close

Enter

Log in using OpenID

TT.1:Layout 1 - Kentiçi Toplu Taşıma

embedDownload
TT.1:Layout 1 15.08.2014 20:05 Page 1
Herkese
kazandırıyor
Mercedes-Benz Türk yeni
nesil üretimleri ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği
destekle adını sürekli zirvede
tuttuğu gibi, değişen ulaşım
yapılanmalarında farklı çözümler sunuyor...
8’DE
TÜBİTAK’tan
büyük destek
TÜBİTAK destekli projeyle,
İzmit Körfez Geçiş Köprüsüʼnün derin deniz tabanında
taş döküm işini yapacak sistem geliştirildi. Geliştirilen sistemle, 8 ay sürmesi beklenen iş, 2 ayda bitti... 3’DE
18 AĞUSTOS 2014 ● YIL: 8 ● SAYI: 419
Karsan yeni bir
“ATAK” yaptı
Karsan, yeni nesil alçak tabanlı küçük otobüsü “ATAK”
la İstanbullularʼa hizmet vermeye başlıyor. 8 mt.ʼlik küçük dev İstanbulʼda önümüz
deki günlerde yolcu taşımaya başlayacak...
6’DA
Fiyatı: 1 TL. (KDV dahil)
www.kenticitoplutasima.com.tr
Değişime beş kala!
Türkiye, ulaşım politikasını uluslararası yapılanmaya uygun olarak değiştiriyor ve sektörde hizmet
veren aktörlerin de bu yapıya destek vermesi isteniyor. Ancak, benimsemeyenler dışarda kalacak!..
Uluslararası global yapı, enerji kaynakları
ve belirlenen ticaret yollarının güvenlikli biçimde kontrol edilerek kullanılmasını istiyor. Bunun için de ulaşımı, ileri teknoloji ve
güvenli kontrollerle denetimini amaçlıyor.
Bunlara dönük çalışmalar ve “Uzakları yakın etme” işlemleri tamamlanmış durumda.
Uygulamalar birer birer hayata geçiriliyor...
Araçlar
birbiriyle
konuşuyor
“Uzaklar”ın hava yolundan ziyade raylı sistemlerle yakınlaştırılmasının düşünülmesi,
diğer taşıma modlarının birbiriyle entegre
içinde çalışacak şekilde sisteme monte edilmesini de zorunlu kılıyor. Bu yüzden, kurulmak istenen yeni ulaştırma sisteminin
omurgasını raylı sistemler oluşturuyor... 8’DE
Ülkemizde de kurulmak istenen uluslararası normlara uygun ulaşım politikasının başarısı, mevcut taşımacıların sistemi kavrayıp benimsemesiyle hayat bulacak. Bu nedenle, gidişatın doğru okunması, global yapılanmaya bakış ve beklentilerin kamu otoritesine doğru biçimde iletmesi, özel taşımacının olmazsa olmaz temel sorunudur...
Araç kullanan da
bir yaya unutma!
Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Genel Başkanı Avukat Hitay Güner;
“Trafik, direksiyondakinin de bir yaya olduğunu hatırlama sürecidir” diyor...
Temsa ilk
7 ayın lideri
Temsa Global Genel Müdürü Dinçer
Çelik, 2014ʼün ilk 7 ay sonuçlarına göre, pazarın 3 Bin 710 seviyesinde gerçekleştiğini ve 2013 yılına göre de yüzde 26 daraldığını söyledi...
7’DE
“Trafik polisi ne kadar çok denetlerse o kadar o
iş halledilir” deniyor. Ama olmuyor bu iş. Bugüne
kadar gördük. Zaten bunun içinde uluslararası bir
çalışma var. Diyor ki, denetimin trafik kazalarındaki payı yüzde 12 ile yüzde 40 arasındadır. Kimi
ülkede yüzde 12, kimi ülkede yüzde 40 denetim
etkili olabiliyor. Demek ki, bir yerde yüzde 60 ile
88 arasında bir oran denetimin dışında...
‘‘
İnsanların düşünce
tarzını bir şekilde
düzeltmeliyiz. Uygulama;
araç odaklı değil, insan
odaklı olmalıdır...
Toplumumuzun yanlış ve tehlikeli
tarafı var o da şu; “Önceden tedbir
almayı bilmeyiz...” Bizde, bir araç
çukura düşecek ancak, düştükten
sonra o çukur kapatılacak. Her konuda bu böyle. İnsanoğlunun doğasında var bu durum. Aslında, her
ülkede var. Ama bazı ülkeler bunu
disipline edebiliyorlar. Bu önemli...
Özel taşımacıların, kentiçi toplu ulaşım
sistemi dışına itildiklerini söyleyen yılların toplu taşımacı esnafı Durmuş Kökcü, “ehir halkına şirin görünmek için bizi
gözden çıkaranlardan Huzur-u mahşerde davacı olacağız” dedi...
5’DE
Bir trafik kazasında yaralanan 30
gün zarfında ölürse, hastanenin yazacağı ölüm nedeni; Trafik Kazasıdır ama hastanenin yazdığı; Trav
ma. Bunun için de 6, 7 senedir devamlı bir tartışma sürüyor... 4’DE
Mersin BB de
Temsa inceliyor
Mersin Büyükşehir Belediyesi, kentiçi,
belde ve köylerde hizmet verecek olan
60 adet toplu taşıma aracı alımının hazırlıklarını sürdürüyor...
7’DE
Psikoteknik
eğitim EGO’dan
Ankara Büyükşehir Belediyesiʼne bağlı EGO işletmesi, otobüs
şoförlerine “Psikoteknik Eğitim”
veriyor. Eğitim süresince, simülatör kullanımı ile birlikte farklı
testler uygulanacak...
2’DE
İsmail
YÜKSEL
Onur
ORHON
M. Şevket
ERTURAN
BAŞYAZI
ARA DURAK
GÖZLEM
YENİ İDARİ
YAPI...
FIRSAT
DEĞERLENDİRENLER...
GİDİŞATI
ÇOK İYİ
OKUMAK...
2
2
Akıllı Ulaşıma
Banko Çözüm
E-Kent şehir içi ulaşımda elektronik ücret toplama
cihazları ile şehir hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor.
Yüzde Yüz Türk Mühendisliği ile geliştirilen ödeme cihazları SmartBanko
ve MiniBanko; Elektronik biletleme, ücret toplama, kağıt ve madeni para
üstü, kredi kartı ödeme seçeneği ile şehir hayatını ve ulaşımı hızlandırıyor.
3
Bu kervan
böyle
yürümez!
TT.2:Layout 1 15.08.2014 20:07 Page 1
2
SEKTÖRÜN NABZI
18 AĞUSTOS 2014
ONUR ORHON
İSMAİL
YÜKSEL
[email protected]
ARA DURAK
Fırsat değerlendirenler
İ
KTİDAR partisinin Ankara Çubuk ilçe
teşkilatının 2013 yılında hazırladığı bir
rapor yaşanan kazalarla beraber günlük
bir gazetede haber kaynağı oldu. Bu rapora göre, Özel Halk Otobüsleri fiziksel
olarak yolcu taşımacılığına uygun olmayıp, kapasitenin üzerinde yolcu taşıdıkları, bu nedenle acilen kaldırılmaları
gerektiği ifade ediliyor.
Bu raporun tamamen tek taraflı, dolmuşçuluk özlemi taşıyan görüş ve düşünceler altında hazırlandığı görülüyor.
Daha çok Ankara ilindeki uygulamaları örnekleyen bu raporun gazete muhabiri tarafından Türkiye geneline
yansıtılarak haber yapılması özel halk
otobüslerine bakışı sergilemektedir.
Raporun bir bölümünde özel halk
otobüslerinin iç hatlardaki dolmuş yolcularını taşıdıkları, yolculardan alınan ücretlerin kendi tarifelerinin altında olduğu
ileri sürülmektedir.
Bu anlayışı kabul etmek mümkün değildir.
Bu parti teşkilatı açıkça minibüs taşımacılığını övmek yerine özel halk otobüsü uygulamalarını yermek yolunu
tercih etmiştir. Bu anlayış, Şubat ayında
çıkan torba yasada da kendini göstermiştir. Şehir içinde çalışan minibüslere
ayakta 4 yolcu alma hakkı tanınmıştır.
Arterlerde gözlemde bulunanlar minibüslerin ayakta kaç yolcu aldıklarını,
bunlarla ilgili denetim sıklıklarını rahatlıkla tespit edebilirler.
Bu raporu kaleme alanlar bu gerçekleri görmeden yanlı bir şekilde özel halk
otobüsü sistemini sorgulama yolunu seçmişlerdir. Gazete muhabiri de kazaları bu
raporla birleştirerek olumsuz haber yapmayı başarmıştır.
Özel halk otobüsü işleticileri olarak
her alanda mücadele etmek, sektörümüzü savunmak, olumsuzluklarımızı gidermek durumundayız.
Bunun yolu da daha fazla işbirliği,
daha fazla bilgilenme ve bilinçlenme,
daha fazla kenetlenmekten geçmektedir.
Bu bilinç ve sorumluluğa özel halk otobüslerinin sahip olduğuna inanıyorum.
YENİ İDARİ YAPI...
T
ÜRKİYE’deki tüm Özel Halk Otobüs İşletmecileri, bir an önce kazalarla ilgili yaşanan şoktan acil olarak
kurtulmak ve zedelenen itibarımızı yeniden yükseltmek için harekete geçmemiz gerekiyor.
Ne yazık ki, bazı bilinçsiz ve önü
arkası düşünülmeden alınan kararlar
ve uygulamalarla sektörümüzü zor durumda bırakıyoruz.
Yönetici konumundaki arkadaşlarımız artık, duygusal davranışlar sergilemek yerine akıl, bilim, kamuoyu
gerçeklerini dikkate alan kararlarla ha-
reket etmeli ve bu doğrultuda hizmet
etmeye devam etmelidir.
Kaza olaylarının üzerine Anadolu’da açılan bir pankart tepki yaratmış
ve sektör hak edilmeyen ifadelere
maruz bırakılmıştır.
Her birimiz, kendi adına ve bütünü
görerek; “Bin düşünüp, bir uygulamak
durumundayız...”
Basında, Özel Halk Otobüsleri ile
ilgili taraflı ve olumsuz haberler neredeyse, her cepheden gelmektedir.
Bununla mücadele edebilmek için
birlik ve beraberlik yaklaşımı ön plana
BAŞYAZI
çıkmalı, sistemin aksayan yönlerinin
tedavisi için çaba harcandığı kamuoyuna anlatılmalıdır.
Aynı şekilde kurumlar, yetkililer ve
sorumlular arasında da ölçülü ve itidalli davranılmalı, bu tür müesseseler
aracılığıyla karşı karşıya gelmekten kaçınılmalıdır.
Bunu sağlamazsak, bürokrasi başta
olmak üzere tüm makamlarla anlaşmazlığa düşer, kendi ipimizi çekeriz.
Türk idari sistemi 10 Ağustos seçimleri ile yeni bir yapılanma aşamasına girmiştir. Bu yönde yeni bir
Başbakan ve yeni bir kabine ile birlikte, mücadele kaldığı yerden devam
edecektir. Bu yeni dönemde geçmişte
yaşanan hataları dikkate alarak başka
yanlışlıklara düşülmemelidir.
Bunun için de bilgi ve güç paylaşımı, kurumlar arasında doğru ve tutarlı ilişkiler tercih edilmelidir.
Bu hedef doğrultusunda, Tüm Özel
Halk Otobüsü Kuruluşları ve Yöneticileri yeni ve sağlıklı işbirlikleri oluşturma gayreti ve çabasını kendilerine bir
çalışma stratejisi olarak benimsemeli,
bu kararla da hareket etmelidir...
EGO’dan psikoteknik eğitim
Ankaraʼda kentiçi toplu taşıma hizmeti veren Büyükşehir Belediyesiʼne bağlı EGO işletmesi, otobüs şoförlerine “Psikoteknik
Eğitim” veriyor. Eğitim süresince, simülatör kullanımı ile birlikte testler uygulanarak şoförlerin sorumlulukları arttırılıyor...
