close

Enter

Log in using OpenID

TURKEY IS READY TO SHINE

embedDownload
Bülten
Palamut Group
BULLETIN
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • Sayı Number 3 • Eylül September 2014
MODADA
PARLAMA
SIRASI
TÜRKİYE’DE
moda globalleşİyor. Türk tasarımcı ve üretİcİsİ yeterlİ eğİtİm ve
destekle kendİ moda yolunu çİzmeye karar verdİğİ anda,
genİş bİr pazar ONU beklİyor.
SAYFA
PAG E
TURKEY IS READY TO SHINE
RÖPORTAJ INTERVIEW
RÖPORTAJ INTERVIEW
Bartoli
SPA
Giorgio
Bartoli
SAYFA
PAGE
Palaska
Kemer
Hikmet
Sönmez
12
SAYFA
PAG E
MAKALE ARTICLE
4
GEZİ TRAvEL
Ege
Taban
Vedat
Barlık
İstanbul
SAYFA
PAGE
SAYFA
PAGE
6
11
HABERLER NEWS
Markamı Nasıl Korurum?
How can I Protect My Brand?
RÖPORTAJ INTERVIEW
8
SAYFA
PAGE
15
İyiliğe Elçi Olmak
Gönüllülük değil sorumluluk
To be an Ambassador for Goodness... SAYFA
PAGE
03
Fuar Takvimi
Exhibition Calender
SAYFA
PAGE
2
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
CEO’DAN MESAJ MESSAGE FROM CEO
BİZDEN HABERLER NEWS FROM US
BİZ DE ORADAYDIK
Yenİ sayımızla
hepİnİze
merhaba!
Yaz rehavetini geride bıraktığımız şu
günlerde vitrinler de yavaş yavaş kabuk değiştiriyor, sonbahar modasının
ilk koleksiyonları tüketiciyle buluşuyor, pazar hareketleniyor. Biz de bu
sayımızda modayı merkeze alıyoruz,
değişen trendlerin ayakkabı sektörünü
nasıl etkilediğine bu kez daha yakından
bakıyoruz.
Bu sayı için görüştüğümüz isimler de
bizimle aynı fikirde: Ülkemiz artık daha
uzak mesafeleri koşmaya, daha önce
denemediklerini denemeye ve üretim
kalitesini özgün tasarımlarla desteklemeye hazır. Hem üreticimiz hem de tüketicimiz eskiye kıyasla daha fazla seyahat ediyor, farklı kültürleri tanıyor ve
kendini yeniliklere daha kolay açıyor.
Türkiye hem markaları hem de tasarımcıları açısından ciddi bir potansiyele
sahip. Yüksek bir üretim kapasitemiz
var ve bu alandaki tecrübemiz oldukça
zengin. Bütün bunlara rağmen moda
ve tasarım konusunda pazarı geriden
takip ediyor olmamız düşündürücü…
Oysa doğru tasarımlara hayat verecek
bilgi ve cesarete sahip olmak, hem yeni
trendler yaratmak, hem de kitleleri peşinden sürüklemek ve marka değerini
artırmak için harika bir araç.
İşte güzel bir haber: Paris’te düzenlenen ve her sezon 55 bin civarında
ziyaretçinin gezdiği Who’s Next Fuarı
tarafından önümüzdeki yıl Türk yılı ilan
edildi. Modada gelecek vaad eden tasarımcı ve markaları birleştiren fuara her
yıl daha fazla Türk tasarımcı katılıyor.
Yöneticilerin dikkatini çeken bu durum, aslında teknik ve tasarım yeterliliğimizin Avrupa tarafından da onaylandığını gösteriyor. Dış pazar Türkiye’nin
potansiyelini fark ediyor ve Türk moda
endüstrisinin globalleşme anlamında
ciddi bir dönüşüm sürecinden geçtiğini
düşünüyor. Dileriz yeni sezonla birlikte ülkemiz sadece ayakkabı konusunda değil, modanın her alanında sesini,
kalitesini ve renklerini dünyaya duyurmaya devam eder.
Bir diğer dileğimiz ise yaz başından bu
yana Filistin halkına yönelik saldırıların
daha fazla can almadan sona ermesi…
Katliamın kurbanı olan masum sivillerin, hele hele de çocukların sayısı daha
fazla artmadan bir an önce ateşkes yapılmasını ve siyasi iradenin bu insanlık
ayıbına en kısa sürede bir son vermesini umut ediyoruz.
Saygılarımla,
SEKTÖRÜMÜZ İÇİN
GÜZEL BİR HABER
12-15 Haziran’da İzfaş İzmir 36. Ayakkabı Çanta ve Aksesuarları Fuarı’na, 18-21
Haziran’da ise Gaziantep Gap Shoes Fuarı’na ziyaretçi olarak katıldık. Sektörden
dostlarımızla yeniden görüşme fırsatı bulduk, farklı standlarda yeni ürün ve fikirlerle ilgili verimli görüşmeler yaptık.
Greetings with our
new issue!
WE WERE THERE, TOO
In these days as we are slowly leaving the slow
summer season behind, the shop windows are also
slowly changing, the first autumn collections are
meeting with the consumers, the movements in the
market are slowly increasing. We are also presenting
fashion as our main topic in this issue, and we are
taking a close look at how the changing trends have
impacted the shoe industry.
10 Ağustos’ta yürürlüğe girecek ek vergi haberi ile sevindik. Yerli ayakkabı sanayicisini korumak amacıyla çıkarılan ve ithal ayakkabıya yüzde
30-50 aralığındaki ek vergi getiren yasa sayesinde daha fazla istihdam
sağlanacağına ve sektörün de kısa sürede daha fazla büyüme kaydedeceğine inanıyoruz.
We participated in 36th Shoes, Bags and Accessories Fair in İzfaş İzmir on June 12 to 15 and Gaziantep Gap Shoes Fair on June 18 to 21. We had the opportunity to meet our friends from the industry
and had some productive meetings about new products, ideas and different stands
GOOD NEWS FOR OUR INDUSTRY
Some of the interviewes we have interviewed for
this issue also agree with us: Our country is now
ready to go longer distances, to try the things that
have not been tried before and to support the production quality with original designs. Both our manufacturers and our consumers travel more frequently compared to the past, which allows them to get to
know different cultures and they are more open to
innovation. Turkey has a significant potential both in
terms of the brands and the designers. We have a
high production capacity and our experience levels
in this regard are quite rich. Despite all of these, the
fact that we are following the market from behind is
thought provoking… However, the right design is a
fantastic tool for creating new trends, for trailing the
masses and to increase brand value.
We were delighted with the news of additional taxes that will come into force on 10th of August.
With the legislation, that protects domestic shoes industry and brings 30 to 50 percent additional
taxes to imported shoes, we believe that the industry will grow in a short period of time.
NİJER’E RABVE DESTEĞİ
RAMAZAN’DA BOĞAZ SEFASI
Sosyal duyarlılığını somut girişimlerle ortaya koyan Rabve Vakfı’nın önderliğinde, Askon yönetim kurulu üyeleri ve
diğer iş adamlarının katkılarıyla Nijer’e gönderilmek üzere 65.000 adet Fransızca elifba basıldı.
Palamut Group ailesi çalışanları olarak Ramazan ayını bir de Boğaz’da düzenlediğimiz iftar yemeğiyle kutladık. Teknemizde iftariyelikler eşliğinde hem
lezzet hem de Boğaz turu yapmanın keyfi bir başka oldu…
NIGER SUPPORT FROM RABVE
RAMADAN GLORY IN BOSPHORUS
Good news: The Who’s Next fair that is organized in
Paris and attended by 55 thousand visitors each season have announced that next year will be the Turkish year. More and more Turkish designers attend
the fair, which brings together promising designers
and brands in fashion, each year. Also drawing the
attention of the managers, actually this shows that
our technical and design competence is also approved by Europe. The foreign markets realize the
potential in Turkey and they think that the Turkish
fashion industry is going through a significant transformation in terms of globalization. We hope that
with the new season, our country will continue to
make itself heard and will show its colors not only in
the shoe industry but in every field of fashion.
With the leadership of Rabve Foundation, which demonstrates social
sensitivity through concrete actions, and with the attendance of Askon
board members, 65000 French alphabet was published to be sent to Niger.
We hope to keep this friendship alive with new initiatives.
As Palamut Group employees we celebrated Ramadan with a lovely dinner on a boat. We enjoyed our dinner with different tastes and an amazing Bosphorus tour..
FUAR TAKVİMİ EXHIBITION CALENDER
Micam Milano
ACLE
Another wish we have is for the attacks against the
Palestinian nation that have been going on since
the beginning of the summer to stop without taking
more lives… We hope that a ceasefire shall be established before more innocent civilians and especially children become the victims of this massacre
and we request from the political authorities to stop
this shame of humanity.
31.08-03.09.2014
(Çin Deri Fuarı) (All China Leather Exhibition)
03-05.09.2014
Lineapelle
10-12.09.2014
Micam Shangai
24-26.09.2014
Fashion Access (FA) Hongkok
25-27.09.2014
AYMOD (Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı)
05-08.11.2014
İYİLİĞE ELÇİ OLMAK…
Rabve Vakfı, toplumsal sorunların en
büyüğü olan yoksulluğun giderilmesine
el vermek amacıyla, Palamut Group tarafından kuruldu.
Vakıf; bölge, din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmaksızın dünyanın herhangi bir
yerinde sıkıntıya düşmüş, aç ve açıkta
kalmış; doğal afet gibi sebeplerle mağdur olmuş, evsiz, yurtsuz tüm muhtaç insanlara yardım ulaştırmak ve burs yolu
ile de öğrencilere destek vermek gayesiyle çalışıyor. Dernek,
Bingöl, Viranşehir, Nijer ve Lübnan’da yardım faaliyetlerini sürdürüyor.
(International Shoe Fashion Exhibition)
AYSAF (Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı)
3-6.12.2014
(International Shoe Suppliers Industry Exhibition)
Gönüllü faaliyetlerle başlayan ve 2014
yılında kurumsallaşan bu çalışmalar
kısa sürede Türkiye’den tüm dünyaya
ulaşan bir yardım eline dönüştü. Küresel barış ve huzurun ancak toplumların
eşitsizlikleri gidermek üzere sorumluluk almasıyla sağlanabileceğine inancıyla kurulan Rabve Vakfı, yoksullukla
ilgili duyarlılık oluşturma misyonuyla
çalışıyor. Bu süreçte bağış ve bağışçının
büyük rol oynadığını fark eden toplumlar, insanı insan yapan değerleri yaşatmanın mutluluğunu taşıyor…
Palamut Group Bülten
Sincerely,
[email protected]
İmtiyaz Sahibi
Palamut Group adına
Recep Palamut
RECEP PALAMUT
Yayına Hazırlayan & Tasarım
iSeeCreative Reklam Hizmetleri
www.iseecreative.com
Palamut Group, CEO
2
Baskı
Ekspres Grafik Baskı Sis. Mat. ve Yay. San. Tic. Ltd. Şti.
İkitelli Org. San. Bölgesi. Atatürk Bulvarı Deposite İş
Mrk. A6 Blok Kat:3 No: 309-311 Başakşehir - İSTANBUL
Ulusal, Türkçe ve İngilizce üç aylık sektörel yayındır.
Ücretsiz olarak dağıtılır.
3
TO BE AN AMBASSADOR FOR
GOODNESS…
With the purpose of eliminating the poverty
which is the biggest social problems, Rabve Foundation has been established by Palamut Group.
Foundation; works with the aim to get help to all
persons in need of nursing who are in hard up,
hungry and homeless anywhere in the world; suffer from reasons such as natural disaster, homeless, rootless and to give support to students
through grant without region, religion, language,
race and communion exception. Association carries on the welfare activities in Bingöl, Viranşehir,
Niger and Lebanon.
These works starting with voluntary activities and
institutionalized in 2014 year represent a helping hand that reaches all over the world from
Turkey. Rabve Foundation which has been established with the belief that the global peace and
attendance will only be ensured providing that
the societies take over responsibility to remove
the inequalities, works with the mission to create
awareness in regard to poverty. Societies play a
big part in the process until this awareness turns
into a contribution.
PALASKA’NIN KURULUŞ HIKAYESI NEDIR?
1923 yılında dedemiz Yugoslavya’dan
İzmir’e geliyor ve bu mesleğe başlıyor.
İstanbul’a da gidip-gelip mal satıyor ve
daha sonra üretimi İstanbul’a taşıyor.
Önce evde, sonra Mercan’da bir handa 10
m2 bir dükkanda başlıyor. Dayılar devralınca önce 350 m2’ye sonra 1000 m2’lere
çıkartıyorlar atölyeyi. Şimdi de biz dayılarla birlikte devam ediyoruz. Büyümemizin
sebebi hem yapmış olduğumuz işin kalitesi hem de bu işi sevmemiz. Bir
başka sebep de bir müşterimizin
bizi küçük görmesi. Baktık bu iş ‘ye
kürküm ye’ biz de hem müşterilerimizi büyüttük hem de kendimiz büyüdük. İlk kurulduğumuz günden
bu yana tek imalatımız kemer üzerine. 1975’ten itibaren yurt dışına
da üretim yapmaya başladık.
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
Röportaj INTERVIEW
Röportaj INTERVIEW
PALASKA KEMER
HİKMET SÖNMEZ
‘’KİM NEYİ YAKIŞTIRIYORSA O ARTIK MODA’’
KENDA FARBEN ÜRÜNLERI IÇIN PALAMUT GROUP’LA ÇALIŞIYORSUNUZ. İŞ ILIŞKILERINIZ NASIL, MEMNUN MUSUNUZ?
Palamut Group’un elinde sürekli
stok var. İstediğimiz zaman, istediğimiz kadar alıyoruz. Bütün bunlar
avantaj. Bizim stoklamamız gerekmiyor. Ayrıca bu süreçte kullanılan otomatik makineler sayesinde
eskiden 4 kişiyle yaptığımız işi 2
kişiyle bitiriyoruz. Bir de hızdan dolayı avantajlı oluyor tabi.
FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ?
Fuarcılık eskiden iş demekti, şimdi
ise firmaların birbirlerine gösteriş
yapması oldu. Artık hiçbir fuara katılmıyoruz. Ne yerel ne de uluslararası. Tamamen tavsiye üzerine iş
yapıyoruz. Müşteriler birbirlerine
tavsiye ediyor. Fransa’da 23 tane
müşterimiz var, 568 tane ihracat
müşterimiz var mesela. Bizde pazarlama bölümü yoktur. Biz müşterimize ürünümüzü söylediğimiz
zamanda, söz verdiğimiz şekilde
göndeririz, hepsi bu. Fuara katılsam
nasıl başa çıkarım?
KENDA FARBEN FINISAJ ÜRÜNLERININ TEKNIK VEYA MODA AÇISINDAN YETERLILIĞINDEN MEMNUN
MUSUNUZ?
Bir sıkıntımız yok. Zaten piyasa
hangi ürünü kullanırsa sen de onu
kullanmak
mecburiyetindesin.
Ayakkabı sektörü Kenda’yı seçerse sen de onunla yürümek durumundasın, çünkü farklı markaların
boyalarıyla aynı rengi tutturman
imkansız. Ton farkı olur.
HITAP ETTIĞINIZ MÜŞTERI KITLESI
HANGISI?
Aşağı yukarı Türkiye’deki bütün
markalar. Ama zincir mağazalarla
fazla işimiz yok, çünkü onlar hızlı
mal ve fiyat odaklı.
Moda eskİsİ gİbİ
değİl. Yakışan
her şey moda
HIÇBIR PAZARLAMA FAALIYETI
YÜRÜTMEKSIZIN BU KADAR BAŞARILI OLMANIZIN NEDENLERI NELER?
Bir kere müşteriyi kandırmıyoruz.
Kalite olarak elma gösterip armut
satmak yok bizde. Elmaysa elma,
armutsa armut. Ucuz kalite mi istiyor müşteri, bizde var. Pahalı mı
istiyor, pahalı da var. Hammadde benim elimde, onunla sen ne
istersen onu üretirim. İyi mal istersen iyi mal, kötü mal istersen
kötü mal üretirim. Yelpazeyi geniş
tuttuk. Sonuçta bu bir arz-talep
meselesi. Her kesime hizmet ettiğin için
iş yapıyorsun. Her ürün neticede para
kazanmak için yapılıyor, ticaretin amacı
bu. Ucuz yapan da para kazanıyor. Ama
armuda elma fiyatı vermek olmaz.
AMA SEKTÖRDE BU TIP SORUNLAR SIKÇA
YAŞANABILIYOR MAALESEF. SEKTÖRÜN
GIDIŞATINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
Bizim sektörde 3-3,5 dolar civarında
işçilik gideri var, ama malzeme pahalı.
Onun için bizim Çin’den korkumuz yok.
Çin ancak suni deride bizi vurur, çünkü
suni derinin hammadde fiyatı ucuz. Ama
işçilik yoğun olan bir takım elbise bizde
36, Çin’de 6 liraya geliyor. Onun Çin’de
yapılmasında avantaj var, kemerde bu
avantaj yok.
RILERIN TALEP ETTIĞI BIR ŞEY MIYDI?
Müşteriden ziyade biz kendi sağlığımız
açısından tercih ettik bu ürünü. Eskiden su
bazlıların yapışkan özelliği pek fazla değildi ama artık gelişti, kalitesi arttı. Yoksa
su bazlı yapıştırıcı kullanımı müşterinin
farkına varacağı bir şey değil aslında. Müşteri görsele bakar, beğenirse alır. Bilinçli
müşteri yok. Bir ürüne yüksek fiyat koyduğun zaman müşteri bu iyi üründür diye
düşünüyor. Sıkıntı da orda zaten.
YURT IÇINDEKI TABLOYU NASIL DEĞERLENDIRIYORSUNUZ?
Yurt içinde herkeste ufalma var, çünkü
insanlar bilinçsizce borçlandı. Ev aldı, araba aldı. Adam para kazanacak ki harcasın.
Ama kazandığı parayı eve bağladı, arabaya bağladı. O adam artık gidip alışveriş
yapmaz ki! Başbakan niye ‘ihracat ihracat’ diyor? İhracata çalışacağız, oradan bir
para gelecek ki iç piyasadaki borçlarımızı
ödeyelim. Ama sadece iç piyasada kalırsak, ürünleri satamayacak hale geleceğiz.
Satamayınca üretmeyeceğiz, üretmeyince
işçilerimizi çıkartacağız. Bu işler zincirleme ilerler. İnsanlar 1500 TL maaş alıyor,
1000 lirasını ev borcuna yatırıp 500 lirayla
geçinecekse piyasa açılır mı, açılmaz. İşçi
para kazanmak zorunda. Ama bir işçinin
işverene nerdeyse aldığı maaş kadar da
maliyeti var. Oysa devlet işçinin maaşına
bir parça da kendi bütçesinden eklese, o
işçi ekstradan harcama yapabilecek hale
gelir. İşveren açısından da merdiven altı
üretimle baş etmek kolaylaşır.
Sektörde vadelerin uzamasının sebebi
herkesin birbirinin üstüne binmesi. Bu
zincir patladığı zaman altından kimse kalkamaz. Herkes çark dönsün diye şu anda
birbirini destekliyor. Mesela %50-60 ihracatım olmasa ben dönemem. Bu şekilde
anca faize bulaşmadan, öz sermayemle
dönüyorum.
SU BAZLI YAPIŞTIRICIYA GELIRSEK, SIZ NE
GIBI AVANTAJLARINI GÖRDÜNÜZ, MÜŞTE-
4
MODA AKIMLARI AYAKKABI, DERI,
KEMER SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKILIYOR SIZCE?
Eskiden düz, natürel deriler vardı.
Ama şimdi kârlılığı artırmak için
el işçiliği, el boyaması, el finisajı
gibi uygulamalar revaçta. Bunlar
özellikle ayakkabı üretiminde zorlar, çünkü bir ayakkabıyla öbürünü
tutturman kolay olmaz. Ama kemer
gibi tek parça işler için kolay yöntemlerdir. Konu modaysa, şu an her
şey moda. Kim neyi yakıştırıyorsa
moda. Moda birilerinin arkasından
gitmek demek. Fuşya rengini Prada yaptığı zaman çok güzeldir, sen
yaparsın hiç de güzel olmaz. Yeter
ki sen güzel şeyler yap. Çünkü bir
marka bir şeyi yaparsa moda oluyor, o marka yapmazsa o moda olmuyor. 3 parmak eva tabanı Prada
yaptı. Sen görsen onu alır mıydın?
Ama Prada yaptı ya, şimdi herkes
onu istiyor. Bizim en büyük eksiğimiz kendi tasarımlarımızı yapmamamız. Mesela biz kendi tokamızı,
kemerimizi kendimiz tasarlarız.
Model ekibimiz var. Sen bir çizim
ver, onlar yapar. Ya da bir ayakkabı
ver, ona uygun kemeri yapar.
Eskiden fuarlarda ‘Bu sene bu renkler
moda’ denirdi. Giyimde de ayakkabıda da
kemerde de o renkler ve tonlarıyla koleksiyon yapılırdı. Şimdi öyle değil. Eskiden
erkek adam rugan ayakkabı giymezdi mesela, ancak smokinin altına giyilirdi, ama
artık çok satılıyor. Spor ayakkabının kenarı
bile rugan yapılıyor. Ama yurt dışında o kadar rugan yok mesela, bizde var!
Artık müşteri sana isteğini söylüyor, sen
de o doğrultuda koleksiyon yapıyorsun.
Burada yüzlerce model var ama kimi
müşteri geliyor, şunun şurasını alalım,
bunun burasını alalım derken ortaya
farklı farklı koleksiyonlar çıkıyor. Bu du-
rumda bir modadan söz edebilir miyiz?
Hayır. Herkes sattığı malı alıyor. Yeter ki
ne satabileceğinin kararını vermek, ona
inanıp onu almak. Bazısı yenilik yapacağım diye çorba yapıyor. Şov amaçlı tasarım ayrı. Görünce hoşunuza gidebilir ama
iş satın almaya gelince sokağa giyebileceğiniz bir şey alıyorsunuz.
20 sene öncesine kadar işe kot pantolonla
giden adamı içeri almazlar, işini de ciddiye
almazlardı. Beni adam yerine koysunlar
diye fuara takım elbiseyle giderdim. Ama
artık böyle şeyler geçerliliğini yitirdi. Öyle
bir kaygı yok. Herkes aşırı rahat! Tarz değişiyor, insanlar değişiyor.
SEKTÖRDEKİ BÜTÜN SIKINTILARI BILEN
BIRI OLARAK BU IŞLERE ATILMAK ISTEYEN
GENÇLERE NE TAVSIYE EDERSINIZ?
Biz şanslıydık, hem işi biliyoruz hem de
sermayemiz oluştu. Yeni neslin böyle bir
para kazanırsın! Kimse bu şartlarda girmez
bu işlere. İşi gerçekten sevmek, bilmek,
öğrenmek lazım. Bunun için de sabır ve
zaman lazım ki o da yeni nesilde yok! El
kabiliyeti kalmadı. Maneviyat bitiyor. Tüketicilik var, üreticilik yok. Ama gün gelecek, zanaatı olan insan daha değerli olacak, çünkü yapan kalmadı. Şu an emeğin
değeri yok, çünkü bir ayakkabıyı Çin’de
5 liraya yaptırıp getiriyorsun. Ama Çin’de
de fiyatlar arttığı zaman, hepimizin canını
okuyacak. Avrupa ekonomisi bu sebeple
geriye gitti. Ne kadar çok işçi çalıştırırsan
piyasadaki alım gücünü o kadar artırırsın.
Şimdi biz yanımızdaki elemanı çıkarıp nasıl olsa ucuz diye Çin’den alıyoruz. Ama bir
süre sonra iç piyasada o kemeri alan insan
kalmayacak. Sektör bitiyor.
GÜN GELECEK, ZANAATI OLAN İNSAN
DAHA DEĞERLİ OLACAK, ÇÜNKÜ YAPAN
KALMADI
işi yapabilmesi için ne bilgisi yeterli, ne o
vizyonu var, ne de sermayesi var. Eskiden
bu iş sermayesiz olurdu. Bir dikiş, bir traş,
bir de kesim makinesi aldın mı yavaş yavaş
işi büyütebiliyordun. Şimdi deri almaya
gitsen seni kimse tanımaz, sermaye lazım.
Deriyi parayla aldın, 12 aylık satacaksın.
12 aylık derini tedarik edecek bir para lazım. O para var mı? Yok. Zaten o para olduğu zaman kiraya ver, kiradan daha çok
İŞ DIŞINDA HOBILERINIZ VAR MI?
Fırsat buldum mu Sapanca’ya gidiyorum. Doğanın, ormanın içinde kafamı dinliyorum.
PALASKA KEMER
WHOEVER MAKES GO WITH WHATEVER, THAT’S ALREADY THE FASHION
ARE YOU TAKING PLACE IN FAIRS?
Participating in fairs formerly meant more business. Now it became like the companies showing off. Now, we participate in no fairs. Neither
local nor international. We are doing business
completely on recommendation of our customars to each other. We have 23 customers in
France, 568 export customers for instance. We
don’t have a marketing department. We send
our product to our customers in the determined
time and in the promised condition, that’s all it
is. What if I participate in fairs, how would I have
been able to manage it?
WHAT IS THE CUSTOMER MASS THAT YOU CATER FOR?
More or less all brands in Turkey. However we
have nothing to do with chain stores, because
they are fast product and price oriented.
WHAT IS THE REASON YOU ARE THIS MUCH SUCCESSFUL ALTHOUGH YOU ARE NOT CARRYING OUT
ANY MARKETING ACTIVITY?
First of all, we don’t deceive our customers. As
quality, we don’t sell oranges after showing applese. Apples if said apples, oranges if said oranges. Does the customer want cheap quality, we
have it. Does the customer want expensive one,
we have that one too. The raw material is in my
hands. I can produce whatever you want with
that. You want good quality, I produce good product. You want bad quality, I produce bad product.
We kept the spectrum wide. It is all about supply
Benim için gidince sıkılmadığım yer
Marmaris. İtalya’ya gittim mi 3 gün sonra sıkılıyorum. Beyaz peynirle domatesi
özlüyorsun! Memleketimiz güzel ama
elimizdeki değerlerin farkında değiliz.
Cennet gibi bir ülkemiz var. Yurt dışından hangi müşteri gelse bayılıyor. Yunanlı müşterimi bile burada balıkçıya
götürdüm, bayıldı. Çünkü buradaki çeşitlilik orda yok.
HOW DO THE FASHION TRENDS AFFECT THE SHOE,
LEATHER AND BELT SECTOR IN YOUR OPINION?
In the past there were flat, natural leathers. But
now, in order to increase the profitability, some
applications like hand-painting, hand-finishing
are in demand. These compel us especially in
shoe production, because it is not easy to make
one pair of shoes the same with the other pair.
But it is easy for the one-piece products like belt.
If the matter is fashion, now everything is fashion. Whoever makes go with whatever that is the
fashion. Fashion doesn’t mean to follow some
people. When Prada uses fuchsia, that is awesome. When you use that color, it becomes not
beautiful. It is enough to make beautiful products. Because, if a brand makes something, then
that becomes fashion. If that brand doesn’t make
it, then it doesn’t become fashion.
HİKMET SÖNMEZ
WHAT IS THE FOUNDING STORY OF PALASKA?
Our grandfather comes to Izmir from Yugoslavia
in year 1923 and starts to this profession. Also,
he commutes to Istanbul and sells goods and
later on he carries the production to Istanbul.
Firstly at home, then in a 10 m2 of a store of an
office block in Mercan he starts to produce. After
uncles takes the business over, they grades the
workshop up firstly to 350 m2 and then to 1000
m2. And now, we are continueing along with our
uncles. The reason for our growth is the quality
of the work we do and that we love this business. Another reason is that our customers had
started to see us small business. As we realise,
this business has a principle of luxury image and
appearence, we grew along with our customers.
