortaya konabilir.
Hastaların yeni bir şey öğrenme özellikleri kaybolmuştur.
(Vejetatif alanda)
-
Dikkat Bozuklukları: Dikkat çok dağınıktır, dikkatini yoğunlaştırma ve sürdürmede yetersizlik gösterir.
5- Psikomotor retardasyon/ajitasyon
-
Algı Bozuklukları: Hallüsinasyon (En sık görsel) ve illüzyonlar sık görülür. Tüm duyu organlarına ait olabilir.
-
Yargılamanın-muhakeme bozukluğu: Utanma, ayıp kavramlarının kaybı gibi
-
Uyku-Uyanıklık Siklusunda Bozukluk: İlk ortaya çıkan
belirtilerden birisidir. Genellikle uyku, uyanıklık siklusu
tersine dönmüştür. Hasta gece uyanık ve ajite, gündüz ise
sakindir. Uyku sırasında kabuslar görülebilir.
-
4- Uykusuzluk/aşırı uyku (İnsomnia / hipersomnia)
6- Yorgunluk-bitkinlik/Enerji kaybı
(Kognitif alanda) 7- Suçluluk, değersizlik düşünceleri (ben hiçbir işe yaramamyaramadım-yaramayacağım), ağlamalar,
8- Konsantrasyon güçlüğü, düşünme yada düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma yetisinin (Dikkati toplayamama) azalması yada karasızlık
9- Yineleyen ölüm düşünceleri, yineleyen intihar etme düşünceleri ve intihar etmeye yönelik tasarılarının olması.
Düşünce Bozuklukları: Düşünce akışı artmış veya azalmış
olabilir. Çağrışımlar dağınık, bağlantısız olup amaca varamaz (Dezorganize düşünce). Perseverasyon sık görülür.
Referans, paranoid içerikli hezeyanlar olabilir.
-
Duygulanım Bozuklukları: anksiyete, korku, irritabilite,
kızgınlık, öfori ve apatidir.
-
Davranış Bozuklukları: psikomotor hiperaktivite (ajite, eskite) ya da hipoaktivite (sessiz, sakin, uykulu)
-
Nöropsikiyatrik Belirti ve Bulgular: disgrafi (şekil ve yazı
yazmada bozukluk), disnomi (objelerin adlandırılmasında
bozukluk) ve motor beceri kusurlarıdır. Ayrıca, bazı hastalarda kaba hızlı tremor, multifokal myoklonus
-
3- Kilo alımı ya da kilo kaybı (İştahta artma/ azalma)
B- Mix epizod dışlanmalı
C- Bu semptomlar, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada
toplumsal-mesleki alanlarda yada önemli diğer işlevsellik
alanlarında bozulmaya neden olması
D- Madde kullanımı ve genel tıbbi durumun etkileri ekarte
edilmiş olmalı
E- Yas’a bağlı durum ekarte edilmeli
33. PA akciğer grafisinde aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Sol diafragma sağ diafragmaya göre daha aşağıda
yer alır
Otonomik Bozukluklar: solukluk, ateş, terleme, taşikardi
veya bradikardi, hipotansiyon veya hipertansiyon, bulantı,
kusma, diyare ve konstipasyondur.
B) Sol hilus sağa göre yaklaşık olarak 25 mm daha
yukarıda yer alır.
C) Siluet (Silhouette) işareti yumuşak doku dansitesindeki bir anatomik oluşumun sınırlarının komşu bir
opasite tarafından silinmesidir.
Psikiyatrik belirtilerle birlikte otonomik disfonksiyon belirtileri
olması daima deliryum ihtimalini düşündürmelidir.
D) Trakea ve mediasten, konsolidasyon tarafına doğru
çekilir
32. İki haftadır uykusuzluk, isteksizlik, keyifsizlik, ağlama
hâlleri olan bir hasta aşağıdakilerden hangisi ile uyumludur?
A) Anksiyete B)
C) Deliryum
D) Demans
E) Pnomotoraks da hava genelde inferiora birikir.
33 – E
Manik bozukluk
Pnomotoraks da hava genellikle superiora birikir.
E) Depresyon
34. Pulmoner tromboemboli için aşağıdakilerden hangisi
yanlıştır?
32 – E
Depresyon DSM 4’e göre;
A) Akciğer X ray %50 ihtimal ile normaldir.
A- Aşağıdaki 9 belirtiden en az 5’i, (hemen her gün, yaklaşık
gün boyu süren) 15 gün süre ile olmalıdır ve belirtiler hastanın sosyal düzenini bozmalıdır.
B) Yüksek hemidiafram görülebilir.
C) Perfüze akciğer distal olarak, dilate hiler arter proksimal olarak görülür.
Semptomlardan en az birinin ya depressif duygudurum ya da
ilgi kaybı ya da artık zevk alamama olması gerekir.
D) Enfarkt daima plevra tabanlı akciğeri kapsar
(Emosyonel alanda)
E) V / Q tarama (sintigrafi) ± anjiyografi veya kontrastsız spiral BT ile değerlendirilmesi gerekir.
1- Depressif duygu durum (Disfori)
34 - E
2- Tüm etkinliklere karşı (yada çoğuna) ilgide belirgin azalma
yada artık bunlardan eskisi gibi zevk alamaması (Anhedoni)
Spiral BT İntravenöz kontrast madde verilerek yapılır.
www.tusem.com.tr
42
Klinik Bilimler / T 36-4
35. Aşağıdakilerden hangisi akne rosase de görülmez?
A) Komedon
B)
C) Telenjektazi
D) Papül
37. Aşağıdakilerden hangisi hava yolu ile bulaşan hastalık
değildir?
Yüzde flashing
E) Püstül
A) Verem
B)
Streptekok anjini
C) Kabakulak
D) Poliomyelit
E) Boğmaca
35 – A
Akne Rozase
37 – D
En sık 30-50 yaş kadında ve açık tenlilerde gözlenir.
Hava yolu ile bulaşan hastalıklar
Baharat veya alkolle gelişen yüzdeki flushing, güneş,
Hava Yolu ile Bulaşan Hastalıklar
Yüzün ortasında, simetrik kalıcı, eritem, telenjiektazi; akut
ataklarda görülen ödem papül ve püstülle karekterizedir. Püstül sıklıkla papülün tepesindedir. Komedon yoktur.
• Nezle (soğuk algınlığı),
• Kızamık,
• Grip,
• Kızamıkçık,
• Verem,
• Kabakulak,
• Bademcik iltihabı (strepte- • Boğmaca, Difteri (kuş palazı),
kok anjini),
• Menenjit.
• Suçiçeği,
36. Aşağıdakilerden hangisi, uyuz tedavisinde tek doz oral
kullanılır?
A) Permetrin B)
C) Benzil benzoat D) Krotamiton
Sülfür
38. Doğurganlık Çağı (15-49 Yaş) kadınlardaki tetanos aşısı
ilk ne zaman yapılır?
E) İvermektin
36 – E
A) Gebeliğin 4. ayında
B)
1-Scabies (Gale, Uyuz)
C) Gebeliğin 2. ayında
D) Gebeliğin 6. ayında
Hastalığın etkeni dişi sarkopt scabiesdir (Sarcoptes scabiei
Hominis), scabies belirtisi vermesi için 8-10 gün geçer. Stratum korneum içinde tüneller açarak ilerler (silion ) ve tünelin
ucundaki vezikül perle de yaşar.
Gebeliğin 1. ayında
E) Gebeliğin 12. ayında
38 – A
Doğurganlık Çağı (15-49 Yaş) Kadınlardaki Tetanos Aşı Takvimi
Elbise ve yataklarda 14 gün yaşayabilir. İnsandan insana yakın
ilişki, aynı yatakta yatma, elbise, çamaşır ve havlu ile geçer.
Yatağa yattıktan sonra ortaya çıkan kaşıntı sarkoptun gece
sıcakta tünel açması ve hareketine bağlıdır.
Ayak tabanı, el ayası, skalp ve yüz dışında vücudun her yerinde
papüller, püstüller, polimorf deri lezonları ve kaşıntı izleri vardır.
Shave biopsi ile alınan metaryel mikroskopta incelenir, sarkopt, yumurtalar ve feçesi görülebilir.
Doz Sayısı Uygulama Zamanı
Koruma Süresi
Tetanos 1
Gebeliğin 4. ayında
Yok
Tetanos 2
Tetanos 1’den en az 4 haft. sonra
1-3 yıl
Tetanos 3
Tetanos 2’den en az 6 ay sonra
5 yıl
Tetanos 4
Tetanos 3’ten en az 1 yıl sonra ya da bir 10 yıl
sonraki gebelikte
Tetanos 5
Tetanos 4’ten en az bir yıl sonra ya da Doğurganlık çağı
bir sonraki gebelikte
boyunca
39. Aşağıdakilerden hangisi ikincil korumaya örnektir?
Topikal tetrasiklin ile şüpheli sahalar boyanır ve wood lambasıyla bakılınca silionlar görünür.
A) Meme kanseri için mamografi yapmak
B) El hijeni ile ilgili bilgiler vermek
Tüm aile tedavi edilmelidir. İmmünkompromize, sistemik steroid kullananlarda, organ transplantlı veya yaşlı hastalarda norveç uyuzu denen yaygın krutlu lezyonlarla karakterize bir tablo
oluşur. Uygun tedaviyle parazit eradike edilse bile kaşıntı birkaç
hafta devam edebilir. Kaşıntı için oral antihistaminik verilir.
C) Multıpl skleroz hastasını rehabilite etmek
D) Sigaradan korunma yollarını anlatmak
E) Osteoartrite ilaç vermek
39 – A
• Lindan (Gamma benzene hekzaklorid losyonu) 24 saat
vücutta kalacak şekilde sürülür. Nörotoksik olduğundan
gebe ve çocuklarda kullanılmaz.
İKİNCİL-SEKONDER-KORUMA (SECONDARY PREVENTİON):
Görünüşte sağlam olan veya olmayan, hasta kişilerin hastalıklarına erken tanı ve uygun tedavi ile morbidite ve sakatlığın
azaltılmasıdır. Dolayısı ile de, hastalığa ve kişiye özgü hizmetlerdir, kişiye yönelik koruyucu hizmetler olarak da adlandırılır. Ancak; böyle adlandırılmasına karşın toplumsal yaraları
da vardır. Örneğin, bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış olan kişi,
erken tanı ve uygun tedavi hizmeti aldığında, bu kişinin bir
• Baum de perou %5-10’luk sülfür presipite vazelin içinde 3
gün üst üste sürülür
• Permetrin %5’lik krem scabies de en etkili ilaçtır.
• İvermektin 200 mikrogr/kg tek doz oral olarak (yaygın infestasyonda veya immünkompromize kişilerde)
www.tusem.com.tr
43
Klinik Bilimler / T 36-4
Acil cerrahi;
• Foot drop (düşük ayak) acil cerrahi endikasyonlarındandır.
• Cauda equina Sendromu.
• Masif ruptüre diske bağlı olabilir. Genellikle orta hatta en
sık L4-5 seviyesinde görülür.
• Üriner retansiyon: En sabit bulgudur. Sensitivite yaklaşık
%90’ dır. Üriner ve / veya fekal inkontinans
• Anal sfinkter tonusu % 60-80’ inde azalır.
• Eyer şeklinde anestezi
• Önemli motor kuvvetsizlik: Genelde birden fazla sinir kökünü tutar ve tedavi edilmezse paraplejiye ilerleyebilir
• Bel ağrısı ve/veya siyatalji olmayabilir
• Aşil refleksinin bilateral kaybı bildirilmiştir
• Seksüel disfonksiyon.
enfeksiyon kaynağı olması ortadan kaldırıldığı gibi, ailesine ve
topluma getirdiği maddi ve manevi yükler de ortadan kaldırılmak suretiyle toplum da korunmuş olur. 40 yaş üzeri hipertansif kişilerde EKG takibinin yapılması, hipertansiona bağlı kalp
hastalığı için sekonder korumadır. Meme kanseri için mamografi gibi çalışmalar 2. korumadır.
40. Kardiotoksisitesi en yüksek lokal anestezik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Lidocaine
B) Bupivacaine
C) Prilokain
D) Novacaine
E) Chlorporcaine
40 – B
Bupivakain /levobupivokain’nin kardiyak depresyon etkisi fazladır.
43. Çocuklarda membranoproliferatif glomerülonefrit ile
ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yalnıştır?
41. Aşağıdakilerden hangisi intrakranial kitle bulgusu değildir?
A) Papil ödem B)
A) En sık 2.dekatta ortaya çıkar
B) Lupus veya kronik enfeksiyonlara sekonder gelişebilir
Parapleji
C) Glomerüllerde C3 depolanır
C) Lateralize nörolojik kayıp D) Epilepsi nöbeti
D) C3 düzeyi başlangıçta düşüktür, 8 hafta sonra düzelir
E) Son 3 parmakta geceleri artan ağrı
E) Çoğu vaka son dönem böbrek yetersizliğine ilerler
41 - E
43 – D
intrakranial kitleler
MPGN büyük çocuk ve genç erişkinlerde en sık kronik glomerülonefrit nedenidir. En sık 2. Dekatta ortaya çıkar. Primer
veya SLE ve subakut-kronik enfeksiyonlara (HBV, HCV, sifiliz,
bakteryel endokardit, şant nefriti) sekonder olabilir.
• Lokal belirtileri; lateralize taraf bulgu veya epilepsi nöbeti
iken,
• Genel belirtileri; İntrakranial basınç artışına bağlı (baş ağrısıkusma-papil ödemi-bilinç değişiklikleri) bulgulardan oluşur.
42. Bel fıtıklarında acil cerrahi endikasyon aşağıdakilerden
hangisidir?
Histolojik olarak 2 tipi vardır. Her ikisinde de glomerülde C3
depolanması görülür. Tip I’de Iglerde depolanırken tip II’de
izole C3 depolanması vardır. Vakaların büyük çoğunluğunda C3 düzeyi persistan olarak azalmıştır. Post streptokoksik
GN’de ise başlangıçta düşük olan C3 8 hafta sonra düzelir.
A) Yeterli konservatif tedaviye rağmen iyileşme belirtileri görülmeyen olgular
Tanı konduktan sonra ilk 10 yılda %50, 20 yılda ise %90 vakada
son dönem böbrek yetersizliği ortaya çıkar.
• İnterhemisferik kitlelerde parapleji görülebilir.
B) Patella ve aşil reflekslerinde kayıp
C) Cauda equina Sendromu
44. Aşağıdakilerden hangisi proksimal renal tubuler asidoz
nedeni değildir?