Uygulanan testler... Otobüs İşletmesi Dairesi Başkanlığı bünyesinde kurulan
“Psikoteknik Test Merkezi”nde, Görsel Algı ve Bellek Testi, Görsel SüreklilikTesti, Seçici Dikkat Testi, Sürekli Dikkat Testi, Çevresel Görüş Testi, Koordinasyon Testi, Tepki
Hızı Testi, Hız – Mesafe ve Çarpışma Zamanı Tahmin Testi, Muhakeme Testi, Trafiğe
ilişkin Görüş Testi ve Trafik Ortamında Tepki Hızı Testi gibi testler uygulanıyor...
NKARA Büyükşehir Belediyesi EGO
Genel Müdürlüğü, bir yandan çevre
dostu doğalgazlı son model araçlarla
dünyanın en çevreci otobüs filosunu oluştururken, bir yandan da en iyi hizmetin insana
yapılan yatırım olduğu gerçeğini de ön planda
tutuyor. Ankara’nın kentiçi ulaşımında günde
ortalama 670 Bin kişiyi taşıyan belediye otobüsü şoförleri Psikoteknik testten geçirilerek
özenle seçiliyor. EGO Genel Müdürü Necmettin Tahiroğlu, sürekli artan araç trafiğinin
ve yolcu kapasitesinin, toplu taşıma görevini
yerine getiren otobüs şoförlerine de çok büyük sorumluluklar yüklediğini belirtti.
A
rinin de psikoteknik testlerden geçirildiğini
belirterek; “Daha önce ehliyeti olan ve araç
kullanabilen herkesin toplu taşımacılık
gibi çok önemli bir işte çalışabilecek vasıflara sahip olup olmadığını bilimsel verilerle tesbit etmiş oluyoruz” dedi.
Karayolları Trafik Yönetmeliğine uygun
olarak kurulan test merkezinde, bir psikiyatrist ve iki psikolog kontrolünde testlerin yapıldığını ifade eden Tahiroğlu, değerlendirmeler sonucunda başarısız olan EGO adaylarının, verilen eğitimlerle de eksiklikleri giderilemezse sürücülük dışında başka bir alanda
görevlendirildiklerini belirtti...
SÜREKLİ EĞİTİM
EGO Genel Müdürlüğü bünyesindeki otobüslerde görev yapacak şoförler seçilirken,
işinin ehli ve psikolojisinin sağlam kişiler olmasına özen gösteriliyor. Şoförlerin E Sınıfı
ehliyetine sahip olmalarının yanı sıra, kentiçi
trafiğe uyum sağlayabilecek nitelikte olup olmadıkları da psikoteknik değerlendirmelerle
belirleniyor. Test sonucunda 100 üzerinden
yeterli olarak kabul edilen 70 puanı geçerek
EGO otobüslerinde görev yapabilecek kapasitede olduğuna kanaat getirilen şoför adaylarına, çalışma hayatıyla birlikte, hizmetiçi
eğitim ve seminerlerle hem mesleki hem de
halkla ilişkiler konusunda eğitim verilmeye
devam ediyor. Teknik bilgi, deneyim, refleks
gibi özelliklerin yanında, görev başında ani
karar verme durumunda olan şoförün psikolojisinin de çok önemli olduğunu vurgulayan
EGO Genel Müdürü Necmettin Tahiroğlu,
başta EGO olmak üzere, Özel Halk Otobüsleri ve Özel Toplu Taşım Araçları sürücüle-
EĞİTİM SİMÜLATÖRÜ
Şoförler, psikoteknik test uygulamasında
hareket özelliklerinin ekrana yansıtıldığı,
şoför hatalarının tespit edildiği Otobüs Eğitim Simülatörü ile sanal ortamda göreve
hazırlanıyor. Daire Başkanlığı Eğitim Merkeziʼnde bulunan 3 adet Otobüs Eğitim Simülatörü ile her türlü yol, mevsim, hava ve
trafik şartlarına göre oluşturulan sanal ortamda şoför adayları, yolcu iniş-binişinden,
hatalı kullanıma, yakıt ekonomisine ve sürüş güvenliğine aykırı davranışları bire bir
ekranda yaşıyorlar ve bilgisayardan alınan
puanlama çıktıları ile yaptıkları hataları da
ayrıntılı olarak görüyor. Simülatör eğitimi ile
de kazaların önlenmesi ve yolcularla münasebetlerde ölçülü olunması, şoförlerin
sürüş güvenliğine katkı sağlayarak riskleri
en aza indirgemek amaçlanıyor. Bu eğitimden alınan olumlu sonuçtan biri de araçların yakıt tüketimi de düşüyor...
Sektörün acı kaybı
STANBUL Halk Ulaşım şirketinde AİCoşkun,
140ʼın sahibi sektörün sevilen ismi Salih
geçtiğimiz hafta yakalandığı
amansız hastalığına yenilerek hakkın rahmetine kavuştu. Malatya eşrafından olan
1958 doğumlu Coşkun evli ve 5 çocuk sahibiydi. Merhum, Beylikdüzü Fatih Sultan
Mehmet Camiinde öğle namazını müteakiben, özel halk otobüsçülerinin ağırlıkta ol-
duğu kalabalık bir cemaatle kılınan cenaze
namazından sonra Yakuplu kabristanına
defnedildi. İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. Başkan yardımcısı Lokman Akhan, “merhum
görevine bağlı hizmeti kutsal sayan örnek
bir insandı acımız sonsuz” diyerek başsağlığı diledi. Toplutaşıma gazetesi olarak
bizde merhuma rahmet, geride kalanlara
sabır ve başsağlığı diliyoruz...
TT.3:Layout 1 15.08.2014 20:11 Page 1
GÜNDEMİN İÇİNDEN
18 AĞUSTOS 2014
M.ŞEVKET
ERTURAN
GÖZLEM
Gidişatı çok iyi okumak...
TÜBİTAK’tan destek
TÜBİTAK destekli projeyle, İzmit Körfez Geçiş Köprüsüʼnün derin deniz tabanında taş dökümü işini
yapacak sistem geliştirildi. Geliştirilen sistemle, sekiz ay sürmesi beklenen iş, iki ayda tamamlandı...
STANBUL-İZMİR arası karayolu ulaşımını 3.5 saate düşürecek
“Gebze-Orhangazi- İzmir Otoyolu Projesi”nin en önemli geçiş noktası olan İzmit Körfez Geçişi Asma
Köprüsü’nde çalışmalar devam ediyor. Köprü hizmete girdiğinde yaklaşık 1.5 saatlik ulaşım süresi 6 dakikaya inecek. Orta açıklığı Bin 550
metre, uzunluğu 2 Bin 682 metre olduğu için dünyanın 4. büyüğü unvanını alacak asma köprü için, derin de
niz tabanında taş dökümü yapan sistem geliştirildi. TÜBİTAK, TEYDEB
İ
desteğiyle Türkiye’de ilk kez geliştirilen sistem hakkında bilgi veren Makine Mühendisi Tamer Gerçek, projenin ulaşım alanında çok değerli olduğunu belirtti.
Günümüzde mühendislik alanındaki inşaat uygulamaları önemli bir
kısmının su kütleleri içerisinde (göl,
akarsu, nehir vb.) ve deniz di- bi topoğrafyası üzerinde gerçekleştirildiğini belirten Gerçek; “Köprü ve sualtı tüp geçit inşaatlarında ayakların, göl, akarsu yatağı içine veya
deniz tabanına korumasız olarak
yerleştirilmesi söz konusu değildir.
Göl, akarsu veya deniz tabanına
oturan köprü ayaklarının temellerinin yapımın da belirli özel yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri de Keson (yüzer havuzlarda betonarme inşa edilen ve
köprü ayağının pabucu olarak görev
yapan yapı) yöntemidir. Bu yöntemin kullanıldığı inşaatlarda, kesonların, deniz tabanında düzgün yüzeye oturtulması zorunludur. Deniz tabanında düzgün bir yüzey
oluşturmak için, keson altı yatak-
Son yıllarda gerçekleştirdiği projelerle ilklerin altına imza atan Türkiye, İstanbul-İzmir Otobanıʼna
ait Körfez Geçiş Köprüsüʼyle de bir ilki başaracak.
Yapılan çalışmalar kendini gösterirken, teknolojik
destekler de projenin zamanının kısaltıyor...
Kuleler hızla
yükseliyor
Yaklaşık 1.5 yıl önce başlayan İstanbul ve İzmir arasını 9 saatten 3.5
saate düşürecek İzmir Otoyol Projesiʼnin en önemli ayağını oluşturan
Körfez Geçişi Asma Köprüsüʼnün kule yüksekliği 54 metreye ulaştı...
ÜNYA’nın en büyük orta açıklıklı 4. Asma Köprüsü özelliği
taşıyan İzmit Körfez Geçişi Asma
Köprüsü’nün inşaatında kuleler hızla yükseliyor. İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresi 9 saatten 3.5
saate indirecek Gebze-Orhangaziİzmir Otoyolu Projesi’nin en büyük ayağını oluşturan İzmit Körfez
Geçişi Asma Köprüsündeki çalışmaları görüntülendi. Körfez geçiş
süresini 6.5 dakikaya düşürecek köprü inşaatında yükseklikleri 54 mt.’ye ulaşan kuleler karadan rahatlıkla
görülebiliyor. Yaklaşık 1.5 yıl önce
temeli atılan köprünün yapım çalış-
D
maları kapsamında, kuzey ve güney
ankraj bölgesinde ana gövde betonar me çalışmaları tamamlanırken,
dağıtım ayaklarındaki beton imalatları ise devam ediyor. 38 Bin 404
ton yüzdürme ağırlığında ve 10.7
mt. yüzdürme derinliğindeki kule
keson temelleri, yüzdürülerek getirildikleri nihai konumlandırma noktalarına 12 saat süren çalışmayla batırılmıştı. Kuzey kule15, güney kule
temeli de 26 Mart’ta yerleştirilmişti.
Kule ankraj kaidesi ve bağ kirişi
imalat çalışmalarının tamamlanmasının ardından 8 Temmuz’da kulelerin çelik bloklarının montajına
başlandı. Şu ana kadar yapılan mon
taj çalışmaları sonucunda, ku zey ve
güney kule yükseklikleri 54 mt.’ye
ulaştı. Gemlik’te imal edilen çelik
bloklar Altınova’daki bir tersaneye
getiriliyor. Burada merdivenleri ve
güvenlik platformları takılan bloklar, Hollanda’dan kiralanan yüzer
vinçlere asılıyor. 1 saat süren mesafenin ardından kule temellerinin yanına getirilen bloklar, yaklaşık 30
dakika süren çalışma sonucunda
birbirine monte ediliyor. Haftada
ortalama 10 metre yükselen kulelerin yıl sonunda 250 mt.’nin üzerine
çıkılarak bitirilmesi planlanıyor.
ŞARKÖYLÜ YAZLIKÇILAR
EVLERİNE ULAŞAMIYOR
Tekirdağʼın büyükşehir olması yüzünden toplu taşıma hizmeti
alamayan Şarköylü yazlıkçılar, belediyenin “UKOME ile ulaşım
esaslarını belirleyememesi yüzünden, zor anlar yaşıyorlar...
EKİRDAĞ’ın Şarköy İlçesi yazlıkçıları, Tekirdağ’ın Büyükşehir
olması, mevcut toplu ulaşım hizmetlerinin iptal edilmesi yüzünden sıkıntı
günler yaşıyor. Özellikle, “Marmara
2, Gündoğdu 1, Ersoy, İlke, Malkara
Evleri, Öğretmenler ve Havuzlu Siteleri”nde oturanlar Eriklice Sahil Yolu’nda toplu taşıma aracı olmaması
nedeniyle mağdur oldukları belirtiliyor. Sorunun 5216 sayılı yasaya göre,
Tekirdağ’ın Büyükşehir olması nedeniyle il uhdesindeki ilçe toplu taşıma
hizmetlerinin yeni esaslara göre düzenlenememesinden kaynaklandığı
belirtiliyor. Şarköy Minibüsçüler Esnaf Odası ise sorunun, iptal edilen
eski taşıma sisteminin, yeni düzenleme ile sağlanmasının gecikmesi yü-
T
“Merkeze gidip, alış verişimizi yaparak yazlığımıza dönemiyoruz” diyen Bilal Güneş; “Tekirdağ Büyükşehir Belediyesini çok acil göreve
çağırıyoruz” diyor...
zünden yaşandığını belirterek; “Şarköy Odası olarak, teklifimizi yaptık. Büyükşehir de, UKOME ile
gereğinin yapacağını bildirdi. Bekliyoruz. Sorunun çözümünü hızlandıracak makam Tekirdağ Büyükşehir Belediyesidir” diyor.