From the first founding day until now, we always
manufacture belts. Since 1975 we have been
producing for also foreign markets.
İŞ SEBEBIYLE SIK SEYAHAT EDIYOR MUSUNUZ?
Hayır. Eskiden fuarlara en azından kendim gezmeye gidiyordum ama şu an hiçbir yerde bir yenilik yok, bitti artık. İnsanlar kazandıkça yeni bir şeyler üretiyorlar.
Kazanmayınca bir şeye değmez diyor,
üretmemeye başlıyor. Eskiden İtalya’da
bir fuara gitsen, nerden baksan bir 20-25
yeni toka görürdün. Son 5 senedir hiçbir
şey yok. Fuarlar durmadan ufalıyor.
and demand after all. You are doing business just
because you are serving to all sectors. All products are made for earning money in the end, the
purpose of commerce is this. The one who makes
cheap product also earns. However, giving the
price of an orange to an apple is not acceptable.
BUT UNFORTUNATELY, THIS TYPE OF PROBLEMS
CAN OCCUR FREQUENTLY IN THE SECTOR. WHAT DO
YOU THINK ABOUT THE COURSE OF THE SECTOR?
There are labor costs of around $ 3- 3,5 in our sector, but the material is expensive. Therefore we
aren’t afraid of China. Chine can only damage us
with imitation leather. Because the raw material
price of artificial leather is low. But a suit which
has intensive labor work makes here 36 liras and
in China 6 liras, so it is advantageous to produce it
in China. But belt hasn’t this advantage.
everybody supports each other in order to turn
over. For example if our company has an export
capability of 50-60%, then we cannot turn over.
We handle it in this way with our own fund and
without interest.
IF WE CONSIDER THE WATER-BASED GLUE, WHAT
KIND OF ADVANTAGES YOU HAVE HAD, WAS IT
SOMETHING THAT THE CUSTOMERS DEMANDED?
We preferred it for our own health rather than
the customer. In the past, water-based glues
wasn’t very sticky, but now it has evolved , its
quality has increased. Or else, in fact the use of
water based glue is not a kind of thing that the
customer can realize. The customer looks at the
visual quality, if he likes then he buys. There aren’t conscious customers. When you put a high
price to a product, the customer considers it
qualified. The problem is here in fact.
HOW DO YOU CONSIDER THE SCENE OF THE
COUNTRY ?
In the country everyone becomes smaller, because the people get into debt insensibly. They
bought house, car. One should spend money if
he/she earns money. But he/she puts money on
the house , car. That man doesn’t trade anymore!
Why does the Prime Minister say ‘ export export’
? We will try to export and earn money then we
will have a chance of discharging in the domestic
market. But if we stay only in domestic market,
we will become unable to sell the products. We
won’t produce as we couldn’t sell the products.
Then we will dismiss our workers. These go on in
a progress of chain. People have a salary of 1500
liras. If someone puts 1000 liras on house debt
and lives with 500 liras, does he/she break on the
market? No. Employee has to earn money. But an
employee costs to employer as much as the sal-
YOU ARE WORKING WITH PALAMUT GROUP FOR
THE KENDA FARBEN PRODUCTS. HOW ARE YOUR
BUSINESS RELATIONS, ARE YOU SATISFIED?
Palamut Group has the stock continuously. We
can buy from them when we want and in the
amount that we need. All these are advantage.
We don’t need to stock them. On the other hand,
we complete the work, that needs 4 people in
the past, with 2 people now with the help of the
automatic machines. Quickness also makes it advangeous.
FASHION ISN’T LIKE BEFORE.
EVERYTHING THAT SUIT YOU
IS FASHION
ARE YOU SATISFIED WITH THE SUFFICIENCY OF
KENDA FARBEN FINISHING PRODUCTS IN TERMS
OF TECHNIQUE AND FASHION ?
We have no problems. As a matter of fact, you
have to use the products that are used in the
market. If the shoe sector prefers Kenda, you also
have to prefer it. Because it is impossible to have
the same color with the other brands’ color. Tone
contrast occurs.
ary he/she received. However, if the government
adds a piece to the salary of the employees, that
employee can spend money comfortably and for
the employer coping with the under the counter
production gets easier.
There is an extension of the term in the market
because every parties are leaning on the others.
If this chain collapses, nobody overcomes it. Now
5
Formerly, in the fairs they say ‘This color is trend
this year.’ Then, that color and its tones were
used in clothing, shoe and belt a collection was
prepared with these products. Now the customer
say their priorities, then you prepare the collection in that way.
SO, AS A PERSON WHO KNOWS THE DIFFICULTIESIN THIS SECTOR , WHAT DO YOU RECOMMEND TO
THE YOUNG PEOPLE WHO WANT TO LAUNCH INTO
THE BUSINESS?
We were lucky, we both knew the business and
we had the capital. The new generation neither
has the enough knowledge nor the vision not
even capital. It is a must to love, know and learn
the job. For this, patience and time are needed
but the new generation don’t have them. No
more hand skills left. The spirituality is ceasing.
We have consumerism, rather than productivity.
But one day, the person who has handicraft will
become valuable, because nobody with handicraft is left.
DO YOU TRAVEL FREQUENTLY DUE TO WORK?
No. Formerly yes but now there is nothing new
in nowhere. People produce new things as they
earn money. If they can’t earn money, they think
that it doesn’t worth and they give up producing.
Italy is the same as well, everywhere is the same.
Profitability stopped. When you went to a fair in
Italy formerly, you saw at least 20-25 buckles.
There is nothing for the last 5 years. Fairs are
getting smaller day by day. Marmaris is the place
where someone goes and doesn’t get bored,
from my view. When I go to Italy, I get bored
in 3 days. You miss white cheese and tomato !
Our country is beautiful but we aren’t aware of
the values that we have. We have a country like
paradise. All the customers who came here from
abroad likes enormously. I took even my Greek
customer to a fish restaurant. Because the diversity here doesn’t exist there.
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
Röportaj INTERVIEW
Röportaj INTERVIEW
lanmadık. Bu tip fonlar var biliyorum ama
çok da tanıtımını duymuyoruz sanırım, o
nedenle ilgimi çekmedi. Kendi imkanlarımızı kullandık hep.
EGE TABAN
ANTEP’E GELECEK OLANLARA NE GIBI TAVSIYELER VERIRSINIZ?
Antep son dönemde gerçekten büyüdü
ve merkez haline geldi. İç turizmden de
çok insan çekiyor. Benim bilmediğim yerleri biliyor dışardan gelenler! Son yıllarda
birçok değişik müzeler açıldı, çok güzel
restorasyon çalışmaları yapıldı. Yahudi,
Ermeni, Türk bir arada yaşadığı zengin bir
geçmişi var Antep’in. Hafta sonu giderseniz Pazar günü Antep’te kebap günüdür
mesela, bütün restoranlar doludur. Et kalitesi çok iyidir.
VEDAT
BARLIK
İŞ GEREĞI ÇOK SIK SEYAHAT EDIYORSUNUZ. SEVDIĞINIZ ÜLKELER, ŞEHIRLER
HANGILERI?
Yurt dışında Rotterdam ve Porto’yu çok
sevmiştim. Bilhassa Porto’nun eski yapılarından etkilenmiştim. Rotterdam’ın da,
tam tersine, modernliği etkileyici gelmişti.
ŞİMDİKİ GENÇLER STRESE GELEMİYOR!
TÜRK AYAKKABISININ KALİTESİ
ÇOK GÜZEL. AMA
PAZARLAMA SORUNUMUZ VAR.
BIZE KISACA FIRMANIZDAN BAHSEDER MISINIZ?
Bu iş bizim baba mesleği. Babam 60’lı yıllarda plastik işine giriyor. O zamanlar Antep için çok yeni bir iş sahası bu. Komple
plastik terlik, çizme ve ayakkabı üretiyor.
Ama taban işine geçişimiz 1995’te oluyor. Babam bir gün ayakkabıcılar sitesine
gidiyor, ürün verdiğimiz müşterilerden
biri ‘Dikkatimi çekti, Antep’te bu kadar
ayakkabıcı var, bir tane tabancı yok’ diyor.
Babam tam bir girişimci! Biz 2 gün sonra
Özyılmaz Makina’yı bulup taban makinesi
alıyoruz İstanbul’dan. Taban işine de böylece girmiş oluyoruz.
NE TÜR TABAN ÜRETIYORSUNUZ, HEDEF
KITLENIZ NEDIR?
Neredeyse her türlü tabanı üretiyoruz: Neolit taban, poliüretan, termo, kauçuk... Şu
anda sadece eva taban yok, ona da şimdilik gerek görmedim. İç piyasa sıkıntılı. 3-4
yıl önce 1 yıllık çek veren firmalar artık 15
aylık çek vermeye başladı. ‘Vadeler böyle
oldu’ diyorlar. Zaten stresli bir iş, eva taban
şimdilik kalsın dedim! İstanbul şubemizi
açalı 2 yıl oldu. Burası her şeyin merkezi,
vizyonumuzu genişletti. Hedef kitlemizi
de her geçen gün genişletiyoruz.
PEKI PALAMUT GROUP’LA ÇALIŞMAK IŞINIZE NE GIBI AVANTAJLAR KATTI?
Palamut Group’la 6-7 yıldır çalışıyoruz.
Onlardan satın aldığımız tek ürün neolit.
Bizim firma olarak iddialı olduğumuz bir
alan. Malzemenin %90’ını onlardan temin
ediyoruz. Şu anda tabanda görsellik çok
ön planda mesela. Palamut Group ürünleri
de boya ve renk anlamında bize kesinlikle
çok şey katmıştır. Bir de biz Palamut Group
ile yıllık program yaparak çalışıyoruz. Bu
ürün Uzakdoğu’dan geldiği için tedarik
edilmesi zaman alıyor. Belli zamanlarda
elimizde olacak şekilde sözleşiyoruz ve
Palamut Group da programa sadık kalıyor.
İş süreçleri açısından Palamut Group’la şu
ana kadar hiçbir sorunumuz olmadı.
Biz de gezip gördükçe dünyadaki eğilimleri daha net fark ediyoruz.
İŞE YÖNELIK YATIRIM VEYA ŞUBELEŞME
PLANLARINIZ VAR MI?
Taşınacağız. İstanbul şubemizden memnunuz ama şubeleşme konusunda yeni
bir çalışmamız olmayacak. Zaten benim
açımdan bir ayın en az 10 günü İstanbul’da geçiyor!
PEKI NEDEN EGE TABAN? SIZI AYNI IŞI YAPAN DIĞER FIRMALARDAN AYIRAN ÖZELLIKLER NELER?
Öncelikle müşterinin isteklerine ve beklentilerine önem veriyoruz. Şu anda da
tüm ürünlerimizde müşterilerimizin beklentilerini karşılamayı başarıyoruz. Ama
bu yetmez. Eksiklerimizi de görüyoruz ve
karşılamaya çalışıyoruz.
ANTEPLI BIR ÜRETICI OLARAK SIZ İSTANBUL’DAKI ORTAMI, TICARETI, IŞ ILIŞKILERINI NASIL BULUYORSUNUZ?
İstanbul’un ticaret yapma şekli bizim oradan daha farklı tabi. Çünkü İstanbul’a gelen müşteri kitlesi çok çeşitli. Bu çeşitliliği
gördükçe sizin de işe ve ticarete olan bakış açınız değişiyor, gelişiyor. Hatta bu yeni
bakış açısından dolayı bazen Anadolu’daki
müşterilerle çelişkiye düşüyorsunuz!
İSTANBUL’DAKİ
MÜŞTERİ, ÇEŞİTLİLİĞİ
GÖRDÜKÇE İŞE VE
TİCARETE OLAN
BAKIŞ AÇINIZ
GELİŞİYOR.
PEKI FUARLARA KATILIYOR MUSUNUZ?
2-3 yıldır İstanbul fuarlarına katılıyoruz.
Eskiden Antep’tekilere de katılıyorduk
ama artık zaman açısından uymuyor. Ben
fuar ortamını, oradaki kaynaşmayı çok seviyorum. Yurt dışından gelen müşterilerle
konuşup beklentilerini görmek çok ilginç
oluyor. Onların Türkiye’ye nasıl baktığını
görüyorsunuz. Bilhassa Kuzey Afrika’daki
ülkelerden ve Ortadoğu’dan bakınca Türkiye’nin üretim anlamında ne kadar kendini kanıtlamış bir duruma geldiğini fark
ediyorsunuz. Ayakkabı işinin merkezi İtalya’dır tabi ama sanki Türkiye ikinci sıraya
yerleşmiş gibi geliyor bana. Son dönemde
yurt dışındaki birkaç firmaya özel taban
yaptık. Türk ayakkabı sektörü olarak hem
fiyat hem de hizmet avantajımız var. Öyle
bir tabanı İtalya’da yaptıracak olsanız bütün masraflarını karşılamak zorundasınız.
Ama biz burada hazırlığı, kalıpları yapınca
avantajlı oluyor. Eh kalitemiz zaten güzel...
Tabi bütün bunlar son 15-20 yılın bir sonucu. Türk insanı artık geziyor, dünyayı
dolaşıyor, her taraftan bir şeyler öğreniyor.
YENI AR-GE YATIRIMLARINIZ VAR MI?
Evet, şu anda ürünleri daha da güzelleştireceğini tespit ettiğimiz birkaç makine var.
Onlara yönelik görüşmelerimiz sürüyor.
Bugüne kadar sadece erkek ayakkabısı
için üretim yapıyorduk. Bir noktada kadın
ürünlerini de üretir hale gelmek istiyoruz
ama önce araştırmamız lazım. Benim karakterimde ya hep ya hiççilik var. Bir işin
hakkını vermek için, kaliteli ürün üretmek
için daha baştan iyi hazırlanmaya önem
veriyorum.
SEKTÖRÜN GELECEĞI HAKKINDAKI FIKIRLERINIZ NELER?