D) Ayak bileğinde 1/5 güç kaybının oluşu
A) Sistinozis
E) Sosyal düzeni bozan sık syatalji atakları
B) Wilson hastalığı
42 – C
C) Galaktozemi
Cerrahi endikasyonları;
D) Medüller sünger böbrek
• Nörolojik kaybı olan hastalar; Ayak bileği ya da parmaklarının dorsal veya plantar fleksiyon kaybı, düşük ayak, bacakta atrofi, patella ve aşil reflekslerinde kayıp gibi progressive nörolojik defisitlerin olması
E) Herediter fruktoz intoleransı
44 – D
Proksimal RTA (tip 2 RTA)’nın en sık nedeni renal fanconi
sendromudur. Renal fanconi sendromuna yol açan genetik
nedenlerin hepsi aynı zamanda proksimal RTA nedenidirler.
Renal fanconi sendromuna yol açan genetik nedenler Lowe
sendromu, Sistinozis, Tirozinemi tip 1, Galaktozemi, Wilson
hastalığı ve Herediter fruktoz intoleransıdır. Wilson hastalığı
distal RTA’yada neden olabilir.
• Yeterli konservatif tedaviye rağmen iyileşme belirtileri görülmeyen olgular
• Siyatalji ile birlikte veya siyatalji olmaksızın sık aralıklarla
tekrarlayan ve kişiyi çalışamaz hale getiren, sosyal aktivitesi engellenen olgular
www.tusem.com.tr
44
Klinik Bilimler / T 36-4
Medüller sünger böbrek çocuklarda nadir sporadik hastalıktır. Terminal kollektör tübüllerin renal piramise girişlerinde kistik dilatasyon vardır.Yaşam süreleri, renal fonksiyonları
normaldir. Distal RTA, pyelonefrit, nefrolitiasis, hiperkalsiüri,
nefrokalsinoz dikkati çeker.
taya çıkar. Sezaryenle doğan termlerin % 10’unda pretermlerin % 20’sinde görülür. Asfiktik bebekler ve diyabetik anne
bebeklerinde bu oranlar daha yüksektir.
Vaka analiz edilirken dikkat edilebilecek diğer bir done de bazı
sorularda hastanın bulgularının tedricen düzelecek olmasıdır.
Hastalar genellikle 3 gün içinde hızla iyileşir. Hipoksi, hiperkapni, asidoz sık değildir. Zaten bu sorudaki olgunun kan gazının normal olması da buna işaret eder. Radyolojik incelemede
akciğerlerde havalanma fazlalığı, perihiler vaskülaritede artış,
fissürlerde sıvı çizgisi, nadiren de pleural sıvı bulunur.
- Islak akciğer olarak da adlandırılır
- Doğum ağırlığı 2000g üzerinde olanlarda görülür
Risk faktörleri
- Sezaryen doğum(en sık) - Diyabetik anne çocuğu
- Erkek cinsiyet
- Annenin aşırı sedasyonu
- Uzamış doğum eylemi
45. Aşağıdakilerden hangisi yenidoğan döneminde görülen fizyolojik deri lezyonlarından birisi değildir?
A) Toksik eritem
B)
Püstüler melanozis
C) Ebstein incisi
D) Akne neonatarum
E) Kutis marmaratus
45 – C
Toksik eritem;ortası sarımsı beyaz, çevresi eritemli, 7-10 günde kaybolan deri lezyonudur. Lezyondan yapılan yaymada eozinofiller görülür.
Püstüler melanozis; nötrofil içeren vezikülo püstüler lezyonlardır. 2-3 günde hafif pigmentasyon bırakarak kaybolurlar.
Akne neonatarum; doğumdan sonra birkaç gün içinde transplesental androjenik stimülasyon sonucu genellikle erkek bebeklerde görülen akne vulgarise benzer lezyonlardır.
Kutis marmaratus; nöromuskuler olgunlaşma eksikliği sonucu
görülen, çevre ısıs değişimine bağlı ciltte mermer damarlanması görünümüdür. 1-2 hafta sonra düzelir.
Ebstein incisi; sert damakta epitelyal hücre birikimine bağlı
fizyolojik mukoza bulgusudur. Diş etlerinde aynı görüntüye
sahip retansiyon kistlerine ise Bohn incisi denir.
47. Yenidoğan döneminde görülen ishalin en sık nedeni
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mikrovillus inklüzyon hastalığı
B) Rotavirüs
C) Primer laktaz eksikliği
D) İnek sütü protein intoleransı
E) E.Coli (EPEC)
47 – E
Yenidoğan döneminde ishalin en sık nedeni E.Coli (EPEC)’tir.
Rotavirüs akut viral ishalin en sık nedenidir. Primer laktaz eksikliği nadir görülen bir kronik ishal nedenidir. Kronik mikrovillus inklüzyon hastalığı ise YD döneminde başlayan kronik
ishallerin en sık nedenidir.
46. Otuz dokuz haftalık gebeliği takiben sezaryan ile 1. dakika Apgarı 5, 5.dakika Apgarı 10 olarak doğan bir kız bebekte doğumdan sonra solunum sayısının 70-80/dk olarak seyrettiği gözleniyor. Akciğer grafisinde diffüz olarak
havalanmada artış ve fissürde sıvı hattı görülüyor. Göğüs
ön arka çapı artmış olan bebeğin kan gazı incelemesinde
pH: 7.35 pC02: 45 mmHg, p02: 77 mmHg saptanıyor.
48. Aşağıdakilerden hangisi streptokokkal toksik şok sendromu kriterlerinden birisi değildir?
Bu bebekte klinik tabloya yol açan en olası risk faktörü
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Renal bozukluk
B) Akut respiratuvar distres sendromu
A) Sezeryan ile doğum
C) Kas anormallikleri
B) 1.dakika APGAR skorunun düşük olması
D) Hepatik tutulum
C) Kız cinsiyet
E) Yumuşak doku nekrozu
D) Rh uygunsuzluğu
48 – C
Normalde steril olan vücut bölgesinden GAS izolasyonu Streptokokkal ağır invazif hastalık olarak tanımlanır ve birbirine
benzeyen 3 klinik sendromu içerir:
1) Nekrotizan fasiit: Cilt alt yumuşak doku ve cildin yoğun lokal nekrozu ile karakterizedir.
2) Odağı belirlenmeyen bakteriyemi: Menenjit, pnömoni,
artrit gibi fokal odağı belirlenemeyen durumdur.
3) Streptokokal TSS diğerlerinden şok ve multorgan yetmezliği ile ayrılır.
E) Mekonyum aspirasyonu
46 – A
Yenidoğanın geçici takipnesinde doğumdan hemen sonra takipne, retraksiyonlar, burun kanatlarının solunuma katılması
ve siyanoz (minimal oksijen-<%40-ile düzelebilir) gibi solunum
sıkıntısı belirtileri ortaya çıkar. Sorudaki olguda da takipne ön
plandadır. Yenidoğanın geçici takipnesi fetal akciğer sıvısının
doğumda akciğerlerden temizlenememesine bağlı olarak or-
www.tusem.com.tr
45
Klinik Bilimler / T 36-4
Streptokokal TSS kriterleri
Hipotansiyon + 2 veya daha fazla bulgu
- Renal bozukluk
- Koagülopati
- Hepatik tutulum
-ARDS
- Genaralize
eritematöz - Yumuşak doku nekrozu
maküler raş
Kesin tanı: Klinik kriterler + normal steril bölgede GAS
Olası tanı: Klinik kriterler + steril olmayan bölgede GAS
fiktir. Ancak interstisyel ya da yama tarzı görünüm söz konusudur.
Plevral efüzyon küçük çocuklarda nadirdir. Tedavide penisilinler
kullanılır. Orta düzeyde penisilin direnci saptanan olgularda penisilin dozu arttırılır veya 3. Kuşak sefalosporinlere geçilir.
Pnömokoklardaki direnç mekanizmasının penisilin bağlayan
proteinlerdeki yapısal değişiklikler olduğu bilindiğine göre,
tedavi seçeneği doz arttırmak olmalıdır. Zira bu durumda beta
laktamaz inhibitörlerinin yararı olmayacağı açıktır. Hastanın
tedavisinde değişiklik yapılmaması ise tıbbi bir hata olacaktır.
49. Üç gün önce öksürüğü başlayan hasta solunum sıkıntısıyla polikliniğe başvurmuştur. Yapılan muayenede vücut ısısı 39.5 derece, sağ orta bölgede perküsyonla matite ve aynı bölgede oskültasyonla tuber süfl saptanmıştır.
P-A akciğer grafisinde sağda kalp gölgesini silen konsolidasyon alanı görülmüştür. izleminde hastanın dirençli
bir etkene sahip olduğu görülmüştür.
Bu hastadaki en olası etken ne olabilir ve ilk tedavide
ve sonrasında dirençli klinik olması durumunda tedavi
seçeneği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Staf. aureus – vankomisin, sulbaktam ampisilin başlarım.
B) Pnömokok – amoksisilin, amoksisilin dozunu arttırırım.
C) CMV- asiklovir, tedaviye aynen devam ederim.
D) Pnömocytis carinii – TMP-SMX, amoksisiline klavulanat ekleyerek devam ederim.
E) Mikoplazma-Azitromisin, gansiklovir başlarım.
49 – B
Etken Streptococcus pneumoniae’dır. Bakteriyel pnömoninin
en sık etkenidir.
Pnömokok pnömonisi öncesinde hafif üst solunum yolu enfeksiyonu, pürülan unilateral konjuktivit veya otitis media görülebilir. İnfantlarda ani yükselen ateşle birlikte letarji, irritabilite,
takipne, ishal veya kusma, karın ağrısının ağırlıkta olduğu bir
tablo görülür. Burun kanadı solunumu, hızlı yüzeyel solunum,
inleme, abdominal distansiyon, perioral siyanoz, taşikardi değişik derecelerde olaya katılır. Öksürük olmayabilir. Büyük çocuklarda ve adolesanlarda görülen klinik erişkinlere benzer. Başlangıç anidir. Hasta düşkün görünümlüdür. Titreme, başağrısı,
dispne, plevral ağrı ve öksürük vardır. 10 yaşından büyüklerde
balgam çıkışı görülebilir. Perküsyon küçük çocuklarda çok faydalı bilgiler sağlamaz. Matite alındığında ampiyem düşünülmelidir. Raller genellikle rezolusyon döneminde duyulur. Sağlam
tarafta solunum sesleri artar. Konsolidasyonun tipik bulguları
görülebilir (vokal fremitus artışı, matite, bronşial ses). Üst loblar
tutulduğunda ense sertliği saptanabilir.
Radyolojik bulgular patognomonik değildir. Klasik görüntü kitle
görünümü veren yuvarlak infiltrasyondur, çocukta akciğer kitle
lezyonlarının en sık görülenidir. Bir lobu tutan, hava bronkogramları içeren konsolidasyon görüntüsü pnömokok için daha spesi-
50. Astım tanısıyla izlenen hasta 3 gündür özellikle gece
artan öksürük, ileri derecede egzersiz entoleransı ve
solunum sıkıntısıyla başvuruyor. Hastanın yapılan muayenesinde interkostal retraksiyonlar, inspiryum ve ekspiryumda vizing ve O2saturasyonu %92 saptanıyor.
Bu hastada ilk basamak tedavi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Beta2 agonist 20 dakika ara ile 3 kez inhalasyon ile
oksijen
B) Beta agonist sürekli inhalasyon ile oksijen
C) İnhale steroid ile sürekli beta agonist
D) IM adrenalin
E) IV teofilin
50 – A
Astım atağı, progressif olarak astım semptomlarının ağırlaştığı, ekspiratuvar hava akımı obstrüksiyonuyla birlikte olan,
akut veya subakut olarak gelişen, acil bir durumdur. Astım
atakları genellikle gece kötüleşir çünkü enflamasyon ve hiperreaktivite pik yapar.
Astım atağı tedavisinden önce atak şiddetinin mutlak değerlendirilmesi gerekir
Astım atağı: Astım atak derecesinin belirlenmesi
Belirti ve
semptom
Hafif
Orta
Ağır
Sounum
Hızı
Normal-1 SD
Normal - <2 SD
Normal- <2 SD
Bilinç
Normal veya huzursuz Açık ve huzursuz
Dispne
Yok ve hafif
Konuşurken,
beslenme güçlüğü
Pulsus
Paradoksus
<10 mm Hg
10-20 mm Hg
46
20-40 mm Hg
Yardımcı Sol Retraksiyon yok veya
Kasları
interkostal çekilme
İnterkostal ve supra Burun kanadı
sternal çekilme
solunumu
Renk
İyi
Soluk
Soluk veya
siyanotik
Dinleme
Eksp, sonu wheesing
İns. ve eks. da
wheesing
İnsp ve eksp dw
wheesing ve
sessiz göğüs
% 91-95
< %91
> % 95
O2
satürasyonu
www.tusem.com.tr
İleri derece
huzursuz veya
konfüzyon
PCO2
< % 42
< 42
> = 42
FEV 1 veya
PEF
> Beklenenin % 80
% 50-80
< % 50
Klinik Bilimler / T 36-4
Soruda tanımlanan hasta %92 oksijen satürasyonu veklinik
özellikleri ile orta astım atağına uyar.
Tedavi: Alerjenden uzaklaşılır.
Astım atak tedavisinin ilk basamak ilacı olan β2 agonistler. Kısa
etkili β2 agonist salbutamol 1 saat içinde 20 dk. ara ile 3 kez verilir. Bu ilacın uygulanmasıyla tıkalı, oksijensiz alanlarda kan akımı
artar, sonuçta ventilasyon perfüzyon bozukluğu ve hipoksemi ortaya çıkar. Hipoksi de bronkokonstriksiyonu ve tabloyu arttırır. Bu
yüzden ağır ve progresif astım hastanede tedavi edilmelidir ve ilk
adım tedavi beta agonist ile birlikte sürekli OKSİJEN’dir. Ağır alevlenmeler sırasında karşılaşılabilen komplikasyonlar atelektazi ve
göğüs kafesinde hava kaçağıdır (pnömomediastinum, pnömotoraks). Ağır atakta olan hastalara devamlı β2 agonist inhalasyonu
uygulanır ve sistemik steroid verilir. İnhale steroidin astım atak
tedavisinde yeri yoktur. Ağır astım atağında tedaviye yanıtsız durumlarda adrenalin ve teofilin denenebilir.
Nazal ipratropium bromide
Antihistaminikler - rinore ve hapşırıkta etkili olurlar.