Yazlıkçılar adına konuşan site sahiplerinden Bilal Güneş, ilçe belediyesinin; “Bizim işimiz değil” demesi
yerine, en azından, Eriklice Sahil Yolu’na geçici araç konularak çözüm ge
tirilmesi taleplerini büyükşehire iletmesi gerektiğini ısrarla isteyerek; “İlçeye gelir getirecek yazlıkçılar mev
siminde, ulaşım sorununun çözülmemesi akıl almaz ihmal. Yetkilileri kınıyoruz ve yazlıklarımıza ulaşamıyoruz” diye konuşuyor...
lama işlemi denen, deniz tabanında
kesonun oturacağı alan genişliğinde
ve belirli yükseklik te, irili ufaklı (110 cm.) taşlardan oluşan deniz yüzeyine paralel ve düzgün bir mesnet
örtüsü inşa edilmektedir” dedi.
8 AYDAN 2 AYA
Taşların deniz yüzeyine paralel olmasının köprünün sağlamlığı için önemli olduğunu dile getiren Gerçek;
“Firma olarak yaptığımız AR-GE
çalışmaları sonucunda “ULE” dediğimiz bir sistem geliştirdik. Bu
sistemle kesonların tabana düzgün
oturması için dökülen taşları düzeltiyoruz. Taş Dökü sistemi ile dökülen taşların yüzeyi düzgün olmadığı
için daha sonra bu taşlar ULE dediğimiz sistem ile denizin 40 metre
altında bir bıçak yardımı ile tesviye
ediliyor. Tesviye edilen taşların (mı
cır) üstüne kesonlar oturuyor. Tesviye yüzeyi düzgün olmazsa kesonda diklik problemi yaşanır” dedi.
ULE’nin çok küçük boyutlusunun
Marmaray’da kullanıldığını dile getiren Gerçek, bu büyüklükte bir sistemin Türkiye’de ilk kez İzmit Körfez
Geçişi Asma Köprüsü’nde kullanıldığını söyledi. Gerçek; “Geliştirdiğimiz bu sistemle işlerimizi normal
den daha kısa sürede tamamladık.
Yaklaşık 8 ayda bitecek olan iş, 2
ayda bitti. Bu proje olmasaydı işleri
dalgıç la yapacaktık. Dalgıçla denizin 40 metre altında çalışmak çok
zordur. Ya da, yurt dışından ge len
sistemlerle yapacaktık. Bu da maliyeti 3-4 kat arttıracaktı. Biz bunu
yerli olarak geliştirerek ithalatı önlemiş olduk” dedi...
Y
ENİ bin yıla girerken, oluşturulan algı, tek kutuplu bir dünyayı işaret etmişti. Egemen yapı,
dünyayı bu algıya dayalı yönetme
eğilimini gösterince, buna henüz
hazır olmayan sistemin gidişata
hemen “Dur” dediğini biliyoruz.
Belki de, bu durdurma zamanın
gelmediğine işaret edilen bir bekletme de olabilir. Lakin, somut
olan şey, işaret edilen, tek kutupluluk yerine “Global bir anlayış”la
üretim ilişkilerinin yeniden yapılandırılmasına geçilmesi oldu.
İleri teknoloji kullanımının
doğrudan sistem içine taşınarak insana kolaylıklar sunması, aynı zamanda global yapıda uluslararası
sermayenin kendi standartlarını evrensel ortak kabul görülmüş normlarda belirlemesini getirdi. Bu
belirleme sonucunda yeni binyılın
anlayışı, iki bin yıllık anlayışı kenara atıp, global dünyaya kayışı
işaret eden, ortak standartların
oluşturulmasını ortaya çıkardı.
Bugün globalleşen bir dünyada
ileri teknolojinin her yerde kullanılmasına tanık oluyoruz. Bu noktada uluslararası algıya dayalı ve
olabildiğince evrensel normlarda,
ortak standartlarla yönetilen bir
dünya algısı oluşturuluyor. Sermaye kontrolünde, verimlilik esasına dayalı ve teknolojik düzen
anlayışıyla onun sunduğu uyulması gereken zorunluluklara göre
insan şekilleniyor, şekillendiriliyor.
Tabii ki, ülkeler de, sil baştan yeniden yapılandırılıyor.
Yeni bin yılda gidişatı tanımlayanların oluşturduğu ağa uyabilenler, dikey yükselişle kullanan,
kararlı yönlendiriciler olurken, eski
yapılanmayla yerinde sayanlar, ne
yazık ki kullanılabilinirler sınıfında
kalıyor. Bu girizgah ile yeni bir dönemde olduğumuzu söylüyorum.
Yeni döneme göre, bu değişime uygun ülkemizdeki sermayenin de hareketlendiğini gördük.
Uluslararası yapıya uygun, evrensel algıya dayalı, işaret edilen global anlayışın ortaya koyduğu
standartlara uygunluğu benimsemiş durumda. Uluslararası sermaye
ile gerçekleştirilen yakın ilişkiler,
sektörel yapılanmalarda kurumsal
algıların bu yapıya uygun şekilde
tesisi, bizim yeni dünya düzenine
uygun sistem kurma irademizi gösteriyor. Özellikle, son on yıldır yaşanan gelişmeler ve ortaya konan
yapılanma, topyekûn bir değişimin
kaçınılmaz algısını gösteriyor.
Özellikle, otomotiv sektörünün
uluslararası sisteme entegre olması
ile üretimini global anlayışa uygun
gerçekleştirmesi, değişimi de öne
çıkarıyor. Bu nedenle, ulaşım algımız yeni evrensel ağa dayanacak
biçimde de yenileniyor.
Gidişata uygun bu kabullenişteki tek sıkıntı, sektör içindeki hizmet verenlerin gidişatı ne derece
kavradıkları ve buna uyarken de
çağın beklentisine nasıl cevap verecekleri. Ulaşım politikalarımız,
ulaştırma algımız, yük ve yolcu taşımacılık sistemlerimiz değişiyor.
Kentleşme olgusuna bakışımız
da öyle. Artık, C40 uygulaması
kabul edilmiş, bu noktalardan dünyaya bakış, yönetim ve yönetişim
algısının işletilmesi aşamalarına geçilmiştir. Bunu da bizi yönetenler
kadar özel sektör girişimcilerimiz
de görmüş bilmektedirler. Zaten,
bugünkü teknoloji bizi, kendi sistemindeki zaman algısına uygun,
çekip çevirmektedir. Vahim olanı,
bu çevirmede hala değişimin yönünü, netliğini ve gerekliliğini göremeyenlerin olması. Örneğin,
insan taşımacılarımız; bunların
içinde, özel taşımacılar, kentiçi
toplu taşımacılar, servisçiler, minibüs ve hatta şehirlerarası yolcu taşımacıları var. Bunlar, sistemin
değiştirildiğini, değiştirilmek istendiğini görseler bile görmezden gelerek hareketlenmiyorlar. Hala,
yerleşik yapıyla devam edebilecekleri kanısıyla zaman harcıyorlar. Oysa, ülkemizde değişim başlatılmış, uluslararası yapıya entegre
bir yeni sistem uygulamasına girilmiş bile... Çok yakın bir gelecekte
bunun sonuçları, üretim ve işletmecilik dahil, her alanda kendisini
gösterecektir.
Taşıma sistemleri değişiyor, kısaca, gemi limandan ayrılmadan
yerinizi almanızı öneriyorum...
TT.4-5:Layout 1 15.08.2014 20:13 Page 1
4
5
KENT VE ULAŞIM
18 AĞUSTOS 2014
M.CEMAL
SOYDAŞ
Direksiyondakinin de
yaya olduğunu unutma
ÖZTAŞ A.Ş. BAŞKANI
Ortak aklı kullan!
S
Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Genel Başkanı Avukat Hitay Güner; “Trafik, direksiyondakinin de bir yaya olduğunu hatırlama sürecidir. Doğru çözüm, insan odaklı ulaşım ve eğitimdir” diyor...
S
on zamanlarda meydana gelen ölümlü kazalar üzerine alınan
önlemleri masaya yatırdık. Trafik kazalarının önlenmesi
konusunda görüşlerini aldığımız Türkiye Trafik Kazalarını
Önleme Derneği Genel Başkanı Avukat Hitay Güner, insan
odaklı bakış eksikliğinin kazaların önlenmesinde
başarısızlıklara neden olduğunu belirterek, “araç odaklı algı yerine
insan odaklı bakış benimsenmeli” diyerek, yapılması gerekenler
konusunda önemli açıklamalarda bulundu...
Ropörtaj: HABER MERKEZİ
Çok eskiden beri gelen bir anlayışla, olaylara araç odaklı bakıyoruz. Ağırlıklı konumuz trafik kazası
ve trafik düzeni olduğu için bu çerçevede diyoruz ki; “Yollar daha
iyi olsun, araçlar daha iyi olsun.
Alt ve üst geçitler yapalım, yayalar ve araçları olabildiğince uzak
laştıralım...”
Buna karşı, biz de diyoruz ki;
“Eskiden beri sürdürülen araç
odaklı yaklaşımı artık bırakalım
ve trafiğin odağı insan olmalı...”
yok...
Burada sürücünün hareketlerine toplumsal alışkanlıklar etki ediyor. Yani, toplumda önem verilen
şeylere önem veriyor, verilmeyene
vermiyor. En basiti adama soruyorsun; “Trafikte tabelaları okumayı biliyor musunuz?” diye, adam; “Ben, tabela okumam ki”
diyor. Bu da çok yaygın.
Şimdi bunları üst üste koyup
ana konuya gelelim.
YAYA EĞİTİMİ YOK
KENTİÇİ KAZALARIN
ARKASINDA NE VAR?
Şu ana kadar söylediklerimiz
var. İnsana önem verilmemiş olmasından dolayı, Şoförlerin olması gereken boyutta eğitilmediği, Şartlanmadığı ve idrakin oluşmadığı.
Burada şoförün kusuru yok.
Şoföre doğru düzgün anlatırsanız
alır. Bunun eğitim boyutu: Uzun
süre direksiyon kullanan ama hiçbir
şekilde gelişmelerden ve davranış
değişikliği yapamayan insanların
başı boş bırakılması var. “Efendim
eğitim yaptık. 3 sene sonra bir
daha yapacağız!” Böyle de olmaz.
Bir disipline sahip olunmalıdır.
Bu neye benziyor? Öğretmen diyor
ki; “Oğlum sınav yaptım kaldın.
Not alamadın çalış bir daha sınav
yapacağım...”
Öteki geçiyor.
Demek ki, biri bunun idraki içerisinde. İdraki sağlatmak önemli.
Bizde bir kere yayalar için hiçbir çaba sarf edilmiyor. Kent içindeki kazaların çoğu yayaların ölümüyle sonuçlanıyor. Çünkü, yaya,
trafik cahili. Dolayısıyla, insan denince, direksiyondaki kişinin de
yaya olduğu unutulmamalıdır. Yayalara yönelik çok ciddi stratejinin
tayin edilmesi lazımdır. Bugüne
kadar bu hiç yapılmadı. Hatta üniversite deki çalışmalarda bu düzeyde değil. Hatta, yolcuyu da bu
kesime koyalım. Şimdi bunun içinde bir kesim daha kaldı. O da; sürücü. Onu da eğitelim.
Çok meşhur 1930 senesinden
beri kalıplaşmış 3E prensibi var;
Eğitim, Denetim, Altyapı. Altyapı’dan bahsettik; araç odaklı.
Geriye kalıyor 2 kalem, biri;
Denetim...