Kalite arttıkça müşteri kitleniz de değişiyor. Bu bakımdan Türkiye’deki ayakkabı
sektörünün geleceğinin parlak olduğunu
düşünüyorum. Türk ayakkabısının kalite-
6
si çok güzel. Ama pazarlama sorunumuz
var. En son Moskova’daki mağazalarda
gördüm: Bizim en kaliteli marka Türk
ayakkabılarını, sentetik Çin ayakkabılarıyla aynı rafa koymuşlar, aynı fiyata satıyorlardı. Bunu görünce gerçekten üzüldüm. Tabi biz yarı mamul ürettiğimiz için
benim elimden bu konuda bir şey gelmiyor. Ama özellikle ayakkabı markalarının
pazarlama ve imaj sorununu ciddiye alması gerekiyor bence.
MODA AKIMLARI AYAKKABI SEKTÖRÜNÜ
VE FİRMANIZIN ÜRETIM KARARLARINI
NASIL ETKILIYOR?
Ülke olarak kendi modamızı yarattığımız
söylenemez. İtalya tarzını benimsiyoruz.
Daha şık modelleri seviyoruz. Mesela Almanlar için konfor ve rahatlık önemlidir.
Bizde özellikle erkek ayakkabısında konfor grubuna yönelik bir üretim artışı var
ama genelde hala takım elbise ayakkabısı
tarzını tercih ediyoruz.
Örneğin Çin’de yan sanayi çok güçlü.
Ayakkabı sektörünü de sermaye yönünden yan sanayi taşıyor. Bize bakalım, mesela şu anda Antep ayakkabı sanayi kalite
yönünde çok iyi durumda ama büyük markalara fason çalışmaktan öteye gidemiyor.
Kendi markasını çıkaramıyor. Tekstilde de
aynı sıkıntı var. 5-6 sene önce yurtdışına
gittiğimde bir mağazada ‘Bizim en kaliteli
takımlarımız Türkiye’den geliyor’ demişlerdi. Daha ucuzları hep Uzakdoğu mallarıydı. Ama bu kaliteyi markalaşma yönünde kullanmayı beceremiyoruz maalesef...
Bir de Türkiye’nin en büyük sorunu sezon
ve vade sorunu. Gittikçe de kötüleşen bir
sorun ve acilen çözülmesi gerekiyor. Sektörün ve esnafın önündeki en büyük engel. Sermaye girişiyle çözülebilecek bir
sorun ama bizde hep sermaye çıkışı var.
Ev, araba alıyoruz, ama işe yatırım yapmıyoruz. Şu anda yan sanayi olarak, Palamut
Group, dericiler, tabancılar olarak, ayakkabıcıları biz fonluyoruz. Sektör şimdilik
böyle dönüyor ama nereye kadar? Bir de
artık indirimin sezonu kalmadı, yıl boyu
indirim politikası var. Bu da hem sektöre
olan güveni azaltıyor hem de finansal darboğaz yaratıyor.
HOBILERINIZ VAR MI?
Gençken çok fazla hobim vardı. Yabancı
şarkıları çok iyi bilirdim, hala da bilirim.
Türk sanat müziğini de çok severim ve
şarkıların hikayesiyle ilgilenir, bulmaya
çalışırım. Şimdi büyük hobim gezmek ve
yemek programları. Biraz da çiçeklere meraklıyım, hanımla beraber balkonda çiçek
ve sebze yetiştiriyoruz.
SEKTÖRE YÖNELIK DEVLET DESTEĞINDEN
YARARLANIYOR MUSUNUZ?
Fuarlarda KOSGEB desteği kullanıyoruz
ama onun dışında bir devlet desteği kul-
PEKI BÜTÜN BU YOĞUNLUĞA VE STRESE
RAĞMEN IŞ HAYATINA YENI GIRECEK OLAN
GENÇLERE SIZ NE TAVSIYE EDERSINIZ?
Şimdiki gençler imalat sektörüne girmeyi istemiyor, stresi sevmiyor. Sanırım
teknolojik aletler gençleri biraz tembelleştirdi, hazırcı hale getirdi. Bir de
eğitimdeki tek hedef üniversiteye girmek oldu. Elbette yeni diller öğrenmek,
kültür ve bilgi edinmek çok güzel. Ama
meslek liselerine yönelim çok az. Antep sanayisinin ve makine sektörünün
gelişmesinde bizim ustalarımızın çok
emeği var. Bugün o ustalar yanında çalıştıracak eleman bulamıyor, çünkü yeni
nesil torna makinesinde, cnc tezgahında
çalışmak istemiyor. Bu üzücü bir durum.
Hem yetişmiş eleman sıkıntısı hem de
kurumsallaşamama sıkıntısı var. Öte
yandan bu ayakkabı işine girecekseniz
araştırmayı sevmek çok önemli. Yeni kalıplar ve modellerle her sezon yeniden
bir iş kuruyor gibiyiz bu sektörde. Algıyı
geliştirmek önemli.
EGE TABAN
branching. For me, in any case, at least 10 days of
a month passes in İstanbul!
VEDAT
BARLIK
AS A MANUFACTURER FROM ANTEP, WHAT DO YOU
THINK ABOUT THE ATMOSPHERE , TRADE AND
BUSINESS RELATIONS IN İSTANBUL?
Of course, the trade method in İstanbul is different from our way of doing business. Because, the
customer audience that comes to İstanbul is very
diverse. Seeing this diversity, your perspective
against trade and business changes, improves. In
fact, you sometimes run into contradiction with
the customers in Anatolia because of this new
perspective.
PRESENT YOUTH IS UNABLE TO
WITHSTAND STRESS!
SO, DO YOU PARTICIPATE IN FAIRS?
We are participating in the fairs in İstanbul for 2-3
years. In the past, we also participated in the fairs
in Antep, but now the time doen’t fit . I like fair atmosphere and the contraction there very much.
Talking to the customers coming from abroad and
seeing their expectations is very interesting. You
see how they look at Turkey. Looking especially
from North Africa and Middle East, you notice
how Turkey proved itself in production field. The
centre of shoe business is Italy of course, but it
seems to me that Turkey takes the second place
after Italy. Recently, we made special sole to several companies that operates abroad. Being Turk-
COULD YOU BRIEFLY TELL US ABOUT YOUR
COMPANY?
This business is my father’s profession. My father got started on plastic business in 60’s. At
that time this was a very new site for Antep.
He produced plastic slippers, boots and shoes
completely. But the transition to the sole
business occurs in 1995. One day my father
goes to shoemakers site, one of our customers
says : ”It caught my attention. There are a lot
of shoemakers here in Antep, but there aren’t
any sole makers.” My dad is a complete entrepreneur! Two days later we find Özyılmaz Machine and buy sole machine from
İstanbul. In this way we got started
on sole business.
WHAT IS YOUR POINTS OF VIEW ABOUT THE FUTURE OF THE SECTOR?
As your quality improves, the customer mass also
change. From this point of view, I think the future
of the shoe sector is bright. The quality of Turkish
shoe is very good. However we have a problem of
marketing. Lately I saw in the stores in Moscow:
They have put our most qualified Turkish shoes
along with synthetic Chinese shoes on the same
shelf and they were selling both types with the
same price. I felt really sorry. As we produce
semi-product only, I have nothing to do about it.
But especially the marketing and image problem
of the shoe brands should be taken seriously, in
my opinion.
WHAT KIND OF THINGS DO YOU RECOMMEND TO
THE PEOPLE WHO WILL COME TO ANTEP?
Antep has really grown recently and became a
center. It takes a lot of people to itself in domestic
tourism as well. The people who came from other
cities know the places that I don’t know! Recently, various museums has been opened, very good
restoration works has been done. Antepp has a
very rich history that Jewish, Armenian, Turkish
people lived together. If you go on the weekend,
Sunday is the kebab day in antep for example, all
restaurants are full . Our only deficit is presentation. The kebab culture needs to be moved to
more decent places and the quality
must be increased.
YOU ARE TRAVELLING A LOT FOR
WORK. WHAT ARE YOUR FAVORITE
COUNTRIES AND CITIES?
I liked Rotterdam and Porto very
much. I was particularly fascinated by
old buildings in Porto. Rotterdam, on
the contrary, impressed me as it was
very modern.
WHAT KIND OF SOLES ARE YOU
PRODUCING , WHAT IS YOUR TARGET AUDIENCE?
We produce almost all kind of
soles. Neolith, polyurethane, thermo, rubber… We don’t have EVA
sole, but I don’t consider it necessary for the present. Domestic
market is problematic. The firms
that gave 1-year term checks 3-4
years ago, now gives 15-month
term checks. It is already a stressful job... Now it has been 2 years
since we opened our İstanbul Office. Here is the center of everything, it made our vision widened.
We also widen our target audience
day by day.
TURKISH SHOE QUALITY IS VERY NICE, BUT
WE HAVE MARKETING
PROBLEM
SO,WORKING WITH PALAMUT
GROUP HAS ADDED TO YOUR
BUSINESS WHAT ADVANTAGES?
We have been working with Palamut Group for 6-7 years. The only
production we buy from them is neolith. This
is a field that our firm is assertive. We supply
90 % material from them. Now, visual ity at
sole is at the forefront for example. Palamut
Group products certainly has added us a lot in
paint and color. We are working with Palamut Group with an annual contract. This product comes from the Far East, so it takes time.
We agree that we have the product at certain
times and the Palamut Group remains loyal
to the program. Until now,we haven’t had any
problem with Palamut Group in terms of business processes.
ish shoe sector, we have the advantage of price
and service. If you wish to make manufacturers
in Italy do such shoes, you have to bear all the
cost. But here it is advantageous as we make the
template and all preparation. Well, our quality is
already fine… All these are the result of 15-20
year time period of course. Turkish people are
now travelling, travelling around the world, learning a lot of things from everywhere. We notice the
tendency in the world more clearly as we travel.
SO, WHY EGE SOLE? WHAT DIFFERENTIATES YOU
FROM THE OTHER SOLE COMPANIES?
First, we care for customer needs and expectations. We do our best to meet the expectations
of our customers. But, this is not enough. We are
also observing our shortcomings and trying to
solve them.
WHEN YOU SEE THE
CUSTOMER DIVERSITY
IN İSTANBUL , YOUR PERSPECTIVE AGAINST BUSINESS AND TRADE EXPANDS
DO YOU HAVE NEW R&D INVESTMENTS?
Yes, we have detected some machines that probably make the products better . Our negotiations
about that machines continue. So far, we have
produced only man shoes. We want to produce
woman shoes as well, but first of all we have to
search that field. My character has an all-or-none
principle. For making the best of a job, and producing qualified products, I attach importance to
being well prepared just from the beginning.
DO YOU HAVE PLANS ABOUT INVESTMENTS
AND BRANCHING IN BUSINESS?
Our location in Antep is in the city center. We
will move to a bigger place in Organized Industry Zone. We are pleased with our İstanbul
branch,but we will have not a new work about
7
HOW DO THE FASHION TRENDS AFFECT FOOTWEAR INDUSTRY AND YOUR
PRODUCTION DECISIONS?
As a country, it cannot be said that
we have created our own fashion. We
adopt Italy style. We love more stylish models. For example, comfort and
convenience has importance for German people. Especially in man shoes, there is an
increase in the production towards comfort in Turkey, but we still generally prefer suit shoe style.
SO, DESPITE ALL THE STRESS, WHAT DO YOU RECOMMEND TO THE YOUNG PEOPLE WHO WILL NEWLY COME INTO BUSINESS LIFE?
Current youth doesn’t want to enter into manufacturing sector, doesn’t like stress. I guess the
technological tools make the youth a little lazy,
and they become prepared service lovers. Moreover, the only target in education is getting into
a university. Of course, learning new languages,
having culture and information are very good.
But the orientation to vocational schools is very
limited. Our masters has a big contribution at the
development of Antep industry and machine sector. Today, those masters can’t find any personnel
to teach them the work, because the new generation doesn’t want to work with lathe machine ,
cnc table. This is a tragic situation. You don’t have
qualified personnel and also you cannot institutionalize.
On the other hand, if you enter to this footwear
sector, loving search is very important. With new
shoetrees and models, we are like building business every season in this sector. Improving the
perception is important.
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
KAPAK KONUSU COVER STORY
MODADA PARLAMA SIRASI TÜRKİYE’DE
Dünyanın çeşitli bölgelerindeki endüstri devrimlerinden sonra oluşan, farklı sınıfların yaşam biçimlerini şekillendiren
standartların belirlenmesiyle ‘Trend’
olgusu kendini her alanda göstermeye
başladı. Hatta Amerika, endüstrisinin
gelişmesi için tüketiciye reklam kampanyalarında “Eski ürününüzü atın, biz
sizin için daha iyisini geliştirdik. Bunu
satın alın ki endüstrimiz gelişsin, ülkemiz büyüsün’ şeklindeki mesajları bolca
kullandı. Böyle bir teklifin devlet tarafından yapılması, arabadan ev eşyası ve
giyime kadar her sektörün gelişmesine
olanak sağladı.
Moda kavramı kabuk
değİştİrİyor.
Değİşİk coğrafyalara aİt
farklı kültürler, trend
belİrleyİcİ ülkelerde
moda olan unsurları kendİ
bünyesİnde yorumlayarak
kullanıyor,
moda globalleşİyor.
Türk tasarımcı ve üretİcİsİ
yeterlİ eğİtİm ve destekle
kendİ moda yolunu çİzmeye
karar verdİğİ anda,
genİş bİr pazar bİzİ beklİyor.
Pragmatik düşünceyle üretilen ürünler
Amerika’da alıcı bulurken, Avrupa ise
inşa edilen binalardan, araba ve giyim
eşyalarına kadar her alanda sanat akımlarına paralel gelişim gösteren, zamanın
moda trendleriyle örtüşen ürünler üretiyordu. Art Deco, Art Nouveau gibi akımlar Amerika, İngiltere ve Avrupa dışında
pek rağbet görmezken 1900’lü yıllarla
birlikte bu durum değişmeye başladı.
