close

Enter

Log in using OpenID

İlk Türk Devletlerinin Diğer Devletlerle İlişkileri

embedDownload
5. ÜNİTE
İLK TÜRK DEVLETLERİNİN DİĞER
DEVLETLERLE İLİŞKİLERİ
TARİH 5
NELER ÖĞRENECEĞİZ?
Bu ünitenin sonunda;
1. İlk Türk devletlerinin gerek kendi ülkelerinde, gerekse çevrelerinde meydana gelen askerî, ekonomik ve sosyal olayları ne şekilde değerlendirdiklerini
öğreneceksiniz.
2. 2.Tarihi olaylara yön veren kişilerin yerinde ve zamanında gösterdikleri ileri
görüşlülük, yüksek kavrayış, cesaret ve fedakârlığını kavrayacaksınız.
3. 3.Tarihi olaylara yön veren ancak uzak görüşlü olmayan kişilerin bilinçsiz
davranışlarıyla olayları ve tarihin akışım nasıl etkilediklerini öğreneceksiniz.
4. 4.Yaşanılan olaylar çerçevesinde, geçmişle içinde bulunduğumuz zaman
arasında bağlantı yapacaksınız.
5. 5.Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesinin ve devletimizin bağımsızlığının ancak yurt ve millet bütünlüğümüzün bozulmasına fırsat vermemek
ve güçlü olmakla devam ettirilebileceği gerçeğini kavrayacaksınız.
ANAHTAR KAVRAMLAR
OĞUZ KAĞAN
ÇİN
KAYNAKLARI
İSLAM DEVLETİ
HORASAN
MANİ DİNİ
CENGİZ
YASALARI
146
TALAS
BÖGÜ KAĞAN
TARİH 5
GİRİŞ
Sevgili Öğrenciler!
İmadeddin İsfahani bir sözünde “Türklerin almadığı memleket, içmediği su,
ateşlemediği ocak kalmadı. Şehirleri ve ülkeleri doldurup, her tarafa hakim oldular”
değerlendirmesini yapmıştır. Bu ünitemizde uzun bir süre diğer milletlerin tarihine
de yön vermiş olan Türklerin çağdaşları olan devletlerle olan ilişkileri hakkında bilgiler edineceksiniz.
E
OKUYALIM
Hun çağında Türkler, Kore’den Macar
Ovası’na kadar olan alana sulh, sükûn ve refah getirdiler. Mete, Çin imparatoruna yazdığı bir mektupta, hâkimiyetinde bulunan çeşitli kavimlerin, kudretli bir imparatorluğun
sağladığı bütün nimetlerden faydalandıklarını, sulh ve saadet içinde yaşadıklarını, belirtmiştir.
Türk devletini büyük bir imparatorluk
Resim 05.01: Oğuz Kağan’ın Temsili Resmi
hâline getiren Mete, Türkler tarafından “Oğuz
Han” adıyla unutulmaz kabul edilmiştir. Türk milletinin müşterek eseri olan “Oğuz
Kağan Destanı’nda Mete’nin Çin’e, Hind’e, Avrupa kapılarına, Kuzey Asya’nın buzlu
ülkelerine kadar uzanan fetihleri anlatılmıştır. Bu destanda, Türklüğün bütün özellikleri işlenmiştir. Destanın sonunda Oğuz Han, ölüm döşeğinde oğullarına şu sözleri
söyler: “Ey oğullar, ben çok yaşadım. Çok savaşlar gördüm. Çok ok attım. Çok ata bindim. Düşmanlarımı ağlattım. Dostlarımı güldürdüm. Gök Tanrı’ya borcumu ödedim.
Sizlere yurdumu emanet ediyorum.”
Yılmaz Öztuna, Türkler, s,33
?
Metinde verilen bilgilere göre;
1. Mete Han zamanında Türklerin hangi devletlerle ilişkiler kurdukları söylenebilir?
2. Türkler hâkimiyetlerine aldıkları diğer milletlere nasıl davranmışlardır?
1. TÜRK-ÇİN İLİŞKİLERİ
Çin ülkesinin en az onun kadar eski ve köklü bir tarihi vardır. Çin’de tarihe ışık
tutacak belgelerin bolluğuna rağmen Çin tarihinin ilk dönemleri efsanelerle karışık
147
TARİH 5
ve karanlık bir durumdadır. MÖ 4000 yıllarına kadar uzanan Çin tarihi ancak MÖ
1450-1050 yılları arasında hüküm süren Şang (Shang) hanedanı ile aydınlanmaya
başlar. Gerçek anlamda aydınlık devirler ise ancak MÖ 11. yüzyıldan itibaren başlar.