“Trafik polisi ne kadar çok
denetlerse o kadar o iş halledilir”
deniyor. Ama olmuyor bu iş. Bugüne kadar gördük. Zaten bunun
içinde uluslararası bir çalışma var.
Diyor ki, denetimin trafik kazalarındaki payı yüzde 12 ile yüzde 40
arasındadır. Kimi ülkede yüzde 12,
kimi ülkede yüzde 40 denetim etkili olabiliyor. Demek ki, bir yerde
yüzde 60 ile 88 arasında bir oran
denetimin dışında.
PEKİ YA EĞİTİM?
Eğitimi sınıflandırmaya kalkarsak. İlkokullarda eğitim programları var. Önce seçmeliydi, şimdi zorunlu hale getirildi. Güzel de, onu
da kim öğretecek derseniz? O kadro yok işte. Öğrenci bekliyor ama
öğretmende bir altyapı yok ki. O
yüzden de kendi bildiği kadar, ya
TRAFİK CEZASI
Gelelim trafik polisi cezasına:
Bugün, 17 Milyon araç var, 23 Milyon da ehliyetli insan. 23 Milyon
mu hatalı? Bu genellemenin yüzde
3’ünden bahsediyoruz. Bu 23 Milyon içinde 20 sene araç kullanıp
kaza yapmamış insanlar da var.
Bizim; “Önemli olan insan” dememizin sebebi şu.
Her bir insanın idraki (var).
Bu yüzden, bilinçaltına bazı alışkanlıkları yerleştirme gibi bir
görevimiz var. Bunun içinde eğitim
verecek olan iyi bir “kadro” gerekli. Şimdiki eğitimin kademeleri
şöyle belirleyebiliriz; İlkokulçocuğuna 1. Sınıf’ta tarih dersi anlatırsınız ve hatta liseye kadar da bu
devam eder gider ama aradaki fark,
‘‘
larla eğitim vereceksiniz...
YA İŞLETMECİLİK?
Geliyoruz işletmeye. Yani, işletmeler bir şekliyle otobüsünü servise koyduğu zaman, şoförü de
direksiyona koyduğu zaman iş bitmiyor. En azından o şoförün “Psikoteknik Değerlendirme”den geçmesi lazım.
İnsanların günden güne değişikliği var. İnsan yaşamını teslim
ettiğiniz bir otobüs şoförünün üstüne titremeniz gerekmektedir.
Ancak, bunun da yapılmadığı
ortada. Bir de toplumumuzun yanlış ve tehlikeli tarafı var. O da şu;
“Önceden tedbir almayı bilmeyiz...” Bizde, bir araç çukura düşecektir. Ancak, düştükten sonra o
çukur kapatılacaktır. Her konuda
bu böyledir. İnsanoğlunun doğasında var. Her ülkede bu var. Ama
bazı ülkeler bunu disipline ediyorlar. Nasıl ediyorlar? Eğitim ve alışkanlık edinme ile disipline ediyor
lar. Bizde alışkanlık edinme disiplinini oluşturmak şart. Odak noktasına da insan için proje hazırlamak
şart. Biz bunu her sefer söylüyoruz.
Biz en çok, başkalarını örnek alıyoruz. Ekonomiden yaşantıya kadar
örneğimiz Avrupa ülkeleri... Biz de
diyoruz ki, “Yaya kaldırımdan
ayağını aşağıya indirdiğinde
bütün araçları durdurabiliyor-
‘‘
Taklitten
sakınarak bize
özgü yapı teşkil
edilerek
uygulanmalıdır
da eline geçirdiği dokümandan oku
duğu kadar oluyor.
Bir yasa çalışması yapıldı;
“İlkokullarda eğitimi yüksek öğrenim görmüş polisler yapacak”
denildi ama buna da polis sayısı yet
medi. Demek ki, burada da bir eksiğimiz var.
SÜRÜCÜ OKULLARI
Sonra da sürücü okulları geliyor. Orada da çok büyük endişeler,
birçok sıkıntılar var. Bütün bu söylediklerimi genellemek istemem
doğrusu. Tabii ki, bütün okullar
böyle değil. Bir kısmının hareketleri, davranışları güzel bir kısmı da
istendiği gibi değil. Dolayısıyla, ne
oluyor? Sürücü yola çıkıyor ve
başka eğitim yok. Artık ne kadar
araç kullanırsa kullansın kurallar ne
kadar değişirse değişsin, haberi bile
düzey farkıdır. Lisede gösterdiğiniz
tarih daha kapsamlıdır... Biz demiyoruz ki, ilk okulda çocuk trafik
bilgini olsun. Sadece, bazı alışkanlıkları edinmesini sağlamak gerekiyor. Hani bir laf vardır ya; “Ağaç,
yaş iken eğrilir” diye. Yani, bir
şekliyle en basit öğretilen nedir?
Karşıya nasıl geçileceğidir ama
her halde artık yetişkin kişiye aynı
uygulamayı sunamazsın. Ona, başka şeyler anlattığımıza göre.
Bir araçla bir yaya karşılaştığı
zaman, araç 1 ton yaya 100 kilo.
Aracımızın hızı 30- 40 km. yayamızın 5 km. kim zarar görür?
Yaya...
Bunu herkese söyledik, herkes;
“Evet” diyor ama, bunu idrak etmek başka birşey.
Bu idraki sağlayabilmenin şekli
de eğitimdir. Devamlı, sık aralık-
Bu kervan böyle yürümez!
İnsanların
düşünce tarzını
bir şekilde
düzeltmeliyiz.
Uygulama araç
odaklı değil,
insan odaklı
olmalı...
san, bu trafiği halleder.” Yani,
insan odaklı olsun. Benim yaşadığım bir örnek, Almanya’da bir pazar sabahı erkenden kalktık;
“Çıkıp bir yürüyüş yapalım”
dedik. Yürürken baktık ileride ka
dın yürüyor yanında da çocuk var.
Ufacık bir çocuk. Onlar tabii çocuğun adımlarına göre yürüyorlar.
Köşe başına geldik. Geniş bir cad
de 3 şeritli bir yol. Kırmızı ışık yanıyor, yayalara durduk. Baktık an
ne çocuklar bir şeyler konuşuyor
bomboş yol. Işık değişti yeşil oldu.
Anne çocuğu ileriye itti. Çocuk
önde anne arkada yürüdü. Karşıya
geçtik ve yine bir kırmızı ışık. Bekliyoruz. Bu sırada birkaç araba gel
di. Biraz sonra bize yeşil yandı ileriden arabalar geliyor. Kadın çocuğunu itti. Anne o kadar emin ki
arabaların duracağından (bunuTür-
kiye’de yapamazsın) ve karşıya
geçtik. Bizim bir Alman dostumuz
vardı. Bunu ona anlattık. Enteresan
geldiğini söyledik.
Dostumuz; “Tabii ki” dedi.
“O annesi var ya onun annesinin
annesi de ona öyle öğretti...”
Oradakiler de insan. Oradakiler
de disiplinden korkuyor.
Başka ülkelerden de örnekler
biliyorum. Başka yerlerde pisipisine gidiyor insan. Bazı ülkelerde
alkol limiti 2.0 promile kadar serbest. Meksika’da serbest, devlet
kuralı. Bugün Avrupa’da hız limiti:
130’dur. Almanya’da tavsiye edilendir. Bugün, Nijerya’da hız limiti
normal yollarda 130.
POLİS DENETLER!
Trafik Polisi’nin asli görevi denetlemektir. Bizde ise, bundan önce
düzenleme yapar. Şimdi, tabii, burada başka şeyler var. Burada sistem konusu var. Sistemi kimse bu
rada enine boyuna ele almıyor. 11
tane kurum var, yol güvenliğinin
içerisinde. Bunlar arasında bir senkronizasyon da yok. Yani, 11 taneyi kaldır teke bağla. Siyahtan be
yaza geçtin. Düzeldi mi? Oysa, gri
alan var birde. Bu bir organizasyon
meselesidir. Büyük düşünmek meselesidir. Büyük düşünürseniz eğer,
o zaman bir sonuç alabilirsiniz. O
zaman entegre bir sürdürebilirlik
sağlayabilirsiniz. Birinin yaptığına
diğeri; “Benim kalıplarıma uymuyor” derse. Bu iş olmaz.
2000 yılında resmi ölüm rakamı 6 Bin ile 3 Bin arasında oy
nar. Bizde, 2000’den beri diyoruz
ki; “Hayır böyle değil...” Çünkü,
uluslararası bir kalıp var. Yaralanan
30 gün zarfında ölür ise, hastanenin
yazacağı ölüm nedeni trafik kazasıdır. Ama hastanelerin yazdığı trav
madır. Bunun içinde 6, 7 senedir
hep, devamlı bir tartışma süregeliyor. Sonunda Sağlık Bakanlığı ve
Emniyet Genel Müdürlüğü ortak
çalışma noktasına geldi. Resmi boyutu nerededir bilmiyorum ama 30
gün içerisinde hayatını kaybedenler
trafik kazası diye yazılacak… Emniyet, sayıya; “Resmen 10 Bin”
diyor fakat, kesin rakam vermiyorlar. O resmi rakamın üzerine siz bir
yüzde yüz 50 koyun.
TAKLİTÇİYİZ!
Bir şey daha var. Bizde almak,
kopyalamak demektir. “Dışarıdan
al birebir uygula” böyle bir merakımız var. Ya, ısmarlama ceket alır
sınız, ya da gider piyasadan hazır
ceket alırsınız. Üstünüze uymaz.
Fakat, ısmarlama ceketiniz her tür
lü uyar. Bizim dışarıdan ısmarlama
paket gibi bir şansımız yok. Avrupa’da sürücü kurslarında 40 saat
eğitim yapılıyor. Türkiye’de 40 olmadı, 20 saat oldu. Biz de dedik ki;
“Türkiye’de 60 saat yapalım...”
Dediler ki; “Hangi ülke maximum kullanıyorsa biz onu alalım.” Bize göre yanlış. Gerekçeleri
nedir bilmiyorum.
Özel taşımacıların, kentiçi toplu ulaşım sistemi dışına itildiklerini söyleyen yılların toplu taşımacı esnafı Durmuş
Kökcü, “ehir halkına şirin görünmek için bizi gözden çıkaranlardan Huzur-u mahşerde davacı olacağız” dedi...
M
uhafazakâr algısıyla sistemin yenilenmesi için yönetime destek
verdiğini belirten, özel halk otobüsçüsü Durmuş Kökcü,
hakkaniyeti çalışacaklarına inanarak paylaşımcı
davranacaklarını beklediği için destek verdiğini, tam tersini
gördüğünü dile getirdiği ilginç tespitler içeren görüşlerini sunuyoruz...
Ropörtaj: HABER MERKEZİ
Bizim toplumumuzun yapısı ile
İsveç’in yapısı aynı değil. Almanya
modeli mesela, o modeli alamazsınız. Toplumun davranışı böyle ise
ona göre iş yapmak lazım. Cezalar
kesiliyor, hapis cezaları veriliyor.
Bizimkilerin elini değil cebini
yakacak. Almanya öyle yapmıyor,
diyor ki; “Bu adam zaten cezayı
yiyeceğini biliyor” Bizde ise herkes itiraz ediyor. Maalesef, bende
herkes diyorum. Bugün kimle konuşsak, diyor ki; “Cezalar çok art
tı.” Bunu diyene; “Sen ceza yiyecek bir hareket mi yaptın?” Cevabı; “Hayır” O zaman;
“Kardeşim kurala uyan olarak
bundan sana ne neden direksiyonu dikkatli kullanan olarak
ceza artışlarından yakınıyorsun?” Kazayı yapacak şekilde
riskli araç kullanan kişi kazalar artmasın diye, kesilen cezayı ödeyecek. Almanya’da insanlar; “Kurallara uyuyorum. Ne den bağırayım ki?” diyor!
Çizgi dışı hareket edenlere hayranlık duygusu duyuyoruz. İmrenerek söylüyor; “Ben yapamadım, o
yapmış” diye... Geçen gün anlatıyorlar, 2 tane bayrak direği varmış
çok dar olduğundan biri çok yavaşça geçiyormuş. Arkadaşı “Vın”
diye geçmiş. “Helal olsun” diyor!