Hızla gelişen üretim yöntemleri ve yeni
keşfedilen malzemeler, tasarımcılara
geniş olanaklar sundu. 1960’larda hayatımıza giren plastik malzemeden bir çok
endüstri faydalandı. Bu yeni malzemeler beraberinde kendi trendlerini de getirdi. Endüstri ile paralel gelişen moda
kavramı 1980’li yılların sonuna kadar,
hiçbir endüstri ve moda dönemini taklit
etmeden, gelişti ve değişti. 1980 sonrası, geçmiş dönem kıyafetlerine gönderme yapan giyim endüstrisi halen bu
şekilde gelişim gösteriyor. Ayrıca üretim
yöntemlerinin teknoloji ile modernleşmesi, tasarımcılara sonsuz olanaklar tanıyor…
TÜRKİYE’DE MODA NASIL ŞEKİLLENİYOR
Ülkemizde yakın zamana kadar AR-GE
konusuna gereken ciddiyetle ele alınmaması ve kalıp masrafının çok maliyetli olması sebebiyle, üretici firmalar genellikle aynı yöntemi izliyordu:
Yurtdışında beğenilen ürünlerin satın
alınması ve tasarımcılarına ‘re-design’
yaptırılması.
Ancak bu durum sadece yeni tasarımların oluşmasını engellemekle kalmadı,
Türk tasarımcılarına da ciddi kısıtlamalar getirdi. Bugün gelinen noktada, birçok firma bu eski yöntemi bir kenara
atarak kendi tasarımlarını ortaya koyma
cesareti gösteriyor. Bu konudaki en büyük destek, endüstrisi gelişmekte olan
ülkemizin üretim koşullarında kalıp maliyetinin azaltılmasından geçiyor. İlgili
üreticilerin bu konuda daha açık görüşlü
davranması, firmalarını bir adım ileriye
götürerek yeni tasarımların üretimi konusunda daha ılımlı olmaları ve tasarım
gelişmezse endüstrinin de gelişemeyeceğini unutmamaları önem taşıyor.
Türkiye, yukarıda belirttiğimiz sebeplerden dolayı modayı takip etme konusunda çok da başarılı sayılmaz. Ancak
yerli tüketicinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek eksiklerin ve yerel trendlerin
tespiti konusunda kayda değer bir ba-
rum böyle. Örneğin Avrupa’da (İtalya
veya Fransa’da) malzemesi tamamen
kamuflaj desenli olarak üretilmiş bir
ayakkabı yüksek trend seyrederken,
Türkiye için çok yeni olması sebebiyle
satış kaygısı yaratabiliyor. Bu durumda
Türk ayakkabı firmalarının kreatif ekipleri bu cesur ve iddialı deseni, sadece
astar veya taban gibi malzemelerinde
kullanmayı tercih ediyor.
İşİn kuralı çok
basİT: tasarım
gelİşmezse
endüstrİ de
gelİşemİyor
EĞİTİM VE DESTEK ŞART
Ülkemizde, Moda Tasarımı konusunda
oldukça yaratıcı tasarımcı ve tasarımcı adayları var. Ancak tasarımcı olmak
için sadece çizebiliyor ve ürettirebiliyor olmak yetmiyor. Özellikle ayakkabı tasarımında; tasarımcı, ayakkabı kalıbı üzerine attığı her çizginin hesabını
verebilmeli. Çok kuvvetli bir Temel Sanat Eğitimi’nin yanında Heykel, Grafik
şarı gösteriyor. Çünkü moda dediğimiz
kavram, farklı coğrafyalara ait farklı
kültürlerin, trend belirleyici ülkelerde
moda olan her unsuru kendi bünyesinde yorumlayarak kullanıyor olmasıyla
globalleşiyor. Bizim ülkemizde de du-
8
ve Ergonomi konularında da bilgili olmalı. Aksi taktirde zaten Rönesans gibi
bir güzel sanatlar devrimi yaşamamış
olan toplumumuzda, tasarımcının gerçekten özgün ve yaratıcı olması beklenemez.
Fuarlara ve moda haftalarına katılımda
belli başlı isimler dışında, diğer yeni
tasarımcılara devlet desteğinin sınırlı olduğunu görüyoruz. Tasarımcımız,
kendi ismi ile markalaşmayı denerken,
yıllardır kendini yenileyemeyen aynı
tasarım grubunun arkasında yer alarak
eksiden başlıyor. Marka bir bebek gibi,
onu beslemek ve ayakta durana kadar
destek olmak gerekiyor. Bunun için
devletin yetenekli tasarımcılara desteğini belli başlı organizasyonlarda bir
kereliğine değil, daha kalıcı oluşumlarla sürekli bir şekilde vermesi gerekiyor.
BAĞIMSIZ BİR ATÖLYE
Yıllardır düzenlenen Moda Haftaları’nda, moda tasarımcılarımızın ikinci plana atıp en sona bıraktıkları ayakkabı ve
aksesuar tasarımı, bir çok global moda
evinin kazanç kaynağı. Oysa yeni ve
farklı bir oluşumla taze fikirlere ve tasarımlara yer açmak mümkün: Bağımsız
bir Ayakkabı&Aksesuar (Çanta vs.) Atölyesi ile ayakkabı ve/veya çanta tasarımcısı olmak isteyen yeteneklerin birlikte
çalışacağı bir ortam yaratılabilir. Burada
moda tasarımcılarının ayakkabı ve aksesuar eksiğini tamamlayacak koleksiyonlar hazırlanabilir, elde edilecek kazançla
atölye ayakta kalır. Böylelikle markalaşmış moda tasarımcıları da koleksiyonlarını daha kaliteli ayakkabı ve aksesuarlarla destekleme şansı bulur. Bunun
her iki taraf için de oldukça verimli olacağını düşünüyorum. Aksi taktirde bir
Ahmet BAYTAR
Divarese Tasarım Departmanı Direktörü
Divarese Design Department Manager
GELECEK VAAT
EDEN YENİ
TASARIMCILAR
Mimar Sinan Üniversitesi’nin Moda
ve Tekstil Tasarım Bölümü’nde, Ayakkabı ve Aksesuar tasarımı dersin
kapsamında ve çeşitli atölye çalışmalarında çok yetenekli ve yaratıcı
gençlere rastlamak mümkün. Bunlardan birisi ayakkabı tasarımcısı Bilge
Köprülü, bir diğeri ise moda tasarımcısı Önder Özkan.
Bu alanlarda gelecek vaat eden tasarımcılar olmasına rağmen, unutmamak gerekiyor ki deri grubu zor bir
grup. Özellikle ayakkabı, çabuk pes ettirebilen bir ürün. Hem zorlu bir imalat
süreci var hem de kalıplaşmış bakış
açılarıyla sürdürülüyor. Bu alanda usta-çırak ilişkisi daha fazla olduğu için,
okullu uzman olacak kişileri şimdilik
pek barındırmıyor. Zamanla bu problemi aşabilirsek, sektörel anlamda ivme
kazanacağımıza şüphe yok.
çok ülkeden daha büyük bir ayakkabı
üretim ve AR-GE potansiyeline sahip
ülkemizde gerçek ve kaliteli ayakkabı
ve aksesuar tasarımcıları yetişemez.
BİZDE İKİNCİ PLANA
ATILAN AYAKKABI
TASARIMI, DÜNYA
ÇAPINDAKİ
BİR ÇOK MODA
EVİNİN KAZANÇ
KAYNAĞI
9
Bize özgü unsurları kullanarak koleksiyon hazırlayan tasarımcılarımızın Avrupa’da beğenildiğini görüyoruz. Türkiye’deki firmaların Türk tasarımcılara
daha çok güvenmeleri ve ortak projelerle bir araya gelmesiyle, ülkemizin
moda konusunda trend belirleyici ülkeler arasına girmesi hiç de imkansız
görünmüyor.
Ayakkabı Tasarım konusunda uzmanlaşmış tasarımcıları incelediğinizde,
modellere tek tip ve tek renk kıyafet
giydirerek, hazırladıkları ürünleri öne
çıkartmak koşulu ile defileler hazırladıklarını görüyoruz. Ardından, bu
koleksiyonlar birer heykel gibi çeşitli
platformlarda sergileniyor. Böylelikle
koleksiyona değer katılıyor.
AYAKKABI AYRI BİR BRANŞ
Öncelikle şunu iyi ayırt etmek gerekli;
Moda ve Tekstil Tasarım ayrı, Ayakkabı ve Aksesuar Tasarım ayrı bir branş.
Her iki branşın tasarımcısı, birbirinden
oldukça farklı disiplinlerle eğitim alıp
kendini yetiştiriyor. Dünyaca ünlü tasarımcıları incelediğimizde de bunu görüyoruz: Sergio Rossi, Nicholas Kirkwood,
Christian Louboutin, Bruno Bordese, Giuseppe Zanotti gibi...
Bundan sonraki aşamada mağaza vitrinlerine, doğru PR ile giren ürünlerin müşteri tarafından beğenilip satın alınma
süreci de oldukça hızlanıyor. Markaların
reklam ve imaj bütçeleri hem markayı
görünür kılmak hem de marka algısını
sürekli pozitif tutmak için harcanıyor.
Örnek almamız gereken, tıkır tıkır işleyen bir yapı var ortada. Kurallar gayet
açık. Bize sadece cesur olmak ve sorumluluk almak kalıyor.
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
KAPAK KONUSU COVER STORY
GEZİ TRAVEL
TURKEY IS READY TO SHINE...
There is a good functioning structure available that we should follow. Rules are obvious AND WE HAVE
EVERTYHING TO SUCCEED. WE HAVE TO EDUCATE OUR TEAMS, be brave and take responsibility FOR OUR ORIGINAL DESIGNS.
BİRAZ DOĞU, BİRAZ BATI,
BİNLERCE GÜZELLİK…
İSTANBUL
ISTANBUL, WHICH IS ONE OF THE OLDEST SETTLEMENTS
WORLDWIDE, IS NOT ONLY ONE OF THE MOST CROWDED AND VIBRANT CITIES IN İSTANBUL WITH A
POPULATION OF 15 MILLION BUT ALSO OF EUROPE. ARE YOU READY TO DISCOVER?
DÜNYANıN EN ESKİ YERLEŞİMLERİNDEN BİRİ OLAN İSTANBUL, YAKLAŞıK 15 MİLYONLUK
NÜFUSUYLA SADECE TÜRKİYE’NİN DEĞİL AVRUPA’NıN DA EN KALABALıK VE EN RENKLİ
ŞEHİRLERİNDEN BİRİ. KEŞFETMEYE HAZıR MıSıNıZ?
Trend phenomenon became more and more visible after when life standards of people from different segments of society which were formed after worldwide industrial revolution were set.Yet,
in United States the message on “Dispose your
old stuff as we developed a brand new one for
you. Buy the new one so our nation prospers” was
widely used. As such offer was spoke out by the
state, many sectors of industry such as car manufacturing, housewares and clothing benefitted
from this thesis. While products manufactured
under pragmatic thesis were easily sold in States,
the profile was different in Europe as products
in construction, automotive and clothing sectors
which are consistent with contemporary trends
progressed in line with art trends were widely
sold.
Trends such as Art Deco and Art Nouveau were not
favorable outside States, UK or Europe but this
situation has changed by 1900s. Rapidly changing manufacturing methods and new developed
equipment created new opportunities to designers. Many segments of industry benefitted from
plastic material which became available since
1960s. As new materials became available, new
trends came along. The concept “trendy” progressed as industries developed and this progress
was unique and without replicating any type of
industry and fashion trend until the end of 1980s.
After this year, clothing industry which is referring to previous decades clothing style kept on
progressing. Moreover, as production procedures
HOW FASHION IS CHARACTERIZED IN TURKEY?
As R&D procedures and techniques in Turkey were
highly ignored recently and cast costs were high,
there has been common path followed by manufactures: “Buying appealing products from abroad
and redesigning them by designers”. Yet, this
path not only blocked innovative new designs but
also created substantial restrictions for Turkish
designers. But today, many manufacturers have
would not be enough. Especially for designing
shoes, designers should be accountable for any
sketches to be drawn for a single shoe. These people should have strong fundamental formation
on Basic Training on Art as well as on Sculpture,
Graphics and Ergonomics. Otherwise, it should
not be expected that designers in our society,
which has not experienced fine arts revolution
such as Renaissance, are to be creative and genuine. We have notified that government support for
designers participating in exhibitions excluding
some leading names is limited. While local new
innovative designers try to promote activities under his name, they fail to step forward as they get
stuck behind outdated design groups. We can say
a brand is like a baby, it is required to feed it and
support it until it stands on its own feet. In order
to do so, government should support talented designers not only once in some fairs but in more
permanent ways.
The rule Is sımple: if
design techniques don’t
develop, the industry
won’t develop either.
enough courage to create their own designs and
ignoring this outdated path. Greatest support on
this issue would be decreasing cost of cast within the context of our country’s manufacturing
environment. It is crucial that manufacturers are
to become more and more open-minded on this
issue and act in more mild-manner to create new
designs and they should keep in mind that if design techniques don’t develop, the industry won’t
develop either.
It would not be fair to say that Turkey succeeds in
keeping up the current trends because of aforementioned reasons. But, Turkey makes progress
in identification of local trends and shortcomings
in fulfilling needs of national customers. Because
concept of fashion can be global when different
cultures on various lands use all trendy aspects
of trend-setter countries after reviewing them by
their own character traits This is same as in our
country. For instance, when a pair of shoes, designed with pattern as camouflage military design
in Europe (in Italy or France) becomes trendy in
high level, this new product may encounter a hesitation to launch to the market by manufacturers.
In such a circumstance, creative design teams of
Turkish shoe manufacturers use such a valiant and
assertive pattern design for only sole or lining.