Türk-Çin ilişkileri milâttan önceki yıllara uzanmaktadır. Bu ilişkiler bazen dostça bazen de savaşarak sürüp gitmiştir. Orta Asya Türk tarihine ait bilgilere en çok Çin
kaynaklarında rastlanır. Hunlar, Çin kaynaklarında ilk defa M.Ö. 318 yılında görülürler. Onlar, bu tarihte beş Çin beyliği ile anlaşarak, başka bir Çin beyliği olan “Ts’in”
(Çin)’e saldırmışlardır. Bu olay, IV. yüzyılın başlarında devletlerarası ilişkilerde yerini
almış, güçlü Bir Hun Devleti’nin bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu tarihte yapılan savaş(Kuzey Şansi Savaşı) sonunda imzalanan antlaşma, Türk-Çin ilişkilerine ait
ilk resmî belgedir.
Çinliler, zamanın en mükemmel silâhlarına ve en hızlı hareket kabiliyetine
sahip olan Hun akıncılarına karşı koyamadılar. Hun akınlarını durdurabilmek için
görülmemiş tedbirlere başvurdular. Bu tedbirler;1- Sınırlarda tahkimat yapmak ve
uzun surlar inşa etmek; 2- Hunlarınki gibi atlı birlikler teşkil etmek ve bu birlikleri onlar gibi giydirip silahlandırmak. Çinlilerin Türklere karşı aldıkları tedbirleri özetlersek;
Çinliler, Türk tehlikesinden korunmak için ünlü Çin Seddi’ni yaptılar (M.Ö. 214). Ordularını Hun tarzında yeniden düzenlediler. Atlı birlikler kurdular. Ata rahatça binebilmek için askerlerini Türk kıyafetine göre giydirdiler. Pantolon ve ceket kullandılar.
Türk silâhlarına benzer silâhlar yaptılar. Gök Tanrı dini de Çinlilerin inançları üzerinde
etkili oldu. Türklerin kullandığı 12 Hayvanlı Takvim, Çinlilerce de benimsendi. Çinliler at yetiştirmeyi, tekerlekli araba kullanmasını Türklerden öğrendiler. Türkler de
Çinlilerden tarımı öğrendiler.
Hunların Çin üzerine
sık sık yaptığı seferlerin çeşitli nedenleri vardır. Önemli
bir gelir kaynağı olan İpek
Yolu’na hâkim olma isteği
bu nedenlerin başında gelir.
Ayrıca göçebe bir hayat süren Türklerin ihtiyaçları olan
ipek, buğday ve pirinç gibi
bazı maddeleri Çin’den temin
etmek istemeleri de bu seferlerin nedenleri arasındadır
Türkler, geniş topraklara ve kalabalık nüfusa sahip
148
Resim 05.02: Tarihi İpek Yolu’ndan Bir Görünüm
TARİH 5
olan Çin’i fethetmenin Çin kültürü içinde eriyip yok olmalarıyla sonuçlanacağını biliyorlardı. Bunun için Çin’i fethetmek yerine, vergi alıp baskı altında tutmayı tercih
etmişlerdir.
MÖ 220 yılında Hunların başına geçen Teoman (Tuman), dağınık Hun boylarını
bir yönetim altında toplamayı başarmıştır. Bu sırada Hunların doğusunda Tunguzlar,
güneybatısında ise Yüeçiler vardı. Bu iki güçlü kavim arasında sıkışık durumda olan
Teoman, Çin’in iç karışıklıklar içinde olmasından yararlanarak, Çin’e karşı akınlara
başladı ve bu akınlar sonucunda Çin’in kuzeyindeki topraklan ele geçirerek ekonomik durumunu güçlendirdi.
Mete Hun tahtına çıktığı zaman, Çin’de Han sülalesi iktidara geçmişti. Mete
Çin’e ait Ordos bölgesini fethederek Çin’le savaşmaya başladı. Bu savaşlar sonunda Mete Han Çin İmparatoru Kao-ti’ Peteng kalesi civarında kuşatıca,karşı koymak
için kendinde cesaret bulamayan imparator barış istemek zorunda kaldı (MÖ 200).
Bu antlaşmaya göre, imparator, daha önce Türkler’in oturdukları toprakları Hunlar’a
terk etmeyi, her türlü yiyecek maddeleri ile ipek göndermeyi kabul etti. Bu, Türk tarihinde bilinen ilk milletlerarası anlaşmadır (M.Ö.200). Bu antlaşma sonrasında Mete,
bir Çinli prensesle evlenerek Çin ile uzun yıllar devam edecek olan ticarî ilişkiler kurmuş ve geliştirmeye çalışmıştır.
E
OKUYALIM
METE’NİN ÇİN İMPRATORUNA MEKTUNDAN BİR BÖLÜM
Ordularım, Tanrı’nın lütuf ve inayeti ile subay ve askerlerimin üstün yetenek ve
erdemleri ile dayanıklı atlarımın üstün gücü ile Yüeçileri ezerek yendi.