Toplumumuzda böyle bir düşünce
yapısı varsa ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Bu düşünce yapısını
trafikte değiştirmemiz lazım.
Bugüne dek uygulanan yolcu biletlerini fiyatlandırma politikalarında,
halka ucuz toplu taşıma hizmeti vermek değil, bu imajı sağlayıcı entegre
aktarma sistemleriyle, bizden kesintiler
yapıp, o görüntünün maliyetini bize
yüklemek ve yolcu bilet ödentisini yol
cu kullanana kadar alıp kullanma yolunu benimsemiş. Görünüşteki aktarma sistemiyle iç yapıda bize yansıtılan düşük fiyatla yapılan taşıtmalarını başka nasıl izah edebiliriz ki?
Burda haksız kazanç söz konusu. Özel
taşımacıyı entegre sisteme alıp aktarmalarda düşük pay verme ameliyesi de
bunun bana göre göstergesidir.
Yöneticiler hakkaniyetli olmalı.
Zamanı gelince yaptıklarının sorgulanacağını bilmeli. Kalıcı olmayan makamlar kullanılarak sebep olunan hak
sızlıkların huzur-u mahşerde hesabının
sorulacağı unutulmasın. Toplu taşıma
hizmetlerinde uygulanan fiyatlandırma
ve bilet fiyatlarının elektronik sistemlerle toplanması, bu meblağların değerlendirilerek taşımacılar arasında
taksim usulünün gözden geçirilmesi
gerektiğine inanıyorum.
BEDAVA MASALI
Belediyelerimiz; yasa gereği yükümlü oldukları halka toplu taşıma hiz
metini verme görevini en az maliyetle
vermekten yanadır. Bu yüzden masrafın tamamını halka yansıtmadan kendi
kalemlerinden karşılar. Hizmetin artan
iş hacmi ve araç yükü ise, bu işi özel
sektör eliyle yapmasını gerektirdiğinden ibre özel taşımacıya kaydırılarak
hizmet verdi. Özel taşımacıyı yanına al
dı ve yardımcı unsur diye ona özel yönerge hazırlayarak çalıştırdı. Yükü de
itiraz etmediğini görünce yükledi yükleyebildiği kadar. Peki, neden kendi ta-
şıyamadığı yükü özel taşımacıya yükle
di? Kanaatimce öteki taraf görmesiyle
ilgili olsa da asıl neden, hemen her dediğini yapması. Ona tabi olmasıydı.
Zamanında karşı çıkılmadığından olsa
gerek, yükler bindirildikçe bindirildi…
Son uygulamalarda ezilme artıp
iflas kaçınılmaz olunca aydık. Uygulamaya karşı çıkarak, “madem bedava taşı diyorsun. O zaman sen ver
onların parasını” deme durumunda
kaldı. Bugün bu noktadayız. Şimdi,
devlet 65 yaş ve üzerindekilere hak tanıdı. Onlara dönüp dedi ki, “seni bedava taşıyacağım...”
Peki taşınan için iş bitti mi?
Hayır. Allah herkesten hak edilmeyen kazancın hesabını da sorar. Amacı haksız gelir olan bir uygulama
için yapılan hak gibi gösterilerek hak
gaspının dik alasıdır. Bunun hesabı ağır olacaktır. Bunu taşınan da bilmeli.
Peki sosyal devlet olmanın gereği nasıl
olmalı? Cevabı açık ve net. İhtiyaç duyana, geliri olmayana hizmet vermekle sosyal devlet olunur.
“Bana 130 kişi bedava taşıttırılıyorsunuz. Bu hak gaspı değil mi?”
Bugün, kanunla, garip gureba dışında meccanen yaptırılan parasız taşımanın sevabı olmaz. Sosyal devlet
anlayışına da dayandıramayız. Bu yüzden bu sistemi yanlış buluyorum. Doğ
ru tektir. Kelime-i şahadet getiriyorlar
diye destek verdim. Gördüğüm kadar
vebal altına kalacak şekilde yanlış yapılıyor. Özel Halk Otobüsçüye sistemde yer verilmeli, desteklenmeli.
Bedava taşıma yerine ihtiyaç sahipleri
dışındakilerden ücret alınarak, hizmetin devamı için katkısı sağlanmalı.
Emekli oluyoruz bir işe girdiğimizde
emekli maaşımızdan sigorta teşvik fonuna para kesiliyor.
İlla taşınacaksa bunun bedelini taşıma kararı veren kamu ödemeli. Özel
halk otobüsçüsü olarak işleyen sistemde de farklı algılanıyor ve öteki
diye algılanıyoruz. Uydudan kontrol
cihazım arızalandı ve hemen komuta
kontrol merkezine bilgi verdim. Arıza
kaydı yaptırdım. Ertesi gün 12’de Yenikapı da bakımı yapılacağı bildirildi.
Baktım bana, Hemen o gün, rapor tanzim edilmiş. Son durağa geldiğimde
Amir (H.A) denetim kartını bastığında
ona “uydu arızalı. Beyanı da verdim” dediğimde merkezi arayarak,
“adam direksiyondan daha inmedi”
die bilgi verdi. Lakin oradakilerin ami
re cevabı şaşırtıcıydı; “O sisteminin
çalışması lazımdı” dediler. 2 gün üst
üste ceza aldım. Arıza beyanım kale
alınmadı. Merak ediyorum kurumsal
yapılanmış sistemde amirlerin doğrulaması da mı yetmiyor?
Yönetim anlayışlarında da ciddi ak
saklıklar ve ciddi sorunlar var...
OYALANDIK
Susa susa, konuşup derdimizi tam
dillendirmeden bugünlere geldik. Derdimizi anlatamadık. Sesimiz edebimizden yükselmedi “susa susa bir gün
kör şeytan senide buluyor” işte bugün o noktaya geldik.
Bence esnaf çıkarı da hakkaniyetlilik adına korunmalı. Hizmetin nasıl
sağlıklı yapılacağı öne alınmalı.
Geçiştirmeden her sorun anında
değerlendirilmeli. Birlik ve beraberlik
içersinde hareket etmeliyiz.
Daha güzel hizmeti nasıl vereceğimiz ana amacımız olmalı.
Hemen, hiç vakit kaybetmeden,
birbiriyle sorunlu olsalar bile bu beni
ilgilendirmediği ve onların da benim
için çalıştığını bilmeleri gerektiğini düşündüğüm için, şirket yöneticileri oda
ile bir araya gelerek, ilgili yerlere, ilgili
idareye gerçek durumu anlatarak ortak
akılla çözümüne dönük samimi çaba
sarf etmeli diyorum...
ÖNCELİK İNSAN OLMALI
Bunun içinde eğitim geliyor.
Ben buna beyin yıkama metodu diyorum. İnsanların düşünce tarzını
bir şekilde düzeltmeliyiz. Uygulama araçodaklı değil, insan odaklı
olmalı. Bir yerde diyoruz ki; “Otobüs kaza yaptı...”
Bunun 2 tane yolu var: Bir tanesi, 10 numara yağ kullananı, 10
yıl hapsedersin. Bir olay var ve olayın iki ucu var. Olayın çıkış nedeni
var ve bir de sonucu var.
Nedir 10 numara yağ konmuştur, ısınmıştır? Sonuç olarak yangın
çıkmıştır. Bizim toplum düşüncemizde yangını söndürmek için bir
daha yangın çıkmasın diye önlem
alıyoruz. Öte yandan, kimse sebebinin üstünde durmuyor. Bugün,
belki 10 numara yağ satan 2 yere
baskın yapıldı ama 2000 tane var
belki. O yüzden olayın sebebine
gitmek gerekiyor. 10 numara yağ
kullandırmayacaksın. Eee adam;
“Kullanmayacağım” diyecek
ama mecburum diyecek? Neden ?
Mazot paraları ortada; “Kazan
dığım 10 TL.’nin 5 TL.’si benim
olsun” derdindeyim.
İşte, burada bu diyalogu kuramıyoruz. Bu iş korkutmayla cezayla olmaz. Diyalog kurarsınız,
herşeyi yaparsınız, ha gene düzelmiyor mu? O zaman, ceza ile çözüm arayacaksınız. İnsanı doğru
hareket etmeye teşvik etmek ilk
önce geliyor. Ceza da sonraki iştir.
Bizdeki olanlar ortada...
Atlas tercihi sürüyor
Yük taşıma kapasitesi ve ekonomisi ile hafif kamyon segmentine hareketlilik getiren Otokar Atlas
son olarak Tuncay Nakliyatʼın da tercihi oldu. Otokar, Tuncay Nakliyatʼa 14 adet Atlas teslim etti...
İzmir “Hayat” için
şoförlerini eğitiyor
ZMİR Büyükşehir Belediyesi, ticari taşımacılık faaliyeti
yürüten servis, ticari taksi ve toplu taşım araçlarını kullanan şoförler için “tanıtım kartı” uygulaması başlattı. İl
Emniyet Trafik Müdürlüğü ve İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası işbirliğiyle yürütülen bu çalışmadaki
hedefin, şoförlüğün bu işi gerçekten meslek edinmiş kişilerce yapılmasını sağlamak ve nitelikli “şoför” esnafı oluşturmak olduğu açıklandı. Eğitimlerini tamamlayan ve gerekli şartları yerine getiren şoförlere kart dağıtımı başlarken,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu kapsamda yaklaşık 15
Bin şoföre tanıtım kartı düzenleyeceği açıklandı...
İ
TOKAR’ın hafif kamyonu Atlas, yüksek
istihap haddi ve segmentinin en yüksek taşıma kapasitesi ile farklı iş kollarında müşteriler
tarafından tercih edilmeye devam ediyor. Son
olarak Kocaeli ilinde faaliyet gösteren Tuncay
Nakliyat tarafından satın alınan 14 adet kısa şasi
Atlas kamyon firmaya teslim edildi. Düzenlenen teslimata Tuncay Nakliyat firma sahibi
Cevat Tuncay, Otokar Bölge Satış Yöneticisi
Sebahattin Yılmaz ve satışı gerçekleştiren Otokar yetkili bayisi Enke Otomotiv Satış Müdürü
Tuncer Erten Kotil katıldı. Tuncay Nakliyat
firma sahibi Cevat Tuncay filolarında bulunan
Otokar otobüslerinden kalite, satış sonrası ve 2.
el değeri açısından çok memnun olduklarını belirterek Atlas kamyonu beğendiklerini ve memnuniyetlerinin devam edeceğine inanarak yeni
alımda Atlas’ı tercih ettiklerini ifade etti.
O
ON yaşananlar, sıkıntılarımızın göz ardı
edilerek ikinci plana itilmesine vesile
oldu ve bunu da hemen kabullendik. Şimdi
varsa yoksa acil önlemler. Kanaatime göre,
acil dediğimiz her önlem bizim zaten yaptığımız yapmak istediğimiz şey değil mi?
Sürücü hatalarını ortadan kaldıralım
diye milyarlar verip eğitim verdirmedik mi,
hala bunun sürdürülmesi için ortak irade
ortaya koymuyor muyuz? Lakin sorun işleyen sistemin içinde sorumluluk ve yetki konusundaki bakışlar değil mi?
Bugüne kadar bağlısı olduğumuz, denetim ve yürütümünde hizmet verdiğimiz
İETT kurumu, kendi yapılanmasıyla birlikte
bize önemli destek verdi. Bizi adeta yeni
yapıya uygun hazırlanmamız için destekledi. Aslında biz de hazırlandık.
Lakin, varolan sistemde işleyen mekanizmadaki yetkisizliğimiz mevcut yapımızla kaçan yapılabilecekleri görmemize
rağmen, yapımızı ayarlama kararlılığımızdaki ferdi beklentili bakışımız yolumuzu tıkamadı mı? Kanaatime göre, bugün bu
şekliyle alınacak önlemler sadece rahatlatıcı olacaktır. Elbette, söylenenleri yerine
getiriyoruz. Demek istediğim bunları bizim
zaten yaptığımız şeyler olduğu...