SHOE DESIGN THAT WE GIVE
SECONDARY IMPORTANCE
IS A MAJOR SOURCE OF
REVENUE FOR MANY
INTERNATIONAL FASHION
BRANDS
AN INDEPENDENT ATELIER
Shoe and accessories design, which is ignored
to second rank at sight by our fashion designers
during Fashion Weeks held for several years, is a
source of revenue for many houses of fashion. Yet,
by the help of an innovative structure, it would
be easy to support fresh ideas and designs: An
Independent Atelier for Shoe& Accessories. This
atelier may create an environment for new talents
who want to be a shoe and/or bad designer to
work together where new collections to support
REQUIREMENT OF TRAINING AND SUPPORT
In our country, there are many creative designers
or prospective designers available. But, in order
to be a designer, the ability to draw and produce
10
fashion designers to fulfill their needs on shoes
and accessories can be prepared generating its
own revenue to survive. This innovative idea may
also help to support high level of fashion designers by more quality shoes and accessories for
their own collections.
I think this idea is mutually beneficial for both
sides. Otherwise I regret to say that it is not possible that in our country which has a high potential
for production and research and development for
shoes rather than many countries, designers for
manufacturing real and with high quality shoes
can’t be trained. We have notified that our designers who use our nation’s own character traits for
their collections are easily adapted to Europe. It is
not difficult that our country becomes trend-setter for fashion when manufactures in Turkey come
together and rely on Turkish designers more.
SHOE MANUFACTURING IS ANOTHER DISCIPLINE
First distinctive matter is that we should separate Fashion and Textile Design from Shoes and
Accessories Design. Designers for each separate
group follow different courses and train themselves. When we analyze world famous designers
such as Sergio Rossi, Nicholas Kirkwood, Christian
Louboutin, Bruno Bordese, Giuseppe Zanotti; we
reach to this conclusion.
When we analyse designers who became expert
on Shoe Design, we notified that they prepare
fashion shows by dressing mannequins up with
sole type and color of dress and emphasize their
products. After these shows, these collections are
exhibited on different platforms as if they were
statues, adding value to collection. In the following stage, the pace of product to be purchased by
customer accelerates after installing items by the
help of correct PR. There is a good functioning
structure available that we should follow. Rules
are obvious. What we remain for us is the duty to
be brave and take responsibility.
Ahmet Baytar
SOME OF THE EAST, SOME OF THE
WEST, THOUSANDS OF BEAUTIES…
TARİHTE BİR YOLCULUK
Tarihe meraklıysanız işte size bir günde birçok zenginliği görme fırsatı verecek hareketli bir gezi rotası: Eski
İstanbul yüzlerce tarihi yapıya ev sahipliği yapıyor. Sultanahmet civarında onlarca camii, han, hamam ve pazar sizi bekliyor. Bu bölgede Osmanlı saray yaşantısına
tanıklık edebileceğiniz Topkapı Sarayı, Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edilen ve bugüne dek ayakta
kalan Ayasofya, İstanbul’un en büyük kapalı sarnıcı olan
Yerebatan Sarnıcı ve görkemli Sultanahmet Camii eşsiz
mimarileriyle mutlaka görmeniz gereken yapılar. Mısır
Çarşısı ve Kapalıçarşı ise alışveriş yapmak için ideal
noktalar. Günün yorgunluğunu atmak için geleneksel
mimarisiyle geç saatlere kadar hizmet veren Cağaloğlu
veya Çemberlitaş hamamını deneyebilirsiniz!
HISTORICAL JOURNEY
If you are interested in history, here is a vibrant journey route
that would allow you to see a number of treasures in one single
day: The old Istanbul is home to hundreds of historical structures. Around Sultanahmet, tens of mosques, inns, hamams and
bazaars are awaiting you. In this region, Topkapı Palace, where
you may witness the palace life during the Ottoman era, St. Sophia constructed during the Byzantine Empire and still remains
standing, Basilica Cistern, which is Istanbul’s largest indoors cistern and the magnificent Sultanahmet Mosque with its unique
architecture are among the structures that you have to see.
Spice Bazaar and Grand Bazaar are ideal points for shopping.
In order to get rest, you may try the hamams in Cağaloğlu and
Çemberlitaş built with traditional architecture, which provide
services until late into the night!
ŞEHRİN KALBİ BURADA ATIYOR
İstiklal Caddesi ve civarı, günün hiçbir saatinde bitmeyen yoğunluğuyla sizi de şaşırtacak! Yüzlerce kafe, restoran ve giyim mağazası, butik otelleri, dükkanları, sinema ve tiyatrolarıyla şehrin en renkli bölgesindesiniz.
Cihangir’e uzanıp bohem bir kafede kahvenizi yudumlayabilir, ya da Galata Kulesi’ne tırmanarak şehre bir de
yukardan bakabilirsiniz. Yine bu civarda bir diğer rota
ise Karaköy bölgesi. Fransız Geçidi civarındaki küçük
dükkan ve kafelerin yanı sıra, özellikle geleneksel meze,
zeytinyağlı ve balık çeşitleri için Karaköy Lokantası’nı
öneririz. Istanbul Modern Müzesi de çok yakınınızda.
Müzeyi gezmeye vaktiniz yoksa da restaurantında mükemmel bir manzara ve eşsiz lezzetler sizi bekliyor.
THE HEART OF THE CITY IS BEATING HERE
BOĞAZ’I GÖRMEDEN İSTANBUL’U GÖRMÜŞ SAYILMAZSINIZ!
Boğaz hattı üzerinde birçok semte uğrayan vapur seferleri Boğaz’ın güzelliklerine daha yakından bakmak
için harika bir fırsat! Osmanlı dönemindan kalma zarif
yalılar, ilginç hikayeleriyle sizi adeta bir masal alemine sürükleyecek. Boğaz semtlerinin mevsimlere göre
değişen bitki örtüsü ve renkleri, küçük iskeleleri ve
farklı lezzetleriyle unutulmaz bir yolculuk sizi bekliyor. Bol bol fotoğraf çekmeye hazırlanın! Hoş bir deniz yolculuğuyla şehrin karmaşasından uzaklaşmak
için, özellikle hafta içinde Prens Adaları’nı da ziyaret
edebilirsiniz. İstediğiniz bir adada faytonla tur atmak,
eski ve zarif köşklerle bezeli sokaklarda yürüyüş yapmak ve temiz havaya doymak için tüm bir günü ayırmakta fayda var.
YOU WILL NOT BE CONSIDERED AS HAVING SEEN ISTANBUL FULLY WITHOUT THE BOSPHORUS!
İstiklal Avenue and its surrounding area will astound you with its busy
and vibrant character at all hours of the day! You are in the most colourful part of the city with hundreds of cafés, restaurants and clothing stores, boutique hotels, shops, cinemas and theatres. If you wish,
you may go to Cihangir to take a sip of your coffee at a bohemian café
or you may go on the top floor of the Galata tower to look down at
the city. Another route is a newly developing region of the city, the
Karaköy district. You can visit the small stores and cafés around the
French Passage. Especially for traditional side dishes and for a variety
of fish, we would recommend Karaköy Lokantası. Whilst you are at the
seashore, Istanbul Modern Museum is really close. Even if you do not
have time to visit the museum, the finest delicacies will be awaiting
you at its restaurant accompanied with a perfect view.
Ferry lines that stop at a number of towns on the Bosphorus line
would be a great opportunity to take a closer look at the beauties of the Bosphorus! Graceful waterside mansions that date
back to the Ottoman era will take you to a dreamland with their
interesting stories. The flora and the colours of the Bosphorus
neighbourhoods that change with the seasons along with the
small piers and different tastes, a fantastic journey is waiting
for you. Get ready to take a lot of pictures! In order to get away
from the chaos of the city with a pleasant boat ride, you may
visit the Price islands particularly during the weekdays. You may
take a tour with a horse carriage on the island that you would
like to visit, you may walk in the streets full of old and elegant
mansions and in order to get fresh air, it would be good to spare
an entire day.
11
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
Röportaj INTERVIEW
Röportaj INTERVIEW
BARTOLI SPA
GIorgıo BARTOLI
EN İYİLERİN YANINDA HER YERDE VAROLMAK EN İYİ REKLAM ŞEKLİ!
BIZE KISACA ŞIRKETINIZDEN, ÜRÜNLERINIZDEN VE HIZMETLERINIZDEN BAHSEDEBILIR MISINIZ?
Bartoli SPA büyükbabamın büyükbabası tarafından 1894 yılında Lucca
şehrine yakın bir tepede, bir kağıt fabrikası sokağında kurulmuştur. Aslında
Bartoli bir kağıt fabrikası tesisidir, burada sanayi için çelikli taban astarı ve
fiber taban astarı üretmekteyiz. Asıl
ürünümüz, ayakkabı sanayi için taban
astarı fakat aynı zamanda kırtasiyeler
için mukavva, bavul ve birçok farklı
ürün için de destek üretmekteyiz. İkinci
Dünya Savaşı sonrasında, 1946 yılında,
büyükbabam Lucca’ya gelmeye karar
vermiş. Böylece yeni tesisi başlatmışlar, çünkü konum olarak tepede olmanın lojistik açıdan iyi olmadığının farkındaydı. 4 erkek çocuğu vardı ve ben
de biriydim. O zamanlarda, sadece bir
takım paketleme kağıtları üretiyorduk.
Sonrasında 60lı yıllarda aynı zamanda
mukavva üretimine başladık ve karton
ile ayak levhası üretimi de 70li yıllarda
başladı. Babam ve ben şirketi tamamen
elimize alıp yönetmeye karar verdik,
çünkü bahsi geçen zamanda şirketin
başka hissedarları da vardı. Fakat 1999
yılında, hisseleri satın alarak yolumuza
devam ettik. Maalesef, babamı 2005
yılında kaybettim dolayısıyla şirketin
yöneticiliğini şu anda tek başıma yürütüyorum.
kültürün tam ortasında yer almak. Her
zaman ürünlerimizi ve makinelerimizi
görmeye geldiklerini söylerler. Aslında bence sadece denetlemeye, şirketi
görmeye, çalışanları, faaliyetleri, her
şeyi görmeye geliyorlar. Dolayısıyla bu
iyi bir deneyim oluyor. Diğer yandan,
lojistik faaliyetlerimizi geliştirmek istiyoruz, çünkü ilk olarak şu anda Lucca’daki depo tesisimizi genişletmekteyiz. Aynı zamanda Çin’de bir antrepo
açıyoruz, bu antrepo Meksika’dan sonra ikinci olacak. Üçüncü de çok yakında
Hindistan’da açılarak müşterilere hızlı
hizmet vermemizi sağlayacak. Bartoli
ile iş yaptıkları zaman, insanların bizim
güvenilir bir şirket olduğumuzu hissetmeleri gerek. Bu bizim onlara aktarmak
istediğimiz duygu.
BARTOLI İLE İŞ
YAPTIKLARI ZAMAN,
İNSANLARIN
BİZİM GÜVENİLİR
BİR ŞİRKET
OLDUĞUMUZU
HİSSETMELERİNİ
İSTİYORUZ
AYAKKABI MODASINI, TRENDLERINI
YÖNLENDIREN BIR ÜLKEDE ÜRETIM
YAPMAK SIZI KALITEYI VE BEKLENTILERI GELIŞTIRMEK AÇISINDAN NE YÖNLERDE ETKILIYOR?
Bize çok yardımcı oluyor! Her şey bir
yana, Toskana yakınında, Lucca’dayız.
Ayakkabıcılık ve deri ürünler konusunda oldukça gelişmiş bir kültüre sahip
Floransa’ya, Arizzo gibi yerlere yakınız.
Çok gururluyuz çünkü buralardaki firmalardan derhal geri bildirim alıyoruz,
çünkü müşterilerimiz ürün ile günlük
bazda temas halindeler. Bu inanılmaz!
Taban astarları ayakkabı için üretiliyor.
Ve müşterilerimiz de bu ayakkabıları üreten fabrikalar. Ve sonrasında bu
ayakkabı astarlarını ayakkabı firmalarına satıyorlar. Dolayısıyla arada bir yerdeler. Bu yüzden Ferragamo, Dolce&Gabbana ve Jimmy Choo ve Toskana’da
üretim yapan diğer firmalar ile günlük
olarak temas halindeler. Yeni trendler
hakkında onlardan günlük olarak geri
bildirim alıyorum. Dolayısıyla bu bize
kesinlikle çok yardımcı oluyor. Bugünden bir sene içerisinde ne olacağını biliyoruz. Bu çok iyi!
ŞIRKETINIZIN GELECEĞINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ? MEVCUT OLARAK ÜRETTIKLERINIZ DIŞINDA YENI TEKNIK DENEMELERINIZ OLUYOR MU?
Hizmetler açısından, faaliyetlerimizi ve
şirketimizi iyileştirmek istiyoruz. Tabii
ki ürün odaklıyız ve dolayısıyla her seferinde, her yerde ürünlere çok fazla
yatırım yapmamız gerekiyor. Aslında,
son 8-10 yıl içerisinde, sadece lüks
segment için dört yeni ürün geliştirdik
ve bunlara yatırım yaptık ve bu ürünleri de Türkiye’de satmaktayız. Fakat,
aynı zamanda niş pazarda da yer almak
ve zirveye çıkmak istiyoruz. Günde
yaklaşık 70 ton üretim yapıyoruz, dolayısıyla her gün ayakkabı satmamız
gerekiyor fakat aynı zamanda önemli
oyuncular ile birlikte her yerde olmamız da gerekiyor. Bu en iyi reklam şekli!
Ucuz malzemeler, ucuz ürünlere yatırım yapmadık, çünkü bunun için pazarın dışında kalıyoruz. Dolayısıyla, doğal
olarak ürüne konsantre olduk. Fakat, bu
sırada lojistik ve nakliyat gibi servisler ile satış sonrası takiplerin daha da
önemli hale geldiğini fark ettik. Buna
çok önem veriyoruz. Birçok defa İtalya’da Prada, Ferragamo, Dolce & Gabbana gibi önemli markalardan ve birçok diğer marka tarafından ziyaretler
gerçekleştirildi. Gücümüz Toskana’da
12
İTALYA’DAN
SONRA İLK
OLARAK MALZEME
KALİTESİNİ
GELİŞTİREN ÜLKE
TÜRKİYE OLDU
TÜRKIYE’DEKI ÜRETIMI VE R&D KALITESINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ?