Ağır ve persistan olgularda intranazal steroidler (flutikazon,
mometazon, budesonid) ,tüm bulguları baskılar ve nasal
obstrüksiyon olan olguların intranasal steroid olmadan açılması mümkün değildir. Soruda burun tıkanıklığı tabloyu direk olarak ağır persistan sınıfına sokar.
Azelastin (topikal)
Pseudoefedrin – oral olarak nazal konjesyon için
Alerjen immünoterapi
Komplikasyonlar
Kronik sinüzit
Alerjik yürüyüş (marş) – astımlı hastaların %78’inde AR, AR’li
hastaların %38’inde astım vardır.
51. Mayıs ayında başlayan ve 4 haftadır süren nazal konjesyon ve hapşırık yakınmasıyla hastaneye başvuran 10 yaşındaki erkek hastanın yapılan muayenesinde burundan
saydam akıntı geldiği ve sürekli ağızdan nefes aldığı ve
nazol semearde &12 oranında eozinofil olup prick testinde hassasiyet saptanıyor.
AR alevlenmelerinde bronkospazm görülebilir.
Persistan veya rekürren öksürük –postnazal akıntı nedeniyle
Orta kulakta efüzyon, otitis media– östaki borusunun tıkanıklığı nedeniyle.
Adenoid hipertrofi
Bu hastanın tedavisinde ilk seçenecek aşağıdakilerden
hangisidir?
Obstrüktif uyku apnesi
Prognoz: Çocuklarda remisyon oranı %10-23’tür.
A) Adenoidektomi ile antihistaminik
B) Amoksisilin ile pseudoefedrin
C) Pseudoefedrin ile antihistaminik
52. On beş gün önce ÜSYE’nu geçiren bir çocukta gluteal
bölgeden başlayarak topuklara doğru şiddeti azalarak
yayılan önce ürtikeryal sonra palpabl purpurası olan
çocukta en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
D) Antihistaminik ile intranasal steroid
E) Serum fizyolojik nazal damla ile intranasal steroid
51 – D
A)SLE
Tanımlanan hastalık alerjik rinittir. Alerjik rinit nazal konjesyon, kaşıntı, rinore ile karakterize burun mukozasının inflamatuvar bir hastalığıdır. En önemli etyolojik faktör alerjenlerdir. Bu alerjenlerin tipine göre mevsimsel (intermittant) veya
perenneal (persistan) semptomlar görülür. Tipik yakınmalar
intermittant nazal konjesyon, burun kaşınması, hapşırık, seröz akıntı ve konjunktival irritasyondur. Burun tıkanıklığı gece
artar ve horlamaya neden olabilir.
B) Kontakt dermatit
C) Wegener granülomatozisi
D) Anafilaktoid purpura
E) Kawasaki sendromu
52 – D
Henoch-Schönlein Purpura (HSP) Purpurik raş, artrit, abdominal ağrı ve glomerülonefritle karakterize sistemik bulguları
olan küçük damar vaskülitdir.
Alerjik selam (burnun el içiyle aşağıdan yukarıya doğru kaşınması) ve bunun sonucunda oluşan alerjik çizgi (burun ucunun
üstünde horizontal çizgi) görülür. Alerjik gıdıklama (ağız tabanının kaşınması sonucu gelişir). Dişler düzensiz dizilmiştir, ağızdan
nefes alıp verirler. Alerjik shiner vardır. (göz altlarında ödem ve
morluk). Nazal mukozalar hipertrofik, konkalar şiş ve soluktur.
IgA seviyesi hafif yüksek olabilir ancak tek özgün bulgusu biyopside lökositoklastik purpura olduğu için Anafaktoid Purpura olarak da bilinir.
Cilt, barsak ve glomerüler kapillerlerde polimerik IgA1 içeren
immun kompleksler suçlanır. Vücudun basınca maruz kalan
bölgelerinde gluteal bölgeden başlayarak topuklara doğru
şiddeti azalarak yayılan palpabl döküntülerle karekterizedir.
Nazal smear - küçük çocuklarda %4, adolesanlarda %10’dan
fazla eozinofil görülmesi AR tanısı destekler, nötrofil varlığı
enfeksiyöz riniti düşündürür. Kanda eozinofili ve total serum
IgE yüksekliği relatif olarak düşük sensitiviteye sahiptir. ÜSYEden 1-3 hafa sonra gelişir. Gros hematüri(%20-30), izole
mikroskopik hematüri görülebilir. Genellikle prognoz iyidir.
www.tusem.com.tr
47
Klinik Bilimler / T 36-4
53. Acil servise inspratuar stridor ve tetani ile başvuran 7
yaşındaki kız hastanın yapılan tetkikleri arasında akciğer
grafisi normal olmakla birlikte elektrokardiyografisinde
QT uzaması tespit ediliyor. Obez görünümde, kısa ve tıknaz yapıda, yuvarlak yüzlü bir görünümü ve kısa parmakları olan bu çocukta hafif mental retardasyon da mevcut
olduğu dikkati çekiyor. İleri laboratuvar incelemelerinde
serum kalsiyum düzeyi düşük; fosfor, alkalen fosfataz ve
paratiroid hormon düzeyleri ise yüksek bulunuyor.
tümör bulgusu olmaması yanı sıra asimetrik büyük ve kistik
overler MCA için karakteristiktir.
McCune Albright sendromu endokrin disfonksiyon, anormal
hiperpigmante cilt lezyonları ve poliostotik fibröz displazi’den
oluşur. En sık görülen endokrinopati over hiperfonksiyonu
(periferal puberte prekoks) olmakla birlikte, adrenal (Cushing), tiroid (hipertiroidi) ve pituiter (jigantizm) bezlerde de
otonom hiperfonksiyon olabilir. Endokrin glandların dışındaki
en sık görülen bulgusu rikets veya osteomalaziye yol açan fosfatüridir. Kardiyovasküler veya hepatik tutulum nadirdir, ağır
neonatal kolestaz olabilir.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Psödohipoparatiroidizm B) Williams sendromu
C) McCune Albright sendromu
D) Di George sendromu
E) D vitamini bağımlı raşitizm
53 – A
Hastadaki tetani, stridor ve QT uzamasi hipokalsemi bulgularıdır. PTH yüksek olduğu için psödohipoparatiroidi düşünülebilir. Psödohipoparatiroidizm tip 1a’ya eşlik eden Albright herediter osteodistrofi fenotipi :
55. Aşağıdakilerden hangisinde 2.kalp sesinin şiddeti azalır?
A) Sistemik hipertansiyon
B) Triküspid stenozu
• Kısa boy,
• Yuvarlak yüz
C) Büyük arter transpozisyonu
• Obezite,
• Brakidaktili
D) Aort koarktasyonu
• Tıknaz yapı
• Mental gerilik
E) Pulmoner stenoz
bu yukarıdaki özellikler de vakamızı tanımlamaktadır.
55 – E
2. KALP SESİ
Aort ve pulmoner kapakların (semiluner) kapanması ile oluşur. 1. sesten daha
şiddetlidir.
54. Meme büyümesi ve vajinal kanama yakınmalarıyla getirilen 3 yaşındaki kız çocuğun fizik muayenesinde gövde ve ekstremitelerinde çok sayıda hiperpigmante leke
(cafe au lait) saptanır. Kemik grafilerinde fibröz displazi,
pelvik USG’de overlerde büyüme ve kistler, GnRH uyarı
testinde LH ve FSH düzeylerinde baskılanma ve serum
östradiol düzeyinde yükseklik saptanıyor.
2.Ses fizyolojik çiftleşmesi:
İnspirasyon
S2 paradoks(ters)
çiftleşmesi
• Ciddi AS
• Sol dal bloku
• WPW
• Sistemik HT
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Jüvenil granüloza hücreli tümör
B) Nörofibromatozis tip 1
C) McCune Albrigt sendromu
D) Gerçek puberte prekoks
E) Teratom
54 – C
Kız çocuklarda 8 yaşından önce telarş, 9,5 yaşından önce menarş puberte prekoks bulgusu olabilir; ancak telarş-menarş
birlikteliğinde erken puberte olduğu kesindir. Hiperpigmante
cilt lekeleri, kemik lezyonları ve erken puberte birlikteliği nörofibromatozis (NF) tip 1 veya McCune Albright (MCA) sendromunda olabilir. NF’de optik-hipotalamik gliom gerçek (santral)
puberte nedenidir. MCA’da ise psödopuberte görülür. GnRH
uyarı testi santral-periferal puberte ayırımını yapar. Testte LHFSH supresyonu periferal puberteyi gösterir. Hastadaki psödopubertenin nedeni over tümörleri de olabilirdi, ancak USG’de
S2 geniş çiftleşmesi
-Sağ volüm yükü
artışı
• ASD=SABİT
• PVDA
• Geniş VSD
-Sağ basınç yükü
artışı
• PS
-Elektriksel gecikme
• Sağ dal bloku
• Ebstein anomalisi
-Erken Ao kapağı
kapanması
• MY
S2 SERTLEŞMESİ
Arter p ↑
• Sistemik HT
• Pulmoner HT
• Koarktasyon
• Transpozisyon
S2 YUMUŞAMASI
Arter P↓
• AS
• PS
• Şok
Tek S2
• Pulmoner HT
Tek
semiluner
kapak
• Pulmoner atrezi
• Aort atrezisi
• Trunkus arteriozus
(S2 hep tektir)
P2 işitilemediği durumlar
• Transpozisyon
• Fallot tetralojisi
• Ağır PS
A2 işitilemediği durumlar
• Şiddetli AS
• Koarktasyon
1. KALP SESİ:
AV kapakların (mitral, triküspit) kapanma sesidir. Genellikle tek olarak
işitilir.
S1 ÇİFTLEŞMESİ
(Triküspid geç kapanması)
• Sağ dal bloğu
• Ebstein anomalisi
www.tusem.com.tr
48
S1 SERTLEŞMESİ
• MS
• TS
• Kısa PR (pre eksitasyon sendromları)
• Debiyi artıran
hiperdinamik kalp
hastalıklarında
S1 YUMUŞAMASI
• MY
• TY
• Uzun PR
• Miyokard
kontraktilitesinin azaldığı
durumlarda
• Aort yetmezliğinde
Klinik Bilimler / T 36-4
56. Üç yaşındaki bir çocukta çekilen telegrafide pulmoner
konus belirginliği saptanıyor, bu hastada aşağıdaki hastalıklardan hangisi düşünülmez?
A) Atriyal septal defekt
58. İştahsızlık ve solukluk şikayeti ile getirilen 10 yaşındaki kız
çocuğunda Hb: 7.4 gr/dl, MCV: 52, RDW: 21, periferik yaymada target hücreleri saptanıyor. Hb elektroforezinde Hb
F %80 saptanıyor. İndirekt bilurubini 4.6 mg/dl bulunur.
B) Subvalvüler pulmoner stenoz
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
C) Patent ductus arteriosus
A) Beta talasemi trait
D) Endokardiyal yastık defekti
B) Alfa talasemi major
E) Ventriküler septal defekt
C) Hemoglobin H hastalığı
56 – B
D) Beta talasemi major
Subvalvüler pulmoner stenozda poststenotik dilatasyon olmadığından pulmoner konus belirgin değil aksine pulmoner
artere giden kan akımı azaldığından hipoplazi saptanır.
E) Beta talasemi intermedia
Ana Pulmoner arter belirginliği:
• Pulmoner stenoz (valvüler)
• ASD
• VSD
• Endokardiyal yastık defekti
• Pulmoner Hipertansiyon
58 – E
Hemoglobin F’i bu kadar artıran hemolitik anemi (anemisi yanında indirekt bilirübin artışı olması hemolitik olduğunu düşündürüyor) ancak talasemi majör ya da talasemi intermedia
olabilir, zaten mikrositik bir anemisi olması bizi destekliyor,
yani hemolitik anemi olup da mikrositik olan sadece talasemi
majör ve intermedia vardır. Talasemi majör tedavi olmazsa ilk
yaş içinde %80, ilk beş yaş içinde %100 mortalite ile seyreder,
yani 5 yaşından sonra hiç bir çocuğa talasemi majör tanısı konulmamalıdır, ancak talasemi intermedia diyebilirsiniz.
Ana Pulmoner arter hipoplazisi:
• Fallot tetralojisi
• Triküspit atrezisi
• Pulmoner stenoz(subvalvüler)
57. Çocuklarda en sık görülen semptomatik disritmi aşağıdakilerden hangisidir?
Beta Talasemi intermedia Talasemi majörün tüm özelliklerine
sahiptir ancak hastalar genellikle transfüzyona ihtiyaç duymaz
yani Hb >6-7gr/dl . Belirgin hepatosplenomegali büyüme geriliği,
hiperbilirübinemi ve aşırı demir yükü, HbF artışı olur. Parvovirus
B19 inf. ile geçici eritroblastopeni meydana gelebilir. Tedavisinde
folik asit, demirsiz diyet, çay, daha ileri yaşlarda (Ferritin>2000
ng/ml olduğunda) şelasyon yapılır, genellikle transfüzyon gerekmez (aplastiklerin haricinde), splenektomi gerekebilir.
A) Sinüzal aritmi
B) Supraventriküler taşikardi
C) Atrial flutter
D) Prematür atrial vuru
E) Bigemine ventriküler erken atım
57 – B
59. Daha önce sağlıklı olup ani gelişen peteşileri nedeni ile getirilen 4 yaşında bir çocukta trombosit sayısı 5000 /mm3, htc:
%42, lökosit: 7.500 /mm3 bulunuyor. Fizik muayenesinde
Hepotosplenomegoli ve lenfadenopatiye rastlanmıyor.
Sinüs aritmisi kalp hızının inspirasyonla artıp, ekspirasyonla azalmasıdır. Çocuklarda görülen en sık disritmidir, ancak
asemptomatiktir. Atrial erken vuruda sıktır ancak normalde
de görülebilir ve asemptomatiktir.
Supraventriküler taşikardi ise çocuklarda en sık görülen
semptomatik aritmidir. Kalp hızı 180/dk’yı aşar ama 300/
dk’nın üzerine nadiren çıkar. Prekordial rahatsızlık ve çarpıntı hissi olabilir. İnfantta atak 6-24 saati aşarsa infant hasta
görünür. Kül rengi gelişir, irrite, takipneiktir ve hepatomegali gelişir. Ateş ve lökositoz olabilir. SVT’de kalp hızı sabittir.
Tedavide ilk karotis maşajı ve yüze buz uygulanması yapılır.