Zannedersem dostlar, bizlerin taban ile
kademeli biçimde bir durum değerlendirmesi yapmamız gerekiyor. Her şirket beklenti skalasındaki önceliklerini ortaya
çıkarılan yeni durumun gereklerine göre
yeniden ele alıp almaması konusunu gözden geçirmeli. Şimdiye kadar öz sermayemizle otobüslerimizi değiştirdik bir sürü
şeyler yaptık lakin kasamıza masrafı karşılayacak meblağ girmedi. Otobüs pazarını hareketlendirdik. Dünya bizi bu açıdan dikkate aldı. Ama işletmecilikte en azından denetimde merkezi denetim noktaları sayılabilerek yapıyı kuramadık.
Aslında; Sayın Kahveci bu yolu işaret
eden çıkışlarıyla bize yapılanma kriterlerimizi gösteriyor. Ön yargısız konuşmalı ve
gidişatımızı, anlayış biçimimizi gözden geçirsek yetecek. Yönetim anlayışları dünyada
değişti ve insanlar artık yönetişim denilen
yetki kullanımlarında sorumlulukla orantılı
yetkilendirmeleri konuşuyor ve uyguluyor.
İleri teknoloji süs değil. Alınanı kullanmak
ve analiz yapabilmekle verimli olur.
Buna göre davranalım diyorum.
Bunun için de bakış ve anlayışlarımızı
sorgulayalım artık. Bol kazanç diliyorum...
TT.6:Layout 1 15.08.2014 20:15 Page 1
6
SEKTÖRDEN YANSIMALAR
18 TEMMUZ 2014
TÖHOB’TAN
AÇIKLAMA
Karsan “ATAK” yaptı
Karsan, yeni nesil alçak tabanlı küçük otobüsü “ATAK”la İstanbullularʼa hizmet vermeye başlıyor.
8 mt.ʼlik küçük dev İstanbulʼda önümüzdeki günlerde duraklararası yolcu taşımaya başlayacak...
ARSAN’ın bu yıl pazara sunduğu
toplu taşıma aracı Atak İstanbul’da yollara çıkıyor. Karsan yetkili
satış bayisi Aydın Otomotiv ile İstanbul
Özel Halk Otobüsçüleri’nden Musa Ümsür ve Murat Ümsür arasında yapılan anlaşmayla iki adet Karsan Atak, 134 numaralı hatta çalışmak üzere sahiplerine teslim
edildi. Satışı gerçekleştirilen Atak’ların
teslimatı İstanbul Kartal’da Karsan Satış
K
Müdürü Kaan Erkırtay, Bölge Satış Yöneticisi Coşkun Tokan, Karsan yetkili satış
bayii Aydın Otomotiv’in sahibi Mustafa
Aydın ve araç sahibi Murat Ümsür’ün katılımıyla gerçekleşti.
Teslimat töreninde konuşan Satış Müdürü Kaan Erkırtay; “Busworld Turkey
’de ilk kez sergilediğimiz Atak’ın yılın
ikinci yarısında yollara çıkacağını duyurmuştuk. Gerçekleştirdiğimiz bu sa
KART27 çok sevildi
AZİANTEP Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşımda başlattığı Kart27
kullanımı Gaziantepli vatandaşlar tarafından benimsendi. Bu yılın ilk 7 ayında
930 bin kişi Kart27 sistemine geçerken,
günde 350-400 bin kişinin bu kartla yolculuk yaptığı belirtildi. Gaziantep’te kurulduğu günden bu yana başarı gösteren
Kart27 akıllı ulaşım sistemi, 1 Haziran’dan itibaren nakit kullanımının da
kaldırılmasıyla artık kentin tüm toplu
ulaşımında geçerli hale geldi. Belediye
G
yetkilileri, Kart27 sistemi ile günde ortalama 350-400 bin kişinin yolculuk
yaptığını, kullanıcı sayısının ise 930
bine ulaştığını açıkladı.
Otobüslerin yanı sıra hafif raylı sistem ile de ulaşımda hizmet veren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 116 hafif
raylı geçiş sistemi, 4 farklı noktada 8
kart işlem ve kişiselleştirme merkezinin
yanı sıra, 430 kart satış ve dolum bayisi
ve 20 farklı noktadaki ödeme cihazları
ile ulaşımda kolaylıklar sağlıyor...
tış ile Karsan Atak İstanbul yollarında
çalışmaya başlayacak. Sağladığı yolcu
kapasitesi, düşük yakıt tüketimi ve modern tasarımız ile kullanıcılardan, alçak
tabanlı yapısı, kolay erişimi ve sağladığı
konforla da yolcuları tarafından büyük
beğeni kazanan Atak’ın, rakiplerinden
ayrıştığı özellikleriyle sektördeki dinamikleri kısa sürede değiştireceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
Üst üste yaşanan kazalar nedeniyle
kentlerimizde yolcu taşımacılığı yapan
otobüs ulaşım sistemi kamuoyunda haklı
olarak sorgulanmaktadır. Bu süreçte ortaya konan iddialar, görüşler, savunmalar,
suçlamalar gösteriyor ki kentiçi otobüs
ulaşım sistemi ile ilgili gerçekler basın ve
kamuoyunca yeterince bilinmemektedir.
Doğal olarak en büyük otobüs filosunun bulunduğu İstanbul ilindeki gelişmeler, sorunlar, kazalar ön plana çıkmaktadır.
Kentiçi otobüs ulaşım sistemindeki rekabet, yanlışlar, uygulama farklılıklarının yarattığı bu tablo kazaların oluşumundaki
gerçek sorumludur.
Kentlerimizdeki mevcut otobüs ulaşım
sisteminin oluşumu kurumsal bir yapıdan
uzak, tamamen bireysel işletmeciliğe yönelik yürütülmektedir. Basının önderliğinde
kamuoyunda
otobüsler
denetlenmiyor algısının yaratılmış olması,
kentiçi otobüs taşımacılığı konusundaki
bilgilerin yetersizliğini açıkça göstermektedir.
1980ʼli yıllardan itibaren Türkiyeʼnin en
küçük yerleşim biriminden büyükşehirlere
kadar ulaşım ve toplu taşımada özel halk
otobüsleri hizmet vermektedir. Sabahın
erken saatlerinden gecenin ertesi güne
bağlandığı ana kadar süren bu hizmet
kapsamında yaklaşık 20 bin özel halk otobüsü her gün İstanbulʼda 1,5 milyon, Türkiye genelinde 8 milyon kentliye otobüs
ulaşım hizmeti sunmaktadır.
Belediyeler kentiçi ulaşımda toplu taşıma hizmetini kendi işletmeleri ile yerine
getirdiği gibi özel kişi ve kuruluşlara ihale,
sözleşme, yönetmelik ve yönerge gibi düzenlemeler çerçevesinde de yaptırmaktadır.
2004 yılında çıkarılan 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu büyükşehirlerde, 5093 sayılı Belediye Kanunu ise
diğer il ve ilçe merkezlerinde geçerli olmuş
ve kentiçi ulaşım ve toplu taşımada tüm
düzenleme yetkisi belediyelere verilmiştir.
Gelişen kentlerimizde belediyeler
adına bu hizmeti veren özel halk otobüsleri, bütünleşik tarife ve elektronik bilet uygulamalarına adapte olarak sistemin
parçası olmayı tercih etmişlerdir.
Özel sektör esnekliği ile bankacılık ve
otomotiv alanlarında işbirliği sağlanmakta, yaratılan dolaylı ve doğrudan istihdam ile de ekonominin önemli bir bileşeni
olarak her türlü vergi mükellefiyeti ve SGK
yükümlülükleri de yerine getirilmektedir.
Özel halk otobüsü işletmeciliği hem
sermayeyi, hem emeği bünyesinde barındıran bir sektör olarak toplu taşıma hizmeti karşılığı sağlanan kazancın bir
bölümünü kent yönetimlerine bırakmaktadır.
Yatırım maliyeti olarak bakıldığında
özel halk otobüsü filosunun değeri 5 milyar TL olarak gözükmektedir.
TÖHOB tarafından 81 il merkezine yönelik düzenlenen bir araştırmada belediye
otobüs işletmesi filosunun 7.337, belediyelerin denetiminde hizmet veren özel
halk otobüsü filosunun ise 12.039 olduğu
görülmektedir.
Türkiye kentlerinde 20 bin özel halk
otobüsü ile yıllık 3 milyar yolcu taşınmakta, günlük 1,5 milyon kilometre, yıllık
540 milyon kilometre yol kat edilmektedir.
Özel halk otobüsü yolculuklarının % 20ʼsi
ücretsiz, % 45ʼi indirimli, % 35ʼi tam ücretle
gerçekleşmektedir.
Özel halk otobüsü işletmeciliğinde ücretsiz yolculukların oranının % 20ʼlere çıkması ile gelir gider dengesi ciddi anlamda
zedelenmiştir. İşletmeciliğin kaliteli, konforlu ve güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için yolcu taşıma tarifesinin gerçek
maliyetlere göre belirlenmesi gerekmektedir. Ancak merkezi ve yerel yönetimin sosyal politikaları nedeniyle bu mümkün
olamamaktadır.
Dolayısıyla kaliteli, konforlu, güvenli bir
taşımacılık hizmeti beklenen özel halk otobüsü işletmeciliği gerçekleşen yatırımın
karşılığı geliri sağlamakta zorlanmaktadır.
Bu da sektörün gelişimi yolunda engel
oluşturmaktadır.
Özel halk otobüsü işletmeciliğinin karşılaştığı sorunlar ve kaliteli, konforlu, güvenli bir otobüs ulaşım sisteminin tesisi
amacıyla belirlenen hedefler değişik dönemlerde merkezi ve yerel yönetim makamlarına iletilmektedir. Bu çerçevede 15
‘‘
‘‘
ÖNCELİKLE, ÖZEL
HALK OTOBÜSÜ
YASAL TANIMI
YAPILMALIDIR...
Şubat 2014 tarihinde İstanbulʼda gerçekleşen bir salon toplantısında da sözlü ve
görsel olarak Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞANʼa bu konular arz edilmiştir.
Ne yazık ki iki üç ay süren idari ve mali iyileştirme çabaları bürokrasi engeliyle karşılaşmış ve çözüm gerçekleşememiştir.
Otobüs satın almadaki güçlükler, bilet
gelirlerinin düşük, işletme maliyetlerinin
yüksek olması nedeniyle belediyeler, otobüs işletmeciliği hizmetini özel halk otobüsü modeliyle özel sektörün üzerine
bırakmış, bu amaçla yapılan ihalelerle de
gelir sağlama hedefini ön plana çıkarmışlardır.
İstanbulʼda da benzeri uygulama gerçekleşmiş, 2.159 adet özel halk otobüsü filosunun yanı sıra 937 otobüslük İstanbul
Otobüs İşletmeleri A.Ş. (İBB ortaklığıdır)
devreye sokulmuştur. Kamuoyuna da bu
uygulama İETT ve özel halk otobüsü sistemindeki olumsuzlukların giderilmesi
olarak sunulmuştur.
Bu ortamda İETT, özel halk otobüsü ve
Otobüs A.Ş. araçları aynı sistemde farklı
otoriteler olarak hizmet sunmaya başlamıştır. Sefer aralıkları doğal olarak 5 dakikaya inmiş ve aynı hatlarda araçlar
birbirinin üzerine binmiştir. Göreceli sağlanan ferahlık aslında bir tıkanıklığın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bütün bu sıralananlar bir özel halk otobüsünde dört yolcunun yanarak hayatını
kaybetmiş olmasının, arka arkaya gerçekleşen çeşitli kazalarda yaralananların bahanesi
veya
savunması
olarak
değerlendirilmemelidir.
Dikkat edilirse son aylardaki otobüs
kazalarında özel halk otobüsleri de, model
olarak öne sürülen Otobüs A.Ş. araçları
da, belediye otobüsleri de söz konusudur.
Kazaya karışan otobüslerin arasında eski
ve yeni model otobüslerde bulunmaktadır.
Bu gerçekten hareket edildiğinde sorun
şoför sürücü davranışlarında ve otobüsün
teknik özelliklerinde düğümlenmektedir.