Fabrikada ilk olarak çalışmaya 90lı yılların başında başladım. O zamana kadar Türkiye’yi düşünmüyordum, çünkü
çok uzak görünüyordu. 1995 yılında
burada çalışmaya başladık ve doğrudan ve kişisel olarak takip ettiğim
ilk pazar oldu. Bu yüzden o zamanları
çok iyi hatırlıyoruz, sadece ikinci kalite malzeme ve küçük hacimlerde satış
yapıyorduk. Çok kısa bir süre içerisinde
birinci kalite malzemeleri büyük hacimlerde üretmeye başladık. Ve sonrasında kolayca sadece birinci kalite
malzeme üretmeye başladık ve her yıl
hacim gittikçe büyüdü. Büyük ihtimalle resmin tamamı tamamen değişmeye
10 yıl önce başladı. Ayakkabı tabanının
yapımından bunu görebiliyorduk, çünkü bu ayakkabının nihai kalitesini de
belirler. İtalya’dan sonra Akdeniz çev-
yahatlerinin sonuçlarını da görüyorum
ve ben de daha fazla seyahat etmeye
çalışıyorum!
resinde ilk olarak malzeme kalitesini
geliştiren ülke Türkiye oldu. Şimdi ise
pazarda yeni ve iyi bir şey varsa onu
burada bulabilirsiniz. Dolayısıyla kalite
gerçekten iyi. Bazen Palamut Group ile
birlikte buradaki diğer üreticilerin bazılarını ziyaret etme şansım oluyor ve
yeni, genç ve zeki insanlarla tanışıyorum. Gerçekten teknoloji düzeyleri ve
ayakkabı astarlarına dair teknik bilgileri oldukça yüksek.
MODA AKIMLARI SIZIN FAALIYETLERINI
VE GENEL OLARAK AYAKKABI ENDÜSTRISINI NASIL ETKILIYOR?
Çok fazla. Bu yüzden stratejik olarak
İtalya’da bulunduğum yerde, Toskana
civarında olmayı tercih ediyorum, çünkü burada büyük markalar ile iletişim
halindeyiz. Tabii ki moda malzemeyi
etkilemiyor. Fakat biz tuğla benzeri bir
ürün üretiyoruz. Kişiselleştirmiyoruz,
biz sadece çerçeveyi sağlıyoruz. Dolayısıyla moda sadece ayakkabıların
astar üreticilerini, stilistleri ve yüksek
topuk modelistlerini etkiliyor. Eskiden sadece yüksekti fakat şimdi aynı
zamanda ince olması gerekiyor. Dolayısıyla astarlarda daha fazla sertlik
gerekiyor. Sadece bu durumda malzememiz ile akımları izlememiz gerekmiyor, çünkü bizim malzememiz deri
ya da dış astar gibi değil. Ve
bu da çok büyük bir avantaj. Biz depomuza koyuyoruz ve siparişleri ‘Palamut
Group için bir konteyner
BARTOLI OLARAK SIZI DIĞER TABAN
ASTARI ÜRETICILERINDEN FARKLI KILAN ÖZELLIKLERINIZ NELERDIR?
İyi bir soru! Standart olarak verilen
makine kalitesi cevabından farklı bir
cevap verebilir miyim?! Ailemizin her
üyesinin bu işe yönelik olan tutkusu...
Son 10 yıl içerisinde, ayakkabı pazarı
gerçekten çok değişti. Aynı insanlarla
konuşuyorum fakat artık farklı şeyler
istiyorlar. Onların koşullarını karşılamamız ve pazarı takip etmemiz gerekiyor.
Rekabet gittikçe artıyor. Müşterilerimiz
gelişmeleri takip ediyor ve isteklerini
bu yönde artırıyorlar. Dolayısıyla bizim
de onlara ayak uydurmamız gerekiyor
ve bu ancak tutku ile mümkün olabilir...
PALAMUT GROUP MARKASI ILE ILGILI
DÜŞÜNCELERINIZ?
14 yıldır Palamut Group ile çalışmaktayız. Onların İtalya’daki ilk tedarikçileri idik. Ben şirketin gelişimini kişisel
olarak gördüm. Recep Bey Türkiye’deki
gelişmelerin farkındaydı ve dolayısıyla
bu büyük değişikliklere ayak uydurmayı başardı. Sadece kaliteyi geliştirmekle kalmadı aynı zamanda zeki insanlardan oluşan iyi bir ekip de kurdu.
Gerçekten bir ekip gibi çalışıyorlar. Birbirlerini destekliyorlar ve iyi sonuçlar
elde ediyorlar. Piyasadaki tüm detayları takip ediyorlar. Başka bir rekabet
avantajı ise her yere seyahat etmeleri.
80 ülkeden fazla ülke ile çalışıyoruz
fakat kendi başına veya ekibiyle bu
kadar seyahat eden başka bir dağıtımcımız yok! Ve seyahat ettiğiniz zaman,
kesinlikle gelişiyorsunuz. Neler olup
bittiğinin farkına varıyorsunuz, yeni
ürünler görüyorsunuz ve insanlar ile iyi
bağlantılar kuruyorsunuz. Onların se-
İŞINIZ DOLAYISIYLA ÇOK FAZLA SEYAHAT EDIYORSUNUZ. EN SEVDIĞINIZ
ÜLKE VE ŞEHIRLER HANGILERI?
İstanbul! Hatta burada, Bomonti’de
bir ev bile aldık. Haziran ayından beri,
İstanbul Pisa arasında direkt uçuşlar
başladı. Dolayısıyla sadece yaz için
olmadığını ve kış aylarında da devam
etmesini umuyorum, çünkü benim için
hem çok kolay oluyor hem de ekonomi
açısından çok iyi oluyor. Türk insanlarını çok seviyorum ve siyasetçileri de
takdir ediyorum çünkü ülkeyi tamamen
değiştirmeyi başardılar. Buraya her
geldiğimde, yeni bir şey görüyorum
ve en son geliştirilen kentsel projeler
hakkında bilgi alıyorum. Diğer yandan,
Lucca’daki Ticaret Odası’nın başkanıyım ve bu yeni İstanbul-Pisa rotası
sayesinde, kendi şehrimizi Lucca’yı da
İstanbul’da tanıtmak istiyorum. Türkler seyahat
etmeyi seviyorlar ve
Pisa bu açıdan iyi
bir seçim olabilir.
veya başka bir müşteri için bir konteyner üretmemiz gerekiyor’ şeklinde
sipariş alıyoruz. Bizim tek bir müşte-
HOBILERINIZ NELERDIR?
En sevdiğim hobim çocuklarım! Fakat
gerçek hobilerden bahsedersek, kayak
yapmayı ve avlanmayı seviyorum.
BOL BOL SEYAHAT
EDERSENİZ
KESİNLİKLE
GELİŞİRSİNİZ!
GENÇ IŞADAMLARINA NELER TAVSIYE
EDERSINIZ?
Gençken mümkün olduğu kadar dil öğrenmeleri. Biraz daha yaş ilerlediğinde
ise çok seyahat etmeleri. Benim için
seyahat etmek yereldeki insanları tanımak anlamına geliyor sadece müzeleri
görmek değil. Yerele daha fazla inmek
gerekiyor. Geçtiğimiz ay Ramazan’dı ve
ben de yemek yememe kuralına akşama kadar uydum. Geçen sefer yine Ramazan ayında burada olduğumda yaptığım gibi. Eğer Çin’e gidersem, sadece
Çin yemeği yiyorum. İtalyan restoranlarına gitmiyorum. Sadece Çin’deki
kişilerle kalmak, konuşmak ve sohbet
etmek istiyorum. İstanbul dışında Çin
ve Hindistan’ı çok seviyorum. Favori ülkelerim aynı zamanda bunlar.
ri depomuz var o yüzden akımlar bizi
ilgilendirmiyor. Bu kesinlikle bizim
stratejik avantajlarımızdan biri. Büyük
bir tesisimiz var, 15 bin metre kareden
fazla kapalı alan içeriyor ve burada
makinelerimiz ile depomuz yer alıyor.
Şimdi ise depomuzu büyütüyoruz. Yeni
bir 2000 metrekarelik depo inşa ediyo-
13
ruz böylece daha hızlı hizmet verebileceğiz.
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
EYLÜL
PALAMUT GROUP BÜLTEN BULLETIN • SEPTEMBER
2014
Röportaj INTERVIEW
MAKALE ARTICLE ____________________________________________
MARKAMI NASIL
KORURUM?
BARTOLI SPA
GIORGIO
BARTOLI
BEING EVERYWHERE AMONG THE TOP
GRADES IS THE BEST ADVERTISING!
COULD YOU BRIEFLY INTRODUCE US YOUR COMPANY, PRODUCTS AND SERVICES?
Bartoli SPA is founded by the grandfather of my
grandfather in 1894 near Lucca on a hill, where
there was a paper mill street. Actually Bartoli is
a paper mill facility, we’re producing shank board
and fibreboard for industry. Our main product is
shank board for footwear business but we’re doing
also some cardboard for stationary, some support
for abrasive disc, for luggage and so many others.
After the Second World War, in 1946 may grandfather decided to come to Lucca. So they have
started a new facility, because he understood being on the hill was not good for the logistics. He
had 4 boys and I am one of them. At that time we
were producing some packaging paper. Then we
started producing paperboards during the 60s,
and cardboard and shank board during the 70s.
My father and I decided to fully own and run the
company, because at that time there were some
other shareholders. However in 1999 we bought
the shares and continued alone. Regretfully I lost
my father in 2005 so now I’m alone as director.
WHEN THEY’RE DEALING
WITH BARTOLI PEOPLE
MUST FEEL US AS A SAFE
COMPANY
HOW DO YOU SEE THE FUTURE OF YOUR COMPANY? DO YOU HAVE ANY NEW TECHNICAL TRIES
OTHER THAN THE PROCESS YOU ALREADY PRODUCE?
In terms of services, we’d like to improve our
activities and our company. Of course we are
product oriented so we had to invest so much on
the product every time, everywhere. Actually we
studied and invested on four new items in the last
8-10 years, only for the high-end market, and we
sell all those items here in Turkey. However we
want to be also in the niche market, at the top of
the game. We produce around 70 tons per day, so
every day we must sell shoes but we must also
be everywhere among the top grades. That’s the
best advertising! We didn’t invest on the cheaper material, cheaper items, because we are out
of the market for that. So we naturally focus on
the product. However we realize that the services
like logistics and deliveries and follow-ups are
getting more and more important. We pay attention to that. Many times we receive visits from
the main brands from Italy, like Prada, Ferragamo,
Dolca&Gabbana or many others. Our strength is
being in Toscany, in the middle of this kind of culture. They always say that they come to see the
products and the machinery. Actually I think that
they come only to audit, to see the company, the
employees, the action and everything. So that’s
why it’s a good challenge. On the other hand,
we’re going to improve the logistics, because first
of all we’re now increasing our warehouse facility
in Lucca. We’re also opening a bonded warehouse
in China, it’s the second one after Mexico. The
third will be very soon in India to give a prompt
services to the customers. When they’re dealing
with Bartoli people must feel us as a safe company. That’s what we would like to transmit to them.
passion that every member of my family has for
this business... In the last 10 years the footwear
market has changed so much. I talk to the same
people but now they want different things. We
have to meet their requirements and follow the
market. Things are getting more and more competitive. Our clients follow the developments and
upgrade their demands. So we must be able to
keep up with them. And it wouldn’t be possible
without passion...
HOW DOES MANUFACTURING IN A COUNTRY THAT
DIRECTS THE SHOE TRENDS, THE FASHION, AFFECT YOU IN TERMS OF RAISING THE QUALITY AND
EXPECTATIONS?
It has helped us very much! Above all, we’re in Toscany, in Lucca. Near Florence, near Arizzo where
there is a very high culture of footwear and leather goods. We’re very proud because we receive
their feedback immediately, because our customers are in daily touch with the product. It’s unbelievable! Shank board is for insoles. And our customers are those factories that produce insoles.
And then they sell these insoles to the footwear
companies. They are in between. So they are daily
in touch with Ferragame, Dolce&Gabbana, Jimmy
Choo and all the others that produce in Toscany. I
receive daily feedback from them about the new
trends. So this is definitely very helpful for us. We
know from today what will happen in a year. This
is very good!
HOW ABOUT THE BRANDING OF PALAMUT GROUP?
It’s been 14 years that we’ve been working with
Palamut Group. I was their first supplier from Italy. I’ve personally seen the growth of the company. Mr. Recep understood what was going on in
Turkey and he managed to ride the big changes.
Not only he developed the quality but also established a good team of smart people. They are really a team. They support each other and they get
big results. They follow up all the details on the
market. Another competitive advantage is that
they travel everywhere. We work with more than
80 countries, but I don’t have any other distributor travelling by himself or with his team so much!
And if you travel you definitely grow up. You see
what’s going on around, you see the new products, and you have good connection with people.
I see the results of their constant travelling and I
try to travel more and more!
HOW DO YOU SEE TURKEY ABOUT THE PRODUCTION AND R&D QUALITY?
I started working in the factory at the beginning
of 90s. Until that time Turkey didn’t exist for me,
because it seemed so far away. We started working here in 1995 and it was the first market that I
followed up directly and personally. So I remember very well that at that time we only sold second
choice material and in small volume. Very soon
started bigger volume and first choice material.
Then easily only first choice, and the volume was
bigger and bigger every year. Probably it’s been
10 years that the whole picture started to change
completely. We can see that from the construction
of the insole, because it’s really speaks about the
quality of the final shoes. After Italy, around the
Mediterranean Sea Turkey was the first country
that upgraded the material quality. Now if there is
something new and very good on the market you
can find it here, they give it a try. Thus the quality
is really good. I visit some other manufacturers
here with Palamut Group and I meet new, young,
smart people. They really have high technology
and know-how on the insoles.