Stabil hastada i.v adenozin uygulanır. Fenilefrin, edrofonyum,
kinidin, prokainamid, propranolol kullanılabilir. 1 yaş üstünde
ise başlangıçta verapamil denenebilir. Ağır kalp yetmezliğine
gidiyorsa DC kardiyoversiyon başlangıçta önerilir. Direnöli taşikardide flecainide, propafenon, sotalol ve amiadaron kullanılabilir. Kronik tedavide aksesuar yol olmayanlarda digoksin
ve propranolol ana tedavidir. Aksesuar yolun radyofrekansla
ablasyonu mümkündür.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hemolitik üremik sendrom
B) Sepsis
C) Otoimmun trombositopenik purpura
D) Wiskott Aldrich sendromu
E) Lösemi
59 – C
Sağlıklı bir çocukta gelişen ani trombositopeninin en sık
nedeni idiyopatik (otoimmun) trombositopenik purpura
(ITP)’dir. Genellikle 2-6 yaş arasında olur ve bir infeksiyondan
sonra immun sistem kendi trombositlerine karşı antikor yapmaya başlar. Derin kas hemotomu ve hemartroz olmaz (faktör
eksikliklerinde olur, faktör eksikliklerinde de peteşi görülmez).
Splenomegali hastaların %10’undan daha azında görülür. Lenwww.tusem.com.tr
49
Klinik Bilimler / T 36-4
fadenopati yoktur. MPV artar. Kan yayması; trombositopeni
dışında normaldir, kemik iliğinde megakaryositler artmıştır.
Diğer hücreler normaldir. Kanama zamanı uzar. Pıhtı retraksiyonu zayıf veya yoktur. PT, PTT ve fibrinojen seviyesi normaldir. Kemik iliğinde artmış megakaryositlerle birlikte normal
miyeloid ve eritroid seri görülür. Tanı trombositopeninin sekonder nedenlerinin ekarte edilmesidir. Kronik veya şüphede
kalınan vakalarda antitrombosit antikorları bakılabilir
NÖROBLASTOM
-EN SIK SPONTAN REGRESE OLAN TM!!!
-SSS DIŞINDAKİ EN SIK SOLİD TM!!!!
-BEBEKLERDE EN SIK TANI KONAN NEOPLAZMDIR!!!
-ORTALAMA GÖRÜLME YAŞI 2 YAŞ
11p13
(WAGR)
(DenyDrash )
11p15
(BechwithWiedemann)
-Familyal(%1-2)
olabilir!
-en sık GÜS
anomalileri
EN SIK
*PROPTOZİS-PERİ- -BT,kemik sint.
ORBİTAL EKİMOZ -KİA>ROZET form
*ABDOMİ- AKCİĞER
*OPSOKLONUS-idrar
NAL KİTLE
METASTAZI
MYOKLONUS
Katekolamin↑(spesifik!) *HİPERTAN- YAPAR!
*DİYARE(VİP)
-Kesin tanı bx
SİYON
Clear Cell
*HT(katekolamin) Evre 1:tm organda sınırlı *HEMATÜRİ sarkom
*Polistemi
*Kemik ağrısı
Evre2:lokal invaze,aynı
formu kemik
*Subcutan nodül taraf ln(+), orta hattı
*Hiperkalmetastaz
*Heterokromia
semi
geçmemiş
yapar!
Evre3:orta hattı
*ANİRİDİ
1.BÜYÜK
iridis
*HEMİHİ*Ki PSÖDOROZET geçmiş,bilateral ln(+)
TM(>500gr)
PERTROFİ
Evre 4:uzak met(+)
FORMASYONU
2.İLERİ EVRE
Evre 4S:1 yaş<, evre 1,2,
(III-IV)
KC,Kİ,cilt met(+), Kemik(-)
3. KÖTÜ HİSTOLOJİK TİP
(Anaplastik)
PROGNOZU
KÖTÜDÜR!!!
KÖTÜ PROGNOZ:
1 yaş>/evre 3-4/ N-myc (+)/ 1p del (+)/kötü histoloji/NSE↑/Ferritin↑/
LDH↑/bcl (+)
İYİ PROGNOZ:
Evre 4S, hiperdiploidi/VMA:HVA↑
60. Appendektomi ameliyatı ve sonrasında kanama problemi olmayan 12 yaşındaki kız hastada tonsillektomi ameliyatından sonra aşırı kanama sorunu ortaya çıkıyor.
WİLMS
-2-5 yaş (ort
3 yaş)
-2.en sık
malign abdominal tm!
Bu hastanın kesin tanısı için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
A) Ristosetin kofaktör düzeyi
B) Euglobin erime zamanı
C) 5M üre testi
D) Pıhtı retraksiyonu
E) Trombin zamanı
60 – A
vWF aynı zamanda akut faz reaktanı olduğundan stres durumlarında artar, mesela appandektomi, doğum gibi stresli durumlarda kanama olmazken kozmetik, mukozal cerrahi sırasında
aşırı kanama olabilir. Hamilelikte semptomlar azalır (vWf düzeyi
hamilelikde 2-3 kat artar). Von Willebrand hastalığında PT normal, aPTT uzamış (F VIII düşük), kanama zamanı uzun, trombosit sayısı normal olarak bilinir, ancak özellikle tip I’de aPTT hatta
kanama zamanı bile normal olabilir yani yukarıdaki rutin testlerin normal olması vWf eksikliğini ekarte etmez. Bu nedenle
kesin tanı için vWF antijeni ve vWF aktivitesi (ristocetin kofaktör tayini) bakılır. Ristocetin varlığında trombosit agregasyonu
değerlendirilir. (genellikle düşüktür).
62. ALL tanısı konan hasta için aşağıdakilerden hangisi
kötü prognostik değildir?
A) Erkek cinsiyet
B) Hipodiploidi
C) CALLA (CD 10) pozitifliği
D) t(4:11) varlığı
E) 10 yaşından büyük olmak
62 – C
En sık 2-6 yaş!, erkek>kız sıktır!, Rölaps:
Kİ>SSS>Testis!, Toplam kür %80
EN ÖNEMLİ prognostik faktör RİSKE YÖNELİK
TEDAVİ dir
61. Aşağıdakilerden hangisi hem nöroblastom hem de
Wilm’s tümöründe görülebilen bir bulgudur?
L1
A) Aniridi B) Opsoklonus
L2
C) Pansitopeni
-Erken
pre B
(CALLA
+=CD10
+)
-Pre B
%85
EN SIK!
EN İYİ
PROGNOZ!
-T
- Pre B
%15
t(11;14)
EN SIK
İNFANT
LÖSEMİSİ!
(11q23
MLL
mutasyonu(+)
D) Hematüri
E) Hipertansiyon
61 – E
L3
Aniridi ve hematüri Wilms, opsoklonus ve pansitopeni nöroblastomda görülür. Hipertansiyon etyolojileri farklı olsada her
iki tümörün ortak bulgusudur.
www.tusem.com.tr
50
-B
(BURKİTT
benzeri!)
%1
EN
NADİR!
EN
KÖTÜ
PROGNOZ!
t(9;22) t(4;11)
t(1;19)
Trizomi Trizomi 10
t(12;21)
t(8;14)→
KÖTÜ!
İYİ!
Etkisiz!
İYİ
Tedaviye
yanıt <4hf
3-5 yaş
Lökosit
<10bin
Erken pre
B, null cell
cALLa (+)
KIZ
SSS tutulumu(-)
Organomegali(-)
Mediasten
tut.(-)
Hiperdiploidi,
t(12;21)
Trizomi
4,10
KÖTÜ
>4hf
<1
veya>10
>100bin
B hc
ERKEK
+
+
+
Hipodiploidi,
t(9;22),
t(4;11),
t(1;19)
Klinik Bilimler / T 36-4
63. Aşağıdaki aşılardan hangisi immun sistemi baskılanmış
hastada uygulanmaz?
A) Hepatit A
B)
C) Kuduz
D) Hepatit A
66. Altı aylık erkek bebek durdurulamayan konvülsiyon
nedeniyle başvuruyor çekilen kranyal MRI’da inferior
frontal ve temporal lobların olmadığı, ortada tek büyük
ventrikül olduğu saptanıyor. Başka patolojik fizik muayene bulgusu olmayan hastanın annesinin diabet olduğu
ve miadında 4800gr olarak doğduğu öğreniliyor.
Sarı humma
E) İnaktif polio
63 – B
İmmun sistemi baskılanmış kişilere canlı aşılar uygulanmaz.
Canlı virüs aşıları; MMR, sarı humma, suçiçeği, oral polio, oral
rotavirüs ve oral adenovirüs aşılarıdır. Canlı bakteri aşısı BCG’dir.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şizensefali
B)
Lizensefali
C) Holoprozensefali
D) Hidranensefali
E) Corpus kallosum agenezisi
66 – C
Diabetik anne çocuklarında en sık görülen SSS anomalisi Holoprozensefalidir. Ayrıca Trizomi 18 ve 13’le birliktede görülebilir. Talamusun bölünmemesine bağlı bir orta hat defektidir.
İnferior frontal ve temporal loblar gelişmez. Tek büyük ventrikül vardır. GH eksikliği eşlik edebilir.
64. Aşağıdaki immun yetmezliklerden hangisine hipopitütarizm (Büyüme hormon eksikliği) eşlik edebilir?
A) Di George sendromu
B) Hiper IgE sendromu
KONJENİTAL MSS ANOMALİLERİ
C) Wiskott-Aldrich sendromu
Lizensefali Şizensefali Porensefali Holoprozensefali C.Callosum
agenezisi
-Gyrus
-Kist-kavite -İnferior frontal, -EEG her iki
-Yarık
yokluğu
olması
olması
Temporal lob
hemisfer
-Fetal
-Gerçek
yokluğu
birbirinden
beyin gökist BOS
-Kortex rudibağımsız
rünümü
içeren
menter
-Aicardi syd.
-Miller-Dialanlarla
-Talamus bölüneker syd.
ilişkili
memiş
-Tek büyük
ventrikül
-DAÇ, trizomi
13-18
D) Kombine immun yetmezlik
E) Bruton sendromu
64 – E
Bruton sendromu(X’e bağlı agamaglobulinemi) X kromozomu
üzerindeki Bruton timidin kinaz (BTK) mutasyonu sonucu ortaya çıkar aynı gen bölgesinin mutasyonu hipogamaglobulinemiye ek olarak X’geçişli izole GH eksikliğine yol açabilir.
Hidranensefali
-Serebral hemisferler yok.
-Beyin sapı ve
serebellum var
-Beyin İçi Su
Dolu Kese
Şeklinde
65. Yenidoğan bir bebekte sarılık, hepatomegali, gözde
katarakt,koryoretinit, ciltte peteşi çekilen tomografide hidrosefali ve yaygın intrakranial kalsifikasyonlar saptanıyor.
Konjenital enfeksiyon düşünülen hastada en olası tanı
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Rubella
B)
C) CMV
D) Sifiliz
67. Çocuklarda görülen febril konvülsiyonla ilgili aşağıdaki
ifadelerden hangisi yalnıştır?
Toksoplazma
A) Basit febril konvülsiyon genellikle jeneralize tonikkloniktir
E) HSV
65 – B
KONJENİTAL ENFEKSİYONLAR Ortak Klinik bulgular:
İntrauterin Büyüme Geriliği
Katarakt
Mikrosefali veya Hidrosefali,
Miyokardit
İntrakraniyal Kalsifikasyonlar,
Pnömoni
Koryoretinit
Hsm
Extremite KKH
hipoplazisi (PDA)
VZV
Rubella
Geç end.
(DM,
Hashimoto)
Rubella
Erken
Osteit
end. (Dincipitus)
Toxo.
B) Kompleks febril konvülsiyon 15 dakikadan uzun
sürer
Direkt Hiperbilirubinemi
Anemi, trombositopeni
Hidrops Fetalis
Peteşi, Purpura Ve Vezikülleri
Kanlı Hidran Sikatrisyel
rinit ensefali cilt lezy.
Syf
Syf
Rubella
HSV
C) 1 yaşın altında olmak rekürren febril konvülsiyon
için riski artırır
D) Ateşin çıkmasından sonra ilk 1 saatte konvülsiyon
epilepsi riskini artırır
E) Basit febril konvülsiyon epilepsi riskini artırmaz
VZV
HSV
67 – E
CMV konjenital enfeksiyonun en sık nedenidir
Periventriküler serebrel kalsifikasyonlar CMV düşündürür.
En sık sağırlık yapan CMV dir.
Koryoretinit
Hidrosefali
Serebral kalsifikasyon (yaygın)
Triadı Toxoplazma düşündürür.
Koryoretinitin EN sık nedeni toxoplazmadır.
Basit FK
Komplike FK
1. Jeneralizedir tonik-klonik vasıftadır.
2. < 15 dk sürer.
3. Aynı gün içinde tekrarlamaz
1. Nöbet süresi 15 dakikadan uzundur.
2. Nöbet aynı gün içinde tekrarlayabilir
3. Nöbet fokal
www.tusem.com.tr
51
Klinik Bilimler / T 36-4
AGANGLİYONİK MEGAKOLON (HİRSPRUNG HASTALIĞI)
FK REKÜRRENS RİSK FAKTÖRLERİ
Major
1 < 1yaş
2 Ateş süresi<24 saat
3 Ateş38-39 C
-%75 rectosigmoid
sınırlı, int.
Anal sfinkterden başlar
Down
Waardenburg
KKH
Laurencemoon-bar-agangliyonik det-biedl
kolon
Minor
1 Ailede FK veya Epilepsi öyküsü
2 Kompleks FK
3 Erkek cinsiyet
4 Düşük serum Na
5 Day care
Febril nöbette epilepsi gelişim riskini arttıran durumlar:
-Kompleks FK (%6)
-Fokal kompleks FK (%29)
-Basit FK (%1)
-Rekürren FK (%4)
-Ailede epilepsi öyküsü (%18)
-FK önce ateşin < 1 saat sürmesi (%11)
-Nörolojik gelişim anomalisi (%33)
-Tipik olarak FK başlayan epilepsi sendromları:
….GEFS+
….SMEI (Dravet sendromu)
ERKEK sık
.Mekonyumda
gecikme
.Kr konstipasyon
.BGG,PKE
.Distansiyon
.Enterokolit
.RT→Ampulla
boş, kötü kokulu
patlayıcı gaita
çıkışı
TERM sık
-Kontrastlı grafi
‘transizyon
zone’
-Rectal manometri
-BİOPSİ EN
KESİN TANI
Cerrahi
‘Meissner,
auerbach plex.
yok, hipertrofiye sinir lifleri,
Artmış Ach
esteraz’
70. Aşağıdakilerden hangisinde kalıtsal metabolik hastalığı
tedavisinde yüksek doz piridoksin kullanılır?