Kazaların ardından yapılan açıklamalarda, basında yer alan haberlerde her
kesim bir cepheden olayı ele almakta ve
yorum yapmaktadır. Birkaç gün birinci
sayfa manşetlerdeki haberlerde ağırlıklı bir
şekilde özel halk otobüsü işletmeciliği hedefe oturtulmaktadır.
Aslında rehabilite edilmesi gereken
topluca kentiçi ulaşım sistemleridir. Karayolu Trafik Kanunu ile genel düzen, Karayolu Taşıma Kanunu ile yük ve yolcu
taşımacılığı yasal zemine kavuşmuştur.
Kentlerimizde ulaşımın düzenlenmesine
yardımcı olacak Kentiçi Ulaşım Kanunu
yoktur. Belediyelerin taşeronu konumundaki özel halk otobüsünün yasal tanımı,
kimliği yoktur. Bunu sağlama yolundaki
çaba ve girişimler merkezi yönetim tarafından sonuçsuz bırakılmaktadır.
Testi kırıldıktan sonra yol gösterenler
çok olur. Kazalar sonrasında da pek çok
kişi ve kuruluş çeşitli eksiklikleri ifade
eden açıklamalarda bulunmuştur. Bunların tümü değerlidir. Ancak cezalarla yaptırımlarla kazaların önlenemeyeceği de bir
başka gerçektir. Nitekim Emniyet Trafik
Denetleme ekipleri altı ayda 17 bin otobüse cezai işlem yapıldığını belirtmektedir.
Ama ne acıdır ki birbirini izleyen günlerde
otobüs kazalarının meydana gelmesi engellenememiştir.
Çare şoförlerin bilgi ve bilinç düzeyini
geliştirmekten geçmektedir. Bunun yolu
da sürekli eğitimdir. Eğitim bir yaşam biçimi olarak kabul edilmeli ve buna uygun
davranışlar sergilenmelidir. Bu ortamı
sağlayacak önlemler alınmalıdır.
Özel halk otobüsü işletmeciliğinin yönlendirilmesi ve geliştirilmesi yolunda bir
üst kuruluş olarak bu yöndeki girişimler
desteklenmeye devam edilecektir. Kazaların tekrar yaşanmaması, yeni mağduriyetlerin doğmaması için gerekli eğitim
faaliyetlerinin gerçekleşmesi olanakları
zorlanacaktır.
Kazalar sonrasında gerçekleşen denetimler ve alınan önlemlerden herhangi bir
rahatsızlık duyulmamış, aksine ilgili özel
halk otobüsü kuruluşlarınca desteklenmiştir.
Kamuoyu nezdinde hayatını kaybeden
yolcularımız için üzüntülerimizi ifade ediyor, yaralı yolcularımıza sağlıklar diliyoruz.
SAYGILARIMIZLA
TT.7:Layout 1 15.08.2014 20:17 Page 1
‹mtiyaz Sahibi-Sorumlu Yaz›işleri Müdürü: M. Şevket ERTURAN
Genel Yayın Yönetmeni : M.Şevket ERTURAN
Yayın Danışmanları
: Onur ORHON - Abdullah ÖZYURT
Yay›n Koordinatörü
‹stihbarat Şefi
Mali Müşavir
Teknoloji Editörü
YAYIN TÜRÜ
: Özlem GÜNEŞ
: Müjdat CENİK
: Hülya TEKER
: Y.TÜRKÖZMEN
: HAFTALIK
YAYINCI KURULUŞ: ERTURAN YAYINCILIK LTD. ŞTİ.
İDARE MERKEZİ
Hürriyet Bulvarı - Yakuplu Plaza No.: 131 Kat: 3 D: 27
Yakuplu - Beylikdüzü / İSTANBUL
Tel.: (0212) 875 46 49 ● Fax.: (0212) 875 78 64
www.kenticitoplutasima.com.tr ● [email protected]
Temsa ilk 7 ayın lideri
Temsa Genel Müdürü Dinçer Çelik, 2014ʼün ilk 7 ay sonuçlarına göre, pazarın 3 Bin 710 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti ve 2013 yılına göre de yüzde 26 daralma yaşandığını açıkladı...
EMSA Genel Müdürü Dinçer Çelik, daralan pazarda
büyüme başarısı elde ettiklerini söyleyerek detay rakamları
paylaştı. Temsa, 3 Bin 710 adetlik
toplam pazarda 7 ay sonunda 1198
adetlik satış ile yüzde 32 pazar payı
ile toplam pazarda lider konumda
bulunuyor. Şehirlerarası pazarda
toplam 736 adet araç satışı gerçekleşmiş ve 232 adetlik Safir satışı ile
de yüzde 32 pazar payına ulaşmış
durumda. Kentiçi pazarında, Temmuz ayı sonu itibarı ile toplam 441
araç satışı gerçekleşmiş. Temmuz
sonu itibarı ile 165 adet Avenue,
kentiçi pazarının yüzde 90’ını oluşturan LF Segmenti'nde, yüzde 42
mertebesinde, tüm kentiçinde ise
yüzde 37 pazar payına ulaşmış durumda. Temmuz sonu itibarı ile
toplam 2 Bin 533 adetlik satışın
gerçekleştiği midibüs pazarında
791 adet Prestij SD satılmış. Midibüs pazarının yüzde 75'ini Prestij
SD’nin de bulunduğu 27-29 kişilik
segment oluşturmuş. Prestij SD
kendi segmentinde yüzde 42 mertebesinde, tüm midibüs segmentinde ise MD9 satışlarıyla birlikte
yüzde 32 pazar payı elde edilmiş.
Temsa Genel Müdürü Dinçer
Çelik, aynı süreç içerisinde servis
ve bayi ağında büyümeye devam
ettiklerini ve Türkiye genelinde şu
anda 77 noktada hizmet verdiklerini kaydetti; “Artan satışlarımız
sonrası piyasada dolaşan araç
sayımızı destekleyecek şekilde
mevcut servislerde yoğun bir eğitim çalışması ve yedekparça çalışması yapıyoruz. Doğru yerlerde yeni servislerimizi devreye almaya başladık ve devam ediyoruz” diye konuştu.
T
2010 yılında adım attıkları
ABD pazarında üç farklı otobüs ile
420 araçlık parka ulaştıklarının bilgisini veren Çelik, “TS30, TS35 ve
bu yılın başında pazara sunduğumuz ve iki büyük fuara katılarak tanıtımını gerçekleştirdiğimiz TS45, Amerikalı taşımacıla-
rın büyük beğenisini topluyor.
Yıl sonunda ABD pazarında 650
araç sayısına ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. Almanya’da yeni yapılanma süreci içerisine girdiklerinin
bilgisini de veren Çelik, “Almanya’da yollarda 750 Temsa aracı
var. Yeni yapılanma süreci ile
Almanya’daki müşterilerimizin
beklentilerine daha iyi cevap vermeyi hedefliyoruz. Bu süreçte ilk
adım olarak Almanya’daki satış
ofisimizi ve Avusturya’daki lojistik merkezimizi modern ve daha
geniş tesislere kavuşturduk, ekip
lerimizi güçlendirdik, yeniden
yapılandık. Ofisimizi müşterilerimizin ulaşılabilirliğini kolaylaştıracak bir bölgede konumlandırdık. Satış sonrası hizmetler
organizasyonumuzu da yeniden
yapılandırdık, servislerdeki eğitimleri tamamladık. Avusturya
da büyüttüğümüz lojistik merkez bize önemli bir avantajı da
sağlayacak. Avrupa’da her noktaya kısa sürede parça sevkiyatını yapabileceğiz” dedi.
Mayıs ayından itibaren Euro 6
motorlu LD, Safir ve MD9 üretim
ve sevkiyatlarının başladığını aktaran Çelik, Avenue E6 üretim ve
sevkiyatlarının da bu yıl içinde başlayacağını açıkladı. “Avrupa’da
Temsa’nın en güçlü olduğu segmentler intercity ve okul taşıtlarımızdır. Bu segmentteki LD serisi araçlarımıza aldığımız siparişler müşterilerle buluştu” dedi.
“AR-GE ekibimizde yaptığımız yeniden yapılandırmayla ve
3 yıldır devam eden çalışmalar
sonrasında 3 farklı pazarda 9
yeni ürün müşterilerimizin kullanımına sunuldu. 2015 yılında
Türkiye pazarına dönük 4 yeni
ürünün lansmanını yapacağız”
şeklinde açıklamalarını tamamlayan Çelik, otobüs pazarındaki satışların yıl sonuna doğru daha da
artacağına inandıklarını, şehirlerarası otobüs pazarının 950 civarına
ulaşacağını, midibüs pazarının 3
binler seviyesini aşacağını, kentiçi
otobüs pazarının 2015’te tekrar çok
önemli bir ivme yakalayacağını belirtti. Çelik, 2015 yılına yönelik
önemli siparişler almaya devam ettiklerini ve gelecek yılın bu yıldan
daha olumlu bir şekilde geçeceğini
düşündüklerini açıkladı.
Mersin Temsa inceliyor
Mersin Büyükşehir Belediyesi, kentiçi, belde ve köylerde hizmet verecek olan 60 adet toplu taşıma aracı alımının hazırlıklarını sürdürüyor...
TOBÜS alım ihalesine çıkmadan önce firma yetkilileriyle görüşüp, otobüsleri inceleyen
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Temsa
yetkilileriyle bir araya geldi. Mersin halkına kaliteli hizmet sunmayı
hedeflediklerini ifade eden Başkan
Kocamaz, Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak meclisten 60 adet
yeni otobüs alımıyla ilgili bir karar
çıkarttıklarını hatırlattı. Başkan Ko
camaz; “Yeni yasayla birlikte Bü
O
yükşehir Belediyesi’nin sınırlarının genişlemesiyle ve özellik- le
köylerin de mahalle statüsün- de
olmasından dolayı toplu taşıma
araçlarının sayısını arttırmamız
gerekiyor. Otobüslerin alınma
aşamasında ihaleye çıkmadan
önce bir başka firmanın otobüsünü de incelemiştik, şimdi de
Temsa’nın otobüsünü inceliyoruz. Kısaca, bütün firmaların
otobüslerini ayrı ayrı değerlendirmek üzere sağlıklı bir sonuca
varmak istiyoruz. Henüz verilmiş bir karar yok, ancak ileriki
günlerde bu değerlendirmeler
ışığında hangi otobüsün alınacağına karar verileceği, ihale neticesinde belirlenecektir. Otobüsleri açık ihaleden ziyade, Devlet
Malzeme Ofisi aracılığıylaalmak
istiyoruz. Neticelendikten sonra,
kamuoyunu da bu konuda aydınlatacağız. İncelemelerimiz sürüyor ve bu konuda bir karar
vereceğiz” diye konuştu...
BASKI YERİ
İhlas Gazetecilik A.Ş. 29 Ekim Cad. No.: 23 İhlas Plaza
No.:11 A / 41 Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL
Tel.: (0212) 454 30 00
Baskı-Dağıtım: Osman Sağlam
Teknik Servis: Ozan ERTURAN
GAZETEMİZ
BASIN MESLEK
İLKELERİNE
UYMAYA
SÖZ VERMİŞTİR
HALİL
KADİFE
ANTAKYA KOOP.BAŞKANI
Kendimize gelelim
D
OSTLAR, neden bu duruma düştük?
Neden gelir hanemiz yukarılara çıkıp
ağırlığını giderlerimiz oluşturuyor. Üstelik
bu giderleri zaruri diye yaptırın neden belediye? Belediye araç standartlarını dahi
belirleyici olup sadece neden “alın”,
“yapın” demekle yetinerek bize, kendi isteğini mi yoksa başkalarının istediğini mi
yaptırıyor? Neden bizde buna uyarak sorgulamadan öz sermayemizle onu yapıyoruz? Yaptıktan sonra da işin bitmediğini
görmemize rağmen sadece, “Hele bekleyin” diye, bizi bir zorluktan diğerine, atıp,
top gibi yuvarlandığımızı neden değerlendirmiyoruz? Üzerimizdeki ölü toprağı
neden serpil ve neden farkında değiliz? Bilemiyorum. Yapısal değişim diyorlar? Allah
aşkına neyin hangi koşullarda değişimidir?