Bundan sonra Lou-lan, Wusun, Hukai ile bunlardan başka, onların yakınlarındaki yirmi altı devletin hepsi alındı ve düzene kavuşturuldu. Bunların hepsi artık Hun
oldular. Yay çekebilen ve kullanabilen bütün kavimler, bir tek aile halinde birleştiler.
Kuzeydeki ülkeler benim güçlü iradem altında kesinlikle kuruldu ve düzenlendi. Ordumun silâhlarını artık çıkartıp rafa kaldırmak, subay ve askerlerimi dinlendirip atlarımı besiye almak istiyorum.
Ayrıca, eski hesap ve düşmanlıkları bir yana bırakmak, böylece eski antlaşmalarımızı yenilemek, sınırda yaşayan halkı huzur ve rahata kavuşturmak, başlangıçta
ilişkilerimiz nasıl idiyse, yeniden kurmak istiyorum.
Küçükler, büyümeleri için gerekli çevreyi elde edecekler; yaşlılar ve büyükler
ise, kendi yurtlarında sessiz ve rahat yaşayacaklardır. Nesillerden nesillere bütün
Hunlar barış ve mutluluk içinde kalacaklardır.
149
TARİH 5
Majestelerinin ne düşündükleri ve istedikleri hakkında bilgi elde edemedim.
Bunun için benim için saray vezirim Hsi-fu Ch’ien’i yazılı bir mektubu size sunması için gönderiyorum. Ayrıca size bir deve, iki binek atı, iki takım araba atı (sekiz
attan oluşan) sunmak istiyorum.
Eğer majesteleri Hunların Çin savunma duvarlarına yaklaşmalarını istemiyorsa, subayları ile orada yaşayan halkın duvarlardan biraz uzakta oturmaları için emir
buyursunlar.
Elçim size gelince lütfen onu alıkoymayıp gönderiniz. Elçim, altıncı ay ortasında Hsih-wang adlı yerde olacaktır.
Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi
?
Mete Han’ın mektubundaki bilgilere göre Hunların siyasi gücü gücü hakkında
neler söylenebilir?
Mete’den sonra Ki-ok (MÖ 174-160) başa geçmiştir. Ki-ok, MÖ 166’da Çine girerek, başkent Ch’ang-an yakınındaki imparatorluk sarayını yakarak Çin’i baskı altında tutma politikasını sürdürmüştür. Ki-ok bu sefer sonrası Çin ile olan ticarî ilişkileri
devam ettirmek için Çinli bir prensesle evlendi. Çinli prenseslerle yapılan evlilikler,
daha sonraki dönemlerde Türklerin aleyhine oldu. Çinli prensesin himayesinden yararlanarak serbestçe hareket eden Çinli casuslar, Türk boyları veya Türk beyleri arasında, propaganda yolu ile düşmanlıkların doğmasına sebep oldular. Ayrıca Çin’den
alınan lüks mallar, ipek ve ipekli kumaşlar, Hunlar arasında lüks yaşantıyı özendirmekteydi. Çin’in kışkırtmaları sonucu çıkan taht kavgaları, Asya Hun Devleti’nin
önce ikiye bölünmesine, daha sonra da yıkılmasına neden oldu. Böylece, Orta Asya
da VI. yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Çin hâkimiyeti başladı.
Kök Türkler Döneminde Türk-Çin İlişkileri
Kök Türkler kurulduğunda batıda Bizans, İran’da Sasani, Aral Gölü civarında
Akhun Devletleri vardı. Orta Asya’da ise dağınık halde yaşayan Türk boyları bulunuyordu. Çin ise doğu ve batı diye ikiye bölünmüş durumda idi. Kök Türk Devleti’nin
kurucusu olan Bumin Kağan, Çin ile siyasi ve ekonomik ilişkiler kurdu.
Mukan Kağan (553 - 572) zamanında Çin’e, Kök Türk üstünlüğü kabul ettirildi.
Göktürk Hakanı Ta-po zamanında Çin ile ticarî ilişkiler yoğunluk kazandı. Ancak Tapo
Kağan’ın Maniheizmi kabul etmesi ve bu dinin yayılması için çalışması, Çin’e olan
150
TARİH 5
hayranlığı halkın tepkisini çekti. Kök Türk ileri gelenleri de bu durumu hoş karşılamadılar. Diğer taraftan Çin’in yaptığı propagandalar nedeniyle Kök Türk prensleri
birbirleriyle mücadeleye girdiler. Bunun sonucunda devlet zayıflayarak parçalandı.
Türkler için elli yıl sürecek bir Çin egemenliği dönemi başladı. Çinliler, Türkleri asimile
etmek için 50 yıl mücadele ettiler. Türkleri Çinlileştirmek için esir aldıkları Türk boylarını, Çin şehirlerine yerleştirdiler. Onları Çince konuşmaya, kendileri gibi giyinmeye
zorladılar. Türkler bu mücadeleleri boşa çıkararak İkinci Kök Türk Devleti’ni kurdular.