A) Metil malonik asidemi
B) Tirozinemi tip 3
68. Dört yaşında büyüme geriliği, karın ağrısı, kusma ve doğumdan itibaren devam eden kabızlık nedeniyle getirilen Down sendromlu çocuğun fizik incelemesinde sol alt
kadranda ele gelen kitle saptanıyor. Öyküsünde arasıra
ishal olduğu ve yenidoğan döneminde ilk gaitasını 1 haftalıkken çıkardığı öğreniliyor.
C) Hawkinsüri
D) Homosistinüri tip 1
E) Akçaağacı şurubu hastalığı
70 – D
Metilmalonik asidemide vitamin B12, Tirozinemi tip 3 ve
Hawkinsüride vitamin C, Akçaağacı şurubu hastalığında vitamin B1 (tiamin) kullanılır. Yüksek doz piridoksin Homosistinüri
tip 1 tedavisinde etkindir.
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Duodenum atrezisi
B) Mekonyum ileusu
C) İnvaginasyon
D) Agangliyonik megakolon
71. Bir aylık yenidoğan bebek kilo alamama, hareketsizlik,
sarılık ve havale geçirme şikayetleri ile getiriliyor. Fizik
muayenesinde çekik gözler, epikantal kıvrımlar, Brushfield lekeleri ve hepatomegali saptanıyor. Direkt bilurubin
düzeyinin yüksek bulunduğu hastanın tam batın usg’de
hepatomegali ve asit dışında böbrekte kistler saptanıyor.
E) Fonksiyonel kabızlık
68 – D
69. Yukarıdaki hasta için en kesin tanı için aşağıdakilerden
hangisi yapılmalıdır?
A) Laporotomi B)
C) Batın USG
D) Manometre
Baryumlu grafi
Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Down sendromu
B) Alfa 1 antitripsin eksikliği
E) Barsak biopsisi
69 – E
C) Bilyer atrezi
Hastanın 4 yaşında olması duodenum atrezisi ve mekonyum ileusu tanılarından; kronik öyküsünün olması ve sol alt kadranda
kitle invaginasyon tanısından uzaklaştırır. Hastanın kabızlığının
doğumla birlikte başlaması, enterokolit atakları, mekonyum
çıkışında gecikme öyküsü ve hastanın Down sendromu olması
Hirsprung (Agangliyonik megakolon) ön tanısı koydurur. Baryumlu grafide transizyonel zone görülmesi, manometride anal
sfinkter basıncında artma her ne kadar tanıyı büyük oranda
desteklesede kesin tanı barsak biopsisinde Auerbach ve Meissner pleksuslarının olmaması, hipertrofiye sinir lifleri ve artmış
Ach esteraz düzeylerinin gösterilmesi ile konur.
D) Galaktozemi
E) Zellweger sendromu
71 – E
Zellweger (serebrohepatorenal) sendromu dozn sendromuna benzer yüz görünümü ve göz bulguları, hipotoni, gelişme geriliği, neonatal konvülsiyon, psikomotor retardasyon,
mikronodüler kolestatik siroz ve renal kistlerle karakterize
peroksizom oluşum bozukluğuna bağlı çok uzun zincirli yağ
asidi oksidasyon defektidir. Nadiren birkaç aydan fazla yaşar.
www.tusem.com.tr
52
Klinik Bilimler / T 36-4
72. Uzun süre yüksek doz kullanımı kemiklerde ağrılı şişlik,
kraniyotabes, alopesi, seboreik dermatit, ağız kenarında çatlak ve seboreik dermatite yol açan vitamin aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vitamin A
B)
C) Vitamin C
D) Vitamin D
74. Böbrek transplantasyonları ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) En sık uygulanan solid organ naklidir.
B) Donör olarak kadavra donör tercih edilir
Vitamin B3 (Niasin)
C) HCV pozitifliği aktif aşamada değilse nakil için kontrendikasyon yaratmaz
E) Vitamin E
D) Akut rejeksiyon gelişti ise medikal tedavi ile çoğu
vakada başarı sağlanır.
72 – A
A Vitamini Eksiklik Belirtileri:
A HİPERVİTAMİNOZU Belirtileri
•
Göz bozuklukları
-Gece körlüğü (İLK BULGU!!)
-Xerosis konjunktiva
-Xerosis kornea
-Keratomalazi
-BİTOT Lekesi
-Foliküler hiperkeratoz
-Fotofobi
•
Fiziksel ve mental gelişim geriliği
•
Anemi ve HSM
•
Epitelyum bozuklukları
-Ciltte kuruluk
-FOLİKÜLER HİPERKERATOZ
-AKNE
-CİLTTE ERKEN YAŞLILIK
•
Üriner
epitelyum
metaplazisi,
piyüri,
hematüri
•
Enfeksiyonlara direnç
azalması
•
KİBAS (PTC)
•
Kemik ve diş mine yapımında yetersizlik
Akut Hipervitaminoz
•
PTC
Kr. Hipervitaminoz
•
İştahsızlık
•
Kilo alamama
•
Kaşıntı
•
Kemiklerde ağrılı şişlik
•
ALOPESİ
•
Seboreik dermatit
•
Ağız kenerında çatlak
•
KRANİOTABES
•
KİBAS
•
HM
•
Uzun kemiklerde HİPEROSTOZİS (röntgen)
E) Nakil yapılan hastalarda uzun dönemde en sık ölüm
nedeni kardiyovasküler olaylardır.
74 – B
Canlı donör tercih edilir. Kadavra donörlerde transplant ömrü
ve uzun dönem komplikasyonlar daha fazladır.
75. Malign melanomda Clark sınıflamasına göre retiküler dermisin invaze olduğu seviye aşağıdakilerden hangisidir?
A) Seviye l
B)
C) Seviye lll
D) Seviye lV
Seviye ll
E) Seviye V
75 – D
Level I: Tümör sadece epidermis tutulmuştur.
Level II: Tümör papiller dermise ulaşmış ama tamamen invaze
etmemiştir.
Level III: Tümör papiller dermisi tamamen tutmuştur.
Level IV: Tümör retiküler dermisi tutmuştur.
Level V: Tümör derialtı yağ dokusunu tutmuştur
73. Ağır yanık hastalarında mortalitenin en sık sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Enfeksiyonlar
C) Renal yetmezlik
76. Otuz yedi yaşındaki bayan hasta ani başlangıçlı, şiddetli
karın ağrısı yakınması ile müraccat ediyor. Muayenesinde yaygın defans ve hassasiyeti saptanıyor.
D) Marjolin ülser gelişimi
B) Kardiyak yetmezlik
Bu hastada en az olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Peptik ülser perforasyonu
E) Trombo embolik komplikasyonlar
73 – A
B) Over torsiyonu
Yanık hastalarına yaklaşım ve resüsitasyon şartları iyileşmiş
olsad halen en sık mortalite nedeni enfeksiyonlardır
C) Ektopik gebelik rüptürü
D) Sigmoid divertikülit
E) A.pankreatit
Lokal nedenler
• Deri bariyer görevini yapamaması
76 – D
• koagüle proteinin iyi besiyeri olması,
Ağrının başlama zamanı ve yeri önemlidir.
• eskardan çıkan toksik maddeler
Yavaş yavaş veya ani olarak başlaması sorgulanmalıdır. Ağrının
aniden ortaya çıkması, perforasyon ve dolaşım bozukluğunu
akla getirmelidir. Yavaş yavaş ortaya çıkan ağrılar ise, daha
çok iltihabi olaylara bağlıdır.
Sistemik nedenler
• hücresel ve humoral immunite azalması rol oynar.
www.tusem.com.tr
53
Klinik Bilimler / T 36-4
77. Akut mezenter iskeminin en sık nedeni aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Kardiyak emboli
B)
C) İatrojenik
D) Mezenter tümörler
79 – D
Ateli meme başının olmaması halidir.
Amastia meme dokusunun yokluğudur. Tek taraflı amastia çift
taraflıya göre daha sıktır ve genellikle kadınlarda görülür. Poland Sendromu: Tek taraflı pektoralis majör ve minör yokluğu, aynı tarafta meme veya meme başı yokluğu, göğüs duvarı
anomalileri ve brakisindaktili ile karakterize bir sendromdur.
Polimasti Fazla sayıda meme dokusunun varlığıdır.
Trombüs
E) Hipovolemi
77 – A
AMİ’nin en önemli nedeni, hastaların yarısından fazlasında
görülen superior mezenter arter embolisidir. Daha az sıklıkta ise emboli, ülsere aortik aterosklerotik bir plaktan veya bir
tromboze aortik anevrizmadan
80. Aşağıdakilerden hangisi mondor hastalığını en iyi şekilde tanımlar?
A) Postoperatif RT’ye bağlı gelişen sekonder meme
tümörü
B) Zuska hastalığı
C) Sporotrikozise bağlı mikotik enfeksiyon
D) Torakoepigastrik flebit
E) Memenin gelişimsel sürecinde oluşum bozukluğu
80 - D
Mondor Hastalığı: Anterior göğüs duvarındaki yüzeysel venleri
tutan bir tür tromboflebittir. Genellikle meme üzerinde hassas
ve korda benzer yapı kazanmış bir ven vardır. Sebebi bilinmemektedir. Lateral torasik ven, torakoepigastrik ven, süperfisial
epigastrik ven sıklıkla tutulur. Kendi kendini sınırlayabilen bir hastalıktır. Hasta tipik olarak, göğüs ön duvarında ya da memenin lateral yarısında ağrı hisseder. Nadiren bilateral görülür. Genellikle
semptomatik tedavi ile 2-6 haftada semptomlar geriler. Refrakter
hastalarda tutulan ven, proksimal ve distalden bağlanır.
kaynaklanır
A.M.İ’de Embolinin kaynağı özellikle kardiak aritmi (atrial
fibrilasyon), prostetik
kapak ,kardioversiyon, kardiak kataterizasyon, geçirilmiş miyokard infarktüsü gibi
nedenlerden kaynaklanan) kalptir.
İkinci sıklıkta eskiden Non okluziv mezenter iskemiler görülürken artık tıbbi bakım şartalarının daha iyi olması nedeniyle
daha az görülmeye başlandı. Artık SMA trombozu daha sık
görülmektedir.
Daha az sıklıktada neden mezenter venin trombozudur.
78. Adrenal insidentallomaların çoğunluğunu aşağıdaki
hangi grup oluşturur?
81. Aşağıdakilerden hangisi meme kanseri riskini artırmayan proliferatif meme hastalığıdır?
A) Fibroadenom
B) Sklerozan adenozis
C) Duktal ektazi
D) Duktal epitelyal hiperplazi
E) Firokistik meme hastalığı
81 – B
Meme Kanseri Riski ve Neoplaziler
1) Kanser riskini arttırmayan lezyonlar
NON PROLİFERATİF LEZYONLAR
Apokrin Değişiklikler (Kistik değişiklikler)
Duktal ektazi
Hafif epitelial hiperplazi
Yağ nekrozu Fibroadenom
PROLİFERATİF LEZYONLAR
Sklerozan adenozis
İntraduktal papillom
Meme Hastalıkları Genel Cerrahi
2) Riski hafif olarak arttıran lezyonlar (1.5-2 kat)
 Orta dereceli epitelial hiperplazi
A) Feokromasitoma
B) Kortizol salınımı yapan adenom
C) Aldesteronoma
D) Non fonksiyone adenomlar
E) Metastatik kitleler
78 – D
İnsidentillomalar büyük kısmını (tüm olguların 2/3’nü) selim
kortikal adenomlar oluşturur. Bunların çoğu non fonksiyonedir. Az bir kısmı kortizol veya aldosteron salgılayabilirler. Daha
az oranda feokromasitoma (% 7), korteks karsinomları ve metastatik kitlelere( en sık AC,meme, böbrek, GİS, melanom metastazları olabilir) rastlanır.
79. Memenin olmaması (Amasti) durumu aşağıdakilerden
hangi sendromla beraber görülme ihtimali daha fazladır?
A) Turner sendromu
B) Kinefelter sendromu
C) Fleischer sendromu
D) Poland sendromu
E) Chiari Frommel sendromu
www.tusem.com.tr
54
Klinik Bilimler / T 36-4
84. Otuz iki yaşında erkek hasta boyun sağ tarafındaki sert hareketsiz 2 cm çapındaki kitleden alınan iğne biyopsisi sonucunda “şüpheli foliküler lezyon“ şeklinde rapor ediliyor. Hastanın
tiroid fonksiyonlarının normal olduğu biliniyor. Anamnez ve
fizik muayenesinde başkaca özellik saptanmıyor.
 Florid hiperplazi
 Papillomatozis (papillom ise risk yok, multipl papillom’da
risk artar)
3) Riski orta dereceli arttıranlar (4-5 kat)
 Atipik duktal hiperplazi
 Atipik lobuler hiperplazi
4) Yüksek dereceli arttıranlar (8-10 kat)
 Lobuler karsinoma insitu
 Duktal karsinoma insitu
Bu hastada bu aşamadan sonra en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilateral total tiroidektomi
B) Bilateral subtotal tiroidektomi
C) Sağ hemitiroidektomi
D) RAI tedavisi
E) İzlem
82. Sağ memede kitle nedeniyle başvuran kadın hastanın
FM de sağ meme üst dış kadranda 1*2 cm lik kitle ve
sağ axillada 2 adet mobil lenf nodu palpe edilmiştir. Hastanın mamografisinde sağda yaygın difüz şüpheli mikrokalsifikasyonlar mevcuttur. Yapılan core biyopsi sonucu
invaziv duktal karsinoma tanısı alan hastanın uzak organ
taramaları normaldir.
84 – C
Tiroid nodüllerine yapılan İİAB sonucu izlenecek yöntem belirlemede “malign-benign” ayrımının yapılamadığı bu tip foliküler lezyonların varlığı zorluk yaratmaktadır. Buradaki sorun,
İİAB ile hatta frozen ile bile foliküler ca. ve foliküler adenom
ayrıcı tanısı yapılamamaktadır. Bu tip olguların % 80’lik bir
kısmının adenom olduğu bilindiği için cerrahi girişimde (eğer
tiroid ca. açısından risk faktörü yoksa) mümkün olduğu kadar
kısıtlı ama definitif olmalıdır. Böyle bir durumda yapılacak tek
taraflı tiroidektomi %80 adenom nedeniyle yeterli olacaktır.