Ey memleketi yeni yapılanmaya taşıyanlar, “bizi borca iflasa öz sermayemizi
harcatarak ne yapıyorsunuz?”
Hatırlıyorsunuz değil mi, Özel Halk
Otobüsçülüğü kavramıyla bütün belediye
taşımalarını özel taşımacıya vermeye başlamıştı. Biz de, bunun kalıcı ve gerçek manada özel sektör girişimi olarak devam
ettirileceğine hükmederek gücümüzü aşan
taleplere evet demiştik. Bütün maddi külfetlere de katlanmıştık.
Umudumuz; sadece, “yarın düzelir,
düzeltilir” olduğu için böyle yaptık. meğer
düzeltme diye bir durum yokmuş. O sadece, bizim umudumuz, hüsnü kuruntumuz muş. Buna inandırılışımız mış...
Şimdiye kadar bunu neden anlamadık?
Anlayamazdık, çünkü; yukarılardan fısıltıyla aksettirilip kurdurulan yapı, buna
müsait değildi. Bu gazete zaman zaman
sistemin insan odaklı olmadığını dillendirip insana dönük algıyı işaret ediyordu. Biz
ise, hamasi ve dikkati çeksin diye yazdığına hükmetmedik mi? O ise, ufkumuzun
ortaya çıkması yerine, toplantılarda; “anlayıp önlem alalım diye” bize, sabırla “ortak
algıyla birleşmemizi” söylemekle yetinmedi mi? TÖHOB kuruluşuna yaptığı desteği hatırlayın. Anadolu koşuşturmalarını...
Gazeteyi aldık fotoğrafımız var mı, bizden
söz ediyorsa okuyalım diye baktık sadece... Bunun böyle olduğu şimdi iyiden
iyiye ortaya çıktığı için şimdi anladım. Yaşadığım hemen her sorunun yıllar önce yazılıp sorun olacağı, önlemin, sadece kurumsal yapıyla düşünülürse ve ortak algı
hayata geçirilirse, sorunu ortadan kaldırabileceğini, işaret ettiğini arşivlere bakınca
görüyorum. Meğer sadece dilimi törpülemişim yazarken. Yazdıklarıma doğru diyenler bile o doğruyu yapma yerine
“bekleyelim mutlaka bizi düşünürler” demekle yetinmiş...
Bekledik ve gördük. Şimdi geçmişe ağlamak fayda vermez. Bari şimdi insan
odaklı taşıma olmalı buna göre de özel
sektör kendisini konumlandırmalı diye düşünerek ortak hareket edelim. Bu bakışla
hazırlanmak devletin de işini kolaylaştırır.
Ama biz; hala birilerine “siz buyurun”
diye adımıza sistem önermelerine çanak
tutuyoruz. İşimize sahip çıkıp beklentimizi
net ortaya koymamız şart.
TÖHOB bu yüzden var ve biz hep birlikte onun var olduğunu alternatif sistem
ortaya koymasını sağlayarak gösterelim...
TT.8:Layout 1 15.08.2014 20:19 Page 1
Herkese kazandırıyor
Mercedes-Benz Türk yeni nesil üretimleri ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle
adını sürekli zirvede tuttuğu gibi, değişen ulaşım yapılanmalarında farklı çözümler sunuyor...
Mercedes Benz-Türk hafif Ticari araç müşterilerini bilgilendirme toplantılarını sürdürüyor. Toplantıda konuşan MBT
Hafif Ticari Araçlar Pazarlama ve Satış Müdürü Tufan Akdeniz, ürünlerini kullanan işletmecilerin faaliyetlerinde elde
ettikleri başarıları överek, dünyada örnek gösterildiklerine
dikkat çektı. 100 ülkeye ürettiklerini ihraç edeceklerine değinen Akdeniz; “Son 6 yıl, ülkemizde başarılı bir yükseliş
gözlendi. Biz de araçlarımızın satışında üst üste 6 yıl rekorlar kırdık. Geçen yıl 10 bin sayısını aştık. Bu yıl, birlikte
gerçekleştirdiğimiz yeni rekorlar bekliyoruz” diye konuştu...
“Her Kızımız Bir Yıldız 2014 Yaz Buluşması” kapsamında,
Dolmabahçe Sarayı, Koç Müzesi ve Miniatürkʼü ziyaret
ederek İstanbulʼun sosyal ve kültürel zenginliklerini daha
yakından tanıma fırsatını buldular. Başarılı öğrenciler ayrıca Mercedes-Benz Türkʼün Hoşdere Otobüs Fabrikasıʼnı
uzmanlar eşliğinde gezdiler. Yıldız kızlar ayrıca her yıl olduğu gibi Mercedes-Benz Türk yöneticileri, bayileri ve
basın mensupları ile biraraya geldiler. Kamuoyunun da takdirini kazanan “Her Kızımız Bir Yıldız” projesi, 2006 yılından bu yana sürekli ödüllendirilen proje özelliği taşıyor...
Toplu taşımada “Çene Çalmak” keyifli
Sürüdürülebilir “Kentsel Kalkınma”mı?
Chicago Üniversitesiʼnden biliminsanları toplu taşıma
araçlarında bir yabancıyla konuşmanın yolculuğun
daha keyifli geçmesini sağladığını ortaya koydu.
Araştırmayı yapan Nicholas Epley ve Juliana Schroeder, yabancı bir kişiyle konuşmaya karşı olunmadığını ancak bazı ön yargıların buna engel teşkil ettiğini,
bu durumun da asosyalliğe itebileceğini vurguladı...
Bugün dünya nüfusunun yüzde 70ʼi çeşitli büyüklükteki kentlerde ikamet ediyor, bu yüzden ekonomi kalkınma için çok önemli bir hale geliyor. Farklı kentlerdeki büyüme stratejileriyle belirlenen programlarda
birçok kentin belediye başkanın kendi hikayeleri ortaya çıkıyor. Daha sonrasında ise teknolojinin toplu
taşımayı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriliyor...
18 AĞUSTOS 2014 ● YIL: 8 ● SAYI: 419
Fiyatı: 1 TL. (KDV dahil)
www.kenticitoplutasima.com.tr
Araçlar
birbiriyle
konuşuyor
Teknolojinin geldiği nokta, her türlü ortamda iletişim kurmayı mümkün kılıyor. Son gelişmeler,
araçlar arasında da bağlantı kurmanın kolay hale geldiğini ve sınırsız olduğunu gösteriyor...
“İletişim Halindeki Araçlar” (Birbirine Bağlı AraçlarConnected Cars) konusu son yıllarda giderek daha
fazla tartışılır oldu. Bu konunun temelinde, çevremizdeki dünyayla bağlantımızı artıran Makinelerarası İletişim (M2M) teknolojisi yatıyor. Tüketiciler,
bu araçları insanları koruyan, yönlendiren ve birbirine bağlayan bir teknoloji olarak görüyor...
“Trafikte Gençlik
Hareketi”
projesi 10 bin
öğrenciye ulaştı
Kısa süre önce yapılan bir araştırmaya göre, 2014
itibarıyla tüketicilerin yüzde 50ʼsi trafiğin durumuyla
ilgili bilgileri almak için “İletişim Halindeki Araçlar”
teknolojisini kullanıyor ve yüzde 34ʼü de müsait
park alanlarını görmek için bu teknolojiden yararlanmayı düşünüyor. M2M teknolojisinin geniş kitlelere yayılması hayatımızı kolaylaştıracak...
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, TÜVTÜRK Araç
Muayene İstasyonları ve Goodyear iş birliğinde yürütülen “Trafikte Gençlik Hareketi”
10 ilde 10 bin öğrenci, 20 bin veli ve 500 okul
servisi şoförüne ulaşarak bir rekor kırdı...
Araçlarımız yapmamız gerekenleri hatırlatacak,
toplantılarımızı planlayacak, trafik rotamızı çizecek
ve müsait park alanı bulacak. Telematics Detroit
2014ʼde, Panasonic Amerika Otomotiv Sistemleri
Başkanı Tom Gebhardt çok güzel bir açıklama
yaptı: “Tüketiciler, sırf o anda arabada oldukları için
teknoloji kullanımından vazgeçmek istemiyor...”
Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde ve Goodyearʼın desteğiyle gerçekleştirilen, “Trafikte
Gençlik Hareketi” projesi materyal ve içerikler lise son sınıfta okutulan Trafik ve İlk Yardım dersinin daha verimli işlenmesine
katkıda bulunuyor...
“Trafikte Gençlik Hareketi” projesi çerçevesinde gerçekleştirilen eğitim seminerine katılan
öğretmenlere yönelik yapılan
ölçme değerlendirme çalışmaları sonucunda seminerin, öğretmenlerin birçok konuda bilgi
düzeyini artırdığı görüldü...
“Araç sürerken cep telefonu ile
kulaklık yardımı ile konuşmak
güvenli davranıştır” sorusunda
öğretmenlerde yüzde 16, öğrencilerde yüzde 20, velilerde yüzde
18, servis sürücülerinde ise yüz
de 32 artış elde edildi...
Öğretmenlerin yüzde 100ʼü, öğrencilerin yüzde 94ʼü, velilerin
yüzde 95ʼi ve servis sürücülerinin yüzde 95ʼinin araçların muayenesinin zamanında yapılması
nın güvenlik tedbirlerinden bir
tanesi olduğunu bilmektedir...
Gerçekten de doğru. Bu sadece “İletişim Halindeki
Araçlar” meselesi değil, aslında bir yaşam biçimi
ve tüketici deneyimi meselesi ve bu araçlar sayesinde, 7/24 çalışır durumdaki ağın sunduğu olanaklardan her an ve her yerde yararlanabileceğiz.
Peki, ne mi olacak? Zaman içinde teknolojinin kendisi haline geleceğiz. Bugün olduğu gibi...
Brisa’dan yüzde 47 artış
2014 yılının ilk yarısında Brisa,
Ocak-Haziran 2014 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre toplam satışlarında yüzde 16 oranın
da bir artışla 787 milyon TL.ʼlik satış geliri elde eden Brisaʼnın net
dönem karı ise yüzde 47 oranında
yüksek bir artışla 81 Milyon TL. olarak gerçekleşti. Brisa Genel Müdürü Hakan Bayman; “Brisa olarak
satış kanallarımız arasındaki performans dengesi ile, senenin ikinci
yarısında da hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımıza devam
ediyoruz” diye konuştu...
Rusya’dan AC-e lokomotif
Rusyaʼnın Transmashholdingʼs Novocherkassk Elektrikli Lokomotifler fabrikası yeni 13 MW AC elektrikli yük
lokomotifini tanıttı. 4 ES5K kodlu lokomotif, Tashet-Taksimo arasındaki dik hatta 7 Bin tonu aşan yük çekecek...
Allison farklı
uygulamaları ile
güç katıyor
Almanyaʼdaki Warsteiner Bira Fabrikası, ziyaretçilerine güvenli ve konforlu
ulaşım sağlamak üzere Allison 2000
serisi tam otomatik şanzıman donanımlı Mercedes-Benz Atego 922 AF
şasi ile bir tur tramvayı işletiyor. Mercedes-Benz Atego 922 AF şasiye dayalı
taşıma ünitesi ve 3 vagonlu tramvay,
160 kW (218 HP) güç sağlayan OM
924 LA dört silindirli motor ve Allison
2000 Serisi tam otomatik şanzıman
donanımına sahip bulunuyor...
Fabrikanın kurumsal şefi Reinhard Finger; “Tur tramvayımız, Allison tam otomatik şanzıman sayesinde Warsteiner
Fabrikasıʼnın ziyaretçilerine oldukça
sessiz ve konforlu bir deneyim yaşatmaktadır. 3 mil uzunluğunda engelli atlama eğitimi, tesisin yüzde 10 oranına
kadar eğimli noktalar içermesine yol
açıyor. Tur tramvayına yönelik en büyük zorluk, tesisin, duvarlar ile araç göv
desi arasında bir inçten daha az mesafe bırakan çok sayıda dar kapılara
ve geçitlere sahip olmasıdır” diyor...
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
14
File Size
6 402 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content