II. Kök Türk Devleti’nin kurucusu Kutluk (İlteriş) Kağan, Çin’e kırk altı sefer yaptı.
Amacı Çin’in sürekli olarak baskı altında tutmaktı. Çin üzerinde baskı oluşturulamazsa Kök Türklerin güvenlikte olması ve güçlenmesi mümkün olmayacaktı. Çin’e baskı
politikası Kapgan Kağan zamanında da sürdürülerek Çin’e karşı üstünlük tekrar sağlandı. Kapgan Kağan, Çin’den ziraî ürün ve tohumluk buğday alarak tarımı geliştirmeye çalıştı.
Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin İle vezir Tonyukuk’un yardımı ile Oğuzlar, Karluklar, Uygurlar ve Türgişleri egemenlik altına almış daha sonra Çin üzerindeki baskısını
artırmıştır. Ancak, Çin ile savaşın topluma yarar sağlamayacağını düşündüğünden
dolayı barış yapmış ve ticarî ilişkileri artırmıştır.
Bilge Kağan Kül Tigin Yazıtı’nda da Çin politikası hakkında: “Çin milletinin sözü
tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş” sözlerini söyleyerek Türk hakanlarının Çin konusunda her an uyanık ve dikkatli olmalarını vasiyet etmiştir.
Resim 05.03: Orhun Abideleri(Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk Yazıtlarından Bir Görünüm)
151
TARİH 5
Uygurlar Döneminde Türk-Çin İlişkisi
Uygurlar döneminde Çin ülkesine akınlar yapılmakla beraber, kültürel ve ticarî
ilişkiler de geliştirildi. 751 yılındaki Talas Savaşı’nı kaybeden Çin, Orta Asya’dan çekildi ve Tarım havzası Uygurların eline geçti. Uygur Kağanı Moyen Çor, 757 yılında
Çin’e sefer düzenleyerek bu ülkeyi vergiye bağladı. Ayrıca Çin imparatorunun kızıyla
evlendi.
Talas Savaşı yenilgisinden sonra Çin’de iç ayaklanmalar çıktı. Zor durumda kalan Çin imparatoru, Uygur Kağanı Moyen Çor (747-759)’dan yardım istedi. Moyen
Çor’da 757 yılında Çin’e bir sefer düzenleyerek imparatora yardım etti. Yapılan bu
seferin karşılığında Moyen Çor, Çin’i vergiye bağlamayı başarmış ve imparatorun
kızıyla da evlenmişti. Uygurlar bu dönemde Çin’den pek çok kitap tercüme ettiler.
Uygurlar döneminde Çin kültürü ve yaşam tarzı, Türkler arasında daha fazla yayıldı.
Bögü Kağan döneminde Mani dinine giren Uygurlar, bu dinin Çin’de yayılması
için çalıştılar. Uygur Devleti’nin 840 yılında yıkılmasından sonra Uygurların bir kısmı
Çin’in Kansu bölgesine yerleşerek Çin ile ticarî ilişkilerde bulundular. Kansu Uygurlarının soyundan gelenler bugün Çin’in batısında yaşamaktadırlar. Batıya göç etmiş
olan Uygurlar ise Doğu Türkistan’da devlet kurdular. İslâmiyeti kabul eden Doğu
Türkistan Uygurları (Turfan Uygurları), bu dinin Çin’de yayılmasına çalıştılar. Doğu
Türkistan Uygurları bugün Çin’in Sincan-Uygur özerk bölgesinde yaşamaktadırlar.
Resim 05.04: Urumçi Tarih Müzesinden Bir Görünüm
Kaşgarlı Mahmud & Yusuf Has Hacib Çin Günlükleri
152
TARİH 5
?
1. Hunlar Çine karşı niçin sık sık seferler düzenlemişlerdir?
2. Bilge Kağan Türk Milletini Çin politikalarına karşı niçin uyarma ihtiyacı duymuştur?
3. Çinliler üzerinde Türk kültürünün etkileri hakkında neler söylenebilir?
4. İpek Yolu’nun Türk-Çin ilişkileri üzerindeki etkileri hakkında neler söylenebilir?
2. TÜRK - MOĞOL İLİŞKİLERİ
Türk-Moğol ilişkileri Hunlar dönemine kadar uzanır. Büyük Hun Devleti’nin
Orhun bölgesini merkez olarak kabul etmesiyle, bu bölgenin kuzeyinde yaşayan
Moğollarla komşu olunmuştur. Büyük Hun Devleti hükümdarı Mete Han, kendi
zamanında Mançurya’daki Moğol-Tunguz kabileleriyle (Tung-hular) anlaşmazlığa
düşmüş, devletini güçlendirdikten sonra da onları hâkimiyeti altına almıştı. Türklerle
Moğollar arasında çok sıkı ilişkiler görülür. O kadar iç içe yaşadılar ki, bazı tarihçiler
iki milletin arasında bir soy birliği olduğunu bile iddia ettiler. Ancak yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını kesinlikle ortaya koydu. Moğollar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlar ve bunun sonucu olarak ta Türk kültür ve medeniyetinin
etkisinde kalmışlardır.