Varsayalım ki foliküler ca. raporlandı, bu takdirde de tamamlayıcı tiroidektomi diğer kalan loba güvenle uygulanabilir.
Bu hastada en uygun tedavi aşağıdakilerden hangisidir?
A) MKC+Aksiller diseksiyon
B) MRM
C) MKC+sentinel lenf nodu işaretlemesi
D) Mastektomi+sentinel lenf nodu işaretlemesi
E) Neoadjuvan kemoterapi
85. Aşağıdaki tiroid patolojilerinin hangisinin seyrinde hipotroidi görülme ihtimali daha azdır?
82 – B
Hastada invaziv meme ca. saptanmış (T1 N1 M0 ) Hasta hem
meme koruyucu cerrahi için hemde sentinel örnekleme için
uygun bir vaka gibi görünse de yaygın kalsifikasyonlar total
mastektomiye yönlendirmeli ayrıca aksiller LAP›lar sentinel
biyopsi için engeldir.
A) Hashimoto tiroiditi
B) Subakut tiroiditi
C) RAI tedavisi almış MNG hastası
D) Riedel tiroiditi
E) RAI tedavisi alan Basedow Graves hastası
85 – B
Subakut Tirodit (deQuervain tiroiditi, dev hücreli tiroidit,
granülamatöz tiroidit)
Kesin sebebi bilinmemekle birlikte sıklıkla viral kökenli bir
ÜSYE’ nu takiben oluşur. Tiroid bezi büyümüş ve ileri derecede hassastır.
Histolojik olarak granülom oluşturan dev hücrelerin görülmesi
ile karakterizedir.
Hastalık haftalar ya da aylar sürebilir.
Tiroglobulin yüksekliği, Sedimantasyon aşırı yüksekliği, Başlangıçta RAI tutulumu, T3, T4 düzeyleri artmış TSH düzeyi düşmüş olarak bulunur (Hipertroidi aşaması). Birkaç hafta sonra
RAI tutulumu düşmesine rağmen hormon düzeyleri yüksek
seyretmeye devam eder. Zamanla ötroidi, sonra hipotiroidi ve
son aşamada hastaların tamama yakınında ötiroidi gözlenir.
Tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur. Nonsteroidal antienflamatuarlar veya steroid ile semptomatik tedavi sağlanır.
83. Aşağıdaki sendromlardan hangisinde tiroid medüller
karsinom sıklığı artar?
A) Familyal adenomatoz polipoziz
B) Li-Fraumeni sendromu
C) Multipl endokrin neoplazi tip 2
D) Herediter non polipozis kolorektal ca.
E) Multipl endokrin neoplazi tip 1
83 – C
MEN II A MEN IIB
Medüller Ca Medüller Ca
Feokromasitoma
Feokromasitoma
Paratiroid hiperplazi/adenom Mukozal nörinomlar
Barsak ganglionörinomları
Marfanoid vücut yapısı
www.tusem.com.tr
55
Klinik Bilimler / T 36-4
88. Majör cerrahi yapılan hastalarda postoperatif erken
dönemde enerji dengesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden
hangisi yanlıştır?
Ağrısız form kendiliğinden veya genlikle olduğu gibi postpartum dönemde gelişir. Otoimmun kökenli olabilir. Ağrısız olması ve Sed normal olması dışında benzerdir.
A) Lipolizise bağlı olarak plazma serbest yağ asitleri ve
gliserol düzeyi artar.
86. Aşağıdakilerden hangisi tiroid nodüllerinde malignite
açısından yüksek riskli kabul edilemez?
A) Beraberinde LAP olması
B) Geçmişte baş boyun ışınlanma öyküsü
C) Aile hikayesinin varlığı
D) Sintigrafide soliter hiperaktif nodül varlığı
E) USG’de soliter solid nodül varlığı
86 – D
Baş, boyun bölgesine herhangi bir sebeple alınmış radyasyon tiroid kanseri (özellikle papiller kanser)
Bunun yanında tiroid kanserine ait aile hikayesi de riski (özellikle medüller ve papiller kanser) arttırır.
Son zamanlarda gelişen, hızla büyüyen veya uzun yıllardır değişiklik göstermeyen bir nodülün büyümeye başlaması .
40 yaş üzeri erkek ve 50 yaş üzeri kadındaki ve ayrıca çocuklarda
Malign nodüller genellikle solid, sert ve etrafa invazyon eğiliminde olduğundan ses kısıklığı, dispne, disfaji gibi bası semptomlarının ortaya çıkması malignite düşündürmelidir.
Nodülle beraber olan lenf bezleri uyarıcı olmalıdır.
Çoğu malign nodül tek, sert ve hareketsiz bir kitle olarak karşımıza çıkar.
Tiroid kanserlerinin çoğu nonfonksiyonel olduğundan tiroid
fonksiyon testlerinin kanser tanısında pek faydası yoktur. Ancak herhangi bir tiroid nodülünün fonksiyonel durumu mutlaka bilinmelidir. Yani kanser tanısı için değil ama nodülün
evalüasyonu için bu tetkiklerin görülmesi şarttır.
Tiroid sintigrafisi günümüzde daha sıklıkla I131 yerine I123
veya Tc 99 ile yapılmaktadır. Buna göre nodüller hiperaktif (sıcak), hipoaktif (soğuk) veya normoaktif (ılık) olarak sınıflandırılırlar. Karsinomların çoğu tek, soğuk nodüllerdir.
B) Kas protein katabolizması sonucu serum alanin
düzeyi artar
C) Enerji için kullanılan yağ asidi ve glukoz miktarları
meydana gelen karbondioksitin tüketilen oksijene
oranını belirler.
D) Ketogenezis, travmanın şiddeti ile ters orantılıdır.
E) Travmaya sekonder olarak insülin sekresyonunda
meydana gelen azalma, periferik glukoz intoleransına neden olur.
88 – E
Travmaya verilen metabolik cevap sırasında meydana gelen
temel değişiklikler:
• Hiperglisemi (İlk cevaptır). Kortizol, kateklaminler, büyüme hormonu, glukagon, ADH, ACTH hiperglisemiye neden
olur. Katekolamin artışı nedeni ile erken dönemde insülin
sekresyonu azalır. Ancak geç dönemde (>24 saat) katekolamin düzeyinin normale gelmesi ile insülin artar. Periferik
insülin direncinin ise ana nedeni kortizol ve daha sonra
katekolaminlerdir.
• Lipoliz, plazma serbest yağ asidi ve gliserol düzeyi artar
• Kas proteinlerinde aşırı katabolizma, serbest aa düzeyinde artış (en çok alanin artar)
• Üre ve amonyak sentezi artar
• Oksijen kullanımı artar
• Minör travmalardan sonra karaciğerde ketogenez artar.
Buna karşılık majör travmadan 24 saat sonra aşırı katakolamin deşarjının ortadan kalkması ile hızla artan insülin
nedeni ile ketogenez azalır
• Kan kolesterol ve albümin seviyeleri azalır
• Gama-globulinler artar
89. Aşağıdaki mediatörlerden hangisi makrofaj ve polimorfonükleer lökosit apoptozisini geciktirir?
87. Yetişkin hastada ince barsak kökenli alt GİS kanamalarının en sık sebebi nedir?
A) IL-4
B) IL-10
A) İnce barsak AV malformasyonlar
C) Tümör nekroz faktör reseptörü-1
B) İnce barsak malign tümörleri
D) IL-6
C) İnce barsak benign tümörleri
E) IL-13
D) İnce barsak divertikülleri
89 – D
E) İnce barsak soliter ülserleri
IL-4, IL-10 ve IL-13 antiinflamatuvar sitokinlerdir. TNF-alfa reseptörü ve IL-1 reseptör antagonisti de antiinflamatuvar özellikte inhibitörlerdir. Tümü immün hücre apoptozisini hızlandırarak etki ederler. IL-6 ise proinflamatuvar etkiye sahiptir ve
makrofaj ve nötrofil apoptozisini geciktirir.
87 – A
Çocukluk dönemi divertikül ve intusepsiyonler, geç çocukluk
döneminde divertiküller ve erişkinlerde av malformasyonlar
ön plandadır.
www.tusem.com.tr
56
Klinik Bilimler / T 36-4
90. Aşağıdakilerden hangisi respiratuvar alkalozda görülmez?
92 – B
Hipernatremi
>150 mEq/lt
A) Hipokapni ve serum pH sında yükselme
B) Hipokalemi ve hipokalsemi
C) Hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesinde azalma
D) İyonize kalsiyum düzeyinde düşme, tetani ve konvülsiyon
Hipervolemi
Normovolemi
Hipovolemi
İyatrojenik (Aşırı
NaHCO3 ve sıvı
verilmesi)
Gİ sıvı-elektrolit kaybı
Renal kayıplar
Renal hastalıklar
D. insipidus
Diüretikler
Gİ sıvı-elektrolit kaybı
(Özellikle izole mide sıvısı
kaybı)
Hissedilmeyen kayıpların artışı
Terleme
Mineralokortikoid
fazlalığı
Aldosteronizm
Cushing
Konj. Adr. Hpl.
E) Serebral vazokonstriksiyon
90 – C
İdrar Na<15 mEq/lt
İdrar osm>400
Renal kayıplar (İdrar Na<20
mEq/lt, idrar osm<400)
Renal tübüler hastalıklar
Osmotik diürez
Adrenal yetmezlik
D. insipidus
İdrar Na>20 mEq/lt
İdrar osm> 300
Hiperventilasyona yol açan her durum hipokapniye ve pH’da yükselmeye yol açarak respiratuvar alkaloza neden olabilir. Alkalozu
kompanze etmek için hücre içi hidrojen iyonu hücre dışına dışına
çıkar. Bunu sağlayabilmek için potasyum hücre içine alınır. Renal
tübüler H+ tutulumu yapabilmek için K+ atılır. Tüm bu nedenler
ile hipkalemi gelişir. Alkalozda kalsiyumun proteinlere bağlılığı artarak iyonize kalsiyumda azalmaya yol açar. Hipokapni serebral
damarlarda vazokonstriksiyona yol açar. Alkolozda Hb-oksijen
disosiasyon eğrisi sola kayarak hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesinde artışa yol açar. Ancak bu durumda Hb oksijeni dokularda serbest bırakamaz ve doku oksijenizasyonu bozulur.
93. Kronik pankreatitin en sık görülen nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kronik alkol kullanımı
B) Herediter pankreatit
C) Travma
D) Tekrarlayan biliyer pankreatit atakları
E) Sigara kullanımı
93 – A
91. Cerrahi travma sonrası meydana gelen hemostaziste ilk
doku cevabı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Subendotelyal kollajenle trombosit adezyonu
B) Vazokonstriksiyonla endotel hücrelerinin birbirine
yapışması
C) Trombosit agregasyonu
D) Trombospondinle fibrinojenin aktif trombosit yüzeyine bağlanması
E) Trombosit agregasyonu sırasında, trombosit membranından tromboksan A2 serbestleşmesi
91 – B
Hemostazda ilk cevap vazokonstrüksiyondur. Tam transekte olan
damarlarda vazokonstrüksiyon daha belirgin ve etkindir. Tek başına kanamayı durdurabilir. Bu nedenle tam transekte damarlardan
olan kanamalar genellikle lateral kesilerden daha az gerçekleşir.
Kronik pankreatit etiyolojisinde en sık neden kronik alkolizmdir. Ancak kronik alkoliklerin en fazla %10’unda kronik pankreatit gelişir. Tekrarlayan biliyer pankreatit ataklarının kronik
pankreatitle sonuçlanacağına yönelik bir kanıt yoktur.
94. Gastrointestinal stromal tümörler (GIST) hangi hücrelerden köken alır?
A) Beta hücreleri
B) Enterokromaffin grubu hücreler
C) İnterstisiyel Cajal hücreleri
D) Düz kas hücreleri
E) G hücreleri
94 – C
İnterstisiyel Cajal hücreleri gastrointestinal sistemde düz kas
hücreleri arasına yerleşen pacemaker hücreleridir. GİST lezyonları bu hücrelerden köken alır.
92. Aşağıdakilerden hangisi cerrahi hastalarda hipervolemik hipernatremiye neden olur?
A) Böbrek dışı aşırı su kaybı
95. Bir bağırsak anastomozunda, anastomozun dayanıklılığını sağlayan katman aşağıdakilerden hangisidir?
B) Cushing sendromu
C) Renal tübüler yetmezlik
A) Mukoza
B)
D) Aşırı terleme
C) Muscularis propria
D) Seroza
E) Hiperglisemide osmotik basıncın artması
Submukoza
E) Lamina propria
www.tusem.com.tr
57
Klinik Bilimler / T 36-4
95 – B
98 - C
Bağırsak duvarında kollojen liflerinin en yoğun olduğu katman
submukozadır ve barsak iyileşmesi ve anastomozun dayanıklılığı için en önemli tabakadır.
Renal Abse
96. Aşağıdakilerin hangisinde ince bağırsak kanseri riski
artmaz?
• Semptomları akut pyelonefrite benzer.
• Eskiden etiyolojik olarak hematojen yolla stafilokok denirken artık en sık neden asendan yolla gelen gram negatif
enterokoklardır (1. Proteus 2. E.coli).
• Stafilokok absesinden 1-8 hafta önce ciltte karbonkül görülebilir.
A) Lynch sendromu
• Labaratuarda lökositoz ve kan kültürü pozitifliği vardır ancak toplayıcı sisteme açılmadıkça pyüri ve bakteriüri yoktur.
B) Crohn hastalığı
C) Amiloidoz
D) Familial polipozis koli
• Tanı için ilk tercih USG en güvenilir ise BT dir.
E) Peutz-Jeghers sendromu
• Tedavi; perkütan veya açık drenajdır.
96 – C
Lynch sendromunun II. Tipinde kolon dışı (ince bağırsak dahil)
adenokanser gelişme riski artar. En sık ikinci görülen kanser
uterus kanseridir. Crohn hastalığında ince bağırsak ve kolon
kanseri riski artar. FAP ve Peutz-Jeghers sendromlarında da İB
kanseri riski artmıştır.
99. Aşağıdaki testis tümör belirteçlerinden hangisi tümör
büyük hacimlere ulaşınca yükselir?
a - FP
A) β - HCG
B)
C) LDH
D) GGT
E) Plasental alkalen fosfataz
99 - C
97. Yetmiş yaşında bir erkek hasta yaygın şiddetli karın ağrısı şikâyetiyle acil servise başvuruyor. Hikayesinde 7 yıl
önce koroner bay-pas olduğu öğreniliyor. Öyküsünden
birkaç yıldır yemeklerden sonra karın ağrısı şikâyetinin
olduğu saptanıyor. Fizik muayenede karında hafif distansiyon ve yaygın hassasiyet bulunuyor. Laboratuvar incelemelerinde lökositoz ve amilaz yüksekliği belirleniyor.