AFTER ITALY, TURKEY WAS
THE FIRST COUNTRY THAT
UPGRADED THE MATERIAL
QUALITY
HOW DO FASHION TRENDS INFLUENCE YOUR BUSINESS AND THE SHOE INDUSTRY IN GENERAL?
So much. That’s why strategically I prefer being
where I am now in Italy, around Toscany, in touch
with all big brands. Of course fashion doesn’t
affect the material. But we produce a commodity, like bricks. We don’t personalize it, we’re the
frame. So fashion only affects the line builder of
the shoes, the stylist and modelist for the high
heel. Before it was only high, but now it must also
be thin. So you need more and more rigidity on the
insoles. Only in that case, with our material, we do
not follow the trends, because our material is not
like an outsole or like the leather. And this is one
very big advantage. We put it in the warehouse
WHAT ARE THE QUALITIES THAT MAKE YOU
UNIQUE AS BARTOLI COMPARED TO OTHER FIBRE
MANUFACTURERS?
Good question! Can I give you a different answer than the standard machinery quality?! The
14
and when we receive some orders like ‘we have to
produce one container for Palamut Group or one
container for another customer’ I don’t care because I have only one customer warehouse. This
is absolutely one of the strategic advantages. We
have a big facility, more than 15.000 square meters covered where we have machinery and warehouse. What we’re increasing now is warehouse.
We’re building up another 2000 square meters
only for warehouse to give prompt services.
IF YOU TRAVEL A LOT
YOU DEFINITELY GROW UP!
YOU TRAVEL A GREAT DEAL DUE TO YOUR BUSINESS. WHICH ARE YOUR FAVOURITE COUNTRIES
AND CITIES?
İstanbul! We even bought a house here in Bomonti. Since June there is a direct flight from
Pisa to Istanbul. So I hope it is not only for summer and that it goes on in winter as well, because
this is very practical for me and also very good
for the economy. I like very much Turkish people and also politicians, because they manage
to change the country completely. Every time I
come here, I see something new, and I hear about
the latest urban projects. On the other hand, I’m
the president of the Chamber of Commerce in
Lucca. Because of this new route Istanbul-Pisa,
I’d like to promote our city Lucca, here in Istanbul. Turkish people like traveling and Pisa might
be a nice choice.
HAVE YOU GOT ANY HOBBIES?
My favourite hobbies are my kids! But as real
hobbies I like to ski and hunt.
WHAT WOULD YOU ADVISE TO YOUNG BUSINESSMEN?
When they are really young, to learn as many
languages as possible. When they are a little bit
older than really young, to travel a lot. Travel for
me, means to stay with local people, not to see
only the museums. You have to go deeper with
the local life. Today it’s Ramadan and I follow the
not eating rule until the evening as I did last year
when I was again here during Ramadan. If I go to
China, I only eat Chinese food. I do not go to the
Italian restaurants. I want to stay, to speak and
hang out with Chinese people only. Apart from
Istanbul, I like so much China and India. They are
my favourite countries as well.
Marka, yüzyıllardan beri farklı tacirlerin
mallarını ve hizmetlerini ayırt etmek
üzere kullanılıyor. Roma döneminde toprak kapların üzerlerine tacirlerin kendi
işaretlerini koymaları çok olağan bir uygulamaydı. 16. yüzyılın sonlarına doğru
mağaza sahipleri, yaygın bir şekilde ticaret konularını gösteren işaretler kullanmaya başladılar.1 Ancak günümüzdeki
anlamı ile markalar, Sanayi Devrimi’nden
sonra doğdu. Kanunlara göre günümüzde marka, çizimle görüntülenebilen ya
da benzer biçimde ifade edilebilen, çoğaltılabilen ve baskı yolu ile yayınlanabilen, bir teşebbüsün mal ve/veya hizmetlerini başka teşebbüslerin mal ve/
veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan bir işaret. Marka üzerindeki hak,
fikir ve sanat eserlerinden farklı olarak
şahsın yaratma gücü ile ortaya çıkmıyor.
Zira fikir ve sanat eserleri üzerindeki hak
yaratma olgusuyla doğuyor. Oysa bir işaretin marka olması için orijinal olması
gerekmediği gibi yeni ve estetik olması
da gerekmiyor.
Marka hakkı süreye bağlı bir hak. Markanın tescilinin sağladığı koruma süresi 10
yıl ile sınırlanıyor. Ancak bu süre, her 10
yıllın bitiminden itibaren10’ar yıllık dönemler halinde sınırsız şekilde yenilenebiliyor. Ancak marka hakkı üzerinde bulunan ülkesellik ilkesi markanın sadece
tescilli olduğu ülkede koruma altında olmasını ifade ediyor. Eğer markanız yurt
dışında da kullanılacak ise, kullanılacak
olan yabancı ülkelerde de tescil ettirilmesi gerekiyor.
Markalaşma süreci içerisinde harcanan
ekonomik ve fiili emek oldukça önemli
olduğundan, markanın korunması için
büyük çabalar harcanması da kaçınılmaz... Bu durumda Türk Hukukunda 556
KHK gereği markanın korunması yolu bulunuyor.
Marka hakkına yapılan en yaygın ihlaller:
1. Marka sahibinin izni olmaksızın,
markanın ambalaj veya benzer ürünlerde vs. kullanılması
2. Marka sahibinin izni olmaksızın,
markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek
3. Markanın taklit edildiğini bildiği
veya bilmesi gerektiği halde bu ürünleri satmak, dağıtmak, gümrük bölgesine
yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir
işlem veya kullanıma tabi tutmak veya
ticari amaçla elde bulundurmak
4. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla
verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya
bu hakları üçüncü kişilere devretmek
Yasalar markaları ve marka sahiplerini kapsamlı bir şekilde koruyor. Marka
sahibinin izni olmaksızın, markayı taklit ederek üretim yapan, satan, dağıtan
veya ticari amaçla elde bulunduran kişi,
hukuka aykırılığı gidermekle ve sebep
olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü.
Taklit markayı kullanmakta olan kişi de,
marka sahibinin söz konusu sahtecilikten kendisini haberdar etmesi halinde,
eğer talep gelirse, sebep olduğu zararı
tazmin etmek zorunda kalıyor.
Marka sahibi, marka hakkına tecavüzün
devamını önlemek üzere çeşitli tedbirlerin alınmasını, özellikle el koyulan ürünlerin üzerlerindeki markaların
silinmesini veya gerekirse ürünlerin
imhasını talep edebiliyor. Yasalar, marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine
verilen mahkeme kararının, masrafları
söz konusu kişi tarafından karşılanarak,
ilgililere tebliğ edilmesine ve kamuya
yayın yoluyla duyurulmasını da olanak
sağlıyor.
Marka hakkının korunmasına yönelik cezai yaptırımlara
göre:
• Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz
eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla
kadar hapis ve yirmi bin güne kadar
adli para cezası ile cezalandırılır.
• Marka koruması olan eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi
olmadan kaldıran kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne
kadar adli para cezasına hükmolunur.
• Yetkisi olmadığı halde başkasına
ait marka hakkı üzerinde satmak, devretmek, kiralamak veya rehnetmek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan
dört yıla kadar hapis ve beş bin güne
kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
be duplicated and published with printing, and it pro-
owner is supposed to remove the illegality and com-
vides to distinguish the goods and/or services of one
pensate the loss that he /she caused. The person who
enterprise from the goods and/or services of other en-
uses the imitation brand is obliged to compensate
terprise. The right on the brand doesn’t occur with the
the loss that he/she caused in the case that the brand
creation power of the person as opposed to intellectu-
owner inform him/her about the forgery in question,
al and artistic works. Because the right on the intellec-
if the demand comes. The brand owner can demand
tual and artistic works is born with the fact of creating
some precautions to take, deleting the brands espe-
.However a sign doesn’t need to be original, new and
cially on the arrested products , or amortization of the
aesthetic to become a brand.
products if necessary to prevent the continuation of
the trespass to the brand right. Regulations enable
Brand right is dependent on time. The protection time
the court judgement that is out of countenance of the
provided by the registration of brand is bounded by
person who infringes to the brand right to be served
10 years. But, this time can be renewed without any
to the assignors covering the costs by the person who
limit as the periods of 10 years beginning from the
is in question, and to be announced by publishing to
end of every 10 years. However the principle of ter-
public.
ritoriality on the the brand right expresses that the
must be registered also in the foreign countries where
According to the criminal sanctions
towards the protection of the brand
rights:
it will be used. Because the economic and actual work
•
that are spent in branding process are very important,
infringing to the brand right which belongs to some-
it is inevitable to spend very much effort on the pro-
one else by means of quotation or ambiguity ,presents
tection of the brand… In this situation, protection of
it for sale or sells it, is charged with prison sentence
the brand procedure exists in the Turkish Law Decree
from one year to 3 years and judicial fine up to twenty
556.
thousand days.
brand is under protection only in the country where
it is registered. If your brand will be used abroad, it
Tanımlanan suçlardan dolayı cezaya
hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şart koşuluyor. Tanımlanan bu suçların soruşturulması ve
kovuşturulması ise şikâyete bağlı olarak gerçekleştiriliyor. Taklit malı satışa
arz eden veya satan kişi, bu malı nereden temin ettiğini bildirerek üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş
mallara el konulmasını sağladığı takdirde, hakkında cezai işlem yapılmıyor.
The most common violations of
brand right:
1.
Using the brand in packaging or similar products
•
The person who produces goods or service by
Prison sentence from one year to three years
and judicial fine up to five thousand days are resolved
for the person who removes the signs that is put on
the packaging or goods that indicates the brand pro-
etc. without the permission of the brand owner.
tection without authorization.
2.
•
Duplicating the brand using the brand or some-
The person who makes saving by selling on
thing that is very similar to it which can not be distin-
someone else’s brand right, transfering, renting or
guished, without the permission of the brand owner.
putting in pledge is punished with prison sentence
3.
from 2 years to 4 years and judicial fine up to 5 thou-
Although it is known that the brand is duplicat-
ed or it is needed to be known, selling these products,
sand days.
distributing , putting it into the customs territory, sub-
Sonuç olarak markalaşma sürecini iyi
bilmek ve bu süreçteki haklarımızı en
iyi şekilde koruyabilmek, markalarımızın geleceği açısından hayati önem
taşıyor.
jecting it to an operation or usage which are approved
For adjudging penalty due to the defined offenses,
by customs or having it with trade purpose.
the brand is stipulated to be registered in Turkey. In-
4.
vestigation and prosecution of these defined offens-
Expanding the rights which are given by the
brand owner
with license without permission or
transferring these rights to third parties.
es are realized allied with the complaints. The person
who presents the imitation product for sale or sells
the product is not punished if he states where he got
Dipnot 1: Hamdi Yasaman, Marka Hukuku 556 Sayılı KHK Şerhi, Vedat Kitapçılık, İstanbul,2004,s.16,
HOW CAN I PROTECT MY BRAND?
Brand is used to distinguish the goods and services
that show the trade issues in a widespread manner.
of different traders for centuries. It was an ordinary
But, the brands with its current meaning were born
application for tradesman to put their signs on the
after the Industrial Revolution. According to the laws,
urns in the ancient Roman time. Towards the end of
the brand is a sign that can be viewed with drawings
the 16th century, shopkeepers began to use the signs
or that can be expressed in a similar manner, it can
Regulations protect the brands and brand owners
it and if he provides the produced goods to be dis-
inclusively. The person who make production by du-
trained. As a result, knowing the branding procedure
plicating the brand; sell, distribute or have it with
well, protecting our rights in this procedure ideally are
commercial purpose without permission of the brand
of vital importance in terms of brands’ future.
AV. SELİM BİLEN
15
Aydın&Aydın Avukatlık Ortaklığı
Aydın&Aydın Telif Hakları Marka Patent Ltd.Şti
Aydın&Aydın Attorney Partnership
Aydın&Aydın Copyright TrademarkPatent Limited Company
20 yıldır Dünyayı
ayağınıza getiriyoruz...
Palamut Group temsilciğini yaptığı
Dünya markalarıyla, ayakkabı yan sanayi
sektöründe 20. Yılında.
Bringing the world
to your feet for 20 years...
Palamut Group is in its 20th year in the
footwear sub-industry, with the World’s leading
brands it represents.
Palamut Group
Aymakoop Sanayi Sitesi A3 Blok
No:10 34306 İkitelli - İSTANBUL
444 1 662
[email protected]
www.palamutgroup.com.tr
Aymakoop Şube / Branch
Gedikpaşa Şube / Branch
Merter Şube / Branch
Nizip Caddesi Şube / Branch
GATEM Şube / Branch
China Office
Aymakoop Sanayi Sitesi
B-8 Blok No:23 34306
İkitelli - İSTANBUL
Tel
: +90 212 549 49 97
Fax : +90 212 549 88 39
Mimar Hayrettin Mah.
Gedikpaşa Cami Sokak,
Suat Bey İş Hanı No:16/A
Beyazıt - İSTANBUL
Tel
: +90 212 458 88 40
Fax : +90 212 458 89 58
Sancaktepe Sanayi Mahallesi
Sancak Sokak No: 24/B
Güngören - İSTANBUL
Tel
: +90 212 637 27 33
Fax : +90 212 637 17 34
Çakmak Mah.Nizip Cad.Şeker İş
Hanı No:110/4
Şehitkamil / Gaziantep
Tel
: +90 342 324 00 02
Fax : +90 342 324 00 72
GATEM Ayakkabıcılar San. Sit.
1.Ada C Blok No:3
Şehitkamil / Gaziantep
Tel
: +90 342 238 10 53
Fax : +90 342 238 10 54
[email protected]
[email protected]
[email protected]
Gater Trading Company
RM.602 Section 7,Xingchuang
Technical&Business Center No 89
Xing WUXI-CHONGAN 214000
Tel
: +86 510 858 420 26
Fax : +86 510 821 200 26
[email protected]
[email protected]
[email protected]
Author
Document
Category
Uncategorized
Views
3
File Size
3 011 KB
Tags
1/--pages
Report inappropriate content