Moğollar uzun yıllar Hunlar, Kök Türkler ve Uygurların
hâkimiyetinde yaşadılar. Hayvanları damgalamayı, kavun, karpuz yetiştirmeyi, demir işleme tekniğini
ve kımız adı verilen Türk içeceğini
Türklerden öğrendiler.
Moğollar, ilk defa Cengiz Han
döneminde siyasî güç haline geldiler (1206). 1209 yılında Turfan
Uygurlarını (Doğu Türkistan Uygurları), 1226’da da Kansu Uygurlarını
itaat altına aldılar. Moğollar, Türklerden kültürel alanda çok şey öğrenmişlerdir. Bu yüzden Moğollar,
kendilerinin hocası olarak kabul et-
Resim 05.05: Cengiz Han’ın Kurultayı İle İlgili Bir
Minyatür
153
TARİH 5
tikleri Uygurlara karşı derin bir saygı duydular. Uygurlar, Moğolların devlet yönetimde yer almış, yönetici, komutan, öğretmen ve teknik eleman olarak görev yapmışlardır. Hatta Uygur dilini Mogollara öğreten Uygurlar, devletin resmî dilinin Uygurca
olmasını sağladılar. Bu nedenle Cengiz Hanın kurduğu devlet Türk-Moğol İmparatorluğu olarak adlandırılmıştır. Ayrıca, anayasa kabul ettikleri Cengiz Yasaları’nı Türk
törelerinden yararlanarak yapmışlardır. Moğol ve Türklerin bir arada uzun yıllar yaşaması sonucunda Türk kültüründen etkilenen birçok Moğol kavmi Türkleşmiştir.
Cengiz Han’a itaat eden ilk Müslüman-Türk hükümdarı olan Karluk Hakanı II. Arslan
Han’dır. Cengiz Han zamanında devlet idaresinde Karluklar da görev almışlardır.
?
1. Türk Moğol ilişkileri ne zaman başlamıştır?
2. Zaman zaman Moğollar niçin Türk olarak değerlendirilmiştir?
3. Uygurların Moğol tarihindeki önemi hakkında neler söylenebilir?
3. TÜRK - ARAP İLİŞKİLERİ
Türkler ile Müslüman Araplar arasındaki ilk ilişkiler 642’yılında yapılan Nihavent savaşından sonra İran’ın fethinin tamamlanmasıyla başlamıştır. Ancak bu tarihten önce de, birbirinden çok uzak ülkelerde yaşayan Türkler ile Araplar, Sasanî
İmparatorluğunun aracılığıyla birbirlerini az da olsa tanıma imkânını bulmuşlardı.
Cahiliye devri Arap şairlerinden Nabiga ez-Zubyanî, Hassan bin Hanzala, Evs bin
Hacer ve Şammah bin Zırâr’ın şiirlerinde Türkler’in askerî yönleri ve kahramanlıkları üzerinde durulmuştur. Arap yazarı el-Câhız, Fezâ’il-Etrâk adlı eserinde Türkler’in
askerî kabiliyetlerini ısrarla belirtmektedir. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki
Araplar’ın Türkler’i tanımaları başlangıçta askerî alanlarda olmuş ve bu Arap edebiyatında yerini almıştır.
Konu başlangıcında belirtildiği gibi Hz. Ömer zamanında Müslümanlarla Sasaniler arasında yapılan Nihavent Savaşı’ndan sonra, Araplarla Türkler ilk defa karşı
karşıya geldiler.
Hz. Ömer zamanında Ermeni toprakları ve Azerbaycan’ın fethinden sonra,
Müslüman Araplar, Kafkasya’da Hazar Türkleriyle karşılaştılar. Hz. Osman zamanında ise Hazarlara karşı ilk ciddi mücadele başlamış, Hazar başkenti Belencer’e kadar
ilerleyen Arapları geri püskürtülmüştür. Hazarların güneye doğru inip günümüzdeki Ermenistan topraklarına girmelerinden sonra da Arap-Hazar çarpışmaları yarım
yüzyıl devam etmiştir.
154
TARİH 5
Türkler ile Araplar arasındaki mücadelelerin en şiddetlisi Emeviler zamanında
olmuştur. Emevilerin Horasan Valisi olan Ubeydullah bin Ziyad, 674 yılında önemli
bir ticaret merkezi olan Beykend’i aldı. Ceyhun Nehri’ni geçerek Maveraünnehir’in
önemli şehirlerinden olan Buhara’yı kuşattı. Buhara’nın Türk asıllı melikesi Kabaç
Hatun, ağır bir vergi karşılığında Ubeydullah bin Ziyad ile anlaşma yaptı. Anlaşma
gereği Ubeydullah bin Ziyad, iki bin Türk gencini asker olarak ordusuna aldı. Böylece
Türkler, İslam Devleti’nin ordusunda ilk defa görev almış oluyorlardı.