Alfa Feto Protein (AFP)
• Yolk sac hücrelerinden salınır.
• Hepatoma, GİS, ve testis tümöründe yükselir.
• Dolaşımdaki yarı ömür: 5-7 gün
• Embriyonel karsinomda, yolk sac tümörlerinde ve teratokorsinomda yükselir.
• Seminom ve Koryokarsinomda yükselmez!
HCG
• Sinsityotrofoblastik hücrelerde üretilir.
• Pek çok farklı tümörde yükselebilir.
• Serum yarılanma ömrü: 24-36 saattir.
• Koryokarsinom, embriyonel karsinom, seminomda yüksektir.
LDH
• Mide, kalp, çizgili kaslar, KC, böbrekte fazla bulunur.
• Tanı değeri sınırlıdır.
• Testis tümörü klinik evresi arttıkça LDH artar (LDH 1).
• Özellikle ileri evre seminom ve büyük hacimli kitlelerde
yükselir.
Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Akut mezenterik iskemi
B) Akut pankreatit
C) Mide perforasyonu
D) Divertikülit perforasyonu
E) Kolon tümör perforasyonu
97 – A
Öyküsünde aterosklerotik hastalık olan (geçirilmiş bay-pas cerrahisi, arteriyel patolojiler, intestinal anjina gibi) ileri yaş grubundaki bir hastada ani başlayan şiddetli karın ağrısı akut mezenterik
iskemiyi düşündürmelidir. Bu hastada nedeni büyük olasılıkla
aterosklerotik plak üzerinde gelişmiş süperior mezenterik arter
trombozudur. Eğer hastanın öyküsünde aritmi yada kapak hastalığı olsaydı SMA embolisi ihtimali daha yüksek olurdu.
100. Aşağıdaki özefagus atrezilerinden en sık görüleni hangisidir?
A) İzole Özofagus atrezisi
B) Proksimal TÖF+ Özofagus atrezisi
98. Aşağıdakilerden hangisi renal apsenin en sık sebebidir?
A) E. coli B)
C) Proteus
D) Bacteroides fragilis
C) Distal TÖF+ Özofagus atrezisi
S. aureus
D) (Distal + proksimal) TÖF+ Özofagus atrezisi
E) İzole TÖF
E) Klebsella
www.tusem.com.tr
58
Klinik Bilimler / T 36-4
100 - C
• Rieger sendromu: Yarık damak ve iskelet anomalileri vardır.
• Prune Belly sendromu: Karın kaslarını zayıf olması, inmemiş testis, üriner anomaliler
Gastroşizis ek anomaliler (Omfalosele göre daha az görülür)
• İnmemiş testis (%40)
• İntestinal atrezi (%10)
• Malrotayon ve malfiksasyon anomalileri (tüm olgularda
mevcut).
• % 20 olguda postoperatif NEC gelişmektedir.
Özofagus atrezisi
• 1/4000 canlı doğumda görülür.Erkek/Kız oranı:1.26
Embriyoloji
• Özofagus ve trakea gelişimi, İU 4.-5. haftalarda gerçekleşir
• Önbarsağın proksimal kısmının dorsalinden özofagus,
ventralinden de primordial hava yolları gelişir
• Trakea ile özofagus, septum tracheoesophagealis’ le aşağıdan yukarıya doğru ayrılır
• Bu ayrılma, lateral kıvrımların karşı karşıya gelmesiyle, 3.4. haftalarda karina civarında başlar ve trakeal bifurkasyon 4. torakal vertabra hizasına gelene kadar devam eder.
Gestasyonel 36. günde tamamlanır .
102. Aşağıdakilerden hangisi akut bakteriyal konjuktivit için
yanlıştır?
A) S.aureus Strep. pneumonia, ve Staf.epidermidis en
sık sebep olan mikroorganizmalardır
• Etiyoloji tam olarak bilinmemekle birlikte diabetik annelerde, oral kontraseptif kullanan annelerde, hamilelikte
östrojen ve progesteron preparatları kullananlarda, talidomid kullananlarda özofagus atrezili bebek doğurma
oranı yüksek bulunmuş.
B) Genellikle biletaraldir
C) Fotofobi görülür
D) Görme kaybı oluşur
E) Tedavide sülfonamidli damlalar kullanılır
102 - D
Akut bakteriel konjuktivit
• Bakteriyel konjonktivit de S.aureus, Strep. pneumonia,
ve Staf.epidermidis, Moraxella lacunata ve H. influenza en
sık karşılaşılan mikroorganizmalardır.
• Bir gözde başlayıp diğerine süratle geçer (Sıklıkla bilateraldirler). Çok bulaşıcıdır.
• Klinikte forniksden limbusa ilerleyen şiddetli kızarıklık,
yabancı cisim hissi, batma, yaşarma, fotofobi ve pürülan
akıntıya (Sekresyon çoğu kez, pürülan yada mükopürülan
karekterdedir) bağlı sabahları göz kapaklarının yapışması
(sarımsı çapaklanma) vardır.
• Ağrı ve görme kaybı yoktur.
• Tanı klinik semptomlara göre konur.
• Tedavide sülfonamidli damlalar kullanılır. Göz kapatılmaz.
Sınıflandırma
İzole Özofagus atrezisi
%5-7
Proksimal TÖF+ Özofagus atrezisi
%1
Distal TÖF+ Özofagus atrezisi
%85
(P+D) TÖF+ Özofagus atrezisi
%3
İzole TÖF %2-6
Özofagus Stenozu <%1
101. Aşağıdakilerden hangisi gastroşizise birlikte en sık görülen anormalidir?
A) İnmemiş testis
B)
İntestinal atrezi
C) Alt midline sendromu
D) NEC
E) Prune Belly sendromu
101 - A
Omfalosel ek anomaliler
• Kardiak malformasyonlar: (Fallot tetrolojisi %33, ASD %25) • Kromozom anomalisi (%18): trizomi 13,15,18,21
• Beckwith-Wiedemann Sendromu (%12):Mikrosefali, eksomfalos, makroglossi, gigantizm’den oluşan bir sendromdur. Pankreas adacık hiperplazisi (nezidioblastozis)
nedeniyle hipoglisemi çok sıklıkla beraber görülür.
• Hipogastrik omfalosellerde mesane ekstrofisi, hindgut
anomalileri, renal malformasyonlar sık görülür.
• Alt Midline Sendromu(OICS sendromu): Kloakal ekstrofi ile
beraber sakral anomaliler, myelomeningosel, hidro veya diastometamyeli, iskelet anomalileri beraber görülür.
• Üst Midline Sendromu(CANTRELL Pentalojisi): Omfalosel,
ön diafragma hernisi, sternal kleft, ektopia kordis, kardiak
anomali (VSD sık).
103. Epidemik keratokonjonktivitin en sık sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tip 8 ve 19 adenovirus
B) Enterovirüs tip 70
C) Coksaki tip 24
D) Tip 3 ve 7 adenovirus
E) HSV
103 - A
Epidemik Keratokonjonktivit (EKC)
• Tip 8 ve 19 adenovirus etkendir. Subepitelyal korneal infiltratlar sıktır (Keratit %80’unda gelişmektedir). Hassas
preaurikülar lenf nodları görülebilir.
• Oldukça bulaşıcıdır.
• 2 haftada spontan düzelme olur.
www.tusem.com.tr
59
Klinik Bilimler / T 36-4
104. Aşağıdaki kemik tümörlerinden hangisi diafizde yerleşim göstermez?
A) Maling fibröz histiyositom
B) Myelom
C) Ewing sarkomu
D) Eozinofilik granülom
E) Kondroblastom
104 - E
Tümörlerin yerleşim yerleri
Epifiz
• Myelom
• Dev hücreli tumor
• Ewing sarkomu
• Kondroblastom
• Eozinofilik granülom
• Enfeksiyon
Metafiz
Diafiz
• Diğer kemik tümörleri
• Maling fibröz histiyositom
• Tip 3→ Fizisten başlayıp ekleme uzanan kırık hattı
• Tip 4→ Tip II+III İntraartiküler
• Tip 5→ Kompresyon kırıklarıdır.Fizis hattı tam/kısmi kayıptır
Çoçuklarda en sık klavikula sonrada radius+ulla kırığı görülür
106. Akut süpüratif otitis medianın hangi evresinde mutlak
miringotomi endikasyonu vardır?
A) Hiperemi safhası
B)
Eksüdasyon safhası
C) Süpürasyon safhası
D) Koalesan safhası
E) Rezolüsyon safhası
106 - B
Akut supuratif otitis media altı safhada incelenir:
4- Koalesan safha
1- Hiperemi safhası
5- Komplikasyon safhası
2- Eksüdasyon safhası
6- Rezolüsyon safhası
3- Süpürasyon safhası
1- Hiperemi safhası (1. -2. gün)
• Tuba ve orta kulak mukazası hiperemiktir. Hiperemi ve
ödemden dolayı tuba daralmış ve tıkanmıştır, çok ağrılıdır,
işitme normaldir, akıntı yoktur, zar kırmızı görünümdedir.
• Bu safhada gelen hastaya antibiyotik, analjezik, antipiretik
verilir ve takip edilir.
2- Eksüdasyon safhası (3. - 5. gün)
• Çok ağrılıdır, işitme orta kulaktaki eksuda nedeniyle azalmıştır, akıntı yoktur, zar dışa doğru bombe ve sarı-kırmızıkahverengi görünümdedir. Politzer üçgeni kaybolmuştur.
• Bu safhada mutlak parasentez (miringotomi) endikasyonu vardır( arka alt kadrandan yapılır).
3- Süpürasyon safhası (6. - 8. gün)
• Zarda spontan perforasyon meydana gelir, dışarıya akan
pürülan birikim nedeniyle ateş düşer ağrı büyük ölçüde azalmıştır, mukoperiost kalınlaşmasına bağlı işitme kaybı
devam eder(İTİK).
• Spontan perforasyon genellikle 2 mm kadar genişliktedir.
Kızamık, kızıl gibi hastalıklar sırasında gelişen otitis medialarda geniş bir timpanik membran perforasyonu oluşur. Bu
perforasyonlara ilaveten kemik zincirde inflamasyona bağlı
erozyonlar ve kopukluklar meydana gelebilir( SNİK oluşur).
Bu tip kulak iltihabına akut nekrotizan otitis media denir.
4- Koalesans safhası
• Enfeksiyonunun iki haftadan uzun sürmesi durumunda
oluşur.
• Mukoperiosteumun progresif kalınlaşması epitimpaninumda obstürüksiyona yol açar ve mukopürülan drenaj
engellenir. Mastoid sellülerde püy püy birikir osteoklastik
aktivete ile kemik yumuşar. Mastoid selüler kaviteler halinde birleşir. Buna koalesans denir. Mastoiditin geliştiği
safhadır.
• Bu safhada yoğun medikal tedavi ve aspirasyona cevap
vermeyen bir mastoidit varsa mastoidektomi yapılır.
105. Çoçuk kırıklarından hangisinde cerrahi endikasyon
yoktur?
A) Tip II epifiz Kırıkları
B) Deplase olmuş dirsek kırıkları
C) Femur Boyun Kırıkları
D) Kompartman sendromu ile birlikte olan kırıklar
E) Patolojik kırıklar
105 - A
Çoçuk kırıklarında cerrahi tedavi
• Tip III ve IV epifiz Kırıkları
• Deplase olmuş dirsek kırıkları (Suprakondiler / Kondiler
humerus)
• Femur Boyun Kırıkları
• Damar, sinir, yumuşak doku yaralanması ile seyreden tüm
kırıklar
• Konservatif tedavi edilemeyen kırıklar
• Kompartman sendromu ile birlikte olan kırıklar.
• Açık kırıklar
• İnstabil vertabra kırığı
• Patolojik kırıklar
Epifiz Kırıkları (Salter-Harris Sınıflaması)
• Tip 1→ Epifiz ile metafiz birbirinden ayrılmıştır.
• Tip 2→ Fizis hattı boyunca ayrılmanın yanısıra, metafizden
bir parça kopar
www.tusem.com.tr
60
Klinik Bilimler / T 36-4
5- Komplikasyon safhası
• Enfeksiyonun orta kulak ve mastoidin dışına çıkması
nedeniyle komplikasyonların görüldüğü evredir.
6- Rezolüsyon safhası
• İyileşme safhasıdır.
108. Aşağıdakilerden hangisi replantasyon için kontraendikasyon oluşturmaz?
A) Mental retardasyon
B) Ciddi tıbbi problemi olan hastalar
C) Crush ve avulsiyon yaralanmaları
D) Uzun sıçak iskemi zamanı
E) Avuç seviyesinden el kesisi
108 - E
REPLANTASYON
• Tamamen ampüte parçanın yerine koyulmasır. Kısmen
ampüte parçanın onarımı revaskülarizasyondur.
107. Meniere hastalığında en sık görülen bulgu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Baş dönmesi
B)
C) Tinnitus
D) Diplakuzi
Endikasyonları;
İşitme kaybı
• Baş parmak kesisi(En sık)
• Birden fazla parmak kesisi
• Avuç seviyesinden el kesisi
E) Kulakta dolgunluk hissi
107 - A
• Bilek veya ön kol seviyesinden kesisi
Meniere hastalığı
• Çoçuktaki hemen her seviye
• İdiopatik semptomatik endolenfatik hidrops olarak bilinir.
• Zon 1 kesileri (Fleksör digitorum süperficialis yapışma bölgeleri)
• Endolenf emilimi azalmıştır veya endolenf yapımı artmıştır yada her ikisi birden etkilidir. Sonuçta endolenfatik
malabsorpsiyon ortaya çıkar. Semptomları ortaya çıkaran
membranöz labirent içindeki yırtılmalardır. Potasyumdan
zengin endolenfin perilenf içine kaçışı sinir hücrelerini depolarize eder ve akut inaktivasyona yol açar.
Kontraendikasyonları;
• Crush ve avulsiyon yaralanmaları
• Birden fazla seviyeden ampütasyonlar
• Tek parmak (Fleksör digitorum süperficialis yapışma bölgeleri)
• Tekrarlayan vertigo, genelde tek taraflı nörosensörinöral
işitme kaybı, tinnitus atakları ve atak öncesi kulak dolgunluğu ile karakterizedir.
• Uzun sıçak iskemi zamanı
• Ciddi vucut travması
• Mental retardasyon
• Klinik dört ana semptomdan oluşur.
• Ciddi tıbbi problemi olan hastalar
• Baş dönmesi (%96.2): En az 20 dk. süren spontan rotasyonel baş dönmesi hissidir( 2-3 ayda tekrarlayan ataklar
halinde gelir gece uykudan uyandırır). Saatlerce sürebilir.
Bulantı – kusma sıklıkla eşlik eder. Krizlerin sıklığı zamanla artar ve birkaç yılda maksimuma ulaşır.( Göz açıkken etraf dönüyor, göz kapalıyken hasta dönüyor.)
• Ampüte parmaklar için sıcak iskemi süresi 8 saat iken soğuk 30-40 saattir. Proksimal seviyeler için sıcak iskemi süresi 4-6 saat soğuk 10-12 saattir.
Cerrahi sıralaması;
• Tendon, damar ve sinirlerin distal ve proksimal uçlarının
saptanması
• İşitme kaybı (%87.7): Alçak frekansları tutan sensörinöral işitme kaybı vardır. Tekrarlayan ataklarla
etkilenen kulakta flat tip (tüm frekansları tutan) sensörinöral işitme kaybı olur. Hastaların ses artışlarına
hassasiyeti atmıştır. Buna recruitment pozitif denilir.
Diplakuzi vardır (Sesler farklı şiddette hissedilir).
• İrigasyon ve debritman
• Kemik kısaltması ve fiksasyonu
• Ekstensör tendon onarımı
• Fleksör tendon onarımı
• Arter anastomuzu
• Tinnitus (%91.1): Özellikle baş dönmesi atakları sırasında kendisini gösteren çınlama hissidir. Nonpulsatildir. İlk semptom olabilir. Şiddeti hastalığın ciddiyeti ile doğru orantılıdır.
• Ven anastomuzu
• Sinir anastomuzu ( Greft kullanılacaksa en uygun olanı
medial kutanöz antebrakial sinirdir)
• Kulakta dolgunluk hissi: Kulak zarı muayenesi normaldir.
www.tusem.com.tr
61
Klinik Bilimler / T 36-4
109. Baş ile prezente olan fetusta, angajmanda dikkate alınan çap aşağıdakilerden hangisidir?
111 – A
Ektopik gebeliğin medikal tedavisinde en çok kullanılan ajan
metotreksattır.
A) Linea terminalis
B) Suboksipitobregmatik çap
C) Spina ischiadica
D) Biparietal çap
E) Bitemporal çap
Metotreksat Kullanım
Endikasyonları
Metotreksat Kullanım
Kontraendikasyonları
Ağrı ya olmayacak ya da
az olacak
Şiddetli ağrı ile birlikte
ultrasonografide
douglasta sıvı
görünümünün artması
Hemodinamik
instabilite
Hcg < 5000 IU/ml olacak
Hcg > 5000 IU/ml
Heterotopik
gebelik
Fetal kardiyak aktivite
olmayacak
Fetal kardiyak aktivite
gözlenen ve 3,5 cm’den
büyük ektopik gebelik
kitlesi
Böbrek yetmezliği
Ektopik kitle 3.5-4 cm
den küçük olacak
Fetus olsun ya da olmasın 4 cm’den büyük
ektopik gebelik kitlesi
Hepatik yetmezlik
Tubal rüptür, kanama
veya vital bulgularda
bozulma olmayan stabil
hastalar
Hematolojik hastalık
Peptik ülser
(anemi, trombositopeni,
lökopeni)
109 – D
Baş ile prezente olan fetusta, angajmanda dikkate alınan çap biparyetal çaptır. Biparyetal çapın linea terminalis hizasına kadar
inmesine angajman denir. Bu durum gerçekleştiğinde fetal başın alt noktası ise kemik pelvis üzerinde bulunan spina ischiadica seviyesine gelmiştir ve bu durumda baş (0) noktasında denir.
110. Leiomyom gelişim riskini arttırmayan durum aşağıdakilerden hangisidir?
Cerrahi sonrası hCG titPulmoner hastalık - Emrelerinde yükselme veya ziren anne- Alkolizm
plato görülen hastalar
A) Perimenopozal dönem
Kornual gebelikte en başarılı tedavi metotreksat uygulamasıdır.
B) Siyah ırk
C) Doğum yapmamış olmak
112. Servikal semar anormallikleri içinde spontan gerileme
şansı aşağıdakilerden hangisinde en fazladır?
D) Obezite
E) Sigara içimi
A) Önemi bilinemeyen atipik skuamöz hücreler
110 – E
B) Düşük dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon
Leiomyom gelişim riskini arttıran durumlar:
Perimenopozal dönem
Obezite
Erken menarş
Aile öyküsü
Siyah ırk
Lokal büyüme faktörleri
Nulliparite
Aromataz aktivitesi
İmmünsüpresyon
C) Atipik glandüler hücreler
Estrojen ve progesteron
Etkisi artışı
D) Yüksek dereceli lezyonun dışlanamadığı atipik skuamöz hücreler
E) Yüksek dereceli skuamöz intraepitelyal lezyon
112 – A
Multiparite, sigara içimi, yoğun egzersiz ve geç menarş myom
gelişim riskini azaltır.
Tüm smear sonuçlarında en sık karşılaşılan anormallik atipik
skuamöz hücre varlığıdır. Bunlar içinde önemi bilinemeyen
atipik skuamöz hücreler (ASC-US) spontan gerileme şansı
en fazla olan lezyondur (%70). İnvaziv kansere ilerleme riski
%0.25’tir. Bu tanıyı alan hastalarda 6 ay ara ile smear takibi,
HPV DNA bakılması ve sonucuna göre kolposkopi ya da direk
kolposkopik biyopsi yapılabilir.
111. Aşağıdaki bulgulardan hangisinin varlığında ektopik gebelik tedavisinde metotreksat kullanımı uygun olabilir?
113. Metastatik gestasyonel trofoblastik hastalıkta aşağıdakilerden hangisinin tutulumu çok ajanlı kemoterapi
uygulamasını gerektirir?
A) Kornual gebelik
B) Ektopik odakta fetal kalp atımlarının izlenmesi
C) Hemodinamik instabilite
A) Myometrium
B)
D) Heterotopik gebelik
C) Parametrium
D) Akciğer
E) 12.000IU/ml B-hCG değeri
E) Karaciğer
www.tusem.com.tr
62
Vajen
Klinik Bilimler / T 36-4
113 – E
116 – B
FIGO evreleme sistemine göre Persistan Gestasyonel Trofoblastik neoplaziler de evreleme
Beta-2 reseptör agonistleri (Ritodrin-terbutalin): İnsan vücudunda Beta-1 reseptörleri daha çok kalp ve GİS de bulunur.
Beta-2 reseptörleri ise esas olarak uterus, kan damarları ve
bronşiollerdedir. Etkilerini adenilat siklazı artırarak gösterirler.
Sonuçta ATP’nin cAMP’ye dönüşümü artar. Artmış cAMP ise
serbest Ca miktarını azaltarak düz kas hücrelerinde relaksasyona yol açar. Ritodrin I.V. infüzyon veya subkutan kullanılabilir.
Oral kullanımının preterm eylemi durdurmada bir etkinliği yoktur. Ritodrin her ne kadar Beta-2 mimetik etkisi için kullanılırlarsa da, verilen doz artıkça Beta-1 mimetik etkileri ortaya çıkar.
Bu etkiler nedeni ile günümüzde çok daha az kullanılmaktadır.
4’e ayrılır.
Evre I: Uterusa sınırlı tümör
Evre II: Vajen ve pelvise metastaz mevcut
EvreIII: Akciğer metastazı mevcut
Evre IV: Diğer organlara metastaz (AC metastazı ile birlikte veya değil)
Evre 1,2 ve 3’te düşük risk varlığında tek ajanlı kemoterapi
(metotreksat) ile tedaviye başlanır. Yüksek riskli olgulara ve
Evre 4 olgulara çoklu kemoterapi öncelikle tercih edilir.
114. Hb F aşağıdakilerden hangisinde sentezlenir?
A) Yolk sac
B)
C) Böbrek
D) Kemik iliği
Beta adrenerjik agonistlerin mater- Kullanılmasının kontrendike olnal yan etkileri
duğu durumlar
Karaciğer
Hiperglisemi
Her türlü kalp hastalığı olanlarda
Hipokalemi
Preeklampsi-eklampsi
Hipotansiyon
Hipertiroidi
Maternal-fetal taşikardi Pulmoner Kontrolsüz DM
ödem
Pulmoner hipertansiyon
Aritmi-myokard iskemisi
Antepartum kanama
EKG de ST depresyonu
Laktik asidoz
E) Allantois
114 – B
Fetal dolaşımdaki eritrositler bir çok özellikleri ile
erişkinden farklılık göstermektedirler
Fetal Hemoglobinler
Fetal eritrositler erişkinden farklı hemoglobinler
taşımaktadır.
Kısa yaşam süreleri vardır. Bunun için fetal
dolaşımda
retikülosit sayısı fazladır.
Fetal eritrositler çekirdeklidirler ve
makrositiktirler.
Fetal eritrositler alkali ortama daha dirençlidirler.
Fetal eritrositler erişkinlere göre daha çok
deforme olabilme özelliğine sahiptir
Doğumda fetal hemoglobin ortalama 18 g/dl’dir.
Fetal yolk sak:
Gower1-Gower2 ve Portland
hemoglobini
Hiperglisemi yapıcı etkisinden dolayı diabetik preterm eylem
hastalarında ritodrin ya da terbutalin kullanımı tercih edilmez.
Fetal karaciğer:
Hemoglobin F (2
alfa ve 2 gama)
117. Gebelikte karşılaşılan ciddi trombositopeninin en sık
nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Alloimmün trombositopeni
Kemik iliği:
Hemoglobin A (2
alfa ve 2 beta)
B) Gestasyonel trombositopeni
C) Preeklampsi-eklampsi
D) İmmün trombositopeni
E) Protein C eksikliği
115. Gebelik sırasında aşağıdakilerden hangisi en yüksek
oranda artış gösterir?
A) Faktör I
B)
C) Faktör VII
D) Protein C
117 – C
Gebelikte karşılaşılan trombositopeninin en sık nedeni preeklampsi ve eklempsi vakalarıdır. Bunun dışında herhangi bir
patolojik durum olmadan gebelikte gelişen trombositopeniye
gestasyonel trombositopeni denir. Bu tabloda trombositopeni dışında herhangi bir anormallik yoktur. Son trimesterde
genellikle ortaya çıkar. Trombositoz ise çok daha nadirdir. Bu
durum ise genellikle sekonderdir. (kanama, demir eksikliği,
malign tümörler ve imflamatuar hastalıklara)
Faktör V
E) Protein S
115 – A
Gebelikte pıhtılaşma faktörleri artar ve protrombin zamanı
kısalır. Bu faktörlerden artışın en belirgin olduğu fibrinojendir
(faktör I). Bu değişikliğe sekonder sedimentasyon hızı da artar.
116. Otuz bir Gebelik haftasında preterm eylem nedeniyle
yatırılan diabetik bir gebede aşağıdaki tokolitik ajanlardan hangisinin kullanımı tercih edilmez?
A) Magnezyum sülfat
B)
C) Nifedipin
D) Atosiban
118. Hiperandrojenizmde kullanılan aşağıdaki ilaçlardan
hangisi aldosteron antagonistidir?
Terbutalin
A) Spironolakton
B)
Simetidin
C) Siproteron asetat
D) Bromokriptin
E) Flutamid
E) İndometazin
www.tusem.com.tr
63
Klinik Bilimler / T 36-4
118 – A
Spironolakton: Aldesteron antagonisti diüretikdir. Etki mekanizması:
120. Aşağıdaki durumların hangisinde puberte sonrası virilizasyon olmaz?
A) Sertoli hücreli tümör
• Testosteron sentezini azaltır.
B) Konjenital adrenal hiperplazi
• DHT’u reseptör düzeyinde antagonize eder.
C) Testiküler feminizasyon
• Androjen yıkılımını artırır.
D) Polikistik over sendromu
• Ciltte 5 alfa redüktaz enzim inhibisyonu yapar.
Potasyum tutucu etkisi olduğu için böbrek yetmezliğinde ve
hiperkalemide kullanılmaz.
Kullanımı süresince düzenli K ve kreatinin düzeyi takip edilmelidir. En sık yan etkisi menstrüel düzensizliktir. Erkek fetusta
feminizasyona neden olacağı için kullanımı sırasında kontrasepsiyon şarttır.
E) 5 alfa redüktaz eksikliği
120 – C
Testiküler feminizasyonda tüm dokularda testosterona karşı reseptör düzeyinde direnç vardır. Pubertede virilazyonun
tersine artan testosteronun periferik dönüşümü ile azda olsa
meme gelişimi olur. Soruda verilen sertoli hücreli tümör ve
konjenital adrenal hiperplazide her durumda virilizasyon olurken, PKOS ve 5 alfa redüktaz eksikliğinde pubertede virilizan
bulgular görülebilir.
119. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi KOK kullanımı ile
ilişkisizdir?
A) Benign meme hastalıklarını azaltır
B) Pelvik inflamatuar hastalığı azaltır
C) Adet kanama miktarını azaltır
D) Konjenital malformasyona neden olabilir
E) Over kanseri riskini azaltır
119 – D
KOK’un teratojenik etkisi yoktur. Spontan abort riskini arttırmaz. Eğer kaçak gebelik olursa ilaç kesilir.
OKS’lerin kontraseptif dışı fayda ve Etkileri
Adet İle İlişkili
•
•
•
•
•
•
Diğer
Azalmış kan kaybı
Azalmış demir eksikliği
Azalmış dismenore
Artmış siklus regülaritesi
Azalmış Mittelschmerz
Azalmış
Premenstrüel
semptom
Azalmış Akne oluşumu
Azalmış Hirsutism
Azalmış fibroadenom
Azalmış leiomyom gelişimi
Azalmış fibrokistik hastalık
Azalmış Romatoid artrit atakları
Azalmış PID
Artmış kemik mineral dansitesi
Ovulasyon inhibisyonu
• Azalmış fonksiyonel over Azalmış End. Kanseri
Azalmış Over Kanseri
kistleri
Azalmış Kolorektal kanser
• Azalmış ektopik gebelik
Kanama Bozuklukları tedavisi
PKOS Tedavisi
Endometriozis tedavisi
Perimenopozal semptomların tedavisi
www.tusem.com.tr
64
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
53
File Size
681 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content