Resim 05.06: Buhara’nın Günümüzden Bir
Görünümü
Resim 05.07: Buhara’ da Bir Camii
Müslüman Araplar, 705’de Horasan’a vali olarak atanan Kuteybe bin Müslim
zamanında bütün Maveraünnehir’i alarak Buhara, Semerkant ve Kaşgar gibi önemli
Türk şehirlerini ele geçirmişlerdi. Fakat Kuteybe’nin 715 yılında ölümünden sonra
Maveraünnehr’de Emevîlerin nüfuzu zayıflamaya başladı. Bir taraftan Arap kabileleri arasındaki rekabetin yeniden başlaması ve valilerin kötü idaresi, diğer taraftan
Maveraünnehir’deki Türk beylerinin ortak düşmana karşı birleşmeleri ve bu sıralarda
güçlü bir devlet olan Türgiş Kağanlığı tarafından desteklenmeleri bu cephedeki başarısızlıklara zemin hazırlamıştır.
Maveraünnehir’e tekrar hakim olmak isteyen Emevi Halifesi Hişam (724-743),
bu bölgenin valisini değiştirerek yerine Müslim bin Said’i atadı (724). Türgiş hakanı
Su-lu Kağan üzerine sefere çıkan Müslim bin Said komutasındaki Arap askerlerini
yenen Su-lu Kağan, onları Semerkant’a çekilmeye mecbur etti. Su-lu Kağan’ın bu
başarısı bölgede Arap nüfuzunun kırılmasına, Arapların ileri harekâtlarının bir süre
durmasına sebep oldu. Artık bölge halkı Türgişleri kurtarıcı olarak görmeye başlamıştı.
Su-lu Kağan 728’de Buhara’yı ele geçirdi. Su-lu Kağan’ın amacı Arapları,
Maveraünnehir’den çıkarmaktı. Fakat Su-lu Kağan’m öldürülmesi ve bir süre sonra Türgişlerin dağılmasıyla Maveraünnehir’deki Arap ilerleyişini durduracak bir Türk
gücü kalmadı. Sonuçta Maveraünnehir bölgesi tekrar Arapların eline geçti.
155
TARİH 5
Emeviler’in Arap milliyetçiliği politikası gütmesi ve Arap olmayanları Köle olarak görmesi Türklerin büyük gruplar halinde İslamiyet’e geçmelerini ve İslamiyet’in
yayılmasını yavaşlatmıştır. Uyguladıkları bu politika yüzünden Emeviler “Arap Devleti” olma özelliğini kazanmışlar fakat “İslam Devleti’’ olma özelliğini tam olarak kazanamamışlardır. Çünkü
İslam Dini her zaman ve har şartta eşitliği ve adaleti emretmiş, ayrımcılığı
ve başkalarını küçük görmeyi yasaklamıştır. Emevilere karşı İlk isyan ve ayaklanma Horasan’da çıkmıştır. Ebu Müslim’in başlattığı isyan hızla yayılmış ve halife II.
Mervan’ın öldürülmesi ile Emeviler sona ermiştir. Emevilerin yönetiminden memnun olmayan Türkler, Emevilerin yıkılmasında önemli rol oynamışlardır.
Kafkaslar’da aralıklarla devam eden kanlı mücadelelerde her iki taraf da toprak
kazanma bakımından başarılı olamamıştır. Bu cephede Müslümanlar’ın kazandığı en
önemli zafer 737 yılında Azerbaycan ve Ermeniye valisi Mervan bin Muhammed’in
Hazar başkenti İdil’i kuşatması ve Hazar hakanının müslümanlığı kabul etmek zorunda kalması ile sonuçlanan seferidir. Bundan sonra İslamiyet, IX. yüzyılda Hazarlar
arasında yayılmaya başlamıştır.
Abbasîlerin kurulması ile birlikte İslâm devletinin iç ve dış politikasında önemli
değişiklikler olmuştur. Her şeyden önce Emevî hanedanının takip etmekte olduğu
ırkçı politika terkedilmiş ve onun yerini müslüman olan herkese eşit haklar prensibi
almıştır. Arap olmayan milletler, Abbasi devletinde görev almaya başlamışlardır.
İkinci Kök Türk Devleti’nin yıkılmasından sonra Çinliler, Türklerin zayıf durumundan yararlanmak ve Asya’ya hakim olmak için Türklere karşı sefere çıktılar.
Türkleri, batıdan da Araplar tehdit ediyordu. Türkler, ezeli düşmanları Çin’e karşı
Abbasîlerle birlik oldular. 751 yılında yapılan Talas Savaşı’nda Çinliler büyük bir yenilgiye uğradı. Böylece, Çinlilerin Batı Türkistan’ı alma hayalleri gerçekleşemedi.
Talas Savaşı’ndan sonra Türklerle Abbasîler arasında yakınlaşma başladı.
Abbasîlerin Türklere gösterdikleri ilgi ve yakınlık, Türklerin Müslüman olmalarını kolaylaştırdı. İlk olarak Yağma, Çiğil ve Karluk Türkleri İslamiyet’i kabul ettiler. Müslüman olan Türkler, Abbasî ordularında, üst makamlarda görev yaptılar. Harun Reşit
saray muhafızlarını Türklerden oluşturmuş, Halife Mu’tasım’ da Horasanlı Türklerden
meydana gelen bir hassa ordusu kurmuştu. Araplar, Hazarlar ve İtil Bulgarları ile de
ticarî ilişkilerde bulunmuşlar; bu ülkelere İslamiyet’in yayılması için din adamları ve
seyyahlar göndermişlerdir. Bunlar arasında en tanınmışı, Türk dünyası hakkında bilgiler veren Seyyah İbn Fadlan’dır. X. yüzyılda en büyük Türk boylarından birisi olan
Oğuzlar arasında İslamiyet yayılmaya başlamış ve XI. yüzyılda da İslam dünyasının
liderliği Türklerin eline geçmiştir. Müslüman olan Oğuzları, diğer Oğuzlardan ayırt
etmek için, onlara, Müslüman Türk anlamında ‘Türkmen” adı verilmiştir.
156
TARİH 5
?
1.Arap şairler Türkleri hangi yönleriyle anlatmışlardır?
2.Türkler hangi dönemde Müslüman Araplar yoğun savaşlar yapmışlardır? Sebepleri nelerdir?
3.Abbasiler zamanında Türkler niçin İslam Din ’ini kabul etmeye başlamışlardır? Açıklayınız.
4.Müslüman Araplar Hangi Türk devletleriyle çeşitli ilişkilere (savaş,ticaret vb.)
girmişlerdir?
4. TÜRK - İRAN İLİŞKİLERİ
Eski İranlılar, Türklerin yaşadığı ülkelere Turan adını vermişlerdir. Firdevsi’nin
Şehname adlı eserinde Iran-Turan savaşları anlatılmaktadır. Burada sözü edilen Turan kavimlerinin Sakalar (İskitler) olduğu tahmin edilmektedir. I. ünitede de belirttildiği gibi Afrasyab bir Türk hükümdarı olup, onun adı muhtemelen, Türkçe Alp Er
Tunga’dır. Milâttan önceki dönemlerde, İran-Turan mücadelesinde bu ünlü Türk hükümdarı hayatını kaybetmiş ve onun ölümü bütün Türk kavimlerini yasa boğmuştu.
Onun adına söylenen Alp Er Tunga Sagu’su yüzyıllarca nesilden nesile söylenegelmiştir.
Orta Asya’da Kuzey Hun Devleti yıkılınca, Çin egemenliği altına girmek istemeyen Hunların bir kısmı, güneye inerek Afganistan’ın kuzeyine yerleşip burada
Akhunlar (Eftalitler) Devleti’ni kurdular ve İran’daki Sâsânî Devleti ile komşu oldular.
İran’daki Sasanilerle sık sık savaşan Akhunlar, buradaki taht kavgalarına müdahale ettiler. Sasani hükümdarı II. Şahpur zamanında, Akhunlar ile anlaşma yapıldı ve
bir barış dönemi yaşandı. Ancak, bu barış dönemi uzun sürmedi. Akhun hükümdarı
Kün-Han, Sasanilerin iç işlerine karıştı ve korumasına aldığı Sasani veliahtı Firuz’u,
İran’da tahta çıkardı.
484 yılındaki Mazdek isyanı sırasında, İran’da büyük karışıklıklar ortaya çıktı.
İsyancılar tarafından ele geçirilen Sasani hükümdarı Kavad hapsedildi. Bir süre sonra
kurtulmayı başaran Kavad, Akhunlara sığındı. Akhunların yardımıyla Sasaniler, Mazdek isyanını bastırdılar. Akhuniar, VI. yüzyılın başlarında en güçlü dönemlerini yaşarken, İran’da Anuşirvan, güçlü bir hükümdar olarak ortaya çıktı. Bu tarihlerde Orta
Asya’da Kök Türk Kağanlığı kurulmuş bulunuyordu.
Türklerle İranlılar arasındaki ilişkiler, Birinci Kök Türk Devleti zamanında daha
da arttı. Kök Türklerin batı kolunu yöneten İstemi Yabgu Akhunların kontrolündeki
İpek Yolu’nu ele geçirmek Sasanilerle iş birliği yaptı. Bu iş birliği neticesinde Akhun
157
TARİH 5
Harita 05.01: Sasaniler ve Komşuları
Devleti yıkıldı. Akhun Devleti’nin toprakları, iki devlet arasında paylaşıldı. Bir süre
sonra İpek Yolu’nu ele geçirmek isteyen Sasanilerle, Kök Türklerin arası açıldı. Bunun
üzerine Kök Türkler, Sasanilere karşı Bizans İmparatorluğu ile ittifak yaptı. Bu anlaşma sonucunda Bizans-Sasani savaşları başladı.
Avarlar, 619 ve 626 yıllarında iki defa gerçekleştirdikleri İstanbul kuşatmalarını Sasanilerle birlikte yaptılar. 626 yılındaki kuşatma sırasında Bizans İmparatoru
Heraklaios (Herakliyos), Hazar hükümdarı ile anlaşarak Hazarların yardımını almış
ve 40.000 Hazar atlısı ile Sasaniler üzerine yürümüştü. Türk ve Bizans savaşlarıyla
zayıflayan Sasanilere Müslüman Araplar son verdiler (642).
Sasani Devleti’nin 642 yılında yıkılmasından sonra, batıya doğru olan Türk
göçleri, İran üzerinden yapılmaya başlandı. Doğudan batıya doğru ilerleyen Türkler;
İran, Irak, Azerbaycan ve Anadolu’ya yerleşerek, buralarda büyük devletler kurdular.
?
1. Akhun Devleti’nin İran tarihindeki önemi hakkında neler söylenebilir?
2. İstemi Han niçin Bizanslılarla ittifak yapma ihtiyacı duymuştur?
3. Sasanilerin yıkılmasının Türk ve İslam tarihi açısından önemi hakkında neler
söylenebilir?
158
TARİH 5
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Aşağıda verilen çoktan seçmeli sorularını cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi Çinlilerin Türk saldırılarına karşı aldığı önlemlerden biri
değildir?
A. Ordularını Hun tarzında yeniden düzenlemişlerdir.
B. Mani dinini Türkler arasında yaymaya çalışmışlardır
C. Türk akınlarına karşı Çin Seddini yapmışlardır.
D.Türkleri kendi içlerinde bölmeye çalışmışlardır.
2. Çin’e kırk altı sefer yapan Kök Türk hükümdarı aşağıdakilerden hangisidir?
A. Kutluk Kağan
B. Mukan Kağan
C. Bilge Kağan
D.Tapo Kağan
3. “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek
kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra,
kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş”
sözlerini söyleyerek Türk hakanlarının Çin konusunda her an uyanık ve dikkatli
olmalarını vasiyet eden Kök Türk Hükümdarı aşağıdakilerden hangisidir?
A. Tapo Kağan
B. Bumin Han
C. Bilge Kağan
D. Kapgan Kağan
4. 757 yılında bir sefer düzenleyerek Çin İmparatoruna yardım eden ve Çin’i vergiye
bağlayan Uygur hükümdarı aşağıdakilerden hangisidir?
A. Kutluk Bilge Kül B. Bayan Çor
C. Moyen Çor
D. Bögü Kağan
5. Moğolların devlet yönetimi ve kültürlerinde etkili olan Türk kavmi aşağıdakilerden
hangisidir?
A. Kök Türkler
B. Macarlar
C. Hunlar
D.Uygurlar
159
TARİH 5
6. Moğollarla ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A. Türk-Moğol ilişkileri Hunlar dönemine kadar uzanır
B. Moğollar uzun yıllar Hunlar, Kök Türkler ve Uygurların hâkimiyetinde
yaşadılar.
C. Moğollar, ilk defa Cengiz Han döneminde siyasî güç haline geldiler.
D.Cengiz Han’a itaat eden ilk Müslüman-Türk hükümdarı Satuk Buğra Han’dır.
7. Fezâ’il-Etrâk adlı eserinde Türkler’in askerî kabiliyetlerinden övgüyle bahseden
Arap yazar aşağıdakilerden hangisidir?
A. El-Câhız
B. Evs bin Hacer
C. Şammah bin Zırâr
D.Nabiga ez-Zubyanî
8. Hazarlarla Müslüman Araplar arasında ilk ciddi mücadeleler hangi İslam Halifesi
zamanında başlamıştır?
A. Hz.Ebubekir
B. Hz. Ömer
C. Hz.Osman
D. Hz.Ali
9. Maveraünnehir’i alarak Buhara, Semerkant ve Kaşgar gibi önemli Türk şehirlerini
ele geçiren Emevi valisi aşağıdakilerden hangisidir?
A. Haccac bin Yusuf
B. Kuteybe bin Müslim
C. Müslüm bin Said
D.Halid bin Abdullah
10.Kök Türkler Sasanilerle mücadele edebilmek için aşağıdaki devletlerden
hangisiyle ittifak yapmışlardır?
A. Avarlar
B. Akhunlar
C. Emeviler
D.Bizans İmparatorluğu
160
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
18
File Size
5 691 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content